..E-posta: ifre:
zEdebiyat'a Üye Ol
Ska Sorulanlar
ifrenizi mi unuttunuz?..
Her devrim yokolup gidiyor ve peinden yalnzca yeni bir brokrasinin artklarn brakyor. -Kafka
iir
yk
roman
deneme
eletiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
yelik
Yazar Katlm
Yazar Ktphaneleri



u Anda Ne Yazyorsunuz?
nternet ve Yazarlk
Yazarlk Kaynaklar
Yazma Sreci
lk Roman
Kitap Yaynlatmak
Yeni Bir Dnya Dlemek
Niin Yazyorum?
Yazarlar Hakknda Her ey
Ben Bir Yazarm!
u An Ne Okuyorsunuz?
Tm balklar  


 


 

 




Arama Motoru

zEdebiyat > Roman > Tarihsel Roman > Hsrev zel




6 Kasm 2008
Tanr Dal Akkartal 2. Blm  
Kanhantu ve Rhtm Cinayetleri/Mahkeme Gverte sohbetleri

Hsrev zel


Sonra geyalarn hizmetinde, muhabbet ve elence faslna geiliyordu. Geyalar, hem yerel alglaryla mzik yapyor, hem de en zarif ve kvrak danslarn bu olaanst konuklar iin sunuyorlard. Bu masals uzak dou elentisinin tam ortasnda bulunulurken, verilen bir haberle kaptan dar kyordu.


:DABG:



GVERTE SOHBETLER

Ambarnda aylarca yetecek erzak depo edilmi olan gemi, kaptan Huan'n emriyle hemen demir alm, sekteye urayan yolculuk daha grkemli bir gemiyle yeniden balamt. Kaptan kprsnn yan banda, maun motiflerle ilenmi gvertesi olan gemi, kim bilir hangi zenginden gasp edilmi olmalyd. Gvertede zemine sabitletirilmi, yuvarlak ceviz masa ve onu evreleyen yumuak oturakl btn bir kanepe vard. Tamamen sedir kaplama duvarlarda gmme dolaplar ve ekmeceler bulunuyordu. Ayrca, alt katta birok deli kamara bulunup, bunlardan herkese bir tane dmekteydi. Huan, elan kaptan kprsnde gemiyi sevk ve idare ile megulken, Akkartal, Mirza ve Tao-Li gvertede a yama Taro'nun yapt ay servisini tadarak, sohbet ediyorlard. Bir ara dolap ve ekmeceleri merak eden yamak Taro, ortaya bin bir trl erez ile bir ka kutu keyif otu karyordu. Bunu gren Lama:

-Vay anasn be, bu herifler damak tadn olduu gibi, meer keyfilerini de biliyorlarm! Demekten kendini alamyordu. Sonra szlerine devamla;

-Hayatmda bylesine tantanal bir yolculuk yaptm hi hatrlamyorum. Bu Huan'n da ok houna gidecektir. Demi ve kutular iaret ederken keyifle glmt. Dmeni deneyimli bir tayfaya brakan Huan, sanki bunlar duymu gibi, gverte kapsnda belirmiti. Onu gren ierdekiler glerek, hep bir azdan:

- yi adam lafnn stne gelirmi! Kaptan glerek kanepeye otururken:
- Ya, demek benden bahis ediliyordu, bu ne eref? Tao-Li neeyle:
-u kutulardakine bir gz at, senden niye bahsetmi olduumuzu hemen anlarsn. Denileni yapan kaptan, inanamaz bir yzle;
-ans dediin ancak bu kadar olurdu yani. Dorusu, u hnzr Kato ehl-i keyif adamm. yi ki kendisini Forsa ba yapmz, ha! ha! ha!

Tao-Li:
- yi, gzel de, bakalm bunu yakp tttrmek iin bir alet de var mdr buralarda? Otlar bulan yamak, az sonra baka bir ekmeceden uzun sapl bir tr pipo karp, ortaya koyuyordu. Kaptan bunu grnce hepten keyiflenerek:

- te tamam aradmz ey. beyler, can eken buyurabilir artk!

Bunu derken herkesin yzne bakmt. Bu davete ilk icabet Tao-Li'den gelerek:

- Ben, tabii ki!


Onun hemen yannda oturmakta olduundan, bir aklama yapmak gerei duyan Mirza:
- Ben ahsen bu dhil, dinimizce men edilen keyif verici eyleri kullanmam.
Derken Akkartal'a dnmt. O ise, kendisini izlemekte olan kaptan ve Lamaya bakarak:
-Biz bunu belli an ve amalar iin, ama belli lde olmak kaydyla, kullanmakta bir mahzur grmeyiz. Siz balayn, belki sonra biz de itiyak duyarz.

Derken, kendisini bilhassa izlemekte olan kaptan ve Lamaya bakyordu. Kaptan:
- Bu ok iyi. ahsen u anmzn kutlanmaya ziyadesiyle deecei kansndaym. Fakat Mirza Be, ltfen bala ama, bir dinin insana keyif ve honutluk veren bu tr eyleri yasaklama gayesi nedir, diye sormadan edemiyorum.
Mirza:
- Asl gaye, insan salyla alakal olsa gerek. Ama bunu her halde en iyi bilen insan ve lemi yaratan yce Allah'tr. Bizim din kitabmz, Kurana- Kerimde bu ot deilse de, arap tr iecekler yasak saylp, bizler de buna neden, niin diye, tartmadan uyarz.

Kaptan buna hayretle:
- Buna sebep nedir, diye sorup, hi dnmeden, salt bir kitapta yle yazyor olmas sizin iin yeterli mi geliyor yani? Hayret!

Mirza ksaca:
- Evet.

Bu szleri herkes ilgiyle dinlemi, ama nce Tao-Li gr belirterek:

- Dorusu Mirza Be, ltfen kusura bakma, lakin bana kalrsa, tarafsz bir ahsn bakyla, siz Mslimler, eer gerekten dediiniz gibi yapyorsanz, ar dzeyde teslimiyeti ve gz bal inanmaktasnz bu kitapta yazlanlara. Oysa bence makul dstur; bir eyin ifrat veya tefritinin zararl olduudur.

Konumasn kesen Tao-Li, Mirza'nn tepkisini beklemiti. Fakat onun cevap vermee yeltenmediini grnce devamla:

-Sonra, bu kesin gveni neye dayanarak duyup, nasl byle kabulleniyorsunuz, bunu normal bir insann akl ve mantyla badatrmak mmkn m? Din kitabnz geri hi grp, okumu deilim, ama sanrm bu kitabn orijinal nshas dorudan gkten inmi olup, lisan btn insanlarca, kendiliinden anlalan ve daha nce yeryznde bulunan hi bir dile benzemeyen bir yap ve ierikte olsa gerek. yle mi sahi o da?

Mirza glmseyerek:

- Hayr, o kitabn ihtiva ettii kelam Allah, Resulnn gnlne hususi bir ilhamla intikal ettirmi olup, lafz onun azndan dklerek meydana kmtr. Bu daha sonra hem hafzlarca aynen ezberlenmi, hem de Arap lisan ve yazsyla oaltlarak, deri sayfal kitaplara geirilip, son halini almtr.

Kaptan:

- Tao-Li dostumuzun tarif ettii gibi deil bu ama? Mirza:
- Evet, yle deildir. Tao-Li:
-Fakat Mirza Be, az nce dediiniz trde bir tavr ve dstur iinde olarak, ieriine uyulacak olan bir kitabn nasl ve nereden gelmesi gerektiini akladk, oysa sizinki de yap ve ortaya k tarzyla dier kitaplardan farkl deilmi. Hal byle iken, hangi farkl sebepten tr ona byle uyar ve iman edebilirsiniz? Hem ne malum menein doru, iinde geenlerin hak ve hakikate uygun olduu? En nemlisi de, bu sorular sormak dahi sizce abes saylacana gre, sorusuz da cevap olmayaca malum, sizler nasl olur da kii olarak daha "Bizler akl ve irade sahibiyiz" diyebilirsiniz, anlayamyorum. nk insan, bir ifade veya iddiay nce sorgulayp, akl, mantk ve tabii duyularyla, denenmi malumatlarla kyaslar, ancak ondan sonra vaki olduuna inanr. Biz bunu byle biliriz. Akl sahibi birey olarak inanman hakiki dsturu bu deil midir?
Mirza:
- Fakat dostum, sizin tanmladnz tr ve ekilde baka bir kitap gelmediine ve asla da gelemeyeceine gre, bu kitab gerek Allah kelam olarak kabul ediimizi, inanmasanz dahi, anlamanz gerekmez mi? Dier ilk mesele hakknda ise, yani iki imenin haram saylmas hususu. arap denen iki slam'n Mekke devri esnasnda da serbest imi, ancak daha sonra, Medine devrinde bunun zararlar kantlannca yasaklanmtr. Kime ve neye istinaden bu gven, sorunuza cevaben ise; bu kitabn insan diliyle ifadeletirilmesinde vasta olan kiinin, daha o Resul olmadan nce bile " Elemin " sfatna layk grld iin, diyeceim.

Tao-Li:
- Sayn dostum, siz ayet, "Ben ahsen, hi bir sebebe dayanmasa bile, bunlar kullanmam" deseniz daha muteber gelirdi bana. Ama tutup bunu yce Yaratan'a balayarak, "nk O byle istiyor" derseniz, o zaman ben de hakl olarak, buna, ne malum, derim. nk bizim lisanmz da kukusuz ki, her lisan gibi, yce Yaratan'n bir baka vehesi olup, yce Yaratan bunda baka trl ifade ediyor kendisini ve bizim kitabmzla sizinki eliiyor, der ve tabii ki kendi kitabmzda yazlanlara gre amel ederim.
Mirza:
- Kuranda, o dediiniz manada bir ayet vardr ve bunda denir ki; " Sizin kitabnz size, bizim kitabmz bize ".

Mirzann bu szleri karsnda artk ona bir ey demeyen Tao-Li, Akkartal'a dnerek:
- Sayn Akkartal, bu konuulanlara dair siz ne dersiniz? Akkartal:
- Sizi dinledik ve Mirza yoldamz; "Bu konuyu artk tartmayalm" diye anlyorum. Herkesin grne, ahsi inan ve kanaatlerine sayg gstermek bence nezaket ve uygarlk icabdr. O nedenle, bunu tenkit etmek yerine, dilerseniz bu konularn bizim tresel inancmzdaki yerlerine deineyim. Ne dersiniz?
- Tabii, ltfen!
Akkartal bu genel arzuya icabetten:
- Mirza dostumuz ile daha nce de konumutuk. Sizlerle bu ilk olacak. Szlerimin banda unu belirtmek isterim ki; benim inanmak konusundaki dsturum, Tao- Li yoldamzn ifade ettikleriyle hayli benzemektedir. Dedikten sonra bir fincanda, taze servis edilmi trl, leziz aydan bir yudum daha alan Akkartal, geri yaslanarak szlerine yle devam eder:
- Biz, her eyden nce, yce yaratc Gk tanry iimizde ve dmzda, var biliriz. Sizler, yce Yaratcy nasl tanmlarsnz bilmem, lakin biz onu yle tanr ve kabul ederiz: O tek bana tam, biz tek iken yarm olup, ancak ift isek bir ve tam oluruz. En yce Yaratc olarak o, ncesiz ve sonrasz, biz gemii ve gelecei olanz. O mutlak ve grecesiz var olan, biz ona gre var olanz. Onun ncesi bize mehul, bizim ncemiz ise yle bilinir; Tanr beldesinde, neredeyse bir hi "kokusuz, renksiz, ekil ve arlksz" iken; O'nun dilemesi ve yaratma sanatyla bir top k olup, yeryzne inmi, yerin tabiatla birleerek deiip, endam- vcut sahibi birer yeryz kiisi olmuuz. O'nu bilir, bakasn bilmeyiz biz.

Szlerine bylece ara veren Akkartal, dinleyenlerin gr belirtmelerine mahal vermek iin, bekleyen ayn yudumluyordu.

lk olarak Tao-Li :
- Sayn Akkartal, sanrm bunlar, trenize has temel ilkeler ve nezdiniz deki yorumlaryd?

Akkartal:
- Aynen yledir dostum. Tao-Li szlerine devamla;
- Bizleri dahi kuatan bu geni boyutlu ifadelere hakikaten hayran kaldk. Bir insan, bir millet, lah karsnda kendisini ancak byle tanr ve tantabilirdi. Bizler dahi kendimizi ayn ilh kaynaktan ve ona bal olarak kabul eder, onu ifade tarzmz az ok farkl olsa da, neticede ayn sonuca varrz. Diyordu.

Umum hesabna konutuu halde, ona itiraz eden olmay, bu grn herkese paylaldna iaret ediyordu.
Nitekim sz alan Mirza:
- Sayn Akkartal, bu ifadeler gerekten gzel ve makul, ancak, sizin trenizde toplumsal bir nizam ve dzene dair izahat ve kaideler bulunmaz m?
Akkartal:
- Var kukusuz. Lakin, bilhassa sormak istediiniz bir konu varsa, bunu aka sorabilirsiniz.
Mirza:
- Evet, haram, helal, farz, vacip ve mekruh diye saylan birok davran lt var bizde, sizde yok mudur?

Akkartal saylan bu liste karsnda mtebessim:

- Aziz dostum, biz ksaca kt, irkin ve zararl olan eylere dikkat eder, bunlar yapmamaa zen gsterirken, iyi ve gzele dair ne varsa, bunlar yaamak, yaatmak yanlsyz. Bizde, hayatn yaanmasnda akl sahibi her birey iin genel dstur; insann kendi kendisine ve bakalarna zarar veren btn tutum ve davranlar ret edilir. Ayrca ilke olarak; sana yaplmasn istemediin bir eyi, sen de bakalarna yapma, dsturu geerlidir. Burada duraksayan Akkartal, demin balayan konuya deinmek iin de: nsan ser-ho edip, keyif veren eylere gelince; bunlar ahsi zgrlkler dhilinde saylp, serbest olmalarna karn, akl dengeyi zaafa uratacak denli ar kullanmlar "Ktye kullanmak" diye niteler, bunu yapanlara ho bakmaz, hatta ret ederiz.

Onlar bu minval zere konuurken, akam karanl basyordu. eri gelen dmenci, kaptann daima urad ada ehri Kanhantu'ya yaklald haberini veriyordu. Denizler lkesi'ne sefer yapan gemilerin nemli bir urak yeri olan Kanhantu, geni bir limana sahipti. Bunun zerine kaptan yanndakilere:

- Dostlarm, nihayet Kanhantu'ya varmak zereyiz. Buray yakndan grmenizi salk veririm. Hem, eski forsalar indirir, salveririz, ne dersiniz?

- Gemici meyhanelerinin ok olduu bu limanda genellikle hr gr olur. Ben istirahat yeliyorum.

Diyen Tao-Li olmu, ekseriyet olumlu yant verip, Akkartal ve dierleri karaya kacaklard. Tayfalar her zaman olduu gibi, meyhanelere uramak istiyorlard. Buras hakikaten ilgin bir yerdi. Doal yaps, ku bak ve srrealist yorumla; srt st yatan devasa bir insan andran Kanhantu'ya giriyorlard. Ada adeta, bacaklarndan biri ileri uzanm, dier diz bir tepe yaratacak ekilde yukar kvrk, ayan olduu yer kayalk ve kollar yanlara ak yatan devasa bir adam andryordu. Liman, temsili bacaklarn arasnda yer alyordu. Sol dizin oluturduu tepenin stnde deniz feneri vard. Ahap evler bu tepenin hemen yanlar dibinde ve onlarn nnde, iskeleyi kasabaya balayan kumlu bir yol ile genie meydanlk bulunuyordu. leri uzatlm sa bacan ayakucunda ise baka bir fener kuruluydu. Sa baca oluturan ksmn iki yan boyunca uzanan kumsal vard. Bunun az gerisine, gemicilere hizmet veren bir sr bina ve dkknlar sralanmt.

KANHANTU CNAYET

Kanhantu bir Daimyo tarafndan ynetiliyordu. Daimyolar Denizler lkesi krallna bal Dere beylikler olarak, kkl hanedanlard ve bunlar lkeyi fiilen yneten ogun'a balydlar. ogun bu Dere beyiler tarafndan seilen ve krala bal olarak alan en yksek dereceli amir idi. Limana, yeni batmakta olan gnein hemen ardndan giren gemi, sahilden grenlerin telalanmalarna sebep olmu gibiydi. Nitekim az sonra rhtm silahl samurailer doldurmutu. Daimyo'nun maal askerleri olan samurailer, iki tekneyle gemiye doru hareket etmee hazr, bekliyorlard. Bu arada gvertede bulunanlar da dar km, limanda ki bu olaan d hareketlilii hayretle izliyorlard.

Tao-Li glerek:

- Bu da nesi kaptan? Seninkiler bizi enlikle karlamak niyetindeler gibi grnyorlar.

Kaptan ararak:
- Dorusu, bunlarn halini hi beenmedim. Bamz samurailerle derde girmese bari.
Derken, kamarasna gemek zere olan Tao-Li'ye bakyordu. Onun bu duruma bir yorum getirmesini umar gibiydi. Tao-Li kahkahayla glerek:
- Bunda anlalmayacak ne var, baksana u orta direkte dalgalanan bayraa dostum! Bu durumda bizi, buray basmaya gelen korsanlar sanmalarnda alacak ne var?

Bunun zerine Kaptan glerek:

- Evet haklsn, onu indirmeyi nedense hi akl eden olmam. Ama telaa gerek yok artk, bunlarn ou bizi tanr, sanrm birazdan durumu izah ederiz.

Derken, az sonra gemiden iki filika denize indirilip, korsan bayra diree trmanan bir tayfa tarafndan sklerek, aa atlyordu. Filikalar, rhtm doldurmu olan samurailere doru hzla yol alrken, btn bunlar kenardan izleyen siviller merakla bekleiyordu. Nitekim yaplan grme sonucu durum aklanm gibiydi. Her eye ramen, kendini Daimyo karsnda salama almak isteyen samurai reisi gemiye gitmi ve gerei grmek istemiti. Zira bu ona inanlmaz geliyordu, Kato ve adamlarnn kree bal olduklarn grerek, ikna olmu, bu haberi Daimyo'ya bizzat iletecekti.

ok gemeden olay duyan kasaba halk limana akn etmi; denizcilerin korkulu ryas korsanlar yakalamakla kalmayp, kree balayan kahramanlar yakndan grmek istiyor, bunun iin sabrszlanyordu.

Derken Daimyo, kaptan ve arkadalarn konana davet ediyor, onlar, bu kendi iin ayr bir nemi haiz olaydan tr, kutlamak istiyordu. Dbkey, alak bir masada oturmakta olan Daimyo, kaln kal yuvarlak ehreli, seyrek dili bir adamd. Akkartal ve arkadalar onun masasna soldan komu baka bir masada yer almlard. nce kaptan bu olayla ilgili sorulanlar cevaplam, sonra Daimyo:
- Hametli Kralmz Tamuro bunu duyunca ok memnun olacaktr. ogun Hideyoi ve adamlar, bunu kendileri yapamadklar iin, daha ziyade kskanacaktr. Bylece ehrimiz btn lkede tannacaktr. Bu nedenle sizlere ayrca teekkr etmek istiyorum. Diyordu.

Sonra geyalarn hizmetinde, muhabbet ve elence faslna geiliyordu. Geyalar, hem yerel alglaryla mzik yapyor, hem de en zarif ve kvrak danslarn bu olaanst konuklar iin sunuyorlard. Bu masals uzak dou elentisinin tam ortasnda bulunulurken, verilen bir haberle kaptan dar kyordu. Haberi getiren tayfalardan biriydi. Dediine gre; Takimo bir cinayete kurban gitmiti. Kaptan dnp, bu haberi ieridekilere aktardnda, Daimyo failin bulunup, derhal yakalanmas emrini vermi, hafiye samurailer harekete gemiti. Bu olay karsnda Akkartal herkesten farkl mlahazalar yaparak, daha ncesinde olanlarla balant kurup, kendine yle soruyordu; "ldrlen neden bir bakas deil de Takimo ve buna sebep nedir?" Bu arada kaptan tekrar dar km, olay dier tayfalardan sormak istiyordu. Akkartal iin ayrca dikkate deer bir husus da, Tamuro ismini Kral sfatyla birlikte ilk defa duymu olmasyd. Buna hayret etmi, ama belli etmemiti. Tand Tamuro ile bu ahsn ayn kii olup olmad henz mehul ve merak konusuydu. Bunun iin Daimyo'ya, mmknse, Kral Tamuro'nun bir tanmn rica etmiti. Bunu memnuniyetle yapan Daimyo, aka vnrken, ilk nce onun stn bir kl ustas olduundan dem vuruyordu. Akkartal bu anlatlanlar belli belirsiz bir tebessmle izliyor ve merak giderek artyordu. Bundan baka bir soru da Yeil Ejder Adas hakknda sormu ve ald cevap onu bsbtn meraka sevk etmiti. Ancak Daimyo, Tamuro ile ilgili kt bir durumdan kesinlikle sz etmiyordu. Aksine, kraln byk adann Kuzey-batnsnda yer alan Bakent Edo'da bulunan saraynda olup, ailesiyle birlikte mutlu bir hayat srdnden bahsediyordu. Bu arada, iin iinde kt emeller peinde olan bir bycden sz edildiini de ilk kez duyuyordu. Bylece kafasndaki dnceler yava yava daha makul bir ekil ve gerekeye balanmaa balayp, bu konuda Kato'ya da baz eyler sormak istiyordu. Acaba onun bu Zungo denen adamla bir alakas var myd? Suikast sonucu len Takimoya ayn soruyu sormak ne yazk ki, artk mmkn deildi.

Daimyo'nun anlay gstermesiyle hemen konaktan ayrlan Akkartal, gemiye dnp, Kato'yu artarak, onunla grmt. Fakat ondan rendikleri Daimyo'nun dediklerinden farkl eyler olmayp, bycyle de hi ii olmadn sylyordu. Farkl olan sadece Zungo'nun adas ve burada bulunan kalesine dair yzeysel bilgilerdi. Bu srada yannda bulunan kaptann sormas zerine, grm olduu o tuhaf d ve yolculuunun asl gayesini zetle anlatm, sonra da:
- te byle Kaptan, buralara kadar geliim, sanrm imdi daha iyi anlalmtr.
- Hmm, ok iyi anlyorum. Bunu ben de ok merak etmee baladm. Keke daha nce bahsetmi olsaydn. Belki o lmeden nce, bu konuda Takimo'dan daha fazla ey renebilirdik. imdi Takimo'yu kimin ve niin ldrdn bulmalyz. Belki o, her kim ise, bulunursa, bize daha aklayc eyler syler. Bu arada ayrca umalm ki, samurailer faili bulup, biz sorgulayamadan nce idam etmeseler onu.

- Haklsn, onun iin hemen harekete gemeli. Fakat daha nce Takimo'yu gren varsa, bulup, onlar sorgulamak gerek.

- Evet var, onu meyhanede bir kadn ve bir adamla konuurken grdn syleyen Yokuta'y hemen artaym.

Derken, kaptan dar kyordu. Yokuta tayfalardan biri olup, az sonra gelerek, sorulanlar yantlamt. Dediine gre; son olarak Takimo, krmz giysili, gen ve gzel bir kadn ve zayf, uzun boylu, siyah pelerinli bir adamla barda konumu. Sonra onlarla dar km. Biraz sonra tekrar ieri geldiinde ise surat ask ve asabilikle, ard ardna saki (o yre has alkoll iki) iip, gene dar km. Bir sre sonra ise onu, srtndan baklanm olarak, bir kaykta yatar bulmular. Bunlar dinleyen kaptan ve Akkartal tekrar rhtma kp, gelip geenlerden eklleri tanmlanan tipte kadn ve adam sormulard. Fakat bilen, tanyan kimse yoktu. Daha sonra Mirza ve Lama gelmi, aramay drt ayr koldan srdrmee karar verip, sonra gene ayn noktada bulumak zere ayrlmlard.

Bana gmi pamuktan bir atk dolayp, gk kubbeyi gneten teslim almln azametini yaayan hleli dolunay, etraf kesif uaya gark ederken, yerdeki her nesneyi glge atar duruma getiriyordu. Bu srada Akkartal, sa tarafna kayalk tepeyi alm, onun eteinden gerilere doru gidiyordu. Bu yol onu, tepenin arkaya den yamacnda bir kulbenin glgede kalan nnde, duvar dibine bada kurmu, kopuza benzer, telli algsyla ili ezgiler alan yal bir adamn yanna getiriyordu. Bir lahza durup, onu izlemi, ihtiyar adamn bu ay konserine bir an ara vermesinden yararlanarak;

- Ozan baba, ok ili alyorsun. Yoksa sen de buralarda gurbette misin?

Derken, yal ozan Akkartal'n sesinde ki itenlii tutarak, yumuak ses tonuyla ona cevaben:

- yle saylr evladm, kimim kimsem yok buralarda, kendi halinde gezen bir seyyahm ben.

- Ozan baba, acep sana bir ey sorsam cevaplar mydn? Hem buna karlk olarak sana bir de gm derdim.

- Onun sz m olur, soracan her neyse bir sor, insaniyet namna, cevap verelim biliyorsak, ey evladm.

Akkartal sz konusu sanklara dair ekli verir vermez, irkilen yal ozan:

- Onlar aryorsun demek. Evet grdm, imdi sana, uzak dur onlardan, desem, dinleyecee pek benzemiyorsun!
Derken, bunu sylemekte tereddt ediyordu. Fakat Akkartal srarlyd;

- Demek onlar tandn ozan baba, bana yerlerini sylersen daha ok memnun edersin!
- Pekl, sen bilirsin. Ama bana kalrsa bunlar tekin kiiler deil, dikkatli olmalsn. Her neyse, bu yol seni ileride bir korulua gtrr, oray geince, denize uzanan falezlerin hemen st gerisinde, katl bir ta yap grrsn. Ev mi, han m belli deil, ite orada kalrlar. Diyordu.


KRNA

Bunun zerine Akkartal vaat ettii gm ihtiyar adama uzatp, hemen tarif edilen yolu tutar. Biraz sonra anlan koruluktan geen, nispeten karanlk yolda ilerledike, yalar ve boyutlar byyen am aalar giderek seyrekleiyordu. Etraf ok sessiz olup, amlardan uan iri kuun kanat sesleri duyuluyordu. Yerler ok nemli, izmeleri uzun otlara dedike slanrken, bu onun daha sessiz ilerlemesine yaryordu. Derken, az sonra aalar arasndan, tarif edilen ta yap grnmeye balyordu. Burada dikkatini, byk am aalarnn bina duvarlarna ok yakn olduu ekiyordu. Gerekirse, bunlara trmanarak oraya girilebileceini dnyordu. ansna, onun geldii yne alan bir pencereden dar clz bir k bile yansyordu. Bu pencere binann ikinci katnda bulunmaktayd. Bunun tam nnde iri ve kaln dall bir saram, atya kadar ykseliyordu. Nihayet gelip, yere deen koyu yaprakl dallarn altnda duruyordu. Binann d kaps deniz tarafna yakn olan kenin az berisinde ve elan kapal grnyordu. Bir lahza durup, etraf dinler ve sonra aa gvdesini inceleyip, trmana geer. Hzl ve sessiz bir trmanla, az sonra, demin k yanmakta olan pencere hizasndaki daln zerine ular. Fakat nedense k oradan kaybolmu, lakin pencere hl aktr. Buradan ieri girmek iten bile deildir. Nitekim az sonra, uzunca bir admla bunu denemek zereyken, k tekrar belirince durur. Hemen karda alan kapdan ieri, elinde kla biri girer. Az sonra bunun tarif edilen kadn olduu anlalr. Bir ara durup, ellerine bulaan am sakznn, o kendine has rayihasn koklar. Bu arada odadaki kadn, elinde tuttuu kla nce bulunduu yerde saa sola baknp, sonra tekrar dar kar. ok gemeden bir st pencereden yansyan k, onun yukar kata ktn gsterir. Hemen daha yukar karan dallara basp, amn doruuna ular. Ban k gelen yana evirmee davranrken, tam o srada akn ve iri iri bakan bir ift gz ile yz yze gelir. Bu sevimli bir Baykutur. ylece kprtsz dururken, adeta "Sen de kimsin" dercesine onu izliyordu. Bayku bu haliyle ona ok sevimli gelip, elini uzatarak, tersi ile yumuak gs tylerini okar. Byle bir karlama ve temasa hi alk olmayan Bayku bir anda yerinden silkinip, yumuak tyl byk kanatlarn tam amadan, nce kendini boluu brakr ve dallar arasndan sessizce syrlp, tedeki aalara doru ynelirken kanat rpmaa balar.

Duvardaki, belli yerine konacana, biteviye elde dolatrlan k, kadnn evde bir eyler arandn gsteriyordu. Nitekim o pencere de az sonra karanlkta kalp, bu kez baka bir blme geiyordu. Akkartal, ieri alan pencereden bir panter gibi evik ve sessizce geip, ak duran kapdan tahta deme koridora atlar. Bu srada ayak sesleri ve n ona doru gelmekte olduunu fark edip, kap ardna ekilir. Mahut kadn az sonra elinde erala oraya girer. Fakat sanki bir eyler sezinlemi gibi, bir an durur, sonra bir adm daha atp, tekrar durur. O anda arkasndan uzanan elik ellerden biri ra tutan kolu kavrarken, dieri azna kapanp, skca kendine eker. Eli ve gs arasna skan kadn bir an dehetle irkilip, gerilerek lk atmak ister, lakin azndan iniltiden baka ses karamaz. Sonra onun ban kendine evirip, fsltya yakn bir sesle:

- Cannn tatlysa kprdama. Dediklerimi yaparsan sana ktlk yapmam. Der ve bu teminatn pekitirmek iin onun yzn kendine evirip, korkuyla alm kara gzlerine bakarak onay bekler. Kadn, "tamam" anlamnda gz krpnca, elini azndan eker. Sonra caydrcl pekitirmek zere kemerindeki kamay eline alr;

- imdi bana o uzun boylu, kara pelerinli herifin yerini gster, d nme, abuk ol!
- O, imdi burada yok, ama birazdan gelir!

Yirmi yan akn olan kadn heyecan ve korkudan olduu yerde titrerken, stndeki krmz ipek kimonoyu henz deimedii grlyordu.

Akkartal:

- Sen syle yleyse, Takimo'yu neden ldrdnz?

- Bunda benim bir suum yok, onu ui ldrm. O srada yannda deildim.

- ui dediin kimdir?

Tam bu srada aa katlardan alp, sonra kapanan bir kapnn sesi gelmiti. Kadn telalanarak:
- te bu gelen o olmal. Bir grmesi varm, oradan dnyor. Ben onun hizmetisiyim. Takimo ve ui ayn efendi hesabna alrlard. Ama aralarnda, neden bilmem, bir anlamazlk km. Gerisini ondan renmeniz lazm. Ne olur bana ktlk yapmayn efendim, inann ki benim hi suum yoktur!

Bu szlerden sonra susulup, binaya giren adamn ayak sesleri dinlenerek, yerinin kefi salanacakt. Kadnn tahminine gre, ui u srada alt katta bulunan zel odasna girmi olmalyd. Lakin orada ne yaptn hi bilmezmi. Girmesi yasakm nk. Kendi odas bu kattaym. kinci katn odalarnda gelen misafirler arlanrm. ui'nun emrinde baka geya ve hizmetiler de varm. Derken, k sndrlp kadn nde o arkada, ta merdivenlerden aaya, ui'nun bulunmas muhtemel saylan zel mekna doru inmeye balamlard. Az sonra ta kemerli bir kapnn karanlk nnde durmulard. Kadn kapy iterek am, birlikte ieri girmilerdi. Buras buhurdanlkla ttslenmi, lahuti kokan, alak tavanl, ierisi, bir kenarda yanmakta olan ran tam aydnlatamad lo bir meknd.

ui ilerdeki altar'n (mihrap ve sunak) nnde bir krsye yerletirilmi, boynunda sarl ylanlarn, bandan sarkt, bir eli dizinde, bir eli yana ak oturan temsili bir kadn heykelinin karsnda diz kurmu, huu ile oturmakta ve belli ki kendince tapnmaktayd. Ak duran kapdan giren hava akm onu, ieri izinsiz giren biri olduuna dair uyarm olmalyd ki, bunu yadrgayarak ban evirip, geriye bakmt. Bakmasyla da irkilerek ayaa kalkmas bir olmutu. Ama ge kalmt. nk ieri giren yabanc oktan yan bana gelmi ve elindeki kama gsn hedef almt. Bunun zerine bouk bir sesle:

- Sen kimsin, benden ne istiyorsun? Demiti.

- Senden Takimo adl kiiyi neden ldrdn sormak isteyen biriyim. Syle bakalm imdi, onu neden ldrdn?

- Yabanc, bunu renmekteki maksadn aklamadan, beni ldrsen dahi konumayacam bilmelisin!

- Maksadm seni neden bu denli alakadar ediyor peki?

- Daimyo'nun mu, yoksa Zungo'nun hesabna m alyorsun? Takimo'nun cn almak iin gelmediinden eminim. nk onun burada, bunu yapacak hi bir yakn yoktur.

- Ben ne onun, ne tekinin adna alrm, bilakis, tamamen kendi hesabma buradaym ve Zungo denen adam aryorum. Ona benden ne istediini soracam, hepsi o kadar!

- O zaman i deiir. Ama bana nce kendini tantman gerek.

- Adm Akkartal, Turan diyarndan gelirim.

- Sakn sen bir Krina olmayasn? Yani, bir lahn yeryzndeki fiili temsilcisi.

- Evet, Gk tanrnn !

Derken Akkartal aktrmadan glmsemiti. nk bu tr bir rol ona hem ok yakn, hem de ok yabancyd. Demek bu adamlarn kltr dnyasna has bir kavramd bu.

Nitekim ivedi konuya dikkat ekerek:

- Tamam, imdi sadede gelelim!

-Adm ui Magahara, karln deyen herkesle alrm. Zungo'yu duymayan yok, bedelini fazlasyla deyerek, bana i verir, ben de bunu Takimo gibilere havale ederim. Son i bir gemide sabotajla ilgiliydi. Ama o gelip, bundan caydn sylyordu. Oysa, bu ileri o nceleri de yapard. Mamafih, bunu Zungo'nun duymas lm fermanmn kmas demek olacandan, aramzda anlamazlk kp, onu ldrmek zorunda kaldm.

- Peki ama Kral Tamuro neden bir son vermiyor bu olanlara?



- Sebep basit, nk Zungo'nun her yerde adam var. Hatta Daimyo ve ogun'un yannda bile. Bu diyarda, grnmeyen dnyay Zungo, zahiri hayat Tamuro idare eder. Lakin bu her an deiebilir.

- Peki bu adam, yani Zungo, bunca kiiyi sadece para gcyle mi etki altna alyor, yoksa by, zorbalk ve baka silahlar da m kullanr?

- Akla gelen her metot ve silah kullanr.

- Peki, onu ve mekn olan aday tanr msn, oraya gittin mi hi?

- Evet, bir kez, ama tekrar gitmek istemem. Akkartal yandaki heykele dikkat ekip:
- Anlalan, tapnmakta kullandn grsel e oluyor bu sanem?

- Evet, efkatli iva'dr o.

- Gayesi sadece ktlk etmek olan bir albz (blis) hesabna alman anlamyorum. Senin hakknda bile tereddtsz lm karar verecek olan byle bir zalime, nasl olur alet, el-kol, hatta silah olursun?

- Bulamz buna bir kez. stesek de kurtulamayz artk.

- Peki, kurtulmak iin savaa ne dersin?

- Nasl? Ben mi?

Bu sorular sorarken dili dolaan adam, inanamayan gzlerle bakyordu. Akkartal, temin ve teskin eden ses tonuyla:

- Evet sen, ben ve daha bakalar. Birleirsek bu belaya pekl son verebiliriz. Hem zaten Krinalar'n grevi deil mi byle eyler?

ui'ya cesaret vermek isteyen Akkartal, adamn hala tereddt iinde olduunu grnce, onu iyice ikna etmek iin:

- Unutmaman gereken bir ey, Zungo'nun, bu baarszlndan tr hakknda verecei malum karardr!

- Doru, sanrm burada oturup, cellt beklemekten yedir savamak. Fakat biz ne yapabiliriz ona kar ki?

- Bir planmz olur elbet. imdi gidelim. Ne yaplacan gemide belirleriz.

- Tamam, gidelim.

ui kyafet deiip, tannmadan gemiye ulamlard. Hizmeti Fukuda'nn orada kalmas tehlikeli olacandan, onu yaknlarda oturan ailesinin yanna brakmlard. Bu arada



kaptan ve dierleri gemiye dnmlerdi. Akkartal, yannda getirdii adam tantrnca hepsi armlard. Nitekim demir alp, hareket edilmiti. Olanlar ve maksadn aklayan Akkartal, onlardan tam onay alm, uygulanacak olan harekt plan yaplmt.



ZUNGO'NUN HAZNELER

Gemi gney rotasnda pupa yelken yol alrken, deniz gmi dalgalarla kprdanmaktayd. Nihayet iki gn bir gece sren sakin yolculuktan sonra, sabah erken Yeil Ejder adasnn Kuzey aklarna ulalp, zerinde yer alan dehet kalesi ak seik grnmee balyordu. Kuzeyden yaklaan yelkenli, aday batsndan dolaarak, gneye bakan maara giriine ynelmiti. Kaptan, olas her durum iin tayfalar rgtlemiti. Plana gre gemiden sadece Akkartal, ui,Tao-Li, Mirza ve Kaptan ineceklerdi. Maarann hemen nnde demir atlm, ieriye kayklarla girilecekti. Giri yeri byk olmasna ramen, bu ebatta bir gemi iin gene de kk kalyordu. Suya indirilen iki kayk ve tayfalarn kreklere aslmas, yanan byk ralar ile aydnlatlm olan merdivenin balad kapal limana iyice yaklalmt. Burada yan yana dizili duran be ektiri vard.

O saatte hi kimseyi beklemeyen nbetiler, yaklaan ilk kay hemen fark etmeyip, aralarnda konu maktalard. Kaykta gelen Akkartal ve arkadalar, ta ve aala yaplm basit iskelenin hemen ucunda kenara atlamlard. Kaykta drt kreki tayfa kalmt. Dier kayk geride mevzilenip, duruma gre davranmak iin hazr bekleyecekti. Nitekim onlar fark eden be nbeti teyakkuza gemi, kargya, klca davranarak, gelenlere kar yrrken, ilerinden biri;

- Hemen olduunuz yerde kaln!

Derken, karglar dorultulup, hep beraber ilerlemee balamlard. Nihayet kar karya gelinince, ui kendinden emin bir eda ile:

-Beni tanmadnz m? Ben efendimiz Zungo'nun sadk adamlarndan ui! Bunlar da adamlarm. ok mhim haberlerim var, bayaver Zebo ile hemen grmeliyiz!

Bu tabii tutum ve makul gereke karsnda bir an ne yapacaklarn aran nbetiler, ui'yu ismen hatrlamalarna ramen, ilerinden ikisinin refakat etmesi artyla, yukar kmalarna izin veriyorlard. Yksek ta merdiveni trmanmak bal bana bir iti. Nihayet en altta yer alan kule sahanlna yakn bir yere geldiklerinde ui'nun iaret vermesiyle bir anda tepelenen nbetiler, silahlar alnp, birlikte getirilen iplerle skca balanmlard. imdi onlar gzden uzak ve salam bir yere kapatmak gerekiyordu. Lakin buna yol amak iin st kattaki zindanclar da patrtszca saf d etmeliydiler. Mirza bunlar bekleyecek, tekiler yukar kp, yolu aacaklard. Az sonra zeminde bulunan kule sahanlna ulalmt. Burada zindanclara ait zel bir blm vard. Kapsnda bekleyen iki nbeti, dierlerinin uyumalarn temin ediyorlard. Bunlar ustaca avlayan Akkartal ve Lama, hepsini ierde yatanlarn yanna tkm, ald anahtarlarla ui kapy stlerine kilitlemiti. Buradaki mahzenlerin byle salam kapl olmalar ilerine ok yaryordu. Nitekim ayn tarz orta kule muhafzlarna kar da uygulanm, nbetiler saf d edilerek, esasen yenilmez bir ordu gibi gl muhafzlar, kilitli kaplar ardna hapsedilmilerdi.

ui, bu imknsz gibi grd eylerin byle kolay halledilmesi karsnda hayretler iinde kalp, bazen bir d gryor sanyordu. Sra imdi Zungo'nun saltanatgh son kuleye gelmiti. Burada bekleyen, cssece azmani, zekca czi nbetileri bertaraf etmek zor olmayp, kk bir dzenle onlar da bir biri ardndan mahzeni boylamlard. Akabinde byk kanatl kap alm, Akkartal ve ui holn karsnda bulunan kapdan, Lama ve Mirza saa alandan ieri dalm, henz yatanda bulunan yaver Zebo ve yardmclarn da bulunduklar yerlere hapsetmilerdi.

Mirza holde hazr beklerken, her ihtimale kar Tao-Li en aadaki kuleye, merdivenin sahanlk bana inmiti. Olurdu ya, belki iskele nbetileri anszn yukar kp, ortaln karmasna yol aacak ilere kalkabilirlerdi bilmeden. Akkartal ve ui Zungo'ya ait tahtn bulunduu salona girdiklerinde, buras bo, gizemli ve rkn bir atmosfere sahipti. Sanki, yksek krsnn nnde yanan iki amdan, aydnlatmaktan baka bir ie daha yaryor gibiydiler. Lo tavana doru ykselen bronz kabartmann gzlerinde klar saan bir ift yakut onu adeta canlandryor gibiydi. Zungo sanki tahtn korumas iin yerine eytan cismen brakm gibiydi. Buray ilk kez gren ui, her eye ramen, kapld dehetengiz duygularn igaline kar mcadele vermekteydi. Yllardr beyninde egemen olan Zungo deheti, onu bylesine tesir altna alp, rkek yapmt.

Akkartal, krsye karan basamaklar trmanrken, ui yerinde durmu, bir gz arkasnda bulunan ak kapdayd. Ne olur ne olmaz, baklaryla adamn kann dondurduu sylenen Zungo'yla karlaabilirdi nk anszn. Bundan ekinmek ne kelime, hayali dahi dn koparmaya yetecek gibiydi. Akkartal, Zungo'nun tahtn gzden geiriyor, ona gtren bir iaret bulmay mit ediyordu burada. Tahtn arkasnda kalan duvar yzeyini inceliyor, teye beriye eliyle temas ediyordu. Derken, ayakla basnca aa doru hafife batan kare eklinde bir mermer paras, bal bulunduu gizli mekanizmay zp, nndeki duvara lo bir geit alvermiti. Bu durumu, o srada ui'nun yanna gelmi olan Mirza da grmt. Akkartal az sonra onlara "ben giriyorum" iareti verip, ieri girmee davranmt. admdan uzun olmayan bu dar geit, nn kesen bir koridorla saa ve sola alyordu. Buras nispeten aydnlk olduundan, koridorun her iki ucunda kapal kaplar olduu grlyordu. Akkartal nce sadakini deneyerek, kapy yavaa aralayp, yaln kl ieri dalmt. Lakin burada, sol duvara alm byk kemerli ocakta yanan gr ateten baka kimseye rastlamamt. Bunun zerine karak sola ynelmi, bir tekmeyle svesini yerinden uratacakt ki, kapnn aralk olduunu grmt. Kapy dahaca aralayan Akkartal ieri girmiti. Be adm ilerisinde, srtnda yerlere kadar uzanan turuncu cbbesi, elinde gne sembol yakut kresi ve boynunda eytan kabartmal amuletiyle heyula gibi bir adam ayakta put gibi durmaktayd. Bu nl Zungo'dan bakas deildi. Kprtsz duran Zungo, souk baklarn ona yneltmi, btn gc korkun nazarlarnda, olanca garabetiyle onu tesir altna almak istiyor olmalyd. Fakat Akkartal, ftursuz drt seri admla ona yaklap, ektii kl namlusu boynuna deerken, yavaa sa omzuna koymutu. Seri bir hareketle ldrc bir yara aabilirdi artk ona.

Nitekim iki ka arasna bakarken, tok sesle grleyerek:

- Albz'n (blis) olu Zungo, sana selam yok! Beni tanyabilecek misin bakalm!? Diye sorunca Zungo birden rperip, yerinde sendeleyecek olmutu. O ana kadar heykel gibi sessiz ve esrarl duran Zungo, bu sesle irkilmi, bozulan vakaryla aciz bir ihtiyar olduunu gstermiti.

Nitekim cevap vermek iin kekeleyerek sadece:

- Se, sen yoksa o musun? Diyebilmiti.

Akkartal buna souka glerken, hayretini gizlemeden:

- Yoksa beni tanyor muydun sen gerekten?

- Evet, Turanl sava Akkartal deil misin?

- Vay anasn, beni cidden tanyordun demek. Derken, grd o acayip d hatrlayarak:
- imdi syle bakalm, benden istediin neydi? Zehirletmek, olmad suda boarak ldrtmek istedin! Hadi cevap ver!? Yoksa o sefil cann hemen kazrgana yollayacam!

Bu szler zerine nefesi kslp, kalbi daralan Zungo, titreyen sesiyle:

- Seni esasen ldrtmek istemiyor, aksine, banim iin alman istiyordum. Fakat bunu ret edecein, dahas ite byle, bana engel olmak isteyecein ve bunun iin peime dtn anlalnca, o karar vermek zorunda kalmtm. Oysaki, benim yanmda yer alm olsan, seni abat eder, birlikte dnyann btn zenginliklerine sahip olurduk!

Bu szlere alayla glen Akkartal:

- Hangi kut ocandan geldiimi bildiin halde, saptrmaya kalkman ne ahmaklkt, anlamsndr. Ama pimanlk iin artk ok ge kaldn.

- Ey asil sava, canm balaman iin benden istediin ey nedir? Bana bir bedel syle yeter!

- Bunun bedeli olamaz, ama soracam btn sorulara doru ve drst cevaplar alrsam, belki o zaman cezan bir kez daha dnrm. Seim hakkn yok zaten!

Gzlerinin feri kap, benzi cesede dnm olan Zungo, bu durumda clz bir ans, bir mit sezinlemi olmalyd ki, tekrar canlanarak:

-Tamam. Buyur, bilmek istediin neyse sor yiit!

- Bana srlarn syle, gcn nereden alrsn, denildii gibi eytanla bir iin var m? Ayrca, grdm o dn asl neydi? Nasl olur byle eyler?

Akkartal'n bu tr naif sorular umudunu glendirerek;

- Ha, evet. Ben Lucifer hazretlerine, yani acunu yaratan kudret sahibinin bir vasta olarak kulland, iyilik kutbunun zdd ve ktlk kutbunun padiah, btn meleklerin hocas ve en kudretlisi olan, nam- dier, senin albz dediin eytana tapnr, ona hizmet ederim. Diye, laf bir tafrayla balamt.

Akkartal gene sofiyane bir tavrla;

- Ya, demek yle. Peki ama, onunla nasl anlar, nasl grrsnz? Diye sorunca.

Zungo ii zora koarcasna;

- Bilmem bu ne iine yarar, eer rnek almayacaksan?

- Onu brak da sen sorulana cevap ver!

- Her neyse, madem srar ediyorsun arz edeyim. Onun asl atetendir, yan tarafta hi snmeden yanan bir ate var. Onun bir tecelli vastasdr. Onu vesile ederek, adn zikreder, zuhur iin yakarrsam gelir, konuur benimle.

- Hmm, peki ya o d, konuan ylan?

- Yce Lucifer'in iidir byle eyler. Evrende olan biten her eyden haberi olur onun. nk emrinde saysz hizmet edeni vardr. Bunlar en bata cinlerdir. Cin; cisimsiz olup, akl ve irade sahibi varlktr. nsan ve sair mahlkata tesir edip, kispetine girebilir her eyin. Bu bakmdan cinler, faydal ve yetenek sahibi elemanlardr. Lakin, Lucifer'in bu dnyadaki ba temsilcisi bizzat benim. Bu nedenle, emrimde cinler ve pek ok kii bulunur.

Akkartal, alays bir ekilde szn keserek;
- Bunlara unutmadan "idi" demelisin artk Zungo, tamam m? Diye uyarmt. Oysa Zungo ok baka maksatla konuuyor, bu amansz rakibi tesir altna almak
istiyordu. midi gene krlan Zungo:

- Evet, ne yazk ki artk yle grnyor.

Derken, yine de iin iin, kendisini,bu inat savann keyfine gerekten terk etmi gibi grnen efendisine gceniyordu. Kestii onca ahkm ie yaramyordu artk nedense. Hani, sadk dostlar cinler neredeydi sahi? Kimseler yetimiyordu imdadna zavall Zungo'nun. Bu asrlk devran, bu despotik hkimiyet bir hsranla sona m erecekti yoksa? Oysa daha ne hayalleri vard Zungo'nun. Ah ne ac, ne acyd btn bunlar.

Akkartal bir an iin, haline yansn diye, zaman tanmak istemiti ona. Fakat, vakit nakitti bu devirde, onun iin de:

- E, hadi be Zungo Efendi, seni dinliyoruz, ama brak imdi atp tutmay, maziyle yknme ve nostaljiler yapmay da, biraz icraat gster icraat!

Derken onun tepkisini bekliyor, lakin ses gelmeyince devamla:

- Durup dururken bana i atn, oysa nene lazmd senin, benim gibi bir delinin dne girmek, kafasn kartrmak?! Byle hatalar yakr myd hi senin gibi bir feraset ehline. Ck, ck, ck!

Zungo'yu ahlar vahlar tutmu, hi de brakacak gibi deildi. O balangta sergiledii vakar ve azametinden artk eser kalmam, dokunsalar alayacakt imdi garip. Onun bu hal-i prmelline elik gibi kat yrekli Akkartal bile acmaa balayacakt neredeyse. Akkartal'n mimiklerine bakp, onun zihnini biraz okuyan Zungo:

- Ne diyorsun yiidim? Nasl, anlattklarm houna gitti mi? Beni balayacak msn artk?

Akkartal buna kulak asmayarak;

- Ha sahi, demin ne demitin, hadi u asrlk atein bana geelim de, ar bakalm efendin gelecek mi? Ben her duyduuma kolay inanmam, ama mademki sen iddia ettin, haydi ispat et, gster bakalm karln.

Zungo feryada benzer bir itirazla:

- Aman efendim, sakn benden bunu isteme de, ne istersen iste! Yapamayacam tek ey budur ite; yani bir bakasnn yannda efendim Lucifer'i halvete davet etmek. nk, bu kesin olarak yasaklanmtr bana. Yasa dinlemez, srar edersem ok kzar ve beni iddetle cezalandrr. Bunu benden isteme ltfen, ne olur!

Fakat ne are ki muhatab srarlyd:

- Ama bunu ok merak ediyorum. Elimde deil, buna kar koymak Zungo efendi. Aksi halde seni u klla dorayacam zaten. Hem kim bilir, belki efendin Lucifer hazretleri yaptn onca hizmetten tr seni bu defalk mazur grp, bir defalk hatrna arz- endam eyler, biz de grrdk kendisini.

Bundan kanamayaca Zungo'nun krl kafasna yatm, ilk ve son kez olmak zere, bir ar daha yapmay kabul etmiti. Hemen akabinde kar tarafa, yllardr yanmakta olan kadim atein bulunduu blme gemilerdi. Buras gerekten onun tapnak ve by hanesi idi. Burada ilk anda insan hayrete dren tek ey, alevle yanmasna karn iinde odun, kmr ya da ya bulunmayan bir atein var olmasyd. Ocan ta zemininde bulunan delikten, ta yerin altndan kp geliyordu sanki alevler. Zungo kesif alevler ykselen atein hemen yan bana durmutu. Akkartal adm gerisindeydi. Tam bu srada ieriye tekiler de girmi, gelip, Akkartal'n yanna dizilmilerdi.

Ate bana diz km olan Zungo, sessiz mrltlarla bir takm szler terennm ediyor, kendince dualar, temennalar okuyordu. Alnnda ter damlalar bocuk boncuk olmutu. Bu hal ksa bir sre daha bylece srdkten sonra, yannda bulunan bir vazoya elini daldrp, oradan ald avu dolusu tozu alevlere serpitirmiti. Bunun zerine nce byyen ate, akabinde etraf kesif bir duman sarp, bir anda grnmez olmutu Zungo. Bunu takiben tyler rperten, canhra bir feryat duyulmu, Zungo anszn gayb lemine karvermiti. Biraz sonra her ey tekrar eski haline dnm, ate eski durumunda ve sanki hi bir ey olmam gibi yanmaya devam ediyordu. Oradakiler btn bunlar dehetle izlemi, tabiatst glerin olaan d bir tezahrne ahit olmulard.

Hemen oray terk ederek, artk maziye karm olan Zungo'nun kararghna dnmlerdi. Buras lebalep insanla dolmutu. Tao-Li tutsaklara olacaklar aktarp, zindan kaplarn aarak, yukar gelmelerini sylemiti. Onlarn gizli geitten kmas, az nce sessizce bekleen esaret mahkmlarnn inanlmaz sevin lklarna yol am, pejmrde klk ve kyafetlerinin aksine, yzlerinde yepyeni bir hayatn coku ve midi yansmaya balamt.

Tao-Li onlara hitaben yksek sesle:

- Bundan sonra artk hepiniz zgr olacaksnz! Dedikten sonra, bata Akkartal olmak zere, kurtarclarn takdim etmi, akabinde, bekleyen gemilere binmelerini sylemiti. Esirler adna sz alan birisi, nce halaskarlarna kranlarn arz etmi, sonra Zungo ve zindanclarn kendilerine teslim edilmeleri ricasn arz etmiti. Fakat, Akkartal bu talebi u szlerle savmt:

- Sizleri anlyorum, hakl olarak, size verdikleri onca eza ve cefann hesabn sormak istiyorsunuz onlardan. Fakat btn bunlarn ba sorumlusu olan iblisin olu Zungo idi ve o layk olduu cezay, en ac ekilde grp, tapnd ve adna tm bu ktlkleri iledii efendisinin atei tarafndan canl canl yutuldu. Bunu ben ve dostlarm biraz nce gzlerimizle grp, ac feryadn kulamzla iittik. Dedikten sonra szlerini yle balyordu: Bundan tr, sizlere yakan, btn bunlar gemite kalan bir kbus sayp, yeni balayacak olan zgr ve mutlu bir yaam iin, pein denmi bir diyet gibi kabul etmenizdir.

Bu arada yukar gelen tayfalardan bir grup, tapnan bir kenarnda bulunan sandklar dolusu altn ve mcevherattan oluan Zungo hazinesini aa indirerek, kayklarla gemiye tayorlard. Canlar kendilerine balanan muhafz ve zindanclar, korsanlarn yerini alp, kreklere balanarak, cezalarn bu ekilde ekmelerine karar veriliyordu. Kapal limanda bulunan ektiriler tutsaklarca paylalp, her gemiye, tutsaklara eit paylatrlmak zere, birer sandk dolusu altn braklyordu. Bu bltrme iini Mirza ve Kaptan yaparken, Akkartal ve Tao-Li onlar daha nce gittikleri gemide beklemekteler idi.

ok gemeden teki gemiler de maara giriinden birer birer kp, kahramanlarmzn bulunduu kalyonun yanna dizilmilerdi. Kaptan ve Mirza da geldikten sonra, tekilere kpeteden el sallayarak, veda edilip, Kanhantu rotasnda, kuzeye doru harekete geilmiti. Bu srada kendilerine merhaba, diyen gnei cokulu zgrlk arklar syleyerek karlayan eski tutsaklar, kimi yelkende, kimi dmende grev alyor, nden giden kalyonu takip ederken, meum Yeil Ejder Adas gerilerde kalyordu.

Akkartal ve arkadalar kalyon gvertesinde gene eski yerlerini alm, nee iinde konuuyorlard. Bir ara Kaptan Akkartal'a hitaben:

- Sayn Akkartal, dediiniz gibi, Zungo hazinesini oluturan on sandktan beini tutsaklara dattk. Gerisi buradadr. Bunlar ne yapacaz? Diye aklamt.

Akkartal memnun olarak:

- Bunlar da balklara m datsak? Diye akayla gldkten sonra, szlerine devamla; Birini hkmdar Tamuro'ya gndermek uygun olsa gerek. nk ne de olsa buras Denizler lkesine ait bir yer. Geri kalann birazn, hayatmz kurtaran u gemiye karlk Kato ve adamlarna, kalan ise aramzda pay ederiz, olmaz m? Demiti.

Bu neriye itiraz eden olmayp, herkes uygun grmt. Onlar bu minval zere brakarak, bu srada hareketli saatler yaayan Kanhantu'ya bir gz atarak, orada olup bitenlerden habersiz kalmayalm:

Bu lkenin en byk ve grkemli gemisi olan krallk kadrgas btn hametiyle limana girmi, demir atmaktayd. Rengrenk giysileri iinde, cokuyla el sallayan halk liman evrelemi, aaal bir karlama yaplmaktayd. Burada olanlardan her naslsa haber alm olan Kral Tamuro, maiyetiyle gelmi, kpeteden halk selamlyordu. Daimyo'yu tayan bir kayk, hzla kadrgaya yaklayordu. Nitekim kalyon bordasna kan Daimyo, adamlaryla birlikte yere kadar eilerek kral selamlyordu. Nitekim olan biteni grmek isteyen kral gverteye geerken iaret ediyor, Daimyo onu izliyordu. Tamuro, zel koltuuna bada kurarken, katana'sn, (Byk kl) krmz-siyah kimono kemerinden karp, nne koyuyordu.

Sonra el pene divan duran Daimyo'ya hitaben gr sesiyle:

- Bana iletilenler doru mu, o Turanl savann ad gerekten Akkartal myd?

- Tamamen dorudur hametli Kralmz! Fakat ne yazk, maiyetlerinde bulunan adamlardan biri faili mehul bir cinayete kurban gidip, biz henz aratrmayla megul iken, onlar limandan ayrlmlar. Haklarnda bilinen, sadece gneye doru yelken atklardr.

Derken, etrafa salnan aratrma gemilerinden gelen bir haber, kayp kalyonun birazdan liman aklarna grneceini bildiriyordu. Bu haber kral Tamuro'yu meraklandrm, kalyonun limana davet edilmesini buyurmutu. Karlayclar henz limandan hareket bile etmemilerdi ki, kalyonun limana ynelmi olduu haberi gelmiti. Bunun zerine yerinden kalkan Tamuro dar kar ve kalyonun gelmekte olduu sancak tarafna geer. Bu srada yannda ei kralie Tekimi, kz kardei Prenses Miyaki ve en sekin samuraileri Mushai ile Kojiro da bulunmaktadrlar. Kral Tamuro, daha nce tebdil-i kyafet ile yapt o mahut yolculuktan dnnce, orada olan biteni maiyetine aktarm olduundan, Turanl savay merak etmekteydiler. Derken, limana girmi olan kalyonda durum u minval zereydi;

Akkartal ve arkadalar kpeteye yaslanm, batan gnein son nlaryla taranan limanda oluan olaan d manzaray izlerken, kadrgann da demirli olduu iskeleye doru ar ar yaklamaktaydlar. Gemiler nihayet yan yana gelmi, artk her iki gemi bordasnda bulunanlar birbirlerini grebiliyorlard. Kadrga kpetesinden kalyondaki Akkartal' tanyan Tamuro, el kaldrp, onu selamlarken, adamlar kalyona hemen bir kpr atyordu. Nitekim maiyetiyle beraber kalyona geen Tamuro, orada kendilerini karlamak iin bekleyen Akkartal ve arkadalaryla buluuyordu.

Tamuro bu defa ananev giysileri iinde, mtebessim:

- Selam, Turanl dostum Akkartal! lkeme ho gelip, sefalar getirmisiniz! Derken, ne eilerek selam verir, Akkartal mukabele ederek:
- Ho bulduk dostum Tamuro San! Der ve akabinde yaklaarak, kucaklarlar.

Bu samimi karlamadan sonra misafirler nce kalyon gvertesine gemi, daha sonra kraln davetiyle kadrgaya gemilerdi. Bu arada, arkadan izlemekte olan dier gemiler de srayla limana girip, akabinde duyulan bu mthi haberle Kanhantu top yekn bir bayram yerine dnyordu. Gemilerden inen eski korsan ve tutsaklar, liman maazalarna koup, yeni giysiler alarak, meyhaneleri doldurmu, balarna biriken merakllara balarndan geenleri hararetle anlatyor, ama bitiremiyorlard.

Mirza, Kaptan, Tao-Li gemide kalrken, Akkartal, Tamuro ve maiyetiyle, kraln zel dairesine geiyorlard. Nitekim yalnz kaldklarnda olan biteni onlara aktaryor, bu akllara durgunluk veren olaylar zinciri karsnda hepsi hayrete boulup, onu soru yamuruna tutuyorlard. zenle hazrlanp, yere kurulmu yuvarlak bir sofra etrafnda karlkl oturulmu, ortalarnda gzel ve zarif bayanlar, prenses Miyaki ve kralie Tekimi yer alyorlard. ki mahir geya hizmetlerine bakmaktaydlar. En byk ilgiyi, Akkartal'n buralara gelmesine sebep olan mahut d ekiyordu.

Bunu anlattktan sonra, Tamuro:
- ok ilgin, gerekten harikulade bir ey. Dostum, sayende hem o melanet herif
Zungo'dan kurtulmu, hem de yeniden grm olduk. ok ok sa ol!

- Sizleri byle esenlik iinde grmek benim iin ayr bir sevin vesilesi oldu. nk o dten sonra akbetinizi merak etmekteydim...

Bu ekilde balam olan muhabbet ortam, zengin donanml sofradan yenilip, iilerek srmekteydi. Prenses Miyaki, adn duyal beri onu ok merak ettiini aka ifade etmekte bir beis grmyordu. Bunlar sylerken, hafif makyajl gzel yznde yer yer mahcup gller ayor, syleyemedii hislerinin aa kmasndan korkuyordu. Prenses, aa beyi Tamuro'dan iki ya daha kkt. Tamuro ve kralie Tekimi yeni evlenmilerdi. O nedenle, iilen saki (bir tr rak) kadehleriyle sermest olup, szlerin birini bitirmeden dierine atlyorlard. Baklar, yekdierini nasl bir tutkuyla sevdiklerini ifa ediyordu. Akkartal, Miyaki'nin kendisine ynelen buulu baklarndan kanyor, ona ancak o bakmazken bakyordu. Sz dnp dolaarak, evlilik konusuna geliyordu.
Tamuro:
- Akkartal San, biz evleneli bir ay oldu ve inan ki ok mutluyuz. Senin byle bir niyetin olmad m? yle ise geri hi amazdm buna ya.
Akkartal mtebessim:
- Dostum Tamuro evlenebilir, eiyle mutlu olduu iin kendisini itenlikle kutlar, saadetlerinin ebedi olmasn dilerim. Biz de bu ans ne gezer. Zira daha balangta ters yn semi, kl ve bilim yoluna dmz. Bunun uzun ve meakkatli bir yol olmas bahtmza. Kim bilir, belki bir gn sra bize de gelir. Hem byle mzmin bir yolcuya hangi akl banda hatun gnl drrd ki. Hakl olarak hi kimse.
Tamuro glerek buna itiraz eder:
- Buna herkes inansa da ben inanmam dostum. nk gzmle ahit olduum eyler var. Hatrlasana. Hani o yarlar balatan flamay kaana veren gzel kz yok muydu? Seni yarlar boyunca bir an bile gznden ayrmadna eminim.

Bunlar duyan Miyaki gzlerini Akkartal'a dikmi, yznde oluacak her manay okumak, sz edilen kzn onun nezdinde ki yerini lmek istiyordu. Gzel Tangl'n Akkartal'a yeniden anmsatan bu szler, onu bir an mahzunlatrr, ve:
- Onlar gelip geici hislerdir dostum, zaman dediimiz trp zerinden geince, silip gtrr her eyi. Biz bunlara gelip geici olarak bakmay bilmiyorsak bile, renmeliyiz artk.

Bu szlere itiraz kralie Tekimi'den geliyordu:

- Bu dncelerinize katlmyorum Akkartal San! Tamuro da ilk zamanlar tpk sizin gibi dnyordu, fakat benim kararl tutumum onu ikna etti sonunda ve yolun daha gzelini tercih etti.

Buna karlk Akkartal:

-Bu onun bakmndan uygun ve de gerekliydi sanrm. nk anlalan, hem toplum iindeki hiyerarik konumu, hem de sizin gibi srar ve cazibe sahibi bir hanma rastlam olmas bunu kanlmaz klm. Benim byle bir durumum yok ve muhtemelen hi olmayacak. Fakat gene de ok iddial konumu olmayalm. nk zaman kalpleri ve kararlar deitirebilir pekl.

Sohbet ortam bu minval zere bir sre daha srp, gecenin ilerleyen saatlerinde sofradan kalklarak, yatma vakti geliyordu. Tamuro, Akkartal' kesinlikle misafir etmek istiyordu. Nitekim onu kramayp, geceyi kadrgada ayrlan lks kamarada geiriyordu. Sabah erken kalkan Akkartal, hemen kalyona geip, merakla bekleyen arkadalarn gvertede, kahvalt ederlerken buluyordu. Onu nihayet karlarnda grnce hepsi seviniyordu. Bu arada ok merak ettikleri bir konu olan, Akkartal-Tamuro ile tanklnn ncesini soruyorlard. Buna dair aklamay ksaca yapan Akkartal, onlarla kahvalt edip, dar karak, krala verilmesi kararlatrlan sandn yerine ulatrlmasna nezaret ediyordu. Tamuro ve adamlarnn bundan hi haberleri olmayp, ok aryorlard. O akam hep birlikte Daimyo'nun davetine katlyorlard. Ancak bu defa salonda mzik ve raks olmayp, daha ziyade sekin erkek konuklar bir araya geliyordu. Bu arada, bu gibi ortamlarda reva bulan gr ve kar telakkilerin ele alnd konular zerinde konuulmaktayd. Kral Tamuro bir ara sz, hi aklndan gitmemi olan o konuya, Akkartal'a kar kaybetmi olduu mahut szel karlamaya getirip ve mevzuu ksaca, konuklar iin zetledikten sonra:

- te dostum Akkartal San'n bana yapt o azizlii tabiatyla hi unutmadm! Diyordu.

Bunun zerine o da kendine has glyle:

- Ha, u mesele! Diye sze balyor, sonra da tevazu ile yle devam ediyordu: Aziz dostum Tamuro San'n, tabii ki sze ne ile balayp, nasl devam edeceini nceden bilmek mmkn deildi. Karlalan bir eyin niceliini bilmemek doaldr ki, gvene yer ve mahal brakmayp, hatta bir eksiklik yaratr. Bu da temin gerektirir. Muhatab zor durumda brakmak istenirse, onun zerinde duraca ilk tuza harekete geirmek yerinde olur. Bu da her halde, kelamda etkin tuzak olan "emniyet ve temin" ile alakal bir sz olacakt. "Kendinden emin olan, herkesten emin olur" kural gereine bal olarak, bunu kim kime temin eder duruma gelirse, tabii ki etik olarak, karlamada o stn konuma gelecekti. "Ben senden eminim" demek, seni en azndan kendim gibi bilirim, demek olacandan ve hi kimse de bu tarzda konumayaca iin, zira byle konuan artk kendi kedine konuuyor gibi olacaktr, bu da bunu syleyenin son sz olacaktr. te biz de cizane, szn gidiini sanrm bu mecraya srmtk. Diyen Akkartal, konuyu az daha aklamak iin szne devamla: Ama burada kar tarafn her bakmdan stn bir idrak yetisi ve hzl zm gc olmas art da vardr. te bu, Tamuro San da ziyadesiyle mevcut olduunun kantyd ki, durum o an iin aleyhine de olsa, kavrayp, mnazara bitiine vaktinde onay verebilmiti.

Bu aklamadan memnun ve mesrur olduu grlen Kral Tamuro, itenlikle tebessm ederek:

- Dorusu, aziz dostumun bu gzel izah beni kendisine kar bir kat daha temin edip, o denli onurlandrmtr. Bylece iimdeki bir ukde btnyle silinip, yerini mutlak bir hayranla terk etmitir. Bunun iin kendisini huzurunuzda bir kez daha tebrik etmek istiyorum! Demiti.

Buna karlk olarak Akkartal:

- Aziz dostum sa olsun, ok tevazu gsteriyor, bu grlerine ben de aynyla mukabele ile kalpten teekkr ediyorum. Diyordu.

Daha sonra Tamuro sz kllara getirerek, bu meyanda Akkartal'a:

- Akkartal San izin verirse kl namlusuna bakmak isterdim? Diyordu.

Bunu gayet tabii bir arzu olarak kabul eden Akkartal, bir rpda klc Alpagut'u knndan karp, ona uzatyordu. Klc kabzasndan tutan Tamuro, onu yzne yaklatrp, prltl asil elikten namluyu inceliyor, az sonra yznde beliren hayret ifadesiyle:

- Dorusu, bu gerek bir sanat eseri ve mkemmel bir kl. Eminim bizde bile daha stn bulunmaz. Ayrca, bu kl yap tarz olarak da bizimkilere benziyor, bence bizim n atalarmzn da ayn yerlerden gelmi olduuna bir iarettir bu. Diyordu.

Buna memnun olan Akkartal, klca dair gemii ve kendisine verili nedenini anlatyordu. Bu tarihi karizma sahibi klc artk adyla da tanyan Tamuro, bylece onun zerinde hi bir entie rastlamaynn nedenini daha iyi anlam oluyordu. Oysaki, bunu mahut yarma nedeniyle beklemekteydi. Zira kim bilir ka defa kllar atmt ve en azndan kendi klcndakine benzer kk gezlemeler onda da meydana gelmeliydi. te salt bunun iin Alpagut'u yakndan grmek istiyordu.

Bu aklamalarndan sonra kl yolunun dier savalar Akkartal'a bir kat daha gpta ykl baklarla bakyor, ondan savalara has kelam ve edebi dstura dair tahliller yapmasn rica ediyorlard. Kral Tamuro'nun en sekin samurailerinden biri olan Mushai:
- Sayn Akkartal, sizden, kl ustas olmaktan daha stn, savalara has kelam konusunda feyizlenmek isterdik, ancak ne yazk ki, kaptan ve dier dostlarnzn dediine gre, buradan tez ayrlmak niyetinde imisiniz.

- Evet, bir ka saat sonra demir almak istiyoruz. Fakat gene de feyiz alma konusunda esefinize sebep gremiyorum, nk yan banzda Tamuro San gibi bir stat bulunmaktadr. Mamafih, bu szlerinizle bana kvan verdiniz. Teekkr ederim.

Bu sohbet, Tamuro ve Akkartal'n kadrgadan arlmalaryla burada noktalanyordu. ar, kralie Tekimi'den geliyordu. Nitekim onlar, Prenses Miyaki ile dn akam ki meknda karlyorlard.

Kralie, henz ayakst konuurken Tamuro'ya:

- Sayn dostumuz ve arkadalar, eer duyduklarmz doruysa birazdan demir alacaklarm, bu ok erken deil mi?

Derken, gz ucuyla Prenses Miyakiye bakyordu. Nedense o, bu gn biraz mahzun grnyordu.

Cevap vermek iin Akkartal:

- Evet Kraliem. Bu niyetteyiz. Zira bendenizin yolculuk gayesi bylece sonulanp, ahsen tanmak erefine nail olmu bulunuyorum hepinizle. imdi ise, destur olursa yolcu yolunda gerektir, diyoruz.

Bu srada Tamuro zel kamarasna bir ey almak iin gemi olduundan, salonda bir hizmeti ve nden baka kimse yoktu. Hizmeti kapya yakn bir yerde megul iken, onlar sol yana alan byk lombozun nnde bir masada oturmulard. Bir ara ngrak sesi gelmi ve hizmeti dar kmt. Az sonra tekrar ieri gelen hizmeti ei Tamuro'nun Kralieyi armakta olduunu sylyordu. Bylece bir an yalnz kalan Akkartal ve Miyaki, nce konumakszn ylece otururlarken, Akkartal lombozdan dar bakyordu.

- Sizi bir ka gn daha kalmak iin ikna edecek kimse yok mu, diye dnyor, ama ne yazk ki bulamyorum!

Bu szler Miyaki'nin azndan umutsuzca dklrken, kendisi o an yere bakmaktayd.
Akkartal:
- Sevgi ve sayg deer Prenses buna o denli nem atfediyorlarsa, sadece emrederler, bu yeter. Ancak, sonunda ayrlk yine de kanlmaz ise, ki ne yazk, yle grnyor, o zaman bir gn ile on gnn ne fark olur?

- Sizin iin bu gerekten byle mi?

- Sanrm evet, gidilen bir yerde gereinden fazla kalmak, bir mecburiyet yoksa, daha iyi deildir. nk aksi halde bir takm almalar olur ve bu da ayrlk acsn ok daha iddetli klar. Bunun iin Prensesim, yolcu yolunda gerektir kansndaym. Tabii ki aksini emretmiyor iseniz?

- Ben deil, lakin gnlm hep burada kalmanz emretmek isterdi, desem her halde ok arrdnz, deil mi?

Akkartal bu soru karsnda esasen pek arm saylmazd, ama o ok arm gibi yaparak:
-Sevgili Prenses, gnlden sz ederken, bunu bendenizle ilikilendirmekle bana eref ve saadetlerin ahikasn ltfediyor. Lakin muannit bir "kl yolu yolcusu" bunu zor anlar. O nedenle, af ve azat edilmei dilerdim.

- Peki, her eye ramen peki, ama unu olsun bilmek isterdim; acep, kl yolu yolcular bir gittikleri yerden bir daha hi mi gemezler, yoksa orasn tmyle unutur da m giderler?

Esasen mantna kalsa aka "Evet prensesim, onlara kalsa bylesine tehlikeli ve tutsak eden yerlerden bir daha gemezlerdi" diyecekti. Ama o, kk de olsa bir mit vermeden edemez, bu kendisine uzun sren bir strap verecek olsa bile, byle nazenin bir gle kar asla kat yrekli, pein hkml olamazd.

Nitekim:
- Prensesim, tam aksine, nk onlar bir gittikleri yere, istisnasz olarak, en azndan bir kere daha ve gene en azndan bir nceki kadar kalmak zere mutlaka gitmek isterler, tabii buna yollar da vefa ederlerse.

Bu szler prensesin mahzun yzn biraz olsun renklendirip, aydnlatmt ki, Tamuro ve kars tekrar ieri girmilerdi. Tamuro, Akkartal iin hatra armaan olarak, kemerde tanmak zere Katana'nn biraz daha k olan bir kl getirmiti. Bu da ok deerli ve ans olan bir klt. Bunu memnuniyetle alan Akkartal, dostlaryla vedalap, kalyona gemek zere dar karken, onlar da kpeteye kadar refakat ediyorlard.

Akkartal'n kalyona gemesiyle hemen demir alnp, yelkenler fora edilmiti. Bu srada kadrgada kralie ve Tamuro ayn yerlerinde dururlarken, prenses ieri, kendi kamarasna gitmi, kalyonu gren lombozun nnde, puslu gzlerle, perde aralndan darya bakmaktayd. Yelkenleri kabaran gemi ar ar hareket ederken, Akkartal k kpetesine yaslanm, deniz yzeyinde parlayp snen yakamozlar seyre dalyordu.


RIHTIM CNAYET VE MAHKEME

Derken hareket edip, giderek hzlanan gemi ak denize ulam, Akkartal da istirahat etmek zere zel kamarasna ekiliyordu. Burada hazrlanm yataa srt st uzanp, imdiye kadar olup bitenler ve yaadklarnn muhasebesini yapyor, sonra gelecee ilikin dnrken uykuya geiyordu. Nitekim tan aarmasyla, yakndan duyulan mart, albatros sesleri onu tatl dlerinden uyandryor, kalkarak kl idman iin dar, burun bordasna kyordu. Gne ufukta belirinceye kadar orada sk bir alma yapan Akkartal, Pupa yelken hareket halinde olan gemide dengeyi korumak iin normalden daha fazla gayret gerektirdiini fark ediyordu. Onu gren tayfalar bir kenara ekilip, idman bitinceye kadar seyretmilerdi. Nitekim gverteye yneldiinde, ayn eyi k bordasnda yapm olan Tao- Li'ye rastlyor, selamlaarak birlikte gverteye geiyorlard. Bu arada yamak Taro nce, ho kokulu bir tomurcuk ay servis edip, az sonra da kahvaltlk getiriyordu. ok gemeden Kaptan ve Mirza da gverte kapsndan dostlarn itenlikle selamlayarak, girip, masadaki yerlerini alyorlard. Bir yandan aylarn yudumlarken dier yandan kaptan:

- yle grnyor ki aziz dostumuz Akkartal iyi bir gece geirmi, formunun da zirvesindedir. Diyordu.

Akkartal bu samimi szlere kar tevazu ile:

- Eh, Tanrya kr. Dedikten sonra; Sizler de ok zinde grnyorsunuz!

Derken karlk veriyordu. Akkartal'n bu tutumu dierlerini de evke getirmi, ortam biraz daha canlanarak, karlkl soru ve latifelemeler balamt.

Kaptan:
- Akkartal dostumuz ltfen kusura bakmasn ama meraktan sabah zor ettik. Akkartal glerek:
- Hayrola dostum, buna sebep neymi anlayamadm.

- Merak sebebi bir deil ki, bilmem sormaya hangisinden balasak?

- En acili hangisiyse sormaya ondan balayabilirsiniz. Ayrca, sanrm bunun iin ziyadesiyle vaktimiz olacan hatrlatmaa gerek yok.

Tao-Li tasdik ederek:

- Haklsn, en azndan iki gn antung'a var, ondan sonras da haftalar srer. Kaptan dayanamayarak sorar:
- Kral Tamuro ile tanmanz ve bunun hikyesini daha nce hi anlatmadnz, oysa onca yolculuk esnasnda buna frsat oktu. Dorusu biz olsak bundan bahsetmeden kesinlikle edemezdik, hem de nasl vnerek.

Akkartal glerek:

- Amma yaptn be dostum, ben onu bizim gibi bir sava olarak tanyordum, kral tandm var, diye bir de gvenerek mi vnecektim yani?

Kaptan alenen hayret ederek:

- Aziz dostum gcenme ltfen, ama sen gerekten ok lem bir adamsn. Bir de verdiin nem yznden kalkp, aylar sren uzun yollara derken, ayn de bir sohbet ortamnda bile, srf gerek sanlr diye, hi deinmiyorsun. Bu nasl i?




Kaptann bu sorusuna cevap Tao-Li'den geliyordu, nk Akkartal sktu tercih ediyordu:
- Yahu Kaptan, bu tr zevzeklikleri ancak senin benim gibilerin yapacan hi dnmez misin be kuzum.

Tao-Li'nin bu yar ciddi kna ses karmayan Kaptan'a Akkartal arka karak:

- Dostum, iin dorusu sanrm, ondan bahsetmenin hi aklma gelmeyii olsa gerek.
Derken, kahramanlarmz yolculuu bylece tek dze olmaktan karp, olabildiince renklendiriyorlard. Nihayet denize ilk k liman olan antung'a tekrar varmak zereydiler. Neredeyse gene akam oluyordu. Yolda alnan ortak karara gre; burada bir gn kalp, sonra hep birlikte tekrar gneye, ama bu defa daha ziyade ky eridi izlenerek, yelken alacakt. Akkartal, epeydir zledii at ve brakt dier emanetlerini almak iin hana urayacak, sonra yol arkadalaryla msait bir noktaya kadar birlikte seyahat ederek, orada uygun bir yerde veda edilip, herkes kendi yurduna dnmek zere ayrlacaklard.

Nitekim atn brakt ift kanatl han kapsndan girdiinde, Karaimek gene ayn yerde ve itahszca nndeki ot ynndan yemekteydi. Fakat ald ani bir kokuyla ban kaldrp, geri dnnce sahibini nihayet fark etmi, akabinde kulaklarn krpp, kineyerek ona doru atlrken, az kalsn yularn bal bulunduu direi kknden skecekti. Buna kalmadan Akkartal yanna koup, onu sakinletirmiti. Dardaki bu grlty iiten hancnn gzel kz u da hemen kapya karak, atnn yannda onu teskin etmek iin efkatle sarsn okamakta olan Akkartal' grmt. Hemen oraya gelen u, heyecandan bir an ne yapacan arm, bir ey konuamadan onun arkasnda ylece beklemekteydi.
Bir an dnnce onu fark eden Akkartal:
- O! u Hanm, demek sen de buradaydn, naslsn? Diyerek hatr sormutu.

u, Ho geldin derken, bu srada ona o kadar yaklamt ki, atlp boynuna sarlmamak iin kendini zor tutmutu. ift rgl uzun siyah salar, kara yay kalar, kuyruklu uzun kirpikleri, gamzeli yanaklar ve kaln kiraz dudaklarna ek olarak, orantl vcut lleriyle u, son derece mtecazip ve onu etkilemeyi baaran nadir kadnlardand. Aklndan geeni uygulamak iin ortam uygun deildi. Nitekim onu ieri, hala bo ve intizaml duran odasna davet edip, darda yapamadklarnn ziyadesini yapmt. Yannda getirdii deerli bir ka mcevheri kendisine armaan ederek, oradan ananev giysileri ve atyla sabah erken ayrlan Akkartal, limana vardnda erzak ykleyen tayfalar onu bir an iin tanmakta glk ekmilerdi. Karaimek gemiye bindirilirken biraz huysuzlam, ama ambarda kendisi iin hazrlanan blmeye itiraz etmemiti.

antung'tan yola kal haftalar olmu, anghay limanna uramayp, aktan geerek, btn in Denizi kylarn dolap, nihayet bir len vakti Hint Denizi'ne ulamlard. Hava son derece scak ve baskt. Deniz aka buharlap, sular ge ykseliyordu. Ak denizde buular iinde kalan gnei grmek artk mmkn olamyordu. Bir an grnse bile ufack bir k topuna benziyordu. Oysa karadan grnen gne ok daha farklyd; kzldan turuncuya geen renklere brnrken, ateten kocaman bir siniyi andryor, hararet ortal yakp kavuruyordu.

Gemidekiler tatl su dolu flar bitirmi olduklarndan, acil su ihtiyac ba gstermiti. Bunun iin ilk frsatta yanalacak bir koy, bir liman aranyordu. Nitekim saatler sonra, zerini yeil yaprakl aa ve bitkilerin neredeyse tamamen rtt kk bir koy kasabasn gzlerine kestirmilerdi. Gemi artk olabildiince kydan seyrediyor, buradan serinleme cenneti gibi grnen koya bir an nce demir atmak istiyorlard. Biraz daha yaklaldnda, koyda derme atma bir iskele ve bunun nnde irili ufakl bir ka balk kay seilir olmutu. Buraya uzaktan bakldnda, bir an orada hi kimse yaamyor sanlabilirdi. nk youn scak hayat durdurmu gibiydi. Oysa iskeleye iyice yaklaldnda yosunlu direklere tnemi, bacaklar lk suda bir sr ocuun orada oynat grlrd. Yaklaan devasa yelkenliyi gren ocuklar, heyecan ve meraktan lk la iskeleye trmanm, selam durur gibi yukar kalkan elleri, gnein gz kamatran nlarn kesme abasndaydlar. Tenleri gnete kapkara kesilmi olan bu ocuklar, bir an bile karmakszn gemi bordasn izliyorlard. Nihayet demir atlp, gemiyi iskeleye balayacak palamarlar kydaki akl duran iri kazklara taklm, herkes bir an nce rhtma atlamak istiyordu. Aa kattaki krek eken korsanlarn bart ve kfrleri yukar kadar geliyordu. nk bu scakta oras btn sularna kar gelen cezalarn misliyle detildii gerek bir dnya cehennemini andryordu. O nedenle ilk dolup gelen su flar onlara veriliyordu.

Harareti ykselen beyinler sadece forsalarnkiler deildi. Tayfalar da onlardan aa kalmyorlard. Buna are bulmak iin ou biraz ilerideki asmalar altnda kaybolmu gibi duran denizci meyhanelerine komulard. Gemi bordasnda sadece kaptan ve iki de tayfa kalmt. Buradaki evler, kk bir vadi durumundaki iki yamata ve adeta biri dierinin stne kurulmu gibi sk duruyorlard. Burasna kent mi, kasaba m denirdi, bilen yoktu. Rhtmn gerisinde bir de meydanlk vard. Kumlu, akll meydanlk iskeleden balayp, az tedeki meyhanelerin nnde bitiyordu. Bir ka denizci ura meyhane, bir o kadar ahane ve zerzevat dkkn bu meydanl evreliyordu. Tayfalarn ou buralara taklm, serinlemee alyorlard. Bunlardan birinin ak havada oturmaya msait, zeri top yekn sarmal asmalarla kapl kameriyeli olan vard ki, burada kede kurulu tahta masadaki ilingir sofrasn drt tayfa evirmi, hem iiyor hem bir konu zerinde tartyorlard. Lakin bu tartmann harareti giderek artma eiliminde grnyordu. Tayfalardan alnnda L eklinde bir yara izi olan Wang adn tayordu. nndeki arap dolu kupay diktikten sonra azn elinin tersiyle silmi, ardndan geirerek, dumanl kafayla etrafa bir bak atm, sonra ban ne emiti. Onun sanda, gzleri kan anana dnm, iri pazl, kaln enseli Yasuaki vard. O da kupasn bir dikite indirmi, konumadan yanndaki gaga burunlu Hakido'ya bakyordu. teki ise ksa boylu, ince bykl, clz Cheng idi. Bunlar ise balarn ne emi, kendi kupalarna bak maktalard. Derken Wang yanndaki testiden kupasn tekrar doldurup, bunu yarya kadar itikten sonra, birden:
- Hayt! Nerede kald u bizim beyzadeler be!? Yetti artk bu yolculuktan ektiimiz!
Cheng buna itirazla:
     - Wang, gcenme ama, onlardan bahsederken yerinde olsam biraz daha dikkatli konuurdum! Diye uyarmt.
Wang sinirlenerek:
- O da niyeymi anlayamadm. Aramzda muhbir mi vard yoksa?! Cheng alttan alarak:
- Yok ama, unutma ki yerin kula vardr! Derken dier masalara doru bakmt. Wang yine asice:
- Onu bunu bilmem arkada, ben kaptandan baka kimseye sayg gstermee mecbur deilim!
- Yani sen kaptan tekilerden daha stn m tutuyorsun?
- Evet, bizden biri Huan!
Sonra sylediine piman olmu gibi:
- Ama yazk ki onda da i yokmu! Dedikten sonra dierlerine bakarak susmutu. Nitekim Yasuaki:
- Eer onda i olsayd, burada, bu berbat koullarda deil, kim bilir dnyann hangi gzel kelerinde keyif atyor olurduk, deil mi ya ama? O da Hakido'ya bakarak susmutu.
Hakido neelenerek:
- te bu gre tamamen katlyorum. Sen byle dnmez miydin sanki Cheng? Cheng bunlarn ayn fikirle daha nce de megul olduklarn anlam, fakat bunun nasl bir karara konu olabileceini henz karamamt. Bunu renmek iin:
- Yani kaptan istemi olsa, tekileri toz, duman m ederdiniz?
- Tabii, ya ne sandnd? Diyen Yasuaki idi. Cheng alays bir glle ban sallayarak:
- Hi zannetmem! Kaptan Huan kesinlikle byle bir ey dnmezdi. Tandm kadaryla o akll, mert ve drst bir adamdr!

- Hem de ne akll, ha ha ha haaaa! Diyerek, ardndan asabice glen Wang idi. Bu tavr clz Chang'i enikonu kzdrarak;

- Bu tavrn gren de, onlar tokatlayp, her gn ayr bir sygaya ektiini sanrd. Komik olma Wang!

Derken, seyrek dilerini gstererek glyordu. Onun bu hali, Hakido ve Yasuaki'yi kahkahalar atarak gldrmee yetmiti. O denli bir glt ki bu, bir trl susamayp, avurtlar saniyeler boyunca gerili kalmt. lk anda ok komik bulduklar bu durumdan tr glerken kzaran avurtlar, giderek sararr ve nitekim Wang'a baktklar anda bu birden buz gibi souk bir gle dnr. Btn bunlar her an byyen bir kinle izleyen Wang, eer aklna ilk geleni yapmazsa, bu tahkirden sanki asla kurtulamazm gibi geliyordu. Nitekim, elini beline atmasyla ektii uzun haneri, akn Cheng'in kalbine saplamas bir olmutu. Bu histerik dar beyi canhra feryat izlemi, devrilen kupalarn yerine, cansz bedeni kapaklanmt zavallnn. aknlk iinde baka kalan Yasuaki ve Hakido, hemen baklarna el atp:

- Ne yaptn bre aptal herif?!

Diye kmlard. Az sonra dikkatleri eken bu feci olay, evrede telal bir kalabala yol amt. Dehet ve tehditle kark baklara hedef olan Wang, elinde kanl ba, ylece durakalmt. Benzi solup, piman olmas ne ie yarard. Anlay gsterip, destek kar myd toplum sanki buna? Elleri kabzada bekleyen Yasuaki ve Hakido hemfikir dostlar, hempalar deiller miydi yoksa? Olay iiten kaptan, kalabal yarp, olay mahallini grdnde ok kzarak:

-Bunu hangi sersem, neden yapt!? Diye krken, Yasuaki ve Hakido sulayan baklaryla Wang' iaret etmilerdi. Nefsine ram olarak, mteharrik olup, bu arada bir insana kymann utancyla ban een Wang. Birden ba kaldrarak:
- Bu sizlerin yznden, evet kaptan, bunda hepinizin katks var! Derken fkeliydi. Bu szleri anlamsz bulan kaptan kzarak:
- Sen ne diyorsun bre sersem, kimin ne alakas olabilir senin yaptn bu hayvanlkla, ak konu?! Diye barmt. Wang daha lml bir eda taknarak:
- Evet, bu sizin ve u ikisinin ve teki beylerin yznden oldu.

Kaptann eli kl kabzasndayd. Akln yitirmi olmalyd bu adam. Bu kukusu olmasa, ekip uuracakt boynunu orackta. Bu srada kalabalk peren peren kalrken, elleri kllarnda Akkartal ve Mirza oraya gelmilerdi.

Akkartal;
- Dur kaptan, ne oldu? Derken.

- Kim yapt bunu? Diye soran Mirza idi.
Bunun zerine kaptan:
- te u ahmak. stelik, yapt sua bizi de ortak etmee kalkyor sklmadan!

Ekseriyet bunu baklaryla teyit ediyordu. Duruma o an el koyan Akkartal, maktul gstererek:
- Onu alp, gemiye gelin. Bunu orada mahkeme ederiz.

Az sonra herkes bordada toplanp, gvertede bir "Yarg Heyeti" kurularak, sank ve tanklar ayr ayr kamaralara kapatlmlard. Drstln kurban olarak, derin yarasndan hala kan szan cansz Cheng, bir tahtaya srt st uzatlmt. Sanki bunu bekliyormu gibi, rzgr km, ortalk hzla serinlemekteydi. Bunu, yelkenlerin gerilmesi, palamarlarn zlmesi ve demir alnmas izlemi, bat rotasn tutan gemi, yeniden hareket etmiti.

Bu muhakeme iin Akkartal "Yargc", Mirza "Savunmac", Tao-Li "Sorgucu", Kaptan "nfaz amiri" grevlerini stlenirlerken, Wang sank, Yasuaki ve Hakido olayn tanklar idiler.

Yargcnn emriyle, ilk etap sorgulama iin, olayn tanklarn tek tek, Tao-Li, san Mirza alarak, birer kamaraya ekilmilerdi. Yargca ilk raporu sunan Mirzay, Tao-Li izlemiti. Sank ve tanklar ayr kamaralarda, yarg iin yargc karsna arlmay beklerken, Yarg Heyeti olay gryor, niha karar belirlemee alyordu.

Sorgucu Tao-Li'nin adaletince, yarg niha karar :

"Bir insan hayatna mal olan bu olayda, ksas uygulanarak, rakibe z savunma ans verilmeyip, haksz, cana kyld iin, idam cezasna hkmedilmeliydi..."

Savunmac Mirzaya gre ise:

inde kast bulunmayan bu olayda, katks olan birok etken, amil ve saikler vard. Bu olayn meydana gelmesinde dorudan veya dolayl olarak etken olan saikler ise unlard: Birincisi, halen gemide bulunan ve en byk tahrik sebebi olan sandklar dolusu altn ve mcevheratt. Bu denli yksek miktarda para, hemen her insan yoldan karabilirdi. Kald ki, savunduu kii, ikincil neden olarak ayrca her trl tahrike msait bir durumda ve sarhotu. Oysa insan, makul yasaya gre; yasak olan ve su saylan eyleminden tr bireyin sorumlu tutulabilmesi, onun akl denge ve uurunun yerinde olmasna balyd. O nedenle, sana bu durumda "Ksas" uygulanamazd.

Niha Yargnn olumasnda Yargc sfatyla Akkartal, kaptan Huan'dan gr almt. Ona gre; ksas uygulanmalyd, nk fail yapt bu menfur eyleminden kaynaklanan suunu itiraf ile piman olup, utan ve pimanlkla yazgsnn takdirini yarg kurulunun adaletine brakacana, o bihakkn, kendi suuna bakalarn da ortak etmee yelteniyor. Bir kii, haksz ve yersiz olarak, insan hayatna son verirse, "Yce Yaratann yaama hak ve zgrl yasasn" inerse, bunun kar yaptrm olan ksas da gze alm demektir. Sankta en azndan, cezay hafifletici bir erdem olan "Hatay kabul ve sonucuna katlanma rzas" dahi bulunmamaktadr. Belirlenen yarg karar ve bunun tatbikini temin iin tayfalar adna iki kiinin grne daha bavurulmu, onlar da ksas lehinde konumulard. Btn bunlar bir kez de huzura getirilen sann yzne kar tekrarlanp, infaz, ayaklara arlk balanarak denize atlmak eklinde tatbik edilmiti. Olaya sebebiyet vermekten ayrca yarglanan tanklar, hazineden haklarna decek olan payn tmn kaybetme cezasna arptrlmlard.



Gnler sonra, Hint Yarmadas'n en gneyinden dnerlerken, karlarna kk bir yelkenli km, bordasnda kalyona rampa etmek iin el kol iareti yapanlar vard. Az daha yaklatklarnda, geminin yelkenlerinde yrtklar, halatlarnda kopuk ve kesikler olup, zar zor yol aldklar grlyordu. zerinde onbe kii ancak bulunan bu hrpani gemi bir ticaret gemisi olmalyd. Kaptan'n emriyle, tayfalar teyakkuz durumuna gemi, sonra rampa iin izin verilmiti. Artk karlkl konumak mmknd. Kpete nnde duran kaptan, kar taraftan seslenenlere doru eilerek:

- Ne oldu, bu ne hal, frtnaya m tutuldunuz yoksa?! Diye sorduunda, banda turuncu renkte, intizamla sarlm bir turban bulunan Hintli cevaben:

- Ey sahip, maalesef saldrya maruz kaldk. Bize kast edenlerle aramzda kan vuruma sonucu ite bu hale geldik. Bize, varsa biraz yelken bezi ve halat verebilirseniz ok memnun olurduk? Demiti.

Bu talep karlanp, geldikleri yer hakknda malumat alndktan sonra tekrar hareket edilmiti. rendiklerine gre, Hintlilere saldran Arap asll, Emevi askerleriymi. Hintlilerden hara istenmi, buna itiraz edilince saldrmlar. kan atmada be adamlar lm. Mslman ve tabi olmay ret edenlerle bu tr srtmeler zaten teden beri sregelmekteymi aralarnda. Bu konu gvertede grlr de, bir Mslman olan Mirzaya sz dmez miydi? Nitekim o da bildii kadaryla bu mcadelelere dair sebep ve saikleri anlatmt.

Mirzann aktardna gre: zerinde halen yaadklar Yarmada da irili ufakl derebeyi airetleri halinde yaayan Arap kavmi, beinci asrn sonlarna doru aralarnda zuhur eden Peygamber Hz. Muhammed'in savaa varan ciddi mcadeleleri sonucu slam esaslar kabul edilip, nceki din ve yaam tarzlarn ksmen terk etmi olan kabileler, trl ayrc, yerel farkllklarn da bertaraf edip, birleerek, yeni idare ve devlet kurmulard. Bu mcadeleler nceleri kendi aralarnda vuku bulurken, imdi bu deimi, stlenilen slamiyet misyonu, bunu ister istemez hudutlar dna tarm, oralarda dikkat ve trl tepkiler ekilmiti. D tepkilere kar koymakta baarl olmann tabii sonucu olarak Araplar, byyen nfuzlaryla dnyada tannr olmulard.

Mirzann bu aklamalarna ek olarak, gr sahibi olanlardan Tao-Li, bu meyanda sz alarak:

- Mirza dostumuza teekkr ederken, kanaatlerimi aklamak isterim. Demi, kabul grmesi zerine devamla:

- Mirza Be'in anlattklar doru. Zira bir lkede, bir cemiyette oluan dzen ve intizamn, bir takm olumlu sonular olaca tabiidir. Bunlarn banda kukusuz ki, adli hukuk ve ahlak davran kural ve kuramlar gelecekti. Bunlar olunca, ortaya toplumsal varlk, dinamik bir g, erk oda olan Devlet kacak ve bu ister istemez yakn-uzak evreye etki edip, doal ki, bilhassa dardan tepki grecekti. Bu devlet, daha dorusu, yeni oluumun, elbette ki bir takm iddia ve dierlerine gre farkllklar, ilgi ve dikkat eken yenilikleri de olacakt. Tabii G Oluumunun temel art da zaten bu deil miydi? lk teekklnden belli bir sreye kadar bu g, dier yrelerde daha nce kurulmu, ama artk eskimi, revatan dp, khnemi dzenler, yani devletler aleyhine geliecek ve bir gn onun da miad dolup, dierleriyle ayn mukadderat paylaarak yklp, yerini yeni oluumlara terk edecektir. Bu olguyu ben ahsen ksaca byle yorumluyorum. Diyordu.



KANLI BORDA SAVAI

Akkartal'n dnce ve konuya dair zmlemeleri hemen hemen aynyd. Bu baarnn kendi ulusuna da myesser olmas ba temennisiydi. Bu minval zere devam eden deniz yolculuu, nihayet gnler sonra Muhankodaro limanna ulalmasyla yeni bir safhaya eriiyordu. Limana ok az bir mesafe kalmt. Burada demir atlp, hazine paylaldktan sonra, herkes kendi yoluna gitmek zere veda edilecekti. Liman olaanst hareketliydi. Rhtmda kaynaan insanlar, demirli gemilere kaar gibi doluuyor, erzak yklyor ve bunlar hemen denize alyorlard.

Gemiden rhtma geen kaptan ve Mirza, ksa bir soruturma yaparak gelmilerdi. Bu limanda hemen her rk ve soydan insana rastlamak mmkn olduu iin, dnyann her yeriyle ilgili doru yanl haberler almak mmknd Dediklerine gre; buralarda ortalk ok karkt. Hatta yaknlarda sava dahi bekleniyordu. Akkartal iin, tken'den bile haberler vard; Dediklerine gre Kaan Moyen or ine akna km imi. Kuzeyli Karluklar ile, Basra'y halen elinde tutan Emeviler in ordularna kar Talasta ittifak ettikleri iin aralarndaki ilikiler uzun zamandan dzgn bir seyir izliyor, halktan kimileri Mslmanla dahi geiyordu. Karluklar bir Ouz boyuydu. Ulu kaanlktan ksmen bamsz olan bu boy, doal snrlarna yakn olmas nedeniyle, gney ve gneydoudan gelen Arap-in basksna kar durmak ve gerekirse her an savamak zorundayd. Gemi gvertesinde bunlar konuulup, sra Zungo hazinesinin paylamna gelmiti.

Buna ilikin Kaptan:

- Arkadalar, hazineden ahsen pay istemiyorum. stediim bu geminin batan gemime karlk olarak bana braklmasdr.

Tam bu srada, panik ve dehetle ieri dalan bir tayfa:

-Kaptan, kaptan bamz dertte! gemi tarafndan sarlm durumdayz! Diye barm, bunun zerine herkes yaln kl dar frlamt.

Gerekten, ii silahl askerle dolu ektiri ablukaya almt kalyonu. ok tehlikeli biimde yaklaan ektiriler ok menziline girilince gizlendikleri yerden kan gerili yaylar, borday ani ve amansz bir ok yamuruna tutmulard. Bu srada bordaya km olanlar gafil avlanm, kalanlarsa kpete ve sair bir yere siperlenerek hedef olmaktan son anda kurtulmulard. Ok yamurunu izleyen rampalamadan sonra atlan kancalar kpeteye taklp, kolay zafere alk saldrganlar er beer kalyona atlyorlard. Onlar nasl bir akbetin beklediinden habersiz zafer naralar atarak saldrya geiyorlard. Artk ok yamuru durmu, Akkartal siperlendii yerden kalkarak yaln kl ileri frlamt. Bu srada okla vurulmu, yerde feryat ve iniltiler iinde yatan tayfalar, srt ve gslerinden ok yemi Mirza ve kaptan grm, fkenin lm makinesi kesilmiti. Kalyona atlayanlarn yeterince oalmas dardan ok gelme ihtimalini en aza indirgiyordu. Saldrganlar, yanlardan rampa etmi olan iki gemiden atlayanlard. Arkada duran gemi henz teyakkuz halinde ve her halleri ile bunlardan farkl grnen askerlerle doluydu. Az sonra elinde kargs her vuruta can alan Lamay ve bundan kaanlarn, kolay hedef sanarak, ona hcuma gemeleriyle keyiflenmiti. Elinde Alpagut ataa geen Akkartal, gelenlere daha ilk anda, bilmeden yaptklar bu hatay pahal detip, yamurdan kaarken doluya tutulmak neymi, retiyordu. Ona uzanan her eyi annda bien Alpagut'la ksa zaman zarfna sdrd saysz hamleyle saldranlarn ardn getiren Akkartal, Tao-Li'ye yardma komutu. nk



ondan kaabilenler tekrar geriye, Lama'ya dnmlerdi. Rampalayan gemilerden bordaya atlayanlar hala kyordu, lakin bunlar suya den kar taneleri gibi ok srmeden eriyorlard. Derken gemi bordas kzl kana boyanm, ortalk mezbahaya dnmt. Etrafa kopmu kol, bacak ve kafalar salm, yarallardan feryatlar geliyordu.

Btn bunlar ilk anda gremeyen arka gemidekiler, biraz yakna geldiklerinde ksmen kendilerine benzeyen giyitleriyle, sava ilah gibi kl ren bir yiit olduunu fark edip, kendi dillerinde "O bizden! O bizden!" diye barrken, bu srada sa gemide Akkartal' hedefleyen bir oku, yayn geriyordu. Onu son anda fark eden Akkartal bir anda yer deitirince oktan kurtulmutu. kinci ok da skalamt. nk atlan ok, etrafna klla izdii dairelerle geilmez bir yrnge oluturan Akkartal tarafndan daha havadayken biilmiti. Bunu gren baka bir oku ayn eyi denemee kalkm, ama bununla kalmt. nk daha okunu salmadan, btn bunlar arka gemiden izleyen usta bir tirendazn okuyla akandan vurulmutu. Bunu dier arkadalarnn oklar izleyince yanlardan rampa eden gemilerde ayakta kimse kalmamt. Bunu gren Akkartal hemen yaral arkadalarnn yanna komu, ne are ki bir okla yaral olduu halde henz hayatta olarak sadece Tao-Li'yi bulabilmiti. Az sonra arka gemiden gelen drt eri ve onlarn komutan olduu anlalan uzun boylu, engel bykl, ba tolgal bir sava:

- Selam, yiidim. Uran kutlu ola. Adn ve bu in gemisinde bulunma sebebini balar msn? Diye sormutu.

znt iinde meldii yerden yava yava dorulan Akkartal:

- Koca Turul Derghndan Akkartal. Ya siz?

Akkartal daha sorusunu sormadan muhatabnn akn ve hayretli nazarlarn zerinde hissetmiti. Nitekim:

- Yiit, sakn sen u nl Akkartal olmayasn?!

- Adm Akkartal, ama nlsnden haberim yoktu.

Bu cevap komutann bir adm daha atarak onu hararetle kucaklamasna yetmi, sonra da sitayile:

- Bu bakas olamazd zaten. Yiidim kusurumuza kalma, bilseydik zamannda mdahale eder, arkadalarnz bu Emevler'e oklatmazdk. Ama yazk ki olan oldu bir kere. Sadece bir arkadanz sa, o da maalesef yaral.

- Evet, maalesef. Tibetli dostum Tao-Li'nin sa kalmas bir teselli oldu. Yarasn sarmak iin hemen bir eyler yapabilirseniz ok memnun olurum.
Derken, onu kendi gemisine aldran komutan Kutalm, hemen bir otac arlmas emrini vermiti. Bu arada Akkartal merak ettii eyi sorarak:

- Fakat sizin iiniz ne onlarla, ortak m alrsnz yoksa sahiden?
- Evet. Byle bir karar almt Yapgu.
Akkartal:

- Peki ama, bu olay onlarla olan ortakl etkilemeyecek mi imdi? Diye sorduunda, Kutalm umursamaz bir tavrla:

- Bunu, tabii ki size kar yaplan yanlla mahsuben hal yoluna koyacaz. Ulu Hakan Moyen or'un zel niann tayan, Turan llerinin naml bahadr Akkartal'a kar ilenen bir kabahatin cezasz kalmayacan herkes kabul edecek. Deil mi? Diyen Komutan yanndakilere bakm ve onlar da bunu tereddtsz tasdik etmilerdi. Bu izah yolu Akkartal ve Tao-Li'yi her eye ramen glmsetmiti. Bundan sonra onlar kendi gemisine davet eden Kutalm, Tao-Li'nin uyarsyla atn ve ziynet eyas dolu sandklar da oraya naklettirmiti.

Akama kadar temizlenerek, stndeki cesetler defnedilen gemi, Kutalm tarafndan bir komutana teslim edilmiti. Tao-Li, alm olduu ok yarasndan tr mustarip olduundan, gelen otac yarasn tmar edip, sarmt. Ok sol krek kemiinin hemen altndan girip, onu bir anda nefessiz brakmt. Gene de ans vard ki, isabet eden ok, geriden engelsiz olup, karlmas zor olmamt. Fakat bu dz Arap oklarnn zehirli olma ihtimalleri de yok deildi. Buna kar, yaray saran otac, panzehir etkili ot zleri kullandn sylemiti. En ksa zamanda yola koyulmakta serbest olan Akkartal ve Tao-Li, buradan kara yoluyla geri dn iin yanlarna be katrla bir at ve bunlarn ynetimi ve klavuzluk iin atl tutmulard. Haftalardr sren deniz yolculuundan sonra, nihayet at srtna yeniden kavuan Akkartal, karadan yolculuun hazlar, trl kr ieklerini, aalar ve ku seslerini ne ok zlemiti. Orta yalarda, iri yar ve Petu kkenli olduunu syleyen Temar adl klavuz, atn bir ara hzlandrarak Akkartal'a yaklap :

-Efendi, u ilerdeki yol ayrmndan saa sapalm derim. Akkartal tereddtle:
- Fakat oras da yolu deil mi?

- Evet ama Efendi, bylece yolumuzu en azndan yarm gn ksaltm olacaz!

- yi ama da balarnda bin bir trl tehlike kol gezer, sakn bir apulcu srsne rast gelmeyelim sonra?

- Yo, yo Efendi, tam aksine. nk bildiim kadaryla, Pahtu soyundan gelen bir aki (haydut) gruhu belki imdi u vadide pusu kurmutur. Dzlk diye aldanp, buradan geecekleri beklemektedirler ola ki. Bizim yola gre orada tehlike ok daha fazladr, inann bana!

- Dediin gibi olsun Petuni, seni takip edeceiz!

- Hay hay Efendi, bundan kazanl kacaksnz!

Onlar byle konua dursun, elan uzaklardaki bir tepede durmu olan iki kii, merakl gzlerle onlar izlemekteydi. Kk kafilenin dz yoldan saptn fark edince, hemen tepenin arkasnda braktklar atlara komu, aada bir maarada bulunan dier arkadalarna haber vermilerdi. Biraz sonra yirmi kadar apulcu, fark ettirmeden kervann nn kesecek ekilde srmlerdi atlarn. Bizimkiler onlardan habersiz, gk yznde daireler izen kartallar da umursamadan, giderek yokulaan kei yolunda yava yava ilerliyorlard. Buras bodur aa ve geven kmelerinin yzeyini kapatt bir yama idi. ok ilerilerde eflatun renkli sra dalar ykseliyordu. Dalarn etekleri ormanlk ve engebeliydi. Bir hayli yol almlard ki, burada yoku bitip, ini balamak zereyken nlerine seyrek bir am koruluu kmt. amlarn te tarafndan amatayla kalkan bir karga srs havada dolayor, bir alalp bir ykseliyorlard. Yaam boyunca hep bu yollarda klavuzluk ederek geimini salayan Petu Temar, bundan kukulanarak, hemen kervan durdurup, etraf biraz kolaan etmek istiyordu. nk kargalarn bu tavr, bir tehlikeye iaret saylrd. Buna sebep vahi bir hayvan olabilecei gibi, bir haydut srs de olabilirdi. Nitekim kervan durmu, btn gzler etraf taramaktayd. Temar atn aalarn arasndan kargalarn bulunduu yne doru srerken, dierleri olduklar yerde onu bekliyorlard. Biraz sonra geri dnen klavuz, durumu yle aklyordu:

- Kukulanmakta haklymz Efendi. Ne yazk ki pusuda bekleyen bir sr uru
(Hrsz) grdm. sterseniz hemen geri dnelim.

Akkartal ban saa sola sallayarak:

- yi, beklesinler bakalm. Bizi takip mi ettiler dersin Petuni?

- htimal ki yledir, geri dnyoruz, deil mi Efendi?

- Hayr, hayr. Bunca yoku yolu geri dnmek iin kmadk.

-Aman Efendi, bu adamlarn ne gaddar caniler olduklarn ben ok iittim, sakn ola ellerine dmeyelim?

- Korkma Petuni, haydi imdi d nme ve onlarn yerini gster, gerisini de bana brak. Tamam m?

- Peki, Efendi. Siz nasl isterseniz yle olsun.

Bu szlerden sonra Akkartal heybesinde devaml tad manda gnnden ift katl cenk yeleini kartp, srtna giymiti. Sonra oklarn ve yayn gzden geirip, atn klavuzun biraz nce gittii seyrek amla doru srm, takip eden Klavuz da arkasndan yetimiti. Akkartal'n nasl bir sava olduunu bilen Tao-Li, imdiden haydutlara acmaa balamt. Fakat yanndakiler bunu henz bilmediklerinden, biraz endieliydiler.

Koruya girdiklerinde klavuz nde Akkartal arkadayd. Biraz sonra durup atlardan inmi, onlar yaban yoncalar arasnda serbest brakmlard. Az sonra yle bir noktaya ulamlard ki, buras haydutlarn bulunduu kesimi yukardan gren kayalar ve yksek palamutlarla kaplyd. Haydutlar yolun iki yann tutacak ekilde ikiye ayrlm, pelit kmelerinin arkasna siperlenmilerdi. Akkartal ve klavuz yarm ok menzili mesafede bir sre durmu, onlar izlemilerdi. Bu arada haramilerden beinde ok ve yay, dierlerinde ise sadece kl ve karg bulunduunu grmlerdi. Kervann gelmesini sabrszlkla bekleyen urular, kimsenin gelip gememesi zerine sklp, bazs sakland yerden dar kmlard. evreyi aratran klavuz, akilere ait atlarn gizlendikleri yeri de kefedip, bunu Akkartal'a haber vermiti. Atlar dahaca geride, etraf aalarla evrili bir ukurlukta gizlemilerdi. Bulunduu yerden haydutlarn ounu grebilen Akkartal, ilk etapta bunlarn okularn saf d brakmak istiyordu. Omzundaki sadaktan kullanaca be oku karp, nne koymutu. Sonra bir biri ardndan uan oklar, her defasnda hedeflerini vurup, akabinde ormanda bir feryad yanklatmt. Daha ne olduunu anlayamadan saf d kalan okularn bu hali dierlerini o denli akna uratmt ki, onlar nce akadan baryor sanmlard. Fakat bedenlerine saplanm olan tyl oklar grnce, birer yaban kaz gibi gafil avlanacaklar korkusuyla panikleyip, saa sola kamaa balyorlard. nk dman okunun yerini dahi henz kefedemiyorlard. Nitekim Akkartal, elde Alpagut bayr aa kayarak yanlarna inip, aralarna bir tozkoparan gibi dalyordu. Bunu metal sesleri ve ykselen canhra feryatlar izlemi, ok gemeden haydutlarn te ikisi ar yaralarla yerlere serilirken, dierleri kartal grm il yavrular gibi etrafa dalmt. Bilahare toparlanan haydutlar atlarna bindikleri gibi, arkalarna bakmadan topuklamlard. Aldklar yaralarla yerde inleyerek, acyla kvrananlarn yanna gelen Akkartal:

- Hadi, imdi hemen def olun ve sakn bir daha buralarda grnmeyin! Diye haykrmt.
Ona karlk veren bir yaral:
- Tamam cengver, kerem eyle kyma bize. Bu ders olur, bundan sonra asla yol kesmez, can yakmayz!

Bylece onlara yedi tvbeyi bir anda verdiren Akkartal, hayatlarn balamt. Sonra ald bir slkla nce klavuz aa inmi, ardndan atlar kagelmiti. Akkartal orada beklerken, klavuz kervana haber etmi, az sonra da onlar gelmiti. Halen yerde perian yatan haydutlar grnce aknlklarnn yerini alayl glmeler alp, ayn tempoyla yola devam etmilerdi. nl Pamir Da eteklerine ulatklarnda artk akam olmak zereydi. Burada mola verip, geceyi hemen kurulan kl adrlarda geireceklerdi. Sonbahara girilmi olmasna ramen buras hala yeil imenle bezeli geni bir yaylakt. telerde yerleik gebe adrlar bekler halinde grnrken, otlaa yaylm srlerin zil, ngrak sesleri ve uzaklardan yanklanan oban kavallar duyulmaktayd.

Klavuz ve katrclar bu topraklarn insan olduklarndan, yreye has her eyi biliyorlard. adrlar kurduktan sonra etraf aratrp, ok gemeden bir anta dolusu mantarla dnmlerdi. Bu mantarlar sadece tuzlanarak yenebilecei gibi, atete kzartlarak da yenebilir trdendi. Fakat onlar yamalardaki kuru mee dallarn yn yapp, bir ate yakmlard. Biraz sonra ykselen dumanlar, btn havaliye burada konakladklarn belli etmiti ki, iki gen atl ok gemeden ilk ziyaretileri oluyordu. Klavuz ve katrclarla ayn kkenden gelen bu genler onlar nceden tanyorlard. O nedenle karlamalar hayli scak olmu, aralarnda geen ksa konumadan sonra tekrar at binen genler, yaylan aa kesimine, orada otlayan bir koyun srsne doru srmlerdi. ok gemeden kesilerek temizlenmi, sonra da kendi postlarna sarlm iki semiz toklu ile geri geliyorlard. Bunlardan birini hemen orada kebap ederken, dierini daha sonras iin ayrmlard.

Devresi gnn ikindi a eritiinde, zirvesi karl Pamir Dalarn trmanm, bir sarp geitten te yze doru iniyorlard. Hava serin ve ok berrakt. Ak mavi semalarda kartallar szlrken, sarp yamalarda yaban keileri, karacalar dolayordu. Bu srada Akkartal ve Tao-Li kafilenin arkasndan yan yana, konuarak geliyorlard. Fakat Tao-Li birden atnn yelesine doru dp, orada tutunamayarak yere yuvarlanmt. Bunu gren Akkartal hemen kervan durdurmu, kendisi atndan atlayarak, hemen onun yanna komutu. Yerde soluk benizle yatan Tao-Li'yi omuzlarndan tutup, ban dizine yasladktan sonra, mfik bir sesle:

- Ne oldu dostum, imdi naslsn?

O konumasa da ehresi kendiliinden belli ediyordu halini. Gzlerinin feri bir anda kam, rengi solmu, kollar yana sarkm, enesini kprdatmakta dahi zorlanr olmutu artk Tao-Li.

Nitekim glkle konuarak:

- Aziz dostum, benden geti artk, bir daha ki hayatta grmek zere, esen kal, Gk tanr seni korusun!

Derken, buulu gzleri yumulmutu. Akkartal zntyle:

- Tao-Li! Aziz dostum, uyan, kendine gel! Diye seslendikten sonra onu hafife sarsp, kulan yzne yaklatrmt. Ama ne are ki bu onun son nefesi olmu, artk nefes almyordu. Bu duruma zlen Akkartal , onun ban yavaa kara topraa yatryordu. Sonra dorulup, baucunda mteessir baklarla kendisini izleyen adamlara hitaben:

-Hemen bir mezar kazn

Demi, en uygun yeri kendisi semiti. Buras az geride, yolun kenarnda kalan yksek bir tepeydi. Onu kollarnda oraya kadar tam, ruhuna haz verecek ekilde, giysileriyle beraber defnedip, sonra da alak sesle: Sayg deer, aziz Yoldam Tao-Li, u an beni iiten ulv ruhun ad olsun. Keke bana daha nce, payn ulatrp, teslim edeceim bir yer ve orada bir kii ad verebilseydin demiti

Bundan sonraki gnlerde kayda deer bir hadise olmayp, sakin sren yolculuk, Narya nehri boylar izlenerek devam etmiti. Bilhare Ik gln gneyinden geilerek, haftalar sonra bir len vakti ba bulutlara deen Tengri Da eteklerine ulamlard. Nihayet, bazalt ve granit bloklardan oluan gl duvarlar ve grkemli stunlar zerine oturtulmu gk mavisi ana kubbe ve dier tonozlar, gzetleme kulelerinde parlayan alemleri ile kadim dergh gzkmee balam, Akkartal' ok farkl bir heyecan sarmt. Yukarlara doru kvrm kvrm trmanan dar yol, dergha gelenlerin susuzluk gidermeleri iin biraz daha aada tala bulunan bir pnarn nnden geiyordu. Bu pnarn banda yeni yetimekte olan iki gen oturmu, kurnalardan rltyla akan suya bakarken, aralarnda konu maktalard. Az sonra yukardan yanlarna iki ocuk daha gelmi, biri eilerek, kurnalardan avucuna doldurduu suyu itikten sonra, ikinci kez doldurduu suyu oturmakta olan arkadalarnn zerine serpiyordu. Bu muziplik karsnda grecei tepkiyi tahmin etmi olduundan, hemen oradan aa doru kouyordu. Oturduklar yerden yarm fkeli edayla kalkan su serpilen ocuklar, kaann peine taklarak, komaa balyorlard.

emenin bulunduu yer nispeten dzlk olduundan, biraz koan ocuklar, yolun inie dnd yere gelmilerdi. Buraya daha nce varan ndeki, hala koarken, onlar durup:

- uraya bakn, bu tarafa gelenleri grdnz m? Dedikten sonra, nde koana seslenerek;

- Dur hele opur! Bu yana yukar gelen atllara baksana hele! Haydin dergha haber edelim!

Bunun zerine geri dnp, hep birlikte koar adm dergha giderler. Onlar kap nnde rastlayan retmen ui:

- Bu ne tela aanlar, ne oldu? Diye sorunca, cevap opurdan gelerek:

- Efendim, balayn, ama aalardan bu yana gelen bir takm atl grdk! Diye yantlyordu.

retmen ui glerek:




-Anlalan, gelenler daha epey aadalar ve kim olduklarn karamadnz, yle mi?


ocuklar, evet anlamnda balarn sallamlard.
-Peki, imdi gidip emenin banda bekleyin. Vardklar zaman haber iletirsiniz! retmen ui, d kapdan ieri girerken, ocuklar geri dnyorlard. retmen ui durumu Kl Piri Gkbr'ye haber vermi, o da bunu Ulutolga'ya iletmiti. Ulutolga her nedense buna memnun olarak;
- yle mi? Buna sevindim. Bana kalrsa bu bizim Deli kartal olmal. nk dn dmde onu, gelmi, diye, grmtm.

Derken haber, btn Dergha yaylp, herkes avluya inmee davranmt. Pnarn yannda bekleen ocuklar az sonra koar adm geri dnerken, sevin lklar atyorlard:

- Heeey! Mjde, mjdeler olsuun, Akkartal geliyooor! Bunun zerine ui hemen onlar yanna arp:
- Doru mu bu ocuklar? Gelen Akkartal Aabeyiniz midir? Sakn yanlm olmayasnz?

ocuklar hep bir azdan:

- Hi olur mu hocam, onu ve at Karaimeki hemen tandk, ama yanlarnda baka atl ve katrlar da var.

- yi yleyse, birazdan grrz naslsa!

Derken ou dergh erkn aaya inmi, heyecanla beklerken, cokuyla koan ocuklar, yar yolda karlyordu onlar. ok srmeden, hep beraber dergh avlusuna ulatklarnda, her ey anlalm, gelenlere ho geldin yarna giriilmiti. Akabinde ykler indirilip, zenle getirilen pahal sandklar, dergh piri Ulutolga'nn makamnda geni bir yaygya dklyordu. Alan sandklardan ortaya kan zengin hazine, bakanlarn gzlerini kamatracak denli grkemliydi.

Nitekim Ulutolga Akkartal'a;

- Ey Oul, bunca altn ve ziyneti nereden buldun, nasl ettin?

- Bunu daha sonra anlatsak olmaz m, ok uzun bir hikye bu nk hocam? Ulutolga:
- Hay hay! Amma ve lakin, bunca zenginlikle neyler, ne i yaparz biz oul? Derken yanndaki hocalara bakyordu. Onlar susarken Akkartal:
- Bunlarla ne i yaplacan sizden iyi kim bilir Hocam. Ama dilerseniz bir ksmn kaana iletir, lakin byk ksmn saklar, derghmzn giderleri ve budunun ktlk anda kullanrz, olmaz m?

Bu gr makul gelip, herkesten takdir alrken, sra merak edilen sorulara geliyor, lakin Akkartal, imdilik kaydyla, ok ksa zetliyordu olanlar. Bir hafta sre ile derghta konuk edilen klavuz ve katrclar, emeklerinin karln alm, memnun geri dnerek, orada grp, yaadklarn anlata anlata bitiremiyorlard. Hoca Kam Ulutolga ve Akkartal bir gn yalnz oturmu, oradan buradan konuulurken, her nedense Noyan Arkbua'nn kz Tangl adn zikrediyordu. Sonra da, onunla evlenmei dnecek olursa, tken'e bizzat gidip, onun iin babasndan isteyebileceini sylerken, bu meyanda olarak da:

- Ey oul, kukusuz hangi yol zere olduunu biliriz. O nedenle evlenip bir ocaa bal kalmak henz zor gelir sana. Lakin bundan zarar gelmez, ayrca, budun karsnda grevdir bu her yiide. reyip, oalmak, ve bu topraklar elde tutmak zere Buduna ordu gerek.

Derken, o an kesin cevap vermese de, hocasnn tavr karsnda kaytsz kalmayan Akkartal, biraz dolamak iin tken'e yeniden gitmeyi dnyordu...

2.Blm


YEN BR DNE ARI




Emev Araplarndan, Kaan Moyen or'a gelen bir ar, tahlili ve usulnce cevaplandrlmas temennisiyle, Koca Turul Derghna havale edilmiti. Konuyu gren Dergh Erkn, alnan karar Kaanla danmak zere Akkartal' grevlendirmek istiyordu. Hemen harekete geen bir atl, o an yoldaki Akkartal'a geri dnmesi haberini iletecekti. tken gzerghnda bulunan hanlardan sorarak gelen atl, onu bir gn sonra Karaar yaknlarnda Kzlhan'da bulabilmiti.

Bunun zerine hemen geri dnen Akkartal, dergha varnca, Kam Ulutolga'nn zel odasna gitmiti. Kam, beyaz postu zerinde bada kurmu, ba nde, gzleri elindeki iri taneli tespihte, yalnz ve tefekkr iindeydi. Salnarak gkten den bir yaprak zarafetiyle sevgili hocasnn yanna diz Kurana Akkartal:

- Buyurun Hocam, beni grmek istemisiniz. Ban kaldran Ulutolga, efkatli bir tebessmle:
-Ne abuk geldin byle. Sa olasn oul. Hele ge yle otur, istirahat et biraz, daha sonra konuuruz. Derken, onu hemen karsnda bulunan baka bir post zerine davet ediyordu. eride, daima olduu gibi, yine mistik, lahuti bir hava vard.

Nitekim;

-Evet oul. Kaan Moyen or'un bize havale ettii bir mesele u; Gnbatsndan esmekte olan ve adna slam m, sam m denen bir l esintisi varm ki, eer ulu Tengri'nin gz demedik mavi buzlarna kadar ularsa, onlar eritip, yok etme istidad bile tarm. Mamafih bu durum karsnda, deil mi ki bizler bu Ulus'un gk kubbesini ycelerde tutan ana stunlar, boranlar, har ve buhar geirmez karayelleriymiiz la, onun iin buna karlk, temeli zl sze dayanan cevab vermek de bize dermi...

Bylece sze balayan Ulutolga, Kaandan gelen yazy ve bunda geen sair detaylar Akkartal'a aklamt.

Nitekim Akkartal:

- Desturunuzla Hocam, Kaan byle dnmekte haksz olmasa gerek. Lakin o kendine den sorumluluklar yerine getirirse, biz dergha den, her ne ve ilgilisi her kim ise, gerekeni yapmaktan aciz kalmayz. Bundan msterih olunuz.

Diye, hocasn temin ettikten sonra, szlerine devamla:

- Sz konusu dinsel reti hakknda nce de konumutuk. Bu ar geri makul grnyor, lakin her eyi ile incelenmek gerekir. Gelecekte bunun ne hal alp, nelere mal olacan imdiden kestirmek iin konuyu daha yakndan grp, tahlil etmek gerekir, kansndaym.

Ulutolga:

- Haklsn oul. Her eyi kendi kaynanda grp, sorgulamak gerekir. Bu durumda sana yeniden yol grnyor demektir. nce kaanla gr. Sonra selammla, mnzevi, aziz dostum Bilge Atay bulursun. Bu hususlarda onun bilgi ve grgsnden yararlanman isabetli olur.

Bylece hocasndan ayrlan Akkartal, her zaman kald ve halen bo tutulan odasnda istirahata ekilmiti. Bu arada derghn dier pirleri ile danm, bir ka gn sonra, tekrar yola koyulmutu.

Bu srada ordusunun banda olan Kaan in yolunda sefere gidiyordu. Kuzeybatdan doludizgin gelen Akkartal, onu beinci gnn len vakti Karahoo'nun gneyinde, Lop Gl yaknlarnda doru atnn srtnda buluyordu. Nitekim danma iin gl kysnda orduya mola verilip, bir korunun eteinde kurulan otada toplanlmt. Toplantya Kaan, len ilk einden olan olu Bg ad ve Tmen balar katlyordu.

Mahut konuyu amak iin Akkartal:
- Desturunuzla ulu Kaan, hocam Kam Ulutolga adna, bizimle danmak istediiniz hususlarda grmek zere geldim.

Derken, Kaan, altn ve gm ilemeli demir tolgasn bandan karm, evirip evirdikten sonra yanna koymutu. Sonra tebessm ederek:
- Akkartal, Kam Ulutolga bu grevi sana vermekle gene isabet etmi. Her neyse, biz sadede gelerek nce konuya dair sorulmas gerekenleri bir soralm.

Konuya giriinden, Kaann bu meseleye verdii nemin ikincil derecede olduu gzleniyordu. Onun iin mhim konu elbette iinde bulunduu in seferiydi. nk hazine giderek azalrken, bal beyler birlikten ayrlma noktasna gelmi, hatta kimi kopmalar ba gstermiti. Trl din ve manevi akmlar btn Buduna tesir edip, fertler yeni araylar iine girmiti. Mill duygular zayflam, gven ve mutluluk baka budunlara ait kiiler ve onlarn deer yarglarnda aranr olmutu.

Nitekim kaan, Arap elisinden aktarlanlar tekrar ettikten sonra, ortaya:

-Bylesi bir arya karlk vermek gerekirse, sizce bu ne olmaldr?

Bu soru karsnda herkes fikrini sylerken, Akkartal konuanlar izliyordu. Bu meyanda komutan Kl Bilge soukkanllkla;

- Bence bu adamlar; sanki bizim ulusal tremiz ve kiisel dimamzda tek olan yce bir Yaratcya hi yer yokmu gibi farz edip, bizleri gz, izan kr, kara cahiller gibi sayarak, hayatmza yn vermek iin kendi kurallarna tabi olmamz istiyorlar.

Derken, uzun sal, atk kal Tung Baka Tarkan parldayan tolgal ban ota direine yaslam, hayret kark bir eda ile;
- Tanrm, bunlarla da m karlaacaktk? Demekle yetiniyordu. Tmen ba Kutluk Bilge ise, eli akanda biraz dndkten sonra:
- Kl Bilge doru syledi. Bence bu adamlar baz zafiyetlerimizi sezinledikleri iin karmzda byle pervasz konuabiliyor, bize dstur retmee kalkyorlar.
Derken, Kaan Akkartal'a bakmt:
-Ulu Kaan bizden yana mutmain olabilir. Zira kkl ulusumuza layk olan en edit cevap oktan hazrdr. Lakin, Tmen ba Kutluk Noyan'n da isabetle belirttii gibi, bu konuya dair asl cevap Ulu Kaan ve beylerin uhdesinde olandr. Bu sefer sonucu elde edilecek byk bir baar her eye yeni bir anlam kazandrabilir. Hocam Ulutolga buna dair bir mjdeyi imdiden vermemi sylemiti.

Kaan meseleyi iyice kavradn belli ederek:

- Bize deni elbette yapacaz, bunda kukuya yer yok. Dndklerimizi gerekletirmek mmkn ve myesser olursa, bu mesele kendiliinden zlebilir.

Oturum bylece sona eriyor, mola kaldrlp, yeniden harekete geiliyordu.

Elbette ki bu grev ncelikle, Ulus'un siyas, asker ve ekonomik gcn temsil edenlere derdi. Son zamanlarda kopuk yaayan boylar, tpk Tanhu Mete ve Bilge Kaan ile Kltigin zamanlarnda yaptklar gibi, tek bayrak, tek buyruk altnda toplamak ve devlet gcn olabildiince arttrmak gerekliydi. Aksi halde dardan gelecek deiim nerilerine toprak talebi, igal ve zulm eklenirdi. in ordusu yapt birok savata yenilince, ierde karklar km, bu durum karsnda erisiz kalan mparator, Kaan Moyen or'dan yardm talebinde bulunuyor. Kaan onun iin bu sefere kyordu. Bylece, i muhalefet Krgz beyleri, onu pasif ve milli onurdan taviz veriyor, diye sulayamazlard. Dahas dalma tehlikesi bertaraf olabilirdi. Derken, ordu tekrar yola koyulurken, Akkartal bu grme sonucunu iletmek zere dergha dnyordu.


KAM KL ERKN ile SYLE

Bu srada, kadim Bakent tken'in Dou Kapsnda byk bir panayr kurulmu, iri sayvan ve adrlarda, ktann drt yanndan gelen kervanlardan yklan envai trde meta, ipek, baharat, dar, pirin, silah, ss eyas ve saire kurulan tezghlarda sata sunulurken, satc ve mteriler arasnda hararetli pazarlklar yaplmaktayd. Heyecanl gsterilerin yapld Bat Kaps'nda kurulu sayvanlarda, usta cambazlar, hokkabazlar ve glge oyuncularna mteri toplayan rtkanlarn sesli arlar susmak nedir bilmiyordu. Da mavisi iri bir adrda kalender bknlar toplanm, kmz, arap ve yemek sunulan masalarda yiyip, ierken, trl sohbet konular almaktayd. Geni masalardan birinin evresi kalabalk, oturanlardan, tknaz, kara pos bykl gen bir adam hararetle konuurken, dierleri prdikkat onu dinlemekteydi. Konuan, kendisini "Akkartal'n Yolda Okyaran" olarak tantrken, gya onunla geen servenlerini anlatyordu. Bu arada cua gelip, kucanda hazr duran klcna da el atmaktayd. Kendini tehir etmekte usta grnen bu gen adam, bakalm neler diyordu:

- Gney Hindistan'daydk, diye balayan Okyaran, devamla; Racann adamlar elli kii ve takriben yetmi adm mesafedeydiler. Raca Kundera'nn oluna vermek iin zorla getirdikleri ahane Hint dilberi bu srada titreyerek ona sarlm, "Akkartal, ne olur durma, haydi hemen kaalm buradan" diye yalvaryordu. Adamlar yaln kl, vurun, tutun naralaryla zerlerine gelirken, o, kzn uzun dalgal kuzguni salarn koluna dolam, kendine ekerken ise; "Gel bakalm gzelim, frsat bu frsattr, az sonra bakarsn umaa mumaa varrm, sonra gzm ak gitmesin" diyordu. Her neyse, bu srada ben, yandaki ta kulenin burcunda, be adam boyu yukardan olanlar izlerken, gelenler on adm kalncaya kadar yaklam, ama o halen iekten bal alan ar misali, kzn kvrml dudaklarndan ayrlamamt. Srf bu yzden neredeyse postu deldirecek diye korkuyordum. kr son anda kz alp, duvarn arkasna brakm, pusata davranarak ala kl heriflere bir dalmt ki, bu ne benzer Bozbr'nn krdaki akal srsne dalmasna. Vay anam, vay babam, orada olsa da grebilseydiniz keke bu olanlar."

Bu srada yandaki masaya yeni gelenler vard. Kvrak tavrl, csseli iki gen bahadrla, beyaz brkl, kr sal, aksakall, uzun boylu vakur bir adam gelip, bo duran masaya ve oturaklara bakarken, Genlerden kara byklar seyrek olan, ihtiramla :
- Hocam buyurun, dilerseniz yle oturalm, etrafta baka bo masa da yok zaten! Diyordu.

Kara cppeli Hoca keskin baklarla etraf tarayp, sakin bir eda ile yerine otururken, uzun yamlarn toparlayan gen bahadrlar masada yer alyordu. Muhtemel, gelenlerle birlikte ieri giren esrarengiz bir vakar, burada hkim olan keyfiyeti etkilemi, yksek sesler giderek kslrken, etrafa bir ciddiyet ve skn yaylyordu. evredekiler ilgiyle, gelenlere bakmak iin o yana dnerken, kendisine kar azalan ilgiyi gren Okyaran buna ierleyip, nce o yzle bakmt gelenlere. Fakat o da neydi? Tanrnn iine bak, Kam Kl Erkin bu! Derken hayretten az ak kalrken, o yana bakanlara karak, ne;

- Onlar kim, bildiniz mi? Diye soruyor, sonra cevab kendi veriyordu; Hi sanmam bileceinizi. Bakp dinleyin yleyse. Ben onu da, Akkartal'n hocas Ulutolgay da tanrm. O grdnz aksakall nl gezgin Kam Kl Erkin, tekiler de onun akirtleridir! Diyerek, yeni bir atakla dalan dikkatleri kendine yneltmei baaran Okyaran, bu arada fsltya indirgedii ses tonuyla:

- Durun hele aalar, belki Kl Erkin cenaplar o ebleh yzlerinize nazar etme klfetine katlanmay ltfeder ve sayemde tanm olursunuz onu sizler de. Ama sakn ola sorulmadan konumaynz huzurunda ha!

Bu tembihten sonra yerinden kalkan Okyaran, onlarn masaya gitmi ve rencilerden yakn bulduuna doru eilip, kulana bir eyler fsldamt. O, bunu Kam Kl Erkin'e aktarnca nihayet izin kp, Okyaran'n bir iareti hepsini oraya toplamt. Edeple gelip, iri masada yer alanlar Kam Kl Erkini umulann aksine, mtevaz ve mfik bulmulard.

- aanlar, sizlerle tantma sevindim!

Derken, hepsinin adlarn soruyordu. Nitekim onlarn adna konuan Okyaran:

-Muhterem Hocam, size rastladmza ok sevindik. Heyecanmz ltfen mazur grnz...


Bylece balayan tanma, iki taraf da memnun ederken, yudumlanan kaliteli kmzlarla yeni sohbet konular alp, hemen her konuya ve hatta elan lke genelini alakadar eden siyas ve kltrel mevzulara bile deinilerek, onlar soruyor, Kam Kl Erkin aklyordu...

Kamn dediine gre:

Gnmzde insanlar zaman ve mekn artlarna gre deimekteydiler. Bunun tabii sonucu olarak da, esasen tartlmaz olan kadim Tre bile artk tartlr, ierii bakalaryla kyaslanr hale geliyordu. Bunlardan en etkini, son zamanlarda zerinde oka durulan Mani Dini idi. (Budizm, Hristiyanlk, Brahmanlk ve Zerdtlk Dinlerinin karm olan bir Din). Buna yol aan sebep, kadim trenin yetersizliinden tr myd, yoksa harici nedenlere maruz kald iin mi byleydi, henz belli deildi. Maiyeti ile dolaan Kam, ite bunun cevabn aramaktayd. nk bundan etkilenen baz kiilerin et yerine artk ot tr eylerle beslendikleri, hayvan dahi olsa, bir canly yemek iin avlamak, ldrmek istemedikleri, bunu yapanlar ise knadklar ve sonu olarak da halk etkileyerek, Mani Dini'ne gemee ardklar duyuluyordu.

Fakat dier yandan, nlem alnmazsa, varln beden-kol gc ve gerekirse savala korumak, hayatiyetini srdrmek durumunda olan, nfusu az bir ulus iin bu yanl bir davran olacakt. nk sava sadece fizik gcne dayanan bir olay deil, ayn zamanda ruhsal bir vaka idi. Zira, az da olsa kan grmee alkn olmayan bir muharip, sava annda adam vuramaz, kelle alamazd kolay kolay. Sayca nfusu fazla olan uluslar iin bu, rnein in ve Hint iin pekl gerekli ve yararl olabilirdi. nk ayn zamanda bu, o toplumun i huzurunun salanmasna yarayp, fazla enerjiden kaynaklanan bir takm kt davranlarn nlenmesinde yararl olabilirdi. Kam konular dorudan halka aarak, onlar uyarmak ve ayn zamanda olas tepkileri imdiden snamak istiyordu.

Nitekim bu meyanda ortaya:

-Sizler ne dersiniz buna peki?

Diye soruyor, oradakilerden ounluk;

"Biz Treden yanayz, ondan asla amaz, aanlara da ok aarz" cevabn alyordu.

Bir ara Okyaran el edasyla sz isteyerek:

- Sayn Hocam, Treyi terk eden kiinin artk Trk saylamayaca doru deil midir? Diye soruyor ve bu soru Kam Kl Erkin'e ok uygun bir frsat veriyordu. nk bunlar, bilhassa aklanmas gereken konulard. Nitekim masay evrelemi olan kitleyi sadan sola tekrar szerek:

- Evet, nk bize bu umumi ad veren Tredir. Onu terk eden, gl, kudretli, yiit anlamna gelen " Trk " sfatn her halde kaybetmi olacaktr.

- Tremizle o Din, Manilik miydi neydi, arasnda sadece bu et yeme fark m var, yoksa baka farklar var myd Hocam? Diye soran Kam Kl Erkinin rencilerinden Salur idi. Onlarn bu ve benzeri konulara ilikin karlklar bilmelerine ramen, bunu sormalarnn asl nedeni, bunlarn Kam tarafndan halka aklanmasna yol amak iindi.

Nitekim Kam buna cevaben:

- Bunlarn dininde, bizden bazlarna bile cazip gelen husus, lmn mutlak son olmadna ve insan ruhunun yaratltan gelen mekn (beden) deitirme kabiliyetinin olduuna dair inanlardr. Ancak, deiecei var saylan meknn nicelii konusunda bir tercih imkn bulunmayp, buna bel balamaksa, l susuzluunda iken, gkten deceine inanlan tek bir damlann kendi azna deceini sanann durumuna benzer. nk bu dinsel retide insan iken lenin, gene bir insan bedeninde, yani insan olarak yeniden hayat bulacana dair hi bir gvence yoktur. Bilakis, ruhun tecelli edecei bedenin ekli bir bcek olabilecei gibi, bir bitki, ya da baka bir ey de olabilirmi.

-Ola ki, onlarn asl gayesi; yeniden doup lmelerle insanca yaamay renip, ruhen arnarak, (ekilen byk cezalarla), kusursuz bir kii haline gelmek ve bu surette Nirvanaya (Ebedi mutluluk) erimektir. Bu nedenle, ldkten sonra yeniden domay (Reenkarnasyon), riskleri gze alnan zaruri bir gei sreci, diye, kabul ediyor olmallar. Buna karn, bizim bu konulara bak ve hareket saiklerimiz farkl olup, itikadmz daha gvenceli ve ilevseldir. nk biz, bir defalk mr iinde kutsal tremizden gelen terbiye ve ozlama sayesinde mkemmele yakn bir uur ve insan davran tarzna erierek, vakti geldiinde Tanr katna ykselmei hedefler, yersiz hatalardan imdiden kanmay yeleriz. Ancak, tamamen hatasz olmak gibi bir iddia ve saplantdan daima uzak dururuz, nk bize gre hatasz kii olamaz, varsa bile bu bize gre yok demektir. nk kusursuzluk yalnzca en yce varlk olan Tanrya ait bir hususiyet olup, insan, gerek hayat ancak, sonunda pimanlk duya bilecei trl hata ve yanllardan sonra renebilir.

Yine Okyaran:
- Hocam, bizim tremizde nirvana yok mudur?
- Hi olmaz olur mu? Var. Lakin bu onlarn ki gibi deildir. Baknz, onlar her yeniden doutan bir medet umarken, nk ne olarak doacaklar bile henz mehul, itikadmzla biz, midi daha batan maya ve hamurumuza katlm olarak bilir, bunu pein bilmenin farkyla, bu dnyada tresi kendine has, daima hr kiilerden oluan bir Budun olarak yaarz. Millet olarak dier Uluslar ve mahlkattan farkmz, idare grevini ifa ederken, bunu kutsal bir grev sayar, adaletten ayrlmadmzda grrz. Bunu terk etmek istemeyiz, nk aksi hal hem bize, hem leme zarar verir. te asl nirvana bize gre bunda ve buradadr. lmden ve yaamdan korkmadan mcadele etmenin salam ve genel geer nedenleri Tre ve harsmzda mevcuttur. Bunu byle bilmeyip, harici din veya trelere gerektiinden fazla itibar edenlerin, onlara tabi ve onlar tarafndan ynetilir duruma duar olmalar kanlmazdr.

Son olarak Okyaran:

- Sevgi ve hogr hocam, bizim tre ne diyordu bu konularda?

- "Sevgi ve hogr" tremizin biri dierinden ayrlmaz en kkl ve asil temelleridir oul. Kii ya da bir toplumda ilk nce ruhen ve bedenen gl ve kudretli olmas art aranr. l belli; ne kadar gl isek, o denli ok hogr sahibi olabiliriz. Aksi mmkn olamaz. Kendimize her bakmdan gvenimiz tam ve bu hakl ise, o zaman bize kar ilenen bir kusuru, cezalandrabilecek durumda oluruz. Byle isek, yaplan kusur ve hakszlklar istediimiz kadar ho grebiliriz. Hogr sahibi olmak bize gre ite budur. Aksi halde, zayf ve gsz iken, uranan hakszlk karsnda ses karmamak hogr deil, boyun emektir. O nedenle biz, ho grdmz ayn zamanda severiz de, nk yce Tanr insanl yaratrken bunu byle klm ve hayata temel kural yapmtr. Sevginin de buna bal olduu bellidir. Her eye ramen sevebilen belki sevilebilir. Lakin, gl olan ayn zamanda muhterem ve muteber saylaca iin, sevilmee muhta olmaz. nk o tercih sahibidir ve ancak buna layk olan ve istediini sever, herkesi deil. te bunun iin, Trenize ve dolaysyla asl ve asaletinize sahip olun. Aksi halde her eyi ve herkesi, mecburen sevmek zorunda kalrsnz ki, bu ne sevmek ne de yaama olur. nk insanda sevgi zorla deil, ancak ve sadece kendiliinden, gzellikle oluur. Sevgisiz bir hayat ise yaamak deildir.

Bu kez de geday:

- Bu konu ok gzeldi, Okyaran sorduu iin sa olsun, ama ben, izninizle gene o dinle ilgili ve baka fark yok mu, diye soracam, Hocam.

Dilerinin ucu grlecek kadar ilk defa glen Kam:

- Evet, baka farklar da var elbet, oul. Zira onlar, kendilerine ritel tapnma iin, ayn niyet ve mnda olarak olsa bile, resim, heykel gibi baz eyay ara ederler iken, bunlar bizde yaplmaz. Tapnmak iin grsel bir nesneyi vasta olarak kullanmayz, nk yce Yaratan onun yaratt her eyde ve her yerde zaten grrz. Ayrca onlar, insann "Karma"dan (Olgun ve kmil insan haline gelinceye kadar bir ka kez yaayp, lerek yeniden dnyaya gelme varsaym) sonra bizzat o seviyeye eriebileceine inanr ve buna "Nirvana" derler.

- Hocam, Tremiz geri asla yitip, bozulmaz ya, diyelim ki bir an iin bozulmu oldu, bunun sonucu ne olurdu?

Okyaran, sanki bir gn Trk Tresi, naml Bilge Kaan'n gven dolu szlerine ramen, "Ey Trk milleti, stte mavi gk kubbe yklp, altta yaz yer delinmedike, senin lini, Treni kim bozabilir?" yklp, yerle yeksan olacakm, kukusuyla soruyordu.

Buna cevap veren Kamn yznde belli belirsiz bir istihza gezindi. Sonra da:

- O zaman, bu duruma daha nce dm olanlar gibi, ulusal benliimizi yitirir , Tanr korusun, her yerde hakir grlen, asaletsiz bir gruh gibi ortada kalrz. nk insan iin "milli benlik" ister ulus olarak, isterse birey olarak, ikamesi mmkn olmayan manevi bir cevherdir. Bunu insan veya bir ulus ancak, zorla veya cehalete dme sonucu kaybedebilir. Bu hale duar olmak istemeyen bir budun, ilk nce mazide bulunan gerek derinliini bilmee muhtatr.

- Hocam, szlerinizin sonunda "Bir Budun" demitiniz ya, bu genellemeyi de aklar mydnz, neden buna gerek duydunuz ki? Diye soran geday idi.

Kam bunu yle aklyordu:

- Ey oul, yarat dsturu icabndan olarak, balangta Tanr, asal ya da asil trler var etmitir insandan. Yani yaratlta her tr, her Ulus asil idi. Ama zaman iinde kimileri bunu, bilinen nedenlerle hepten kaybedip, asli deerlerini, din ve tresini unutup, kendilerini kaybetmilerdir. Biz, uluslarn balangta tekil olmayp, oul olduu kansndayz. Aksi hal, Gk tanrya has bir zellik olurdu. Bundan tryd oul.

Salur:

- Hocam, gnmzde o iptidai var olutan gelen ve asaletlerini kaybetmemi olan baka uluslar da yok mudur?
- Vardr her halde oul. Lakin, belki artk bu, yekn bir ulus eklinde deildir. Dier uluslarda da bunlar, aileler ve en azndan kiiler olarak bulunurken, potansiyel avantajlarndan tr, iinde bulunduklar toplumun ileri gelen Bilge ve sanat adamlar olarak, gze arparlar.

Bylece szlerini tamamlayan Kam Kl Erkin ve maiyeti, oradakilerle vedalap, atlarn teslim ettikleri handa binitlenip, gene mehul menzillere doru yola kmlard. Kam oradan ayrlm, ama konutuklar, adeta sonsuz bir hacimle yaylan ho kokulu bir esans gibi, atmosfer iinde masadan masaya, sayvandan sayvana, yreden yreye geerek, her yana, her iklime yaylp gitmekteydi.

Bozyayla yolunda, lk gz yellerinin estii Akpnar'n banda mola veren, Kam Kl Erkin ve talebeleri, uzun zaman lgar edip, ikindiye kadar yol aldklarndan, artk yorulup, susayan hayvanlar su iirip, biraz dinlendirmek istiyorlard. Geldikleri yolun devam, onlar biraz ilerideki yamatan dz ovaya indiriyordu. Bu pnar, tam srttaki kuburnu ve kzamk kmeleri, st, ide ve dut aalarnn arasnda bulunan bir ukurdan kp, nnde gllenen berrak su, iksir gibi, susam atlara g katyordu. Kam Kl Erkin'in hayvanlara kar yaklamnda sz konusu at olunca, ok ey deiiyordu. nk ona gre at, insan kadar nemli ve deerli bir varlkt. Onlar insann can yolda, koan ayaklar ve bedenin uzvi bir uzants gibi vazgeilmezdi. Bu bak tarz, itinayla kolanlarn zp, terden slanm olan koumlar indirerek, atlarn su bana eken talebelerince aynyla benimsenmiti. Biraz sonra Kam ve maiyeti yeniden at binip, yeilin btn tonlaryla hkim olduu ovaya doru inmee balamlard.

Bu srada uzakta, mavi Lop glnn yer ald geni ova, bir atlnn kular kskandran grkemli lgaryla enleniyordu. Bu Akkartal ve onun at Karaimek'ten bakas deildi. Kam ve yanndakiler onu henz fark etmemilerdi. Ovaya sa yandan aa inmekte olan atly nce fark eden Akkartal, tam karlarna den bir noktada dizgin kasp, durmutu. Kl Erkin'i daha uzaktan semiti nk. Bu srada geday da onu fark ederek, arkada Salur'a hitaben:

- uraya bak hele! Bunlar Akkartal ve naml kheylan Karaimek deiller mi Salur?
- Evet, gerekten onlar!

Salur ve geday Akkartal', son byk Gkbr oyunu esnasnda tanm, onun en etin rakibi olmulard. Hatta bir ara az kalsn ola ondan kapacak olan opendoz da bu geday'dan bakas deildi. Nitekim elli adm mesafeye geldiklerinde taraflar net olarak bir birlerini tanyp, el kaldrarak selamlam, az sonra yan yana gelerek, at stnde ksa bir hal hatr etmilerdi. Kam Kl Erkin dostu Ulutolga ile grmek istiyor olduundan, ayn menzile doru birlikte at srmlerdi. Yollarda verilen molalarda lke gndeminde yer tutan konulara deinip, karlkl gr alveriinde bulunmulard. Gnler sonra, nihayet dergha ulatklarnda akamn ge vakitleriydi. Gelenler olduuna dair ilk iareti havlayan kpekler vermi, kule gzcleri yer nbetilerine gelenlerin karlamasn seslenmilerdi. Bunun zerine yetikin rencilerden be kii gelenleri karlayp, hemen ieri almlard. Sonra derghn geni hemhal odasna geilmi, yemein ardndan Ulutolga dhil olmak zere, Dergh leri gelenleri ile toplanlmt. Kl Erkin'i tekrar grmek Ulutolgay ayrca memnun etmiti. nk onunla ocukluk gnlerinde tanm, bu derghta birlikte yetimilerdi. Ama sonra o gezginlii yelemi, Ulutolga, hocalar or Bilge Alp'n vefatndan sonra, ynetimi stlenmiti. Gremeyeli beri hayli zaman gemiti. Karlkl hal hatr sorulduktan sonra sz dnp, dolaarak, lkenin sosyo-politik meselelerine gelmiti. Ulutolga Arap diyarndan gelen mahut arya, Kl Erkin, in ve Tibet kaynakl Manihaizm akmlarna deinmilerdi. Kl Erkin ve maiyeti bir hafta misafir kaldktan sonra seyrana devamla, gneydouya gideceklerdi. nk her eye ramen, lke ahvali beklenmedik oluumlara gebe grnyordu. Ayrca bu olan bitenden dier kamlar haberdar edip, Ulutolga'nn dergh hazinesinden, dier dergh ve kamlar iin yapt yardmlar da yerlerine ulatracak, danmalarda bulunacaklard.

TKEN YOLUNDA

Yaklak on gn sonra tekrar yola kan Akkartal, Karaar, Turfan, Urumi, Urungu ve nihayet Altaylardan geerek, hafta sren serven dolu bir yolculuktan sonra tken'e varacakt. Karaar' biraz getikten sonra, konaklad Oan Han'nda smarlad oban kebabn yerken, ok kalaba olmayan han ahanesinde, bir masada yksek sesle konuan bir adamn szleri ekmiti dikkatini. Yannda oturanlara hitaben konuan kaln bykl, nobran grnml, iri dz burunlu adam:

- Durumlar vahim arkada, eer zamannda nlenmezse lkede ve bilhassa da Gnbats'nda iler ok karacaa benzer. Diyordu. Krl sakall, iri burunlu, koyu parlak gzl olan muhatab ise:

- Ooo hooh! Gelenlerin dediklerine baklrsa, oralarda iler oktan karm bile dostum. nk oymaklarn kimi Budistlie, kimi sevilie, kimi Musevilie ve kimi de son zamanlarda adn ska duyuran, sevilikle Museviliin karm dedikleri, Muhammedlie itibar etmekte imiler.

- Ya, fakat buna sebep neymi peki? Diye soran baka birine, krl sakall bunu yle aklyordu:

- Sebep belli deil mi. inli, frsat bulduka Kuzey-batya yklenip, Turan boylar trl siyasetlerle yekdierinden ayrp, tek ve zayf kalanlar sktrp, hkimiyet altna ekmek istemiyor mu? Treye ters dp, bir birinin hak ve hukukuna tecavzden ekinmeyen, yersiz gayz ve garez gden Hakanlar, lteber ve beylerin aralar bu ekilde almyor mu? Hal byle olunca, ite byle yalnz kalp, zayf dlyor. Tabiatyla, bunlar frsat bilen baka gler, trl bahaneler ileri srp, yerli yersiz taleplerde bulunabiliyorlar. te btn bunlara, bir de Araplar eklendi. Ama onlarn yaklam tarz inlilerden farkl. Zira onlar selam gnderip, nce ksaca; "Biz sizi Allah rzas ve onun Elisi Muhammed Bin Abdullah adna hak dini slam'a aryor, yeni batan ekillenmenizi salamak istiyoruz" derken, sonra buna " Asl ve gemiinize dair hemen her eyi unutup, bize uyarak, slam'a teslim olacaksnz. ayet bu davete uyulur ise hayatlarnz balanaca gibi, sizi din kardei sayp, haksz muamele etmeyecek, rzalar olmadan (nikhsz olarak) kadn ve kzlarnzla beraber de olmayacaz" diye ekliyorlar. Bunun benzeri muhteval tebliler, Arap atllarnn ulaabildii bir ok lkeye yollanp, ret cevab verenler zerine ordular gnderiliyor. Diyordu.

Akkartal bunlara hi mdahale etmeden, sadece dinlemekle yetinmi ve sonra yola devamla, ancak haftalar sonra tken'e varabilmiti. Payitaht saraynn altndan geen yolda ar ar ilerleyen Akkartal, yolda Arkbua Noyan'n Yaveri Temir Aaya rastlam, onunla ksaca grerek, az nce ayrlmlard. Yaver, Noyan'n attan derek bacan krm olduunu, orduya katlmayp, gney korusu eteindeki konanda istirahat ettiini sylyordu. gney korusu, ehrin gney-bat yakasnda yer alan, ordu mensubu st dzey asker ve devlet adamlarnn oturduu, nispeten bakml bir semt idi. Akkartal, kendisini hemen tanyan yavere hem kzyor, hem de minnet duyuyordu. Kzyordu, nk ondan Tangl'nn oturduu yeri renmi, isterse onu grebilirdi. Minneti ise, oray bakasna sormaktan kurtulmasndan ileri geliyordu.

nceleri onu arada bir hayal meyal hatrlarken, imdi onun nerede kaldn da biliyor bu ise merakn kamlayp, onu muhakkak grmek istiyordu. Oysa onun bu tr kayglar olmayp, yolda izde bulunurken btn dikkatini evreye verebilmesi iin huzurlu olmas gerekirdi. Hem imdi onu grmee kalkacak olsa bu da ayr bir meseleydi. Kararszlk iinde, nasl edeceini dnrken, birden aklna yaverin syledikleri ve bu meyanda babas Arkbua'nn krlan baca geliyordu. Bu ise ziyaret iin doal bir gereke olabilirdi. Bu srada Yaver Temir Aa, atnn terkisine ykledii bir takm erzakla, Arkbua'nn maliknesine doru ilerliyordu. Umulmadk bir anda oluan bu imkn iini heyecanla doldururken, ani bir kararla atn evirip, onun arkasndan srmt. Az sonra yetierek;

- Temir Aa, hele dur beraber gidelim. Buraya kadar gelmiken, Noyan
Arkbua'ya urayp, gemi olsun demeden ayrlmak olmaz. Diyordu.

Akkartal'n hatr sayp, efendisini grmee gelmek isteyii uzun burunlu, seyrek dili, ipil gzl, Yaveri ok memnun edip, ona glmseyerek:

- Tabii, ok iyi olur bu yiidim. Moral verir Noyanmza bu ziyaretin, buyur gidelim. Diyordu.

Yol ok uzun deildi, lakin o gene de, konaa varncaya kadar bilmek istedii mhim eyleri Temir Aadan renebiliyordu. Uygun bir sorma bahanesiyle konuyu anca, Yaver ksaca yle diyordu; bu gne kadar Tangl ile izdivaca niyetli, her bakmdan varlk ve mevki sahibi kiiler kt, lakin o bu talepleri, sebep bile belirtmeden, hep reddediyor. Glgeler nihayet bat ynnde uzanrken, onlar mamur caddelerden geerek, byk bir meyve bahesinin iinde kurulu, ksmen ahaptan yaplm, geni ve muntazam konaa varmlard. Etraf it ve bodur aalarla evrili konan yksek bahe kaps nnde pusatl iki eri nbet tutmaktaydlar. Geldiklerini grnce hemen kanatl kapy ap ve ieri yol vermilerdi. Kardaki konaa gtren yol kenar ss bitkileri ve ieklerle donatlmt. Konaa iyice yaklatklarnda Arkbua'y ahap verandada, iki direk arasna gerili bir hamakta yatar bulmulard. Sol baca ayak bileinden dizine kadar kskaca alnmt. Onlar fark edip, yatt yerden dorulmu ve hemen yannda duran koltuk deneine yaslanarak ayaa kalkmt. Sap kakmal, uzun haneri belinden sarkyordu. Arkbua, kna krmzs gr byklar, kaln kalar altndaki yeil tonlu gzleri ve muntazam ehresiyle namna layk, gl bir komutand. Ya ortay gekin olsa da, sakal, by krlamam, sa uzun ve rengi koyu kahverengiydi.

Nitekim gr sesiyle onlara hitaben:

     - Temir aa, o yanndaki yiit sakn u bizim nl opendoz Akkartal olmasn?

- Evet Noyanm, ta kendisi. Ahvalinizi duyunca grmeden edemedi.

- Ho geldi, sefalar getirdi. Zaten canm da sklp duruyordu.

Arkbua konuurken, Akkartal henz atndan inmemiti. Sonra inerek onu yavere teslim edip, kendisi diz krp, ba eerek Noyan' selamlayp,sonra da:

- Gemi olsun Noyanm! Umarm tez gnde nekahet bulur, eerinize shhatle oturursunuz gene! Diye temenni ediyordu.

Arkbua honutlukla:

- ok sa olasn Yiidim. Ben de yle umarm. Buyur, ister ieri geelim, istersen yle oturup, bir amak kmz ieriz, ne dersin?

- Siz bilirsiniz Noyanm, lakin hava msait, burada oturabiliriz bence.

Derken, arkasnda bir pencere bulunan zeri yumuak minderle deli bir ahap peykeye yan yana oturmulard. Yaverin, misafir hatrlatmasndan biraz sonra, elinde bakr tepsi zerinde krmz toprak testiyle, gm bardak olduu halde, gzeller gzeli Tangl kagelmiti. Akkartal' karsnda greceini hi beklemiyor olmalyd ki, onu grnce bir an durmu, adeta gzlerine inanamamt. Helecandan titremee balad fark ediliyordu. Az kalsn elinden decek olan tepsiyi, zamannda davranp, babasyla Akkartal arasnda kalan bo yere brakm, nce babasna, sonra Akkartal'a dnerek:

- Demek tanyordunuz, bize ho geldiniz Akkartal Be! Demiti. Akkartal tebessm ederek:

- Ho bulduk Tangl Hanm. Elbette tanyorduk Noyanmzla.

Bunun zerine salnarak tekrar ieri giren Tangl, gzden kaybolunca, nce sinesinde glkle bastrm olduu byk heyecan 'huuuh!' diye boaltp, sonra nnde oturulan odaya geiyordu. Penceredeki mor in ipeinden perdenin nnde bulunan makata oturmu, burada bal duran gergefini ilemeye koyulmutu.

Az sonra yanna ya kk olan erkek kardei Sungur gelerek, alak sesle:

- Bakyorum da, Abla Hanm ok telal grnyor. Yoksa gelen konuklardan tr m? Diye soruyordu.

Tangl yalan syler gibi glmseyerek:

- Kim bilir, belki de?

Sungur n yargsndan emin:

- Yok canm sende, hi sanmam. Seni ondan, yani Akkartaldan baka birinin byle heyecanlandracana inanmam!



Tangl bundan memnun, rahat bir ifadeyle:

- yi ya ite, dardaki misafir de ondan bakas deil zaten.

Bu aklama Sunguru adeta oke etmi, helecandan sesi kslarak:

- Do, doru mu sylyorsun Abla?

- Tabii, gerek diyorum. Sungur gene de inanmayarak:
- Bu, bu olamaz, beni takazaya alyor olmalsn?

Tangl elini iki duda arasna gtrerek, ona nce sessiz olmasn iaret ederken, fsltyla:
- nanmyorsan git gznle gr, bak babamla oturan kimmi? Hem, yakndan grm mydn sen onu?

- Yoo, hi grmedim, ama o kadar ok tarif ettin ki, onu bir alay iinde grsem tanrdm her hal. Dur bakaym, eer yalansa bozuuruz bak!

Derken dar kan Sungur, yanlarna gelince. Onlar tan eden Arkbua, olu Sungura:
- Bu konuumuz nl Akkartal, olum!
Sungur iinden "Vay anasn, ablam doru sylemi, meer bu gerekten o imi" diye geirdikten sonra Akkartal'a:

- Ho geldiniz Aa Be, adm Sungur, sizi yakndan grp tandma ok sevindim, hep merak ederdim nk.

Akkartal glerek
- Ben de yle Sungur!

Az sonra tekrar ieri, ablasnn yanna gelen Sungur, ona ksaca:

- Abla hanm, gerekten haklymsn! Der ve manidar bir ekilde yzne bakar. Sonra orada bulunan, nispeten alak bir masay kucaklayp, dar gtrr. Tekrar dnp, iki iskemle daha alarak, birine kendisi oturur. Biraz sonra, byk giri kapsndan iki hanm ieri girerler. Bunlardan biri, Akkartal'n saray koridorunda grd Tanglnn halas Aytolun iken, dierini henz tanmyordu. O srada komu ziyaretinden dnyorlard. Aytolun hatun, be basamakla klan verandaya iki adm kala fark etmiti Akkartal' ve heyecanla iek hatuna yaklaarak:

- Yenge bak kim gelmi? Hayret, Akkartal bu, Tangl nerede acep? Diye fsldamt. Onlar gren Arkbua Akkartal'a:

- Bunlar da bizim ev sahibi iek Hatun ile kz kardeim Aytolun dur. Diyordu. Bu konumalar iiten Tangl hemen dar karken, siyah desenli bindalls zerine, krmz motifli bir yelek giymi, bukleli kumral salar beline kadar sarkyordu. Bandaki el ii gm tacn ssleri arasndan bir tutam perem, sa kann zerinde yana sarkk, bir an eikte grnp, geri ekiliyordu. Tangl bu haliyle bir baka gzeldi. Kadnlar Akkartal'a ksaca ho geldin diyerek, doruca eve giriyorlard.

Bu srada konan arka tarafnda bulunan tavlada iini bitiren Temir Aa, gerekli talimat seyis ve uaklara vererek yanlarna geliyordu. Arkbua'nn u an yaylakta yz altm kadar cins at ve bunlara ek olarak da, be yz koyun ve yz sr bulunuyordu. Btn bunlarn ynetimiyle yaver Temir Aa ilgilenmekteydi. lerini ok iyi yrten Temir Aa, Noyan nezdinde nemliydi. O nedenle, Arkbua onu yanlarna davet edip, olu Sungur'a onun iin de kmz doldurmasn sylyordu. Neredeyse len vakti geldiinden, kadnlar ierde yemek hazrlarken, bu arada Tangl'den olan biteni sor maktalard.

Biraz nce yenen leziz yemekten sonra Arkbua sz sefer konusuna getirmi ve buna katlamayna nasl zldn anlatyordu. Bo bulunduu bir anda atnn hendekten atlamasyla dengesini yitirmi, yere derken de ayak bileinin kaval kemii bir taa arparak krlmt. Ama artk neredeyse kaynam olan kemiin kskatan karlma vakti erimi saylrd. Bu arada Akkartal da orduya nerede yetitiini ve Kaan Moyen or'la geen grmesine anlatyordu.
Arkbua sze girerek:
- Ya, demek yle. Hatta baz Boylar onlarla g birlii dahi yapmaktalar, yle mi? Diye hayret ediyordu.
Akkartal:
- Evet, sanrm her boy kendisine d mttefikler bulmaya balam. ayet Kaan'n bu seferi muvaffak olursa, ki bu muhtemel grnyor, Budun iin belki o zaman bir derlenip, toparlanma frsat doabilir.

- Peki, ya ulu Kamlar ne demekteler bu konuda? nk malum, halkn meselelere bak, genel olarak onlarn bakna benzer.

- Bu, haliyle umumi bir kaygya yol am durumdadr. Bu meyanda bendenize bir grev verilmi olup, derghn aklamas gereken sorulara tez elden cevap bulmak iin yoldaym. Gerekirse bunun iin ok uzak diyarlara kadar gitmem de sz konusu.

- Anlyorum yiidim. in hi kolay gibi grnmyor, hatta bu belki bir orduyu ynetmekten bile zordur. Ama biz senin baaracana kaniiyiz.

Derken, ayaa kalkan Akkartal, yola kmak iin izin istiyordu. Fakat Sungur, rica ederek, birlikte bir at gezintisi yapmak istiyordu. Onu kramayan Akkartal, az sonra getirilen atna binerek, hemen arkada yer alan orman yoluna srmlerdi. Onlar gzden henz kaybolmulard ki, beyaz ksrana binen Tangl de arkalarndan gidiyordu.

Ayrlrken babasna seslenerek;

- Onlara bir srpriz yapacam ! Diyordu.

Sungur ve Akkartal orman iinden geen dz yolda rahvan yryle yol alrken, arkadan drtnala gelen atldan henz habersizlerdi. Sungur babasna ok benziyor ve muhtemelen gen Arkbua'nn tam bir kopyasyd. At biniteki yatknl, onun iyi bir opendoz olacana iaret ediyordu. Bol virajl, serin orman yolunda sratli giden bir binici, ayet dikkat etmezse atndan aa yuvarlanmakla kalmaz, ar yararlanabilirdi. nk yer yer karlarna, her iki yanda ykselen am aalarndan yola sarkan kaln dallar kyordu. Biraz ileride bir su alts duymaa balamlard. Derken bulduklar yolun sol taraf birden yamala haline gelip, aa dallar arasndan, kar kayalktan den kk bir elale grnmee balamt. Burada yol da atallayordu. Onlar sola giden yolu izleyerek, elalenin bana geleceklerdi. Lakin o srada sk ormandan sa yola inen bir ceylan grmlerdi. Sungur hemen davranarak, terkisinde takl duran yay ve sadandan bir ok ekip, atn o tarafa doru topuklarken, bu arada dnerek sadece;

- Ben imdi geliyorum Aa Be! Diye sesleniyordu. Akkartal Sunkur'un bu av tutkusunu tebessmle karlayarak, arkasndan:
- Haydi rast gele! Diyordu.

Mahmuzlanan at ok gibi ileri frlarken, nal sesleriyle rken ceylan zplayarak, son hzla yol buyu komaa balyordu. ok srmeden her ikisi de gzden kaybolmulard. Akkartal sola sapacak ekilde hareket etmiti ki, arkadan gelen bir atlnn nal sesleri iyice yakna gelip, az sonra aalar arasndan beyaz ksrayla gzel Tangl d gibi kvermiti ortaya. Durmakszn sol yola srerken ise:

- Atna gvenen varsa arkamdan gelsin, yaralm! Diyerek meydan okumay da ihmal etmiyordu.

Yanlarndan yel gibi geen beyaz ksrak ve gzel Tangl, Akkartal kadar Karaimei de heyecanlandrm, hemen ardndan gemi azya almasna kopmutu. Bu yol, arkadan dolanarak, elalenin yan bana ulatndan, hayli uzundu. O nedenle, Karaimek nden gidenleri ayn dzlkte iri kayalarn arasndan getii imenlik ksmnda ancak yakalayabiliyordu. Akan su az ileride hzla aalara dklrken uultular karyordu. Nihayet arkadan yetien Akkartal, atnn zerinde iken kz kavryor ve az sonra yere, imenlerin zerine brakyordu. Nitekim kendisi de aa atlyordu. Ama Tangl yerinde duracana, biraz nce kaan ceylan gibi sekip, etraftaki seyrek aalar ve allar arasnda kayboluyordu.

Akkartal nce duraksam, belki geri gelir diye bekliyordu, ama nafile. Sonra aresiz onu aramaya km, ku seslerinin su sesine kart allar arasnda iz srmee balamt. Bu arada Karaimek ve beyaz ksrak kineyerek yan yana gelmi, imenler zerinde koklayorlard. Hava gnelik ve esasen scakt. Fakat ormann serinletici etkisi bu sca ho bir lmanla eviriyordu. lk denemede baarsz olan Akkartal, geri dnp, atlarn bulunduu imenlie gelmiti. Bu arada dikkatini, ksran eerinin karn altna kaym olduu ekmiti. Bu durum, her halde binicisini zerinden ekerken husule gelmi olmalyd. Hemen atn yanna giderek, kolan zp, eyeri bir kenara koymutu.

Tam bu srada suyun aaya dt yerden, bir kadn l yanklanarak ykseliyordu. Akkartal hemen kara imein yanna koup, terkide takl yay ve sada kaparak, sesin geldii tarafa atlyordu. lklar ve imdat ars halen devam ediyordu. Az sonra kayalarn stne ulap, aa baknca, elalenin gllendii yerde, kara bir panterin kkreyerek suyun ortasnda duran Tangl'ne tehlikeli bir ekilde yaklatn grmt. Yerinden uram gibi alan gzlerini kara panterin beyaz iri dilerine odaklam, lklar atan Tangl, yukardan yanklanarak gelen Akkartal'n tiz sesini duyamyordu.
Akkartal tekrar ederek:
- Tangl! Korkma buradaym!

Derken, demir temrenli bir oku, tam karsna den panterin iki gznn arasna nianlayarak yayn geriyordu. Tangl ile panterin aras yarm kula var, yoktu. Srtn kamburlatran panter, avna atlmak zere gerilmiti. Son anda salnan ok isabet ediyor, acyla ayaklanan panter, bu kez ikinci oku sa brnden yerken kvranarak yana, kenarna yklyordu. Akkartal hemen yana atlayarak, orada bulunan msait bir yamatan aaya kayyordu. Bu srada gsne kadar suya dalm olan Tangl, kyya kmaa abalyordu. Akkartal oraya indiinde, o da i amarlar srlsklam, dar km, dehetten titrerken, ona glkle tutunabiliyordu.

Akkartal onun gzel ban efkatle gsne yaslayarak:
- Geti, tamam geti artk. Korkma gzelim, haydi toparlan yukar kalm!
Sonra onu kollarna alp, sa yandaki ini yolundan yukar doru yrmee balyordu. Fakat az sonra kendini toparlayan Tangl ileriyi gstererek:

- u alnn ardnda balm ve sair giysilerim kald, ltfen dur onlar alalm!

Akkartal, onu yere indirip, tarif edilen allarn arkasna gitmi ve orada bulunan bindall, ta, yamak ve yeleini alarak geri gelmiti. Sonra el ele tutuarak yukar, iri bir am aacnn altna kadar trmanmlard. Orada yaban otlar ve iekler arasna yan yana, bir sre hi konumadan, ara sra bakarak oturmu, yerde solmaya yz tutan yaban orkidelerini, kuzukulaklarn, menekeleri ve erelti otlar arasnda kouturan karncalar seyretmilerdi. Bylece artk iyice sakinleen Tangl, nihayet konuma inisiyatifini ele alarak:

- Aman Tanrm, bir an nasl korktum bir bilsen? Sen olmasan imdi o pantere yem olmu olacaktm. ok teekkr ederim!

Akkartal glerek:

- Teekkre gerek mi var Tangl? Ben olmasam, sen de burada olmazdn, en azndan bu gn. yle deil mi? u halde ne mutlu ki, grevimi yapabildim.

Gzel dilerini aa karacak ekilde glen Tangl:

- Haklsn sanrm, ama gene de sa ol !

- Peki, sen de gr!

Akkartal, bir an yerdeki otlar kartrrken, dnyordu. Sonra aklna gelen bir fikri dile dkmek iin;


- Gryorsun, hi beklenmedik ekilde ve bir anda neler oluyor hayatta, deil mi?

Bu sorunun tam mahiyetini anlamayan Tangl, bunu belli ederek, gzel gzlerini ona dikmi, daha ak bir ifade iin bekliyordu.

Nitekim Akkartal;

- Anlamadn, nk dncelerimin balangcn bilmiyorsun.

- Evet ama, anlatrsan ok sevinirdim?

Akkartal, o an aklna gelen, nceki bir kararndan tr gene glmsyordu. nk iinden, az kalsn tuzaa dyordum, diyordu. Fakat karsndaki meneke gzler her halinin hesabn soruyor, ne dndn annda bilmek, lfzen duymakta srarlydlar. Bu nedenle, artk konutuu her kelimeye dikkat etmesi gerektiini yeniden kaydediyordu. Demin aklna gelen mahut karar; kadnlarla ve bilhassa Tangl ile mmkn olduu kadar az konumak ya da hi konumamakt nk. Yarenlik fazla uzarsa, gene zor duruma deceinden ekiniyordu. Bunu imdi ona aklasa m aklamasa m, diye dnrken, karsndaki buulu gzler sanki; konu, ne olur konu, diye yalvaryordu.

Nihayet Akkartal:

- Geen seferi, yani ilk tanmamz ve konutuklarmz, hatrladn m? te o an hatrladm iin gldm. Diye aklyordu.

Fakat, bu aklama nazenin muhatabn teskin etmek yle dursun, onu daha bir gcendirmi gibiydi.

- Tabii hatrladm, hem de btn detay ile, fakat bunda glnecek ne vard, onu anlayamadm.

Derken, Tangl her geen saniye deruni bir krgnla gmlyor, bunun emareleri yznde belirirken, gzlerindeki mutluluk prlts snp, gzel dudaklar arplyor, pembe yanaklar soluyordu.

Onu bu halde grmee dayanamayan Akkartal, hemen atlarak;

- Yoo, yanl yorumlama hemen gzelim, nk bu gln sebebi ne alay etmekten tr, ne de seninle ilgiliydi. Aksine, tamamen ve sadece kendimle alakal olan bir husustan tr gldm, inan. Diye dzeltmek istemiti.

Fakat Tangl hala krgn :
     - Aman sen de, insan meraktan ldrrsn yani, sylemezsen var syleme! Diye steleyince :

- Tamam, tamam syleyeceim; dorusu, bunun sebebi, buraya, yani size ve seni grmeye gelip gelmeyeceimle ilgiliydi. Yani, kararszdm bunun iin. Ama ne var ki, gene son karar hislerimin gds verdi. Oysa mantma gre, yani nceki kararma uyacak olsam bunu yapmayacak, gene sonraya erteleyecektim. Fakat u merak duygusu yok mu, buna engel olamadm ve sonunda geldim ite. Nasl, umarm rahatlamsndr artk?

Tangl, ilk tavizi koparm olmasna ramen, bundan tr duyduu keyfi da asla vurmuyor, bunu iine hapsedip, duyduklarndan tatmin olamam gibi bakyordu. Bundan kast elbette onu mmkn olduu kadar ok konuturabilmekti.

Nitekim sun bir esefle yine soruyordu:

- imdi buna piman m oldun yani? Akkartal glerek:
-Ah sen yok musun sen, sakn sorularnla beni ne duruma drmek istediini bilmiyorum sanma!

Tangl bu defa kendini tutamayarak, Akkartal'n tahminini dorularcasna:

-Hah hah hah haaa! Diye uh bir kahkaha atyordu. Sonra da bilmiyormu gibilerden gelerek:

- Ne hale getirmek istiyor muum seni, anlayamadm. stersen imdi biraz da ben konuaym, sen dinle, olmaz m?

- yi, konu, konu ama azndan kana da ltfen dikkat et, tamam m? Tangl muzipe glerek:
-Tamam, tamam! Dedikten sonra szlerine devamla: Her eye ramen, beni grmee gelmene ok sevindiimi bilmelisin. nk ben de seni grmek istiyordum, hem sandndan ok daha fazla. Hatta yerini bilmi olsam, daha nce ben gelirdim, bundan emin ol.

Akkartal birden atlarak:

- Aman ha, sakn yle bir ey yapaym deme. Zaman gelince, ite byle gene gelirim. Sana bir ey daha sylememi ister misin?

- Tabii ki, bu sorulur mu hi, ltfen, haydi syle!

- O gece ki konumamz hatrlarsn, seni tekrar grmek isteyiim ve buna cesaret ediimin sebebini biliyor musun?

- Bilmem, ne idi?

- Ayrlrken sylediin son szlerin ve tutumundu buna sebep. Aksi tavr iinde olup, yani metin olup, feragat ve tevekkl edemeyen biri olsaydn, buna bir daha cesaret edemezdim kolay kolay. O gn bana sanki, ok elastik, hatta sonsuzmu hissi veren, uzun ve salam bir bala balanmz gibi bir his vermitin. Ltfen bala. Fakat, bunun senin iin o an ne anlama gelip, nasl bir klfet oluturduunu takdir ve tahminden korkarm ki u an bile acizimdir.

- Bunun benim amdan bakla ne anlama geldiini elbette biliyorum. Aklamak istemediim bir sebebi var hem bunun. Kim bilir, belki ileride bir gn bu da olur, tabii eer unutmaz ve bunu bana tekrar sormak ltfunda bulunursan.

Akkartal ne soracan dne dursun. Tangl'nn aklndan geebilecekler malumdu. nk kendisine meyil ve hayranln aklad kiiden, ak bir teminat, mit veren bir sz bile alamadan ayrlmak zorunda kalan her gen kza ar gelebilecek bir durumdu bu.

Nitekim Akkartal samimi bir ehreyle:

- Dilerim. Bunu unutmamay gerekten dilerim. Diyordu.

Fakat o an Tangl'n gayr-i ihtiyari bir hzn dalgas saryordu. Bunun nedeni muhtemelen, gene aklndan geen baz dncelerdi. Sonra tekrar konumaa balayarak:
- Biliyorum, bu gn, belki biraz sonra kalkp, gene gideceksin. Tanr bilir, hangi uzak diyarlara. Onun iin diyorum ki; ayrlp, gitmeden nce, eer bakaca bir ey sylemek istersen, kulam sende!
Akkartal onun esasen hakl olduunu bildii iin, bu tarz konumasndan ister istemez etkilenmiti.
Nitekim cevaben:
- Tangl, eer aramzdaki o ba katlatrmak ve bir an hepten kopacak duruma gelmesinden korkmam olsam, sana daha neler neler sylemek isterdim, bir bilsen. ok, ok hassas bir konu bu, biliyorsun. Umarm u an aklma gelmeyen, ama daha sonra uur altmda bir hicran, bir ukde olabilecek, sana iletmek isteyeceim bakaca bir ey yoktur.

- Sahi yok mudur? Bir dn bakalm. Eer gerekten yoksa?

Bunlar telaffuz eden, Tangl'nn sesinde beliren bir melankolik yank, muhatabnn gnl sarayn bu ana dein koruyan surlar ykp, btn zrhlarn delmi, koyduu btn kurallar lavederek, iinde nlenmez bir zleme yaratarak;

- Peki, peki var! Dinle bak ne diyeceim imdi sana? Demesine yol ap, sonra da onun, insan byleyen gzel yzne bakarak, vurguyla, tane tane sylemee balamt:

Uyusaydm bir saati, dmde seni grerek.
Bir buse kondururdum gl yanana, iim titreyerek.
Ellerim dokunurdu irin ellerine, kalbini hisleyerek.
Gzlerim dalard sevda denizlerine gzlerinde, boulmay zleyerek.
Yeterdi bana, seni dmde grmek...

Bu dizeler, bir kat sava yreinin de zleip, bunu byle ortaya koyabileceini gstermi, Tangl'n onun umulmayan bir ynyle tantrmt. Bunlar terennm eden tutkulu ses tonu, maukun rikkatli gnln okayp, onu sermest ederek, muhayyel d lemlerinde dolatrmaa yetiyordu. Bu iir serenadndan dakikalar sonra, realiteye geri dnen Tangl, sanki gerek bir dten uyanmasna, buulu gzel gzlerini krptrrken, adeta fsltyla:

- Bu harikulade idi. ok, ok teekkr ederim. Diyordu.

Akkartal bir yandan onun byle memnun oluuna sevinirken, lakin dier yandan, szn ettii o ban elastikiyetini artk yitirip, lokmalar her an kalnlaan bir demir zincire dnmee balamasna da esef ediyordu. Bu srada aklndan geenleri okumu olan Tangl'nn hazin baklarna dayanamayan Akkartal, onu omuzlarndan kendine ekerek, przsz alnna yumuak bir teselli busesi kondurmadan edemiyordu. Sonra kuru giysilerini iaret ederek:

- stersen giyin de, atlarn yanna dnelim artk. Hem neredeyse Sungur da kagelir.


Derken, yerinden dorularak imenlie doru yava admlarla yrmeye balyordu. Bu arada halen nemli giysileri zerine kuru olanlar da giymekte olan Tangl:

- Sahi Sungur nereye gitmiti ki? Diye sesleniyordu. Akkartal yarm dnle ona cevaben:
- Hani bana rastladn yol ayrm yok mu, ite orada grd bir ceylann ardndan gitmiti. Sanrm daha sonra burada buluacaktk.

Bylece atlarn keyifle yaylmakta olduklar imenlie gelmilerdi. Az sonra gerekten,Sungur da kagelmi, ardndan gittii ceylan terkisinde asl duruyordu. Akkartal'n yannda ablasn da grnce, bir an arm, sonra gevrek gevrek glerek:

Diyordu.
- Abla hanm, dayanamayp ardmzdan geleceini tahmin etmedim sanma.
Sonra avn gururla gstererek;
- Siz ne yaptnz? Her halde byle aylak aylak gezelemediniz buralarda? Ona cevaben Tangl;
     -elalenin oraya git, bak grrsn ne yaptmz! Diye neriyordu. Bunun zerine, henz attan inmemi olan Sungur atn oraya srmt. Az sonra geri geldiinde hayretini aa vurarak:

- Vay canna, yoksa o kara panteri siz mi hakladnz?

- Akkartal Be vurdu onu, hayatm kurtarmak iin. Dnebiliyor musun, zamannda yetimese, imdi Ablan, o vahi panterin midesinde olacakt.

- Yok be! Vay anasn! Akkartal Aa Be, ok teekkr ederim, sana ebedi minnet borluyuz.
-Yok canm, daha da neler! O kadar abartma koum, biz sadece gerekeni yaptk, o kadar!
- Bunu Noyan babam duyunca ok memnun olacaktr. Haydin, binin de hemen dnelim, olmaz m? Daha sonra ben onu alr, postunu yzp, iini doldurur, senin hatran olarak kuruturum.

Derken, kara panteri kast ediyordu. Nitekim atlarna binip, birlikte geri dnmlerdi. Akkartal attan inmeden yola koyulmak istiyordu. Ama Noyan Arkbua srar etmi, bunu yarna erteletmeyi baarmt. Akkartal o geceyi Arkbua'nn maliknesinde geireceini hi dnmemiti oysa. Lakin, gerek Tangl'nn baklar, gerekse Sungur ve babasnn srarlar sonu vermi, gzel denmi bir odada gnn yorgunluunu atmak iin, peykede serili yumuak bir yn yataa uzanyordu.

Nitekim saatler gece yarsn geip, o da herkes gibi oktan derin uykulara dalmt. Fakat gzn henz uyku tutmam biri vard yatanda. Bu, duyduu o dizelerin ve yaadklarnn etkisinden henz kurtulamam olan Tangl'den bakas deildi. Bir ara, yatanda dorulup, ayaa kalkm, bir uyurgezer gibi koridora ynelmiti. Onu uyurken grmek, yan banda oturup, onu izlemek arzusuna kar koyamamt. Nitekim, geni holde bir kedi sessizlii ile yryp, Sunkurun odasnn nne gelmiti. Onun tam karsnda bulunan odann kapsn yavaa aralarken, kalbi helecanl, yerinden urayacak gibi arpyordu. Nitekim, bir glge gibi yava ve tereddtsz szlvermiti kapdan. Bir an durup, heyecan yatr gibi olmutu. Sonra yumuak admlarla onun baucuna yrmt. Pencereden ieri szan ua huzmesinin kayna gkteki dolunayd. Ne anst ki, perde aralndan giren k onun yastktaki yzn aydnlatyordu. O an balayan heyecanla, kalbi delice vuruyor, gs kafesi sanki patlayacakm gibi inip kalkyor, nefeslerine hkim olamyordu. Nitekim daha ayakta duramayarak, yatan bo kenarna oturarak, onu izlemeye koyuluyordu. Gl kollar bann altnda apraz uyurken, adaleli geni gs muntazam aralarla inip kalkyor, rahat ve uzun aral nefesler alyordu. ylece durup, zlemli baklarla onu uzun uzun seyretmi, ayrlma vakti iin karar veremiyordu bir trl. Vakit ok ilerleyip, nihayet ayrlma karar alabilmiti. Lakin daha nce, neye mal olursa olsun, ondan bir veda pc alacakt. Nitekim, kalbi helecanla feveran ederek, zerine eilip, atein dudaklar temas etmiti. Bu tutkulu aka sadece, ezeli yrngesinden bakmakta olan ay dede ahitlik ediyordu. Nitekim tekrar kendi yatana uzandnda horozlar tyor, sabah oluyordu.



Syleyeceklerim var!

Bu yazda yazanlara katlyor musunuz? Eklemek istediiniz bir ey var m? Katlmadnz, beenmediiniz ya da dzeltilmesi gerekiyor diye dndnz bilgiler mi ieriyor?

Yazlar yorumlayabilmek iin ye olmalsnz. Neden mi? nanyoruz ki, yreklerini ve dncelerini ekinmeden okurlarna aan yazarlarmz, yazlar hakknda fikir yrtenlerle istediklerinde diyaloa geebilmeliler.

Daha nceden kayt olduysanz, buray tklayn.


 


zEdebiyat yazar olarak seeceiniz yazlar kendi kiisel ktphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi ktphanenizi oluturmak iin buray tklayn.

Yazarn tarihsel roman kmesinde bulunan dier yazlar...
Tanr Dal Akkartal 1. Blm
Tanr Dal Akkartal 3. Blm
Tanr Dal Akkartal 4. Blm

Yazarn dier ana kmelerde yazm olduu yazlar...
Savann ntikam [yk]
Askerlik Maceras... [yk]
A ve Usta [yk]
1.Blm: atal Yrek [yk]
Ademin Akbeti [yk]
[Eletiri]


Hsrev zel kimdir?

Yazma tutkusu olan herkes gibi, bu yolda bir ok cefay bedel olarak demi biriyim.

Etkilendii Yazarlar:
Bir ok iyi yazar var, lakin H.N.Atsz ve P.Safa'nn yeri bakadr nezdimde.


yazardan son gelenler

yazarn ktphaneleri



 

 

 




| iir | yk | Roman | Deneme | Eletiri | nceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babali Ktphanesi | Yazar Ktphaneleri | Yaratc Yazarlk

| Katlm | letiim | Yasallk | Sakllk & Gizlilik | Yayn lkeleri | zEdebiyat? | SSS | Knye | ye Girii |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

zEdebiyat bir zlenim Yapm sitesidir. zlenim Yapm, 2023 | Hsrev zel, 2023
zEdebiyat'da yaynlanan btn yazlar, telif haklar yasalarnca korunmaktadr. Tm yazarlarnn ya da telif hakk sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadr. Yazarlarn ya da telif hakk sahiplerinin izni olmakszn sitede yer alan metinlerin -ksa alnt ve tantmlar dnda- herhangi bir biimde baslmas/yaynlanmas kesinlikle yasaktr.
Ayrntl bilgi icin Yasallk blmne bkz.