..E-posta: ifre:
zEdebiyat'a Üye Ol
Ska Sorulanlar
ifrenizi mi unuttunuz?..
Bazen evrende yalnz olduumuzu dnrm, bazen de olmadmz. Her iki durumda da bu dnce beni afallatr. -Arthur C. Clarke
iir
yk
roman
deneme
eletiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
yelik
Yazar Katlm
Yazar Ktphaneleri



u Anda Ne Yazyorsunuz?
nternet ve Yazarlk
Yazarlk Kaynaklar
Yazma Sreci
lk Roman
Kitap Yaynlatmak
Yeni Bir Dnya Dlemek
Niin Yazyorum?
Yazarlar Hakknda Her ey
Ben Bir Yazarm!
u An Ne Okuyorsunuz?
Tm balklar  


 


 

 




Arama Motoru

zEdebiyat > Roman > Tarihsel Roman > Hsrev zel




6 Kasm 2008
Tanr Dal Akkartal 3. Blm  
Kam Bilge Ata/Bizans yolunda/Krgzlar tken tahtn alp Gktrk Devleti yklyor

Hsrev zel


Yorgo: - Ben ahsen aileden bir Ortodoks'um. Ama dostum Arpad bir istisna adeta, nk lkesinde atalarnn din ve tresi oktan terk edildii halde, o bir " Son Hunlu "dur. Akkartal bu "Son Hunlu" nitelemesi zerinde durarak Yorgo'ya: - Yani imdi Arpad dostumuz "Hun" aslndan m gelmektedir?


:CGBH:


BLGE ATA

Akkartal Bat istikametinde yol alrken, tken'den ayrlal gnler olmutu. Drt nl Kamdan ncs Bilge Ata ile muhakkak grmek istiyordu. Ulutolga bunu bilhassa nermiti. Bilge Ata, Yedisu civarnda, Zengibar danda bir maarada mnzevi hayat srmekteydi. Oraya varmak iin, Altaylar ve Tarbagatay dalarndan amas gerekiyordu. Tengri Dann kuzeyinden ap, Trgiler diyarna ulamt. Buradan yola devamla, Balasagun ve Fergana zerinden geerek, Semerkant ve Buharay'a kadar gidecekti. Aslnda, nl kamlardan drdncs olan Kra Atay da grmek istemi, lakin onun Kagar civarnd bulunuu, bunu daha sonraya ertelemesini gerektirmiti. Hem nasl olsa Kam Kl Erkin ona uram, lke ahvali ve gidiatndan haberler vermitir, diyordu.

Nihayet Yedisuya ulatnda glgeler douya doru uzanyor, gn akam oluyordu. Ufukta ykselen Zengibar Da, uzaktan sisler ve dumanlar arasnda bir siluet gibi grnyordu. Biraz nce dinmi olan yamur yerleri slatm, amurdan kanmak isteyen Akkartal, yoldan kenara karak, atn otlu bozkrdan sryor, karanlk basmadan varmak istiyordu oraya. Bozkrn ortasnda ykselen bu da, esasen ok yksek saylmazd, etrafta baka tepelerin olmay, buray olduundan ok daha yksekmi gibi gsteriyordu. lk anda koyu yeil grnen etekler, yaklaldka deiik ton ve nanslara brnyor, mor ve turuncu kesimler, o yredeki yaban kavaklarnn hazan yaadn iaret ediyordu. Kk patikadan trmanarak ulat bir dzln tam ortasnda, sarp ve kayalk bir tepe daha ykseliyordu. Sradan atlarn kolay kolay kamayaca bu yoku, Karaimek iin pek bir sorun tekil etmiyordu. Da keileri gibi mahirane trmanan evik at, nihayet zirveyi oluturan devasa kayann dibine gelip, durmutu. Bilge Atann barna olan maara ite bu yaln kayann brnde bir yerde olmalyd.

Bu srada kartal, bu ulu kayann semasnda biteviye daireler izmektelerdi. Akkartal atndan inip, onu, yerleri dolduran uzun yaprakl otlarn, mayho kuzukulaklarnn tadna bakmak zere serbest brakyordu. Kendisi daha yukarda bulunan maara giriine trmanmaa hazrlanyordu. Terkisinden, Kam iin zel olarak getirdii baz eyann bulunduu kk deri torbay alarak, yukar doru trmanmaa balamt. Bir sre yoku trmandktan sonra, sola dnnce maara girii nihayet grnyordu. Ayn anda, yan yana duran iki boz kurdun arasnda, orta boylu aksakall, nur yzl bir adam beliriyordu. Kurtlar hrlayarak atlmak istiyor, lakin emir bekliyormu gibi, yerlerinden kprdamyorlard. Bu adam Bilge Atadan bakas olamazd. Gelen olduunu bir ekilde haber alm, maarasnda yanan ate bandan kalkp, bakmak iin dar kmt. Ulutolga'nn bu isimde bir rencisi olduunu elbette ki o da iitmi, lakin henz ahsen tanmyorlard. Buraya yle, her aklna esenin gelemeyeceini bildiinden, bu gelenin ancak bir tandk tavassutuyla burada olacan kestiren Kam, aa doru seslenerek:

- Hey, sava kimsin, burada kimi ararsn?
- Adm Akkartal, size hocam Ulutolga'nn selamn getirdim. Destur olursa yukar gelmek isterim.




Ulutolga'nn adn duyan mnzevi Kamn gzlerinde bir sevin prlts uumu, sonra eliyle hemen yukar gelmesini iaret ederek, ieri girmiti. Bu srada, irikym boz kurtlar da bir biri ardndan aa doru komu, kuyruk sallayarak Akkartal'n yanna gelmilerdi. Sonra adeta ho geldin eder gibi, ayaklanarak, akacktan onun elini kolunu srmaya balamlard. Nitekim Akkartal' brakp, sanki etraf kolaan etmeye memur edilmiler gibi, oradan ayrlmlard. Akkartal yukar ktnda, maarann kaya kntlarna tnemi bir ka kartal daha grmt. ok dikkatini eken bir ey, Bilge Atann bir bakma Ulutolga'ya benzemesiydi. Akkartal bu benzerlie ararak, bir ara onlarn ikiz karde olabileceklerini bile dnmt. Bu srada misafiri iin maarada yanan ate banda klbast yapmakla megul olan Kam, onun ieri girdiini fark edince dorulmu ve efkatli bir ses tonuyla onu buyur ederek :

- Ho geldin oul! Hele ge otur, nce bir gzel karnn doyur, sonra konuuruz!
- Ho bulduk Bilge Atam! Sa olasn, cidden hayli ackmtm.

Derken, ate banda serili bir ay postunun stne bada kurup oturmutu. Bu srada korlam atete czrdayarak pimekte olan etlerden yaylan nefis koku itah kamlyordu. Pierek, artk yenecek duruma gelmi olan etlerden iri bir paray, maasyla kavrayan Kam, bunu hemen ona uzatmt. Geyik eti olan bu klbastlar kadar lezizini baka hi bir yerde yemediini teslim ederek, karnn doyuran Akkartal, merakndan:

- Bu ne etiydi, Bilge Atam, ok lezizdi eline salk?
- Geyik etidir oul. Yoksa imdi de bunlar, bu yata nasl avladm m soracaktn?
- E, ey... Diye tereddt eden Akkartal, gerekten bunu dnmt.
- Tamam, tamam anladm. Ama bu ileri kendim yapmam, av etmek yardmclarmn iidir nk oul!
- Demek baka yardmclarnz da vard?

Onu, yalnz yayor diye sandndan, bu ifade karsnda hayli aryordu. Fakat, Bilge Atann glerek;
- E, tabii, insan yapa yalnz da yaayamaz ki bu da banda oul. Yardmclarm, ite o grdklerin, yani kurtlar ve kartallardr.

Derken, bu cevap, Akkartal'n aknln hayrete eviriyordu. Nitekim:
- Demek bu kurt ve kartallar yle mi?
- Evet. Onlar benim can dostlarm ve yegne yardmclarmdr, hem uzun yllardan beri byledir bu oul!

Bilge Ata bunu derken kvanla glmsyordu. Akkartal'n hayreti onun houna gidip, gururunu okam olacakt. nk bir insanolu olarak, kurt ve kartal gibi byle vahi ve asil hayvanlara sz dinletip, hatta onlarla dost olabilmek her baba yiidin harc olamazd. Bunu baarabilen bir kiide bulunmas gereken iradi g ve ruh derinliini lmek imknszd her halde.

     - Koca Tolga nasldr, ne haldedir oul? Brak bunlar da biraz da aziz dostumdan bahset imdi bana! nk yllar geti gremedik halen bir trl.
Diyerek, konuyu deitiren Bilge Ataya cevaben Akkartal:

-Hocam, krolsun Gk tanrya ki, shhat ve afiyet redirler Bilge Atam. Tedrisata devam etmektedir elan derghta. kacam yolculuktan nce size muhakkak urayp, fikir danmam salk veren de kendisi olmutu zaten.

Akkartal'n yolculuktan bahsetmesiyle hemen ilgilenen Kam:

- Ha, sahi yolculuk ne tarafayd, yoksa gney-batya doru mu uzanmak niyetindeydin oul? nk Tolga, olsa olsa bu nedenle beni salk vermitir, zira bilir ki, biz de bundan hayli zaman nce, senin gibi at srtndan inmez, dnya kazan biz kepe, acunu diyar diyar gezer, dolar idik.

-Benimkisi, gezip grme meraknn yannda, biraz da zorunluluktan kaynaklanyor Bilge Atam. cap eden bir aratrma ve keif gezisi diyebiliriz buna.

- Ya, demek yle, ne hakknda bu peki?

- Treler, yreler ve dinler hakknda. Budunun youn ilgi ve dikkatini eken Musevilik, sevilik ve Mslmanlk dinleri hakknda. ncelikle eski bir gezgin olarak, sizin bu konudaki malumatnz renmek isterim. Tabii, lutf ederseniz Bilge Atam?

- Bundan yllar nce bir seyahatimde, bu konularla bir Hintli ve bir Arap Bedev'si araclyla tanp, onlardan dinlemitim. Tanr tarafndan gnderildiine inanlan Yalvalardan (Resul) renildii iddia edilen dinlere semav dinler denip, bunlar, demin saydklarnd. Anladma gre bu dinler, kaynak ve usulde bir, sadece pratikte baz deiiklerle ayrlyorlarm. Mevcut ve yaayan sair tre ve dinlere ise, tabii dinler, yerel inanlar diyorlar. Durum imdi nicedir? Zaman iinde deimeler olmusa, bunlar nedir, bizzat grmek, sanrm en iyisi olur oul. Vaktin olursa bir ara gene bana urar, gzlemlerini anlatrsn. Ama hi deilse, yolda yarar olacak baz somut eyler verebilirim sana.

Onlar byle konuurken, biraz sonra batmaya balayan gne, dou semalarn eflatuna boyam, cephesi gneydouya bakan maara, giderek karanla gmlmekteydi. Bilge Ata, yanmakta olan atete tututurduu mealeyi, yukarda bir oyuu sokmu, ierisi olabildiince aydnlanmt. Bu arada Akkartal maara kna gitmi, oradan dar bakmaktayd.

Bunu gren Bilge Ata:
- Ne o, atn m merak edersin yoksa oul? yle ise buna hi gerek yok. nk grdn o kartal ve kurtlarn korkusundan yaklaan olmaz buralara. in rahat olsun. Diyerek onu temin etmekte ge kalmamt.

Derken tekrar ate bana oturmulard. Bu arada Bilge Ata, iri bakr bir bakratan, topraktan yaplma aydanla su aktarm, bunu atee koymutu. Onlar sohbet ederken, su da kaynamt.

Bilge Ata:
     - Sana, buraya zg bir ay demliyorum imdi oul. nk kmz pek bulunmaz buralarda. Hem bunun yeri gene de ok bakadr ya. Buna Zengibar ay derler. Her bakmdan yararl olan bu nimet iin ulu Tanrya ne kadar kredilse yeridir.

Aatan oyma bir kavanozdan ald yarm avu ay, kaynam suya boca etmi, sonra onu atee yakn bir kenara, dem almak zere koymutu. Akkartal bu vlen ay bir an nce denemek iin sabrszlanyordu. Nitekim hazr olan ay, maun oyma amaklara konulup, iilmee hazr hale gelmiti.

lk yudumdan sonra, ayla ilgili izahatna devamla Bilge Ata :

- Bundan sana da vereceim oul. Yolculukta iine yarayacaktr. yle ki, bu aydan bir ka yudum alan, alk ve yorgunluk nedir bilmeyecei gibi, iyi bir tasnif ve tahayyl yetisine erierek, uzun yollar boyunca bile yalnzlk ekmeyecektir. Diyordu.

Buna memnun olan Akkartal, merak daha da artarak;




- Bu tam benim aradm eymi meer Bilge Atam. Ayn etkileri hissedebilirsem ne ala!

- Bundan hi kukun olmasn oul.

Nitekim, ilk defa denedii bu aydan ard arda bir ka yudum alan Akkartal, biraz sonra beyninde deiik bir kprdanma hissedip, zihninde daha nce hi duymad oluumlar duymaa balamt. Ald bir ka yudumdan sonra yerinden kalkma ihtiyac duyarak:

- Hissettiim ilgin bir etki var Bilge Atam. imdi biraz darya, mehtaba bakacam. Demiti.

Bunu bekledii anlalan Kam, tebessmle:

- Tabii oul, tabii, buyur dilediin gibi yap!

Maara azna gelen Akkartal, burada d cephe nne oturup, geri yaslanarak, ban yukar kaldrmt. Gzlerinin nne serilen manzara muhteemdi. Dolunay sanki bana beyaz ipekten esiri bir serpu dolam gibi haleli, sema viyolet mavisi ve renk o denli youn ki, ay normalin bir ka misli byklnde ve uzayda, kendine has bir mekna alan sihirli, tnelimsi bir kapy andryordu. Burada yaayp da mistik hayallere dalmamak mmkn olamazd. Sanki kinat onunla yz yze konuarak srda olmak ve btn gizemlerini amak istermi gibi yaknd. Havadaki bulutlar gelii gzel olmayp, adeta bir ressam frasndan kan, boyutlu cisimleri biimliyor, devasa filler, kartallar, leylekler, zrafalar hareket halinde, saa sola devinip durmaktalard. Bu denli pitoresk bir mehtab ilk defa seyre dalmann hazzyla uzun sre sessiz kalan Akkartal, nihayet aklna en bir dizi soru ve aklamay paylamak iin ate bana, Bilge Atann yanna dnmt.

-Bilge Atam, mehtabn buradan grn bir harika. Buralardan ayrlamaynzn gizemi, sanrm anlalyor artk.

- Haklsn, galiba bunun iin seviyorum buralar oul. Ama zaman zaman sizlerin hayatna gpta etmiyorum deil ha.

- Size sormay ta bandan beri istediim bir husus var, destur verirseniz ?

- Elbette oul, ona ne hacet, buyur sor ne soracaksan?

- Size, neden Bilge yerine, Bilge diyorlar?

Bu soru Bilge Atay seslice gldrm, nitekim:

- Oul, bunun cevabn o, hocanz olacak kftehordan sorsan daha iyi olurdu. Ama ne var ki, imdi burada deil ve bize dyor bu i. Evet, doru ekli senin dediin gibidir. "Bilge" lakabn talebelik yllarmzda Tolga takmt. Bylece srp bu gne geldi ite.

Bilge Atann bu izahatndan sonra bir sre sessiz kalmlard. Akkartal bu arada yarn sabahla balayacak olan yolculuunu ve geecei yerleri dnmt. Nitekim sessizlii bozarak;




-Bilge Atam, grmemi bilhassa salk vereceiniz yerler var m, diye sorsam ne derdiniz?
- Tabii ki vardr oul. Mesela, Batllarn Kostantinopol dedikleri bir yer vardr, orasn gidip grmeni isterdim. Dorusu uzaktr, ama o zahmete deer. Buras ayn zamanda sa dini, dier adyla Hristiyanln dou merkezidir. Bir de bat merkezi Roma vardr. Mekke, Kahire, Atina ehirleri de vardr. Ama bunlar da uzaktr. Ancak, artlarn elverirse git hepsini gr, derim.

Bir sre daha bylece sohbet edip, yatma vakti eriince, mevcut ay postlarna brnm, huzur iinde uyumu, sa selim sabah bulmulard. ay ve yemekten sonra vedalam, Bilge Ata, ceylan derisine yaplm bir harita ve torba dolusu Zengibar ayn eline tututurmu, gene grmek dilei ile ayrlmlard. Aada, kendi haline brakt atn yerinde ve sapa salam ayakta bulunca sevinen Akkartal, onu bir insanmasna selamlayp, sarsn okam ve koumlarn vurup, elindekileri heybenin bir gzne koymutu. Bu srada Bilge Ata ve kurtlar ayn yerlerinde durmu, yukardan izlemekteydiler. Nihayet at binip, yukar el sallayarak onlar son bir kez daha selamlayarak, hareket etmiti.

lk ura Alma atadan sonra Tokmak, Balasagun ve Fergana ya varm, sonra kuzeye ynelerek, Talas yaknlarndan gemiti. Burada edindii bilgiler, duyduklarn tasdik eder vaziyetteydi. Bir sava olup, salanan Arap ittifakyla, in igali artk kaldrlm, daha nce dman olarak grlmelerine ramen, bu kan deiip, ilikiler yumuamaya balamt. Buradan tekrar gneye ynelip, nl ehirlerden Takent, Semerkant ve Buhara'ya varm. Buralarda urad lteberler, dou Ulu Kaanl hakknda sylediklerinden pek memnun olmazken, kendi ynettikleri ahalinin huzursuzluunu da izah edememilerdi. Buradan yola devamla Merv, Nesa, Grcan, Teberistan ve Reyden kuzeye ynelip, nihayet Tebriz'e ulamt.

Buras, Turan illerden Azerbaycan'n byk ve mamur kentlerinden biriydi, lakin, siyas ynetim Araplara gemi olup, Mervan isimli bir Emev Valisi tarafnda idare ediliyordu. Talas yengisinde pay sahibi olan Araplar, bunun sonucu itibar ve nfuz sahibi olmu, ahalinin sosyal hayatna dorudan etki ediyorlard. Bu etkiyi en barizinden, ar- pazarda dolaan kadnlarn giyimlerinde grmek mmknd. Kimi kadnlar, gzleri hari, tm bedeni rten, araf ve peelere brnrlerken, kimisi sadece yz ve ellerini akta brakacak ekilde rtnmlerdi. Etrafta belli yerlere, Mescit ad verilen yeni mabetler kurulmu, mimari grkemi haiz bu binalar, toplu ibadet iin almlard. Buralara bilhassa erkeklerin gidip geldikleri grlmekteydi. Ancak ahaliden ou henz din deitirmemiti. slamlkta bu bakmdan zor kullanmak yok, fakat daha ziyade milli-siyas amalar gzeten Vali Mervan, bu kural keyfince uyguluyor, yerine gre uymak iine gelirken, yerine gre uymamay yeliyordu. Nitekim zorla Mslman ettii eski ynetici ve nfuz sahi bireyler vastayla fiili idareyi ele geirip, sair halka ho grnr duruma gelebilmiti. licenaplk iin, onlar din deitirmee zorlamamak bile yetebiliyordu artk. Buna maruz kalanlarn her trl angarya iin yapmna raz olaca belliydi. Byle bir durumda slam' kabul etmi olan kimi Beylerin, takiyye yaparak, durumlarn dzeltip, kendilerini baskdan kurtardktan sonra, gene eski inanlarna dndklerine bile rastlanyordu.

Nallarndan biri dp, dierleri ksmen eskimi olan at yedeinde, yryen Akkartal, onu nallatmak iin Tebriz sokaklarnda dolayor, bu arada usta bir nalbant aryordu. Nitekim, evresinde haar ocuklarn oynat, devasa emsiyeyi andran ulu bir narn altnda, grd kurnasndan akan sularn doldurduu havuzlarndan atna su iirmek istiyordu. Kk kurun (havuz) bunun iin yaplm olup, atn doruca onun bana ekmiti. Berrak suya eilen at imee balarken, Akkartal sla almaa balamt. Bu slk at iie tevik ederken, kuyruk ve kulak hareketleri atn duyduu hazz gsteriyordu. Etrafta oynaan ocuklarn dikkatlerini eken, her haliyle farkl grnen bu atl, oyunlarn kesip, ona yaklamalarna sebep olmutu. ocuklarn merakl baklarna glmseyerek karlk veren Akkartal, su imekte olan atna slk almaya devam ediyordu. Bu hareket, on- on iki yalarnda akr gzl bir olann dikkatini bilhassa ekmi olacak ki, yanndakilere hitaben, hayretle:

- Grdn m Yaman, bu yabanc tpk bizim gibi yapyor? Demesine yol amt. Akkartal'n slkla ald "su iiren ezgi" dalga dalga srp giderken, Karaimek daha bir keyifle imeye devam ediyordu. Nitekim slk kesilince, at da dudaklarn aprdatarak, ban sudan kaldrp, saa sola sallyordu. Her molada olduu gibi, gene atnn ban, gr yelesini, gelikin kaslarn efkatle okam, onu tekrar yedeine alarak, uzaklamaya balamt. Az sonra arkasndan seslenen biri:
- Beim, nalbant ararsan u ilerden saa sapnca, hemen karna kar! Diyordu. Bu akr gzl ocuktan bakas deildi. ocuklar nce emenin banda
dururken, imdi ona yaklamaa balamlard.

Nitekim Akkartal :

- Nalbant aradm nereden bildin? Bunun zerine ocuk glerek:
- Elbette ki atn yrmesinden anladm. Bizim atmz da var beim. Demin aldn slk, ne Arap ne Farisi olmayp, bizim budundan biri olacan dndryor, ama?



- Ya, demek yle? Peki, sizlere ne denir, kimlerdensiniz?

- Mene andar derler, u karndam lkut, bu da taydam Yaman. Hepimiz
Ouz-Bozok boyundanz. Aam ya sen?

- Men de Ouzdanam!

Bu yant hepsini glmsetmiti. Sonra Akkartal akr gzl ocua:
- Haydin, imdi o nalbandn yerini gsterin ki, size birer dl verem, tamam m?

Bu neriyi sevinle kabul eden ocuklar hemen koturup, ne gemi, nitekim az sonra nalbant dkknna gelmilerdi. Kemerinde takl keseden bir avu gm karan Akkartal, bunlar ocuklara datm, sevinle oradan ayrlmlard. ocuklarla konumasn izlemi olan Nalbant, onu kapda karlayarak, saygyla buyur etmi, at iin gerekenleri zenle yapmt. Bunu beenen Akkartal, Ustann emeini ziyadesiyle karlam, memnuniyetle ayrlmlard. Ta deli ehir caddelerinde bir sre daha dolaan Akkartal, nihayet tavsiye edilen hann kapsnda durmutu. Atn orada hazr bekleyen han seyislerine teslim ederek, ierdeki ahaneye girmi, yemek iin bo bir masaya oturmutu. Buras hayli byk ve ilekti. lk i, smarlad etli pilav, salata ve revani tatlsndan oluan bir yemek yemi, sra etrafa gz gezdirmee gelmiti. evrede yirmiden fazla masa vard. Bunlarn etraf trl meslekten adamla evriliydi. Kimi yiyor, kimi iiyor, kimi sohbet ediyordu. Nitekim ieri giren bir adam, Akkartal'n gzne taklp, ilk anda onu tan birine benzetmiti. Ama kime? Banda ak kahverengi sark ve belinde haneriyle onu, talihsiz yolculuk arkadalarndan merhum Mirzaya benzetmi olmalyd. in garibi bu adam, evre masalarda bo yer bulunmasna ramen, doruca onun masasna ynelmi, az sonra da yanna gelince:

- Bir mahsuru yoksa oturabilir miydim beim?

- Hayr. Elbette, buyurunuz.

Masaya oturan adam a yaman beklerken konuuyordu:

-Burann yemekleri iyi olur. Ben Tebriz'e her gelmemde burada konaklarm. Sizi ilk defa gryorum.

Akkartal cevaben:

- Bu zaten ilk geliimdir.

- Gn dousundan geldiiniz belli, sanrm bir gezgin olmalsnz, belki de bir eli, yoksa yanlyor muyum?

Adamn tahminleri Akkartal' artacak denli isabetliydi. Nitekim, hafif yadrgl bir tebessmle, cevaben:

- Tahminleriniz yerinde. Siz de bir tacir olmalsnz.



Adam yadrganmaya aldr etmiyordu. Ayn tarz konumayla cevap veriyordu.

- Evet, doru! Peki ama nasl anladnz bunu?

- Bir rastlant her halde.

- Nasl yani?

- Bana birini hatrlattnz, sanrm ondan tr.

- Kimi, nasl birini?

- sfahanl bir taciri.

Bunu duyan adamn merak birden artarak:

- Demek yle. O da Farisi miydi yoksa?

- Evet. Hem, ne rastlantysa, d grn bakmndan size benziyordu. Bu szler adam iyice heyecanlandrmt;
- Ad neydi onun peki?

- Mirza. Evet Mirza'yd talihsiz dostumun ad. Neden sordunuz?

- Talihsiz mi dediniz, ona ne oldu ki? Byle diyorsunuz.

Derken, adam endielenmee, hatta zlmee balamt. Sakn onun bir yakn olmasnd? Akkartal bu sansn gidermek iin:

- Onu tanyor muydunuz yoksa? Oysa tarif bile etmedim henz. Adam son derece kaygl bir sesle;
- Korkarm evet. Ama gene de inallah korktuum gibi deildir, diyorum. Szn ettiiniz kiinin bana kt bir ey gelmie benziyor. "talihsiz dostum" demeniz buna iaret ediyor. Hayli zamandr haber alnamayan kardeimin ad Mirza olup, o da benim gibi douya, batya seyahatler eden bir tacirdir.

Akkartal, adamn bu szlerinden sonra aksi tesadf iyice anlam, onun adna zlm, sonra olan biteni ksaca nakletmiti.

Nitekim duyduklarna ok zlen adam:

- Vah zavall kardeim vah! Demek yle oldu ha?

- Evet maalesef.



- Her eye ramen, kaybolan zavall kardeime dair akbeti renmeme vesile olduunuz iin size teekkr ederim. nk devaml merakta kalarak, kaygyla yaamak daha elem vericiydi bizler iin.

Aralarnda bylece balayan konuma, konular deierek, uzunca bir sre devam etmi ve nitekim Mirza'nn byk kardei olduu anlalan Cihangir:

- Demek Bizans'a gitmek istiyordunuz, o halde size bir dostumu tantraym, nk kendisi byk bir kervanla oraya gitmek zere yola kacaklard. sterseniz birlikte gidersiniz. Bir hafta sonra bizim kervan da yola kacak.

- Ya, yle mi? Fazla vaktim yok, o nedenle, ben bugn yola devam edeceim.

- O halde imdi buyurun yanlarna gidelim. ehrin bat kapsndaki byk kervansaraydan neredeyse yola kmak zeredir onlar da.

Bylece masadan kalkp, kendilerini saygyla yolculayan hancya bir miktar bahi veren Akkartal ve Cihangir, atlarn alp doruca kervann bulunduu yere varmlard. Kum tandan yaplm olan kervansarayn yksek ve geni cmle kaps, ok sayda oymal penceresi, yirmi kubbe ve on tonozlu byk bir dam vard. ndeki geni alanda, takriben yetmie yakn kii ve bir sr deve, at ve katrla karlamlard. Etraf akasya, ceviz, nar ve servi aalaryla evrili bulunan meydanlkta toplanm olan kervan, yklenerek, harekete hazr hale getiriliyordu. evreye ylm olan ticaret mallar, rulo yaplm hallar, ipek toplar, baharat torbalar, misk-i amber kutular ve sair eya, develere yklenirken, aalarn altna kurulu sayvanlarda oturmu, yemek yiyen, sohbet eden bir sr kadn-erkek, oluk ocuk vard. nsanlar bir sayfiye havas iindeydiler. Cihangir, ileri gelen zevata Akkartal takdim edip, ayrlmlard. Az sonra da, gelmesi beklenen kervan muhafzlar skn edip, hep birlikte hareket edilmiti.


BZANS YOLUNDA MOLA SOHBETLER


Akama kadar durmakszn yol alnarak, henz gne batmadan etekleri dz ve geni bir otlakta biten yeil bir korunun eteinde ilk molay vermilerdi. Buras onlarn daimi mola yerlerinden biriydi. Yre her bakmdan elverili olup, kervanclar etraf gayet iyi tan maktalard. Ykler hemen indirilip, hayvanlar otlaa salnrken, evredeki uygun yerlere adrlar kurulup, nlerine ateler yaklmaktayd. Muhafzlar evreyi kolaan ederken, kervan cariyeleri gayretke, trl yemekler hazrlamaa girimilerdi.

Cihangir'in dostu Cbir zengin bir tccard. Kervanda mal bulunan iki arkada daha vard. Bunlardan biri Ermeni asll Agop, dieri Musevi Salamon'du. abucak kurulmu olan ssl sayvanda, yerlere serilen hal ve kilimler zerine atlan minderlere oturup, ortaya konan byk bakr bir sininin etrafn evirmilerdi. Bir yandan zarif fincanlarda cariyelerce sunulan yemen kahveleri iilirken, bir yandan latife ve nkte dolu sohbetler balyordu. Akkartal ayet kervandan ayr ve yalnz gidecek olsa, imdi en az drt misli fazla yol kat etmi, olacakt. Lakin, o lke corafyalarn gezmekten ziyade, insanlarla grp, tanarak belli bal konular zerinde gzlem yapmak istiyordu. Bu bakmdan byle bir ortam onun iin biilmi bir kaftan saylrd. Buna, bir bakma merhum yol arkada Mirza ve sonra onun biraderi vesile olmu, dolaysyla onu minnetle anyordu.

Cbir ve tccar arkadalar orta yalarn hayli am, olgun, gngrm ve neeli insanlard. Akkartal onlar ismen tanm, bunun deve yryyle alnan bu uzun yola deecek bir mavereye yol aacana imdiden kani olmutu.

Nitekim Cbir, aniden aklna gelmi gibi:

- Akkartal Be, Cihangir Bizans'a gitmek istediinizi sylemiti, lakin, sebep neydi buna diye sorsak?




Akkartal, karsnda bada kurmu olduu halde oturan Cabire cevaben, anlayla:

- Cbir Efendi, Oraya, fikrine bilhassa deer verdiim birinin tavsiyesi zerine, gezip grmek ve ayn zamanda Ulu Kaan Moyen or'a fahri eli olarak, Bizans mparatoru ile grmek zere gidiyorum.

- Ya, ylemi, ok ilgin! Szne devam eden Akkartal;
- Bunun dnda baka bir arzum da buralara has inan ve treleri aratrmaktr. Diyerek, asl maksadn aklamt.

Bu cmlesine neeyle ilk karlk, Cabirden geliyordu;

- Ya, ne kadar ilgin! Dahas tam yerine rastlad dostumuz, yle deil mi arkadalar? Diyerek tekilere bakmt.

Bunun zerine kr sal, Salamon:

- Ben de uzun yol boyunca ne eder, molalarda neler konuuruz, diye dnyordum. Desenize ki, sohbet konusu bol olacak!

Ermeni asll Agop neeyle glerek:

- Bre, al benden de o kadar!

- Akkartal Dostumuz belki bilmez, biz mz ayr ayr dinlere mensup, ok da iyi arkadalarz. Derken kvanla glmsyor, tekilere bakyordu.

Akkartal;

- Takdire ayan bir olay. O halde bu konular, sohbetlerinizde geiyor olmal ?



- Elbette, bizde herkes fikrini aklamakta hrdr. Kimse kimsenin dinine karmaz, yermez. Ama aramzda latife eksik olmaz, taklrz bir birimize dosta. Diye cevap veren Cbir idi.

nsana, din ve tresinden zorla bahsettirilemezdi. Akkartal bu konuda konuacak gnlller aryordu. Burada umduundan iyi bir kaynaa rastlam gibiydi.

Nitekim Salamon kendini tantarak:

- Akkartal Efendi, arkadalarmn bildii gibi, ben ok sofu bir Musevi deilim, ama gene de dinime balymdr evvel Yehva (Yahova), ne de olsa en eski, dolaysyla en hakiki olandr bizimkisi bu dinlerin. Diyerek, sun bir kurum ve azametle etrafndakileri szm ve szlerine devamla; umarm buna kimsenin bir itiraz olamaz! Diye eklemiti.

Salamon'un bu szlerini tebessmle karlayan Akkartal, dierlerinin tepkilerini okumak iin onlara bakyordu. Nitekim buna ilk itiraz sev (Hristiyan) olan Ermeni Agop'tan geliyordu:

- Yo, Yoo! Salamon efendi, bak ite burada hakszsn. Niye dersen, nk dininizin daha eskiye dayanyor olmas onun ayn zamanda en doru olduunu hi gstermez. Hem o en hakiki diye nitelediiniz din, eer cidden doru olmu olsayd, Rabbin Olu say armha gerer miydiniz? Deil mi ya?

Salamon sath bir krgnlkla:

- Amma yaptn bre Agop, say armha gerenin bizimkiler olduunu sana kim demi? Onu biz deil, Romallar ldrmtr bir kere! Dedikten sonra muzipe glerek;

-Hem o yalancnn tekiymi canm; yok Rabbin oluymu, yok babasz dnyaya gelmi imi, bu konuda bir yn safsata uydurulmu. imdi niye kimse babasz domuyor mu peki ama?

- Salamon Efendi, Salamon Efendi, szlerini tart biraz da yle konu, tamam m? nk o, kendisi "Ben Rabbin oluyum" diye hi dememitir her halde. Onu ekemeyip, mahkm ettirmek isteyen sizinkiler yle uydurmu olmallar bunu. Bir de baz fanatik cahiller. nk onun ortaya koyduu mthi mucizelere baka trl bir mn verememi olacaklard. Hem lleri bile diriltebilene sen olsan ne derdin onlarn yerinde ki? Diyen Agop, onun cevap vermesini beklemeden szlerine hemen devamla: Her halde Yehva'nn ta kendisi derdin, deil mi?

Salamon umursamaz bir tavrla:

- Aman, bre Agop Efendi, sen bunlar cidden olmu eylerden mi sayarsn? Hi demez misin, lleri dahi diriltebilen hi ldrlebilir mi, buna kimin gc yeter, diye?

Agop vakur bir eda taknarak:

- Bu, bir itikat meselesidir Salamon Efendi. Kald ki, sizinkiler zaten onu ldrememilerdi, nk o, daha sonra gene dirildi ve Rab Baba tarafndan gklere karld, ta ki zaman gelip, tekrar yeryzne dnnceye kadar.
Salamon glerek:
- Ya, ne zaman gelecekmi peki o zaman? Agop:
- Dedik ya ite, kyamet gne yaklama vakti geldiinde. Gelme tarihini de biz deil, Rab bilir gene.

Salamon yzndeki umarszlk ifadesiyle:

- Geri, ne onun ne de o zamann gelecei falan yok ya, ama diyelim ki bir gn kp, hayr, inip geldi gkten. Peki ama, o zaman onun sa olduunu nasl anlayacaksnz Agop Efendi?

Agop bu defa tevekkl ederek:

- Hele o bir gelsin de, anlarz her halde bir ekilde gelenin kim olduunu. Burada Cbir sze girerek:
- Hayret, Mslmanlar olarak oysa biz, sa Aleyhisselamn yerine, ona benzeyen bir haydudun armhta ldne inanrz. Sizin ifadeleriniz neden byle anlayamadm.

Derken, teessf ediyordu. Bu konu aralarnda ilk kez alm olmalyd ki, kimse dierinin bu konuda nasl inandn bilmiyordu.

Salamon, Cabirin bu szleriyle Agop'u desteklemi olmasna tepkiyle:

- Cbir Efendi, mademki ona katlyordun, o halde az nceki sorulara neden cevap vermedin, anlayamadm.

Cbir:

- Hangi sorular kast ediyorsun? Salamon:
- Bunlar yeniden mi tekrarlamal. Sizin kitabnz ya da Peygamberiniz, sa'dan bahsederken, ona Allahn olu ve yeniden gelecek mi, diyor?

Buna cevaben Cbir:

- Esasen, sizlerin bu konulardaki ahsi tartmalarnza katlmak istemezdim, ama bu mevzulara dair bizim kitabmz, her halkarda sizin kitaplarnzda geenlerden daha farkl ifadeler ierir. Kurana gre Allah trl yaratma rnei vermi; demi ana ve babasz, say sadece babasz, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed ve dier insanlar ise hem anal hem babal yaratmtr.
Agop:
     - imdi Salamon Efendi, acaba pek beendikleri Mose'lerinin (Musa) aslnda adam ldren bir katil olmasna ne diyecekler bakalm?

Salamon:

- Musa Efendimizin birini ldrm olduu dorudur, fakat onun bunu neden yaptn bilmeyen cahiller ite byle, sanki o, sradan bir katil olup, durduk yerde cana kyan bir cani imi gibi konuurlar. Oysaki o, haksz yere ve savunmasz bir kadn ldren Msrl bir Firavun askerini ldrmtr. Var myd sizin sa'nzn da byle bir yiitlii, syle bakalm?

Agop alayla glerek:

- Bizim sa'mzn ii ldrmek deil, aksine insanlar, hastalarsa saaltmak ve hatta lmlerse diriltmekti. Bu yiitlik deil ise, o halde nedir, syler misin?

Bu soru karsnda bir an susmak zorunda kalan Salamon, yeni bir k yapabilmek iin sratle zihnini aratrrken, Akkartal:

- Yaptnz bu konumalar cidden dikkate deerdi dostlar. Yalnz, henz anlalmayan baz hususlar var. Bunlarn banda; hem hepimiz ayr dinlere mensubuz demeniz, ve hem de din kitaplarnzn baz ortak konular ele alm olmalarna ek olarak, hatta ayn kiilerden bile bahsetmi olduklarna dair zannm geliyor. Bu doru mu? Ayn kiilerden, ki siz bunlara Peygamber diyorsunuz, bahsediliyor mu gerekten bu kitapta da?

- Evet Akkartal Be, burada kitap sz konusudur. Geri bir de Zebur ad verilen ve Davut Peygamber'e gelen kitap var. Diye balayan Cbir, szlerine devamla: Bunlar, bizim lisanmzla Tevrat , ncil ve son kitap olan Kurana- Kerimdir. Bu kutsal kitabn ele aldklar konular, mahreleri, ortaya ktklar topraklar ayn, ama ismi geen peygamberler biraz farkldr. Onlarn kitaplarnda bizim peygamberin ad pek gemez, lakin, onlarn ismi Kuranda sk zikrolunur. Bu farkn bence en mhim sebebi; bizim kitabmzn en son kitap olmasdr. Ayrca bizim kitabmz en son olmakla kalmaz, en yeni, tahrif edilmemi ve en sahih olandr bu kitaplarn.

Derken, glerek arkadalarna bakan Cbir, szlerine devamla:

- Dierleri, yani bunlarn kitaplar, bizim kanmzca, asl nshalar kaybolup, deiiklie uram, bu nedenle, artk hkmleri kaldrlp, geerlii kaybolan kitaplardr. Bir baka kayda deer husus ise; bizim peygamberimiz Hazret-i Muhammed'in Arap Milleti aslndan olmasna ramen, o btn insanlara, hatta cinlere, meleklere ve tm kinata Peygamber olarak gelmi olduu halde, ondan ncekilerin, srail oullar halkndan olarak, sadece onlar iin gnderilmi olmalardr.

Bu izahat karsnda Akkartal:

- Muhterem Cbir Efendi, bu dedikleriniz bence henz belirsiz ve kark ifadeler olup, anlalmak iin baz ek sorulara ihtiya vardr. Bana cevap verebilir miydiniz, rica etsem?

- Tabi, tabii Akkartal Be, anlayamadnz ne varsa, buyurun sorun. Bildiimiz kadaryla cevap vermee hazrz.

Cbir byle derken dierlerine bakm, onlar da buna balaryla onay vermilerdi. Akkartal batan balayarak:
- nce isterseniz ben, bu ifadelerden ahsen ne anladm aklayaym. Derken, bir an durup, sonra bilhassa Cabiri muhatap alarak szlerine devamla: Yani siz diyorsunuz ki, bizim, elan dahi geerli olan kitabmz Kuranda yazl bulunan ilh ifadeler, onlarn kitaplarnda geenleri de kapsar ve bunlar onlarn daha sahih, veciz ve doru olanlardr, yle mi?

Agop ve Salamon Akkartal'n Cabire ynelik szleri karsnda afallam, aknlk iinde kh ona, kh birbirlerine bak maktalard.

Nitekim Cbir:

- Evet, yledir. Akkartal:
- Sonra, diyorsunuz ki, Tevrat ve ncil gelmi olduklar zamanda doru ve sahih olmalarna karn, daha sonra, yeniden yazllar esnasnda, ilk ierdikleri ksmen olsun deitirilip, asllarndan tahrif ve tai (sahteletirme) edilmilerdir, yle mi?

Akkartal'n ksa ve kesin tanmlamalar karsna Agop ve Salamon aknlkla balarn bkerken, Cbir sadece:

- Evet, yledir! Diyordu.

Sonra tahlile devam eden Akkartal:

- imdi gelelim bu kitaplarda geen kelam oluturan cmleleri ilk telaffuz eden az sahipleri olan kiilere, yani Peygamberlere dair sorulara: Diyordunuz ki, Tevrat' ilk vaaz eden Peygamber Musa'dr, o ve ncil'in vaaz edeni olan Peygamber sa, yani her ikisi de srail Oullar'ndan tremi kiilerdi, yle mi?

Cbir:

- Evet, yle. Akkartal:
- Buna karn sizin, bizim Peygamberimiz, dediiniz, yani Arap Milliyetinden tremi olan ve Kuran'n ilk vaaz edeni olan Peygamber, yani Muhammed Bin Abdullah isimli Zat, btn kinata hitap etmitir, yle mi?

Cbir:
- Evet.
Akkartal:
- imdi gelelim, tereddtle karlamakta olduumuz sorulara: Bir kere, Araplarla srail Oullar ayn topraklar zerinde yaam ve halen dahi oralarda yaamalarna ramen, nasl olup ta u nispeten ufack olan yarmadada tamamen gayr, yani baka soylardan tremilerdir, ya da bu doru deil midir yoksa?

Bu soruya cevap Salamon'dan gelmiti:

- Bu doru deildir, nk Araplar ve srail oullar esasen ayn soydan gelip, birbirlerine amcazade olurlar, nk daha ncesinde hepsinin ortak ad ayn ve buna Sami kavimleri denirdi.

Akkartal:

- Ya, demek yleymi. Dedikten sonra, Cabirden bir tepki beklemiti, ama o skt ediyordu.

- O halde Cbir Efendi, demin ki, "Bizim Peygamberimiz Arap Milletindendir, ama o srail Peygamberleri gibi sadece kendi kavmi iin gelmeyip, aksine btn insanla ve hatta top yekn Kinata peygamber olarak gnderilmitir" eklindeki, ak bir iddia demek olan ifadeleriniz ksmen hasara uramaktadr, yle deil mi?

Cabirden gene cevap gelmeyince szlerine devam eden Akkartal:

- Biz, yalnz ve sadece ar gerei aratrmak adna, ncelikle, bir kitabn btn kinata ve top yekn insanlk lemine hitap edebilmesinin ekil ve artn; "o kitabn hem mn, hem de yazl ifadesinde kullanlan dil ve alfabe itibar ile btn insanlar tarafndan dorudan okunabilir ve anlalabilir durumda olmasdr", diye tanmladktan sonra, gene soruyoruz ki; ad geen dier iki kitaptan farkl olarak, nasl oluyor da sizin kitabnz btn insanla, dierleri ise sadece o peygamberlerin bizzat iinde yaam olduklar kavimlere hitap etmi oluyorlard? Bu, sizin kitabn ieriindeki hitap eklinden tr m, yoksa yazld dil ve bunda kullanlan alfabeden tr myd? Siz eer, yazld dil ve yaz trnden trdr, derseniz; o zaman dnyadaki btn insanlarn, ilk yaratltan beri Arapa okur olmas, ve de hepsinin Arap neslinden tremi olmas icap etmez miydi? Bu gerekten byle midir imdi? Yok, eer bu iddiaya temel, o kitabn ieriindeki hitaptan trdr, ise, byle bir iddiaya temel tekil edebilmesi iin bir kitabn, gerekten evrensel bir dil ve onun yazl ifadesiyle yazlm olmas icap ederdi. Oysaki, byle bir dil henz mevcut bile deildir.

Nitekim sz balamak iin Akkartal:

- Netice olarak bana, yukardaki "Bizim kitabn mstesna zellikleridir" bal altnda ne srdnz iddialar, fasit ve dayanaktan yoksun ifadeler gibi geliyor. Yoksa yanlyor muyum?

Bylece irdelemesini bitiren Akkartal, Agop ve Salamon'u hayret ve aknla, Cabiri derin dncelere sevk ediyordu.
lk toparlanan Agop:
- Akkartal Be, msaadenizle bir hususa aklk getirmek istiyorum. O da, bizim davranlarmza yn veren dini kaidelerimizin yazl bulunduu kitap, Cbir dostumuzun dedii gibi, aslnda sahteletirilmeyip, bilakis, sadece vukuf ehli kiilerden oluan bir heyet tarafndan, deien an gereklerine uygun hale getirilmee allmtr, ki bizce bunun bir mahsuru da yoktur. Nihayet o kurallar, tm fayda ve zararyla pratikte yaayacak olan da gene bizleriz.

Bunu duyan Salamon da, Cabirin demin ki aleyhte bulduu szlerine cevap vermek istiyordu. Bu meyanda olarak da:

- Bizim kitabmzn ncelikle kendi kavmimize hitap ettiini inkr etmee hi gerek ve sebep olmad gibi, bence bundan tabii bir ey de yoktur. Bunu ncelikle vurguladktan sonra, imdi gelelim bir kitabn herkese hitap eden, cihanmul mul olma zelliine; bizim dilimizi bilen, ya da salt dinimizi merak ederek, tetkik ile renmek isteyen herkes, eer isterse, bunu pekl yapabilir. Zira, isteyen bunu kendi diline evirip, nshalarn sayszca oaltabilir. Hal byle iken, daha nasl olur da bu zellik sadece Cbir dostumuzun kitab olan Kurana inhisar edilebilir ve byle bir iddiann asl, esas olur mu?

Cbir bu arada yeniden toparlanarak:

- Bu szlerimde esasen, bizim kitabn tm kinat ve insanlk lemine gnderilmi olmas zelliini aklarken, onun kapsad anlam itibaryla, demek istiyordum. Ayrca, demin de dediim gibi, bizim kitap Kuranda, onlarn kitaplarda geen btn peygamberler ve bunlarn hayatlarna dair hikye ve ibret veren yklere yer verilmiken, onlarn kitaplarnda bu yoktur, onun iin.

Akkartal:

- Cbir efendi, eer "Btn insanlk lemi" derken, yekn dnya nfusu yannda sadece devede kulaktan ibaret kalan bir srail Oullar'n kast etmiyorsanz, zira szlerinizin anlam budur, o halde nerede bunun delili? Yoksa baka milletlerden yce yaratan hi mi Resul gndermemiti?

Cbir:

- Akkartal Be, Aslen bir ranl olarak, bu konuda ben de tereddt ediyorum, ama gene de, madem Kuranda byle deniyor, zahir bu dorudur diyorum. Son sorunuza ilikin ise, Kuranda ad geen yirmi be tane Peygamber vardr, lakin Yaratan'n her millete muhakkak birok peygamberler gnderdii de zikrolunur, ama ne var ki, ak isimlerine yer verilmemitir bunlarn.
Akkartal:
- O halde kitabnzn gerekten ve her bakmdan cihanmul olmay kendiliinden ortaya kyor denebilir. Bunu geerek, bir soru da, Agop efendinin "O ldkten sonra tekrar Baba Rab tarafndan diriltilip, gklere karld, vakti gelince sa tekrar gelecek" eklindeki iddias zerine hsl olmutu. Hem bunda, aka syledii gibi, Salamon efendinin de kukusu varm. Bu durumda siz ahsen, ve "son kitap" denen
Kurana ne diyor?

Bu soru karsnda her de dikkat kesilmilerdi. Agop gene Cabirden bir destek umarken, Salamon merakla onun ne diyeceini bekliyordu:
Cbir:
- Dorusu bu konuda kitabmz Kurann ak bir beyanna ben rastlamadm, var diyeni de duymadm. Ama sorsan ou Mslman sa'nn bir gn geleceini sylerdi.
Akkartal:
- Fakat nasl olur? Bu kadar nemli ve daha mhimi, insan ve slamln gelecei ile ok alakal grnen bu konuda, eer bu gerekten bir gn vuku bulacaksa, bir tek cmle olsun nasl yer almazd kitabnz Kuran'da. Yoksa bu var da siz mi bilmiyorsunuz?
Cbir:
- Emin deilim bundan. Ama bana kalrsa, ben de byle bir izahn olmas gerektiine inanyorum. Kurana ayetleri pek ok yerde sa Mesih'ten bahsederken, onun tekrar dnyaya geleceinden neden hi bahsetmemi olsunlard ki? Dorusu, bu konuyu daha nce hi byle dnmemitim.
Akkartal:
- Sizin szn ettiiniz bu kitaplarn hem ayn konular ierip, hem de bazen ok mhim iddialar ieren konularda birbirini tutmamalar ok ilgin. Bu durumda, hangisinin ar gerei ierdiini ortaya karmak da imknszlayor. O nedenle, biz gene insanlarn pratik hayattaki bireysel davranlarna gre hkm vermekte devam edeceiz demektir.

Bu szlerinden hemen sonra, Akkartal'n aklna merhum yolda Mirza gelip, onunla olan hatralar muhayyilesinde yeniden canlanmt. Sonra deminki tahlilleri ve en son ki szleriyle balantl olarak, Cabirin ilgisini ekebileceini dnd bir konuya deinmek istiyordu. Mirza'dan bahsedecekti. nanlarnda kararl, davranlarnda mutedil, uyumlu ve gvenilir bir arkadat nk Mirza. Onun ansna hrmeten, Cabiri de elan bulunduu mulklk halinden arndrmak midiyle:

- Muhterem Dostlar, imdi arzu ederseniz size, bundan ok nceleri gene bir yolculukta geen bir hatramdan bahsetmek isterim. Diye genel bir soruyla balamt. Az ncesine kadar srm olan skt ortamndan giderek sklmaya baladklarndan, byle bir neriyi hepsi memnuniyetle karlayp, itenlikle "Hay hay!" demilerdi.

Bunun zerine Akkartal:
- Uzakdou'da bir gemiyle deniz yolculuunda tanmtm onlarla. Hepsi on sekiz kiiydik ve daha yolculuk balar balamaz bin bir trl tehlikeden geerek, lmlerden dnm, nihayet Tanrnn yardmlar, bizlerin yeti ve metanetleriyle kurtulduktan sonra, ite byle mzakereler yapp, din ve treleri konu edebileceimiz uygun ortamlara kavumutuk. Orada da, buradakine benzer bir oul inan zmresi oluturmutuk. Aramzda bir Mirza, bir Tao-Li, bir de Kaptan Huan vard. Hemen hepimiz ayr diyarlardan gelmi, ayr din ve trelere sahiptik. ounluk orta ve uzak Asyalydk ya, bize gre Bat olan bu diyarn din ve inanlarna, o zamana kadar aina olamayp, aksine ok yabancydk. Bu nedenle, merhum dostumuz Mirzann da mensup olduu slam Dini'ni ve buna dair ameli yaklamlarn, kendi dinince yasak saylan belli bir konudaki tavrn, oradakilerin yadrgayp, kar kmalarna ramen, nasl srarla savunduunu hi unutmam. Diyen Akkartal, bir an, hem nefes tazelemek, hem de muhataplarnn, bilhassa da Cabirin ilgisini yoklamak iin duralamt. Tahminde yanlmamt, zira Cbir merak iinde ve devam etmesini bekliyordu.

Nitekim Akkartal szlerini srdrerek:

- Konu, keyif veren bir otun kullanlmasyla balam, sonra arap iilme keyfiyetine gelmiti. Herkes "olur veya neden olmasn" dncesinde iken, merhum dostum Mirza: "Ben, ahsen bu dhil, dinimizce yasak olan, keyif verici eyleri kullanmak istemem". Diyordu. Buna karn bizim Kaptan ona: "Fakat bir Din, insana keyif ve honutluk veren eyleri neden yasaklar, anlamak zor Mirza Be! Bunu, mmknse aklayabilir miydiniz" Diye soruyor, Mirza ise cevaben: "Evet, sanrm. Bunun ad dorudan zikredilmi olmasa da, arap gibi ikiler dinimizin kitab olan Kuran'da aka yasak olan iecekler arasnda sayldndan, bir Mslman bunlar kullanmaktan neden, niin demeksizin, kanr. nk biz o kitab Allah kelam olarak bilir, onda yazlan her eye istisnasz iman ederiz" diyordu. te bu ifadelerde yer alan itikat ve teslimiyet, dikkatimi bilhassa eken nokta-i nazar olmutu. Kald ki ou toplumlarda bir kiiye, o kiinin mensubu olduu dinde "yasak" diye sz edilen eylere kar nefsini engelleyebilmesine ve bunun karsnda gsterebildii feragate baklarak gven duyulur. Bu, her ne kadar, gven yaratmann asgari tarz olsa da, duyulan gvene hakllk kazandran somut bir delil olarak takdir edilir. Malumdur ki, insanlarn yekdierinden olan en mhim beklentisi, karlkl gven ve bunun bir ekilde temin (garanti) edilmesidir.

Szlerini bylece bitiren Akkartal, meselenin tarihi alm ve kkenlerinin mantkla irdelenmesi bir yana, pratikte yaanan ve mspet izlenim brakan bir olayn kendi dinda tarafndan ortaya konulmu olmasn duymak ve hakknn teslim edilmi olmas karsnda, Cbir hakikaten memnun olmutu. Nitekim yznde belirgin bu ifadeyle Akkartal'a:

- Siz Uygurlar meer gerekten uygar, kelam ve kemal sahibi insanlarmsnz. Bunu geri duyardk, ama tank olmak bu gne nasipmi. Sizi itenlikle tebrik ederim Akkartal Be. Milletiniz sizinle vnebilir.

- Bre, al bizden de o kadar! Diye hemen ekleyen Agop ve Salamon, Cabire rekabet etmekten geri kalmyorlard. Nitekim hazr olan yemekler, kurulu sofraya tabak tabak dizilip, yemek fasl balaynca, sohbet imdilik burada noktalanyordu. Fakat bunun ilerdeki gnlerde, hatta saatlerde devam edecei de kesindi. nk taraflarn yekdierine amak istedikleri daha birok konunun bulunuu bir yana, Akkartal' kendi dinleri iin kazanmay bile umuyorlard.

Derken gn akam yaklam, neredeyse karanlk kmek zereydi. Etrafta otlayan hayvanlar bir yere toplayan kervan hizmetileri onlar birbirlerine balayp, sonra yaktklar atelerin bana mlerdi. Kervanla gelen kpeklerin varl, karanln basmasyla rmee balamalar sonucu daha bir belirgin hale gelmiti. Etrafta otuzu akn adr kurulmutu. stlerinde duran koyu bulut ktlesi ile altndan uuan krlanglar bir arada olunca, bu kervanclarn hayat defterinde, yamay bekleyen yamur demekti. Fakat altndan altndan esen yel yok muydu, damlalar demiyordu yere bir trl. Keke esmee devam eden yel u kara bulutu yerinden alp, kar yatan kara dan ardna atsa, diyenler bile vard. Zira yaacak olan yamur, kervanclarn en az istedikleri eydi. Onlar ksmen slatp tmesi bir yana, yollar da amur batak iinde brakacakt nk. Fakat ne umulan, ne de korkulan olup, ksa sren bir saanakla balayan yamur, adeta aka yaparken, dinmeyen rzgrn stnde kayan bulutlar, yldzlarn bile grnmee balad lacivert bir gkyz brakvermiti geride. Yamur baladnda adrlara doluan kervan halk, az sonra dinen saanan ardndan gene dar dklrken, snmee yz tutan atelere odunlar atlmaa, ieri alnan hal, kilim yerlere serilmee, zerleri yeniden minder ve yumuak tyl postlarla denmee balamt. Zaman zaman hayatlara mal olan yol kesen haramiler de olmasa, u kervanclar kadar gzel yaayan kimse yok denebilirdi bu dnyada. Srsz kurt, dikensiz gl bahesi olur muydu hi. Bu bakmdan, hayatn bir baka ad da arena olsa yeriydi. Varolu'un bir art myd ne; her eyin ve herkesin muhakkak bir kart bir rakibi bunuyordu. Hem de kyasya dmancl, bitiresiye hmla dolu. Uzaa gitmee ne hacet, ite size buna dair bir rnek: Biraz nce kulaklarn krpm, uzun bacaklar ve ince beliyle rzgr gibi hzl koan bir Afgani taz ve onun ardndan lgar eden iki atl, bir havar tutturmu gidiyorlard ki, sormayn nasl. Bunun nedeni meer, elli adm ilerde bir bostan ve burada otlanan uzun kulak bir tavann grlmesiymi. Lakin imdi tavanck, cansz ceresiz haliyle, o taznn sivri dileri arasndan sarkyordu. Kim derdi ki, o da az nce harikulade bir canlyd ve koup oynayordu gnlnce. Hem bunu dnen kimdi? Av yakalayan taz baarsndan memnun, taz sahibi kvanta, tekilerse bundan gptalydlar. Sanki tavana acyp, tazya su ykleyen mi vard. Kr m kap, kurtulmay becerseydi o da. Hayatn z byleydi ite; byk balk k, hzl taz yava tavan yakalard. Sanki biri tutmak, dieri tutulmak iin yaratlmlard. Yaam daha mfik, her canl iin yaanlr klmak iin gelmi olan Yalvalarn onca aba ve ilesi beyhude gibiydi. Onun iin, tabiatn hain kucanda doup, boz kurtlarla byyen nl kamlar Kl Erkin, Bilge Ata bo yere demiyorlard ki; "Ey can Bahadrlarm, aanlarm, siz siz olun, her bakmdan Bilge ve gl olun ki, iinizde bulunan en yce haslet, sevgi ve acma daima baki kalsn, aksi durumda ne bu mmkn olur, ne de hayat yaayabilmek."

Akkartal nne oturduu atee bakarken dncelere dalp, evreden uzaklamt bir an. Nitekim, salarna aklar dm olduu halde, tacirlerin en genci olan Salamon ona seslenerek:

- Bre, Akkartal efendi bakarm da ok derinlere dalm gibisin. Ne oldu, yoksa sevdaln m dt aklna?

Derken, ban kaldran Akkartal, Cbir ve Agop'un kendisine baktklarn grp, glmseyerek:

- Evet, biraz tefekkre dalmtm. Belki Salamon efendi hakldr sansnda. Derken, Salamon hemen atlarak:
- Bre, bilmez miyim ben bu yalarn adamn, hele bir de bylesine yahi, yaman biri olursa dalanmadan durabilir mi kadn milleti, imkn yok rahat brakmazlar adam!
Agop ise bu konuya baka bir adan bakarak:
     - Akkartal efendi gibilerin byle kadn, kz gibi konulara vakit ayracan pek sanmam.
Derken, Salamon'a zt gidiyordu gene. Fakat Salamon:
- Agop Efendi, sen galiba bu akla, Akkartal dostumuzun tad o grkemli kltan tr hkmediyorsun. Fakat unutma ki, gnl ferman dinlemez.

Onlar byle havadan sudan konuurken gn savuup, gene bir akam karanl kavumu, atein ykselen alevlerinden salan k, etrafta dolaan pervaneleri oraya armt. Bunlardan kimi yanmakta olan kuru odunlarn zerine konmaa alrken, annda kavruluyor, kimisi k ekseninde divaneler gibi biteviye daireler iziyordu. Az nce taznn tavan kovalayp, imdi bir baykuun tt dzlk giderek aydnlanyordu. nk hemen arkalarnda yer alan orman, domakta olan ayn yanstt ualar kesip, bulunduklar yeri kesif karanlkta brakyordu. Ayn bu hareketi, istenirse kervann yola devam edebileceini gsteriyordu. Nitekim Cabirin nerisi kabul grp, az sonra toparlanan kervan yeniden yola diziliyordu. Gecenin serinliinde yol alp, gndzn muhtemel scanda mola vermek, onlarn zaten devaml uyguladklar bir tarzd.

Kervan bu minval zere brakp, imdi de Kostantinopol ehrine ksaca bir gz atalm:
Byk Anatolya yarm adasnn boazla kesilerek, bittii yerin kar yakasnda, halile boaz arasnda kalan sahada (Altn boynuz) grkemli, yksek surlarn iinde kurulmu olan nl ar (ehir) Kostantinopol o an terletici bir sca yaamaktayd. mparator Heraklis'in palikaryalar (asker) talim edip, sokaklarda devriye gezerken, surlarn dibinde kurulan pazar yerinde toplanan halk, alan sergilere alveri iin hcum ediyor, yabanc meneli mallar adeta kaplyordu. in, Hint, ranl ve Turanl tacirlerin uzun ipek yolunu enmeden izleyerek, ta buralara kadar gelmelerinin sebebi bu olmalyd...

Sabaha kadar olaysz devam eden yolculuk, yeil bir vadide mola verilmesi ile bir kez daha noktalanp, yorulan kervann dinlenme vakti gelmiti. Yine hayvanlar ayrla salnp, adrlar kurulmaa balyordu.

Henz atndan inmi olan Akkartal, yanndaki Cabire:

- Geri sizlerle yolculuk ok ho, fakat bu ekilde Bizans'a krk gnde zor varrz gibime geliyor. Oysa benim bu kadar zamanm yok, ne yazk ki. O nedenle, biraz moladan sonra, ayet gcenmez iseniz, yola yalnz devam etmek niyetindeyim. Diyordu.

Cbir az da olsa ararak:

- Size hak vermiyor deilim Akkartal Be, sizinle yolculuk etmekten biz ok memnunduk, lakin karar sizindir elbette ve istediiniz an bizden ayrlabilirsiniz. Biz hafta, yahut aksilik olmazsa bir ayda oraya vasl oluruz diye umarz. ayet biz gelinceye kadar orada kalrsanz, yine grrz. Yok, biz gelmeden ayrlrsanz bu da bahtmza. imdi buyurun bizimkilerin yanna gidelim. Bakn, oturmu gene sizi bekliyorlar.

Akkartal at kara imei yaklaan bir kervan hizmetlisine teslim ederken, kendisi az ileride Agop ve Salamon'un oturduklar adrn nndeki imenlie ynelmiti. Ondan nce gitmi olan Cbir, durumu anlatm olmalyd ki, neeleri birden kam gibiydi.

Nitekim Salamon esefle:
- Bre, Akkartal Efendi, yaplr myd bu yani imdi bize. Refakatinize ok almtk nk.

Akkartal onu yattrmak iin;
- Hemen imdi yola kacaz demedik Salamon Aa, neden byle keyfiniz kaar ki. Hem inann, ben de sizlere ok almtm, ama ne yaparsnz ki yolum ok uzun, zamanm ise azdr.

Bu izahtan sonra, kar tarafn nispeten yatmasyla tekrar karlkl oturulmu, Akkartal'a ynelik ilk soru Agop'tan geliyordu :

- Akkartal Efendi, ahsen ben ve dostlarmn ok merak ettikleri bir ey var, o da sizin dininiz ile bizimkiler arasndaki fark. Sahi sizde nasl ve neye gre inanlr? Sizin de bir kitap ve peygamberiniz var myd?

Bu soru zerine Akkartal yle ksaca bir dndkten sonra:

- Bizim dinimiz temel ve esas bakmndan sanrm sizinkilere gre biraz farkllk gsterir. Bu meyanda, birletiimiz birok noktadan en mhimi "Tek lah"a inanyor olmamzdr. Geriye kalan detaylar anlatmak uzun srer. Sormak istediiniz varsa, en iyisi siz sorun ben izah edeyim, nasl?

Salamon hemen balayarak:

- Size de bir veya daha ok Peygamber gelip, kutsal kitaplar getirmi midir? Baka bir deyile; Din ya da trenizi neye gre yaarsnz desem?

- Bizde, sizdeki anlamda bir peygamber ad gemez, lakin, kukusuz, bilge kiiler on binlerce yldan beri gelip geerken aramzdan, elbette bunlar hayat, insan ve kinata hakknda kitaplar da yazmlardr. Ayrca, derin dnceli ulu kiiler, gerek tabiat dorudan okuyarak ve gerekse ilham yoluyla ilh gerek ve niha gayeyi kefedip, bunlar kuaktan kuaa, dilden dile nakil ile bu gne gelmilerdir. O nedenle, bizde, sizlerde grld gibi, atalara tapnmaya varan ifrati tavrlar olmaz, kitaplar okunur, mn ve yorumlar iirlere yazlp, trklerle sylenir. Ayrca bizde "sabit ve asla deimez" gzyle sadece Gk tanrya baklr. Yani, geri kalan hemen her ey zaman ve mekn artlarna gre deiir hayatmzda.

- Sizde sabit deer hi mi bulunmaz yani?

Bu sorunun sahibi Cbir idi. Buna cevaben Akkartal:



- Byle sorulunca, buna ncelikle; bizde sabit olmayan deer hi yoktur, diyebiliriz. Lakin, her eyin zaman ve mekna bal bulunmas kanlamayacak bir gerek olduuna gre, ve bunu deitirmek her zaman kendi irademizde olamayaca iin, elbette ki deien deerler de olur. Fakat gene de, bunlarn sonsuza kadar byle kalaca iddia edilmez. Zira, zaman iinde hayatta, ihtiyalara daha iyi cevap veren yeni zmler gerekebilir pekl.

Salamon:
- Mesela imdi hangi deer yarglar sabittir, diye sorsak? Akkartal:
- Bu meyanda; masum olduu halde adam ldrlemez, rzas dnda kimsenin malna, rz ve namusuna dokunulamaz, yalan sylenmez, kan iilmez gibi kurallar hemen sayabiliriz.
Agop:
- Kadn ve erkek arasnda fark gzetilir mi peki sizde? Akkartal:
- Kadn ve erkek, biri dierini ikame edemeyen iki asal yaam unsuru olarak, kuram ve kuralda eit saylr. Fakat baz hususiyetlerini mukayese edersek, aralarnda belli durumlarda ister istemez fark oluur. Mesela, bir zorunluluk olmadka kadnlar hkmdar seilmez, ama yardmc idareci her zaman bir kadn olabilir. Evlilikte ihanet olmaz, olursa bu birlik bozulacandan, eler ayrlr. Bir kadn ayn zamanda iki erkekle yaayamaz, fakat kadn onaylayacak olursa, erkee istisna yaplabilir.
Cbir:
- imdiye kadar syledikleriniz bizdekilerin ayn olmasa bile, ok zt da deiller idi, fakat domuz eti yer misiniz?

- Bizde domuz beslenmeyip, eti de yenmez, ancak her eyde olduu gibi, bunun istisnas da olabilir.
Cbir:
- Peki ama istisnalar kaideyi bozmaz m?
Akkartal:
- Hayr, aksine, istisna kural tasdik ve teyit eder. nk, istisna olmadan kural da olmaz. Kuraln olumas ancak bir istisna ile mmkn olur.

- Bu nasl olur Akkartal Be, bunu biraz daha aklar msnz ltfen?
Akkartal:
- rnein bu, bir kez msaade edilip, sonra kesin yasaklama eklinde olabilir. Zira ancak bu ekilde kural koyucunun otoritesi belli edilmi olur. Buna, bir defalk olmak zere, affetmek bile denebilir, tabii sz konusu bir su olursa.

Baka soru gelmeyince Akkartal:

- imdi isterseniz ben bir ka soru soraym, siz cevap verin? Diye nermi ve onlardan mspet cevap gelmesi zerine:

- Sizce, insan nasl yaratlmtr, desem? Cbir:
- Sanrm bu konuda verilecek cevap her mzce de ayn ierikte olacaktr. sterseniz ben syleyeyim?

Derken nce tekilerin yzne bakm, onay gelmesi zerine de:

- Bizim kitaplarda geenlere gre insan, ilk insan ve ayn zamanda er kii Hz. dem ve onun bir parasndan yaratlm, ilk kadn olan Havva'dan tremitir.
Akkartal:
- Yani tek ruh ve tek bedenden mi oalyor, demek istiyorsunuz insan?

- Evet, yle anlalyor kitaplardan.

- Yani bu durumda insanlar ruh olarak bir tek kaynaktan geliyor, o tamam, fakat irsi olarak da ayn soydan m tremi oluyorlar?

- Evet, yle.

- Oysaki, bizim trenin izah daha farkl ve ona gre; insan ruhu yeryzne indii yere gre, hars ve hamur bakmndan zelliklerinde farkl olur. Bu ise, yeryznde farkl rklar bulunmasnn sebebidir. Siz bunu nasl izah ediyorsunuz peki?
Cbir:
- Allahn ii ve hikmeti olsa gerek. Akkartal:
- Yani, daha tabii bir izahnz yok mu buna ilikin?
- Bu bize yetiyor iman iin. Akkartal:
- Fakat biz, insan aklna daha uygun somut bir izah benimseyerek, bylece beyaz, sar ve siyah rk nasl olur, sorularna da cevap veriyoruz. Oysa siz, rk farkn izah edemeyip, insanlarn ayn ebeveynden tremi olduklar halde, nasl olup da farkl renklerde olduklarna ancak hayret ediyorsunuz. yle deil mi?
Salamon sze kararak:
- Evet, yaratann ii diyoruz. Bizim kitaplar byle diyor, biz de byle kabul ediyoruz. Hem bir an, farkl rkta bir nesil treyebilmesi iin, belki de ayn ana, farkl renkte baba sz konusu olmutur, diye aklma geliyor.
Salamon:
- Bizim inandmz eklin bir zarar yok insanla. nsanlar karde ilan edip, birletirmeye ynelik bir sav bu nihayet.

Akkartal:
- Faydas nerede peki bunun? Yaplm ve halen yapla gelen bunca sava ve dklen kanlar olmam sayp, grmezden, duymazdan m gelelim yani?
Salamon:
- Bu bir bakma, ne yazk ki doru, yani bunun zarar yoksa bile, faydas da pek yok gibi.
Akkartal:
bylece?
- O halde, bir takm tutarsz iddialar ieren kitaplara inanm olmuyor musunuz bylece?
Salamon:
- Burada, yani bizim kitaplarda geenler, esasen bir nasihat, bir temenniden ibaret eylerdir, iddia deil bence. O nedenle doruluklarnn kantlanmas da beklenmemeli.
Akkartal:
- Fakat burada ister istemez bir kyaslama yapyor ve daha akas, bizim treden gelen verilerle, sizin dinlerinize dair vecibeleri mukayese ederek, doru olan bulmaya alyoruz. yle deil miydi yoksa?
Salamon:
- yle, fakat sizce daha makul bir izah var myd peki bunun ? Akkartal:
- Bizim inancmz daha tabii ve fayda bakmndan daha ilevsel. yle ki; bize gre her rkn, farkl hars ve hamurundan tr olan kendine has stn zellikleri vardr. Bunu kesin doru olarak alr ve her rka, toprak anann ocuklar olan insanlk ailesi iinde, onun en iyi yapaca grev verilirse, karmaa ve anlamazlklar nlenebilir, diyoruz. Olamaz m?
Salamon:
- Bu izah makul grnyor, ama hangi rkn stn zelliinin ne olduunu nasl tespit edeceiz?
Akkartal:
- Tabii ki bunu, milletlerin tarih iinde gsterdikleri idari, ynetsel ve sanatsal yeteneklerine ve bunun sonularna bakarak tespit edebiliriz.
Salamon:
- Akkartal efendi, dediklerin makul grnyor, ama biz bunlar yapmak iin ok ge kalmz. nk bunun iin insanln yeni bir eitim-retim ile buna imkn salayan bir nizama sahip olmas icap ederdi. Bir takm yanl koullanmalar, ki bunlar imdi her toplumda ayyuka km durumda, daha balangta olumasnd.
Akkartal:
- Yani, yanllar devam edecek, insanlar hayvanlardan ve vahi tabiat yasasndan ayrlp, gerek anlamda insan olamayacak ve ayakta kalabilmenin tek imkn ve art gl olmaktan geecek, yle mi?
Salamon:
- Evet, ne are ki. Akkartal:
- Sizin dediiz gibi srp gidecek belki bu yanl dzen, ama gene de, insan olarak, umutsuz ve aresiz seyretmek yerine yanllar, gerek dilimizle, gerekse elimizle dzeltmee mrmz olduka devam etmeliyiz bence, yle deil mi?

Diyerek szlerini bitiren Akkartal'a hepsi katlmlard. Nitekim onun ayrlma vakti gelip, getirilen atna binerek hareket ederken, kendisini yolculamak iin toplanm olanlara hitaben son olarak:

- Dostlarm, haydi esenlikle kaln, belki dnte gene rastlarz bu yollarda! Her ey iin ok teekkr ederim!

Onlar gene hep bir azdan:

- Yolun ak olsun Akkartal, Gle gle!


AKKARTAL BZANS'TA

Gnler sren yolculuktan sonra nihayet bir kuluk vakti, boazn beri yakasnda bir tepede durmu, mavi gkyznde, arkasndan yava yava ykselen prltl bir gnein eliinde, nefes kesen gzelliiyle Bizans'n kurulu bulunduu efsanev ehri seyre dalmt. Bulunduu yerden uzun bir mddet ehri seyreden Akkartal, nitekim atn, boazn te yakasna gei salanan bir kysna srmt. Buradan karya adam ve yk geiren irili ufakl birok gemi vard. Atn ykleme yaplan byk bir geminin yanam bulunduu iskeleye srm, hem krek, hem de yelkenle hareket eden gemi, ok srmeden kar kyya ulamt.

Yksek surlarn nndeki byk kapdan giren, kan oktu. Bunlarn iinde iki tekerlekli zahire, meyve ve arap fs ykl kanlaryla ve drt tekerlekli at arabalaryla gelmi olan kyller ve svariler vard. Byk kapnn nnde duran muhafzlar, gzne kestirdiklerini hemen durdurup, ancak sorguladktan sonra ieri brakyorlard. Onun yaklatn gren, elinde kargs, banda uzun tyl miferi, ksa etekli, deri saakl, yelekten oluan niformasyla bir nbeti seslenerek:

- Hey atl, dur bakalm. Kimsin, ne maksatla girmek istersin Bizans'a?

- Turan diyarndan, Bizans mparatoru Heraklis ile ulu kaan Moyen or adna grmek iin gelen bir eliyim. Her halde bana refakat eder, imparatorluk sarayna yol gsterirsiniz?!

Bu szler karsnda bir an bocalayan asker:
-Olabilir, fakat buna dair bir kimlik kantlayc belgeniz var m, yoksa giremezsiniz ieri.
Akkartal:
- Elbette! Dedikten sonra, bir zamanlar Kaann vermi olduu, ceylan derisi zerine altn yaldzla ilenip, damgalanm olan berat ve buyrultuyu, koynundaki mahfazasndan karp, gstermiti. Bunu gren nbeti, ieriini okuyup anlayamam olmasna ramen, grd eyin resmi nitelik tayan bir evrak olduuna kanaat etmi ve durumu dier arkadalaryla danp, ilerinden birisi ona refakatle grevlendirilmiti.

mparatorun saray i hisar dhilinde kalyor ve olsa olsa iki yz admlk bir mesafedeydi. Oraya doru atlaryla ynelirken, ehir ok hareketli ve kalabalkt. Saray muhafzlarnn bulunduu yksek giri kapsnn nnde durulup, vaziyet aklannca, haftada bir eli kabul yaptn ve bununsa yarna tekabl ettiini renebilmilerdi. Fakat buna ramen, ieri alnan Akkartal, saray misafirhanesine kabul edilip, terifatla arlanmt. Yarna kadar ok zaman olup, kp biraz dolamak istemi, bunun iin yanna hemen bir mihmandar verilmiti.

Mihmandar Vasili misafirine kar ok kibar davranan, mparatorun zel hafiyelerinden biriydi. Akkartal isterse, biraz sonra hipodromda yaplacak olan karlamalar dahi izleyebileceklerini sylemiti. Burada mparatorun zel muhafzlarndan seilmi olan cilasunlara kar dven esirler, ya da gnll savalar, kran krana kapyorlarm. Akkartal bu teklifi kabul etmi ve kalabaln arasndan geerek tribnlerden birinde, halkn arasnda yer almlard. Paral girie tabi olan bu karlamalar, ounlukla kanl bittiinden ok ilgi gryorlard. Bu nedenle tribnlerde adeta bir izdiham olup, hi bo yer kalmamt. Bu karlamalar sonucu elde edilen hslatn bir blm de kazanan savalara veriliyormu. Buna daha ok esir savalar ilgi gsterip, esaretten kurtulma vaadi dolaysyla itirak etmektelermi. Ancak, kazananlar genellikle imparatorun adamlar olurmu. Nadiren de olsa kazanan baz esirler olmuyor deilmi. te bu gn dvmesi beklenen Arpad da halkn favorisi olan Macar asll bir esirmi. Denildiine gre imdiye kadar yapt dvlerde mparatorun adamn yenerek, ldrmeyi baarm imi. Fakat bu gn nispeten daha etin rakiplerle ii varm. ayet bunlar da yener ve karsna bakaca rakip de kmazsa, zgrln hak kazanabilecekmi.

Hkmdar Locas Akkartal'n da bulunduu tribnn tam karsnda yksek stunlar zerinde kurulmutu. Yarlarn balang ve bitiini onun verecei iaretler belirliyordu.

Nihayet yksek stunlu grkemli revak zerinde maiyetiyle azamet iinde oturan mparator, elindeki mor mendili hzla aa indirmiti. Bunu izleyen saniyelerde arenann her iki yanndan karlkl alan kaplardan, ayn anda iki iri yapl, eli kll sava, izleyenlerin cokun amatalar arasnda grnm ve ar ar meydana doru yrmlerdi.

Arpad adl Macar savasnn, seyirci kitlesini yukar kaldrm olduu elleriyle selamladka, lehine yaplan tezahrat etraf nlatyordu. Bu arada onun son durumunu grmek iin sabrszlkla bekleen bahisiler de hemen paralarn yatrmaya balamlard. Bir aksilik olmadka, onun yine kazanacana inanlyordu.

Kahverengi uzun sal, konveks burunlu, uzun eneli, geni alnl Macar sava, ayn zamanda uzun boylu ve geni omuzluydu. Kaslarnn uzaktan dahi seilir olmas, onun ok idmanl ve gl bir yapya sahip olduunu gsteriyordu. Karsndaki rakip de ondan aa olmayp, sakall yz ve iri hatlaryla daha kaba ve gorilimsi bir yapya sahipti. Her ikisinin de belden st plakt. stlerinde sadece kaln kemerli ksa birer deri ort ve ksa konlu deri izmeler vard. Bu kyafet orada dven btn savalarda tek tipti.

Derken iyice yaklaan savalar, yekdierini tartan baklarla bir an duraladktan sonra, Bizans tipi birer uzun mele saldrya gemilerdi. lk etapta Macar'n daha atik olmasna karn, Slav asll dier savann daha sert darbeler indirdii fark ediliyordu. Fakat atik olana hamle isabet ettirmek ok daha zordu. Bu yzden kar tarafn ou hamlesi boa gidiyor, geen zamanla ataklar hzn kaybediyordu. Seyirci kitlesi nefesini tutmu dv izliyordu.

Bir ara Akkartal, yanndaki mihmandar Vasiliye dnerek:

- Sizce kim yenecek?
- Elbette ki ay gor!
- Neden buna hkmediyorsunuz peki?
- Ondan ekinmeyen gladyatr yok da onun iin.
- yle mi, bakalm greceiz biraz sonra.
- Sizin favoriniz teki anlalan.
     - Yalnz benim mi, baksanza, sizden baka herkesin.
- Olsun, bence gene de ay gor kazanr.

Mihmandar geri lfzen byle diyordu, ama gerekte o da bundan pek emin deildi artk. nk ilerleyen dakikalarda ay gor'un hayli yavalad gzden kamyor, buna kan Macar dvnn hz artyor, her hamlesi rakibini biraz daha yalayp geiyordu. Bu gidile isabet ettirmesi an meselesiydi. Nitekim beklenen olmu, gor'un ar aksak bir hamlesini eskivle atlatan Macar, onu gsnn tam ortasndan ileyivermiti. Gvdesine saplanan klcn geri ekilmesiyle bir feryat koparan gor, annda yz st yer kapaklanmt. Bunu izleyen tribnlerin kard amata yeri g inletir olmutu. Kazandn belirten bir jestle klcn yukar kaldran Arpad, seyircilerin lk ve slklarnn dinmesinden sonra, ynn mparatorun oturmakta olduu tarafa dnerek yksek sesle:

-mparator hazretleri durumu gzleriyle grdler! Ya karma baka birisi ksn, yahut destur verin hemen serbest braklaym artk! Demiti. Bir adamnn daha yenilmi olmas mparatorun keyfini karm, bir iaretle hemen baka birinin gnderilmesini buyurmutu. Bunun zerine len savann km olduu kap tekrar alm ve oradan bu defa eli baltal, beli kll bir insan azman olan Bizansl Kosta kmt. Macar dv bu adam hemen tanmt. Sol gz, ald bir kl yarasndan tr az ok sakatlanm olduundan, ona lakap olarak Kr Kosta diyorlard. Kr Kosta kurala aykr davranarak arenaya iki silahla birden kmt. Bir ara elindeki baltay iaret parma gibi kullanarak rakibine " imdi sana gsteririm " diyordu. Kara kvrck salar, geni avurtlar, kk burnu, geni aln ve kaln beliyle rktc bir grn vard. Macar savasnn ii bu defa daha zor gibiydi. Ama baka seenei de yoktu. Ya bu adam da yenip muhtemelen serbest kalacak, ya da lp, bu esaretten artk o ekilde kurtulacakt.

Nitekim kar karya geldiklerinde, Kr Kosta iren bir ekilde glmt. Hemen ardndan da rakibinin boynunu uurmaya ynelik ilk hamlesini yapmt. Fakat atik davranan Macar bundan son anda geri srayarak kurtulmay bilmiti. Ancak Kosta ok hzl olarak, hakl bir ne sahipti. Darbelerinin ard arkas kesilmiyor, rakibine bir hamle frsat bile vermiyor, onu hep geri sryordu. Az sonra kenardaki duvarn dibine varlacak ve orada daha zor duruma decei ii, Macar bir anda geri ekilme ynn deitirmiti. Fakat Kosta hi ara vermeden saldryordu. Elindeki iri sava baltas kaln pazulu kollarnda bir oyuncak kadar hafif ve hzl lm kavisleri iziyordu. Bir anda durup, tasdik deitirmee ve daha ar hareket etmee karar veren Macar, rakibini bylece bir tuzaa drecekti. Aralarndaki mesafe bir adm kadarken, onu ortadan ikiye bimeye ynelik bir hamleye kalkan Kosta'y kt bir akbet beklemekteydi. nk bu gidile tuzaa dmesi an meselesiydi. Biraz nce, artk yakalanacakm gibi yavalayp, yerinde sabit duran Macar, son salisede kenara ekilmi ve o anda ne sert bir drt yaparak, onu tam ene altndan yakalamt. Neye uradn anlayamayan Kr Kosta, hykrp, bouk sesler karrken ve bir anda boazndan fkran kzl kana boyanmt. Geri ekilen ucu kanl klca ve onun sahibine bir an durup inanamayan gzlerle bakm, sonra dengesini kaybedip, srt st yere yuvarlanm, orada bir iki debelendikten sonra ylece kalmt.

Bu durum mparatoru hepten kzdrrken, izleyenleri daha bir coturmu, kan grmekten adeta zevk alan bu kitleyi lgna evirmiti. mparatorun onu serbest brakmak, ya da oku mfrezesine oklatmaktan baka seenei kalmamt. Gereksiz tepki ekmek istemediinden, fkesini dizginleyip, onun hemen serbest braklmasn emretmiti.

Tribnlerdeki kalabaln att sloganlar, Macar savasnn hemen serbest braklmasn dayatyordu. Bu srada Akkartal ve Vasili darya ynelmilerdi. Yan taraftan darya alan baka bir kapdan da Macar sava karlmt. mparator zel k kapsn kullanarak oradan daha nce ayrlmt.
Akkartal ve yanndaki mihmandar nihayet dar ktklarnda, on adm telerinde Arpad' grmlerdi. Koarak kendisini kucaklayan gen bir adama:

- Gzlerime ve yaadklarma inanamyorum Yorgo, senin gibi, nihayet ben de zgr oldum galiba! Diyen Arpad, dostu olduu anlalan bu gen adam halen brakmamt.
Nitekim ayrldklarnda:
- Buna ok ok sevindim Arpad. Tribnde ok dua ettim. kr ki kazanmay bildin sonunda. Haydi hemen gidelim buradan.

Bylece onlar nden giderlerken, Akkartal ve mihmandar Vasili on adm arkalarndan takip eder gibi yryorlard.

Vasili bir ara Akkartal'a:

- ok affedersiniz, fakat acilen bir yere uramam gerektii imdi geldi aklma. Hem saraya yalnz da dnebilirsiniz, ben de iimi grp birazdan tekrar gelirim. Olmaz m?

- Tabi, tabii buyurun iinize bakn siz. Beni merak etmenize de gerek yok.

Derken oradan ayrlan Vasili, seri admlarla yandaki dar bir sokaa dalmt. Bu durumu aktrmadan izlemi olduu anlalan Yorgo, hemen Arpada dnerek:

- Dostum hadi davran, bana kalrsa hava bozmaa balyor. Hemen buradan kaybolsak daha iyi olacak. nk korkarm bamz yeniden derde girecek! Demi ve hemen ardndan hzla bir yan sokaa sapmlard. Onlar izleyen Akkartal da durumun farkna varmt. Yanndan alelacele ayrlan mihmandarn bu tavrn zaten pek hayra yormayp, konuulanlar da iitince kukusu kesinlemiti. Anlalan oydu ki; mparatorun adamlar ortalk sakinleip, seyirci kitlesi dalnca Macar' tekrar yakalamak istiyorlard.

Macar ve dostunun girmi olduklar kuytu sokaa sapan Akkartal, o an iin pek ummad bir durumla karlamt. Eski tutsaklarn artk kap, izlerini kaybettirmi olacaklarn sanyordu nk o. Fakat girdikleri sokan sonunda bir alanda, etraflar pusatl bir palikarya mangasyla sarlm, balarnn yeniden dertte olduunu grmt. Yanlarnda silah olarak sadece Yorgo'nun getirmi olduu iki kamay fora ederek, srt srta dayanm, kendilerini zorla bile olsa teslim almak isteyen askerlere kar direnmeye hazrlanyorlard. Her nasl haber almlarsa, gelerek etraflarn sarm olan askerlere kar pek anslar yok gibiydi. Akkartal da seri admlarla oraya ynelirken, askerlerin komutan onlara hitapla:
- Silahlarnz atp, hemen teslim olun, yoksa g kullanmak zorunda kalacam! Bu srada oraya ulam olan Akkartal hemen mdahale ederek, sert bir tonla:
     - Hey siz! Ayp deil mi bu yaptnz. mparator hazretlerinin alenen serbest braktrd, bunu ok da hak etmi olan bir adam ne hakla yeniden tutuklamaya kalkyorsunuz?!

- Sen de kim oluyorsun be adam, var git iine, canna m susadn yoksa?!

Bu szler zerine, elini kabzaya atp, sorunu artk klcn zeceine karar veren
Akkartal, hayli zamandr i tutmam olan Alpagut'u yeniden syrmadan, son bir defa:
- Bu adamlar rahat brakn, hakszlk etmeyin diyorum! Diyerek, ihtar etmiti. Ama onlarn cevab kl ve karglarla zerine yrmek olmutu. Bu andan itibaren ilemeye balayan sava makinesi, bir anda korkun bir frtnaya dnm, havalardan kl ve karg paralar yamaya balamt. Bir anda neye uradklarn anlayamayan Bizansl askerler, aldklar yaralarla canlarndan olmamak iin kamaya balam, ok gemeden ara sokaklarda kaybolmulard. Btn bunlar hayretle izlemekte olan Arpad ve Yorgo derhal onun yanna gelerek:
Yorgo:
- ok sa ol sava, bizim iin ban derde sokmu oldun. stersen birlikte gidelim. nk ok srmez daha kalabalk gelirler.
- Merak etmeyin, nk az sonra beni hi aramayacaklar bir yerde olacam. Siz gidebilirsiniz.
Macar Arpad:
- Bari ayrlmadan adn balayp, sonra tekrar greceimiz bir yer syle sava. nk bu iyiliin altnda kalmak istemem.

- Turan diyarndan gelen bir gezginim, adm Akkartal. Saraydan baka bir yer ad da bilmem. Belki tesadfen karlarz gene.

- Tamam, ilk frsatta gene greceiz.

Bu ksa konumadan sonra hemen oradan ayrlm, dar sokaklarda kaybolmulard. Akkartal saraya gelmi, kendisi iin ayrlan misafirhanede istirahat ederken, neredeyse biraz sonra kagelmiti Vasili de. Ama yzndeki ifade, kafasnn hayli kark olduunu gsteriyordu. Ondan ayrldktan sonra, ihbarda bulunmak iin gittii garnizondan ayrlmayp, sonucu beklemiti. Zira o gelmeden biraz nce dier hafiyelerin vermi olduu habere gre hemen harekete gemi olan askeri birlik, hezimete uramann perianl ile geri dnm, yaadklarna dair abuk sabuk eyler sylyorlard. Kimisi on gladyatrn ani saldrsna uram olduklarn, kimi kiiyle baa kamadklarn anlatyordu.

Nitekim Akkartal Vasiliye:
- Sayn mihmandarm dndren bir konu mu vard yoksa?
- E, ey, bu gn acayip bir i oldu, daha dorusu olmu. Ama ne olduunu tam olarak bilen yok, ben de henz anlam deilim.
     - yle mi, neyle ilgiliydi bu i ki?

- Hani bu gn arenada dverek galip gelen o adam vard, ite onunla alakal.
- Ha, yle mi?

-Evet, o adam esasen bir Macar komutanyd ve bize ok pahalya mal olduktan sonra, g bela esir alnabilmiti. mparator hazretleri aslnda bu nedenle onu serbest brakmak istemiyordu. O, ya arenada lmeli, veyahut yalanncaya kadar zindanda yaamalyd.
- E, eh sonra ne oldu? Tekrar tutukland m bari?
- Hayr, bizi dndren de bu ite. Adam her naslsa kap, kayplara karm. mparator bunu duyarsa mahvolduk demektir.
- Hmm. Ama gerekten iyi bir savaym bu Macar. Sradan askerlerin elinden kurtulmasnda alacak bir ey yok bence.
- Fakat askerler, ona dardan yardm geldiini sylemekteler. Kendilerini engelleyenler, kimine gre , kimine gre on-onbe kiilermi. Bu doruysa mesele daha ciddi bir boyut kazanyor demektir. mparator bunu renirse gerekten halimiz harap demektir.

Derken Vasili ona bir arzusu olup olmadn sorup, iyi akamlar dileyerek ayrlmt.
Bu srada, saraya uzak olmayan, tenha bir han odasnda Arpad ile dostu Yorgo ba baa vermi, olan biteni konuuyorlard.

- Gryor musun alaklarn ettiini Yorgo, o Turanl sava yetimese, belki imdi yine kodeste olacaktm.

- Dorusu, onu Teo (Tanr) gndermi olmal, seni onlara teslim etmemek iin lm dahi gze almtm nk ben de. Adam da dvyordu hani, bylesini daha nce hi grmemitim ahsen. Sahi ad neydi onun?
- Akkartal. Gerekten haklsn dostum. mparatorun adamlar aralarna yldrm dm gibi bir anda darmaduman oldular. imdi sarayda olup, sorumlularn ne hale dtklerini grmek isterdim. Hem anladma gre, Akkartal u an sarayda olmal. Umarm bir aksilik olup, onu tanyan kimse kmamtr karsna.
- Bu Akkartal da tam bir muamma yani. Hem tutup hi tanmad kiiler iin ban belaya sokuyor, hem de iine engel olduu adamlarn saraynda kalyor. Sakn yanl anlam olmayalm.
Arpad:
-Yok canm, eminim "Burada saraydan baka yer bilmem" demiti. Fakat orada ne sfatla ve ne zamandan beri bulunuyor bu mehul. Bunu nasl renebiliriz acep?
     - Bilmem. Fakat Turanl olduuna gre, her halde ya bir eli, ya da mparatorun hizmetinde bir danman, belki de bir sava retmenidir. Kim bilir?
- Ha, dur hele, belki bunu renecek birini bulabiliriz. Bizim Eleni'nin kardei sarayda nemli bir makamdayd, ama hangisinde olduunu u an bilemiyorum. Ondan yardm isteyelim.

Bylece dar kan Yorgo, biraz sonra glerek tekrar ieri gelmiti.

- Aziz dostum, hi merak etmeye gerek yok artk. nk az sonra bizzat Eleni saraya gidecek ve ne mmknse yapacak. Kardei Yuhannis meer orada Bapiskopos imi.

- Ya demek yle, ben de duymutum bu adamn adn.

Aradan ok gememiti ki, Akkartal'n kald odann kaps yavaa alnp, yannda gen bir bayan ile uzun boylu bir adam ieri girmilerdi. Kyafeti sra d olan bu adamn, boynunda, gmten, iri bir ha aslyordu. Akkartal onlar ayakta karlayp, oturmalar iin yandaki masay gstermi, sonra da nezaketle:
- Buyurunuz, sizin iin ne yapabilirim? Adam tane tane konuarak:
- Efendim, rahatsz ettikse ltfen mazur grnz. Adm Yuhannis, Sarayn Bapiskoposuyum, bu da kz kardeim Eleni. Diyerek, kendilerini takdim etmiti.
Bunun zerine Akkartal:
- Bendeniz de Turanl Ulu Kaan Moyen or'un fahri elisi Akkartal. Tantmza ok memnun oldum, ziyaret sebebinizi neye borluyum?

Bu kez konuan, uzun boylu, sarn bir bayan olan Eleni idi.

- Bu gn siz de arenadaydnz deil mi?

- Evet?

- Arpad, adn hatrladnz sanrm?

- Hmm, sanrm anlyorum .

-Arpad ve Yorgo dostlarmzdr, sizi grp, daha sonra kendilerine haber vermeye sz verdik. ok merak ediyorlar nk sizi.

- Evet anlyorum, kendilerine selam syleyin ltfen. Fakat bu vesileyle ben sayn
Bapiskopostan, mmknse yarn iin zel bir randevu rica edecektim?
Yuhannis:
- Tabi, tabii efendim, ne zaman isterseniz memnuniyetle grebiliriz.

Derken, Yuhannis byle bir talebi hi beklemiyor olmalyd ki, hayli armt. Bunu fark eden Akkartal, maksadn ksaca belirtmi olmak iin:

- Bendenizin ikinci ve hatta daha mhim bir grevi de, dnyadaki din ve treler hakknda aratrma yapmaktr. Hazr tanmken, bu konular zerine sizinle de konumak isterdim.

- Hay hay, ok memnun olurum Akkartal Be. Dediim gibi, nasl ve ne zaman arzu ederseniz. Mihmandarnzn haber vermesi yeter. sterseniz burada, isterseniz mabedimiz Ayasofya'da konuabilirdik.

Bylece vedalap, hemen ayrlmlard. Kendilerine bu ksa grmeye ilikin haber ulatnda, Arpad ve Yorgo son derece sevinmi, Akkartal' yakndan tanmak iin sabrszlanmaa balamlard.

Hristiyan Ortodoksluunun merkezi olan Bizans, bir monari olmasnn yannda, ayn zamanda teokratik bir ynetim ekline sahipti. Ruhan-dn misyonlar dolaysyla, halk nezdinde azizlerden saylan Bizans imparatorlar, devletin hem siyas, hem de dinsel nderi sfatn tayorlard. Bundan tr, mparator Heraklis din adamlarna itibar eder, Bapiskopos diledii zaman onunla grebilirdi. Bu bakmdan bir Bapiskopos, mparatordan sonra Bizans'n ikinci yksek makamna sahipti.

Devresi gn ilk grmeyi onunla yapmak istediini syleyince, mihmandar Vasili bunda tereddt etmi, lakin Akkartal srar edince, buna ilikin haber muhterem pedere iletilmiti. Yuhannis'in bunu derhal kabul etmesi Vasiliyi ayrca artmt. Akkartal bu grmeyi Yuhannis'in makamnda yapmay uygun grm, kalkp oraya gitmiti. Kendisine kapya kadar refakat eden Vasili, Bapiskoposun emrindeki papazlar tarafndan ieri alnmaynca bozuma uramt. Fakat buna kar yapabilecei bir ey bulunmuyordu. Akkartal, kendisine yol gsteren papazla Yuhannis'in makamna giderken, baka bir papaz da Vasiliye onun bilmedii mhim eyleri izah etmekteydi. Dediine gre bu Turanl, ayn zamanda Hristiyanln Asya ilerindeki yaplanmasnda ok mhim bir rol oynayacak ve Bizans'n bu meyandaki menfaatlerini gzetecekti. Anlalan oydu ki, Bapiskopos bu grmeler iin gereken klf ok iyi hazrlam, pheye mahal brakmak istememiti.

Onu kap nne kadar getiren papaz, alarak ieri girmi ve beklenen konuun gelmi olduunu haber verip, hemen geri dnmt. nce ilenmi byk abanoz kapdan ieri giren Akkartal, kendisini ayakta bekleyen Yuhannis tarafndan karlanm ve antika bir koltua buyur edilmiti. Bulunulan meknn i demine gz atan Akkartal, burada zgn bir mistik hava kefetmiti. Etrafta, duvarlarda grlen dinsel nemi haiz ikonalar, fresk ve tablolar ilk etapta dikkatini ekmi olan nesnelerdi. Yal boya tablolardan biri sa'nn armha geriliinin alegorik temsilini yanstyordu. Dier tablolarda baz azizlerin portreleri ve Meryem ile kucanda ocuunun temsili resimleri bulunuyordu.

Akkartal'n bunlarla alakadar olmas, her halde pek ummamt ki, Bapiskopos
Yuhannis'i hayli artma benziyordu.
Nitekim mtebessim:
- Sayn Akkartal, yanlmyorsam sanatla yakndan ilgilisiniz.
     - Biraz aziz Peder. nk biz bu dhil, btn sanatlara nem atfederiz. Mabetlerimizin ibadet mahallerinde pek resim bulunmaz. tablolar genelde koridorlara aslr. ahsen yetimi olduum kadim derghta sanatn birok dalnda ders veren statlar bulunmaktayd. O nedenle, kiminde bizzat ilerken, kiminde sadece nazar malumat edinmekle yetinmiimdir. lediklerim arasnda resim ve kelam (retorik), sayabiliriz.

Burada birden sze giren Yuhannis:

- Akkartal Be, bunlar bir yana, sizin dn ortaya koymu olduunuz sanat, btn Bizans allak bullak etmi, kimse bunu izaha muktedir olamyor, tabii ki, sizin de bildiiniz iki kiiden baka. Derken hayranlkla glmsyordu.

Akkartal bu szleri iitmemi gibi gene etrafna baknrken, Yuhannis:

- mparator ayet bu ynnzle tanm olsa, size arlnzca altn deyip, hassa askerlerine bu sanat retmenizi isterdi. Ne dersiniz, isterseniz takdim edebilirdim sizi?

Akkartal:

- Alakanza teekkrler aziz peder, fakat bunu sakn yapmayn, nk burada uzun sreli kalmamn imkn yok ve en ksa zamanda lkeme geri dnmem gerekiyor.

Yuhannis:

- Dnk hadiseden tr, ayet bir kaygnz varsa, bunu hi tasa etmeyiniz, mparator bunun iin sizi derhal affeder. Hem bu onun nezdinde en geerlisinden bir referans demektir adnza.

- Yo, onu kast etmedim aziz peder, geri dnmemin sebepleri ok daha baka. nk her bakmdan beni bekleyenler var lkemde.

- Anlyorum, ben sadece, belki arzu edersiniz diye dnmtm. Mademki durum baka, o halde yapacak bir ey yok demektir.

Bylece balayan sohbet, gnn ileri saatlerine kadar srm ve Akkartal Yuhannis'ten deerli malumatlar edinmiti. Esasen mparatorla ahsen konumas gereken bir husus olmadndan, huzura kabul talebini iptal ettirmiti. Ayn gn Arpad ve Yorgo ile buluacaklard. Yuhannis bunu da stlenmiti. Nitekim saraydan birlikte ayrlm ve doruca kendi evine gitmilerdi. Biraz sonra gizlice onlar da kagelmiti. Halen her yerde aranmakta olan Arpad iin en emin yer Bapiskoposun eviydi. Buras geri gndzleri girip kmaya pek uygun deildi, nk saraya en fazla yz admlk bir mesafedeydi ve darda iken grlme tehlikesi vard. Bunun iin en uygun saat akamn karanlyd. Ama onlar Eleni'den Akkartal'n evde olduunu iittiklerinde, yerlerinde oturup akam olmasn bekleyememi, hemen bunun bir yolunu bulmulard. yle ki, Akkartal bile ilk grdnde tanyamamt onlar. nk oraya gelmeden nce grnlerini deitirip, birer rahip kyafetine girmilerdi.

lkesindeki iyi konumu nedeniyle, Arpad'n ehir esnafndan birok adam vard. Zira kendisi Macar kral Hunyad'n hem yeeni hem de en iyi komutanyd. imdi

Yuhannis'in, etraf aalar ve yksek duvarlarla evrili, iki katl kgir konann st katnda bulunan misafir odasnda oturmu, diledikleri gibi sohbet edebiliyorlard. Az nce Eleni sofray kaldrm, sra, Akkartal'n zel olarak getirdii, nl Zengibar ayna gelmiti. Biraz sonra, Akkartal'n tarifine gre yaplan ay, servise hazrd. Porselen fincanlarda servis yapan Eleni, az sonra dar km, onlar gene yalnz brakmt. lk yudumdan biraz sonra, Arpad yznde beliren hayretle:

- Aziz dostum, ben galiba zihnimdeki deiikliin ilk emarelerini hissetmee baladm bile.

Yorgo helecanla atlarak:

- Sanrm benim duyumsamaya baladm eyleri anlatmaya imkn yok. nk daldan dala atlyor, bir yn eyi bir anda dnyor gibiyim. Bu ok deiik bir tesir.

Arpad glerek:

- imdi kalkp at binerek, boaz, Altn boynuzu ve hatta daha teleri gren tepelere doru uzanmak geliyor iinden, deil mi? Diye sorunca, Yorgo'nun aknl daha da artarak:

- Gerekten yle, ama bir farkla; bunun iin ata binmek gelmemiti aklma, oralara bir kouda kendim varrmm gibi geliyor nk bana!

Neeyle glerken kendi kendine hayret ediyordu. Arpad aniden aklna gelen bir fikirle:
- Bunlar bir yana da, dostumuz Akkartal demek ayn zamanda bir aratrma yapmak iin gelmi bu taraflara, hem de din ve treler hakknda, biliyor muydun bunu Yorgo?

- Hayr. Gerekten mi?

Bunu Akkartal'a bakarak sorduu iin o da:

- Evet, dorudur. Bundan amacm ne olabilir, diye sorabileceiniz aklma geliyor, yanlyor muyum Yorgo?

- Bunu merak etmedim deil, ama eer aklamak istemiyorsanz hi gcenmem tabi. Derken Arpada bakmt. O da bayla Yorgo'yu tasdik ediyordu.

Buna karlk Akkartal:

- Ortada aklanmayacak bir sr yok. ayet bilmek istediiniz bir husus varsa ekinmeden sorabilirsiniz. Diyerek onlar konumaya tevik ediyordu.

Nitekim Yorgo:
     - Sormak istediim belli bir ey yok, ben sadece u ana kadar edindiiniz genel izlenimleri duymak isterdim, sayn Akkartal?

- Genel kanm o ki, bize gre, batya zg bu dinler, esasen ayn menee sahip olmalarna ramen, aralarnda muhtelif farkllklar olumu ve tabii her biri kendi dorularnn en doru olduu kanaatini yaymak istemekteler. Buna karlk olarak da, tekileri tamamen kksz, mesnetsiz ve uyduruk sayamadklarndan olacak, onlar hepten veya ksmen deitirilmi olarak grmek eilimindeler. Ha, bir de hazr yeri gelmiken, sizlere hangi itikat ve kanaat zresiniz, diye sormak isterdim.
Yorgo:
- Ben ahsen aileden bir Ortodoks'um. Ama dostum Arpad bir istisna adeta, nk lkesinde atalarnn din ve tresi oktan terk edildii halde, o bir " Son Hunlu "dur.

Akkartal bu "Son Hunlu" nitelemesi zerinde durarak Yorgo'ya:

- Yani imdi Arpad dostumuz "Hun" aslndan m gelmektedir? Buna cevaben Arpad:
- Evet dostum, bizim slalenin, kimilerince "Tanrnn Krbac" diye anlan, Bat
Hun mparatoru naml Atila'ya kadar dayand kabul edilir.

Akkartal:
- te bu ok ilgin, nk bizi de efsanev Hun Tanhu'su "Mete Han" slalesi Tuku'ya dayandrrlar.

Tanmalarnn bu raddesinde her ikisi de etkilenmiti. Birbirlerine, yeni tanyorlarm gibi baktktan sonra, elini Akkartal'a uzatan Arpad:
- Dostum, desene ki biz meer soydamz! Akkartal memnuniyetle glerek:
- Sadece soyda deil, ayn zamanda Garda mz biz meer. Demiti.

Btn bunlar hayranlkla izleyen Yorgo, onlarn duygularn lemese de, olabildiince paylamaya hazrd. Nitekim sz dnp dolaarak gene balangta alan konulara gelmiti.

Akkartal:
- Demek yle dostum, kutsal Tre bu diyarlarda ancak ve sadece senin gibi bir ka soylu yiidin ahsnda yaamakta. Buna karn kadim Budun giderek bir baka halk olmu, dilini, gemiini unutup gitmitir.
- Evet, maalesef.
- Bu nasl olmu peki?
- Bunun sebebi, tabii ki ulu Hakan Atila'nn Bat Roma seferinden dn akabinde zehirlenerek lmesi ve yerini tutamayan oullar lek ve rnek'in ierde balayan Cermen isyanlarn bastramayarak, devletin paralanmas ve anlalaca zere, zayf duruma dlmesidir.
Akkartal:
- Cemiyetlerin, dolaysyla halkn din ve tre deitirmesinin en mhim sebebinin devletin her bakmdan g kaybetmesinden kaynakland konusunda hemfikir olmamza armadm gibi, ahsi kanaatimi dorulad iin buna sevindim sanki. Ancak bu hal imdi de kkl Budunumuzun dou kanadnn bandadr. Geri bu zlmeye sebep, douda Cermenler gibi bir yabanc tebaann isyan olmayp, bilakis Ulu kaanln zde ki unsurlarnn serkelikleri, beylerin bana buyruk ve kk hesaplara dayanan hodbince davranlardr. Anlalan o ki, netice kanlmaz gibi grnyor. Tabii bu meyanda bize den, aratrarak muhtemel oluumlar nceden tespit etmek ve buna ilikin gelecekteki niha areye dair tabii tohumlar ekmeye devam etmektir.
Arpad:
- Aziz dostum, "niha areye dair tabii tohum" derken, sanrm bununla kast edilen; sonradan ithal edilmeyip, kutsal treden yaratlmzla beraber gelen deer yarglardr, le deil mi?
Akkartal bunu bayla da onaylarken;
- Evet dostum, bunu demek istemitim.
Arpad kendi kafasnda baz zmlemeler yaparak:
- Yani, nasl olsa zamanla baz kilitlenmeler, balanmalar kanlmaz bir mukadderat olarak karmza kacak. O halde bunu aabilecek anahtarlar da imdiden tespit etmek ve uygun mahallerde muhafaza altna almak gerekmektedir, diyorsunuz?
Akkartal:
- ok iyi bir tanmd bu aziz dostum. nk yapmak istediimiz ey de ilke olarak aynen byledir. Tek fark, tpk bizden nceki ecdadmzn yapm olduu gibi, bu bilimsel tohumlar, ulu Tengri'de kurulu Koca Turul Derghnda bulunan, sayca az ama nitelik bakmndan zl ve dinamik olan yetenekli hafzalara belleterek salamak istiyoruz .
-Anlyorum, byle bir olanak varsa bu ok iyi bir tedbir olurdu kukusuz. Ne yazk ki batya gen bizler, her trl gce sahip olmamza ramen, bir gn gelip ulusumuzun var olu ve beka mcadelesinde ie yarayabilecek byle bir tekilatlanmay zamannda yapamam, o nedenle bu gn byle meydanlarda tek tk kalmz ite.


TURAN DYARINDA YEN OLAYLAR

Akkartal geri dnmek zere yola ktnda, aradan bir hafta gemi, orada kald srece Arpad'la her konuda sohbet etmilerdi. Arpad ilk frsatta lkesine dnecek ve gecikmeli de olsa, benzeri bir kurumu tesis ve teekkl ettirmek iin n ayak olacakt.

Akkartal' dn yolunda brakp, bu arada Turan diyar ve in'de neler olup bittiine bir bakalm...

Bu srada in'de nemli bir siyas buhran patlak verip, tam bir karklk balamt. Oluan artlar lehte kullanmasn bilen, anas Uygur askeri bir vali ve komutan olan Gan-Lu-an, bir ayaklanmaya nderlik yaparak, emrindeki kuvvetlerle hkmet merkezlerinden Lo -Yang ve ang-An' ele geirip, kendisini Fafur (in imparatoru) ilan etmiti.

Yal mparator bu durumda tacn, tahtn brakp, cann kurtarmak iin gneye kamt. Onun yerine olu, ikinci mparator sfatyla in tahtna oturmu, fakat asilerle baa kabilecek gte olmad iin, ananevi inli itiyadyla Uygur Kaanndan yardm istemee karar vermiti. Moyen or'un in'e akn ettiine dair kan haberin asl buydu.

Gan-Lu-an bunu haber alnca, bir yandan ordu kurarken, bir yandan te taraftaki daylarna ve bal bulanan boylara haber salyordu;

- in ksmen elimize gemi olup, ok srmez tamamn alm oluruz. Bize tez elden yardm gnderiniz...

Bunun bir hedefi de Kaan caydrmakt. Fakat bu ar, muhalif Krgzlarn eline gemek suretiyle, ya yerini bulmam veya ok ge ulamt menziline.

Kaana kar kmak zere bir ordu kurulmas gerekiyor, lakin bu hi kolay grnmyordu. Zira, Talas yenilgisinden beri fazla zaman gememi olup, yaanlan hezimetin acs henz silinmemiti. O nedenle inliler buna hi hazr ve istekli deillerdi. Nitekim, kendine bal glerden oluturduu zoraki bir ordu ile yola kan Gan- Lu-an, Moyen or'u Lo-Yang ehri yaknlarnda karlam, fakat daha ilk arpmada vurulup, atndan dnce ordusu dalmt. Bylece, nispeten kolay bir zafer kazanan Kaan, eski Fafuru tahtna karp, buna karlk ondan yirmibin top ipek ile Fafurun kz Prenses Hue'yi kendisine e olarak alarak, bu akndan yksek bir moral ve ganimetlerle tken'e dnmt.

Bu baar kaana, son zamanlarda bozulmaya yz tutan saygnln yeniden kazandrm, ama bir inli Prensesle evlenmi olmann aleyhte kullanlmasndan kurtulamamt. nk siyas muhalifleri, onu ypratmak iin trl fesat ve fitne karmaktan geri durmuyor, bu meyanda onun Budistlie getiini dahi yayyorlard. Nitekim ok gemeden, bir sabah yatanda l bulunmutu. lm sebebi tam anlalamayp, kimi kalp sektesinden, kimi zehirlenerek ldn sylyordu.

Ke, bucak her yana ulaan bu kara haber, Budunu top yekn zntye gark edip, yas davullar alnmaa balyor, kopuzuna sarlan btn ozanlar at yakarken, Altayl Yaz Ozan yle diyordu:


KAAN LNCE
Dada kurtlar uludu,
Glde sular kurudu
Kaan Moyen or ld,
imdi dman sevinir.
Doru at yemeden durdu
Katun salarn yoldu
Moyen or Kaan utu
Artk Budun dalr.
Gz alad kan doldu,
Kalp alad burkuldu,
Kaan Moyen or ld,
Dman kimse gnenir.
Ozan alar kopuzu,
Yiit salar topuzu,
Gayr Moyen or ld,
Tahta kurulur Bg.

Nitekim Yaz Ozann dedii kp, Bg ad kaanlk tahtna kurulmutu. Kaann lm aklanamaynca, bu belirsizlii kullanmak isteyen muhalifler, ki bunlara bir de Gan-Lu-an'n ana tarafndan olan akrabalar dhildi, kastl yorumlar yapp, Bg ad' zan altna srmek istiyorlard.

Denildiine gre; Kaan in prensesiyle evlenince, bunu kabul etmeyen oluyla aras almt. Nitekim, baka kardei olmad iin, babasn zehirleten oul, onun yerine "ltutmu Bg Kaan" unvanyla tahta gemiti.

lkenin her bakmdan glenmesi gereken bylesi bir zamanda, kaann lmesi bir yana, daha nitelikli birinin baa gememesi Budun iin ciddi bir talihsizlikti. Oysaki, Bg ad kiilik olarak kaanlk tahtna oturacak olgunlua bile henz sahip deildi. Dmanlarn pheyi onun zerine ekmek istemeleri bal bana bir hatayd. nk buna kendilerinden baka kimseyi inandrmay baaramamlard.

Dier Yandan Bg, bedensel zellikleri bakmndan baba tarafna pek ekmeyip, her bakmdan vasata yakn kalmt. Zorunlu gelenekten olmasa, silah bile tamayacakt. Ak kestane rengi salar, ayn renk seyrek byklar, giderek genileyen konkav burnu, ak renk gzleri, kesiz enesi, dolgun yanaklar ve genie bir aln vard. Devrin gzde becerileri saylan sava sanatlarnda, akranlar arasnda son sralara yaknd yeri. Ne var ki, nefesli sazlarda hayli kabiliyet ve marifet sahibiydi Bg. Bunun yannda birok da el becerisi vard. Az bir sre iin Koca Turul Derghnda eitim bile grm, lakin burada musiki ve sofistike konular hari, baka konularla alakadar olmamt. Zek ynnden geri olduu sylenemezdi, lakin sahip olduu zek, tr bakmndan yapaca ile pek uyumlu deildi. Nitekim Kaan olunca, nce kendi mizacna uygun bulduu kiileri etrafna toplamak istemi, fakat bunlar gerektiinde idari, askeri kararlar alp, bunlarn plan ve uygulamasn salayacak dirayette adamlar deillerdi. Nitekim yakn evresinden gelen youn tenkitler, onu vazgeirip, babas zamannda verilmi olan makam ve mansplar eski sahiplerinde kalmt. ok kez olduu gibi, bu tarz belki baarl olur, ast kademelerde yer alan, bilgi sahibi, cesur komutanlar, istisnalar bir yana, batakilerin her trl eksikliini rtmee kfi gelirdi.

Kaan'n zamansz lmesi, lke yeniden toparlanma srecine girerken, gidiat olumsuz etkiliyor, yurt geneline yaylan ynetimdeki istikrarszlk, halk gven bunalmna srklyor, siyas, itimai alkantlar kapda bekliyordu.

in'de durum bundan farkl saylmazd. Zira karklk ve isyan yer yer devam ediyor, Gan-Lu an ldrlm olsa bile, asiler onun yerine geen olu Tanlung'un etrafnda toplanyor, gn getike saylar artyordu.

Buna, frsat ganimet bilerek, ine kar saldrya geen Tibetliler eklenince, vaziyet daha vahim bir hal alyordu. Bu durumdan en az zararla kurtulmak isteyen in saray, bu defa Kaan Bgden yardm istiyorlard. Bu durum tabii ki, konumunu glendirmek, in gibi byk bir pazar elden karmak istemeyen Bg Kaan iin bulunmaz bir frsat oluyordu. Nitekim Tmenbalar Kutluk Bilge, Noyan Arkbua ve Tung Baka Tarkan' karar iin toplayan Bg, bu yardm talebini kabul edip, orduyla in'e yneliyordu.

Bu srada, isyanclarn toplandklar ang-an yaknlarndaki eski bir kalede asilerin lideri Tanlung, elebalar ile konumaktaydlar. Tanlung st dudandan balayp, yanlardan aa sarkan uzun kara byklarn svazlayarak:

- Moyen or'un ii tamam, imdi sra olu olacak o snepeye geldi. ayet hazrladmz plan tutarsa yaptklarn deyecekler.

Derken, elebalardan biri srtarak:

- Dur, nce Tibetlilerle kapsnlar, her iki taraf da bu arada hrpalanr, bylece diimize uygun lokma kalr her biri. Sonra karz karlarna.

Bir dieri dikkatli;

- Fakat gene de her bakmdan uyank olmalyz.

-Doru! Demiti bir bakas ve devamla; teki kuvvetlerimiz bir araya gelmeyip, devaml hareket halinde bulunsunlar.

Derken, mdahale eden Tanlung ilk konuana;

- Ajanlarmzdan ne haber Konfu? Diye sormu, sa banda topuz edilmi, uzun yzl, omzunda klcyla konuan adam:

- Kar taraftan gelen son haber, Bg kuvvetlerinin snrlardan girmi olduunu bildirmekte. Bu arada Tibet ordusuyla mparatorun ordusu temas iin henz uzaklar. Henz kesin olmayan bir karara gre; Tang ve Bg kuvvetleri daha nce bir yerde birleecekler. Bu da olsa olsa Seuan yaknlarnda bir yer olabilir.
Tanlung;
- Hmm, demek yle yapacaklar.

Derken bu tahmin gerekten doru kyordu. Nitekim iki g anlan yerde bir araya gelmi, Tibet ordusuyla karlalacak mevki kesinlemiti. Buras Seuan yaknlarnda byk bir vadiydi. Batdan gelen Tibet ordusu, douya, in ilerine hareket etmek istiyorsa ya buradan gemesi ok muhtemeldi nk. O halde bu vadi, yaknda bulunanlarca bir tuzak gibi etkili bir karlama yeri haline dntrlebilirdi. Nitekim yle olup, buray gemek isteyen Tibetliler, karlarnda her bakmdan stn bir g bulmu ve balayan savala ok srmeden bozguna uramlard. Dnp kaarken canlarn kurtaranlar, geride birok Budist rahip ve savay, l ve yaral esir brakmlard. Bu arada asilerin savatan bekledikleri sonu kmam, gl ittifak ordusunca tek tek yakalanp, ou idam edilmilerdi.

Nitekim Kaan Bg, mparator Tang'la birlikte Lo-Yang'a gelmi, onun zel konuu olarak son derece itibarla arlanrken, maiyetiyle kendisine tahsis edilen bir sarayda diledii kadar kalabilecekti. Fakat o biraz dinlendikten ve in'de maruf, sofistik konular aratrp, nde gelenleriyle ile grtkte sonra, lkesine dnmek istiyordu.

Burada kald srece hemen her gn etraf gezen Bg, daha ziyade sanat evleri ve manastrlara dikkat etmi, buralarda tanm olduu kiileri davet edip, onlarla sohbetler etmekteydi. te gene yle bir akamda kiiden oluan bir rahip grubunu konuk ediyordu. Bunlardan ikisi mparator Tang'n adamyd.

Rahiplerden biri sz alarak:

- Ulu Kaan, esirleriniz arasnda Mazda isimli ok ilgin bir kii var. Bizler ona ancak rak olabilirdik. Emir ve msaade ederseniz kendisini huzura arsnlar, bir de siz yakndan grnz. nk bize soracaklarnza en yetkin cevaplar o bilir.

Bg Kaan meraklanarak:

- Ya, demek yle. Bu ok iyi!

Nitekim Mazda isimli adam bulup getirmilerdi. Fakat konuklarn arland salona girmeden nce, zerindeki pejmrde klk deitirilip, ykanarak, bedenini saran kir, pastan da arndrlmt. Bg Kaan krk yalarndaki bu adamla ilk konumasndan sonra ok etkilenir. Mazda, eskiden beri bilinen, sevilik, Budizm, Brahmanizm, Zerdtlk, gibi dinleri naslsa badatrm, kendine has bir sentez oluturmu, bunu savunuyor ve buna da "Manilik" diyordu.

Mazda'ya gre; zerinde barndrdklaryla Dnya, deiik iklimlere sahip olarak, daima deien yaplara brnen cennetin ta kendisiydi. Bunda hayat ebediydi. Onu bozan ve yok eden, cehenneme eviren sadece insanoluydu. Onun iin kiiler ruh ve beden terbiyesine ok nem vermeliydiler.

Bunun yolu ona gre, ilk etapta et yememekten geiyordu. Ne olursa olsun insan asla ldrmemeliydi; ne hayvan, ne de insan hi bir zaman katledilmemeliydi. Nefsi veya meru mdafaa bile yoktu. Bunu ilk etapta et yemeyerek yapacakt. nsen saldrmaz, cana kymazd. Bg'ye gre bu adamn dini, insan ve toplum iin gzel prensipleri ieriyordu, o halde yaylmas gerekirdi, hatta kendi lkesinde bile. Bylece geri dnmeye karar verirken, bu maksada uygun olarak drt Mani rahibini birlikte tken'e getiriyordu. Ancak bu karar komutanlar Tung Baka Tarkan ve Kutluk Bilge tarafndan benimsenmedii gibi, lkede tepkilere yol ap, baars dahi saylmyordu. Budun'un nde gelenlerine gre doru olan da zaten buydu. nk aksi hal, Kam Kl Erkin'i hakl karacak gibiydi.

Akkartal bu olaylar Fergana ar'nda duymutu. Buradan tekrar kuzeye ynelerek, Yedisu ve dolaysyla Zengibar dan mekn tutmu olan Kam Bilge Ataya uramt. Artk Sonbahar gerilerde kalm, Zengibar danda k balamt. Havalar kararszd. yle ki; bazen ok souk olup, Karaka dnrken, bazen gnlk gnelik olup, Yaza yknyordu ayam. Maara giriini bir ay postuyla kapatm olan Bilge Ata, harla yanan ocak banda otururken, sabah erken oradan ayrlm olan Kl Erkin'in anlattklarn dnyordu. Derken bir ara dardan gelen belli belirsiz sesler iitip, ne olduuna bakmak iin dar kmt gene. Aada tam o srada atndan inen de Akkartal'd. Bunu gren Bilge Ata, yandan umulmayacak bir eviklikle hemen kayalardan aa inmi ve onu itenlikle kucaklayarak:

- Ho geldin oul, sefalar getirdin. Dnm olmana pek sevindim!

- Ho bulduk Bilge Atam. Ben de yle. Derken hemen yukar km, serin havada ocak banda oturmulard. nce o, Bizans seyahatine ilikin izlenimlerini, sonra Bilge Ata bu arada ulaan yerel havadisleri nakletmilerdi.

Bu meyanda olarak Bilge Ata:

- Ya, ite byle oul, kim derdi bir gn gelip, Ana soyundan bir Kaan, kutsal Treye, bir baka inanc tercih edecek. Ama yazk ki byle imi. Diyerek yaknyordu. Buna karn Akkartal:

- Bilge Atam, Kaan Bg ad' tanyorduk. Yani, ftrat olarak ondan bu tr bir sapma beklenmez deildi. nk bedensel yetileri bakmndan iktidar yeterli deildi. Bu da, malum ki, henz yetime anda olan bir gente nemli ruhi arazlara yol aard. Byle birinin Kaan olmasnn sonular mehul deildi. En azndan mizac kara Buduna sirayet edip, halk, kanmas gereken, olumsuz akbetlere doru ynlendirebilir. Bilmem ne dersiniz, ahsen onun Ana soyundan gelmi olacan sanmyorum.

- Bu bizce de yle grnyor oul. Sanrm ki, bu hal onunla kalmayacak. Muhtemel ki, ileride baka Hanlar gelip, yabanc budunlarda ihdas edilmi din ve trelere itibar edip, kendi kimliklerinden sapacaklardr. Bu bir kez balamaya grsn, gayr ard alnamaz.

- Bilge Atam, bu konuda elimizden geleni henz tam yapamadk, bu nedenle yolcu yolunda gerek. Sonrasn Tanr bilir.

- Bence, bu bir mukadderattr oul. Budunumuz, bu yanln bedelini zaman iinde ac ile deyecek, ve sonra zne dnecektir. Olacaklar nlemek artk ok zor.

- Haklsn Bilge Atam, ancak gene de kutsal tre ve Budun adna bir yerlerde direnmeler olmal.

Bilge Ata kendi kendine glerek:

-te baksana,yllardr nasl direnmekteyiz urada oul!

- Dnya deise bile asil olan deimez, senin gibi Bilge Atam. Kut deerlerimiz uruna bedel deyeceiz, bu ister istediimiz iin olsun, ister kanlmazlndan.

Nitekim vedalaarak ayrlrlar. At binen Akkartal, kutlu belde Tengri'ye gitmek iin gneye doru srer. Gidildike yumuamaya balayan iklim, at srtnda yolculua el veriyordu. Nalnda amur tutmayan Karaimek, uzaklar yakn edip, dergha ulamlard.Orada duyduklar ikillenmesine yetmiti. Kaanlktan gelen emir zerine, Ulutolga ve dier Dergh Pirleri atlanp, gn nce payitaht tken'e yola kmlard. Akkartal, Bg Kaan'a itimat etmiyor, her ihtimali olas sayyordu. Derghta fazla kalmayp, tekrar yola koyulmutu. Bizzat setii yirmi kl rencisini yanna almt. Yol boyunca uradklar yerlerde kendilerine katlmak isteyenler olup, ileride gerek duyulmas halinde haber verilecei vaat edilmiti.

Nitekim bir akamst tkene vardklarnda, Arkbua Noyan'n maliknesine gitmilerdi. Kendisi orada deildi, fakat Yaver ve Sungur Noyan'n muhafz klasna buyur edilmilerdi. letilen habere icabetten klamaya gelen Arkbua, grmekten memnun olmutu. Akkartal, buraya gelilerindeki maksada deinerek, kam Ulutolga ve dier pirlerin akbetlerini sorunca, bir an yz glgelenen Arkbua:
- Kendileri salkla ulam olup, sarayda konukturlar. Kaygl gibisin Akkartal Be, niye ki?
Akkartal:
-Kaan in'de baka bir dine gemi. Dergha yapt bu daveti bu nedenle manidar bulduk. Sizce yle deil mi Noyanm?

Arkbua hal diliyle onu dorulayan bir ba hareketi yaptktan sonra:

- Bak Yiidim, gerei saklayacak deilim. Belki de haklsnz. in kts, halkn ou bu nedenle,biz dhil btn idarecilere kem gzle bakmaktalar. Oysa bizim bir kusurumuz varsa, o da asker olmaktr. Kayg konusu mevzu, Kam Ulutolga ve dier hocalarn kurultay salonuna arlarak, taraftar kitle nnde, in'den gelen rahiplerle tartmaya icbar edilmeleri ve Kaan'n bu yabanclar destekler bir tavr iinde olmasdr.

- Tahmin ettiim gibi. Sanrm gayeleri; bir ekilde bizi aciz klarak, halk nezdinde itibarmz ykp, kendi, szde yeni reetelerini tek mutluluk sr ve yntemi diye satmak. Byle bir karlama hi oldu mu ki?

-Evet, ilk oturum dn leden sonra yapld. Geri Mani rahipleri Ulutolga ve maiyetine kar bir varlk gsteremediler, ama Kaan'n desteklemesi, izleyen topluluu lehte etkilemi olabilir.

- Baka oturum sz konusu mu peki?

- Evet, yarn ayn vakitlerde.

Bu ksa grmeden sonra Arkbua kendi hanesine gitmi ve akam Sungur da gelip, Akkartal' eve davet etmiti. Veranday geip, kap nne ulatklarnda, kapy Tangl am, elini uzatarak ona ho geldin, demiti. izmelerini hayatta karp, sonra yan odada ei ve yaveri ile oturan Arkbua'nn yanna girmilerdi. Herkes yeniden ho geldin demi ve yanmakta olan ocan karsnda, peykeye oturmulard. Bir sre sohbetten sonra, gelen ani haberle acele kalkp, doruca saraya gitmilerdi. Geldikleri haberini alan Kaan, Akkartal' grmek istiyordu. Byk kurultay salonunda, ift kanatl kapnn karsnda Kaan'n taht vard. Tartanlar tahtn nnde kurulmu, bir krsde, postlar zerinde karlkl olarak yer alyorlard. Onlarn etrafnda kalan hal deli, geni saha, saflar halinde zemine oturacak olan izleyenler iin ayrlyordu.

Akkartal ve Arkbua saraya birlikte gelmi, ancak kararlatrdklar gibi, ierde ayrlmlard. Buna gre, Arkbua Kaan'n ahsi dairesine geerken, Akkartal hocalarn bulunduklar mihman haneye gemiti. Bu srada ierde oturmu, olan biteni gzden geiren Dergh zevat; hocalar hocas Ulutolga, Pir Gkbr, Pir Boran, Pir Dahan ve Tirendazlar Piri Tarhan, Akkartal' karlarnda grnce, sevinle kucaklayp, yanlarnda yer vermilerdi. lk konuan Ulutolga:

- Buraya geliimiz hakknda bir malumatn var m oul? Derken, pek memnun olmadklar belliydi.

Akkartal metanetini koruyarak:

-Evet hocam, olan bitenden haberliyiz. Belki bizzat Kaan hazretleri? ) ile teerrf ederiz. Her eye ramen, sizleri esen grmekten ok memnun olduk.

Onun szlerine hepsi aynyla mukabele etmilerdi. Buras mtevaz denmi nispeten byk bir odayd. Her birinin yatabilecei be yatak sa taraftaki byk bir peykeye yan yana hazrlanmlard. Sol tarafta,geni kemerli, iinde odunlar yanan bir ocak ve ahap dolaplar vard.

Az sonra kap alnp, gezgin Kam Kl Erkin ile daimi rencileri Salur ve geday ieri girmilerdi. Onlarn arldklarn duyunca hemen yola dp, tken'e gelmilerdi.
Ulutolga Kl Erkin'e:
- Aziz dostum, demek sizler de geldiniz.
- Buraya davet edildiinizi duyunca yle bir uramadan edemedik. Bu arada olan bitenden habersiz deildik. Diye izah etmiti.

O anda kapya gelen bir refakati onlar kurultay salonuna armaktayd. Vardklarnda salon dolmutu. Kaan tahtnda otururken, Arkbua ve dier Tmen balar onun sa ve solunda yer almlard. ounluk kara budundan bir kalabalk, hemen nlerinde tek basamakla klan krsnn sol yannda konuan Mani rahiplerini izlemekteydi. Kanatl kapnn birden almas ve heybeti byk savalar Gkbr, Tarhan, Boran, Dahan, Akkartal, geday ve Salur'un ieri girip, rkerek kenarlara kalan kalabalk arasndan Kamlara yol amalar, o ana dein hkm sren Manilik atmosferini berhava edip, btn erkn kendi aslna tebdil eylemiti. nden yrmekte olan hametli savalarn etrafa satklar elikten souk ciddiyet, Kaan dhil, herkesi yerinden uratp, Kamlarn nnde top yekn ayaa kaldrmt. Sonra, Tre buyruu icab, elleri kl kabzalarnda diz krp, selam veren savalar, Kamlar izlemilerdi.

Derin bir oh, ekerek, tekrar yerine oturan Bg Kaan, konumadan nce, eliyle, ayakta akn bakan Mani rahiplerine tekrar oturabileceklerini, bayla ise Kamlara, krsdeki hazr yerlerine buyurmalarn iaret etmiti. Drde kar iki olmak zere, rakipler karlkl oturmu, gya sze dn kalnan yerden devam edilecekti.

Savalar, hocalarnn hemen arkasnda ayakta saf tutmu, al Kaann yapmas bekleniyordu.
Nitekim Bg Kaan;

-Bu mnakaann alenen yaplmas ve Budun'un muhteviyat zerine bilgilenip, aydnlanmas bizim iin ok mhimdir. Bundan trdr ki, gerek ta in diyarndan buralara kadar zahmet etmi olan deerli konuklarma ve gerekse Koca Turul Derghnn saygn Kam ve Pirlerine tekrar teekkr etmek istiyorum! Dedikten sonra bir an nefes tazelerken, szlerinin etkisini grmek ister gibi, etrafna gz gezdiriyordu.
Sonra devamla:
- Hatiplerden kim nce balamak isterse bunda serbesttir. Demiti.
Bunun zerine, bilhassa deneyimli Kam Kl Erkin hemen sze balayarak:

-inli, sayn konuklarmz, tespitimize gre, her nereden estiyse demeyeceim, nk bu pekl, u ana kadar iinde yaam olduklar kendi cemiyet, ya da toplumlarnca duyulan baz ihtiyalardan kaynaklanm olabilir, yeni bir din ve anlay dsturu ihdas ederek, bunu yegne kurtulu yoluymu gibi, mmknse btn leme yaymak istemekteler. Onlar dinleyip, varsa yeni grlerini tanmakta elbette bir beis yok, ancak, bu anlay ve yaam dsturuna bizi ram ederek, bunu kabul ettirmek niyetindeler ise, ilerinin hi kolay olmayacan bilmeliler. nk din ve tre deitirmek, hrka deitirmek gibi basit ve sradan bir husus olmayp, aksine bu, insan ya da bir topluma ruh ve benlik deitirtmek anlamna gelir. Buna ise olsa olsa, ancak kkleri yzeyde bulunup, mazi derinlii s, ya da hi olmayan uluslar ihtiya duyabilirdi Bu da zaten ylelerine yakrd, bize deil.

Burada duraklayp, etraf szen Kl Erkin, szlerinin yaratt etkiden memnun, devamla: Bu nedenle, bu maverenin nezdimizde ki yeri sradan bir sohbetten te olmayacaktr. Zira Budunumuzun kadim insanlk tarihindeki mstesna yeri bir hakikattir. Hal byle iken, ne ilahiyat, ne de hayatiyeti bakalarndan renmek ihtiyacmz yoktur. Buna ramen, bir Budun kendi gemii, din ve tresini deitirmee zorlanamaz. Zorlanrsa asl ve asaletini yitirirse, o ulus bitmi saylp, bunu ise bata Kaan olmak zere, kimse isteyemez. Fazla uzatmadan, bu sohbete itirak etmemize vesile olabilmek iin uzak diyarlardan gelmi olan yabanc konuklarmza teekkr ediyorum. Demiti.

Kl Erkin'in szlerini tahlil edebilen herkes gibi, Mani rahipleri de hilafna syleyecek sz bulamayp, gln duruma deceklerini sezinleyerek, susmulard. Bylece tartma bir monolog olarak kalp, ister istemez bitmiti. zleyici kitlesi dalmaya balamt. Kaan, belli etmese de, sonutan memnun olmamt. nk dn yaptn bu gn yapamam, Kl Erkin buna hi mahal vermemiti. Nitekim tahtndan kalkm ve arkaya alan kapdan keyifsizce kp, gitmiti. Olanlardan sonra kamlarn sarayda kalp kalmamakta bir an tereddde dtklerini gren Arkbua, gerekirse onlar memnuniyetle misafir edebileceini sylyordu. Lakin bunun greneklere ters deceini de biliyordu. nk misafir bir yere konar ve orada akam olursa, anane gerei, gene orada gecelerdi. Buna bir de konuk evinin hususi ehemmiyeti eklenince, o zaman bu bir zorunluluk olurdu. Aksi halde o tavr hem konuk, hem onu kabul eden tarafndan nceki mekn sahibine kar hakaret saylrd. Geri Kaan buna mstahakt, fakat ona uyan da onunla eit saylaca dncesinde olan Kamlar, Arkbua'nn teklifini geri evirmilerdi.

Akkartal ve Arkbua onlarla vedalap, dndklerinde, evdekiler merakla onlar bekliyordu. Olan biteni zetleyen Arkbua, yarn erken kalkmak iin yatmaa gitmi, az sonra da iek Hatun ayrlmt. Ocak ba sohbetinde imdi sadece Tangl, Sungur, Aytolun ve Akkartal kalmlard.
Sungur glerek:
     - Demek Kaan Bg fena bozuldu Aabey. Umarm aklndan bir ktlk gemese.
Akkartal kararllkla:

- Pek sanmam, nk bu hkmdarln sona erdirmekle kalmaz, akbeti ok daha kt olur.

Tangl kaygyla:

- Umarm kt bir ey olmaz. Aytolun kukuyla:
- Kaann ahsen bir ktlk yapmayacan, ama bakalarnn bu ie karacandan korkarm.
Akkartal meraklanarak:

- Nasl yani, yoksa bir bildiin mi var Abla Hanm? Aytolun mtereddit:
- Emin deilim, ama bu konuda kulama daha nceden bir eyler gelmiti. Akkartal ayn tavr zere:
- Ne gibi eyler Abla, daha ak konuamaz msn ltfen? Aytolun belleini dzenleyerek:
- Merhum Kaan Moyen or'un lmnden bir ka gn sonrayd. Sarayda yzlerini gremediim iki kiinin konumalarna rast gelip, kulak kabarmtm. Bunlar fsltyla "imdi herkes Bg addan kukulanacak, bu da ilerde ok iimize yarar.diyorlard.

Akkartal fkelenerek:
- Ya, demek yle. Kaan bir suikasta kurban gitmi desene? Aytolun mahzun ve kaygyla:
- Sanrm evet. O kiiler hala sarayda ise, bunlarn yine bir ktlk yapacandan korkuyorum.
Akkartal:
-Anlalan sarayda bir takm karanlk emel kiiler varm. Bunlardan kimseye daha nce bahsetmi miydin Abla Hanm?

- Hayr, nk kim olduklarn grememitim. Aralk duran bir kapnn ardnda ve ksk sesle konuuyorlard.

Onlar byle konuurlarken, tam bu srada lo saray koridorunda on silahl adam, yaln kl mihman odalarnn bulunduu tarafa doru sessizce ilerliyordu. Vakit gece yarsn oktan gemiti. Nitekim, Kl Erkin ve maiyetinin konuk bulunduklar odann kapsnda durup, beer kiilik iki sra oluturmulard. Ayn koridorun devam be adm ilerden saa dnyor ve buradan hemen sola alan bir kapdan Ulutolga ve dier pirlerin bulunduklar mekna girile biliyordu. Silahl adamlardan ndekiler kapy yavaa aralayp, seri hareketlerle ieri dalarken, biri darda kalmt. Karanlk odada, yeri belli yataklara kl rdklerinde, ok gemeden afallamlard. nk serili yataklarda kimse yoktu. Ayn baskn teki mihman odasna da yapm ve gene bo yataklarla karlamlard. Elebalar nihayet fkeyle konuarak:

- Bu bir tuzakm meer, hemen bulup, gebertin u melunlar!



Diye emir vermiti. Adamlar koridordan cmle kapsna doru hareket etmi, hzla ilerliyorlard. Kapya ulatklarnda geni holde, drt yanda, aniden beliren klarla gzleri kamap, kl tutan elleri gzlerinde, aknlkla etraf semee alyorlard. Bir anda vnlayan oklar, canhra feryatlar izlemi ve on avc, ava giderken avlanvermilerdi. Avlayanlar ellerindeki mealelerle, yukar kata gtren hal deli ta merdivene ynelmi ve bir araya geldiklerinde bunlarn be kiilik bir kemanke (oku) ekibi olduklar grlmt. Sonra onlar yukarki koridorda bir odaya girerken, aada harekete geen kalabalk bir baka grup, d kap nlerine serilmi olan cesetleri toplamaya, yerlerdeki kanlar silmeye balamlard.

Bu srada Arkbua'nn nbetilerinden biri gelerek, evin kapsn hzla almt. Bakmak iin hemen kapya koan Sungur, az sonra helecanla geri gelerek Akkartal'a:
- Aabey hele ko, sarayda iler karm, bir takm adamlar Kaandan sonra Kamlar ve dierlerini ldrmek istemiler. Geri bunu baaramayp, kendi canlarndan olmular, ama imdi yolda bulunan Kamlar tehlikede saylrm.

Derken klada hemen alarm verilmi, savalar hemen at binip, drtnala tken'i terk etmilerdi. Balarnda Akkartal ve Sungur olmak zere, Derghtan gelen yirmi gen sava, olas bir tuzaa dmeden Kamlara yetimek iin kyasya kamlyorlard atlarn.

3.Blm


KAMLARIN LM

Uzaktan izlendiklerinden habersiz, lman bir havada yavatan uuarak den iri kar taneleriyle brk ve yamlar beyazlamt. ki Kam ve be sava, rahvan yryen atlarla sular cokun bir ay kenar boyunca yol alyordu. afak oktan skp, tan aarmt. ay yata giderek derinleiyor, evresi kk bir vadiye dnyordu. Sular bulank ay biraz ileride, ukurda kalan kk bir gle dklyordu. zledikleri yol gln yar evresini dolap, gneybatya doru yneliyordu. Henz gle varmadan, sa yanda plak bir tepe ve bunun nnde kk bir koruluk vard. Yol bu koruluun hemen dibinden geerken, alt ksm bayrlap, gle inen aalk ve meyilli bir yama halini alyordu. Korulua iki yz adm yaklatklarnda aalar arasnda bir takm kprdanmalar grlyordu. Koruluun hemen arkasnda, kayalk tepenin st noktasnda duran bir adam el, kol iaretleri yaparken fark ettiklerinde duruma dair netameyi anlamaa balamlard. Bu bir tuzak olmalyd. Arkadan ve nden olmak zere, iki atl takmnn zerlerine hzla gelmekte olduu grlyordu. Bizimkiler yava yava pusatlarna el atarken, sa tarafta ykselen bozlak yamatan aa bir sr atlnn daha geldii grlyordu. Btn bunlarn ne manaya geldii kesinleince, Kl piri Gkbr dierlerine hitaben:

-Arkadalar, ynden stmze at srenlerin iyi niyet tadklarn sanmyorum. O halde en yakndakilere varp soralm.

Demi ve ilk olarak aalar arasnda kaynaan atl gurubuna hm gibi saldrmlard. Er meydannda her kalkp inite bir can alan kl, karg ve grzleriyle Gkbr, Boran, Tarhan ve Dahan naralar atarak ilerliyor, ortalarna kimseyi yaklatrmyorlard. Onlar vuruurken, elinde ok ve yay, etrafta atyla drt dnen kemankeler piri Tarhan, yardm gereken herkese, att oklar hedefi annda delerek yetiiyor, dmana lm yadryordu. Fakat dman says krmakla tkenmiyor, aksine oalyordu. Bu arada arkadan ve yandan gelenler de yetiip, vuruma daha bir iddetlenmiti. Biraz sonra kzla boyanan kk derecikler aadaki aya karyordu.

afakla balayan vuruma kuluk vakti yaklat halde devam ediyor, dman krmakla bitmiyordu. Bu zorlu urata btn yiitler yara alm olmalarna ramen, her hareketleri hala bir cana mal oluyordu. Kl piri Gkbr bir ok, iki de kl yaras almt. Karg piri Boran'n srtna ok isabet etmiti. Grz piri Dahan'a bir karg, bir de ok demiti. Kemankeler piri Tarhan'n sadanda artk ok kalmayp, elde kl yakn dve girdiinden, o da trl yaralar alm, lakin hala dmemiti. Kamlara gelince; henz yara almam, ellerinde kllar, etraftaki gl yiitlerden oluan sipere ramen, ulaan ataklar savmaya alyorlard. Ald ar yaralarn neelerini bozamad yiitler, bir yandan vuruurken, dier yandan akalamaya devam ediyorlard. Gkbr cenkda Dahan'a taklarak:

-Dostum, o srtna sapl duran uzun diken cann yakacaa benzer, yanma yakla bari sapn budayvereyim unun!

Byle derken, arkadann srtna saplanm olan kargy kast ediyordu. O ise buna karlk:

- Gam etme dostum, bizim srtmzdaki deri iki kat manda gn zrhtan bile kalndr. Lakin bu ahmaklar bilmez bunu. Dur hele, bak arkanda tamuya yolculanmak isteyen biri daha var. Bari u garibe de bir iyilik edelim, sonra gene konuuruz. Onlar gren Boran ve Tarhan da hemen rakiplerini atlarndan uurarak, yan yana gelmi ve kalkanlarn toka yapar gibi tokuturarak:




- Yaa bre! Vur u kazrgan (mezar-cehennem) kaknlarna ki onmasnlar yiidim!
Bu srada Akkartal ve savalar karda at izlerini srerek hzla gelmektelerdi. Nitekim er meydanna ulap, ilk dar beyi arkadan saldranlara indirmi, ablukada aslanlar gibi vuruan ko yiitlere yardma yetimilerdi. Birden ne olduklarn anlayamayan bu akal ve srtlan srs, arkadan yetien boz kurtlarn can alc vurularyla ifter ifter eerlerinden yuvarlanmaya balamlard. Bunu ilk fark eden, srtndan ve gsnden birer ok isabet etmi olan Ulutolga olmutu. Etraflarnda vuruurken ar yaralar alp, artk yorulmaya balayan Salur ve geday'a seslenerek de:

- Dayann bahadrlarm, ite deli kartal ve dier ko yiitlerim de yetimi, bakn ite urada, krp geirmekteler azgn yay!

Onu sesleniini dier yiitler de duymu, bu szlerle bir kat daha coarak nlerindeki dman msr saplar gibi doruyor, ortaya doru ilerliyor, daralan lm emberini yaryorlard. Arkadan bindiren bu taze kuvvete artk dayanamayan kalaba dman, hissedilir bir ekilde erimeye balam, frsat bulanlar kayor, kaamayanlar leini brakyordu kanl meydana. Dakikalar geiyor, ablukadaki yiitler mecallerinin son demlerinde bile lm samaya devam ediyorlard. Nihayet yekn dman bertaraf edilip, bir araya toplanmlard. Aldklar yaralar tmar iin koan gen savalar, grdkleri manzara karsnda arp kalmlard. nk, atlarndan dmemi olan bu Alp erenlerin hemen hepsi oktan umaa varm, sadece Kamlar son demlerini yaamaktaydlar. Hemen atlarak onlara yardm ve yaralarn tmar iin atlarndan indirmek istemilerdi. Lakin onlar kesinlikle yere inmek istemiyordu. Nitekim glkle konuan Ulutolga:

- Bizi kendi halimize brakn yiitlerim ve sakn ola ardmzdan zlp, yas da tutmayn. Tam bize gre bir terk-i dnya nk bu. Myesser eyledii iin yceler ycesi ilahmz Gk tanrya hamd ve senalar olsun. Bundan sonrasn sizlere brakyoruz. Bakaca almayn sakn. At ve pusatlarmzla bizi bylece brakp, derghtaki vazifelerinize dnn. Dileriz Tanr'dan ki, Budunumuz ad ve tresiyle dnya durduka yaayp, payidar olur.

Ulutolga'nn bu szlerini puslu gzlerle dinleyen yiitler, nce onun sonra Kl Erkin'in gslerine den balarn grp, onlarn artk asumana gm olduklarn anlayarak, hep bir azdan:

- Aziz ruhlarnz ad, Trk Tresi var olsun!

Bu szlerden sonra at nden giden Ulutolgay izleyen bu Alp erenler kafilesi kuzeyin sonsuz bozkrlarnda mehul bir yere doru yola dizilmilerdi. htimal ki, bu asil atlar onlar, atalarnn geldii, sr lemi Ergenekon'a geri gtryorlard. Onlar puslu gzlerle izleyen savalar, imdi buradan ayrlacak, ama sonra mutlaka gene gelip, bu kzl hatray, adlarna balballar dikerek ebediletireceklerdi. Onlar oradan henz ayrlmlard ki, evreden gelen birileri, etraf dolduran onlarca cesedi hemen toplayp, glde kaynaan pirana srlerine atyorlard.

Aniden patlak veren bu inanlmaz olaylar zinciri dn yolundaki Akkartal' btn bunlarn sebep, saik ve msebbipleri zerinde dndrmekte idi. Bunu aratrmak iin tekileri Dergha gnderip, tken'e tek bana dnmek istiyordu. lerinden ya ve kdemce en bykleri olan Tardu'ya:

- Burada ayrlp, dergha dnecek ve benden haber almadan belli ilerden bakasna el atmayacaksnz. Ben dnnceye kadar vekilim sen olacaksn. Tamam m Tardu?!

- Ama hocam, siz olmadan yolda izde soranlara biz bunlar nasl izah ederiz ve dahas, dergha ne deriz ? Ne olur birlikte gelseniz. Diyordu.

Akkartal:

- Bunlara dair cevab benim bizzat vereceimi sylersiniz. Ben de ok srmez dnerim zaten. Merak etmeyin.

aresiz ikna olan Tardu:

- Ba stne Hocam, siz de merak etmeyin!

- Haydi, yolunuz ak olsun yleyse!


TKEN TAHTINI KIRGIZLAR ELE GERYOR

Bylece veda edip ayrlmlard. O gece zuhur eden zincirleme olaylar bakentin siyas ehresini tamamen deitirip, lke idaresi sabaha el deitirmiti. Tung Baka Tarkan kaan ilan ediliyordu.

Olaylar yle gelimiti: Krgzlarn taht ve idareyi ele almak istedikleri teden beri biliniyor ve onlar bu ilerde, intikam peinde olan, Tanlung'un yerli akrabalarn kullanmlard. Fakat, bu adamlar plandan ayrlarak, Kamlardan nce Kaan Bg'y ldrrler.

Bu dzeni balangtan beri, gizlice izleyen Tung Baka ve mttefikleri Arkbua ve Kutluk Bilgeye bal adamlar, tutumunu sevmedikleri Bg'y gzden kardklar halde, bir bahane ile Kamlar yola karp, sonra, kaana suikast yaptklar gerekesiyle, Tanlung'un yaknlarn idam ederler. Bu arada, olan biteni uzaktan izleyen Krgzlar, esasen, kullandklar bu Gan-Lu an'n ana tarafndan akrabalarn, sonra yok etmei kurduklarndan, gece saraydan ayrlanlar onlar sanp, yolda mahut tuza kurmulard. nk onlara kalsa, gya Kamlar ldrtt iin, su Bg'ye yklenecek ve onlar da bu bahane ile onu ldrtm olacak ve bylece kendi iktidarlar iin halk destei salanm olacakt.

Akkartal tken'e vardnda btn bunlar olup bitmi, dnen dolaplar ancak Arkbua'nn evinde renebilmiti. Nitekim, Kam ve hocalarn hayatlarna mal olan bu hadiseden tr onlara ok gcenen Akkartal, zamannda uyarmad iin sitem etmiti. Lakin Arkbua, iin bu raddeye tam bilmese de, her eye ramen kamlarn gvenlii iin onlar kendi evine davet ettiini, buna uyulmu olsa, o elim hadisenin hi vuku bulmayacan ne sryordu.

Arkbua btn bu izah ve zrlerine ramen Akkartal' yeni Kaan'a biate raz edemiyor, sonunda dargn ayrlyorlard. Bu durum Sungur ile Tangl'n bilhassa zyor, ilk frsatta onun yanna, Tengri Da'ndaki dergha kamay kuruyorlard. Buna ilikin konumalarn iiten anne iek Hatun, bunu kocasna haber verince, onlarn gz hapsine alnmasna yol am, Arkbua bilahare, bir taliplisi karsa Tangl'n evlendirmeye karar veriyordu. Bir talipli esasen dnden hazrd, fakat, Akkartal'n yavuklusuna gz koymak kolay yutulur bir lokma deildi. O nedenle bunu asla dar vuramayan bu talipli, Arkbua'nn zel birliklerinin komutan, binba Kyandan bakas deildi.

Akkartal sonunda dergha dnm, hocal ele alp, tedrisata balayal aylar gemiti. Tangl'n buna ramen unutamamt, lakin tkenle aralar soumu olduundan, kimse kimseye gidip gelmiyor, olan bitenden haber dahi alamyordu artk. Orada bulunduklar srada, bunu renmi olan bayaver Tardu, onu dalgn ve dnceli grp, zlyor, buna bir are bulmak istiyordu. Fakat Akkartal'n onur meselesi yaparak, Tangl gibi, her bakmdan stn nitelikli bir gzeli unutmasnn kolay olmayacan da bildiinden, bunu ilk frsatta kendisiyle konumak istiyordu. Nitekim bir gn yalnz kaldklarnda, sz dndrp dolatrp, o konuya getirerek:

- Hocam, belki bana kzacaksnz ama, sizi bazen derin dnceler iinde, mahzun gryorum. Acep, buna sebep Arkbua'nn kz Tangl Hatun mu ola?

Akkartal uzun zamandr bu ismi bir bakasnn azndan duymad iin, bir an ararak ona bakm ve sonra kalar atlarak:

- Demek bu kadar kesin gzlemler yapabiliyordunuz khin Be?

- Hayr Hocam, bunun khinlikle bir alakas yok, nerede bende o kabiliyet. Bunu, hem orada bulunduumuz srada kendim hissetmi, hem de Sungur buna dair bir eyler tlatmt. Onun iin. imdi ka zamandr, kim bilir o bahtsz da ne elemler iinde yanmaktadr Hocam?

- E, eh. Ne yapalm yani bunun iin? Her halde onu karp, buraya getirelim diyecek deilsin?

- Neden olmasn Hocam?

- Haydaa! Bize yakr m bu Tardu, deli olma?

- Yakmayacak nesi kald Hocam? Bu sevday duyup bilmeyen mi kald bu lkede. Babasnn onay mmkn deilse, biz de gider karrz olur, biter.

- Sahi mi bu dediin Tardu, yani bunu baka bilenler de mi vard?

- Hocam, galiba ar iitir oldunuz, lkede bilmeyen kalmad diyorum. Hem kimse yaktramyor size byle biare, sevdiinden ayr ve zlem iinde yaamay. nann bana. Bir emir verin bu yeter.

Tardu'nun bu szleri karsnda bir an iini eken Akkartal, sonra ksaca:

- Tamam Tardu. imdi beni yalnz brak da bir dneyim.

Bu srada Arkbua tken'de, geen bunca zaman iinde bu sevda unutulmutur sanarak, gz hapsini kaldrp, serbest brakmt artk Tangl'n. Fakat ok yanlmt. Zira, biraz av etmek bahanesiyle, sabah erken at binen Sungur ile Tangl, akam olduu halde geri dnmemilerdi halen. Nitekim bu durumdan kukulanan Arkbua, onlar bulup, hemen getirmeleri emriyle, Kyan komutasnda bir svari birlii gnderiyordu arkalarndan. Tangl ile Sungur oysa bu srada, Altaylara doru doludizgin at sryor, takip eden olursa, ynlerini hemen bulamasnlar diye de, nce gneye, sonra Batya ve daha sonra gney- batya dnyorlard. Niyetleri Tengri danda bulunduunu rendikleri o mehur dergha gidip, Akkartal' bulmakt. Bu menzile erimek iin izlenecek olan gzergh daha nce ksmen de olsa renmi olan Sungur, yollarnn ilk etapta Urumi, Turfan ve Karaar'dan geeceini de biliyordu. Bunlar, aklnda tutmas iin Tangl'ne de sylyordu. Yollarda, ynlerini kaybedecek olurlarsa, rastladklar yolcu veya obanlardan soracaklard.

Sunkur artk iyice yetimi, tam bir avc olmutu. Bunun yan sra babasndan kl dersleri de alm, ananevi llere gre, savalkta kayda deer ilerlemeler gstermiti. Tangl'nn iddial olduu dallar okuluk ve at binicilii idi. Yannda daima tad sadak dolusu demir temrenli oklar, iyi bir yay ve sivri ulu keskin bir ba vard. Bandaki beyaz kuzu postundan brk, uzun salar, mevzun beden lleriyle, beyaz ksra zerinde tanra Ayzt kadar albenili grnyordu. Fakat uzaktan onu gren, gerek bir avc sanabilirdi kendisini.

Gene Bahar gelmi, boz krn her yan taze ot ve ieklerle bazenmi, yksek dalarda eriyen karlar, yazn kuruyacak olan birok derecikler meydana getirmiti. Tangl

Akkartal' grmeyeli iki k gemi, onu pek ok zlemiti. At stnde, bitmez tkenmez gibi grnen yollar ona hi yle grnmyor, sanki her da eteini dnp, her tepeyi anca ona rastlayacakm gibi heyecan nbetleri geiriyordu. Fakat bu gerek olmayp, kk hayal krklklar yaasa bile yeise dmyor, mit ve sevincini kaybetmeden yol alabiliyordu. Sungur ok daha neeliydi. Kh n sra umakta olan kular yakalamak iin at sryor, kh lgarla giden atn eerinde dikiliyor, bazen da yere eilerek, kopard bir kr ieini ablasna ikram ediyordu. Geri heybelerinde daima olduu gibi, gene azk olarak kuru et, tuz ve avdar ekmei bulunuyordu. Ama onlara daha ziyade, avlanmann mmkn olmad yerlerde ve belki bir pnar banda mracaat ediyor, yoksa daha ok taze kzartlm av etleriyle karn doyuruyorlard. Doludizgin takipiler, kimi zaman sorarak, kimi zaman iz srerek pelerinden gelirken, aralarndaki mesafe giderek azalyordu. Zira, tken'den kta denemi olduklar artma taktiine ramen, asl hedefleri takipilerce tahmin edilmi olduundan, zaman kaybndan baka bir ie yaramam gibiydi.

Bu esnada, nihayet karar vermi olan Akkartal tken'e gitmek iin yola kmt. Tardu'nun btn srarlarna ramen, yanna kimseyi almak istememiti. Karaimek ve Akkartal iki yldan beri uzun yolculuklar yapmayp, bu tr servenleri de hayli zlemilerdi hani. tken yollarn neredeyse ezbere bilen Karaimek, mevsimin de cokusuyla adeta rzgrdan kanatlar varmasna sratliydi. Nihayet bir gn sonra Karaar'a vardnda, daha nceleri de konaklam olduu Kzlhan'da mola vermiti. Burada durmasnn bir nedeni de, epeydir uzaklat lke hayatndaki gidiata dair sondalamalar yaparak, halktan olup bitenler hakknda taze malumat almakt.

Hann nnde yer alan kameriyede, gzel havadan istifade etmek isteyen baka yolcular ve bir ka da mdavim oturmu, alak masalarda hem sohbet ediyor, hem yemek yiyorlard. Mdavimlerden biri, kaml kapdan az nce giren Akkartal' hemen tanr ve yanndaki yolculara usulca:

- Gelenin kim olduunu bildiniz deil mi?

Derken, yant kendisi vererek; Koca Turul Derghnn yeni Hocas Akkartal. Aklamasn yapyordu.

Yanndaki kiiden biri:

- Bilgilik taslamaya ne hacet, Akkartal' tanmayan m var sanki. Ama epeydir ortala kmayp, kendini dergh ilerine verdii syleniyordu.

Derken, bir dieri:

- Payitahtn Kaan deitirmesi esnasnda olanlardan tr, tkenle aras soukmu. Diyordu.

Onlar byle kendi aralarnda konua dursunlar, bu srada yan masada, oturduu yerden kalkan, uzunca boylu, omzunda kl kabzas grnen, vakur bakl baka biri yavaa ona yaklaarak:

- Adm Tue, Klg Bilge Noyan'n Binbasym, sizi tekrar grdme ok sevindim Akkartal Be! Derken, elini uzatmt.

Akkartal kendisini tanyp, adyla hitap eden bu adama nezaketle davranp, oturmas iin masasna buyur etmi, sonra da:
- Payitahtta durumlar ne lemde Binba, her halde siz bizden daha ilgilisinizdir orasyla?
Binba bu karla tam inanmam gibi bir eda ile bakarken, cevaben;
- Durumlar idare eder sanrm, fakat gnl isterdi ki daha iyi olsun. Ha, Noyanmz Klg Bilge, bilhassa bir tavrnzdan tr, sizden vgyle bahseder, bilmem tahmin edebiliyor musunuz bunun nedenini.
- Olabilir. Fakat izin verirseniz, benim sizden sormak istediim baka bir ey daha var?
- Tabii ki, buyurun!

- Noyan Arkbua, hali keyfi nasldr, halen sa ve esen midir, diye soracaktm. Bu soru zerine byk altndan glen Binba, sonra zr dileyerek:
- lh Akkartal Be, buna daha aka; grmeyeli beri Tangl hanm nasldr, deseydiniz ya?

Bu kez de hicapla glmseyen Akkartal olmutu. Sonra gene Binba:

- Haklarnda kulamza ulaan kt bir ey olmad, o halde sa ve esen olmallar, ama .... Evet, bir de amas varm bunun. Sanrm anlyorsunuzdur artk.
- Sanrm anlyorum, teekkr ederim.
- Yo, bu yetmez beyim, bana teekkr edeceinize, gidip o ama'ya bir are bulunuz, hem mmknse daha fazla gecikmeden.

Bylece reneceini renmi olan Akkartal, akabinde Binbaya veda ederek, Turfan ve Bebalk istikametine giden yola dmt.

Bu srada Sungur ve Tangl amansz takipilerinden habersiz ilerliyorlard. Kyan'n komutasnda bulunan birlik, bei izci olmak zere, onbe kiiden mteekkil idi. Neredeyse gece gndz demeden yol alyor olduklarndan, aralarnda artk bir ka saatlik mesafe kalmt. Sungur ve Tangl bu srada Altaylar gemi, Urungu'ya doru gidiyorlard. Akam olmu, gne batmak zereydi. Atlar da artk iyice yorulmutu. Bu blgelerde ato Trkleri meskn olup, ounluk gebe olarak yayorlard. Altay Dalarnn yeil etekleri koyun srleri, at ylklar ve yak kzlerinin otlaklaryd. Atl obanlar yanlarndan geen iki atlya dikkat etmemi, nereden gelip, nereye gittiklerini sormamlard bile. Onlarn kuzeyinde Krgz Trklerinin yurdu vard. Onlar da geni steplerde oklukla hayvan yetitirip, avclk yaparak geinirlerdi. Hava serin ve giderek souyordu. nk esen yeller yksek tepelerde bulunan kar rtsn yalayp geerken, bu arada souyor ve bu aalara tanyordu. yi ki yanlarna krk almay ihmal etmemilerdi. Yoksa halleri yamand. At srtnda iyi uyunamayacana gre, gecelemek iin dulda bir yer bulmalar gerekiyordu. Bunun iin yne kulak asmadan, ileride grdkleri kuytu bir aa ve kayalk bir yere srmlerdi atlar. Nitekim gn battnda kk bir dere kenarnda, yal byk aalar ve yksek kayalarn arasnda gizli bir oyuk bulmu, atlardan inip, etraf kolaan ederek, orada konaklamay dnyorlard. Arkalarndan gelen takipiler, rastladklar obanlara alaca karanlkta onlar sormu, lakin belirsiz ve yekdierini tutmayan cevaplar alm, sonra en makul istikamet olarak grdkleri, gneye doru devam etmilerdi. nk Tengri da yresine gitmek isteyen bir yolcunun her halde buray izleyeceini var saymlard. Fakat bizimkiler az kuzeyde bulduklar dulda kayalkta mola vermi, orada istirahata gemilerdi.

Bu srada Akkartal, Karaar-Urumi arasnda kalan yoldayd. Son anda yn deitirip, Bebalk'a uramadan kuzeydeki Urumi ehrine ynelmiti. Bu araziler, Turfan dhil ok verimli ve bitek topraklard. Etraf balk bahelik, ok geni bir vadi grnmnde ve sulakt. Nfusun daha youn olmas ve yollarn ileklii, yol boyunca bir ok han kurulmasna sebep olmutu. Akkartal nc defa gecelemek iin bu hanlardan tand Bepnar hann tercih etmiti. Fakat buraya ulamak iin biraz daha ilerlemek icap ediyordu.

Nitekim sabahn ilk klar ve ku sesleriyle uyanan Sungur, ay postundan tabaklanarak, yaplm olan krkne sarnm olarak halen uyuyan ablasna sevgiyle baktktan sonra, kahvalt hazrlamaya girimiti. Aradan ok gememiti ki, Tangl'de esneyip, gerinerek uyanm, mahmur gzlerini ovuturuyordu. Bu srada dere kenarna inmi olan Sungur'u gremeyince bir an tereddt ederek, ona seslenmi ve cevap alnca rahatlam, az sonra da kalkp yanna gelmiti. O anda balk avyla megul olan Sungur ablasna fsltyla:

- Ablacm gnaydn, urada saklanan da avlarsam, az sonra gzel bir sofra donatrz. Derken, eli gerili yayda tetikte, gzleri ise durgun suya nfuz etmekteydi.

Tangl sessizce yanna yaklatnda, onun tane iri balk avlam olduunu grmt. Geri derenin bu kesiminde balk boldu, ancak ounluk akta dolaanlar dahaca kktler. Derken Sunkur'un oku sald grld ve akabinde suya dikey girmi olan okun, hedefe isabetiyle su yzeyine ykselmesi ve yana yatmas ardndan, iri bir aynal sazann su stndeki son rpnlar izlenmiti. Hemen suya eilen Sungur, onu okla beraber dar alm ve:

-Bu i tamam, haydi hemen atei yakalm imdi. Tangl:
- Sen atei yakmaya bak, ben bu arada balklar temizce ayklayp, geleyim, olmaz m? Demiti.

Sunkur bunu memnuniyetle onaylam ve etraftan al rp toplamaya balamt. Bu srada aalarn arasnda serbest duran atlarn yanna gelince, onlarn da bo durmayp, evrelerinde ot yaprak ne buldularsa, bunlarla karn doyurmaya altklarn grmt. Nitekim ok srmeden doymu olarak, tekrar atlara binmi ve gneye doru yola revan olmulard.

Bu srada Kyan ve adamlar gece yarsna kadar at srm olduklarndan, artk nlerine gemi bulunuyorlard. Nitekim onlar da bulduklar doal bir mekanda gecelemi ve sabah erken uyanarak, etraf aratrmaya balamlard. Ama niha hedefleri belli olduundan fazla vakit kaybetmeyip, tekrar ileri, Urumi istikametine yollanmlard. O srada oktan yola km olan Akkartal, bir gnlk mesafede, ayn gzergah zerinde ve tam karlarndan gelmekteydi. Bu durumda iki tarafn, her hangi bir nedenle yol deitirmemeleri halinde, karlamalar kanlmazd. Fakat aradaki mesafe az olmayp, her ey olas saylrd.

Sunkur ve Tangl rahvan yryen atlaryla ayn gzergah zerinde yol alrken, arkalarnda gelmekte olan doludizgin atly fark edince kenara ekilmilerdi. Fakat gelen atl onlar hemen tanyp, hzn kesmi, yanlarna gelince durarak:

-Sungur Be ve Tangl Hatun, siz ha!? Diye sesleniyordu. Sunkur onu tanynca glerek, Tangl'ye:
-Abla, bu, gezgin Okyaran dr. tkende tanmayan yoktur onu. Akkartal'a yoldalk yapt bile syleniyor.

Bunlar dinlerken bir an yz kzaran Okyaran, sonra glerek:

-Kyan ve adamlar henz size rastlamamlar demek. Belki bunu bilmiyordunuz bile, ama u srada her yerde sizi aramaktalar, haberiniz olsun. Hem sahi, siz nereye gitmektesiniz byle?

Bu soru zerine muhataplarnn tereddt ettiklerini grnce:

- Bana kalrsa Tengri dana, Akkartal'n yanna, deil mi? Diye tahmin yrten
Okyaran'a cevaben Sungur:

- Diyelim ki yledir, ama bu seni neden alakadar ediyor, onu anlayamadk
Okyaran Be?

- Bu da sorulur mu Sungur Be. Deil mi ki biz Akkartal'n can dostu ve her eyden haberliyiz, belki bir yararmz olur, diye kalkp, rast geliriz midiyle yola revan olmu ve kr, ite byle bulmuuz sonunda sizleri de.

Sunkur duyduklarndan memnun glerek:

- yle ise ok sa ol, ama bilmem ki sana ne iimiz derdi Okyaran Be? Okyaran glmseyerek:
- Hi kukunuz olmasn bundan Sungur Be, bu uzun ve zorlu yollar bizden iyi bilen az olur nk. En kestirme yollardan oraya ulamanz salamak iin ben hazrm.

Sunkur onaylar anlamda Tangl'ne baktktan sonra:

- Pekala, haydi gidelim o halde!

Derken, yeniden hzlanarak, Okyaran'n ardna dmlerdi. Okyaran bu hsn kabulden tr kendini talihli sayp, hayatnn en nemli grevini stlenmekten tr ok mutluydu. nk bylece, Akkartal adl o efsane kahraman ile tanma midi gleniyor, hatta bu frsat nihayet yaknda kacak gibi grnyordu. Oymandan anszn yola kp, at srtnda uzun yollar kat etmesinin sebebi zaten bakas deildi. Akkartal' ilk defa Sanardan dinlemi ve ona hayran olmutu. Sonra merakn yenemeyip, onu bulmak ve mutlaka tanmak iin yollara dmt. Lakin aylar gemesine ramen aramalar sonu vermeyip, ona rast gelememiti bir trl. Nitekim buna dair midi artk yeise dnmee balyordu ki bu frsat kmt karsna. Olurdu ya, ayet bu arzusu gerek olup, sonra bir gn tekrar oymana dnnce, Sanar dhil, kyn btn genleri ona kim bilir ne kadar gpta ederlerdi. Bunlarn hayali bile ona yetip, o an duyduu mutluluk iine smyordu.

Aradan saatler gemi, gnn ikindi vakti yaklamt ki, Kyan ve adamlar kar ynden tozu dumana katarak gelmekte olan bir atl grmlerdi. Aralarndaki mesafe yz adma inince bu gelenin Akkartal olabileceine dair tahmin yrtenler karken, elli adma gelince, onu tanmayan kimse kalmyordu. Bu srada o da onlar tanm ve on admda gem kasm, Karaimek ahlanarak dururken;

- Bu ne hal, nereden gelip, nereye gidersiniz Kyan Be? Demiti. Kyan cevap vermekte nce tereddt etmi, lakin sonra:
- Noyanmzn buyruu ile Urumi ye gideriz. lteber Baytu'ya Kaan'n bir emrini tebli etmekle grevliyiz. Ya siz ne yana Akkartal Be?

Akkartal cevaben:
- Kesin belli deil, belki tken'e gider, vaktim olursa Noyan Arkbua'ya da urarm.

- Ya, demek yle. Fakat Noyan Arkboa'nn sizinle grecei bir husus bulunduunu pek sanmam. Diyen Kyan, ona bundan vazgemesini ima ediyordu.

Fakat Akkartal:
Olabilir, ama bu hi fark etmez, tkende muhatabm tek o deildir nk. Kyan dudak bkerek:
- Kaanla aranzn iyi olmadn da duymutuk.

- Her duyduuna inanp, alakadar etmeyen konulara karacana, sabrm tarmadan yoldan ekilsen ok iyi edersin. Hadi davrann imdi!

Akkartal'n tavr ve bu kat- emri karsnda birden rperen takipiler, ister istemez yolun kenarna ekilmilerdi. Adamlarnn rkmesi karsnda yalnz kalan Kyan, bu kez alttan alarak:

- Beim, bizden haber vermesi, gene de siz bilirsiniz ! Diyordu.

Yerinde duramayp, aha kalkan atna tekrar yol veren Akkartal, arkasnda bir toz bulutu brakarak ileri atlmt. Onun arkasndan gizli bir kinle bakan Kyan, yannda o an kimse bulunmam olsa, sadandan hemen bir ok ekip, onu arkadan vurmaa kalkabilirdi. O nedenle, yannda bulunanlara iin iin kzyordu. Oysa onlar, Kyann bu dncelerinden habersiz, grevlerinin ise Akkartal'a satamak olmayp, kaybolan genleri bulmak olduunu biliyorlard. Kyan bu srada durmadan dnyor, bu meseleye bir hal aresi bulmak istiyordu. Tangl'nn onu istemeyii bir yana, hesabna gre, sorunun zm Akkartal'n ortadan kalkmasna balyd. Ama bu hi de kolay grnmyordu. Bir an, bir bahane uydurup, tek bana geri dnerek, ansn denemeyi dndyse de, bundan tez vazgeiyordu. Zira istese de artk Karaimek gibi, kouda esiz bir ata yetimesi mmkn olmazd. Nitekim, belki Tangl ve Sungur'u ileride tesadf ederiz, diyerek, atn tekrar mahmuzluyordu.

te yandan, Akkartal hzla yol alrken, Kyan'n tavrn dnyor, bu taraflarda bulunmalar konusunda yapt aklama inandrc gelmiyordu. Baka bir amalar olduunu sezse de, bu, aklna en son gelecek ihtimal, olacandan, ne olduunu bilemiyordu. Bir sre bylece yol almt ki, kardan gelmekte olan atl grnmt. ok srmeden karlatklarnda, bunlarn kara arafa benzer, kukuletal giysileri iinde Kei (rahip) olduklarn grm, gem kasarak yanlarnda durmutu. Keiler karlarnda heybeti yrek oynatan silahl cengaveri grdklerinde, kendilerine bir ktlk yapaca zannyla korkmaa balamlard. Daha ilerilerde gene byle birine rast gelip, buna bin piman olmulard. nk o; "Demek Budunu yoldan karp, treden soutanlar sizlersiniz" diye, sorgusuz itham ederken, elindeki kam srt ve balarnda patlam, canlarn fena yakmt. Fakat bunun kem gzle bakmas yle dursun, kendilerini selamlayp, hal hatr etmesini cana minnet saymlard.

Sonra ilerinden en yal olan:

- Yiidim, seni grnce ok korktuumuz iin kusura kalma. nk daha nce yolda birine attk ve srtlarmzda halen onun kam izlerini tamaktayz. Diye yaknmt.

Akkartal buna inanamayp, gayr-i ihtiyari gln tutarak:

- yle mi, buna sebep neydi peki?

- Yiidim, onun yurttalarnn yoldan kp, kendi trelerinden soumasna sebep gya bizlermiiz. Halbuki bizim bunda ne suumuz olabilir. Hem yle bir kastmz da hi olmad inan ki.

- Ya, demek yle. Nerede rastlamtnz peki ona?

- lk olarak dn, Altaylar geerken rastlamtk. Aksi tesadf bu ya, biraz nce gene kmaz m karmza. Ama bu kez yalnz deil, yannda grkemli bir bayan ve genten bir de avc vard. Bizi grdnde gene kzarak, yannda bulunanlara hitaben ne yazk ki; "Sungur Be, u melun keileri gryor musunuz, kkn kazmal bunlarn" diyordu.

Akkartal:

- Hmm, demek yle diyordu. Halt etmi. Neyse, sonra hangi yoldan gittiler demitiniz Kei baba?
     - Biraz geriden gney-batya yol ayrlyor, ite oradan. Yani bu hesapla imdi, u karda grnen tepenin te yannda bir yerde olmallar, tabii eer sonra baka yne sapmadlarsa.

- Sa olun, ben o densize rast gelirsem size yaptklarnn hesabn sorarm, siz hi merak etmeyin kei baba!

Derken onlardan ayrlan Akkartal, yoldan hemen saparak, atn iaret edilen tepeye doru sryordu. Bir an nce onlar bulmak ve merakn gidermek istiyordu. Ad ada benzerdi lakin, yanlarnda bir de bayan bulunmas ve o an hatrlad Tangl'nn baz szleri ile Kyan ve adamlarnn yolda grlmesi, onu kukulandrmaa balyordu. Nitekim tarif edilen tepenin arka yznden giden yola ulaan Akkartal, az sonra ilerlemekte olan atly grecek duruma geliyordu. Bizimkiler, arkalarndan doludizgin gelmekte olan atly fark ettiklerinde, gne batmak zereydi. Alaca karanlkta, alaktan uan bir kara kartal gibi koan kara imei tanyabilecek gz zor kard. Derken yaklaan atlya yol vermek iin kenara ekilip, durmulard. Bu gelenin Akkartal olaca akllarnn ucundan gemediinden olacak, onu elli adm mesafeye geldii halde bile henz tanyamamlard. Fakat az sonra Sungur ve Tangl ayn anda lk atarak:

- Tanrm, meer bu gelen Akkartal'm! Diyorlard.

Nitekim yanlarna varnca gemi kaslan at ahlanarak durmu, hemen yere atlayan Akkartal onlar tanmt lakin, hala grdklerine inanmayarak:

- Hey kimleri gryorum karmda. Tangl, Sungur, siz ha? Tanrm, inanlr gibi deil. Demek, en ufak ihtimaller bile bazen gerek olabilirmi. O Keilere rastlamasam, kim bilir imdi nerelerde olurdum.

O an Okyaran, ilk kez yakndan grd Akkartal' hayranlkla szerken, keiler szn iitince, birden;

- Keiler mi? Diye soruyordu.

Bu srada Akkartal ona dikkat edip, keilerin bahsettii o zorbann u karsnda duran irikym gen olduunu anlyordu.

Nitekim memnun glerek:

- Evet dostum, anlalan, sen ve o keiler, bilmeden bulumamza yardm ettiniz. ok sa olun.

Derken tekrar hareket edilip, olayn gerisini yolda konuarak glmlerdi. Takip ettikleri yol daha kestirme, lakin, sarp ve kayalk yerlerden geiyordu. Nihayet giderek ykselen da ap, bir dzle ve tekrar inie getiklerinde gn batm, yava yava akam karanl basyordu. Burada ay doarken tekrar gneye ynelip, Urumi ye afak skerken varmlard. Orada verilen ksa bir moladan sonra yola devamla, Kzl hana ancak gn batarken vasl oluyorlard. Tangl ve Sungur yemek yiyip, istirahat etmek iin yukardaki bir odaya karken, Akkartal ve Okyaran geldiklerini duyarak, hemen oraya gelen Binba Tue'nin yannda kalp, onunla biraz daha konumak istiyorlard.
Binba neeyle konuurken:
- Bilmem bundan haberiniz var myd, ama Noyan Arkbua'nn adamlar da buralarda ve sanrm u an Aslanl hannda konaklamlar. Onlar da sizinkilerin peindeler imi. Bu durumda ne yapmal dersiniz Akkartal Be?

- Demek yle. Buralara kadar gelmiler. Sanrm bizim dergaha kadar gitmek niyetindeler. nk beni u srada tken yolunda,Sungur ve Tangl'n ise dergaha gidiyor sanmaktalar.
Binba:
- Bunu nereden bilecekler, yolda m rastlatnz yoksa onlarla?
- Evet, Urumi yaknlarnda karlatk. Ama, nereye gittiklerine dair soruma cevaplar bakayd.
Binba glerek:
- E, tabii ki yle yapacaklard, deil mi ya? imdi de Akkartal glerek:
- Haklsnz galiba Binbam. Artk onlarla sabah grrz.

- Evet, siz yorgun olmalsnz, isterseniz buyurun istirahat edin, sabah olunca bir ara onlarla grr, bir haber anlatp, geri postalarz, olur biter.

Bu fikirde mutabk kalp, ayrlmlard. Sabah erken kalktklarnda Binba Tue oradayd. Akkartal ve Okyaran ayn mahalde istirahat etmi, birlikte aa inmilerdi.
Binba iyi haberle gelmiti:
- Noyann adamlarna haber salp, Sungur Be ve Tangl Hatun'un sizinle birlikte, konuumuz olduklarn, bu durumda en iyisi hemen geri dnerek, Noyan Arkbua'ya bizden selam gtrmelerini tembihlemitim. Az nce at binip, dndkleri haberi geldi. Nasl, umarm bunda bir yanllk olmamtr?
- Bilakis, yerinde davranmsnz, teekkrler Binbam!

-Evet, artk teekkrnz kvanla kabul edebilirim Akkartal Be. Durun imdi de ben sizi tebrik edeyim. Ama bu henz iin balangcdr. Bilahare yapacamz Toy-dn her eye bedel olup, btn ktada duyulmaldr.

Nitekim esenlik iinde dergaha ulap, gerekli hazrlklardan sonra, yedi Budundan gelen davetliler eliinde, dillere destan bir dn yaplp, Kam Ulutolga'nn da dilemi olduu gibi, kutsal Tre ve bu topraklara sahip kacak erler yetitirmek zere, Akkartal ile dnyalar gzeli yavuklusu Tangl mutluluun ahikasnda evlenerek, dnya evine girmilerdi...




Syleyeceklerim var!

Bu yazda yazanlara katlyor musunuz? Eklemek istediiniz bir ey var m? Katlmadnz, beenmediiniz ya da dzeltilmesi gerekiyor diye dndnz bilgiler mi ieriyor?

Yazlar yorumlayabilmek iin ye olmalsnz. Neden mi? nanyoruz ki, yreklerini ve dncelerini ekinmeden okurlarna aan yazarlarmz, yazlar hakknda fikir yrtenlerle istediklerinde diyaloa geebilmeliler.

Daha nceden kayt olduysanz, buray tklayn.


 


zEdebiyat yazar olarak seeceiniz yazlar kendi kiisel ktphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi ktphanenizi oluturmak iin buray tklayn.

Yazarn tarihsel roman kmesinde bulunan dier yazlar...
Tanr Dal Akkartal 1. Blm
Tanr Dal Akkartal 2. Blm
Tanr Dal Akkartal 4. Blm

Yazarn dier ana kmelerde yazm olduu yazlar...
Savann ntikam [yk]
Askerlik Maceras... [yk]
A ve Usta [yk]
1.Blm: atal Yrek [yk]
Ademin Akbeti [yk]
[Eletiri]


Hsrev zel kimdir?

Yazma tutkusu olan herkes gibi, bu yolda bir ok cefay bedel olarak demi biriyim.

Etkilendii Yazarlar:
Bir ok iyi yazar var, lakin H.N.Atsz ve P.Safa'nn yeri bakadr nezdimde.


yazardan son gelenler

yazarn ktphaneleri



 

 

 




| iir | yk | Roman | Deneme | Eletiri | nceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babali Ktphanesi | Yazar Ktphaneleri | Yaratc Yazarlk

| Katlm | letiim | Yasallk | Sakllk & Gizlilik | Yayn lkeleri | zEdebiyat? | SSS | Knye | ye Girii |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

zEdebiyat bir zlenim Yapm sitesidir. zlenim Yapm, 2023 | Hsrev zel, 2023
zEdebiyat'da yaynlanan btn yazlar, telif haklar yasalarnca korunmaktadr. Tm yazarlarnn ya da telif hakk sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadr. Yazarlarn ya da telif hakk sahiplerinin izni olmakszn sitede yer alan metinlerin -ksa alnt ve tantmlar dnda- herhangi bir biimde baslmas/yaynlanmas kesinlikle yasaktr.
Ayrntl bilgi icin Yasallk blmne bkz.