..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yaşam hoştur, ölüm rahat ve huzurludur. Zor olan geçiştir. -Asimov
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Bayram Kaya




17 Ekim 2021
Kurucu İnşanın Temelindeki Kolektifi Oluşumlar 17  
Bayram Kaya
Nasip söylemi böylesi bir öznel bek raundun anlam zikri olmakla sömürücü amaca hizmet eder. Kolektif zenginliği kimi kişilere vermekle kimi kişilere mal sahipliğinin yolunu açıp, çokluğu da maldan mülkten yoksun kılan hileci ve tuzaklı söylemdir.


:DC:
Aşk, cinsellik, saygı, sevgi türü şeyler içine kolektif emek, kolektif yardım sokulamayan, paylaşılmayan nötr duygusal durumlardı. Bunları dıştan kişilerle sırdaşlıklarla paylaşımlarını, sürdürülebilirliklerini yapsak ta çok büyük oranda kişiseldi kolektif ortama olabildiğince nötr yansımalarla olmalıydı.

Kolektif yapı herkesle olan ve herkese olan durumla bir paylaşma ve paydaşlıktı. Köleci sistemdeki El mana anlayışı HERKESLE OLAN, HERKESİN PAYDAŞLIĞI arasına, HERKESLE OLMAYAN, HERKESİN OLMAYAN durum söyleminin zıddı duruma NASİP demekle, herkesle olan bilgiyi, öz göndergeli oluşu unutturup, herkesle olan paydaşlığın arasına NASİBİ, soktu.

Nasip (şans, kader, kısmet) kolektif gücü ve kolektif zenginlikleri seçilmiş kişilere mülk yapıcı anlam ve anlatımdı. Bu nedenle El mantıklı söylemdi. El de kurnaz kişilerin kolektif güç ve kolektif zenginlikler üzerine kurdukları mülk edinici hayalin simge temsilcisi söylemdi.

Nasip söylemi böylesi bir öznel bek raundun anlam zikri olmakla sömürücü amaca hizmet eder. Kolektif zenginliği kimi kişilere vermekle kimi kişilere mal sahipliğinin yolunu açıp, çokluğu da maldan mülkten yoksun kılan hileci ve tuzaklı söylemdir.

Nasip söylemini de El şöyle zikreder; " biz rızkı katımızda bir takdire göre dağıttık. Kiminize rızktan çok pay verdik. Kimine rızktan az pay verip, onların rızkını kıstık. Kiminizin rızkını da mal sahiplerinin üzerine saçtık ki onlar da çalışıp alın terleriyle kazansınlar diye " demektedir.

Bu söylemlerine de "siz bilmezsiniz ben bilirim. Bunlar hikmetli sözlerdir" demekle El; açık açık ezilen yığınların kötülüğün, dilenciliğin, darp, gasp, mal uğru laması nedeniyle öldürmelerin, ganimet ilgin vs. müsebbibidir.

El, görüldüğü gibi kolektif emekle herkese göre olan paylaşımın arasına herkesle olmayan söylem ve inandırma işine RIZK VERME demektedir. Bu söylemlerin tümü kolektif hafızaya, kolektif bilince, kolektif akla, kolektif inşa kuralı ile sürüp giden gerçekliğe aykırıdırlar.

Bu nedenle El, kolektif hafızaya karşı "siz bilmezsiniz ben bilirim" demekle; herkesle olan kolektif üretim ve kolektif paylaşım yapmaya "sapıklık" diyordu. Bu tür anlayışsa inşa ile Kenan metinleri içinde "El güldü" kavram sıklıkla geçer.

Ve El 'in mülk sahibi olucu soyut mana anlayışı, "İbrahim’in, İshak’ın gülme" seremonisi olan kutsal söylemle; kişisi sembolizm üzerinde billurlaştı. Böylece El 'in somut biçimi kişinin kendisinden anlaşılır olmasıyla, ortaya konmuştu.

El, mülk sahibi olan kişi tanımını ifade eden anlam yerine geçti. Böylece El 'i tasavvur etmek için söylenen El 'in onca anlatımı, onca tanıtımı; kişinin kendisinden yapacağı duyumlarla El 'e, zihinlerde anlaşılan bir eylem alanı açacaktı.

El 'e atıf edilen söylemler aslında o kişinin El olarak kendisini ifade eden çağrışıcılarla, o kişi El 'i söylüyordu. Kişiler anlatılanlarla El 'i anlıyorlardı. El de tasımcısı olan o kişiyi göreydi. İnsan biçimli antropoformist "El, ben kulumun zannına göreyim" diyordu. Böylece El 'i subliminal bir algıyla oluşan El tasımlarını inanırlar kişisinin özellikleriyle de anlıyorlardı.

Sonuçta El insan biçimli olmakla kişilerin kendisinden de bir parçaydı. El ben kulumu kendi ruhumdan üfürdüm" demekle insanı kendi parçası yapıp insanın kendi duyuşunu El 'i duymak olarak belirtiyordu. El ifadesi kişisi somutluk oldu. "El güldü" söyleminde; söyletenin, söyleyenle aynı kişi olmasının tarihselliği vardır.

El olan Rab "yaşlı İbrahim'e doğurganlığı bitmiş Sara'ya çocuk vereceğini" söyleyip "Gözünün gördüğü yeri sana ve zürriyetine verdim. Soyunu gökteki yıldızlar gibi çoğaltacağım" dediğinde de "İbrahim güler".

Çocuk doğurma yaşında olmayan Sara'nın çocuk doğuracak olması; hem bir ayrıcalıklı olmanın gülme memnuniyet ifadesiydi. Hem de akılcı sorgulamayla doğurgan olmayacak yaşta olanın nasıl doğurur olacağının şaşkınlık ifadesi gülmeydi.

Sara o günkü yasalara göre natidum bir kadındı. Doğurduğu çocuğu kocaya değil kutsal tapınağa veren bir kadındı. Sara İbrahim 'e çocuk vermediği için Sara'nın; köleci zaman içinde, eski yasalara göre davranmasına sara kısır diyorlardı.

Sara'nın İbrahim'e çocuk vermesi; doğacak çocuğun kolektif mirastan pay almasını değil de babanın çocuğa bırakacağı kişisi servetten pay alması öngörülüyordu. Bu anlatım köleci mirasa geçişi ifade eden sembolik anlatımdı.

Köleci anlayışlı bu tür sembolizm söylemli anlatımlar bir yandan geçiş dönemlerini anlatmayı önemseyip kutsarken; bir yandan da geçmişi yok sayan anlatım içindeydi. Sara'ya kısır demekle eski ittifakı yasadaki natidum kadın anlatımların üzerini örtüyordu.

Geçmiş kolektif süreci yok sayma nedenle Sara'nın kocaya çocuk vermeyen kadın olma tiplemesini Sara'nın kısırlığıyla söylüyordu. Ve geçiş dönemi içindeki bu tür anlatımların daha mucizeli oluşu da Sara'nın çok çok yaşlı olmasına rağmen çocuk doğuracağını söylemekle ifade ediyordu.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yaratıcılık 6
Kurucu İnşa Temelindeki Kolektifi Oluşumlar 33
Kurucu İnşa Temelindeki Kolektifi Oluşumlar 31
Kurucu İnşanın Temelindeki Kolektifi Oluşumlar 29
Yaratıcılık 2
İnsan Nasıl Ortaya Çıkmıştı? 5
Dört Durumla Ancak Teoloji 5
İnsan Nasıl Ortaya Çıkmıştı? 6
Üssel Devinmeli Köleci Açılımlar1
Kurucu İnşa Temelindeki Kolektifi Oluşumlar 25

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Sıradakinin Yıkılışı [Şiir]
Yaşamını Hiç Eden [Şiir]
İçimizdeki Yabancı [Şiir]
Darmadumanında [Şiir]
Küsmem Gam Elinde [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Emekli eğitimci. 1950 Mucur / Kırşehir doğumlu.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Bayram Kaya, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.