..E-posta: ifre:
zEdebiyat'a Üye Ol
Ska Sorulanlar
ifrenizi mi unuttunuz?..
ahin bakl, ahu gzl, irin davranl ve tatl szl idi. -Fuzuli, Leyla ve Mecnun
iir
yk
roman
deneme
eletiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
yelik
Yazar Katlm
Yazar Ktphaneleri



u Anda Ne Yazyorsunuz?
nternet ve Yazarlk
Yazarlk Kaynaklar
Yazma Sreci
lk Roman
Kitap Yaynlatmak
Yeni Bir Dnya Dlemek
Niin Yazyorum?
Yazarlar Hakknda Her ey
Ben Bir Yazarm!
u An Ne Okuyorsunuz?
Tm balklar  


 


 

 




Arama Motoru

zEdebiyat > yk > Bakaldr > Hsrev zel




30 Eyll 2002
Savann ntikam  
Hayat niversitesi

Hsrev zel


- Etrafna baksana, iyi bak, evrendeki altn ereveli evlerde camlar ak ve karanlkta bir kenara ekilmi olan, yarnlardan mitsiz, hedeflerini, hayatlarnn anlamlarn kaybetmi insanlar grmyor musun?


:BFEBI:
ALMANYA
17 Ocak 1979. Cebimde uu tarihi ak, saati belirsiz, yedek biletle hava alanna gelmi, ilk kez bindiim orta byklkte bir THY uayla Almanya’ya yksek tahsil iin gidiyordum. Hayli heyecanlydm. Bu ilk uak yolculuum olacakt. Uak havalanrken jet motorlarnn kesif uultusu kulak zarlarm delecek gibi zorluyordu. Trman yeterli irtifaya ulanca o ses duyulmaz olmu, rahatlamtm. Orta byklkte ki yolcu ua doluydu. Ne zaman uacam belli olmad iin, Stuttgart hava alannda beni bekleyen olmayacakt. Adresi kendi abamla bulmalydm. Bu arada iime yarar dncesiyle, cebimde tadm kk Almanca-Trke szl karm, gerek duyabileceimi dndm kelimeleri ezberlemee balamtm. Bu srada yanmda oturan, otuz yalarnda ki yolcu bana hitaben;
     -Almanya’ya ilk gidiiniz galiba? Derken, glmsyordu.
     - Elimde szlkten bu belli oluyor, deil mi?
     - Evet, biraz.
     -Peki, ya siz?
     -Ben orada yayorum.
     -Ya? Hangi ehirde?
     -Hanover’de. Siz nereye gidiyorsunuz?
     -Stuttgart yaknlarnda bir yermi. te, adres urada. Derken, elimde, bir kada yazl adresi ona uzatmtm.
     -Evet, tanrm. Metzingen, Reutlingen’e yakn bir kasabadr. Hava limanndan oraya, arabayla yarm saat falan eker. Eyalet bakenti Stuttgart’a 35 kilometre mesafededir.
Meslekten makine mhendisi olduunu syleyen bu gen adamn ismi Mahmut idi. Onunla balayan diyalogumuz uak ininceye kadar srd. yi anlayor, sohbet konularmz giderek oalyordu. Hayat anlay ve fikirleri bana ok egzotik geliyordu. Bylesine ilk raslyordum. Esasen kendimi hr dnr, din-iman adna her duyduumu Tanr emri saymaz, akl, mantk ve kiisel vicdanma uymayan eyleri benimsemezdim. Fakat o, izdii dn dsturuyla btn limitlerimden te bir serbestiden dem vuruyor, beni baya artyordu. Neden bilmem, ilk anda onun bir misyoner olabileceini dnyordum. Fakat, hangi dinsel kurum veya cemiyet adna konutuunu o an anlayamam, yllar sonra ama, onun bir Yahova ahidi veya benzeri bir Hristiyan mezhebi pastr olabileceini dnecektim…
Mhendis Mahmut, Tanrdan bizzat vahi alyorcasna rahat konuuyordu. Bol kese gvenceleri, kiiye sorumluluk yklemeyen mutluluk reeteleri gibiydiler. Ona gre ben, bir insan olarak gnahszdm. Zira Tanr, insan tanyabilmek iin nce kendini bakir Meryemin Olu Isa olarak dourtmu, sonra armha ektirerek, bu pahal bedelin btn insanlarn gnahlarna karlk olmasn salamt. Nitekim, lmn kanlmaz olduunu gstermek iin de bizzat lp, ama sonra, insanlara kendinin Rab olduunu gstermek iin, yeniden dirilmiti(?)…
ahsen, o zamana kadar, insann o denli zgr olamayaca kansndaydm. Bu fikirler karsnda, hayret etsem de, ona kar koymaktan, grlerini kukuyla karlamaktan geri durmuyordum. Kendi kendime: ” Yoksa hi farknda olmadan, kimi yersiz tabularla fazla m korkutulmuum? Diye diye dnyordum. lenmesi su ve gnah saylarak, cehennem cezas gerektirir, diye anlatlan eyleri, o yok sayyordu. Bu gibi sbjektif konular karsnda ki pervaszl, beni hayrete sevk ediyordu.
Derken uan Almanya hava sahasna girdii anons edilmiti. Bunu duyunca, adeta, realiteye yeniden dnp, elimde bulunan adrese en ksa yoldan nasl ulaacam dnmee balamtm. Mahmut buna dair makul bir aklama yapmakla kalmam, gerekirse birlikte gidebileceimiz szn de vermiti. Yaknlarda bir yerde olan zel arabasnn ufak bir tamirlik ii varm. Onu onartncaya kadar beklersem, beni adrese kadar bizzat gtrebileceini sylemiti. Derken ho bir yolculuktan sonra uak inie gemi, az sonra kalkan-inen uaklarla dolu Stuttgart hava limanna inmitik. nce bir otobsle ieri yolcu tayan hortuma, oradan pasaport kontrol yaplan koridora gemitik. Biraz sonra valizleri tayan band beklemee balamtk. Kiremit renkli mein bavulum az sonra kagelmiti. Onu alm, gmrk grevlilerinin kontrolne sunmak iin kilidini am, bekliyordum. Nitekim iki memur yanma gelmilerdi. Kapan atm bavulun stnde ahsi giysilerim vs. vard. Onlarn altna elini daldran memur, amarlarn arasnda eline deen bir sap ekince, akrdayarak kan eyi hayretle inceliyordu. Bu bir Nunaku idi. ler bir anda karm gibiydi. Zira memur, ortasndan zincirle birbirine bal iki bal sopay kendi boazna gtrerek, bununla adam boulabileceini iaret etmekteydi. Ben hemen itiraz etmek iin atlm, az buuk ingilizcemle sporcu olduumu ve bunun sadece kol idman ve savunma iin kullanlan bir spor aleti olduunu savunmaa alyordum. Ama btn abam nafileydi. Alman memur bir kez “Nein” demiti. Onu bu tutumundan vaz geirmenin olana yoktu. Sonunda, Zonguldak dalar arasndaki vadilerde yirmi kilometre yol yryerek, kesip, getirdiim imir aacndan, zenle yaptm nunakuyu orada brakmak zorunda kalmtm. Mein bavulum elimde, terminal binasndan dar km, bir taraftan etrafma gz gezdirirken, dier yandan dostum Mahmut’un gmrkten kmasn bekliyordum. Bu srada seslenen bir adam:
-Gtrelim abi, nereye gidiyorsun? Demez mi?
Her ne kadar Mahmut bu olaslktan bahsetmi olsa da, duyduum bu Trke szlere yine de armtm. Bylece dil sorunu imdilik ortadan kalkma benziyordu. Bu kolayln bana tesadf etmesinden memnun, adama yaklaarak;
-Metzingen’e kaa gidersin?
- Altm markn alrm abi, buyur hemen gidelim.
     Ondan en azndan sekiz-on ya gen olmama ramen, bana abi demesine aldrmyordum. Yanma yaklam, bavulumu alp, hemen bagaja koymak istiyordu. Lakin ben pazarlk etmek iin;
-Yok yok, ok fazla istiyorsun birader. Baksana, ben ta Trkiyeden buraya 120 Marka geldim. Sen uradan eve otuzbe kilometre var-yok, bunun i yar fiyat istiyorsun, olur mu bu?
Orta boylu, post bykl esmer adam yumuayarak;
-Hadi elli olsun?
-Yok, ok fazla!
-Peki krka ne dersin?
-Otuzdan fazla veremem. Olmazsa uradan otobsle bahnhofa, oradan trene atladm m doru eve. Hepsi bana on marka bile patlamaz.
-Tamam tamam, haydi atla da gidelim.
- yi, az bekle, arkadamla vedalaaym.
Az sonra Mahmut dar km ve onunla tekrar grmek dilei ile vedalam, ama bir daha hi grememitik. Nitekim byke bir kasaba olan Metzingen’e doru yola kmtk. Asfaltn kenarlar karla kapl ehirden karken, etrafa bir mddet gz gezdirmi, sonra, sofre dnerek:
-Almanya, Almanya diyip dururlar, ben de ok farkl bir yer sanmtm. Meer bizim ehirlerden fark yokmu. Diyince ofr hayretle:
- Bu ilk geliin miydi yoksa?
- Evet, neden atn?
- Ne bileyim gardam, sanki buralar avucuyun ii gibi bilirmiin gibiydin…bilirsin gibi yaptn da.
- Hah, hah haaaa! Eh, olacak o kadar. Ben yeni isem, koca uakta herkes ayn deildi ya. Buralar hakknda biraz malumat edindik elbet…
- Vallahi helal olsun sana be hemerim!…
Durmadan yaan karla cadde ve sokaklar beyaza kesmi olan Metzingen'e nihayet varmtk.Adresi iki kiiden sormu ve nitekim, ehir kysnda, geni bir alana kurulu, be katl bir apartmann nnde durmutuk. Buras modern bir ii Haym' idi. Babam ve dier i arkadalar ikinci katta kalyorlard. Tesadfen camdan dar bakan akrabadan Ylmaz, binann nnde duran arabadan inerken beni grp, hemen aa inmilerdi. Ylmaz, babamn teyzesinin torunuydu ve ona day diyordu. Ben onu ok nceden beri tanyor ve birlikte gittiimiz bir geziden dolay hi unutmuyordum. Oysa henz O zaman yanda var, yoktum. Kye gelmi ve beni elimden tutarak, ta deirmenin yanna gtrmt. Bu aklm keserek, ky dana yaptm ilk gezintiydi. lkbahar manzaras karsnda bylenmi gibiydim. Bu hatra yllardan beri silinmemiti hafzamdan. Deirmenin hemen nnden kar sularnn coturduu derenin akt su deirmeni, yeilin her tonunda aa kmelerinin arasnda ok irindi. Hemen nnde bir ark ve bunun stnden bir kk tahta kpr karya geiriyordu. Toprak daml deirmenin arkasnda ykselen kocaman su oluu ok dikkat ekiciydi. ki kanatl byk deirmen kapsnn nnden gemi, kenarlarn brtlen ve otlarn sarm olduu, deirmenin iinden ve alttan gelen su ile dolu arkn stnden karya geerken hayli heyecanlanm, suya dmekten korkarken, Ylmaz aabey el uzatp, beni teye geirmiti. Biraz da telerde, st ve kavak aalaryla dolu dere kenarlarnda dolam, sonra kye dnmtk…
Hayimda her yer tertemiz, dzen muntazamd. Babam, komumuzun olu Ahmet ve arkabamz Ylmaz abim birlikte kalyorlard. Kaldklar oda hayli geni, kaloriferli ve yatmak iin ift yatakl, iki katl ranzalar vard. Buradaki dzeni bir okul veya askeri pansiyona benzetmitim. Yataklardan bo olan benim iindi. Onlar sabah erken kalkp, kahvaltdan sonra yol inaat ilerine giderken, ben birazdan istasyona yrr, oradan trenle okula giderdim. Akam olunca babamlar iten gelip, banyo ve yemekten sonra biraz sohbetten sonra yatarlard. Ben ge vakitlere kadar Almanca renmee alr, ksk sesli televizyon izlerdim.
Bulunduumuz byk dairede oda daha vard. Bunlarda hemehrilerimiz barnrlard. Onlar beni bir gazetenin Almanya basksnda kan bir haberden tr gyaben tanrken, ben onlarla yeni tanyordum. Gazeteyi Gppingen ehrinde bir arkadandan alan amcam, onu buraya getirmi, sonra bana gndermilerdi. Oraya geli sebebim malumdu. Yksek tahsil. Bana kalrsa Spor Akademisini bitirip, hemen yurda dnmek istiyordum. Lakin o an hi hesapta olmayan, bin bir trl engeller bekliyormu beni. Zira, bu okullar sadece dz Lise mezunlarna ak, oysa ben bir ticaret lisesi mezunu olarak, sadece iktisat-iletme eitimi veren okullara girebilirdim. Bu dahi etrefil bir denklik snavn geme artna balyd. Snav dili Almanca olacandan, ncelikle bu dili yeterli dzeyde renmek artt. Bunun iin bu lkeye gelmeden bir ay nce, kaydmn yapld Tbingen ehrinde bulunan, palal (aylk 560 Mark) bir Dil Enstitsne devam ediyordum.
Tbingen, Almanya'nn belli bal niversite ehirlerinden biriydi. Tarihi kent, Tp ve Hukuk faklteleriyle nlyd. Bu ehirde genler ounlukta, akamlar son derece canl olur, diskolar, barlar, kumarhaneler dolup, taard. Orta adan beri ayakta olan eski kalesi, rmak, kpr ve kiliseleri vard. Pazar yerinin etrafn evrelemi, cephe yzeyleri renkli alegorik resimler, freskler ve taraalarnda heykeller olan tarihi konak ve kltr evleri yabanclarn ilgi odayd. Bu evler barok ve rokoko mimari tarznn oradaki rnekleriydi. Meyilli zemin parke tayla deliydi. Buluma yerlerinden biri olan kilise merdivenlerinde daima oturanlar bulunurdu. Kimisi oturup, dilimli, kzartlm patetesten mamul,oturmu pomes yer, kimi sigara, kimi bira ierek, laflarken, kimi iftler, etrafa hi aldrmadan, leb lebe dalm, akn has bahelerinde gezinirlerdi…

Metzingenden buraya gelmek iin yirmi be km'lik bir tren yolculuu gerekiyordu. Aylk biletle gidip, geliyordum, nk bu daha avantajlyd. Ders k Fransz, Macar, Rus, Yunan, Polonyal, Amerikal ve svireli okul arkadalarmzla birlikte uradmz bir yer vard; Zinzer Caffe. Buras byk marketlerden birinin teras katnda bulunuyordu. Yemek ve iki imek mmknd.
Yine Gene bir gn okul sonras, arkadam smail ile uradmzda, orada yaayan Trk genleriyle karlam, hemen ahbap olmutuk. kisi erkek, drd kz olan genler, candan ve neeliydiler. Onlarla konuarak Almancay ilerletmek istiyorduk. Ama onlar da bizimle Trkeyi ilerletmek iin konumak istiyordu. Tamam, konuulacakt, fakat ne ve hangi konularda? Siyaset, hamaset, mantalite ve Darvin’in evrim teorisi revataki sohbet konularyd. Kimileri spiritel konular yeliyor, ruh arma, medyumluk, cin, peri ve nuska meseleleri alyordu. En son olarak da herkesin ne yapt, meslek ve merep bakmndan formasyonu ele alnyordu. Ben evli olduum iin, gzel de olsalar, Trk kzlaryla ar yarenliklere girmiyor, ama dil Okulunda ki yabanc hatunlardan tanmadm kalmamt. Macar, Fransz, Yunanl, Rus. Evet bir Rus kz vard. Burada mlteci sfatnda bulunuyordu Emilia. Komnist bir topluluktan gelmesine karn (onlar ok serbest sanrdm) son derece muhafazakar bir giyim tarz vard. Okula erkek kardeiyle geliyordu.Rusya ve bilhassa da komnist sistemi hakknda malumat edinmek istiyordum. Bu konuda orada bym biri olarak bana ilk elden bilgi verecek en iyi kii, olduunu dnyordum. Birlikte kmak iin hayli dil dkmek gerekmiti. Macar asll Anuka, uzunca boylu, kumral ak mavi gzl ve eti budu yerinde bir hatundu. Einden ayrlm olmasyla bana en cazip geleniydi…
Her zaman olduu gibi, yine halim selim arkadam smail ile Zinzer Cafe'ye uramtk. O nden girmi, ben az sonra geliyordum. Siyah pardesm omuzlarmda ieri rzgarla girdiimde, ilk etapta etraf tarayp, smailin hangi masada olduuna bakyordum. erisi kalabalk, henz tandk kimse grnmyordu. Ama kar masada toplanm Roker gurubunun keskin baklar zerime dikilmiti. Bunu kayda almay brak, bana taklmalarn umuyor, kasten dikkat ekici davranyordum. Nitekim ilerlemi ve orta direin solunda bir masada srt dnk oturan smail’i grmtm. Az sonra gelen garsona smarladmz neskafelerden birer yudum almtk ki, her nereden ktysa, Bursal Orhan gelmiti yanmza. Tanal birka gn olmutu. ok nktedan, frlama bir tipti. Akla hayale gelmeyen fetbazlklar yapar, ar perdesi yumurta zarndan ince olduu halde, meramndan renk vermezdi. Kadnlara kar bu denli pikin baka birine rastlamamtm. Hi lisan bilmedii halde, Alman kzlaryla konumaa can atyordu. Turist statsnde bulunduundan, tek amac bir bir kar bularak nikah yapp, buraya kapak atmakt. Tanmak iin yapamyaca aklabanlk yoktu. Ama dil bilmeyince, btn tanmalar ksa sreli oluyordu. Nitekim birka ay sonra bir Trk kzyla resmen evlenip, kiilik deitirecekti. nceleri solcuymu, ama arkadalarnn ou lkcyd. Sivasl Zeki tantrmt bizi. Daha selamlama fasl bitmeden, yanna sokulan telal biri:
-unlara bak ya abi. Bana, ”ya armay, ya kafay vereceksin”, diyorlar. Diye yaknyordu.
Ama Orhan onu tersleyerek;
- Lan olum git bamdan ya. urada durmu iki laf edecez, limon skyorsun her eye. Rokoluk yapma sende yleyse. Bak bann aresine koum, haydi yrr!.. Diyordu.
Kulanda kpeleri, stndeki Roker montunun gsnde arma, rozet ve madalyon koleksiyonu bulunan kumral, elimsiz gen onun hemerisiymi meer. Orhandan yz bulamaynca, yanmzdan umutsuzca ayrl yordu. Meseleyi merak edip, sorduumda, o mhimsemeyerek:
- Hi ya, u arka taraftaki Yugo Rokolaryla ii varm. Srtnda ki onlarn gurubu temsil eden Kartal armasn elinden almak ve istiyorlarm. Alay snob, sprnt bunlarn. Bo ver, bize ne bunlardan, diyordu.
- Hmm. Kim bu ocuk nereli peki?
-Aslen Bursalym, burada doup, byme ve ad Ercan.
- Onu arsana hele, bakalm vaziyet neymi, bir de ondan dinleyelim.
Az sonra Orhan kalkp, Ercanla geri gelmiti.
- Demek ban dertte, o tiplerin seninle zorlar neymi, bir hatan m olmutu?
-Hi ya abi, bi hatam olmad. Ama onlar varken baka bir gruba dahil olmay hata olarak sayyorlar. Bu durumda ya dayak yemek, ya da teslim olarak, srtmdaki bu armay verme seeneim varm. kta da adamalar var ve beni izliyorlar. Tek bama onlarla kapam mmkn deil. Neden sordun ki?
- Hi, belki yardm ederiz demitim, ama biz Roko deiliz ne are ki.
- Abi bunun iin Roker olmanz gerekmez. Onlar da bize kar sivil arkadalarn getiriyorlar. Bunlarn ou Yugo. Bana da bilhassa Trk olduum halde, Almanlarla takldm iin gcklar.
- Sizin gruptan kimse yok mu peki burada. Bir Alman arkada daha var, ite orada. Ama bunlara baksana en azndan on kiiler. Hi ansmz yok karlarnda.
- erde bu ie karamayz, kusura bakma. Ama darda, uygun bir yerde olsa hadi neyse.
- Yani darda olsa yardm eder miydiydiniz bize?
- Olabilir, hatta kendi adma, evet.
Ben tamam deyince herkes dnden hazrd. Durum derhal kar tarafa iletildi. Toplu d teklif ediliyordu kendilerine. Derken, dar kmak iin merdivene ynelindi. Hemen her trl ticari mal ve metann arz edildii byk marketin iinden geen merdivende karlatmz Ordulu Ersin, kuyruk acs olmalyd ki, Boris adl o Srp Roko Reisine iyi bir ders vermemi rica ediyordu. Ona bu konuda sz vermeden " Bunu onun davranlar bilir " demekle yetinmitim. D kapnn nne inilmi, az sonra Boris ve sekiz kiilik ekibi de gelmilerdi. Ben Roko Borise hitaben:
-Wo? Wird hier gekampft? "Nerede? D burada m olacak?" Diye dorudan sorunca afallam:
- Nein, hier ist viel Polizei. "Hayr burada polis ok" diyordu.
- Wo dann? " O halde nerede?"
- Im Park. "Parkta"
- Na, dann kommt! " Haydi, gelin yleyse"…
Derken kark bir halde parka doru yrmee balamatk. Taraflar yolda az yokluyor, Borisin ty siklet kardei Ercann iri kym, lakin biraz hantal yapl Alman arkadayla teke tek dmek istiyordu. Alman da buna hazr olduunu sylyordu. Tren garnn karsnda, bir yanndan Neckar rma geen, ehrin gbeindeki byk parka girilmit. Etraf fundalkla evrili, ii imenlik bir yer dv iin uygundu. evre gezinenlerle doluydu. Dler, etraflar sarlm bir ringdeymiesine kar karya henz gemilerdi ki, Alman dalar dalmaz Yugoyu altna alyordu. Bizim taraf “Tamam, bravo, vur artk!” diye baryordu. Lakin Alman tek yumruk bile vurmaktan aciz, gc rakibi yerde tutmaa ancak yetiyordu. Oysa bu bir gre deildi. Rakibe yumruk, tekme ne gelirse vurmalyd. Bu frsat rakibine geerse ona acmayaca belliydi. elimsiz yapsyla Yugo gencin bu de kalkmas bir cesaretti. Bir de galip gelirse zafer olacakt. Yugo bunun hrs ve bilinciyle davranyordu. Almann onu yerde tutmaktan baka bir halt edecei yoktu. Nitekim Yugoya ben, Almana Boris mdahele ederek, dn ayakta devamn salyorduk. Bu hal iki kez byle olmutu. ncsnde Yugonun yumruu rastgeliyordu. Burnundan kan aktn farkeden Alman, can havliyle rakibe sarlp, onu tekrar yere ykmt. nk ondan ancak byle korunabiliyordu. Aksi halde Yugo, kelebek gibi oynayp, ar gibi sokuyordu. Kavga gene gree dnyordu ama bu yasakt. lk mdahele eden Boris olmu, Alman belinden tutar tutmaz kenara frlatrken, ben de onun kardeini yznden yakalam, parmaklarmla skarak, hem tavr koymu, hem de Alman' brakmasn salamtm. Bu sarda sinirler gerilmi, iki grup birbirine saldrmak zereydi ki, birden aklma yeni bir fikir geliyordu. Ayakkablarm kenarda karp, imenliin ortasna geerek okolara hitaben;
- Ich will gegen euch alle kaempfen, seid ihr bereit? “Hepinize kar yalnz deceim, haydin, var msnz? “
Kar tarafn bunu hi beklemedeini biliyordum. Nitekim app, ne yapacaklarn armlard. Biri hayret ve endieyle bana;
- Yoksa silah m var sende? Diye soruyordu.
- Hayr, yok!
Grmeleri iin de belimi ak brakacak ekilde gmleimi kaldryordum. Sonra da, silahsz olduu halde, bu kadar rahat davranan birinin muhakkak olmas gerektii eyi soruyorlard:

- Yoksa sen Karateka msn?”
- Hayr, sadece buna gveniyorum.
yleyse bu durumda biz de Katalido’yu (Onlarn karate hocas bir talyan) armalyz
-O her kim ve nerede ise, hemen arn, nk Treni karmak istemem. Diyordum.
Bu durumda sessiz kalan kar taraf, yenilgiyi kabul ettiklerini gsteriyordu. Onlar cevapsz dalrlarken, ben de ayakkablarm giymi, kitaplarm tutan smail’i bakyordum. O esnada Ercan yanma yaklap, az ilerde duran Borisi gstererek:
- Abi, u Boro seninle teke tek dmek istediini sylyor. Demez mi?
Bunu duyunca gayet agresif bir ekilde derhal yanna varp;
-Du willst mit mir kmpfen? Also komm Lan! " Benimle dvmek istiyorsun yle mi? Hadi lan, davran yle ise!“ Der demez ellerim deri montunun yakasn kavrayp, sa ayam annda ba hizasna kalkm ve tam gznn stnde duruvermiti.
Boris panik iinde ve can havliyle:
-Nein, neiiiin! “Hayr, hayr!”
Diyor, kesinlikle dv istemediini belirtiyordu. Kim dediyse yanl anlatm veya onun dayak yemisini salamak iin kastl demiti. Bylece bu ii kapanyordu artk. Bu sonu esasen dndm gibi bitmiti.Gayem onlar dvmek deil korkutmak ve birazda reklam yapmakt. Yava yava herkes dalrken bu durum onurlarn yaralam olmalyd ki, son anda rakip grdkleri bizim gruptan bazlarna seslenirken, nce beni kast ederek :
- Sen hari, nk seninle bir sorunumuz yok. Sizleri gelecek hafta sonu rvan iin Mssingen Zoo Bara bekliyoruz!
Diye sesleniyorlard. Lakin bizim taraf buna kesinlikle onay vermiyordu.
Nitekim Ersin:
- Yo, yooo! O gelmezse biz de yokuz! Diyordu.
Bu olaydan sonra ok gememi, bu havalide tannr olmutuk.. Her haftasonu bir yerlerden davetler geliyor, en azndan drt araba bir araya gelinip, evre kasabalar veya uzak ehirlere kadar gezmee gidiyorduk. Metzingende bir tekstil firmasnda alan Makal Sleyman ile Tbingende oturan, Zinzer Cafede tantmz Sivasl Zeki vastasyla tanm, ara sra buluuyor ve diskolara falan gidiyorduk. Bazen Zekinin minibse doluup, evredeki ormanlarda spor yapyorduk. Benden kendilerine dv retmemi istiyorlard.
Bisikletle idman iin ska gittiim, orman iinde gzel bir yer vard. Oraya gider, tek bama saatlerce idman yapardm. Bir gn gene oradaydm. Temiz orman havasnda, engebeler arasndan hzla koarak kontrol refleksleri alyordum.Bu arada kimi kmelerden atlyor, kimi aalara arpmadan kvrlarak yanndan geiyor, kimisine de uar tekme atyordum. O gn yaadm bir eyi kamera olsa da keke filme ekebilseydim. nanlr gibi deildi. nk iki elimle kavrayamadm genilikte bir aac hedef alm, hzla koup, zplayarak zerine doru uan tekme yapmtm. Beklediim normal oluum, aaca arpnca bir an onu sarsarak, esnetip, sonra geri, mmknse yine ayak st dmekti. Fakat bu defa byle olmam, koca aac birbuuk merde yurakdan bierek, te tarafa dmtm. Bu olacak i deil, ama olmutu. Aa gvdesini incelemee balamtm.Aa hi re benzemiyor veya rmenin bylesini ben ilk gryordum. Gvde beyaz ve gayet salam grnyordu. Krlan yerdeki kmalar elle bile zor krlyordu. Elbette bacaklarm gayet gl ve tekmelerim ok etkiliydi, ama bu kadar da fazlayd yani.. Neticede bunun deiik bir rme tr olduunu anlamtm. Tamamen kurumam gvde ve dallarnda yapraklar olabilen bir rk aaca sadece burada rastlamtm. Hem bu tek aaca zg bir ey deildi. Koarken yaptm denemelerle daha bir ok aacn byle olduunu grm, sadece in filmlerinde, grdke gpta ettiim zevkler yaamtm. Ormann iinden geen kk padikata koan baz Almanlar bir an duraklayp, az telerinde kol-bacak kalnlnda dallar eliyle havada kran birini hayretler iinde izliyor, gzlerine inanamyorlard. Bazs gelip, denemek istedikleri halde buna ya cesaret edemiyor veya vursa da kramyor, szlayan ellerini ovuturuyorlard. Onlarn hallerini grnce aryor,”Acaba ok glendim de ben mi fark etmiyorum?”. Diyordum…
Okul arkadalarmzdan svireli Frank adl onbeinde, gayet sevecen, salarn geriye tarayan, mavi gzl bir ocuk vard. Babas ok zenginmi. Sanrm saat fabrikas vard. Sporcu tarafmdan tr olacak, bana tutkundu. okulda Ursula Andres tipli, bir retmenimiz vard. Mslmanlarn neden domuz eti yemediklerini soruyordu. Biz her ne kadar, gereke iin: “Dinen yasak” diyorsak da, retmen bundan tatmin olmuyor, dinsel yasa sama bir neden olarak telakki edip, aklna estike yineliyordu. Birden Frank ayaa kalkarak;
-Domuz etini ben de yemiyorum. Biliyor musunuz neden? Diyince, retmen hayret ve merakla;
-Ya? Nedenmi peki?
-nk domuz iren bir hayvan. Devaml pislikte yaamay sever ve hatta bazan kendi pisliini dahi yedii olur. Bunu gzmle grdm ve ondan beri hi domuz eti yemem.
Hoca bu aklamaya dk bozularak:
- Fakat btn domuzlarn ayn eyi yaptn iddia edemezsin yine de.
- Olabilir, ama bu gene de onlarn temiz olduunu gstermez.
Frankn bu aklamas sze gerek brakmam, biz de bu soruya muhatap olmaktan kurtulmutuk. Pratik Almancay ay iinde renmi, iki ay sonra diploma alarak Enstitden mezun olmutum. Bu belge ile yabanc bir niversitede snav muafiyeti kazanmak mmkn olsa da, gerek Almancay ok daha sonralar ancak renecektim…




ZANNGEN
Dil enstitsnden baar belgesi alarak ktktan sonra arkadam smail ile Konstans’a gitmi, orada niversite bnyesindeki hazrlk kursu snav iin kayt yaptrmtk. Snava bir ay vard. Kursa girebilirsek, bir buuk yl sren renim sonra “Lise denklik” snavna hazr hale gelecektik.
Bu arada, Trkiye’den annem ve henz drt yanda olan kardeim irin de geleceklerdi. Onun iin Dettingen nahiyesinde bir ev tutmu, onlara uu bileti grdermitik. Lakin buras babamn i yerine biraz uzakt. Babam bir naat Firmasnda alyordu. Zainingen adl bir kye asfalt yapyorlard. Buradaki iin uzun srmesi sz konusuydu. Babam, firmann orada kiralad bir evi kullanmakt. Bunu patrona syleyince hemen kabul etmiti. Daha nce fransz iilerin barnd bu ev epeydir zaten botu. ki ay sonra oraya tanmtk. Buras aile iin ok iyi, ama benim iin merkezi yerlere sapa dmesi nedeniyle pek uygun deildi. Buradan, demir yolu gemeyip, kitlesel ulam taksi ve posta otobsleri ile snrlyd.
Almanya Alpleri’nin bat platolar zerinde kurulmu olan Zainingen, statde iki bin nfuslu bir kyd. Ama tarihsel bakmdan Roma devrine uzanan kadim gemii vard. Sosyo-kltrel bakmdan Alplerin bu blmnde bulunan ok kyden ilerideydi. Hafta sonlar kapal spor salonunda disko akamlar dzenlenir, btn evre ky ve kasabalardan gelen genler tanr, birlikte elenilirdi. Bu gecelere, tek yabanc meneli kii olarak katlmam dikkat eker, taklmak isteyenler knca elenceli olurdu. Halkn devam ettii dier faaliyetler arasnda atclk, mzik dernekleri ve spor kulpleri vard. Mzik dernei kilise ats altnda ki genlik faaliyetleri arasndayd.
Zainingenin tam orta yerinde trl ss aalaryla, tarihi yaplarla evrili bir park ve iinde haar kuular oynaan, kk bir krater gl vard. ki katl, drt odal, kileri, mutfa ve banyosu bulanan yeni evimiz buraya elli metre uzakta, ana caddenin hemen kenarndayd. Krater glnn benim iin dikkate ayan dier sakinleri turuncu ile krmz aras renkli, kk balklaryd. Buraya tandmzda mevsim kara kt. lk zamanlar evden pek kmaz, knca Urach, Metzingen, Reutlingen ve Tbingen’e giderdim. ounluk evde alr, her gn Mary’nin Gasthauzuna urardm. Burada genellikle tek oturur, sigara, kahve veya bir bardak bira iip, kardm. Zainingenliler bana yaklamak istemiyor, bilakis, bu tavrla dlyorlard. Bu gidile, deil Almancay gelitirmem, rendiklerimi bile unutacak gibiydim. Buradan birileri ile diyaloga gemem gerekiyordu. Yabancya alk olmadklarndan m nedir, diyaloga yol aar diye, selam dahi vermiyorlard bana.. Dorusu, ben de srnak biri deil, bilakis, ilk ata kardan bekleyenlerdendim. Bu gelmeyince kzyor, hepsine gceniyordum. Bana, “Guten Tag” diyerek, daima selam veren bir gen vard. Onu “ Tomy”, diye aryorlard. Bu skc gidii mutlaka deitirmem gerekiyordu. Ama nasl? Geri, her halkarda geerli olabilecek baka bir yntem daha biliyordum, ama mevsimin k olmas uygulama frsat vermiyordu.
aresizlik iinde bocalyor, bazen bunalp, pasif, mlayim davranla bu i olmuyor, o halde kavga metodunu denemeli, diyordum. nk kanmca, l iyi ayarlanmak kaydyla, kavga da baarl olmak, yeni dostluklara zemin olabilirdi. Sulu duruma dmeden, bu ii kotarmalydm. Derken bir gn karar verip, evden kmtm. Bamda, terei gzlerime inen bir kasket, Marynin gasthausuna girerken, nceleri yaptm gibi sakince deil, grltyle ieri dalm, ellerim belimde, klhani admlarla salonda ilerliyordum. Bundan rahatsz baklar ki, (bunu yapan tek kii, rus gmeni bir babann olu, sarn gen sonra en iyi arkadam olacakt) hi umursamadan bir masaya oturup, yksek sesle bira smarlam, ayak ayak stnde sigaram tttrp, dudamda alays bir tebessm, yava admlarla tekrar dar ynelmitim. On erkek, be bayandan oluan Zainingenlilerin tolerans ls pes dedirtmiti bana…
Bu durumda iki ay sonra eriecek bahar bekleyecektim. Genellikle hafta sonlar kyden kar, Reutlingen evresine giderdim. Arabam henz yok, belediye otobsleriyle gider, dnte arkadalar arabayla getirirlerdi. Bir gn, Metzingen Trk ileri Lokalinde Makal Sleyman’laydk. O birka seans jokey oynam, ben seyretmitim. Sonra birlikte km, yeil Mantasyla Reutlingen’e gidecektik. Arabann cam sileceinin altna bir kat ilitirilmiti. Bunu okuduktan sonra bana uzatmt. Katta; “Cumartesi gn Tbingen’de Franszlarla byk dv var, mutlaka gelin. Sivasl Zeki” yazyordu.
O sralar, Trk – Fransz ilikileri, ASALA sabotaj ve suikastlarndan tr gergindi. Ama bizimkilerin Franszlarla ii neydi? Bunu sonra renecektik. Tbingen’de,Almanya’y Ruslara kar koruyan ve hem de kontrolde tutan ttifak glerinden Fransa’nn bir tugay bulunuyordu. Onlara ait bir silah deneme ve talim sahas da Zainingen yaknlarndayd. Hafta sonlar serbest kalan Fransz askerleri, evre diskolar doldurur, kalabalk olduklar iin kafalarna gre taklrlard. te byle bir srada, Karsl zcan’la takmlar. Dediine gre; bir Fansz manitasna aslm, niza kp, stne kalabalk yrynce bak ekerek zor kurtulmu. zleyen hafta sonu akam, Kamarat dediim, Sleyman beni alm ve Tbingen’de bulumutuk tekilerle.

Tarihi Katolik kilisesinin nnde toplanmtk. Hemen aada bulunan “Disko London”dan taramaya balayp, btn diskolar dolaacak, nerede Fransz askerine rastlarsak ykacaktk. ki grup halinde ve toplam on iki kiiydik. Gruptan drt kii lokale girip, ya hemen orada kavgaya balyor veya duruma gre, onlar dar kmaya davet ediyorlard. Ben daha ok darda karlyordum Franszlar.. erde ekal belirlenme rizikosu vard. Neticede polis ie karabileceine gre, zaten aylk oturum alyordum, aksi bir durumda bu tehlikeye girebilirdi. Hava kapal, ama scakt. Sleyman benimleydi. tekiler diskoya dalm, az sonra kaplardan Franszlar boanyordu. Yamurdan kaarken doluya tutulacaklarn bilemezlerdi. Diskodan kanlarn sa trana bakp, asker trallar ksa bir yoklamadan sonra ykyorduk. Saldrya maruz kalanlar nce yeri boyluyor, sonra drt el zerinde kayorlard. Bir ara, bittiler galiba diyerek, polis gelmeden diskonun nnden ayrlp, kilisenin oraya km, her an arazi olmak zere hazr, tekilerin gelmesini bekliyorduk. Almanlar olayn mahiyetini anlam olacaklard ki, karan yoktu. Ama az sonra polis sireni duyulmu, sonra polisler grlmt. Bize doru gelen yoktu. kinci katta bulunan diskonun nlerinde saa sola baknyorlard. Dikkat ettiimizde, sokak lambalarnn lo nda dayak yemi bir Fransz askerinin polise rehberlik ettiini gryorduk. Biraz sonra polis oradan ayrlm, biz de yakna gelmitik. Derken bizimkiler dar km hep birlikte arabalara komutuk. Hedef bu kez baka diskolard. Bylece o akam btn diskolar dolap, Franszlara kabuslar yaatyorduk. Baz yerlerde ok kalabalk olan Franszlara “Darda arkadalarnz talyanlar dvyor”, diyerek, dar karyordu bizim ncler. O akamki olaylarn bilanosu: 25 Fransz askeri hastanelik…
Devresi gn bir otobs dolusu Fransz askerinin etrafta dolaarak, bizi aramak istemesi bir gvde gsterisinden ibaretti. Birka gn sonra gittiim Reutlingen’de bir diskoda tank olduum hadise midemi bulandrmt. Olay bir Franszla diskonun sahibi Alman arasndayd. Fransz askerin Alman mekan sahibinin ar hakaretler ieren tavrlar karsndaki psrkl sabrm tarm, lakin yine de karmamtm. Kalabaln ortasnda Fransz’a azna geleni sylyor, ama karsndaki boyun bkp, puslu gzlerle etrafa baknyordu. Sarn, orta boylu, geni omuzlu mekan sahibi, gbeine kadar ak dmeli, gsndeki altn madalyonu, parmandaki kaln yzkleri, gsterili saati ve pala byklaryla tipik bir Alman pezevengiydi. Vaziyete bakp, karsndakinin milletini semek iin yaklamtm. Kulland kimi szler ve ksa salarndan onun bir Fransz olduunu anlamtm. Byle psrk olmam olsa, ona yardm etmek niyetindeydim. O gn ayrlm, ama mekancnn tutumunu kayda almtm. Baka bir gn oraya drt arkadala gelmitik. Mekancy merak ediyordum. Disko gene kalabalkt. Btn masalar lebalep doluydu. Yer alr midiyle, kalaba dans pistine gemitik. Fakat anszn mzik kesilmiti. nce bir arza oldu sanm, fakat etrafa gz gezdirince, onun dik baklarn grp, kasti olduunu anlamtm. Diskjokeyin yannda durmu, bize bakyordu. Dans edenler pisti terk etmee balamlard. Orada istenmeyen olduumuzu anlayp, kmaa meyletmitik. Arkadalar dar km, ben henz ierde idim. Tam Fransz’n durduu noktaya gelmitim ki, adamn bu kez bana doru geldiini grmtm. O henz azn amadan;
-Ne oldu, neden biz piste geince mzik kesildi? Diye sormutum.
fkemi gizliyor, olaan ekilde konuarak, ylan delikten karmak istiyordum. Btn gzler zerimizde, var sesiyle konuuyor ve bana, yanl yaptmz, nce bir masaya oturup ieceklerimizi syledikten sonra piste gemek gerektiini ihtar ediyordu. Henz noktay koymadan ve hi beklemedii ekilde, nce ejder tslamasyla;
-Byle barlmasndan hi holanmam! Derken, hemen sa elim burnunu yakalayp, skarak bkyor ve brakyordum.
Alman kabadaysnn hali grlmee deerdi. Gzlerinden ate fkryor, ama azndan kelime kamyordu.
Olay noktalamak iin;
- Tekrar geldiimizde, sakn byle bir ey olmasn!
Diye tembihleyip, emin admlarla dar yneliyordum. O da yavaa arkamdan geliyordu. Ben ilerde, harekete hazr arabaya bininceye kadar verandada durmu, kindar baklar beni izlemiti…
LK SINAV
Konstanz’da hazrlk kursunun snav gn gelmi, smail ile buluup, trenle oraya gitmitik. leden nce yaplan iki snava girmi, len yemei iin Menza’ya gemitik. Buras rencilere nispeten ucuz yemek veren okul kantini idi. Yemekten sonra lavaboya gitmitim. Dndmde, bir de ne greyim; bizim Krtler burada da kyordu karma. Ellerinde bir takm dergiler, bara ara masalar dolayor, propaganda yaparak bunlar satyorlard. Masaya geldiimde smail’in nnde o dergilerden bir tane olduunu grmtm. Sureti haktan grnmei yeleyerek, alm olmalyd. O srada beni izliyor olmalydlar ki, iki kii yaklap, ayn basma kalp propaganda szlerini tekrarlarken; “ Trk faizmi altnda ezilen Krt halkna zgrlk, Krdistann kurtuluu ve sosyalist cumhuriyet iin yardm edin.” Dedikten sonra, beni kast ederek;
-Siz almyor musunuz?
- Hayr, gerekmez.
Dedikten sonra onlara itirazla, Trkiye’den yeni gelen biri olarak, dediklerine kesinlikle katlmadm, bir ok Krt asll tandk ve arkadalarm olduunu ne sryor, ayrmclk yapldna dair iddialar ret ediyordum. Bu tavrmn hi holarna gitmeyip, bilakis, beni kindar nazarlarla szerek ktklarn grm, ama hi kayda almamtm. Fakat snav sonucu geldiinde bunu ilk renen smail beni telefonla arayarak, getiini sylemi, ou yantlar benden bakt iin de; “Ben kazandma gre sen yzde yz kazanmsndr” diyordu. Aksi sz konusu olsa, her halde kendisi de kazanm olamaz, kansndayd. Fakat bana gelen sonu belgesi olumsuz ve snavda baarl olamadm bildiriliyordu. Her eye ramen midimi krmayp, gelecek snava, alt ay sonrasna hazrlanmaa balyordum.
Bu arada bahar eriip, kalkan kar yerini yeil rtye terk etmiti. Zainingenliler ile tanmak iin artk yeni planm uygulayabilirdim. Bunun iin evde yaptm bir takm hareketlerle iyice sndktan sonra gln kysna gitmitim. Bulunduum yer Rathaus’un nndeki genlerce grlyordu. Burada bir gsteri yaparak onlarn dikkatlerini zerime ekecektim. Bunun iin nne bitiik vaziyette durduum akasya aacn aadan yukar, soldan saa ayaklarmla pergelliyor, oturma bankna spagat kuruyordum. Yanlmamtm. Herkes bana doru bakarken, kiminin ayn eyleri denemeye kalkp, ama baaramadklarn gryordum. Nitekim ok srmeden, yzlerinde hayretli tebessmler, bir biri ardndan bana doru yneliyorlard. O gn beni ilk defa gryor gibiydiler. Yanma her gelen nce bir:
-Guten Tag!
Diyor ve baka sorulara geiliyordu.
lk gelen Thomas olmu, onu dierleri Robert, Dieter, Thomas, Dicker, Roland vs. izlemilerdi. Bu yaptklarmn ne olduuna ek olarak, kendilerine de retir miyim, diye soruyorlard. Onlar olumlu yantlyor ve ok srmeden hocalar olarak, Alplerin yeil ayrlarnda pratik derslere balyorduk.
O gn Gasthausda ki tahrik giriimimden rahatszlk belirtisi gsteren gen de bunlarn arasnda ve ad Robert oland. Bu havalideki herkes, yerel lehe, Schwabisch’e konutuu halde, onlar benimle yksek Almanca konumaya gayret ederek, bu dili daha abuk kavramama yardmc olmak istiyorlard. Bu arada hem beni bir Amerikalya benzetilerinden, hem de asl ismimi sylerken zorluk ektikleri bahanesiyle, bana “David” demek konusunda izin istemiler, kabul etmitim. Bundan sonra her zaman beraber oluyor, kydeki her trl sosyo-kltrel etkinliklere onlardan biriymiesine katlabiliyordum.
Diyaloglarmdan biri de hi kukusuz Tomy’nin gzel teyzesi posta memuresi bayan Bchle ile oland. Kk ky Posta hanesinde tek bana alyordu. Mektup atmak iin uramam bir iki saati buluyordu. Benimle yksek Almanca konutuu iin, birlikte sohbet etmekten holanyor ok istifade ediyordum. Yakut gzleri, kaln kvrml dudaklar minyon tipiyle ho bir bayand. eri bir bakas geldiinde ben hemen telefon kulbesine geiyor, gidince, dar kyordum. Posta bu bayan iki ocuk annesiydi ve bana,“Sen bana yllar nce rastlamalydn” diyordu. Haklyd. Fakat Fransz ailenin cvl cvl ela gzl tombul yzl kz Mriel ayn dncede deildi. David son derece ilgisini ekmi, yana bana bakmadan onunla aktala kalkyordu. Lakin onbe ya henz kk saylrd. O nedenle, ok gemeden on yedinci ya gnnde genleri yutkunduran Hengenli Elke ile tanyorduk. Tay gibi kvrak bedeni, ak mavi gzleri, uzun altn sars salaryla tipik bir Alman gzeliydi Elke. Bu srada Trkiye’de artan atmalar esnasnda arkadan vurulup, lmden dnen kardeim hsan da yanmza gelmiti. i ailesi olma yan getii iin, ilticac stats iin mracaat etmitik. O gelmeden Metzingen araba pazarndan bir ikinci el 1802 BMW satn almtk. Bununla yazn tatile gitmeyi kuruyorduk. Ama henz ehliyetim yoktu. Kursa balayal 15 gn olmu, arabay ok kez ehliyetsiz kullanyordum. Benim gibi, arabas olan, ama henz src kursuna kaytl genlerle, bilhassa akamlar geziye kar, otobanda yar ederdik. lk heves, hani mthi araba kullanyorduk ya. te byle bir akam Hengen’e hafta sonu diskosuna uramtm. Bundan bir ka gn nce otostopta aldm Hanelore adl minyon tipli kz, baka bir arkadayla otururlarken, henz ieri girmi, masalarn arasndan geerken, beni tanyp, grltl disko atmosferinde bana seslenerek masalarna buyur etmiti. Sonra da ya gnn kutlayan Elke ile tantrmt. Hane’ bira, Elke wiski-cola iiyordu. Tanma ve ya gnnn ansna olarak kadeh tokutururken, devasa disko hoparlrlerden yanklanan youn mziin etkisi szlerden daha ziyade gzlerle sohbeti dayatyordu. Derken sklp hep birlikte dans iin piste gemitik. Ard ardna konan hit dans plaklar genliin kann ateliyordu. Derken birden slow mzik balam, dans edenler birer e bulmu, sadece bo ve tek biz kalmtk. Durur muyduk? En azndan evreye uyum salamak adna burun buruna deecek kadar yaklamtk Elke ile. Sonra bunu frsat bilip, deminki gz sohbetinden kalan aklar da kapatyorduk. Saat tam on ikide kz evine brakmtm. Tabii ki devresi akam gene grmek zere. Yarn ki bulumamz onay srecak olan bir arkadaln balangc olacakt…
Snav iin Konstanz’a ikinci defa gitmi, ne are ki sonucu deitirememitim. Yaadm bu iki akametten sonra Bayburtlu bir hemerim, Makine Mhendisi Orhan ile nce onun diplomasn almak iin kuzeydeki Bremen ehrine gitmi, dnte nehirleriyle nl Mainz’a, benim kayt ii iin uramtk. Orhanla Metzingen de oturduum srada tanmtm. i haymlarna vergi iadesi kart doldurmak ve sair iler iin gidiyor, evrede bir ok tand vard. Okuduu okul ile hi ilgisi olmayan bir i yapmas, esasen o zamana kadar asl meslei ile alakal bir ii olmadndand. Orhanla Mnsingen kasabasna bir Trk Kltr Oca amtk. O bakanl ben sekreterlii stlenmitik. Tantmz gnlerden beri hemen her hafta sonu beni alr ve akamlar birlikte kardk. Ondan baka iki kk kardei daha vard. Osman ve Halil. Urach kasabasnda kendi evlerinde oturuyorlard. Babas altml yllardan beri burada bira fabrikasnda alyordu. Trkiye’den geldiim ilk gnlerde bizim Hayma uradnda kardelerinin Urach’daki baka vatandalarla yaptklar kavgadan bahsetmiti. Krt yaar ve avanesi ile trl nedenlerden tr aralarnda ska niza kyormu. Kendisine, Almanya’da yksek tahsil yapm giriken bir lkc ve evre sahibi olduu iin ekemediklerini, mmknse sindirmee altklarn, bu yzden aralarnda ska srtmeler ktn, ama kardeleri ve dier amca oullar ile onlara kar stn geldiklerini anlatyordu…
Orhan yine bir hafta sonu bize gelmiti. Henz kapdan girite sa avurdunda bir ikinlik gzden kamyordu. Diim aryor, demiti aklamak iin. Fakat az sonra eski Ford’uyla yola koyulduumuzda bunun gerek nedenini aklyordu. Meer bu bir kavgann eseriymi. Mnsinge’ne gidiyorduk. Orada nce bir ka Haym ve dernee urayp, vergi iadesi kartlar iin sipari veya demeleri alp, sonra kafamza gre dolaacaktk. Dediine gre olay Urach’da Yunanl Yani’nin lokalinde vuku bulmuu. Krt yaar ve adamlar Futbol takmlarnn baarsn kutlarken, onlara yakn duran Bandrmal Murat ve Adapazarl Kemal hi yoktan kendisine satap, biri ayrma bahanesi ile tutarken, dieri ona yumruk atmt. Bu duruma fena halde ierliyor, onurunun rencide ediliini dettirmek iin onlar kurunlayacan sylyordu. Ben ahsen bir yumruktan tr adam ldrmenin arlk olacan dnyordum. Eit koullarda, yumrua yumruk, silaha silahla kar koymak gerektii kansndaydm. Bunun aksini yapmay gllk deil, aksine acizlik sayyordum. Bu durumda kacak bir vurumadan biri lp, gen yata kara topraa, biri yllar boyu drt duvar arkasna gideceklerdi. Bu mlahazam ona da atktan sonra;
-Takma kafana Orhan Reis, bir aresi bulunur elbet. Bir yumruk att diye adam ldrlmez. Deil mi?
-Yo, vallahi temizleyeceim o pezevenkleri. O kadar adamn iinde bana bunu yapmann ne demek olduunu gstereceim.
-Yani cidden vuracak msn?
-Kesinlikle. Gururum inendi yav. Birilerine ho grnmek iin bunu yaptlar. Benim onlarla bir alp veremediim yoktu.
-Bak Reis, ben olsam yle yapmaz, baka trl davranrdm. Ama sen, fkem ancak byle tatmin olur diyorsan, o baka. Bu arada unutma ki, bu i sadece sizlerin arasnda olup bitmez, ie polis, kanun karr ve dahas, aileleriniz arasna kan girer.
-Olsun, nereden ince ise oradan krlsn.
Orhan kzgn ve her eyi gze alacak gibiydi. Bu ite kullanmak iin silah da vard. Fakat daha sonra bu ii halletmenin en iyi ynteminin izah edince kafasna daha iyi yatm ve ilk frsatta uygulama karar almtk. Olayda ad geen Mustafa’nn haar ve kavgac biri olduunu, hatta bakla adam yaralad biliniyordu. Bu ekilde, hi ikaz edilmeden devam edecek olursa sonu ktye varacakt. Nitekim onu evinden karken karlam, ancak nceden beni tand iin ilerde arabada bekleyen Orhan’n yanna getirmitim. Sonra onu da alp, ehir dnda bir ormana gitmitik. Burada teke tek dveceklerdi. Fakat Ali ister istemez dvten ekiniyor, bir hatas olduysa bundan zr diliyordu. Bu zre dileyie orada fit olmayan Orhan, nerimle olayn getii lokalde olur, diyordu. Bun iin onu ehir giriinde indirmi, biz ad geen lokale gitmitik. Biraz sonra o gelmi ve oradakilerin huzurunda, hatasndan tr af dileyince bu mesele bitmiti. Ayn eyi tekinin yapmas kendine bildirilmi ama o bundan kesinlikle yz evirmiti. Anlalan, onun anlad dil farklyd. Derken bir akam evinin nndeki araba parkn gz altnda tutacamz bir noktada arabada, o gelinceye kadar beklemi, gelince ben inerek bu ii gereince halletmitim. Ben yaan yamurla slanan asfaltta yava admlarla ilerlerken, o arabasndan iniyordu. Yanl adam olmasn diye, geerken arabann plakasna dikkat etmitim. Evet o olmalyd. Arkamdan, elinde bond antas, grand tuvalet kurumla geliyordu. Aramzda bir adm kala, birden nnde durmu, sonra anszn geri dnmtm. Bundan sora ortalk karm, elindeki anta ve cebindeki gzlk havaya umu, elleri yznde bas bas “Polis, imdat!” diye baryordu. Son darbe srta inen bir dirsek ve ka inen tekme olup, bu arada asfalt boylamt. Hemen sonra ben hzla az tede hazr bekleyen arabaya, o ise biraz daha tede bulunan karakola komutuk. O gnden sonra birbirimizi aylar sonra grm ve tabii ki hi tanmamtk. Tannan, yerli yersiz kavgalar brakan Mustafa’nn efendi bir insan oluuydu. Bu olanlardan tr kimi evreler beni Orhan’n fedaisi sanmaya balamt. Bu durumu bir akam gene ayn lokale Adanal, dil okulundan arkadam Turgayla gittiimizde aka grmtk. eri girdiimizde lokal hayli kalabalkt. Geni bir gnye gibi kvrlyordu. Uzun taraf ieriye doru devam ediyordu. lerdeki kapl blmde genelde kumar oynanyordu. Orhan ve amca olu girite, sa tarafta yer alan byk, yuvarlak masada oturuyorlard. Onlardan baka tan kimse yoktu. Selam verip oturmutuk. Lakin yzleri pek glmyordu. Tutumlarnda biraz tuhaflk vard. Ne olduunu sorduumda Orhan geitirmek isterken, amcasnn olu Adnan, Krt yaarn olunun masalarnda bardak krdn sylyordu. Konumas, itii biralarn tesiriyle esriyen kafasn ifa ediyordu. Konutuka kzp, kendi kendine isim vermeden kfrediyordu. Orhan buna kzarak, biraz nce o yaparken susmuken, imdi neden byle yaptn soruyordu. Derken bir anda yan taraftan tepkiler gelmee, grltler ykselmee balyordu. Btn masalar dolu ve ortada gezinenler vard. Orhan bize, hadi kalm, derken ayaa kalmtk ki, ilerden biri, “Haayyt!” diye bir nara atarak,” Kimmi o lan fedai?” diyor ve oturduu sandalyeyi havaya kaldrp hzla yere vurduktan sonra kopan yuvarlak, grgen bir bacan eline alyordu. Bu, ortadan daha uzun boylu, gen ve yapl bir adamd. O srada kast edilen fedainin benden bakas olmad belliydi. Elinde sopa bana doru tehlikeli bir ekilde yaklayordu. Aramzda kimse yoktu. Onunla birlikte ayaa kalkm olanlar arkada durmu bakyorlard. Gelenin sopay bana kafadan indireceini sanyorlard. Onun ilk dnd bu olmalyd. Fakat karsnda hi tnmadan, soukkanl bir ekilde durduumu grnce ilk hz birden kesilmi, saldrmas benim sinirlerime balyd. ayet son ana kadar bu durumu korur, elimi ayam oynatmaz, gzm krpmazsam vurmaya kalkamayacan biliyordum. Hem kalksa bile naslsa vuramayacakt. nk naslsa beni vurmak istedii yerde bulamayacak, az beride bir noktada olacaktm. Annda karlk vereceim de tabiiydi. Tahminimde yanlmamtm. Adam nme kadar gelmi ve sopay aa indirdikten sonra arkasn dnerek haddini bildirmek istedii fedaiyi baka yerde aryor gibi yapyordu. Sonra kapnn aznda kfreden Adnan’ dar karacak birini aryor ve bunun iin:
-Onu dar karacak biri var.
Derken, elini kolumdan tutarak beni buluyordu. Ben ise bu hale biraz kzyor ve onun kolunu kendime has bir ekilde bileinden kavrayarak, ilk niyetinden caymakta ne kadar isabetli davranm olduunu tasdik etmi oluyordum. Nitekim o anda daha samimi oluyor, ve kadife gibi bir sesle bana hitaben;
-Yav garda, ltfen unu dar gtr, bunu ancak sen yaparsn, diyordu.
-Tamam, zaten biz de kyorduk.
     Derken, Adnan da artk velvele yapmay kesip, bizimle dar kyordu. Denklik snavna hazrlanmak iin Mainz ehrinde bulunan Studien kolejine kaydolmak istiyordum. i ailesinden adaylara burada bir imtiyaz da vard. Burada bir buuk yl sren hazrlk kursundan sonra asl snava girecektim. Fakat nedense bana “Senin Almancan ok iyi, ferdi alp Externer (Dardan) olarak snava hazrlanabilirsin. Hi Almanca bilmeyenler daha ok.” Diyorlard bir sebep gibi. Oysa kursa alnmayan birinin bu snav kazanabilmesi imkanszd. Bu peinen yaplan bir hakszlkt. Fakat ne yapabilirdim ki, elin okuluydu buras nihayet ve kim istenirse o alnrd. Nasl etmeli diye seslice dnrken, bu kursun hocalarnca Halk yksek okulunda (Volkshochschule) verilen akam kurslarna cretli olarak kaydolabileceim sylenmiti. Gidip adresi bulmu ve kayt yaptrarak ayrlmtk Mainz’dan. Birka gn sonra gelmi ve ehrin yakn varolarndan Weingarten’de Rusya gmeni bir ailenin evinde blmleri farkl arkada kirac olarak yerlemitik. Biri Torullu boksr Kksal, dieri ise Bayburtlu, spora ilgisiz bir arkadat. Bende araba vard ya, akamlar kursa birlikte gidiyorduk. Bo zamanlarmzda ehre gider, Trk derneklerine urardk. Aradan ay gemi, nihayet snavlar balamt. Alemin bir buuk ylda bile zor yapabileceini, biz ayda baarmalydk. Bu ne mmknd. Fark ar ve baarmak ok gt. Buna ramen kazanmama ramak kalmt. Bilhassa glk ektiim Matematik ve Almanca dersleriydi. Kazanamayacam bildiim halde snava itirak sebebim, regler kursa ge de olsa kabulm zaruri gstermek iindi. Fakat adamlar beni bu kursa almamay bir kere kafaya takm olmalyd. Ya gene paral kursa gidecektim, veya bu snav deneyimi ve artk elimde olan kitaplarla daha sk alp, bu snav mutlaka gemeliydim. Ben ikinci seenekte, kendi kendime hazrlanmaya karar vermitim.
Fakat daha nce yirmi gnlk bir tatil iin Trkiye’ye gidecektim. Son anda annem gil de benimle gelmek istemi, 1 Eyll 1980 gn yola kmtk. Kk kardeim irin ile annem arka koltukta, babam benim yanmda oturuyordu. Sabah erken Zainingen’den hareket etmi ve devresi gn saat iki sularnda uzun Yugoslavya gzergahnn son ehri Ni’e yirmi km kala bir benzin istasyonunda durmutuk. Burada hem motorun yan deitirecek, hem de benzin alacaktk. nce benzin pompasnn nnde durmutum. Doldurma hizmetine bakan Yugo benim izlediimi fark etmemi olacakt ki, sayac hemen sfrlamt. Babam bu nedenle uyarp, ka dinar vermesi gerektiini sylemitim. Fakat pompac normal miktardan yz dinar fazla para istiyor, babam itiraz edince, ona yumruk gsteriyordu. Bunu grnce hemen arabadan dar frlayp, Yugo’ya Almanca:
-Yal adama deil, erkeksen bana yumruk at "Du arschloch!"
Diyerek stne yryordum. Bu arada olaya mdahale eden baka birine durumu izah edince bana hak veriyordu. Ama o sinirle ya deitirmeyi unutup yola devam ediyorduk. Lakin otobanda biraz ilerledikten sonra motor yatak saryordu. Arkadan gelen bir taksi ofr bizi Nite bir tamirhaneye kadar ekiyor ve bu olay bize hem bin mark, hem de bir gne mal oluyordu. Bundan sonra memlekete salimen gelmi ve Eylln on ikisinde askeri ihtilali yaam, yirmisinde ortanca kardeim Kurtuluu da birlikte alarak, geri dnmtk.
Nitekim be ay sren ciddi bir hazrlktan sonra snav iin tekrar gelmitim. Derken ilk snav, Almanca’ya girmi ve on zerinden 13 almtm. Ama bunun sebebi ok iyi gramer ve ok geni kelime hazinem olmasndan ziyade, yakamda ki sava sporlarna dair rozetin, snav yapan bay retmenlerin dikkatlerini ekip, bununla ilgili konumam istemeleri idi. Sadece konumam, ayn zamanda fiilen gstermitim de. kinci ve nc derkler Matematik ve Sosyal bilgiler olup, bunlardan sekiz almtm. Geriye Ticaret dersleri kalyordu. Sosyal bilgileri geen snavda bile gemi, Ticaretten bir not eksik 4 alm, 5 alsam onu da geecektim. imdi, alt ay sren almam karsnda en mhim sorular batan sona ezbere bildiim iin bu artk hi sorun olmayacakt. Bu snavn btn hayatmda oynad nemli rol nedeniyle, bundan sonrasn daha detayl olarak anlatmak istiyorum. Snavn yaplaca gn kalkp, okulun parkna vardmda len mesaisi balamak zereydi. Binaya giri klar giderek younlayordu. Arabay park edip, giri kapsna doru yrrken, taraftan ykselen merdiven sonunda durmu, geleni geeni izleyen bir adam ekmiti dikkatimi. Uzun ince boyu, prsk cildi, kumral sa ve alk yz ile bu adam, az sonra gireceim snavn, kurstan tandm hocasndan bakas deildi. O da beni hemen tanm ve hatta ismimle hitaben:
- O, oo Herr zgr, Sie sehen Heute gut aus. Hoffentlich hr Kopf auch so? ( Bakyorum da bu gn yakkl grnyorsunuz. Umarm kafanz da yledir?) Diyordu.
Halen srtan adamn bu kinayeli, imal szleri beni artyordu. Bir an duraksam, sonra ona cevaben:
- Herr Lehrer, wenn Sie damit die Prfung meinen, Sie knnen sicher sein, dass ich diesmal die bestehen werde! (retmen Bey, bu szlerinizle snav kast ediyorsanz, bu defa kazanacama emin ola bilirsiniz.)
- So, wir werden das sehen! yle mi, greceiz bakalm.
- !
Adamn tavr beni sarmyor, bu tutumuna bir anlam veremiyordum. Sanki bana bir husumeti vard. Oysa, onun ders verdii paral kursa katlmamaktan baka, ona kar en ufak bir hatam olmadna emindim. Bu durumda onu ciddi bir ekilde uyarmalydm. Ancak bunun ters tepki dourup, ii daha da zora sokaca dncesiyle yapmyor, iimden “nallah yanl yapmaz” diye geiriyordum. Sonra bam ne eip, ana kapdan ieri giriyordum. Ancak yllar sonra, Alman dili ve milletini daha iyi tandktan sonra buna piman olacaktm. nk “Ona, ayan denk al ve sakn ola aklndan bir yanllk gemeye” demi olsam, bunun, gururuna dokunacan sanrken, olas en kt sonutan yola kyordum. Meer onlarn gurur anlaylar ok daha farkl ve hatta dejenereymi. Zira gerek gurur sahibi bir adam, benzeri bir yaralanmay gze almadan bir bakasnn onurunu incitmee kalkamazd. Biraz sonra ben koridorda beklerken, ayn adam, elinde kk bir tabakla yaklayordu. Taban iinde ters dnm katlardan birini alp, hazrlk snfna geebileceimi sylyordu. Bu katlarda snav sorular bulunuyordu. Gelii gzel ektiim katlardan birini alm, hazrlk snfna girmitim. Burada bir bayan retmen ve sralarda hazrlk iin alan renciler vard. Bo bir masaya oturduktan sonra soru kadna bakmtm. soru var ve bunlarn ikisi tam biliyordum. nc soruyu tam anlayamamtm. Geld wertschpfung’un anlam zerinde kararszdm. Para deerinin dmesi mi, yoksa ykselmesi mi, arasnda karar veremiyordum. Ama zaten btn sorular tam bilmek zorunda deildim. Bildiklerinden alacam puan kazanmama ziyadesiyle yetecekti. Fakat adamn tutumundan kukulandm iin, bunlar kada yazmamn daha iyi olacan dnyordum. Kat ihtiyac retmen tarafndan karlanyordu. Aldm iki dosya kadna yarm saat iinde bunlar yazm ve sram gelince snav salonuna gemitim. Burada ondan baka iki retmen daha vard. kisi bir masada yan yana oturmu arada bir alak sesle konuurlarken, o n taraftaki tek kiilik masada ve beni izliyordu. kiye katlanm katlar elimde olduu halde kara tahtann nnde durmu, nce d ticarete ilikin bir tablo izmem gerekmiti. Sonra bunda iaret ederek sorular yantlam ve iim bitince, yazl sayfalar retmenin masasna brakp, sonucu beklemek zere koridora kmtm. Biraz sonra dar gelen hocaya yaklaarak:
- Was habe ich fr noten bekommen Herr Lehrer? “Ka aldm sayn hoca?” Demitim

- Ach, was, das ist lcherlich, denn Sie haben alles auswndig gelernt! Aman bu gln, nk hepsini ezberlemisiniz! Diyordu.
Adamn sylediine bir anlam verememi:
- Herr Lehrer, lassen Sie das, und sagen Sie bitte meine Noten? Brakn imdi bunlar da, ltfen notumu syleyin!Demitim.
Verdii cevap inanlmazd;
-ki.
Adamn cevab bir anda adeta bam dndrp, gzlerimi karartmt. Dediinin ne anlama geldiini kavramakta zorlanyordum. Kendi kitaplarnda geen ticaret kuram ve kaidelerini deitirmeyip, yerine kendi uydurduklarm koymam m gerekiyordu, anlamyordum. Byle samalk olamazd. Bu kez hi beklemedii bir tepkiyle iki yakasn kavradm gibi yukar kaldrp, sarsarak hzla arkadaki duvara dayadktan sonra, ben ldrm gibi bir fkeyle:
-Ka aldm, ka aldm? Diyince, o panikleyerek:
-Brakn yakam, ldrdnz m, snav ynetmeni olarak yalnz ben miydim? Diyordu.
Daha fazla dikkat ekmemek iin onu imdilik brakp, hemen ieri dalmtm. erdekiler akn baklaryla ne olduunu sorarlarken, ben snav sonucunu soruyordum. Onlarsa tekinin bunu sylemi olacandan bahsederek, hemen dar kmam istiyorlard.
-Bu adam bir yandan hepsini ezberlemi olduumdan bahsederken, dier yandansa sadece iki aldm sylyor. Bu, snav kaybettin, demekse, kabul etmeme imkan yok. nk bunun iin bana; sorulan sorular bilemediniz, denilmeli! Diyor, sonra da sorulara ilikin yazdm iki sayfa dolusu kad gstererek;
- Bunlara hi bakmadnz galiba, ltfen bir kez okuyun, yanl eyler yazlysa, ancak o zaman bu sonucu kabul ederim.
- Bu yazl deil, szl snavdr, ltfen dar kn imdi.
Bu adamlar szden anlamyordu., belki mdr gerei grp, hi deilse yeni bir snav hakk verilir, umuduyla bir de onunla grmek istemitim. Ama btn abam nafileydi. Nuh diyor, peygamber demiyorlard. Azmla ku tutsam nemi yoktu. Muhatap benim gibi biri olunca, ne mantk kural, ne hukuk dinliyor, keyfleri nasl isterse yle yapyorlard. Tanr bilirdi, oysa ki, bu hakszl sineye ekemez, amacma ulamadan geriye dnemezdim. Bana bu ekilde hakszlk etmek, dorudan hayatmla oynamak olaca iin, adama bunu tekrar sormak istiyordum. Daha nce arabamla gtrdm iin evini biliyordum. Akam saatlerinden balayarak, saat oralarda yolunu bekledim lakin evine gelmiyordu. Koca ehirde onu bulmam mmkn deildi. Nihayet, “ansn varm adi herif” diyor, Mainz’dan ayrlmak zere gaza basyordum. Tali yollardan geip, nihayet otobana girmitim. Az sonra takometre 180’e dayanm, teyp bir Emel Sayn kaseti alarken, sesi sonuna kadar amtm. Srada ok severek dinlediim ark vard:
”Rzgar”
Bir deli rzgar esti
Beni senden ayrd
Kollarnn yerini
imdi ayrlk ald...



TEHLKEL ZAMANLAR
Namert rakipler karsnda snav deil, sanki sava kaybetmi, isyan iindeydi btn duygularm. Bundan sonrasn dnemiyor, daldm dnce girdaplarndan gelecee gtrecek bir yol aryor ama bulamyordum. Son hzla girdiim otobanda ne kadar gittim bilmiyorum, fakat her naslsa kardan gelmee balayan aralar yanmdan geerken korna alp, selektr yapyorlar, ama ben bunlarn ne demek olduunu bile fark etmiyordum. Nitekim ayam gazdan ektiimde n cam gr engelleyecek kadar kirlenmi, kaza yapmam an meselesiydi. Meer bu kesimde otoban tamir edilmekte olup, trafik biraz ilerden, gittiim gzergaha kaydrlmt. Birka km sonra yol normal halini alyordu. Nihayet bir dinlenme yeri grnce durup, biraz moladan sonra kendimi toparlayarak, tekrar yola koyulmutum. Eve vardmda gece yarsn oktan gemiti. Sabah durumu akladmda babamn yzndeki ifade tahmin ettiim gibiydi. nk bu snavlara girmeye balayal zeka ve kabiliyetlerime olan inanc o denli azalmt ki, artk basit bir src ehliyet snavn dahi kazana bileceimden kukusu vard. Buna ramen, yazl ve pratik snav yanlsz geip, ehliyeti aldm rendii an, yznde beliren o hayret ifadesi beni lmcl yaralamt. Almanlarda kusur ve kast olabileceine hi ihtimal vermiyor, btn noksanlklar bende aryordu. Sanki buraya gelmi ve anszn zekaca gerilemitim...
Bir bakma onu anlyordum, ama bilmedii ok eyler vard. Onun Almanlarla olan balca ilikisi, bir bedel karlnda satt emeinden ibaretti. i ailelerinin ocuklarna o kursa katlma konusunda tannan imtiyaza riayet edecek olsalar, resmen renci statsne geeceim iin, o andan itibaren ve btn renciliim boyunca “BAFG” (Devlet Bursu) alacaktm. Burada kanunsuzluk yaptklar yetmezmi gibi, paral kursa ramen, kazandm snav dahi inkar ederek, ailem ve sair evrem karsnda onurumun krlmasna sebep olmulard. Bu durumda rzgar ekmi, frtna bieceklerdi. nk sandklar gibi, her eye raz olup, aresizlik iinde geldiim yere geri dnmeyecektim. Ta ki kendimi onlara ispat edinceye kadar. Madem saygdan anlamyorlard, o halde anladklar dili konuacaktm. Biliyordum, bu tavrm ne ailem ne de baka kimse anlayla karlamayacakt… Ama bu benim ahsi onur savamd. Bu sava kazanmak iin hazrdm. Btn beceri ve yetilerimi kullanacak, her eye ramen beni sevip, gvenenler iin, bir yolunu bulup, mutlaka ispat edecektim yetilerimi…
Oturma izin srem az kalm, bitince snr d edilecektim. Oysa, kendimi ispat edebilmemin birincil koulu, burada kalabilmemdi. Meru yoldan bu imkanm yoktu. Bir yol vard; Elke ile resmen evlenmek, ama bunun iin Trkiye’de yolumu bekleyen, ocukluk akmdan, eimden ayrlmam gerekecekti. Oysa bunu ona sormam bile imkanszd. Dnnce, bu lkede oturma izini gerektirmeyen tek yerin hapishane olduunu gryordum. Ama oraya gnll girmek de mmkn deildi. Dahas, her ekilde hak edilmeliydi oraya girmek. Aksi halde, girilse bile klamazd.
Hapishanelere nelerden tr girmenin revata olduunu sineme filmlerinden biliyordum. Bana uygun olan yapacak, bu devleti terrize edecek ekilde davranp, kumarhanelerden balayarak, banka dahil, her trl baskn iini yapacaktm. Bankalar sadece gndzleri ak olaca iin atma rizikosu var ve ilgisiz, bu bakmdan masum insan kan dkme ihtimalim vard. Tek korktuum, masum ocuk ve kadnlara zarar vermekti. Kumarhaneler nispeten uygundu. nk buralara taklan kiilerin dar atlacak paras vard. Kumarbazlar, bu kez para deil, hayatlarn kurtarmay ans sayabilirlerdi. Bunun iin silah, maske ve araba yeterliydi. On be yamdan beri ateli silah tamyordum. imdi ama, korkutmak iin bir silah gerekiyordu. Bunu nereden temin etmeli, diye bakarken, aklma talyal Rafael geliyordu. Onu ararken Kksal’a rastlyordum. Silah lazm dediimde, ne yapacam sormu, sylemitim. Beraberim diyordu. Nitekim bu iler ve kumarla yaayan talyan bulmutuk, ama silah onda deildi. Bir baka talyan’dan dn alacakt. Ama adam bulamyordu. Bu arada aklma Bursal Yksel gelmiti. Onda 7.65 kalibrelik bir Mavzer tabanca vard. Yksel, tamam, diyor ama kendisi de birlikte olmak kaydyla. Tekstil fabrikasnda alyor, kumar oynuyor ve adrenalin ykselten heyecanl ilere baylyordu. “Tamam, bu akam bir yeri basyoruz yleyse, var msn?” Dediimde. Arabay kullanma iini stleniyordu. Hem biraz elenmek, hem de onu denemek iin szde hedef, Reutlingen’de Yunanl Kosta’nn kumarhanesine yneliyorduk. Burada o dahi bakara oynuyordu. O arabada beklerken, ben silah alp, bir yan disko olan kumarhaneye girmitim. erde mdavimler yine bakara yapyorlard. Taburede bir neskafe iip, hemen dar km ve ilerde beklemekte olan arabaya komutum. Acele arabaya atlayarak; “ Tamam gazla” demitim.
Bundan sonra olanlar karsnda glmekten katlyordum. Bizim maceraperest, mthi gangster ofr Yksel, btn yeil-mavi klar polis sanp, ar heyecandan direksiyona zor hakim oluyordu. Durduk yerde kaza yapmaktan ka kez kl pay kurtulmutuk.. Dur artk, akayd bu, diyorsam da iitmiyordu. Sonuta ehir knda ormanlk bir sapakta durabilmiti. aka yaptma hi bozulmayan Yksel; “Nasl, iyi araba kullanyorum, deil mi?” Diye vnerek, tasdik bekliyor, cevaben: “ Vallahi mthisin be Bursal” diyordum….
Bundan sonra kah drtl kah ikili olarak etraf dolayor, basacak kumarhane aryorduk. Bir hafta sonra tek olarak bastm yerin sahibi bir talyan’d.Yabanc olduumu anlaynca yalvarp, para vermeden kurtulmay bilmiti. Zaten maksat para deil, vukuat yaparak, polisi peime takmakt. Baka bir gn yalnz balayp, ama Kamarat’la bitirdiimiz baskn ok komik olmu, bunu elenmek iin anlattm iin de yakalanmtm…
Olay yle olmutu.
Kumar ve trl elencenin dnd bu lokale girdiimde, daha ieri adm atmadan “Polis, polis!” diye bartlar gelmee balamt. hbar edildim sanp, yandaki erkekler tuvaletine gemi, elde silah polisi beklemee balamtm. Yanmda bir Almandan aldm 357 Sper Magnum Simit-Wesson ve 12 mermi vard. Gerekirse Polisle atmaya girecektim. Fakat dakikalar geiyor, polis bir trl gelmiyordu. Bunun, ierdekilerin kendi aralarnda ve tesadfen yaptklar bir aka olduunu anlamtm. Aksi zaten mmkn deildi. Zira bu niyetimi bilen tek kii Kamarat ve o bunu yapm olamazd. Bama taktm fantom maskesini aynada incelemi, ieri girecektim. Polis bekleyenlere ok ho bir srpriz olacakt. Karlarna bandit (Haydut) knca ne yapacaklard, bunu ok merak ediyordum. Nitekim elde 38lik, kapy sert bir tekmeyle atmda, karmda kadn, erkek kark otuz-krk kii, hayret dolu gzlerini stme dikmilerdi. Aralarndan biri glmsyordu.
lk emir:
-Eller yukar! Kprdayan yakarm!
Son emir:
- Paralar skln ve takibe kalkmayn, nk acmam, vururum!
Az sonra, kasadaki gen bayann uzatt metal para kutusu koltuumun altnda, yavaa dar ynelirken, aniden dnyor ve hepsine hitaben:
-yi geceler! Diyor, karlk bekliyordum.
Cevap koro halinde geliyordu:
-yi geceler!
Ak duran kap ve btn gzler arkadan izlemede, ikinci kattan zemine indiren merdivene yryor ve bam zeminde kayboluncaya kadar ar ar, sonra sabun gibi kayarak kapya kyordum. Fakat o da nesiydi? Soldan yaklaan bir arabann farlar gzme alyordu. imdi bunu ne yapmal, derken, ne grsem iyi? Yeil Mantal Kamarat nmde duruyordu. Oturup plan yaplsa byle bir dakiklik salanamazd. Hemen atlyor ve sr diyordum. Benim BMW biraz ilerde fundalar arkasnda bekliyordu. Yanna varnca inip, ona binerek pe pee gazlyorduk. Yarndan itibaren polis bir fantom maskeli gaspy her yerde aryordu. Kendi teslim olmam en iyisi olmalyd, ama ieri girdikten sonra pimanlk duymaktan korkuyordum. nk hayatta en berbat ey adamn yapt bir iten piman olmasdr, diye bilirdim. Piman olunacak i yapmaktan Tanr korusundu. Mutlaka polis kendi bulup, ok dikkatli ve nazik bir ekilde yakalamay bilmeliydi. Aksi halde bu ite byk tehlike vard, zira bir ikilem iindeydim.
Yine bu gnlerde, Stuttgart yaknlarnda ve krmz spor Kamaro ile Heilbronn istikametinde ilerliyorduk. Bir noktaya geldiimizde, ierden yeni km olan direksiyondaki Musa ve arkada smail, adeta benizleri solarak:
-te Stammheim... Aman yarabbi, Tanr kimseyi drmesin oraya... Kurtuluncaya kadar ne ektik...

Derken, biraz aada, sada ykselen heybetli yapy iaret ediyorlard. Buras, etraf yksek (alt metre) beton duvarlarla evrili, sekiz katl kocaman bir kompleksti. smail bir ay, Musa elli gn yatm ve ceza tecili ile yeni kmlard. Gayri meru kovaladklarn dnmemek mmkn deildi fakat ne yaptklarn ve bu dikkat eken Amerikan arabasn nasl alabildiklerini bilmiyordum. Metzingen ii cemiyetinde otururken: “Hadi Heilbronn’a gidelim” Demiti Musa.
Onlar Stammheim cezaevi iin byle derken, ben “ Siz ucuz atlatmsnz. Ya, bir de ben girersem, kim bilir ne zaman karm...” Diyordum. Ama
Bu szme pek taklmamlard. nk buraya ne zaman ve ne maksatla geldiimi biliyor, byle bir durumu ihtimal dahilinde bile grmyorlard. nceleri onlara taklr, polis olacam ve ilk i olarak kendilerini yakalayp, terfi edeceimi sylediimde, bir an ciddi sanp, kayglanr, gerei duymadan rahatlamazlard. Heilbronn’a gidi nedenimizi biraz sonra anlayacaktm. Meer bizim hrtapozlar resmen Almanlarn en sayg deer ii, pezevenklie balamlard. erde yat nedenleri de bu yzdenmi. imdi oraya gidi sebepleri de ayak st i alan sermayeleri imi. Bunu daha nce sylemedikleri iin gafil avlanm ve onlarla ayn arabaya binmitim. Fakat bereket versin, tanyan, gren olmam, dnp, gelmitik. Bu ii neden yaptklarn sormama lzum yoktu. nk bu lkede grnt nemli ve nde gelen meslekti pezevenklik. O gibilere geri iyi gzle baklmazd, lakin yzlerine glen ve sayg gsterisi yapan oktu. Parmaklarnda pahal yzkler, boyunlarnda Cartier kolyeler, kollarnda prlantal Roleks saatlerine bir de tantanal araba ekler, byle dolarlard. Bizimkilerde henz eski model bir Kamaro’dan bakas yok ve benzin parasn zor yetitiriyorlard. Ama onlara kalrsa gelecekleri parlakt. nk sermaye artrmna gidecek ve himayelerine daha ok kz alacaklard. Bu gibiler pazarda satlmad iin, bu ie daha nce balam ve, bakalarnn himayesinden kapmak gerekecekti onlar ki, bu da hi tehlikesiz deildi. O nedenle, yanlarnda gz doldurucu, caydrc tipler olsun istiyorlard. Nitekim birlikte almay ima etmi, ama ben anlamazlktan gelmei yelemitim.
Hala kzgn olduum bu devletin somut temsilcisi polisti. Son anda ne yapacam hi belli olmazd. Artk yeterdi yaptklarm. Alacam muhtemel ceza, bu ileri bilen talyan gre 5-7 yl aras hapisti. Ama yakalanma konusu tam bir sorundu. Byle kararszlk iinde beklerken, bir gn talyan ve Kamarat kagelmilerdi. Bana birinden bahsediyor, adamn bir Neonazi kabadays ve birka kumarhanesi olduunu sylyorlard. Fakat bilmedikleri ey, benim bu ileri artk braktmd. Adamn mekan Stuttgart yolu zerinde bir yerdeymi. Bana gstermek iin etrafnda bir tur atp, sonra talyan’ Dettingene brakm, akam Bulumak zere Reutlingen’e gemitik. Vakit geldiinde talyan da alp, szde baskn birlikte yapacaktk. Son anda vazgemenin mmkn olacan biliyordum, nk bunu daha nce de yapmtk. Rafael, ben ve Contra birka kez Stuttgart’a gitmi, herkes silahl, kumarhaneleri dolam, ama hep son anda “Eller yukar” demekten vazgemitik. Klk kyafetimiz hak getire, sanki mafya filmi ekiminden aktrler, o gn “Casino de Paris” levhal bir yere girmitik. Herkeste yakas kalkk, uzun siyah pardsler, ayn renk apkalar. Darda buz gibi bir hava vard. yle bir baknp, snarak dar kacaktk.Ancak ierdeki uzun boylu, muhtemelen Yugo asll ef garson herkesi dar kmaa aryordu. Bize, henz girite ayrca tekrarlam, tamam, diyerek salonunun teki ucuna kadar gidip, sonra geri dnmtk. Garson resmen kanyordu. nk biz karken bile hala “Dar, dar” diye baryordu. Sonra birden durup, stne yrm ve boynundaki kravat yakalayp, son raddesine kadar sktrrken; Du, ich mag es gar nicht gedrengt zu werden, okay? (Sktrlmaktan hi holanmam, tamam m?) Demitim. Adam bir anda neye uradn arp, fazla ileri gitmi olduunu anlamt. Nitekim onu brakp, yavaa merdivenlerden aa iniyordum. Bu arada benden kurtulan adam hemen telefona yneliyordu. Nitekim parka braktmz Manta ile oradan ayrlrken, polis sirenleri de o tarafa doru geliyordu.
Nitekim kararlatrlan saat gelince talyan telefonda aram ve ne yazk ki bulamamtk. Yazk diyorum, nk, ben vazgeiyorum, deyince, onun hi srar etmeyeceinden emindim. Zira ne de olsa ieri girip km ve tecrbeliydi bu hususlarda. Kamarat direksiyon bandayd. Nitekim, “O yok ama biz gene yle bir kolaan edelim” diyordu. Etrafta tur atarak bir noktada durmutuk. Sz konusu lokalin park arabalarla dolu, nnden geen cadde ilekti. Nihayet ben:
- Kamarat, bo ver, ek gidelim artk. Diyordum.
- Ne o, adamla karlamaktan korkuyor musun yoksa? Korkuyorsan syle de bilelim. Diye karlk veriyordu.
Ben ses karmaynca gaza basyor, ama biraz tede gene duruyor ve sitemli bir eda ile tekrar balyordu;
- Sen nasl arkadasn anlamyorum. Yalnzken istediin yeri basyor ama ben yannda olunca ek gidelim diyorsun?
Baktm kurtulu yok, krgn bir ses tonuyla silah ver, diyordum. Ykselle yaptmz gibi bir ey olabilirdi. Sz konusu adam hi tanmyor, biraz da merak ediyordum. Ama, sanki iimde bir ses, "gitme" diyordu. Arabadan inmi ve biraz ilerde ki binaya girerken, d kapy kasten grltyle ap, kapatarak, antrede bekliyordum. Grlt dolaysyla birinin merak edip, gelmesini bekliyordum. Darda bir yn araba olmasna ramen, sanki ierde kimse yokmu gibi sessiz ve gelen giden olmuyordu. Sonunda maskeyi takp, ieri doru yryordum. Lokal kaps ak, btn masalar bo, tezgahn ardndaki barda bir adam ve nnde kadn duruyordu. Arkalar dnk kadnlar beni birden fark edince irkilip, kenara ekilmilerdi. Adam pervasz ve hatta kzarak;
-Was ist?, was willst du? (Ne var, ne istiyorsun? ) Diye kabaca kyordu.
Elinde byk kalibre silah olan birine kar yaplacak hareket deildi bu.
imden, bu adam kafadan tk olmal diyordum.
Nitekim sert bir tonla:
-Hande hoch? Diyordum. (Eller yukar)
- Na und? (E, eh?)
-Sost knalle ich dich gleich ab! (Yoksa patlatyorum seni hemen)
- Ja, schiess doch dann! (Ha, ate et yleyse)

“Eceli gelen it Cami duvarna ier” diye ite bylesine denirdi. Esasen yapmak istemediim bir eye o anda karar vererek; elimde duran silah ona yneltip, horozu ekiyordum. Bu hareketime nce arr gibi olmu, sonra hakir gren bir suratla, yine:
-Schiess doch! (Ate et hadi!)
Ona tahakkm ederek dediimi yaptrmak ve ayet varsa, bu kstahlndan tr onurunu krmak istiyordum. Ama bu adam tam bir kafadan atlaa benziyordu. Szde, silahtan, yaralanmaktan falan korkmuyordu. Bir Almann bu denli cesaret sahibi olacana inanmyor, yaptnn bir blf olduunu dnerek, son demine kadar denemek istiyordum. ayet sonuna kadar dayanmay baarrsa, her eye ramen ekip gidecektim. nk buradan bir ka yz metre tede, daha nce benzer tavrl bir hurdacyla karlamtm. Yanmda Adanal bir arkadam, Hilmi vard. Hafif kazadan tr, arabam iin gerekli baz paralar almak istiyordum. Etraf tel rgyle evrili hurdac deposunda bir ok araba vard. Kapdan arabayla ieri girmitik. Hemen yanda kaps ak tamirhanede birileri olmalyd ve az sonra gelip ne istediimizi sorarlar sanyorduk. Nitekim arabadan inip, hurdalarn yanna doru yryorduk. Elimizde her hangi bir alet olmad gibi, stmzde takm elbise olup, arabalara uzaktan bakyorduk. Nihayet adamn birinin tamirhaneden km, hzla bize doru yrdn ve henz yolda iken:
-Sofort raus! Raus von hier, sonst rufe ich die Polizei an!” (Hemen defolun buradan, terk edin, yoksa polis aracam) diye sesleniyor hemen geri dnyordu.
Biz arp kalmtk. nk yapt tam bir anormallikti. Hemen arkasndan koup, durumu izah ederek, bizi ne sandn soracaktm. Nitekim ak atlye kapsndan girdiimde onu ayakta, bir masann banda ve telefon ahizesi elinde buluyordum.
-Moment mal Freund, was soll das, warum tust du so? Was haben wir denn dir gemacht? Wir mhten bloss mal zu sehen, ob da fr mein Wagen etwas zu kaufen gibt, das ist alles.(Bir dakika arkada, bu ne i, biz sana ne yaptk da byle davranyorsun, sadece benim araba iin yarar bir eyler varsa satn almak iin bakmtk, hepsi bu kadar) Diyordum.
Benim byle makulane konumam karsnda bir an durmu, ama sonra yine azarlayarak;
-Warum hast du die Tr nicht zu gemacht? (Kapy neden rtmedin? ) Diyordu.
Bunun zerine hemen koup, ak duran kapy kapatarak yanna geliyordum. Fakat bu kez de;
- Nein, ich will dir nichts verkaufen, raus hier? (Hayr, sana bir ey satmak istemiyorum, dar k) Diyor, raz olacak, sanrken, birden fikir deitiriyordu. Bunun zerine sabrmn sonunu sarf ederek::
- Aber warum denn, was habe ich dir bloss getan? wieso beleidigst du mich? (Neden, sana ne yaptm ki beni byle tahkir ediyorsun?) Diyordum.
-Raus, sage ich dir! (Sana dar k diyorum!)
Byle derken tekrar ahizeyi eline alm, eilerek telefon numarasn evirmee balamt. Bu barda taran son damlayd. Sinirden deliye dnmtm. Derhal ahize bulunan bileini yakalam, havaya kaldrp, hzla telefonun stne patlatmtm. Sonra sol elimle yakasn kavrayp, onu geri iterken, sa yumruum suratna patlamak zere geri almt. Orta boylu, tknaz, hafif sakall sarn, domuz suratl adamn surat ok komik bir ekilde arplp, yumruun suratna inmesini bekliyordu. Ama vurmaktan son anda vazgeiyordum. nk mekana tecavz diye ikayet edecek olursa zararl kacam dnyor ve onu brakyordum. Bunu frsat bilip, birden yana doru komu ve oradaki bir kapdan ieri girmiti. Hemen ardndan koup, kapy ierden bastrmasna ramen, iterek ayordum.
nmde titreyerek duran adama;
     -Pass auf, jetzt gehe ich, aber wehe dass ich dir auf der Strasse irgendwann und irgendwo begegne, dann zeige ich es dir ganz bestimmt. (imdi gidiyorum, ama sana bir gn darda bir yerde rastlarsam bunun hesabn mutlaka soracam da bil) Diyor ve dar kmaa davranyordum. Ama o;
- Nein, gehe nicht, nehme es dir, was du da willst! (Hayr gitme ve, ne lazmsa al) Diye adeta yalvarmaa balyordu.
- Nein, nein, ich bin nicht bld. Dann wirst du mich wegen raub anzeigen nicht wahr? (Hayr, aptal deilim, nk sonra beni gasp etti diye ikayet edeceksin, deil mi?) Diyerek kmak istiyordum. Fakat o, elimi brakmyor:
- Nein, das werde ich nicht tun, ehrlich. (Hayr, bunu yapmayacam, samimi sylyorum)
-Nein, ich glaube dir nicht, ich gehe nun, aber wir sehen uns wieder. (Hayr sana inanmam, imdi gidiyorum, ama tekrar greceiz)
- Bitte, nimm es dir was du fr dein Auto braucsht. (Ltfen, araban iin ne lazmsa al) Diyince , bu kez;
-Na gut, gib mir dann ein par Werkzeug, Schraubenzier usw. (Pekala, o halde bana alet ver, Tornavida, pense, anahtar falan)
- Habt ihr nicht mal werkzeug? (Bu aletleriniz de mi yoktu?)
- Nein, was hast du denn gedacaht, dass wir Dieb sind, oder? (Hayr, ama sen bizi hrsz sandn, deil mi?)
- Nein, bitte entschuldige. (Hayr, ltfen bala)

Derken geri dnm gereken paralar alp, yeni fiyatlarnn te biri orannda para vererek, ilerde gene iim derse geleceimi, tembih ile ayrlmtm. Aramzda geenlerden hi haberi olmayan Hilmi, durumu izah ettiimde glmekten krlm, onu nasl byle pamuk gibi yapabildiime ok hayret etmiti...

Nitekim tezgahn arkasnda duran, geni omuzlu, uzun boylu, yarm sakall adama hitaben:
-Pekala, imdi e kadar sayacam, sonrasn grrz.
Demi ve ar ar saymaa balamtm. Bir, iki, derken olmu ama adam hala inadn srdryordu. lmee hazr olan biri, bence yaamay hak ederdi. Sadece takibe kalkmamas konusunda ikaz edecektim ki, birden srtn dnp, oradaki kapdan ieri giriyordu. Onu durdurmann tek yolu, arkadan ate etmekti, ama bunu yapamazdm. Ben ne yapacam dnrken, kap tekrar aralanmaa ve aralktan uzunca bir namlu grlmee balamt. Galiba iler hepten karyordu. Elinde 45lik bir tambural nagantla dnyordu. Kafasna nian alm, tetie basmak zereydim ki, namlunun bana kar deil, yukar ynelik olduuna dikkat edip, bu tavrn atma niyetinde olamayna yormutum. Ama hala tetikteydim. ki admda, ilk durduu yerde gelmiti. Ben, bunca toleransmn deerini bilip, daha ileri gitmeyeceini dnrken, o, tavana dorulttuu silah ateliyor, hemen sonra ikinci kurunu suratma doru skyordu. kan sesten, onun hakiki mermi deil, gaz veya kuru sk olduunu anlyor, tetie basmyordum. Ama adam ldrm gibi ikinci fiei suratma doru ateliyordu. Ben bir adm geri ekilirken, onun ne yapmaa altn anlamyordum. Bu kez tezgah dnerek, zerime geliyordu. ki kadn benim solumda, biri sa nmdeydi. O gelirken sadaki kadn aramzda kalyordu. Adamn bu cretine sebep ne derken, hi ate etmediim silahtan kukulu olduunu dnp, onu ikna etmek iin bann zerinden tavana evirdiim namluyu ilk defa ateliyordum. Bu, son ikaz iin ziyadesiyle yetmeliydi. Adamn intihar niyetinde olacan hi dnmediim iin, benim silahn sesinin onu ikna etmeye yeteceini sanyor ve maalesef yanlyordum. Zira btn bunlara ramen, adam hi umulmayan eyi yaparak, aramzdaki kadn siperlenip, yaklaarak sol eliyle yakam kavrarken, ar silahla havaya kalkan sa eli olanca hzyla bama iniyordu. Bam acyla yanmaa balarken cin tepeme kyor ve ayn ekilde karlk vermee davranyordum. Fakat bunda ge kald anlayp, adam ikinci darbeyi indirmek zere iken namluyu ona yneltip, tetie iki kez basarak, geri ekiliyordum. Karmda duran adamn iki kurunla gsnden isabet aldn dndmden, bir anda beni brakp uzaklaacan veya yere yklacan sanyordum. Fakat o bunu yapmyor, beni tutarak birlikte geliyordu. Ne bir yerinde kan, ne de yznde yara aldna dair emare grmyordum. Bu durumda atelediim mermilerden kuku , ona hi tesir etmediini sanarak, tetie iki el daha basyor ve nihayet birlikte d kapsnn nnde duruyorduk. lk defa o srada beni aa doru ekiinden ayakta zor durabildiini ve dolaysyla vurulmu olduunu anlyordum. Sonra yakam elinden ekip, onu itiyordum. O yan duvara yaslanarak kerken, ben kapdan kyor ve arabann bulunduu yere doru kouyordum. Altndan dere geen bir yaya kprsnn tne gelince durup, silah suya atacakken, bam yaral olup, baka silahm olmad iin bundan vazgeiyordum. Zira buna yine ihtiyacm olabilirdi. Kamarat alan arabann iinde, kalkt kalkacak gibi zor bekliyordu. Kapy ap, arabaya bindiimde, bamdan akan kan grm olacak ki, telala soruyordu;
-Bana ne oldu, silah sesleri duydum?
Yanl anlayacan hi dnmeden;
-Adam tabanca ile vurdu. Deyince, panikliyor ve az kalsn hareket eden arabay kar duvara tosluyordu.
- Dikkat et duvara arpacaksn, kurunla deil, herif tabancay kafama indirdi. Diye baryordum.
Bunu duyunca teskin oluyor ve gaza basarak hzla oradan uzaklayorduk. Yolda giderken dnyordum. Geri o bunu hak etti, ama Kamarata da ok kzyordum. nk beni dinlemeyip, srar etmiti. Byle yapmasa bu kesinlikle olmayacakt. Anlalan o da bunu dnyordu ki: “Hep benim yzmden oldu” diyordu. Madem bunu kabul ve idrak ediyor, o halde her durumda zerine deni yapacak diye yorumluyor, bu ak teminat karsnda ben de ona “Madem ki bunu biliyorsun, o halde, ayet yakalanrsak, seni kurtarrm, ama sen de gereken her eyi yaparsn, tamam m” derken, o bunu bayla tasdik ediyordu.
Sonra bana dnerek;
-Peki ne oldu ierde, ne yaptn, vurulan falan oldu mu?
-Her halde. Adam kafama vurunca tabii ki ate etmek zorunda kaldm.
-Ka el?
-Sanrm be el, ama ilki havaya.
-Sence lm mdr?
-Ne bileyim ben. Ama olabilir. ans varsa lmez.
-Tuh be lanet olas kr eytan...
-Neyse, kapatalm bunu. Ne dersin, hadiseyi polis duymu olabilir mi?
-Bilmem ki.
-Ya ilerde yolu kesip, durdururlarsa ne yaparz, nk sadece alt mermim kald?
-Sanmam bu yolda durdurma yaplacan. Ama senin u kafandaki yara ve kanlar olmasa daha iyi olurdu.
-Bu olmasa, zaten adam vurmam olacamdan, yakalanmaktan da korkmazdk her hal.
-Evet.
Bu srada Stuttgart-Mnih otobanna doru hzla yol alyorduk. Yolda, stmde ki kanl giysileri karp, saa yaklaarak pencereden yol kenarna frlatyordum. Bamda kanayan yaraya tuttuum giysileri atnca, kuruyan kanl sam kalp gibi duruyordu. Bir an nce bunu temizleyip, yaray sarmam gerekiyordu. Yaklak bir buuk saat sonra Zainingen’e varyorduk. Arabann plakas alnmadktan sonra burada yakalanma tehlikesi bulunmuyordu. Ama yine de dorudan evin nne gelmeyip, nce ben yrme o tarafa geliyor, sonra slkla Kamarat aryordum. Eve girdiimizde herkes uyuyordu. Ben doruca banyoya girip, bamn icabna bakmtm. Sonra bir merdivenle klan atda silah ve mermileri saklayp aaya, yattm odaya inmitim. Kamarat televizyon izliyordu. Bamda yaptm ilemi grnce hayli armt. nk dardan baknca artk her ey normal grnyordu. nk nce lk suyla bam ykayp, sonra biraz ttn ve toz ekeri kartrarak yarann zerine kapatm ve sa kurutma makinesiyle tmn kurutup, tarayarak o hale getirmitim. Yataa yattmda bam fena aryordu. Gzlerimi yumduumda bu olayn yaanm olamayacan dnyordum. Sabaha kadar sren ar ancak ksa aralklarla uykuya msaade etmi, kalktmda hala bitkindim. Biraz sonra nce Urach’a inmi, orada talyan Rafael’e rastlamtk. Surat allak bullakt. Adamn ldn duymu, hemen talya’ya kaacan sylyordu. Kamarat Metzingende brakp, kye geri dnmtm. Evden henz kmtm ki, Robert ve hsan Mari’nin Gasthaus’un yanndaydlar. Sonra beraber ieri gitmi, bira ierek laflyorduk. Robert daha nce Westernheim olayn duymu, hayretle bundan bahsediyordu.Anlatrken her naslsa benden kukulandn sezinlemi, ama bunu ona aklama gerei duymamtm. Bu son olay da iitmi bana sorma ihtiyac duysa da yapmyor, eer fail ben isem bizzat aklamam bekliyordu. Fakat ben, ancak kendisi sorarsa tasdik etmei dnyordum. Ola ki, failin ben olmadm mit ediyor, aksi olacandan korktuu iin o da bunu soramyordu. Sadece, bunu kim yaptysa muhakkak yakalanacan sylyor, korkarak aklayacam dnyordu. Bense sadece onu tasdik ediyordum. Gn getike mantm yerine geliyor, bu olayn yaandna inanamyordum. Evdeki pazarlk arya hi uymuyordu. Bu kesinlikle bir kabusi rya olmalyd. Vicdanen rahatszlm yoktu. nk gerektiinden fazla fedakar davrandma emindim. Karsndakinin ban ezmek isteyen biri, buna karlk kendi hayatn gzden karm olmalyd. Maktule bazen “Behey adam, intiharna alet edecek beni mi buldun?...” Diye sitem ediyor, kzyordum. kinci kzdm tabii ki Kamarat idi. Zira kendi yapamayaca bir ii, hem de tahrik ederek bir bakasna neren kii alan tekidir. Neden sanki ona; “Bak arkada, ben yapmak istemiyorum. Ama eer sen korkmuyorsan, git yap da, grelim” demedim. Evet, demedim, nk bu geri havalenin onu utandraca biliyordum. Demedim, nk arkadaln kutsiyetine inanarak bymtm. Demedim, nk btn arkadalarm kendim kadar onur sahibi ve o kadar korkusuz sayar, onlar asla deifre edip, kk drmek istemezdim. Diyemezdim, nk bir Trk delikanlsnn eref kodeksinde yer alan yce deerler arasndayd bu tarz ve bundan habersiz olan kiinin asla gerek anlamda bir arkada olamazd. Bu ilke ve bilgiler eer yanlsa ben de yanl yapmtm. Bu dnme tarz doup, bydm topluma ait deil de, benim doama zg ise, o zaman bunu uygulama ve yaamann btn sonularna katlanmak da boynumun borcu olsundu. nk gurur ve ereften bahs edebilmenin asl zemin ve sebebi, var olmann mana ve mahiyeti de zaten bundan bakas deildi benim iin… Bu anlaya sahip olmayan bir milletin byk imparatorluklar kurmu olmas dnlemeyecei gibi, bu gibi anlaylar terk eden nesiller fatih deil, baka milletlere uak olurlard sadece…
Olay yazan gazetelerin dikkat ektii husus, o akam alnd ve muhtemelen olayda kullanld sylenen, biri krmz Opel Kadet, dieri portakal renkli BMW olan iki arabayd. kinci araba tanm benimkiyle uyuuyordu. Ama bu lkede ayn renkte yzlerce, hatta binlerce araba bulunacandan yola karak, hemen bana gelebileceklerini beklemiyordum. Hem gelseler ne kard, baka bir kant olmadktan sonra ki. Nitekim olayn drdnc gnyd polisle ilk karlamamz. Baskn vari bir girile akam eve gelerek, beni ve kardeimi komu kyn karakoluna kadar gtrm, alt saatlik bir sorgulamadan sonra eve brakmlard. Fakat bu ekilde de olsa, polisin benimle karlam olmas baka kuku sebepleri oluturmutu. ncelikle polis dahil, kimseden korkmadmn anlalm olmas, faili mehul tek kiilik olaylarn faili olabileceim kukusunu yaratm olmalyd. Fakat korkacak olsam, bu kez de baka ekilde olumsuzluklar geliebilecekti. “Konu, yoksa biz de Trk polisi gibi davranrz”, dediklerinde “Beni ancak vurabilir, bunun dnda kk parmanzla bile dokunamazsnz” diye meydan okumam olsam, belki dvmee kalkacak ve buna msaade etmeyeceim iin daha kt sonulara yol alm olacakt. O nedenle polisle hi karlamamam gerektiini, aksi halde bu iin zlebileceini batan tahmin ediyordum. Resimlerimi ekmi, bunu uradm yerlerde belli kiilere gstermilerdi. Bu aratrmada onlara en iyi bilgileri verenler kimlerdi, diye sorsam, ounuz tahmin edersiniz. Her halde bir Yunanl, bir talyan, bir Hristiyan olacak deil, bilakis kendi vatandalarmz, hatta arkada ve akrabaya yakn kiilerdi. nk Atalarmz bouna dememi; “ivi iviyi sker” diye. lki akrabadan birinin dostu, otuz yalarnda bir kadn. En nemli ip ucu, grltye yakn sesli mzik ortamnda, anlalmaz sanarak, onun oturmakta olduu masaya yakn bir noktada yaptmz ksa konumay dinlemi olmas ve anlad kadarn polise haber vermesi idi. Dieri ise bu bilgiyle kendisini sktran polise her eyi aklayan bir szde arkadan itiraf. Gerekesi de, olay duyup, devresi akam bana geldiinde, ona ve yannda ki yosmalara doruyu sylemeyiim imi. nk son olay deil, onlara bir nce ki, o elenceli baskn anlatmtm. Ama bu kusur ondan ziyade kendisini gerek bir Trk Patriotu sayan, Tekir yaylasnda bym bir arkadaa aitti. Zira o yanmza gelince ben anlaty kesmitim. O ise, bunu temin ederek bana; “Bu benim bacanak ve bizdendir, gvenebilirsin” demiti. Ancak her eye ramen ilahi adalet yanlgsz tecelli edip, herkes hak ettii ekilde cezalara arplacak ve bu adeta gelecek kuaklara bir ibret vesikas olacakt. Vefasz ve sorumsuzluun cezas, en azndan balayp, lme kadar ykselerek, teker teker yerine gelecekti. yle ki, ilk nemli ip ucunu veren kadn birilerince, fazla srmeden vahice ldrlecek, azn tutmasn bilmeyen bacanak, bir cinayetten ald mebbet hapsi 15 sene ekmekle kalmayp, karsn el alacak, kardei 10 yl birlikte yatacakt. Temin ettii halde bunun gereini yapmayan arkada ise, yapmad bir iten tr yl hapiste kalp, bana ierde rastlayacakt.

Bu bilgilerle bana tekrar gelen polis, ok nazik bir ekilde merkeze davet etmiti. Biz Reutlingene giderken, en nemli delil olan silah bulmak iin arama ekipleri harekete geerek, saat taramadan sonra saakta sakl silah bulup, arkadan gelmilerdi. Bu arada bamdaki yara da bulunmu olduundan, bana;“Tamam, fail bendim, ama hemen hapishaneye gtrmezseniz ifade vermeyeceimi bilesiniz” demekten baka yapacak ey kalmt. nk o geceyi polis nezarethanesinde geirmek istemiyordum.Sz verdikleri halde, tercmansz ifade vermeme ramen, “Tevkif hakimi maalesef yok” diyerek, bunu tutmayp, beni gene de orada geceletmilerdi. te o gece, nezarethanenin karanlnda ellerimi yukar kaldrm ve btn itenliimle yle demitim; Tanrm, biliyorum, ben bunu hak ettim, ama muhakkak gvendiim kiiler, arkadalarm ihbar etmitir beni. u an kim olduklarn bilmiyorum, ama o her kim ise, benden beter edesin...

OCUKLUK YILLARI

Semalarnda kartallarn dolat, zmrt yeili amlarla rtl kara tepeninin eteinde, atlar gnele parldayan kair evleri, kk baheleri ile bizim ky kuruluydu. kiyz adm aadan vilayete gtren kara yolu geiyordu. Onun be yz metre altnda, her iki kenarn trl aalarn talandrd kk deremiz akar, derin gllerinde sazanlar, alabalklar, kirpiler, kurbaalar, su ylanlar ile yengeleri yaard...
Sonbahar yamurlar dereyi coturunca yzdmz su bentleri yklr, bunlar her yaz yeniden kurulurdu. Ekili araziyi sulamak iin yaplan bentler iki taneydi. Amansz yaz scaklarnda yzmek, serinlemek iin onlara ekinler kadar ihtiyac vard biz ocuklarn. Havalide karasal iklimin tipik zellikleri hakimdi. K boyunca yaan beyaz karlar, Austos scanda kar dada grdke yreimiz yanard. Her mevsim drt ay srerdi. Klar dinine kadar souk, yazlar messebine kadar scak geerdi. Bahar, Erice’den (Hdrellez) sonra balard. Yeilin envai tonlarnn sergilendii araziyi, rzgarl, yksek bir tepeden seyrederken, oval kocaman, serin, yeil bir gle benzetirdim. Larvalarndan yeni km kelebeklerin uutuu iekler arasnda dolarken, kendimi dte sanr, bir o yana bir bu yana koardm. Bir an gelir, zmrt yeili sularn rzgarla dalgaland bu inanlmaz gle atlamak isterdim. Yamalardan aa, esen yele kar hzla koarken, arlm tmiyle rzgara brakrdm. O anlar, dnyann ayaklarmn altnda dn hzn artrdn sanr, bir admda metreler boyu yol kat ederdim...
Ky dnda gezinirken, elimde hep bir denekle dolardm. Salam pelit aacndan yapardm deneklerimi. Kurusu bir baka, ya bir baka gl olurdu bunlanlarn. Orman yakn ve meesi bol olduu iin herkesin bir denei olabilirdi. Orman uzak ky ocuklar, rnein kar dan eteinde yaayan Evrenliler, bize gpta ederdi bundan.. Arazide mal otlatrken karlatmzda denek isterlerdi bizden.. Onlar kavak veya st denekleri tar, bunlar hafif ve dayanksz, sert bir darbede krlrlard. Evrenli ocuklarn denek sahibi olmak istemeleri, biz dahil, dier komu ky ocuklaryla yaplan yakn dvler iindi. Bu bakmdan, bizim salam pelit deneklerimiz stratejik bir malzeme saylrd. Kkler hafif ve ince denek tarken, bykler ucu goball (Topuz) uzun ve kaln olanlar tercih ederdi. Pelit veya ard deneklerimizi herkese vermez, sadece tandmz, iyi niyetli ocukalara, bizde pek yaplmayan peynir karlnda verirdik...

Her bahar geliinde, karn kalkmasn mtakip, krlara idem ve nevruz skmek iin giderdik. Yaban orkidelerine benzeyen, turuncu nevruz yapraklar ve beyaz yaprakl zarif idemlerden nce talar rer, sonra bunlar kkleri ile yerdik. idemi yerden skme iinde kullandmz deneklere kazg derdik. Onlar da pelit aacndan yapar, sivriltilmi ularn sertletirmek iin korlu atee sokar, kavururduk. Btn oyuncaklarmz olduu gibi, kn kaymak iin kullandmz kayklar, kzaklar da kendimiz yapardk. Bizim kayk dediklerimize, ehirliler kzak derken, bizde kzak ok daha byk kayklara derler. Onlar daha ziyade at veya kzlerce ekilir, karda ar malzeme tanrken kullanlrd. Kayklarmz, iyi kayd gibi, grkemli de olurdu. En iyi kayklar, kendine zg tipiyle, Yusuf amca yapar, ben onunkilere benzeterdim.
ok iyi bir avcyd Yusuf amca, ama avclarn piri de byk kardei Muhiddin retmen saylrd. Naci onlarn rayd. Omuzlarnda ifte krmalar, kar yanca hemen derdi bu l yola. Diz boyu kar ve, souk dinlemez, dalar dolar, eli bo dnmezlerdi kye. Mutlaka birka tavan sarkard bel armalarndan. Bir kez onlarla birlikte gitmitim ava. Ama bir sr izi nasl tahlil edip, tavann bulundu kmeyi nasl tesbit ettiklerini anlayamazdm. Ya gzleri drbn misali veya burunlar koku almada kurttan keskindi bunlarn.. Ava gittiimde, bilhassa ak dallarda ten kayapalar vururdum. Asl av kuu olan etli hopal ve bldrcnlar olup, benim vurduklarm sayldr...
Mart aynn sonlarnda bir gn, berrak gk yznde alan gnele karatepe’nin eteklerini tutan kar kitleleri eriyince, yamalardan aa kk derecikler yaratarak akyor, kyn iinden geerken neeli rltlar yaratyordu. Kyn tam ortasnda ki, bizim mahallenin ocuklar, ellerde krekler, amurdan bentler yapp, bozarak, sularla oynamaa koardk. Akan sularn zamanla oluturduu bir derecik, kyn orta ksmn blerken, bizim erik bahesinin yannda geerdi. Byle gnlerde hendek boyunca dizilen ocuklar, bent yapmaa giriirlerdi. En houmuza giden, dolup, taan bentlerin, bir biri ardnca yklmalar ve akarken kardklar minyatr sel sesini dinlemekti.
En gvenlikli bent, hendein st tarafna yapland. Krek ve bilek gcne gvenen en aaya bent yapabilirdi. Fakat bazen aksi olur, iimizde en gl ve iri yapl olan Naci, en yukarya kocaman bir bent yapar, bizim bentlerimizi tam yapp, bitirdiimiz srada, onu ykarak, aada yer alan btn bentleri ykmann keyfini yaard.
Yine byle bir oyuna dalmtk ki, birden aklma, krlara idem skmee gitmek gelmiti. Benden iki ya kk kardeim hsan ve bir ya kk amca kz Fehime’ye syleyince, hemen katlmak istemiler, ellerimizde ucu sivriltilip, atete yaklarak sertletirilmi pelit kazglar, yola dmtk.
Krlara gidebilmek iin nce bizim kyn deresini gemek gerekiyordu. Nitekim dereye yz adm kadar yaklanca suyun alts iyice duyulmaa balamt. Bu srada amcam ve henz gurbete kmam olan babam, dere kenarnda ki tarlamzn st tarafndan geen ark boyunca kavak fidan dikiyorlard. Biraz telerinden geerken bizi grm, ama oral olmamlard. Az sonra etraf iri st aalaryla evrili bostanlarn arasndan geip, dere kenarna inmitik. Karya geiren bir kpr olmad iin, bu maksatla kullanlan eri sd kullanacaktk. ki metre kadar yukarsndan kesilmi bu sdn, kesim noktasndan yukar, iki yana doru aprazlama ykselen atal vard. Biraz yukarda, yeniden yaplmay bekleyen ykk bent kalntsndan akan su, burada kk bir elale yapp, sonra bu sdn altnda glleniyor, burgalar yaparak Karadeniz’e kadar uzanan yoluna devam ediyordu.
atal dallarn arasna ulancaya dein dikkatle yryp, atala ulanca, kar kyya ilk atlayan ben olmutum. Sonra amca kz ve sra hsan’a gelmiti. atala kadar trmanan hsan, nedense birden vazgeip, kye dnmek istediini sylyordu. Karya atlamaktan kormas hi houma gitmemi, onu kztrmak iin;
-Bir kz olduu halde Fehime atlad, ama sen korkuyorsun. Ayp, ayp, bir de erkek olacaksn. Utanmyor musun? Diyordum. Sonra bir an atlayacak gibi olan hsan, yine caymak zereydi ki bu kez yeni bir cesaret forml aklma gelerek:
- Dur lan, dur hele ne diyeceim, cesaretlenmek iin yle de, grbak nasl atlayacaksn; “Kargann yrei hamur, benim yreim demir”. Haydi, seni greyim!
-Kargann yrei hamuuur benimki demiiir!
Diyen hsan, gerekten kendini ne frlatyor ve annda kar kyya ayak basyordu. Bunu yapacandan emindim. Fakat, o da ne idi? Atlad noktada bir an ylece durmu ve sonra kollarn yana ap, hemen arkasnda daireler izen souk suya srt st yklvermiti. Onu aknlkla izlerken mdahale edememitim. Dorusu, bylesine beceriksizlik edecei hi aklma gelmemiti. Hi sessini karmadan suya batan hsan, kendini derenin akna brakm, kmak iin de hi aba gstermiyordu. Ayamda ki kara lastikleri hemen karm, pantolon paalarm yukar svazlarken, Fehime lk la yardm aryordu.
-Dursun emmi, yetiin! hsan suya dt, bouluyooor!
Atlp onu yakalamak ve sudan dar ekmek istiyordum. Ancak o an bulunduu nokta epey derindi. Oraya dalmam, en azndan belime kadar slanmam demekti. Hem, nasl olsa birka saniyede boulacak deildi. Akar suyun onu iki adm daha aaya, nispeten slat bir noktaya tamasn bekliyordum. Nitekim hemen aa gelmi ve hemen dalarak kolundan yakaladm gibi ekip, ayaa kaldrmtm. Fakat o ayakta durmak istemiyor, utandndan olacak, tekrar souk sulara batmak istiyordu. Suyun derinlii imdi ap arasna kadar ulayordu. Debisi hayli yksek ve annda ayaklarmzn altn oyup, dengemizi bozuyor, ayakta durmamz zorlatryordu. hsan bir trl kurtulmak istemiyor, bana direnirken de seslice alyordu. Sonunda onu zar zor kyya ekebilmitim. Bu srada babam kar kyda belirirken, amcam biraz aasndan kyya inmi, dere yatan tararken farketmitim. Bir de ne grelim, zerinden sular szan hsan’n ayanda ki lastiklerden biri eksikti. Bunu fark edince daha ok alyordu. nk bunlar sadece ona alnm ve dizayn olarak tpk gerek kunduraya benziyorlard. Bana alnmad iin onlar bilhassa seviyordu. Bir daha ylesini zor bulaca iin zlyordu. Bu arada yanmza atlayan babam, bize birer tokat atp, hemen kye dnmemizi emrediyordu. Geri dn iin tekrar karya gemek gerekiyordu. Bu defa, az yukarda bendin kurulmasna yarayan kaln stlerin zerinden geecektik. Ayaklarmzn slanmas artk sorun olmad iin kolayca karya gemitik. hsan’n slak giysilerini karm, kazglarn ucuna takmtk. Bylece giysileri kurutmak ve onun mesini nlemek istiyorduk. Gne olmasna ramen hava yeterince scak deildi. hsan di die alarak titriyor, bir an alamakl oluyordu. Onu gldrmek iin, kazglara asl giysilerini bayrakmasna sallyor, bizim dnlerde olduu gibi, ilahi syleyerek ilerliyorduk. Nihayet eve vardmzda annem hemen yatak serip, onu yatrm, ama tp, birka gn hasta yatmasna engel olamamtk.

O gn bana ok fkelendiini tahmin ediyordum. Fakat ilk frsatta alma niyetinde olduunu birka gn sonra fark edecektim. inde erik, armut, kavak ve gllerin yetitii kk bir bahe bulunan, aa evin damndaydk. Ahrn ki ile bitiik olan bu toprak damda hsanla “Dolan ku” oynuyorduk. Kollarmz yana ap, kendi etrafmzda fr fr dnyor ve bamz dnnce yere yklarak, yuvarlanmaktan holanyorduk. Toprak dam geri ok geniti, ama bu ekil yuvarlanmamn da bir sonu olmalyd. te yle bir esnada kendimi anszn havada ve yere derken fark ederek, son anda elimle saak direinden yakalam, havada asl kalmtm. Fakat kendimi yukar ekip, kurtaracak kadar gl deildi kollarm. Parmaklarm bir birine kenetlemi, hsandan, annemi yardma armasn istiyordum. Tamam, diyen hsan geri hemen gidiyor, ama anneme haber vermek yerine, yukar ki evin duvar dibinde bulunan kk tavuk kmesinin stnde oturup, biraz bekledikten sonra geri geliyordu. Onu grebildiimin farknda deildi.
Yanma gelince:
-Tamam, syledim. imdi gelecek. Diyordu.
Gerei yzne vurup, bunun hesabn fena soracam haykrmak istediim halde bunu yapamyordum. Dp, bir yerimi krmak veya yaralamaktan kurtulmam iin tek umudum anneme hemen haber vermesiydi nk.. Bunun iin ona tekrar yalvaryordum. Aaya deceim noktada bahe itinin kazk ve srklar vard. Bunlarn zerine dmem an meselesiydi. Fakat hsan gidiyor ve yine ayn sonula dnyordu. Gcm iyice tkenmi, kendimi brakmak zeydim ki, oradan gemekte olan amcamn kars beni grp, hemen komu, ayaklarmdan yakalayarak, nce omzuna, sonra yere inmemi salamt. Tabii ki, ilk iim elime bir ubuk alp, yava yava oradan svmak zere olan hsan yakalamak ve yapt bu vefaszl ona detmek olacakt. Ben mi daha zorbaydm, o mu ok inat sylemek zor, ama iki de bir bozuuyorduk kardeimle. ki ya km olmasna ramen, akranlarmn kardeleri gibi, onlarn yannda iken bana “Abi” demek yerine, admla hitap ediyor, onurumu incitiyor, gcenikliklerim birikiyordu. Bir gn birlikte derenin kysndan dnerken anszn aklma bu gelip, elimde st ubuu, ona;
-     Bundan sonra bana Abi diyeceksin lan, tamam m? Diye neriyordum.
O bildik inadyla;
- Hayr, demiyorum!
Fakat inadn krmaa kararlydm. Elimde ki ubukla kna doru nce hafif, sonra giderek iddetlenen darbeler indirmee balaynca, aka yapmadm anlam ve nihayet :
-     Tamam, diyorum.”Abi”! Demiti.
- Bir kere ile olmaz, kye kadar diyeceksin, haydi bala!
- Tamam. Abi,….. abi................................, abi...
     Bylece tekrarlyor ve nihayet “Abi” demei reniyordu. Fakat buna ramen asilikleri sryor, kolay kolay sz tutmuyordu...
Benden alt ya byk bir de ablamz vard. ki yaz boyunca kyn krpesini (kuzu, dana ve olaklar) otlatmaa baladmzda henz be-alt Sabah erkenden kalkar, armudun derede toplanan krpe srs ile kyden kardk. Ormann eteklerinde, bozlaklarda ve daha arkalardaki krsal kesimlerde yayarak kye dnerdik. Akam olup, dn vaktini nceki oban geleneinden renmitik. Bu, karda ykselen Canbol tepesinin yamacnda grlen iri bir aacn yandaki kayala den glgesi idi. Glge kayann st bana ulanca dn vakti geldi, demekti.

Amansz yaz scaklar bastrnca, serin gl ve glgeleri ile dere boylar beni daima cezp ederdi. Bunun bir baka nedeni, daha ziyade platonik bir akla sevdiim kzlarn oralarda, msr tarlalar ve bostanlarda bulunuyor olmalar idi. Krpe srs ile ekili dere kylarna yaklamak mmkn deildi. Krpenin yaylm alanlar dardayd. O yzden, su imek iin dere kysna iner ve bir daha kim bilir ne zaman dnerdim. Dere boyunu yukardan gren tepelerde, krpenin yannda dolarken, gzm yollardan ayramaz, kzlarn gelmesini beklerdim. Sonra bir bahane ile gittiimde geri armak isteyen ablam olanca sesiyle arkamdan nler, hemen gelmeyince kfr ve karglar yadrrd arkamdan...
Ablamn sesi de kendisi gibi gzeldi. Can sklp, kahrlandka bir yank trk tutturur, engebeli arazide yanklanan sedalar aa tarlalara kadar ular, apa yapan kadnlara mzik ziyafeti verirdi. len vakti olunca, krpeyi dalardan iki saatliine dze indirir, dere ve deirmen arknn getii, iinde iki iri dall st bulunan imenlikte dinlenmee getirirdik. Buraya Erek denirdi. len azmz, ki bu genellikle kuru ekmek, soan ve bazen tereya olurdu, burada yerdik. Mal yayan dier ocuklar da orada toplar, yzlmee pek elverili olmasa da, nk yzebileceimiz yerleri genellikle mandalar kapar, biz de serinlemek iin bu ortlar onlarla paylardk. Scak havada suda yatmaktan pek holanan mandalarn srtlarna binmek ok zevkli bir oyundu. Bu arada imenlikte balayan boa dvleri eksik olmaz, hemen koar, etraflarn evrelerdik...
Krpe yaydmz dalar, dzlkler, yamalar bahar gelince trl bitki rtsyle bezenir, manzarann seyrine doyulmazd. Bu arada hi sevmediim zamanlar, Mays ve Haziran aylar idi. nk danalara tebelle olan bir tr iri kara sinek (bvelek) onlar tedirgin eder, kap uzaklamalarna sebep olurdu. Kaanlar geri getirmek benim grevimdi. Bir gn, en ok kaan iki danay iple bir birine balam, uzun ipin ortasndan tutuyordum. Anszn tekrar kamaya balamasnlar m? kisinin ayn anda ipe aslmalar karsnda direnemeyip, ipi salvermek zorunda kalmtm. Onlar tekrar geri getirmem gerekiyordu. Nitekim ilerde ki bozlakta onlar bulmu ve ipin ortasndan yine yakalamtm. Bir an tepkisiz kalan danalar, anszn tezmesinler mi? nce etrafmda saa sola kap, sonra beni saran ipi ayn ynde ekmee balamlard. Ben ipten kurtulmaa alrken srt st arkamdaki dikenli bir kzamk kmesinin zerine dvermitim. Dikenler kaln ve youn olduu iin yattm yerden hi kprdayamyordum. nk en kk bir kprdanma dikenlerin batmasna yol ayordu. Bir sre ylece kalm ve ancak ablamn gelmesiyle kurtulmutum.
Krpe yayarken ok kez canm sklr ve bir elence arardm. En holandm eylerden biri, dalardan inen sel oyuklarnda, iri talarn altnda ylan, kertenkele ve ku aramakt. Bunun heyecanna doyamazdm. Yamur yap, sel gelmesinden sonra kurun misketleri aramak iin bilhassa buralarda dolardm. Bazen her admda bulur, bunlar biriktirip, avclara satardm. Avcalar bunlar kendi doldurduklar fieklerde kullanrlard. Kurunlar doksan harbi diye bilinen, Osmanl Rus sava srasnda atlan top mermilerinden salm olmalydlar. Bu yre Rus istilasna uradnda alnamayan tek nokta bu kara tepe olmu. Buray ele geirmek isteyen dman, haftalar boyu mermi yadrm buralara. Canbol ile imen Da arasnda kalan ovalk ve engebeli blgenin en yksek noktalarndan biri olan kara tepenin zeri kk bir hava alan olabilecek kadar dz ve geniti. Dman saldrs karsnda savunmak iin evresine siperler kazlm, burada sonuna kadar dayanlmt. O zamanlar ehit den iki nefer hala burada, dallarna rengarenk, andak bezleri takl yal bir ard aacnn altnda yatyorlard. Hemen yan balarnda ve kim bilir kim tarafndan ilk kez kurulmu olan, kck kapsndan ancak ocuklarn sabilecei derme atma, minyatr bir ta kulbe vard. Uzak kylerden gelen ziyaretiler hayr iin onun yumuak topraktan zeminine bozuk para gmerlerdi. Yolumuz bu tarafa her dtnde urar, topra kartrarak para bulmaa alr, ounlukla bularak sevinirdik. Yamz bydke, burada av kular, keklik, hopal ve tavan avlamann haz ve heyecanlarn tadardk. Ormanda dolarken susaynca eteklerinde bulunan souk su kaynaklarndan ier, acknca bitki yaprak-kkleri ile yabani meyvelerden ekm, al ve palamut yerdik...
Karatepe’nin bende ki anlam ok farklyd. ocukluktan yetikinliime kadar, btn evrelerimde ona trmanm, kendimi gece, gndz onun etin snavlarna sokmutum. Kendimi orada tanrken, Karatepe adeta kiiliimin grg tan olmu, ruhum sanki asli zelliklerini ondan almt. Sk bitki rts iinde her zaman yabani hayvanlardan ay, kurt ve domuz srleri barnak bulur, bunlar ou kez hayali rakiplerim olurdu. Sk mee kmeleri ve amlar arasnda yrmek iin her adm sonrasnda kabilecek tehlikeyi gze almak gerekirdi. Bu bakmdan daa gitmek gerekten cesaret istiyordu...
Krpe yaymaa ktmz ilk gn hatrlyorum. Henz kyn balarnda, Kargalarn Kran am, ormann eteine varmtk. Ablam birden dehetle; “Kurt!” diye haykrp, onun bulunduu yeri iaret ediyordu. Fakat ben nedense gremiyordum. Sadece kurdu deil, be adm temdeki hibir eyi gremiyordum. Sanki gzlerim uza grme yeteneini birden kaybetmilerdi. Oysa o gne dein sadece adn duyduum kurdu grebilmei ne kadar istiyordum. Ablam bir taraftan tutturduu yaygara ve havarla allarn arasnda dolaan kpekleri arp, kurdu kovalamalar iin onlar ksklarken, bir taraftan ona dair, “Krl, sp, krpk kulak, canavar...” gibi sfatlar sayyordu. Ama ben bir trl gremiyordum onu. O gn duyduum dehet, merak ve heyecan bir daha asla yaayamadm...
ki de bir kendimi denemek, cesaretimden emin olmak isterdim. Bunun ba nedeni korkudan nefret ediim, ikincisi ise macera tutkumdu. Tabii ki ben de korkuyordum tm ocuklar gibi. Ama bunu yenmek iin stne gitmekten baka arem yoktu. O nedenle nce Karatepe eteklerinde yer alan kranlar ve sk aal dzlklere yalnz kmakla balamtm. Bu birka gnde olup, biten bir ura deildi elbet. Aylar ve yllara yaylan bir abayd. Dalara trmanrken hem fizik, hem de grg ve bilgiye dayanan glerim geliiyordu. ok zaman yaptmz gibi, yine bir akam Halil emmilerin evin damnda, bacann duvarna yaslanm, yatlarmla sohbet ediyorduk. Her naslsa, daa tek bana kimin gidebilecei iddia konusu olmutu. Kimse buna cesaret edebileceini aklamyordu. Yatlarmdan ve bilhassa dolatmz Aydn, bunu yapsa yapsa Hrad yapar diye nermi, ama o dahi bundan tam emin grnmyordu. Denemee o an niyetlendiim bu ilk gece trmanm olacakt. Henz on yalarnda idim. ddiann baarma koulu; Byk Dzn st tarafnda, iki yolun atnda bir ama trmanmak ve orada kibrit yakmakt. Nitekim harekete gemi ve kyn iinden bir kouda Kargalarn Kran amtm. Byk dzn alt tarafn evreleyen alla daldmda dars dolunayn ile gndz gibi iken, orman zifiri karanlkt. Geri daha meelie adm attmda bu ie giritiime piman olmaa balamtm, lakin artk ok geti. Dediimi yapmal, am stnde kibriti yakmay baarmalydm. Orman ok sessizdi. Yava yava trmanrken bir yandan dnyor, vahi bir hayvana rastlama ihtimalini en aza indirgemek iin kedi kadar sessiz ve pr dikkat olmaa bakyordum. Gittike hzlanarak yrm ve nihayet kurt, ku, in cin duyamadan tepenin brndeki yksek bir ama trmanm, uzun bir sln ardndan kibriti yakmay baarmtm. O an ok mutluydum. Akranlarm inkar edecek bile olsa, Karatepe ve dolunay ahitti elbet buna. ok srmedi, duyduum byk mutluluk, gizli bir endie ile glgelenmee, zihnime en yeni gerekler beni korkutmaa balamt. Artk bu ii baarmann en mhim artnn kye salimen dnebilmee bal olduunu dnyordum. Aksi halde bunun anlam yoktu zaten. Bunca grlt yaparak, tekin olmayan orman sakinlerine kendini ifa ettikten sonra aa inmee kalkmak bir lgnlk gibi gelmee balamt. Bu durumda nasl kurtulacaktm Tanrm... Keke dlerimde olduu gibi yine uabilseydim. Fakat ne yazk ki mmkn olmuyordu bu gerek hayatta... Bence, d ile gerek arasndaki en mhim fark ite bu uamayt. Yaptm aklszla alasam ne yazard ki. aresiz olsalar dahi, melekler bile haar ocuklara acmyordu ite. Ama burada sabaha dein bekleyemezdim. Nihayet amdan inmee karar verdim. Lacivert gk yzndeki harika mehtap altnda clz klar seilen asude kyme son bir kez bakp, aa inmee balamtm...
nsan iliklerine kadar korkutmak iin tek bana yeterli bir karanlk denizine gml am dibine inerken, onlarca kem gz ve kulak tarafndan ablukaya alndm sanmamak elimde deildi. O nedenle, her daln zerinde bir an etraf dinliyor, sora t karmadan inmee devam ediyordum. Bu arada yeni hal areleri, cesaret artrc formller kuruyordum: “Karanlk her gz iin eit bir engeldir, o halde buradan kurtulmann aresi, gzlerden daha ok, kulak kesilebilmee ve bacaklarmn gcne baldr”... Aaya atlan her admla birlikte hanereme inanlmaz byk bir haykr toplandn hissediyor, bunu tutmakta zorlanyordum. Kalp atlarmn dardan duyulmamas iin olaan st bir aba sarf ediyordum. Nihayet yere ayak bastmda orman hala bir sessizlik ummanyd. O an kefettiim silah bana mthi bir zgven vermiti. Bu silah haneremde biriken byk lkt. yle sanyordum ki, onu salverecek olsam, infilak imekten doan bir yldrm gibi, bu meum karanl aydnla boup, evremdeki btn tehlikeleri bir anda berhava edecekti. Artk hi korkmuyor aa kmeleri arasnda ftursuzca ilerliyordum. Derken az sonra ky ksmen grdm bir noktaya erimi ve artk o mthi silah tetiklemek ve ne olacan grmek istiyordum. Salverdiim haykrla kulaklarm bir anda nlarken, yaydan frlayan ok misali ileri atlyor ve nme kan mee kmelerinin zerinden uarcasna geip, saniyeler sonra orman dna, aydnlk dzle ulayordum...
Ablam, Mrtezeler’den, babamn ahbab Ahmet ustann olu Ylmaz seviyormu. Krlarda krpe yayarken, bazen onu uzaktan geerken grr, bir kmenin dibinde, kada sarl birka salkm zm, elmay afiyetle yerken, onlar Ylmazn brakt hi aklma gelmezdi. Hakikati ancak yllar sonra ondan renecektim. Uzaktan uzaa baktklar iin, meer Ylmaz bizi izler ve yaklaarak kasabadan getirdii o meyveleri aktrmadan bir noktaya brakrm. Bense ablamn nasl olup da oralarda meyve bulacam bildiine akl erdiremezdim. Zaten fazla da sormazdm. Malum “zmn ye, ban sorma” derlerdi...
Ablamn muhtemel izdivac sz konusu olunca, annemin aklndan geen, onu kk aabeyi Selahattin’in olu Muammere vermekti. Oysa babam, o kimi isterse ona vereceini sylyordu. Bu durumda onu Ylmaza verme yanlsyd. Fakat annem beni; “Dikkat et, bacn Ylmaza kaabilir” diye uyaryordu. O srada ounlukla ablamla ayn yata paylayorduk. Ben uyurken kamaa kalkarsa bunu fark etmek ve gerekirse nlemek iin bir are dnm ve bulmutum; onu geceliinden kendi pijamama firkete ile gizlice balayacaktm. Artk her gece ylece yapyor ve sonra uyuyordum. Fakat bir bayram sabah uykudan uyandmda bir de ne greyim; firkete alm ve ablam yatakta yoktu. emeye, ahra, konu komuya baklm, ama ondan eser bulunamamt. Tek ihtimal kalmt, o da Ylmazla kam olmasyd. Evde, bata babam, herkesin morali bozulmutu. Neden bunu yapmt, kimse anlam veremiyordu. Babam bilmiyorum, ama ben dier btn ocuklar gibi bayram namaz iin camiye gitmitim. Kafam fena halde bozuktu. zgn ve ocuklarn bakndan tedirgindim. Kyde bilmeyen kalmamt ablamn kaybolduunu. Bana ablam soracaklar diye endieliydim. Derken bayram namaz bitmi ve cemaat avluya km, bayramlamalar balamt. O srada, namaza gelmi olan Ylmazn babas Ahmet ustay fark etmi ve hemen yanna yaklaarak;
-Ahmet ici (amca), o olun Ylmaz nerede? Diye manidar sormutum. Ahmet usta gayet mlayim bir ses tonuyla:
-Bilmiyorum, onu ne yapacaksn ki Hrad?
-Onun anasn …. ceim!
Bunu derken gayet ciddi ve asabi olduum iin, Ahmet ustadan fkeli bir k bekliyordum. Fakat o munise tebessm ederek:
-Hrad onu bul getir, sen de belle anasn, ben de! Demez mi, app kalmtm. Ahmet icinin verdii karlk beni hem artm, hem de iin iin gldrmee yetmi, sessizce oradan ayrlmtm…
Dahaca bym, artk yatlarmla evin bir ift koum kzn otlatyordum. Bu, krpe yaymaktan daha zevkliydi. nk bylece arazide hareket kabiliyetim artyor, dere kenarlarna olabildiince yaklaabiliyordum. Ama bir keresinde bu zgrlk bana hayli pahalya mal olmu, korucunun birinden, koruk saylan dere kysna girdiim bahanesi ile (Bunun asl nedeni ilgi duyduu kzn beni seviyor olmasyd) her elime dokuz pelit sopas vurmu, ellerim atete yanmasna snp, canm fena yanm, alyordum. Bu durumda bana nerisi, ellerime iemem olmutu acdan kurtulmak iin...
Gelecee aktardm belki ilk cm bu olup. Bunu ona:
-Bir gn byrsem ben de senin ocuklarn ayn ekilde dveceim, grrsn. o buna aldrmayp, sadece glmt.
Bilhassa yamur yadktan sonra, arazinin yeniden yeermesine frsat vermek iin yazlar yasaklanp, mal, davar daa srlrd. yle zamanlarda be on kii akamlar kyde szleir, yarn ormana hep birlikte giderdik. Ormanda yamur yaarsa am dallar altna snr, evrede bol olan kuru odunlardan ate yakardk. Mevsimi ise, iki kii seilip, araziye inerek bostanlardan msr, patates ve yeri belli evleklerden kz mantarlar getirirlerdi. Atein etrafn sarar, pien patatesleri, msr ve mantarlar yemee doyamazdk. Havalar dzelip, gnelik olunca, bu kez taze otlar bitmi araziye inerdik. Hayvanlar otlaa salar, bize zg oyunlar oynamaa balardk. Kara kaydrma, tenme (sektirme), birdirbir ska oynadmz oyunlardand. Dikkat etmez, oyuna fazla dalarsak, hayvanlar ekili tarlalara zarar verir ve tabii kar tepelerde dolaan korucularn hmna urardk. Hayvanlar tarlaya henz yneldikleri srada genelde bunu gren korucu, olanca sesiyle barp, ddk alarak, hodaklar uyarmaa alr, bu ie yaramazsa gelir ve hayvan zarar verenleri iddetle cezalandrrd. Korucu orman dolarken yanna tfek ve nacak alr, araziyi kontrole karken pelit ubuk ve ayn aatan bir denek tard koltuunda. Gerektiinde ubukla kkleri, denekle bykler dverdi. Korucu daima kylden seilirdi. Babam daha nceleri bir yl, Rasim amcam mkerrer defalar koruculuk yapmlard. Rasim amcam annca, bir anm hemen aklma gelir. Bir gn Fndkl deresinde aniden bastran saanan ardndan gelen korkun sele kaplacaktk. Byle iddetli yaa ilk defa rastlyordum. Rzgarla birlikte serpitiren yamurla kark dolu yayordu. Dereden beriye henz geirmitik ki, dadan nce byk bir uultu, ardnda inanlmaz bir sel gelmee balyor, dere yatandaki mee, kzamk kmeleri yerinden sklyordu. Yerler amur ve kaygand. Yzme kar esen yel ve kam gibi actan yatan adm atamaz olmutum. O srada amcam gelip, beni bir kzamk kmesinin dibine ekmi, ben titreyerek oraca melirken, o iri gvdesini bana siper etmiti. Amcamn ansna, ilk defa ve sadece onun zamannda devlet tarafndan verilmi olan korucu niformas, o yamur ve amurda berbat olmutu. Titreyerek, srlsklam kye dndmzde, annem endieyle bekliyordu. Kyn iinden dahi seller aktn gren annem soba yakp, yatak sermi olduu iin tmekten kurtulmutum.
Bir sr sevecen ad takarak bizi seven annem, btn anneler gibi ocuklarnn zerine titrerdi. Uzun k geceleri ve byle yal havalarda evde ocak banda oturur, etrafn evirerek bize hikaye veya masallar anlatmasn isterdik. Annem, inanlmaz uzun ve fantezi ykl hikayeler bilir, anlatrken ruhlarmz kanatlanp, diyardan diyara uar, masal kahramanlaryla alayp, onlarla glerdik. ah smail, Arab- Zengi, am atan, Tepegz, Krolu, Kerem ile Asl ve daha niceleri onun anlat listesine eklenebiliyordu.
Krpe yayarken, Rasim amcamn yetitirdii oban kpei Blk daima yanmzda olurdu. Krpk kulaklar, siyahtan griye kadar deien don rengi ve gl yapsyla safkan bir Kangald Blk. Bu kpekler kurttan, aydan ve yaban domuzundan korkmaz, hemen saldrrlard. Blk olmasa krpe yayarken daha ok sklrdm. Blkle allarn arasnda dolar, kertenkele ve ylan kovalardk. Blk szm dinler; “Ks!” diyerek gsterdiim her hedefe tereddtsz saldrrd. Boyun ve gsnde engelli tasma taklyd. Boynunu kapatan engel savunmasna yararken, gsnde sarkan saldr silahyd. Gsle arpt hayvan ilk anda iaret parma uzunluunda iviyle yaralayabilirdi. omara engel taklmad iin, bir gn az kalsn kurtlara yem oluyormu. Geri cann kurtarmt. Ama karnndan, ap arasndan ar yaralar almt.oluyordu. Bir gn onu ar yaral ve kanlar iinde amcamla dadan geldiini grmtm. Meer kasabann danda bir kurt srsnn ardndan gitmi ve kurtlarn tuzana dmt. Ald yaralar bizzat diken amcam onu lmden kurtarmt…
Sabahlar kyn ortasndaki yal atal armudun altna krpeleriyle gelen kyllerin yannda daima kpekleri de bulunur, bu anlarda bize it dala seyretme ans kard. Kyde Blk ve omardan iri ve gl bir kpek daha vard. Bu, akrabadan olan kasabn celep kpei Karabat. Gznn biri dala esnasnda yaralanm, evresi ksmen hasar grd iin ona “Kor it” derlerdi. Onun gibisini grmedim. Mthi bir kpekti Karaba. Bir gn amca olu smail’le caminin yannda, enitem Ylmaz gilin evin nnde durmu, iseleyen yamuru izliyorduk. Sokak ve harmanlar amurluydu. Bu srada Karaba, krk adm ilerde, harmann te banda ki kasaplarn evin nnde yatyordu. smail yaramazlk etmeden duramazd ya, iki de bir ona ta atyor, hayvan rahatsz ediyordu. Ben, “Yapma emmolu!” yapma diyorsam da dinlemiyordu. nce sadece ikaz etmek istercesine bir kez havlayan Karaba, artk gna getirmi olacakt ki, bir daha havlam ve yatt yerden kalkt gibi zerimize doru kopmutu. smail benden iki ya byk ve ok daha hzl kouyordu. Karaba arkamzdan hzla gelirken, o aray amt, ben karaban insafna kalm gibi, aprtyla kamaa bakyor, geride kaldm iin de hap yuttuumu dnyordum. nk kpek, nihayet bir hayvan olup, sormazd sulu kim, masum kim diye ve nne ilk kana dalard. Hem ne de olsa onunla beraber deil miydim. Fakat o da ne? Beni ok artan karaba, yanmdan hzla gemi ve az sonra Yanmdan hzla geen Karaba, durup beni sracana, hzla ilerliyordu. Derken komakta olan smail’e yetiip, bir gs darbesi ile onu yz koyun amurlu yola sermiti. Sonra, ancak olgun insanlara yakan vakur bir eda ile yanmdan geip, geldii yere dnyordu. smail yaramazl sonucunda dt yerden kalkm, amura belenmi haline pimanlkla bakarken, ben sonsuz hayret ve aknlktan glmei dahi unutuyordum...

Arap ve Karagz, severek otlatmaa gtrdm kzlerimizin adlaryd. Arap, adn renginden alyordu. nk sim siyah bir donu vard. Dedemin arada bir tere ya srd, geni bir hilal gibi kvrk, sivri ulu, parlak boynuzlar ve gl yapsyla son derece uysal bir hayvand. Ama Karagz tam bir asi ve hatta deliceydi. Don rengi turuncuyla kahverengi tonlarda deiiyor, gl boynuzlar ne doru kvrlyordu. Yaknnda emsiye almasndan hi holanmaz, rkerek kulaklarn diker, kapatncaya kadar teyakkuzda durur, yoksa kap, uzaklard. kinci sevmedii ey, ard arda sylenmi iki szckt. Evet, Karagz bunu duyunca adeta ldrr, zincirle bal olsa koparr, ahrlar, itleri ykp gitmek isterdi. Bu iki szck; “Guguk ile bik “ten ibaretti. Evin olgun erkeklerinden bakasn saymaz, kadnlar onu boyundurua koamazd. Ben onlar ekili tarla aralarnda kalan tumplarda ok semiz otlarla otlattmdan tr olsa gerek, bana itaat ederdi. Hatta bir gn samimiyetimiz ileri gitmi, Karagz inanlmaz bir uysallkla, srtna binmeme dahi izin verecekti. Nihayet karnlar iyice doymu, len istirahat iin kye dnerken, nce okadm gl boynuna, sonra geni srtna geip, oturmutum. Bu inanlmaz bir gelimeydi. Bir buuk km mesafede bulunan Kotanlar mevkiinden hareketle, nce dereden gemi, sonra dz yolda ilerleyerek bizim Eri tarlann hemen yan bandan geiyorduk. O srada tarlada ablam, annem, ninem ve yengem apa yapyorlard. Bir de ne grsnler, Karagzn srtna binmi, onlara el sallayarak yakla m yor muyum?
tekiler pek umursamayp, glmserken, ablam bu kadarna sabredemeyip, bir denemeden duramayacakt. Ne yapacan tahmin ediyordum. nk deli Karagzn bu kadar uysallap, at gibi ehil davranacan havsalasnn almayacan biliyordum. Nitekim tam nlerinden geerken ablam Karagze hitaben;
-Guguk! bik! Diye sesleniyordu.
Son anda endieyle dur, yapma diyordum ki, yine delilii tutan Karagz, kulaklarn dikmi, saa, sola zikzakl zplaylarla komaa balarken, bizimkiler durmu, heyecanl bir rodeo gsterisi seyrediyorlard. kzn srtnda tutunabileceim hi bir ey yoktu. nce birka kez kzn srtnda kalkp, inmi, son havalan mteakip de tepe st yere aklyordum. Az sonra, dtm yerden kalkmaa alrken, etrafmn karanla kestiini fark ediyordum. O an duyduum boyun arsn unutup, daha korkun bir olay yayordum. nk gzlerim grmyordu artk.
Bir anda kr oldum sanp, kahr ve fkeyle alarken, ablama kfrler yadryor, ne yapacam bilemiyordum. Yaayabileceim daha korkun bir felaket olamazd. Bu mthi olay karsnda ne yapacam dnrken, bir ara elimi sa gzme gtrp, parmaklarmla kapan aralaynca ok sevinmitim. nk bereket versin, kr olmadm anlamtm. Tek sorun, gz kapaklarmn o an iin fel olmasyd. Zira kapaklar kendiliinden hareket etmiyor, elimle anca gryor, braknca grm kapanyordu. Bu hal hi grememekten elbet ok daha iyiydi. Bundan sonra, kye kadar elimle kontrol ettiim gz kapaklaryla gitmi, aradan saat kadar getikten sonra kr yine eski halime dnebilmitim. Ama Karagzn srtna binmeye tvbe ettiim gibi, bu yaptn da ona detecektim. yle bir zaman gelecek ti ki, sa elimin parmaklar ar glenip, brne bir drt yaptmda, tpk boynuz yemi gibi brerek iki bklm olacak, bundan sonra, bir adm mesafeden, sadece omuzlarm oynatmam bile ayn deheti yaamasna yetecekti... Bir gn bu gsteriyi, polis amcamn yannda yaptmda, amcam hayretle: ulan haydut herif, senden kzler bile korkuyor yav, diyecekti…

ATAL YREK

Annemin babas, Hayr dedem lm, ky Zarabotda vefatnn elli ikinci gecesi mnasebetiyle mevlit okutulacakt. Sabah erken yola km ve takriben saat yryerek oraya varmtk. Grne baklrsa o gn dnmeyecek, geceyi orada geirecektik. Oysa bu kyde gecelemek istemiyor, kendimi huzursuz hissediyordum. Bunun sebebi, baka bir geliimizde grm olduum acayip bir d esnasnda korkmu olmamd. Hani derler ya, “korkulu rya grmektense hi uyumamak daha iyidir”. Ben de en iyisinin bu kyden akam olmadan kamak olduunu dnyordum.
Mevlit, akam namazn mteakiben camide okutulacak ve cemaate toplu yemek verilecekti. Burada iki daym ve bir teyzem vard. Evlerde mevlit iin yemekler hazrlanrken, biz ocuklar darda, bir kenar meeye kadar uzanan meyilli dzlkte oynuyorduk. Yanmda byk daymn olu, yatm kr vard. Onunla ok iyi anlar, becerilerimizle vnr, aramzda trl yarlara giriirdik.
Herkesin ky kendine gzel gelir, ama bana onlarn ki daha bir tekdze ve skc geliyordu. Buna karn bizim kyde olan bakalklar anlatyor, kr'nn merakn ha bire kamlyordum. Gel imdi seninle bizim kye gidelim desem, babasndan korkup, istese bile gelmeyecekti. Tek are onu bir yolunu bulup kzdrmak olabilirdi...
nk kzarsa yapamayaca ey yoktu krnn. Ne de olsa cesurluk konusunda rakiptik. Meydanlkta bulunan byk, yal ard aacndan balam, trmanmadk aa brakmamtk. Sonra kou, at binme ve hatta kar mahallenin ocuklarna satamaa kadar bir ok konuda yarm, ama eitlii bozamamtk. imdi ortaya yeni ve farkl bir iddia atmann zaman gelmiti:
- kr, ben var ya, buradan tek bama bizim kye gidebilirim, ya sen?
kr hi aa kalr m?;
-Ben de. Diyordu hemen.
Bunu salam zapta balamann tam srasyd.
-Gitmeyenin anasn ... mi? Diye sorunca, kr tereddtsz olumlu cevab veriyor ve gene;
-Ben de .... im! Diyordu.

Bizim edebiyatmzda geri dnlmez trde bir yemindi bu. nk dediini yapamayan her kim ise, kendi anasna bizzat svd gibi, bakasnn svmesine de raz oluyor demekti. Bylece bizim kye gitme karar kesinlemiti. Fakat elimizi abuk tutmal, karanlk kavumadan ve kimseye hissettirmeden yola koyulmalydk.
lk etapta, aradaki ormanlk alan geip, Cengeri'in grnd Gnyz srtlarna varacaktk. Derken mevlit hazrl yapan evlerden birine girip, er tane “Bii” (Yada kzartlm hamur ii) alarak dar kmtk. Szde, oynamak iin birbirimizi kovalyorduk. Bu her ikimizin de ilk byk maceras olacaa benziyordu. Bu yzden ok heyecanlydk. Biraz yukarda, slak yapraklarnda birikmi su damlacklarnn batmaa meyletmi akam gneiyle parldad pelitlerin, am kmelerinin arasna dalmtk. Yerler az nce yam olan yamur nedeniyle slanm, fakat zemin trl otlarla kapl olduu iin bunun bir zararn henz hissetmiyorduk.
Nitekim ormann alt tarafndan geen yola inip, bunu izleyerek dan te tarafndan akan ceviz deresine (Gletin balad yer) varmtk. Fakat burada hi hesapta olmayan bir ey, korkun bir sel grltyle alyordu. Kaplacak olsak, daha boulmaa bile frsat kalmadan talara arplarak lrdk. in en kt yan karya geirecek doru drst bir kprnn de olmayyd. Zaten bizim derelerin ounda kpr bulunmuyordu. Burada ki yegane kpr, kydan ykseltilmi basit bir duvar ve balar talarn arasna sktrlarak karya uzatlm olan bir ift pelit srktan ibaretti. Bulank akan korkun sel sular szde kprnn be parmak altna kadar ykseliyordu...
Kprnn bana gelip durmutuk. Bu srada muhtemelen ikimizin aklndan geen dnce ayn ve bu geri dnmekti. Kararmz ayn anda aklarsak yemin zail olabilirdi. Ama bu mmkn deildi. nk bu her eyden nce bizim iin bir gurur meselesiydi ve kimse korktuunu ilk aklayan olmak istemiyordu. Ben ona bakyordum, o bana. Derken daha cesur olabileceimi gstermek iin bir adm ileri kp, srklara eiliyordum. Fakat selin ba dndrc hzla ak ve kulak zarlarn zorlayan uultusu beni orada tutuyordu. Bu iki srn stnden yrmee imkan yoktu. Zira ayak baslan zemin dzgn olmad gibi, yrrken yaylanyordu. Bu durumda her an dengeyi kaybedebilirdim. En iyi yntem, ikimizin de ok iyi yapt aaca trmanma ve bu durumda srnme usulyd....
Derken yzkoyun srklarn zerine abanm ve ileri doru srnmee balamtm. kr arkamdan takip ediyordu. Hemen altmzda alayan sel suyu ile adeta burun buruna gelmi, onun samani kpkl dehetengiz yzeyine rkntyle bakyor, santim hesab ilerliyorduk. En kk hata ve istem d bir sarsnt bizi her an azgn sulara gark edebilirdi...
Biraz sonra kar tarafa ulam ve yerden sevinle dorulmutuk. Az sonra kk derelerden koar adm geiyorduk. Nihayet ulatmz srttan baktmzda karmza batmak zere olan gnein son nda ky gryorduk.
lk anda ok arm, karda dizi halinde imi gibi grnen kyden hangisinin bizim ky olduunu seemiyordum. Bizim ky olmas gerekeni nce sol bata ve uzakta ki sanmtm. Zira, arkasnda kara bir tepe ve ortasnda iki ulu kavak bulunuyor ve genel bykl ortada grnen kyle aynyd. Dikkat edince tekinin iki misli daha uzakta olduunu anlyordum. u halde o ky Keradam ky idi. Bizim ky bana inanlmaz yakn gelen, ortada grnen olmalyd. nk hemen yannda yer alan komu Karaky bunun somut bir kantyd.
Bu tespite sevinerek kr'ye;
-Tamam, ite uras bizim ky!
Derken, normal yolu brakp, en kestirmeden kye abucak ulamak zere ileri atlyorduk. Bu srada srtnda erzak torbas ile nmzden geen bir kyl kadn, bize bu saatte nereye gittiimizi soruyor, biz de Cengeri’e, diye cevaplyp, sevinc ve heyecanla yryorduk....
Fakat hi hesapta olmayan eyi az sonra fark ediyorduk. nk yamurdan iyice slanp, amurlam olan tarla topra yrrken ayaklarmz saryor, giderek byyen koca topaklarla yrmek ok zorlayordu. Bylece ilerlerken az sonra gne tamamen batyor ve hava kararyordu. Biraz ileride nmz ikinci bir dere kesiyordu.
Neyse ki, ansmza burada sel yoktu. Hemen ayaklarmzda ki kara lastik ve oraplar karp, pantolon paalarmz yukar kvryor ve yaln ayak dereyi geiyorduk.
Karanlk iyice bastrm, artk nmz grmekte bile zorlanyorduk. Fakat ok srmeden gzlerimiz karanla alyordu. Bu arada dolunay da nn kesen kara bulutlardan syrlp, bir an grnp, sonra yine kayboluyordu. Artk nmzde sadece bizim dere kalyordu engeli geilecek.
Artk kr ile dilediim gibi yarabilir, onu trl deneylerden geire bilirdim. Nitekim ilk deneme frsat kmt bile. inde yrmekte olduumuz tarlann ortasnda bir krk adm tete bir karart duruyordu. nce kaygsz yrrken birden durup:
-una bak kr, bu bir ay deil mi?
Diye soruyor ve hemen ardndan kendim cevaplyor; ana! diye, yalancktan korku nidas salyor ve szlerime davamla:
- Bence bu bir ay, baksana. Diyordum.
kr, her ne kadar ok cesur olsa da, benim korkar grnmem, ister istemez ona da tesir ediyordu. Bylece kr'nn cesaretini zorluyor, benimle yara kalktna piman olsun istiyordum.
Ama kr yle kolay korkup, panikleyecek biri deildi. Ne de olsa, Kesimgillerden, orman kolcularnn ba belas deli Rahmi’nin oluydu...
Rahmi daym bu havalide tanmayan yoktu. Belal biriydi ve ka kez hapis yatp, kmt. Kyleri bir orman ky olduu iin atlaryla dadan kaak aa getirir, bu yzden ikide bi rkolcularla atrd.
Daym Hakknda ok anlatlan bir karlamas yle idi:
Kolcular baskn verince ormana dalm ve allar arasnda gizlenmiti. Kolculardan biri tam nnden geerken aniden ve elde silah nne atlyor ve silah suratna dorulttuu Kolcuya:
“ Dur Ulan, sakn kprdaym deme. Bana derler Rahmi Aksoy, a azn getir salavatn, ar Allah’n, imdi seni te dnya postalyorum...”

Ben durunca kr de durup, ne yaplacana birlikte karar vermemizi bekliyordu. Geri dnelim desem, dnecek, ileri yrsem yryecekti. Tarlarnn orta yerinde ve Karmzda duran karaltnn bir ay olmak ihtimali bence yzde on bile deildi. ylece duruyor ve yerinden hi kprdamyordu. Yakn evrede bir msr tarlas falan da yoktu. O halde bu bir ay olamazd. Kanmca o bir kuburnu, ard veya kzamk kmesi olmalyd. Tabii ki bunu aklamyor, tam aksine onun bir ay olacan sylemekle kalmyor, yalandan da;
-Ben geri dnyorum, ya sen? Diye soruyordum.
Bu durumda o da:
-yi, dnelim yleyse. Diyordu.
Bu beklediim cevap oluyor ve:
-Ne olursa olsun, ben ileri gidiyorum. Diye atlrken, kr hemen;
-Ben de, diye, takibe koyuluyordu.
Sonunda yzde yz lm bile olsa benimle gelmekte tereddt etmeyeceine kanaat ettiim kuzenim krnn cesaret ve sadakatine iin iin hayran oluyordum.
Nihayet bizim kyn deresine ulayorduk. Lakin aksilik bu ya, burada da dere yatan tamamen doldurup, grltyle akan bir sel vard. Ancak karya gemek iin gene de bir yol biliyordum. Tek are, o an bulunduumuz yerden biraz daha yukarda ve derenin iki yannda ykselen byk st aalarndan ikisinin bir birine geen dallarndan yararlana bilmekti. Bunu kr’ye akladmda gsterdii hayret bana gurur veriyordu. nk bu yolu bilmemi olsam, iimiz ya ve belimize kadar ksmen slanm halde, karanlkta sabah bekleyecektik.
Geri bulutlar dalp, az temizde ay vard, fakat dere kenar aalarn glgesinde kald iin etrafmz ok koyu karanlkt.
Bu nedenle kpr olarak kullanacamz aalar bulmak zorlaacakt. Nitekim ilk denememizde yanndan geerken gremeyip, deirmenin nnde bulunan cinli ortun yan banda durmutuk.
Biraz nce ona bu glle ilgili en mehur hikayeyi de yle anlatmtm:
"Bizim kyde eskiden Ozanolu adnda bir adam varm ve gnn birinde evinde dolaan bir peri kzn anszn batrd atall ine ile yakalayarak, kendi itaat altna alm ve ona ekmek piirtmek istiyormu. nk perilerin piirdii ekmekler hi tkenmezmi. Nitekim ekmek piiren Peri kz, ona yalvarp, kendisini deirmenin nnde bulunan belli bir orta brakmasn istemi. Bu yakarlara acyan Ozanolu, bir akam st onu bu orta brakm. Fakat peri kznn koyduu “Sakn geriye dnp, bakma” artna, merakna yenilerek uymayp, geri baknca, o srada diz kapana kadar suya girmi olan peri kznn ecinnilerce annda paralanp, gln kzla boyandn grm."
Burasnn ite o ort olduunu syleyince, aydan, kurttan korkmayan kr birden panikleyerek:
-Deme ya!? Aman hemen kaalm buradan! Diyordu.
Nitekim geri dnyor ve bizi karya geirecek olan kpr sd bu defa amadan buluyorduk. Bu kaln ve yal bir aat. Yksek dallar neredeyse kar kyya kadar ulayordu. Ben nde kr arkada, bunu trmanp, teki kyya iniyor ve ay st liman, sevinle kyn yolunu tutuyorduk.
Az sonra ose boyunca uzanp giden dikili telgraf direklerini ona gsteriyordum. Onlarn kyde bylesi olmadndan, bu hayli ilgisini ekiyordu. Aaca trmanma yarlarmzda bunlardan bahsederek onu ok merak ettirmi, benim yaptm yapamayacan iddia etmitim. Yarn sabah gelip bunlara trmanmay muhakkak o da deneyecekti.
Nitekim bizim eve ulam ama onca grltmze ramen ablam uyandrp, kapy atramyorduk. Neyse ki, hemen kar evde oturan halam ve dedem bizi duyup, ieri alm, karnmz doyurup, yatak sermilerdi. ok yorulmutuk. Yarn birlikte yapacaklarmzn hayalini kurarak yattmz gibi uyumuuz...
Nihayet sabah olup, uyandmda kr’y yanmda gremeyiim ve gece olanlar duyduumda ok zlm, inanlmaz byk bir d krkl yaamtm. Meer biz oradan ayrlp, akam olduu halde eve gelmeyince kyde bir ivan, bir velvele kopmu ki sormayn gitsin. Doru drst mevlit bile okutulamadan at binen daymlar, komu kyleri dolap, bizi aramaa balamlarm. Ceviz deresini geip, o srtta yn tayini yaptmz srada grdmz Gnyz kynden olan o kadndan gittiimiz yeri nihayet rene bilmi ve gelip bizi bulmulard.
Bu olaydan sonra sevgili kuzenim kr ile ne yazk ki bir daha asla gremeyecek idik. nk aradan bir iki ay gemeyip, ceviz deresinin kar yakasnda bir gn mal yayarlarken, Selahattin daymn olu, byk kuzenimiz, Muammer'in bir kaza kurunu ile vurularak, maalesef hayatn kaybedecekti.
Bu kez annemle onun cenazesine gidecek, yartmz o yal ard aacnn altna kurulan ardakta otopsi yapan hkmet tabibinden onun bir atal yrek tadn duyacaktm...

MEKTEP
Kyde her k alan cami bitiiindeki Mektebe creti kyl tarafndan denen sarkl bir Hoca tutulur, gen ve ocuklara Dini bilgiler ile Kuran retilirdi. “Korku cennetten kmadr” zdeyii Mektepte bilhassa geerliydi. Evde babamn, orada hocann korkusu ile elife mertek, be’ye tekne, diyerek eski harfleri abucak renmitim. Lakin i okumaya gelince bu o kadar kolay deildi. Babamn nnde hepten sarr, yanl yaptka dayak yer, dayak yedike yanl yapardm. nk babamn kafama indirdii tural gm yzk darebesi canm actr, akan gz yamdan, brakn okumay, harfleri dahi gremezdim. Fakat yine de ok srmemi, Elif-Amme czleri derken, eski yazy skebilmitim.
Okumaya ilaveten retilenler asl ilevsel olanlaryd bu bilgilerin. nk bunlar ahiret hayatnn giri kapsna ait ve herkesin mutlaka bilmesi gereken soru ve cevaplar kapsyorlard. Bunlar gereince bilemeyenlerin ii harapt. Zira aksi halde lene, kabire definden sonra, bir duda yerde, dieri gkte, elinde kll topuzla gelecek Zebaniden kurtulmann hi baka yolu yoktu. Yanl cevap verenler topuzu bana yer ve yedi kat yerin dibinde ki cehennemi baylard. Ancak, bilenler kurtulup, ebedi hayatn srd, o gzel cennete giderlerdi.
O mhim soru ve cevaplar srayla;
- Kimsin, nesin? Elhamdlllah Mslmanm.
- Rabbin kim? Allah.
- Nebin kim? H.z. Muhammed.
- Kimin mmetindensin? H.z. Muhammedin.
- Kimin milletindensin? H.z. Halil brahimin.
- Kimin zrriyetinden Adem aleyhisselamn.
nce bu bilgilerle techiz edilip, sonra yeni yaz reten okullara gidebilirdik. Kyller arasnda bu konuda muhtelif grler vard. ou kylye gre; yeni yaz denen tarz, eme yarar bir ey deildi, lakin nedense hkmet, okumak isteyenlere bu yazy dayatyordu. Oysa bu yeni, gavur yazsn renip de ne olacakt? nk mhim olan; eski yazy renip, Kuran- okuyabilmektir, deniyordu...
OKUL
Bizim kyde henz okul binas yoktu. O nedenle lkokula komu Karakyde balamtk. Bizden nce kimi aabeylerimiz de orada balamlard okula. Okul yolu yrme onbe dakika ekmiyordu. lk gn okula, kivre Kaya ve kardei Emrullah, amca olu smail ve yatm Murat ile birlikte gitmitik. Karakyl ocuklar daha yar yolda ve sevinle karlamlard bizi. Okul, kavak, erik ve st aalar arasnda, tahta atl, byke bir evin iki odasndan ibaretti. Uzun ve art arda dizilmi sralarda oturuyorduk. Elimde biri beyaz, dieri sar yaprakl iki defter ve ceviz kavalma karlk, Nurettin’den aldm birka kalem ve silgiyle okula balamtm. retmenimiz Stk Bey’in gzetiminde, okuma yazmay bir ayda ve ilk renen iki renciden biri olmutum. Demek ki, bu yaz eski yazdan daha kolaym.
kinci snf, amca olu smail ile beraber kasabada okuyacaktk. Mesafe drt kilo metreyi buluyordu. nce Mithat Paa lkokulana gitmitik. Snflar ok kalabalkt. Her teneffste kavgalar kyordu. Kasaba ocuklar kylerden gelenlere tat vermiyor, nedense, onlar sindirmek istiyorlard. Bana pek taklan olmaz, daha ok smail’e arka karken dvrdm. Aradan iki ay gememiti ki, yolumuz zerinde bulunan, kye daha yakn olan Atatrk lkokuluna nakledilmitik. Yeni okulun, yakn olmas haricinde bir avantaj yoktu. nk kavgalar yine sryordu. Kara Mstik, Kk, Laz Baki, arilli adlar kylerden gelen ocuklarn korkulu ruyalaryd. Buna, dn yolunda neky ve Karakyn haar ocuklarn da eklemeliydik. nk ocukluk devrinde gc gc yetene, kural geerli ve uygunu baka kyn ocuklarna satamakt. Her eye ramen derslerde baarl ve btn derslerim pekiyi idi.
Takip eden yaz tatilinde bizim kye nihayet okul yaplm ve nc snftan sonrasn burada okuyabilecektim. Bu arada yeni yaznn sanld kadar kt bir ey olmadn anlamann dnda, bir ok farkl eyi de renmitim. Farkllk, mektepte retilenlerle ilgili ve onlarla greceliydi. En dikkatimi eken, hoca mektebinde Mslman ve Halil brahim milletinden olduumuzun renmi iken, burada Atatrk’ duyup, kendimizin Trk ve Trk milletinden olduumuz sylenerek, her sabah buna dair ant iiyor olmamzd. Bu ite bir yanllk vard, ama nerede olduunu bilmiyordum. Halil brahim milletinden olduumuza dair mektep retisi mi, Trk olduumuz mu asl gerekti? Birinci retinin yanl olduuna inansam ve bunu dedem duysa herhalde cinnet geirirdi. Molla irin’in damad ve son derece dindar bir kiiydi dedem. Dalarda beraber kzleri otlatrken, o gzel sesiyle durup, ezan okur, namaz klar ve din vaizlerinden dinledii hikayeleri anlatmakla bitiremezdi. Benim okumam ve hatta doktor olmam istiyor, bu yzden doktorunun adn bana veriyordu.
Beni bilhassa megul eden soru; Trkler ve Mslmanlar ayn m, yoksa gayr uluslar myd? Ya da, kendi milletini yok saymak Mslman olmann gerei miydi? Bunlara ilaveten; Tanr ile Allah adlar ayn zata m, yoksa farkl zatlara m ait idiler? Milletinden olduumuz iddia edilen Halil brahim, acep tek bana bir millet miydi? Yok, deilse, onun da ait olduu bir millet muhakkak olup, bu milletin ad neydi? u durumda o millet Trk milleti olmalyd. Aksi halde daha neden byle saylsnd ki? Bu iki reti arasnda elime olmamasnn tek art, onun da Trk milletine ait olduunun kantlanmas olmalyd. Yoksa iler karyor demekti. Bu sorularn doru cevaplarn arayacak ve bir gn mutlaka bulacaktm...
lkokul ikiye getiim yln yaz tatili balam, komu ve akraba ocuklar Hsamettin ve Naci ile Kurun deresine doru gezmee gidiyorduk. inde tahl ykamak zere, betondan yaplm, diz boyu derinlikteki dar havuzlara “Kurun” deniyordu. Hemen yan balarndan geen arktan kurunlara su balar, dolduklarnda ilerinde oynardk. Henz oraya varmtk ki, benden bir ya byk olan Hsam, aklna fesatlk dp, Naci’ye hitaben;
-Naci, habu var ya, ne yapt, biliyor musun?
-Ne yapt? Diye soruyordu Naci
- Necati’nin ayana bast!
Bunu derken yznde beliren ifade, sanki Necati’nin ayana ayakla deil, tank paletiyle falan, baslm olduunu anlatmak istiyordu. Kald ki, bu doru bile deildi. Necati benden iki ya kk ve Naci’nin ortanca kardeiydi. Akraba olduumuz iin ska beraber olurduk. Naci benden ya bykt. Deil mi ki byle ar bir crm (!) ilemiim, o halde bunun cezasn ekmeliydim.
Bemen hemen itirazla:
-“Yok yle bir ey, yalan sylyor valla!
Dedimse de dinletememi, ellerinde bulunan ya ubuklar bacaklarmda, kmda patlamt. Onlara kar koyacak durumda deildim. aresiz, alayarak oradan ayrlyor ve fkeyle sverken, tehditler savuruyor, “Tabanca getirip, bunun hesabn soracam” diyordum.
Onlar bunu ciddiye almayp, arkamdan glyorlard. Onurum fena halde incinmiti. Beni byle aplak ua yerine koymalarn mutlaka detmeliydim, ama nasl? Babamn bir tabancas vard ve bunu bir ka defa gizlice okula getirip, onlara gstermitim. Bunun arkaik nedeni ite bylesi durumlar iin idi. Oysa tabanca kullanmay bilmediim gibi, o gn evde bulacamda kukuluydu. nk gnlerden Perembe deildi. Babam sadece o gnlerde kasabada kurulan Pazara gider ve tabancay evde brakrd. Bu durumda eve gitmem bouna olabilirdi. Derken anayolu gemi, kyn nnde yer alan mezarla varmtm. Yukar doru gidildike meyil artyordu. Mezarln hemen sa yanndan gidilen patikaya gemi, orada ki tarlann kenarna melmitim. Kabristann yeri yksek, bulunduum yer inginde kalyor, bylece onlarn gr sahalarndan kyordum. meldiim yerden nmdeki tarlaya bakarak dnyordum. Bu srada az ileride duran bir ta gzme taklyor ve hemen kalkp onu inceliyordum. Bu bilei ta, az bir dzenlemeyle tabanca ekline sokulabilirdi. Derken iki tala hemen ie koyuluyor, gerekli ekillendirmei yapyordum.Az sonra szde tabancam kemerime sokup, gmleimle zerini rtyor ve elimle zerinden kavrayarak, altnda gerekten kabza ve namlu varm imaj yaratyordum. imdi tek eksiim elime ya ve salam bir aa dal almakt. Onu yolun altndaki tarlann iinde ykselen bir ahlat aacndan krp, dzelterek, pr silah, kurunlarn oraya doru seirtiyordum. Az sonra oraya vardmda, ansma Hsam yalnzd. Ftursuzca zerine koarken, hrs ve kinimi belirtmek iin svyor, onlar vurup, geberteceime dair tehdit ederken, bir elimle belimde ki szde kabzay kavryordum. Beni fark edince, meldii yerden ayaa kalkan Hsam, bir an grdne inanmakta glk ekiyor, akn vaziyette, ylece duruyordu. Byle yapmayp, hemen kaacak olsa, iyi kotuu iin kurtulabilirdi benden. Fakat adeta yerine mhlanm gibi duruyordu. zerine doru hi duraksamadan koarken, btn tepkilerini lyor, kar koyma cesaretinin giderek azaldn fark ediyordum. Artk kamas gerekiyordu, ama henz kamyordu. Belki de, arkasndan ate edip, naslsa vurabileceimi dnyordu. Son anda kamaa davrandysa da ge kalm, yetiir yetimez srtna, kna kyasya vurmaa balamtm. Duyduu acdan dehete kaplm, nm sra lk la kaarken elleriyle ban korumaa alyor, bir yandan da “Naci, Naci!” Diye haykryordu.
Onun yaknda olduunu duyunca, korkup, brakacam sanyor olmalyd. Bakt ynden, Naci’nin dere kysnda, stlerin altnda bulunan kaynaktan su imee gittiini anlamtm. Onun feryadn duyan Naci, az sonra kydaki yksek kuburnu kmelerinin arasndan frlam, msr, fasulye ekili, amcamlara ait tarlann ortasna gelmiti. nnde, zerinden arkn getii iki metrelik bir ykselti vard. Biz bunun az tesinde, arkn stndeki tarlann iinde hareket halindeydik. Oray trmanmak iin komaa yeltenmi, fakat Hsamettin’in, “Tabanca var” sz, (bu, daha ziyade dt durumu izah etmek iindi), onu annda durdurmutu. Bunu deerlendirmenin tam vaktiydi. Hsam’ brakp, hemen ona kar hcuma geerek arktan atlyordum. Bu arada Hsam hzla kyn yolunu tutarken, tarlann iinde tereddtle duran Naci, zerine korkusuzca kotuumu grnce, yanmda mutlaka silah olduuna hkmedip, hemen geri dnerek dereden hzla geip, te yakada ki msr Az sonra kye dnerken, Naci’nin yznde beliren o ifadeyi dndke katlasya glyor ve kendimi silahsz da savunacak duruma gelinceye kadar bu olay hi kimseye anlatmyordum.
Hsam ile birka gn sonra gene baryorduk. Evlerimiz yakn olduu iin ska gryor, birlikte yapmak zere, trl planlar kuruyorduk. Bir gn yine bizim evin yannda bulumu, ne yapsak diye dnyorduk. O birden eytanca glerek:
- Haydi Nehar’ arp, daa gidelim. Diyordu.
Bu kez kabak byk teyzemizin torunlarndan olan Neharn banda patlayacak demekti. Neharlarn ev yukarda, armudun derenin st yamacndayd. Biraz tesinde ormana ait ilk allklar balyordu. Derken, derenin tabanna gelmi, evlerinin nnde oynayan yatmz Nehar’a sesleniyorduk;
-Nehar, emice gel hep beraber daa gidek!
Nehar, bizimle oynama frsat kt iin sevinip, annesinin ikazna aldr etmeden, bayr aa koarak yanmza inmiti. Onu ortamza alm, omuz omuza henz iki adm atmadan sille tokat girimitik. Nehar, duyduu acdan ziyade, urad bu hayal krklndan tr seslice alarken, annesi bayr aa kouyor, biz onu brakp, kayorduk. Anne arkamzdan byk olunu kast ederek; “Sizi Ali’ye sordurtmazsam grrsnz,” diyordu. ocuklukta ite byle zalimlikler yaanabiliyordu. Kim biraz mazlum ve gsz ise vay geldi haline demekti. Geri bir frsatn bulup, Ali bizi yakalyor ve ellerimizi tutarak, Nehar’a” Hadi, gel lan, vur imdi” diyor, ama biz; ”Vursun, naslsa onu gene yalnz yakalamayacak myz?” diyince, akbeti bilen Nehar, belki hem bylece dost olur, birlikte oynarz, midiyle “Vuracam ama kyamyorum” diyerek, balyordu. Ali o zaman kzp; ”Ne halin varsa gr, ama sakn bir daha, beni dvdler diye zrlanma, tamam m”, diyip, bizi brakyordu…
Baka bir k gn, kasabadan, okuldan dnyorduk. Nehar, Emir ve Frat amca olu idi. Mthi ayaz vard. Kitaplarm omuz antamda, bamda annemin elde rd tiftik papak (kalpak) ve ellerimde yine tiftik eldivenler, hi myordum. tekiler, esasen yeterince varlkl olmalarna ramen, adeta yaz kyafetinde yola km, souktan burunlar sulanarak yryorlard. Bir konu zerinde Nehar’la tartm, yersiz iddiasna sinirlenerek, ona bir yumruk atarak, burnunu kanatmtm. Amca oullar beni hakl bulduklarndan olacak, nce karmamlard. Ama Nehar onlar bana saldrtmak iin ikna etmekte kararlyd. Bunun iin onlara diller dkyor, vaatler ediyordu;
-Siz ne biim emmi olusunuz, utanmyor musunuz beni yalnz brakmaa? Gelin hep bir olup, unu dvelim.
Diye srar ediyor, ama bir trl olumlu karlk gelmiyordu. nk hemen araya girip, onlar daha sonra naslsa tek yakalayp, bunu nasl dettireceimi hatrlatyordum.
Nitekim Neharn vaatleri sonu verip, Frat ikna oluyor, ama beni dvebilmek iin ikisi kafi deildi. Emir’in katlmas da lazmd. Karla kapl ky yolunda yrmee devam ediyorduk. Nitekim ne ky ve Karaky arasnda kalan, nispeten ssz bir yere geldiimizde, Nehar’n yapt onca vaatten sonra Emir de ikna olup, bana kar birleerek hcuma gemilerdi. Etrafta diz boyu kar vard. Elleri souktan dona yazd iin, yere yktklar halde, bana hi vuramyor, vursalar da kendi canlar daha ok yanyordu.Her birine birka yumruk isabet ettirdimse de bana sarlmalar ve karlarn stne yklmaktan kurtulamamtm. Btn yaptklar beni yerde tutmaktan ibaret kalyordu. Bu srada yine bo durmuyor, yerden aldm kar topaklarn ellerine, yzlerine srerek, iyice melerine yol ayor, beni brakmalarn salamak istiyordum. Tam bu srada bizim kyl rmorklu bir traktr kasaban dnyordu. Bizi grnce frenlemi ve hemen kavgay brakp, duran rmorka atlamtk. Ama ben yakalarn brakmyor, bu yaptklarn burunlarndan getirmek iin rmorktan atmakla tehdit ediyordum. Hele kye inince ileri hepten yat. nk orada eve gitmek iin mecburen ayrlacaklard. Ben kyn orta yerinde olan caminin yann bekliyor ve iki kii kalnca onlara ne yapacam sylyordum. Frat ve Nehar yukar mahallede, Emir aada oturuyordu. Beni ykarak onurumu incittikleri bir yana, tekerrr nlemek iin buna piman etmeliydim onlar. Nitekim nedametlerini dile getirip, yalvaryor, akraba deil miyiz, diyince, daha fazla direnmiyor ve bararak ayrlyorduk...
MYADON
Tek olu askere gideceinden, mallarn otaracak kimsesi olmayan teyzem, annemden beni gndermesini istemiti. Bu hizmetime karlk, okul vakti gelince elbisem alnacak, bir miktar da harln yannda, babamn onlardan ald tabancasndan tr olan kalnt (250lira) da silinecekti. Okullar tatil olunca, bir Perembe gn, teyzemlerin kamyonla Miyadon kyne gelmitim. Geri asl iim arazide mal otlatmak olacakt, ama sa olsun teyzem, neredeyse bir dakikam bile bo brakmyor, beni btn ilere koturuyordu. Biri benden kk, dieri ayn oranda byk iki de kz vard teyzemlerin. Annemlerin day olu, teyzemin ei olan mdat avu kamyon ile seferden sefere gider, ancak ara sra kye urard. htiyar anneannem ve ofrn kars Ayten hanm ile kundakdaki ocuu birlikte kalyorduk. Ayten hanm ehirde yetimi olduundan, ky hayatnn tekdzeliine almakta zorluk ekiyor, kk oluyla beraber kocasnn yolunu beklerken sklyordu.
Yeil rman kollarndan biri olan iran ay, ilkbaharda bu kyn arazisinden cokun akard. Eski, ahap kprsnden sadece yayalar ve hayvanlar geebilirdi. Bura ocuklarna, bu ay ve derin gllerinden tr gbta ediyordum. Zira tatl suyun derin ortlarnda ykanmaya baylyordum. Buraya geldiimde, nceleri tanmadm bir kavramla tanmtm. Ayn kyn iinde yaayan insanlarn dier mahalledekileri “Dmanlar” diye , nitelemeleri bana ok yeni idi. Kemal ve zcan, annemin daysnn torunlarydlar. ok zaman birlikte olur, gllerde yzer, dalarda mal otlatrdk. Her ikisi de bana yeni gelen bir ok farkl kabiliyetlere sahiptiler. eker pancar kkleri veya kaln aa kabuklarn oyarak, kamyon, araba maketleri yapmay byk amcalarnn olu Hasan abiden renmilerdi. Ayrca bunlar, uzaktan gelen kamyon seslerinden, onlarn markalarn biliyor, ku dili dedikleri tarzda, yek dieriyle rahata anlaabiliyor, suyun akna kar yzyorlard. Bunlar renmek iin grmem yetiyordu. Aradan geen -drt hafta bana aylar gibi uzun geliyor, her eyini sevdiim kymden uzak kalma zlyordum. Ara sra zlem gidermek iin "Gavur Mezarl" denen tepeye kar, douya baknca uzaklarda Karatepenin yer yer plak olan bat yamalarn grr, oralarda olma zlemiyle gzlerim yaarr, i geirirdim. Bazen, uyumsuz hayvanlar gderken ok bunalr her eyi brakp kamak isterdim. Ama bunu yapmazdm. nk kimseye "Bak, zora dayanamayp, vaktinden nce geri dnd", dedirtmek istemiyor, bunu bir onur meselesi sayyordum. Hem ne de olsa okullar alnca kye dneceime gre, burada rendiklerim bir teselli sayabilirdim. nk bunlar bizim kyde bilen tek kii ben olacak ve teki ocuklara ilk reten olmann kvancn yaayacaktm….
Perembe gnleri kasabada pazar kurulur, o gn Ankara ve Istanbula giden yolcu otobsleri buradan geerdi. Bunu bilen ky ocuklar bu otobsleri yakndan grme meraklar ve bir gn bunlarla byk ehirlere yolculuk yapma dleriyle, gttkleri hayvanlar saat dokuz-on sularnda bu tarafa, deirmenin ardndan geen osenin sol kysndaki imenlie srerlerdi. Otobsler okluk orada durur, inen binen yolcular bulunurdu. te gene byle bir gn ve ben de oradaydm. Beyaz renkli, nnde "Beytullah Turizm" yazs bulunan bir otobs gelip yanmzda durmutu. Derken kaplar alp, kimi yolcular aa inmee balamt. Ben hemen orackta durmu, otobse inip binenlere kenardan bakyordum. Derken inenler arasndan uzun boylu, babayiit birinin glmseyerek bana doru geldiini grm, ama gzlerime inanamatm. Bu gelen babam Tursen avutu. Yanma gelince eilip, gzlerimden ptkten sonra, laf olsun diye, burada ne yaptn sormu, birka gn nce stanbuldan geldiini ve artk Almanya'ya gitmekte olduunu sylyordu. Ayrlrken, “ Kendine dikkat et” diyor ve tekrar hareket etmek zere olan otobse biniyordu. Babam o halimi hi unutamam, bunu yllar sonra tekrar hatrlaynca: "Olum, ayet seni orada yle sefil klk, kyafet iinde grmemi olsam, bir Alman kadn dostum vard, onunla yaamaya devam eder, belki zamanla hepinizi unutur, giderdim" diyecekti…
Buraya geldiim ilk gn ve araziye mallarla ktmz an hi unutmam. Gdmmde bir ift kz, dana ve onalt kuzu vard. Kemal, zcan ve dierleri ile birlikte, ormann te yannda kalan "Ballk" denen sarp kayalk mevki'e gitmitik. Dediklerine gre, kartallarn yuva yapt bu kayann zirvesine kimse trmanamazm. Madem yle, o halde hemen ilk olma frsatn deerlendirip, buraya trmanmak istiyordum. Fakat kayalk gerekten ok sarp ve tehlikeliydi. Derken ayaklarmdaki kara lastikleri arm, yaln ayak trmana gemitim. nk bylece tutunma yetimi artrp, kayma tehlikesini en aza indirgiyordum. Biraz sonra kayaya trmandmda zirvede gerekten bir kartal yuvas ve bunda yeni tylenmi yavrularla karlamtm. Onlara dokunmadan, bir an seyretmi, sonra aa inecektim. nk burada durmak tehlikeliydi. Tam bu srada, her naslsa durumu grm olan anakartal “Gyaak!” diye sesler kararak telala yaklap, ataa gemiti. Yavrulara zarar vermek istediimi sanyor olmalyd. Kartal pene vurmamt ama, bu tr olas bir ataa kar korunma refleksiyle tutunduum kayadan elimin tekini znce bir an dengem kaybolup, hzla dmee balamtm. ansm vard gene ki, doal yap olarak bu kaya yksek basamaktan oluuyor ve her basamak dme hzm az da olsa kesiyordu. Aksi halde o ykseklikten bir anda yere dmem hayatmn sonu olabilirdi. Kartallarn yaad bu yksek kayaya o yata trmanmak sradan bir i olmad iin yanmdakiler cesaretime hayran kalm, ama bu i bana hayli acl kol ve bacak syrklarna mal olmutu…

Bu kyn ocuklar nezdinde “Canavar”la e deer etkiye sahip olan Karakular (Kartal) bu olaydan sonra kinlemee balyordum. Tabiat anann bir aheseri, iri, kvrak kanatlar, alml balar, keskin, sivri peneleri ve hametli durular ile kartallar, daha ziyade gnn ikindi sularnda semalarda daireler izer, alc baklaryla yeri tarayarak av ararlard. Bir kartal, metrelerce yukardan bakt yer yznde avlanacak bir ylan, tavan veya kstebek fark edince, hemen sser ve ok srmeden penesinde sarkan avyla tekar havalanrd. O gn tam zirveye eritiim srada, anszn gelerek kayalktan dmeme yol ap, yaralanmam hadi neyse, yanmdakilere mahcup olmama yol aan bu kulara kar hayranlktan baka, hncm da vard. lk frsatta bunun cn birinden almay tasarlyor, bir aklarn kolluyordum. Nitekim yaz tatili bitip, kyme dnmeme iki- hafta ancak kalmt. Hayvanlar kyn nndeki yeni biilmi hozanlara vurmutuk. Evler yz adm yukarda, yer yer kyn ii grlyordu. Birazdan akam olacakt. Hayvanlar kye yukar meyilli tarlalara dalm, ahrlara kapatlmadan nce, bahtlarna ne karsa topluyarlard. Teyzemlerin iki katl, toprak daml evin nnden geen ana yoldan sapan bir patika, tarlalarn arasndan geerek bostanlara aa iniyor, iki kys boyunca kuburnu, kzamk kmeleri, kavak ve st aalar bulunan dere kysnda son buluyordu. Bu kk derenin her iki yakas sulamaya elverili olduundan, bostanlarda soan, patates, salatalk, domates, kendir, fasulye, brlce ve lahana yetitiriliyor, neredeyse burada herkesin kk bir bostan bulunuyordu. Mal hodaklar bir araya toplanm, kimi bir eyler anlatyor, kimi akalaarak, saa sola kouuyorlard...
Bu srada ben, bir tumpun stndeki al aacna yaslanm, pr dikkat bostanlarn zerinde daireler izen bir kartaln takibindeydim. Kartal ykseklerde turlayp duruyordu. Oysa avlayaca hayvan trleri yle yz metreden gr vermeyecek denli sk bitki rtsyle siperlenmi, fani hayatlarn olabildiince gvende tutuyor, grnrde birine rastlanmyordu. Byle giderse bizim karaku yuvaya bo peneyle dnecee benziyordu. Fakat o da neydi? Grkemli kanatlar ansznn pike durumuna gelip, o nl dalyla yere aa son hzla ssyordu. Zemini tarayan keskin gzleri bir ava kilitlenmi olmalyd. Yerde grd her ne ise, zamannda deliine kaamazsa, vay geldi demekti onun bana. nk az sonra tepesine demir peneli bir kara ku, sng gibi iniverecekti. Yerdeki hedefin ne olduunu gremeyecek denli uzak olmam bir yana, bunu dnmyordum bile. Dikkat ettiim tek ey kartaln kendisi ve halen kendir bostannn zerine olduuydu. Hzla buraya dalan kartal, kendirler arasnda gzden kaybolmutu. Bulunduum yerden onun tekrar havalanaca an beklerken, acaba bu kez ne yakalad diye merak da ediyordum. Bu bir ylansa, kartaln penelerinde acyla kvranarak havalanrken, onu sokup kurtulmay denemee kalkar, ama kartal onu bir an brakp, biraz dle iyice sersemledikten sonra havada gene yakalard. Fakat saniyeler geiyor, her nedense havalanmyordu kartal. Aniden aklma gelen bir fikirle yerimden frladm gibi kartaln dald noktaya doru kouyordum. Mesafe elli adm var, yoktu. Kendir bostannn bana gelince durmu, bunun iinden geen darack patikada koar adm, teki ka ynelen kartal grmtm. Karaku, av yakalayamadn ge, eer bir mucize olup, hemen umay baaramazsa yakay ele verdi demekti bu kez. Kanat amay mutlaka denemi olmalyd. Ama insan boyu ykselen bu kendir sokanda buna olanak yoktu. Ola ki, akabinde, av mav brakp, var gcyle ilerdeki ka doru kouyordu. En acilinden on adm koup, aa kabilirse kurtulmu olacakt. Al kanatlar olmann ne nemi olurdu sincap gibi komaa ihtiya varken. Boyumu aan kendirler arasna dalmam ile annda yetitiim kartaln kuyruuna ayak basp, eilerek iki ularndan tuttuum kanatlarndan askya almtm. Bir anda neye uradn anlayamayan kartal, yakalanm olduunu farkedince buna fkeyle isyan ediyor, kurtulmaa abalyordu. Ama nafileydi btn ura. Zira kendini ele veren alkanatlar olmadk yerinden tutulup, tutsak dmt insanoluna. O brakmadktan sonra kurtulmasna imkan ve ihtimal yoktu karakuun. Demek uzun kanatlara gvenir, g saltanatgahn, yeri avlan sayar, kurda kua dar ederdin dnyay. imdi bolukta sarkan o gl penelerin ve havay sran keskin gaganla yekun hayvanatn kabusuydun ey kartal...
Az tedeki ocuklarla bu olay paylamadan olmazd. Sa elime aldm karakula hemen kendirlerin arasndan kp, onlara doru yrmtm. Kendimden uzak, yana tuttuum eyin bir karaku olaca hi akllarna gelmedii iin, acep nedir, diyerek yanma komulard. Bir karaku byle yakalanm olamazd. Onu daha nce asla bu durumda grmemilerdi nk.. O nedenle, d gryorlarmasna akndlar. Kartal fkeyle barp, baklar imekler akarken, keskin peneleri havay biiyor, ama kurtaramyordu kendini. Onu bir an yakalamak ve nlerinde mahcup olduum bu ocuklara byle teir etmek bana yetmiti.Nitekim gklerin feritahn daha fazla mahzur ve mahkum tutmaa gnlm raz olmayp, varsn uup, gitsin, diye ileri doru frlatyordum. Fakat o da ne, hemen uup gideceine, indii yerde duruyordu karaku. htimal, askda kalmaktan kanatlar hareket ettiren kas kkleri ar gerilmi, devinmee artk msaade etmeyecek denli szlyorlard. ocuklar etrafna m, yerdeki kartal glerek izliyor, kimisi elindeki denekle ona uzanmak, drtklemek istiyorlard. Ancak, bunun buras kartald ne de olsa; vaziyeti hi belli etmeden, mcadeleyi k st srdryor, ate saan gzleri, ileri dorultulmu peneleri, ak gagas ve olanca hametiyle etrafna tehditler savuruyordu. Vahi sesler kararak, etrafn sarm olan eli sopal ocuklar korkutup, bandan bir an nce def etmek iin her yana ataklar yapyordu. Manzara ok ilginti. ocuklar gard alm kara kuu brakp gidemiyor, aksine, etrafn dahada saryorlard. Kartal bir an, sopasnn ucuyla kendisine dokunmaya alan Kemal'e ok kzm olmal ki, hemen zerine atlarak, ak penesini bacaklarna doru sallyor ve dizine rast getiriyordu. Fakat o anda Kemalin bir denek darbesi srt ve ba hizasna deip, onu kendinden geiriyordu. Fakat Kemal hala kurtaramyordu pantolon paasn penesinden, ta ki yeni kadife pantolonu dizden yrtlncaya kadar. Kartal imdi l gibi yere uzanm, kprtsz, ylece duruyordu. gklerin hakiminin bu hali gerekten iimi szlatmt...
Bylece kartaln direniini bitiren ocuklar, artk oradan ayrlmaa balyorlard. Ben onun lm olabileceine inanmyor, hatta l rol yaptn dnyordum. Bu durumda kim olsa yle yapard nk. Gerei grmek iin denemek gerekiyordu onu. Bunun iin kucama alp, iri dall bir st aacna yukar doru frlatmtm. Gz kapal, lm gibi kprtsz havaya frlatlan kartal, ykselirken dedii yaprakl dallara, dme esnasnda gene deeceini biliyor muydu acep? Zira yukar karken umulmayan bir ey olmam, dme noktasna erierek, hzla ba aa dyordu. Yere aklmasna iki adam boyu kalp, son daln hizasna gelmiti. Ya burada tutunur veya ii tamamen biterdi ki, bu an yapt hareket bana akrak bir kahkaha attrmt. Yanlmamtm nk. O hzla yere arpnca ne olacan dnm olan kartal, rol kesmekten son anda vazgeip, alan bir penesiyle hzla yanndan gemekte olduu dal belinden kavrayvermiti. imdi manzara daha ilginti; sanki l bir kartal birisi tek bacandan buraya asmt da, ba aa, iki yana sarkp duruyordu. Bir an onu indirmek iin ne yapabileceimi dndm. Bu halde brakp gidemezdim. O da byle sr git duramazd. Kanatlarndan bir zoru olmalyd ve sonunda iki adam boyu yksekten yere aklacakt. Bu onun lm demek olurdu. O halde yaplacak i, onu sa salim yere indirmekti. Lakin bunun iin bacak bir merdiven olmalyd. Penesiyle tutunduu o dal braktrmann baka bir yolu daha vard. Nitekim zplayarak attm hafif bir denek darbesi buna kafi gelmi, penesi daldan zlen kartal havada yakalamtm. Kartalck hala baygnlk rollerinde ve beni peneliyip, gagalamyordu. Hayvanlarn toplayan btn hodaklar, batan gnele birlikte evlerinin yolunu oktan tutmutu. Bitkin kartaln yannda benden baka kimse yoktu. Artk benim de gitme vaktim gelmiti. Ama baygn kartal ne yapacaktm. Onu yle uygun, dulda bir yere koymalydm. Dndm gibi bir yeri biraz sonra bulmutum. Biraz ilerde, dere kysnda yar gvdesi uzun zaman nce kesilip, stnde yetikin filiz gelimi olan bir st aac vard. Kartal bu filizlerin arasnda kalan zemine brakacak ve sabah erken, davarlar obana kattktan sonra kontrole gelecektim.
Ertesi sabah grdm gelime karsnda ok sevinmitim. Zira karaku, artk kendine gelmi, ayaklar stnde ve ayn yerde ylece duruyordu. Fakat en sakin halinde bile rkten baklara sahip olan bir kartala patadak yaklamak tehlikeliydi. Yava admlarla yanna yaklarken onu szyor, ataa geip gemeyeceini kestirmee alyordum. Derken, elimi dikkatle gsne uzatp, tersi ile ilk temastan sonra onu hafife okam, aksi tepki gstermeyince dier elimi de uzatarak, onu kucama almtm. Anlalan, bana gelen bunca inanlmaz olaydan sonra, kartalcn bir ka gnlk nekahate ok ihtiyac vard. Eve kucamda bir kartal ile geldiimi grenler akna dnm, onu nereden bulduumu soruyorlard.Olay zetledikten sonra, artk bunu evde besleyeceini sylyordum. Dnden beri bir ey yememi olduu belliydi. Muhakkak ackm olmalyd. Acep ne yer, ona ne verebilirim, derken. nce, ku deil mi, her halde mecbur kalnca ou kular gibi bu da buday, msr taneleri gibi eyler yer, sanyordum. Geri ilk tercihinin et olaca malumdu, ama istesem de hemen et bulamayacam biliyordum. Bunun iin zemin katta pek kullanlmayan bir koridora biraz tahl serpitirip, kartal oraya brakarak kapy kapatmtm. Sabah olunca gene mal otlatmaya gidecektim, durumuna baktmda, tahl tanelerinin arasnda ylece duruyordu...
Akam olur olmaz eve dnmtm. Kartaln ylece durduunu grnce zlmtm. Zavall hayvan btn gn azna bir lokma koymadan nasl dururdu. Mutlaka bir eyler yapp, ona bir yerlerden biraz et tedarik etmeliydim, ama nasl? O srada evde hazr et yoktu. Ky yerinde yle ha deyice et bulunmazd zaten. Belli zamanlarda bir hayvan kesilir, evin et ihtiyac bir sre iin karlanrd, o kadar. Derken aklma bir zm yolu gelmi gibiydi. Bunun iin mal gtmekte kullandm ard deneim ve evin kedisini yanma alp, ava kmtm. Ahr ve samanln yanlarnda ne kadar eskiden kalma iri ta ve tomruk ynts varsa, bunlar yerlerinden oynatmaya, delikleri denekle kartrmaa balamtm. Fare avlamak istiyordum nk. Buralarda her zaman fare bulunduunu biliyordum. Yaptm hareketler onlar yerlerinden uratp, kah kendim bir sopa darbesiyle, kah atlarak hemen yakalayan kedi yardmyla, ok srmeden bir ka san avlam ve bunlar kedi ile kartal arasnda pay etmitim. nne attm fareleri hemen yiyeceini sanyordum. Ama kartal bunlara da ilgisiz kalyordu. Belki baktm srada yemei onuruna yediremiyordu. Kartal, ne de olsa gklerin asil kral, marur bir hayvand. Onu yalnz brakmak iin kapy ekip, iyice acknca nasl olsa yiyeceini dnerek, gidip yatmtm. Sabah ona bakmakszn mallar alp, kyden kmtm. nk baknca, kendince utanp, yine yemek istemeyeceini dnyordum. Derken akam olup, tekrar geldiimde dndm gibi, hepsini yemi olduunu sevinerek grmtm. Bylece aradan gn gemiti. Kartal evcilletirmek midiyle onu bulunduu yerden alp, yattm odaya tamtm. Odann bir kenarn tamamen kaplayan, ahaptan zenle yaplm tahl ambarnn zerinde serili yatamda yatyordum. Nispeten geni odada serbest braknca, hafif kanat rplaryla, saa sola hareket eden kartal, kendini toparlamaa balyordu. Derken, o batan dier baa umay baarmt. Bundan bir gn sonra sabah, onu azat edip, vatan olan mavi gklere uurmaa karar vermitim. Evden kucamda dar karm, umas iin salverecektim. Bu arada ona hitaben;
- Haydi Karakuum, u git, ama avlanrken bundan sonra dikkatli ol! Diyerek, onu ileri doru havaya atmtm.
Kartal hemen kanat am, birka gl kanat rp ile havalanmaa balamt.. Hemen stmde daire izerek ykseliyordu. Ve bir an sonra yukardan bana bakarak;
- Gyaaaak!" diye bir sevin l atp, ben ardndan el sallarken, o ormana doru uuyordu….

Benden drt ya byk Muharrem ve Mitat, bu kyde en ok takdir ettiim akraba genlerdi. Muharrem kendi yatlar iinde herkesten kltrlyd. Bu bakmdan, benim bir sinema meftunu olmamda rol olan bir numaral suluydu. Zira salt bu yzden, ilerki yllarda yatl gideceim mamhatipte, bir retim yl boyunca, her akam sinemaya gidecek ve ta ki bir gn Gzlk Hoca “Ben dvmekten bktm, sen sopa yemekten bkmadn, dvmyorum, hadi git” diyinceye kadar bundan vazgemeyecektim. Muharrem o sralar iledeki ortaokulda okuyor ve sinemaya gitme imkan oluyordu. Birlikte mal otlatrlarken, sinemada grm olduu yerli filmleri ok gzel anlatr, hayal dnyamza farkl bir renk katard. Ayrca bize, gerek bir ma spikeri gibi mahirane, lkenin nl takmlar olan Fenerbahe, Galatasaray veya Beiktata birer oyuncu imiizcesine, hayali futbol oynatrd. Hayvanlar ormann eteinde ki otlaa salar, hemen etrafn evreleyerek, ak az ve heyecanla onu izlerdik. Bize bu zevki tattrmas tamamen karlksz deildi Muharremin.. Bilakis, bir grevimiz var ve bu uzaklatklarnda onun gtt mallar geri getirmekti. Mata oynayanlardan biri, gya tam gol ataca srada, ma naklini kesen Muharrem, sras gelene evirme grevini hatrlatrd. Kendisi gidince ma bitirir diye “Aman abi, gol atp sonra gideyim..” diye, direnen karsa, utu skalatr, asla ona gol attrmazd. Tpk "Paray veren dd alar" hesab; grevini annda yapan gol atar ve cakasndan da geilmezdi. Bu anlatlar bazan kamerasz film evirmee kadar gider, ormann iinde guruplar halinde kaprdk. Bu tr mcadeleleri yapmaktan o denli kaviyet kazanmtm ki, neredeyse kendimden -drt ya bykleri dahi ykacak duruma gelmitim.
Yengemin ortanca kardei Mitat, kara yaz, srm gibi bir genti. Ara sra onunla da mal yaymaa giderdik. Esasen, onlarn mal hoda en kkleri Nusret idi ve bazen de bu ii ortancalar Rfat yapard. En bykleri olan Yaar bu ilere bakmaz, klar kasabada okurken, yazlar ehirlerde alr, kye nadiren urard. O gn Mitatla Ormann bat tarafnda kk bir platoyu andran yksek arazide mal yayyorduk. Bir ara, dibinde durduumuz sar alcn olgun meyevelerini yemee fazla dalm olacaz ki, hayvanlar uzaklap, ekili bir tarlaya dolumulard.. Tam o srada, mthi bir bart ile kendimize gelmi, mallara bakmtk. Tarla sahibi olduu anlalan adam, bizi henz grmedii halde, onlarn sahibine ana avrat dm dz gidiyor, galiz kfrler savuruyordu. Adamn bizden byk, yetikin oullar vard. Elinde uzun sapl bir nacak, hmla geliini grnce, ben endielenmee balamtm ki, bunu gren Mitat, gayet sakin, hatta glerek:
-Korkmana gerek yok oul, bu bizim Ali Kemal. yle cayr etmesine kanma, dlein tekidir nk. Bak imdi. u tornaviday da sen al, ben hadi deyince anszn ortaya kp, stne hcum edeceiz. Tamam m? Diyor ve ben onaylyordum.
Ellerimizde iki kara sapl, iri tornavida ve ard deneklerimiz olduu halde alcn dallar arkasna durmu, Ali Kemalin iyice yaklamasn bekliyorduk. Biz onu grdmz halde o bizi henz gerememi, fi tarlasndaki mallarn yanna doru kouyordu. Yeterince yaklanca, Mitat hcum komutunu veriyor ve ayn kfr nidalaryla ileri frlyorduk. Dorusu, her eye ramen ne olacandan emin deil, ve bu srm gibi, kara suratl, eli baltal adamla nasl baa kacamz merak ediyordum. Ya bir de Mitatn sand gibi korkup, kamaz ve zerimize saldrrsa ne yapp, baltal bir ata nasl atlatacam da kuruyordum. Tornaviday brakp, bir ta m kapsaydm yerden acep? nk bu tr bir saldr karsnda ta daha gvenli geliyordu bana. Fakat durum hi korktuum gibi olmam, daha baskn kmamz karsnda adam birden frene basmt. Biz ataa devam edince ise derhal yz geri edip, hzla uzaklayordu. Bu srada hemen tarlaya koup, yeterince fi yemi olan mallar karyorduk...
Aradan yl gemi ve lkokuldan mezun olan kiiden biri olmutum. Okulu ve okumay seviyor olduum iin, ok alkandm. nk bu sayede hoca mektebine gitmekten kurtulmutum.ki gen kz olan retmenlerimizden biri Mdrmz, dieri snf retmenimizdi. Bir defasnda snfta, kmeler aras yarma yapm, her zaman olduu gibi, yine bizim, Fatih Kmesi kazanmt. Bu konu zerinde tartrken, bir ara bana taklan Nebiye retmene;
     -retmenim, imdiye kadar rendiimiz her konudan, istediinizi sorun, beni dayandramazsnz! Diyerek, adeta meydan okumutum.
Buna ok kzan retmenim;
     -Tamam, ben imdi sana gsteririm ukal!
     Derken ayak st, ard ardna sormaa balyordu. Sorular genelde Tarih, Corafya ve Trke arlklyd. Sekiz on soruya hi sekmeden verdiim doru yantlar retmeni ileden karp, nihayet yzme bir tokat atarak snf terk etmesine yol ayordu. Bir an arm, ama hemen glmee balamtm. Az sonra nc snftan retmenim, mdiremiz Nurcan hanm akn, ve fkeli bir ekilde ieri girip, snfa hitaben;
     -Ne oldu burada, retmeninize ne yaptnz? Diye sormutu.
Ona cevap vermem iin btn gzler bendeydi. Nihayet olay ksaca zetlediimde Nurcan retmen bu kez;
-Hemen git retmeninden zr dile. Demiti.
Snftan kp, soldaki retmenler odasn tklayarak, kap aralndan bam uzatmtm. retmen pencerenin nndeki masada oturmu, ba kollarnda, ylece duruyordu.
-retmenim, zr dilerim!
Beni duyunca ban kaldran retmenin gzlerleri yalyd. Yanna aryor ve yle diyordu bana;
-Asl ben senden zr dilemeliyim. nk senin gibi alkan ve zeki bir rencim olduu iin gurur duymam gerekirken, bir anlk fkeme yenilip, sana tokat attm...
-zr dilemeniz gerekmez retmenim. Ben oktan gze almtm bunu, ayrca babamdan yediim dayaklarn yannda sizin vurduunuz tokat ok hafif geldi...
      Komu kylerle aramzda kalan otlaklar paylarken, dier ky ocuklaryla tal, sopal kavgalara giriirdik. ncesine gre kendime ok daha fazla gveniyordum. Yersiz kavgalardan uzak durduumdan, evremdeki herkesten bym muamelesi gryordum. Bir gn iki arkada atlarla kyden km, arazide bir batan, dier baa drtnala dolamtk. Bir ara Kotanlar mevkiinde, Canbol tepesinin hemen eteinde yer alan komu kyn mal otaran ocuklarn grmtk. Burada idem ve nevruzlaryla nl krlar balyor ve ayrca etraftaki tarlalardan biri de bize ait bulunuyordu. Bu hodaklar ayrla saldklar hayvanlar gzetlerken, kendileri oturmu, aralarnda konumaktaydlar. Yanlarna varnca atlardan atlamtk. Verdiimiz selama yarm az bir karlk vermelerinden bu tavrmz hayli yadrgadklar anlalyordu. Gya onlarla tanp, belki arkadalklar kuracak, nceleri yaptmz kavgalarn bir cahillik eseri olduunu syleyecektik. Bunlar konumak zere henz yere oturmaa davranmtk ki, ilerinden biri, gzne kestirmi olmalyd, arkadama meydan okuyup, gree davet etmiti. Fakat o greten anlamadn ileri srp, bu ii bana havale etmiti. Hava gergin olduu iin, istemeyerek grei kabul etmitim. Aslnda grei deildim, ama bu ilerin biraz g biraz ataklk ve zekaya bal olduunu biliyordum. Nitekim, orada biri hari, zira o ok byk ve emsalim deildi, geri kalan on-onbe kiiyi tek tek ykabileceimi dnyordum. Derken gre balam ve sratle onu ve izleyen iki kiiyi ykvermitim. Baka denemek isteyen kmamt. Bu durum hi holarna gitmemi, aksine suratlar aslmt. Nihayet en bykleri (17-18 yalarnda) bize hitaben kabaca:
-Hadi, yaylann artk! Diyordu.
Bu muameleye bozulmutum, lakin yapacak bir ey yoktu. Nitekim oturduumuz yerden yavaa ayaa kalkp, ar admlarla, ileride otlanmakta olan atlarmza doru yryorduk. Oysa bu durumda daha acele edip, hemen atlara binmek gerektiini kestirmitim. Ama kayor gibi grnmei gururumuza yediremiyorduk. Arkadam nde ben arkada, atlarn yular balarndan tutmu, ekerek uzaklayorduk. On adm uzaklamtk ki, ilerinden biri, her halde bizi kast ederek svmee balyordu. Bu durumda ok da gerekli olmayan bir davranla geri dnyor ve;
-Syleyin una terbiyeli olsun! Diye kyordum.
Cevap yal olandan geliyordu:
-Siz ona bakmayn, biraz delidir nk..
Fakat o svmee devam ediyordu. Artk dayanamyor ve karlk veriyordum;;
-Ben de senin anan ..!
Bu her eyin balangc oluyor ve nce yerde oturan byk ayaa kalkp, stmze doru gelirken, belinden bir kama ekiyordu. Bunu eli sopal deerleri izliyor ve yanma gelerek, nce hafiften, sonra giderek sertleen darbelerle vurmaa balyorlard. Arkadam sessizce nden gidiyordu. Aldm darbeler giderek canm actyor, ama gene de yrmee devam ediyordum. Aslnda, her ihtimale kar bir silah gibi kullanabileceim bir alet vard yaknmda. Bu bir koyun krkma makas ve eersiz atn srtndaki iki minderin arasnda gizliydi. Onu bir anda ekip nme gelene saplamamak iin kendimi zor tutuyordum. Ama elinde uzun bir kama olandan ekiniyordum. Zira o benden her bakmdan daha byk ve gl grnyordu. Bu durumda daya sineye ekmek ve cm ertelemekten baka arem kalmyordu. Bu ikence srerken ilerlemee devam ettiimden, saldrganlarn ou geride kalmlard. Hadiseyi balatan szde deli hala, eceline susam gibi, ardm sra geliyordu. tekiler yirmi adm geride kalmlard. Yanmda, ylan srt zinciri kemerimden cebime uzanan bir de iki azl, nikel kapl ak bam vard. Bu, delinin dikkatini ekmi olacakt ki, bu kez onu almak istiyor ve bunun iin kfrederek; “.... koyduum olu ver ba!” Diyordu. Bu ocuun tipi de ok gckt. Tipi bozuk olann demek ruhu da bozuk oluyordu. Bu iren talep, aklma gzel bir fikir getiriyordu. Hemen durup, ba kemerden zap, cebimden karrken, ona hissettirmeden azn am ve, bunu avucumda saklayarak, ona cevaben;
-Tamam, gel al! Diyordum.
Aldm onca darbeden canm iyice yanm, gzlerimden gayri ihtiyari yalar szyordu. Fakat az sonra olacaklar dnnce iimden glmee balyordum. Bu avanak olan bana gelecei tahmin etmeksizin elini uzatyordu nk. Derken, birden havaya kalkan elim, ban ak azn evirip, uzanan ele bunu hnla indiriyordum.
-Ah elim! Yandm!
Bira an byle ederken, elinden fkran kanla ne olduunu anlamayan velet, panik iinde geri doru kamaa balyordu. lk anda yapmam gereken eyi maalesef imdi yapyor ve hemen atn srtna atlyordum. O denli fkeliydim ki, her birini at nallar altnda ezmek istiyordum. Elimde bir makineli olsa, gzm krpmadan hepsini tarayabilirdim. Ben drt nal yaklarken, onlar uzaktan ta atyorlard, ama aldrmayp, ok tehlikeli bir ekilde stlerine at srdm grnce peren peren olup, her biri bir yana kayordu. Kimisine iyice yaklayordum ama at, mbarek hayvan, insana basmyor, yakaladklarm inemiyordu. Elimde uygun uzunlukta bir sopa olmad iin ucuz atlatyorlard. Bir mddet byle kovaladktan onlar, sonra dnp, kyn yolunu tutuyordum. Bu srada tek kaygm, finali grmeden uzaklam olan arkadamn bama gelen bu naho olay birilerine anlatmasyd. O gnden sonra ou akamlar yatama yatnca bu olay aklma gelir, elinde kama, beni tehdit eden o akr gzl olandan nasl c alacam dnrdm...



ORTAOKUL

ORTAOKUL VE LSE YILLARI
Artk ehirde okuyacaktm. Bylece, hem bu dnya, hem teki dnya iin hazr olacaktm ya, babam mam-Hatipte okumam istiyordu. Annem buna kar deildi, ama orum mam-Hatibinde okurken, kalp sektesinden len komunun olu Hafz’ henz unutmamt. Bu nedenle korkuyor, bu okula gitmemi istemiyordu. Henz ilkokul beinci snfn ubat tatilinde Almanyadan izne gelen babam, bana bu konuyla ilgili dncesini aarken, yle demiti.
-     Olum, seni mam-Hatibe vermek istiyorum, orada okuyabilir misin?
Oysa be yl boyunca daima snf, son snfta okul birincisi, olarak mezun olan hi kimse bu soru karsnda; “Hayr” diyemezdi. Kendi tercihim olan, normal ortaokulda direnebilirdim, ama sinemas bile olmayan bir kasabada okumak istemiyordum. Hi deilse iki sinema varm ilimizde. Fazla stelemeden kabul ediyor ve zaman geldiinde nce polis amcamla kayt yaptrdm okula, bu kez dedemle gidiyor, ayn okula bal paral pansiyona yerleiyordum.
Ayn gn, ehir Ulu Camiinde akam namaz klan dedem, yatmak iin oteline, ben gya pansiyona gidecektim. Oysa gitmee can attm yer pansiyon yatakhanesi deil, sinema idi. Filmi hala hatrlarm. Barolde Tanju Grsu ve ad “Dev adam”d. Devresi gn, okul ara-gerecimi satn alp, krtasiyeciden yeni kmtk ki, bamda bu okula zg apkay tanyan gzlkl, ablak yzl, takm elbise ve kravatl orta boy bir adam yaklaarak, bana;
-mam-Hatip okulu ne tarafta? Diye sormutu.
Meer bu, ilerde ba belamz olacak Gzlk Hocann ta kendisiymi. Derken o gn okul mdr muavinine “Eti sizin kemii bizim” mzmin mant ile, beni teslim eden dedem, sefer yapan minibsle kye dnmt. Ama okulun resmen almasna birka gn daha vard. Etraf bir istinat durvar ve akasyalarla evrili, okul bahesinde toplanyor, yatmz ocuklarla tanp, top oynuyorduk. Bu srada bizi uzaktan izlemi olan biri, meer matematik retmenimiz “Turan Emeksiz” imi, ilk dersinde, tanma faslnda sra bana geldiinde;
- ocuklar, bu var ya bu, daha okul almadan nce tandm bunu. Ve bana bakarak ekliyordu; Hulan yaramaz, hulan dalgac.... Diyordu...
Nihayet 1969-70 retim yl balam, snf mevcudumuz otuz beti. Normal ortaokula kyasla alt ders fazlamz vard. Sinema tutkuma bir dl m, yoksa kaderin bir cilvesi miydi, bilmem, ama ehir Sinemas ile bizim snf bir i duvar ayryordu. Gndz matinesinde oynatlan film seslerini iitir, sinemaya gitmek iin akam olmasn iple ekerdim. Okul k iki saat bo vaktimiz olur, akabinde zorunlu ett iin tekrar dnerdik. Namaz vakti gelinceye kadar belli bir snfta ders alr, namazdan sonra, yatma vaktine kadar mtalaa srerdi. Akam namaz ile sinemann balama saatleri ayn idi. O nedenle, bir ka kafadar, Zlkf, Adem, lhami ile camiyi teet geer, doruca sinemaya ynelirdik. Gzlk Hoca bazen oralarda bir yerlere saklanr, namaza gitmeyenleri tespit etmee alrd. Onu, afi aslan sinema panosunun ardna saklanm olarak grdmzde, zorunlu olarak camiye ynelirdik. Namazda ounlukla Zlkf ile yan yana durur, evremizde gze arpan her anormallie dikkatimizi ekip, glmekten kendimizi alamazdk. Bu tekerrr edince camiden atlp, hemen sinema yolunu tutardk. ehir Sinemas’nn yaknl avantaj gibi grnse de, yle deildi. nk gitmee kalksak, hocalar tarafndan grlme ihtimali fazla olup, bu nedenle daha ziyade Renk sinemasn tercih ederdik. Oras nispeten gzden uzak ve tekiyle kyaslanamayacak bir konfora sahipti. Yumuak mein koltuklar, kn devaml yanan kaloriferleri ve perfore deme arkasna gizli aspiratrleriyle havas daima temizdi. Akamn serininde sinema nlerinde dolap, gz alc figrlerle bezeli afileri incelerken dlere dalardk. Darya monte edilmi hoparlrden ierde filmin balamasn iaret eden gongun al duyulur, sonra gelecek filmlerin fragmanlarna ait sesleri iitirdik. Bazen, sinema sonras bizi bekleyen akbeti dnr, ieri girmekte tereddde der, son dakikaya kadar karar veremezdik. Ancak bu esasen gsterilen filme balyd. nk, baz filmleri seyretmek iin, deil el ve ayaklarmza birka sopa darbesi yemek, bamz kesilecek olsa tereddt etmez, caymazdk sinemaya girmekten.. Bu anlar bizi ylesine etkiler, iimiz yle coard ki, btn korkularmz silinir, cennete gidecekmiiz gibi mutlu, nce bilet giesine, sonra sinema kapsndan ieri doluurduk. Braksalard bizi, bir mr boyu, sinemada yaamak isterdik. Bazen bilet paras olmazd kimimizin. Alnan bir veya iki bileti benzer katla oaltr, kimseyi darda brakmazdk. Sinemada hi sevmediimiz ey, be dakika ara verilen filmin tekrar balamasn beklemekti, nk biz sigara imezdik. O zamanlarda dakikalar adeta saat gibi uzar, yerlere kadar uzanan kocaman kadife perde alp, balama gongu almak bilmezdi. Nihayet film baladnda ok sevinir, sihirli kapsndan girdiimiz macera yolculuu hi bitmesin isterdik. Ama her eye ramen ac gerei bilir, film bitecek diye dmz kopard. Niyet beyaz perdeye yansyan -son- yazs ile btn hayallerimiz yklr, az sonra olacaklar dnrken, souk dular yaardk. Bu yzden, yatl okumayan rencilere daima gpta ederdik. Onlarn byle bir derdi yoktu nk. Yol boyunca pek konumaz, nbeti retmenin sorularna cevaplar hazrlardk iimizden.. Sinemaya gittiimiz gn gibi ortada bile olsa, bunu alenen itiraf etmekten ekinir, baka bir bahane uydurmay yelerdik. Esasen yasak olan sinema deil, ett ve yatak yoklamalarnda bulunmamakt. Ters olan bu ilerin akan saatleriydi. Gece uykusunu tmden haram etmemek iin, eski bir kagir yap olan pansiyona varr varmaz st kata kar, nbeti hocaya hesap verir, sonra gelir deliksiz bir uykuya dalardk.

Bazen stanbul’dan turneye kan sanat gruplar sinemalarda konser verir, salt o zamanlar sinema konusunda gerei sylerdik. nk danszlerin bulunduu konsere gitmek resmen yasak ve cezas iki kat daha sert oluyordu. Fakat konser olan sinemada olmadmz ispat edinceye kadar akla karay seerdik.
Yine byle bir gnde, sinemaya gitmi, nbeti hocay o gn gremeyip, yarn beklemek zorunda kalmtm. Bu hesabn verilecei yer okul mdr muavinin makam odas olmutu. Hocann fkeli baklar karsnda seyrettiim filmin adn unutmu, bir trl hatrma getiremiyordum. Souk terler dktkten nice sonra “Avare” diyebilmitim. Yantmn ge gelmesi dolaysyla kabul grmeyen masumiyetimi ispat iin o filmin ba rol oyuncularnn ad sorulmu, bunu bildiim iin iki misli dayaktan kurtulmutum...
Cumartesi akamlar yatak yoklamas daha erken yaplrd. Haftada bir gn olsun, sopa yemeden sinemaya gitmeyi de denerdik, nk bunun tad daha bakayd. Hocann geleceine yakn, sadece ceket kararak yataa sokulur, o kar kmaz pencereden dar svrdk. Yoklama iin gelen hoca, ncelikle yatakhanede beni arar, eer oradaysam kp, giderdi. nk ona gre, eer ben orada isem kou tam demekti. Pansiyonun iki kanatl, byk d kaps kapatlnca, onu ierden amak mmkn deildi. Kapy dardan aacak kimse bulunmad iin, tek are, ite byle, pencereden kmak olurdu. Bina bir bayrn yznde kurulu olduu iin katna toprak zeminden girilebiliyordu. Pencereden knca nce bitiik yap olan mutfan damna iner, oradan yere atlardk. Jandarma bl en yakn komumuzdu. Koularmz bir birini grebildii iin, bazen sinema iin pencereden katmz grr, imrenirlerdi. nk onlarn bu anslar bile yoktu. Biz sinemadan dnerken yatakhanedekilerin ou uyank bulunurdu. nk onlar iin asl filim, bizi sinemadan geldikten sonra izlemek ve dayak sonrasn grmekti. Deil miydi ki, istedikleri halde ou, paraszlktan ziyade, dayak korkusundan sinemaya gidemezlerdi, o halde bunu gze aln neye mal olduunu grp, rahatlamak istiyor olmalydlar. Onun iin dnmz bilhassa bekler, nihayet geldiimizde her biri bir yandan atlarak, Gzlk Hocann bize nasl kzgn olduunu ve nasl dveceini keyifle anlatrlard. Akamn hesabn hemen kapatmak isteyiimizin asl sebebi buydu...
yi bir gzlemci olarak, yerli filmlerde oynayan btn aktrleri tanr, hareket ve tavrlarn koyu glge ve siluet halinde bile seebilirdim. Bu filmlerde oynayan btn figran, yapmc ve rejisr adlarn ezbere bilirdim. Ara sra sinemalara yabanc filmler de getirilir, ancak Hint filmleri hari, dier ecnebileri pek sevmezdim. nk yerli senaryolara altmdan olacak, yabanclar bana, sanki tam olaylarn ortasnda iken filmi bitiyormu gibi geliyordu. Bu durumu birka kez yaadm iin holanmyor, mecbur kalmadka yabanc film izlemee gitmiyordum. Fakat bir gn Renk sinemasnda yerli film tekrar edilirken, ehir Sinemasnda bir yabanc film gsterilecekti. Ad “Kolsuz Kahramann Dn”. Ne aksilikti. Canm sklyor, baka trl bir elence ortam bilmiyordum. stemeyerek de olsa, bilet alp, sinemaya gitmitim. Zoraki grdm bu filmde btn n yarglarm deimekle kalmam, in sinemasnn gerek bir tutkunu olmutum.
Geri “Kolsuz Kahraman” adl bir filmi daha nce bizim Cneyt de evirmi, onu da byk hayranlkla izlemitim. Lakin bu inli Wang Yu’nun evirdii film bambaka bir olayd. Onun kl kullanma konusundaki hnerlerine ek olarak, sahneler o denli stn bir kamera teknii ile grntlenmiti ki, hakikat olmas ihtimal harici sahneler bile, sanki gerein tpksyd. Bu filmden ok etkilenip, hatta biraz aalk kompleksi duymaa balyorduk. Oysa daha birka gn nce Yeil amn, Malkoolu, Battal Gazi, Karaolan, Tarkan serilerini inanlmaz etkileyici ve gurur verici buluyor, ba rol oyuncularna idol biliyorduk.
O zamandan balayarak, iime bir kuku dp, “acaba sava sanatlarnda biz gerekten inlilerden bu denli geride miyiz?” diye sormaa balyordum. Bu kukudan beni kurtaran soru; “Madem inliler harp aletlerini kullanma ve sava srme hususunda o kadar ileriydiler de, daha neden yer yznn o en byk ta yaps, aydan bile grld sylenen Seti yapma ihtiyac duymular idi?” Nitekim, bu eliki in&Amerikan ortak yapm olarak ekilen baz filmlerde iyice ortaya km, zira, nispeten ufak tefek fizie sahip olan inliler, kendi aralarnda inanlmaz usta ve hzl hareketlerle dvrken, ayn kiiler, zebella gibi Amerikallar karsnda birden yavalyor, adeta el-ayaklar dolar oluyordu. Bylece sinema sanat ile realitenin ayn ey olmadn biraz daha anlam oluyordum. Fakat buna ramen, o filmler benim gzmde deer kaybetmiyor, sinema sanat bakmndan onlar zevkle izliyordum.
Hayatta haz aldmz her ie kararak, dnyay bize dar eden Gzlk hocaya btn yatl renciler gibi, biz de fena halde gcktk. Arkadam Zlkf ile bir gn yine pansiyonun bo bir odasnda, kullanlmayan eski bir kapy duvara dayam, bunun zerinde bak, jilet ve sapan ile at talimleri yapyorduk. Mevsim karak ve darda lapa lapa kar yayordu. Bir an pencereye yaklap, aa baktmda kimi grsem iyiydi? Gzlk hoca, banda bana yasaklad Alman ii yn balm, arya iniyordu. Zlkf’e haber verip, pencereyi am ve o srada elimde bulunan sapan ona yneltmitim. Bununla domuz avnda kullanlan trden iri misketler atarken, hedefi daima vurmakla kalmyor, her seferinde misketi tahtadan bak ucuyla skyorduk. Hocaya nian alm, arkadamn fikrini sorarken, aslnda onu denemek de istiyordum. Geri, en az Zlkf kadar ona kin duyuyordum, (bunun birinci nedeni, o sralara hi imediim halde, beni sormaa geldiinde, dedeme, sigara itiimi sylemesiydi), ama yine de ona kurun atma niyetinde deildim. nk bu at onu ar yaralar ve kim bilir, belki lmne bile yol aabilirdi. Hayat ve memat konusunda karar verme yetki ve sorumluluu kendisine yklenince, onun “Evet” demeyeceini tahmin ediyordum. Nitekim; “Belki oluk ocuu vardr, bo ver” diyerek, bize fazladan ektirdiklerinden dolay, onu Allah’a havale ediyorduk. Nitekim, be yl sonra, bir gn Gzlk hocann denizde boulmu olduunu renecektik. ahsen yzmei bizim bentlerde ve tek bama deneyerek rendiimde, henz ilkokula dahi balamamtm. Arkadalarnn sraryla serinlemek iin denize giden Hoca efendi, ne yazk ki, hayatta en mhim becerilerden biri olan yzmeyi (Peygamberin snneti olduu halde) ihmal ettii iin, boulmaktan kurtulamamt. Btn vaktini Arap dili ve edebiyatn tahsile hasredip, disiplini her eye tercih edeceine, biraz da yzme renmee vakit ayrsa olmaz myd? Her eye ramen, Gzlk hoca iin Allah’tan rahmet diliyorduk...
Youn ilgimi ders d uralara hasrettiimden, snftaki notlarm vasat olsa da, teki alanlarda hep ba ekiyordum. Nihayet smestriler bitmi, snf geerek tatil iin kye dnmtm...

Henz okula balamadan nce, siyah-beyaz bir resmini grerek, ok sevdiim kz, ailesiyle Zonguldak’tan tatil iin yine kye gelmiti. Bunu duyar duymaz ok meraklanm, grmek iin can atyordum. Giyim kuam ve konuma tarzyla teki kzlardan ayrlyor, btn akran ocuklarn ilgi oda oluyordu. Biliyordum, ak sylemese de, benden holanyor, frsat bulduka beni grmee geliyordu. Bir gn o ve dier amca ocuklaryla derenin kysnda balk tutmu, birlikte kye dnyorduk. Nereden aklna estiyse, ehirde okuduumu duyduunu ve hangi okulda okuduumu soruyordu. Yantladmda verdii karlk, zaten pek snamadm bu okuldan iyice soumama yol ayor, o gnden sonra buradan ayrlma karar alyordum. nk kmseyerek; “Gidecek baka okul mu bulamadn?” Diyordu.

Silahlara kar, bilhassa ocukluk yllarmda byk bir ilgim vard. lk nceleri babamn kamalarn gizlice alp, yatm Murat’n yanna kouyordum. O da babasnn kamasn alnca hayali dmanlara kar, hcuma geerek, yola derdik. Ama ounluk yorulur, dikkatimiz dalp, yola niin ktmz unutarak geri dnerdik. Ayn gnlerde, babamn kamas yine belimde taklyd. El yapmas, elik kamalaryla nl Cafer ustann eseri bu kama, orta boy, iki taraf keskin, ortas kanall ve ucu ok sivriydi. Kardeim hsan, babam yanmzda olduu zamanlar bilhassa yapt gibi, gene yanma yaklap, bana vurup, kaarak kzdryordu. “Yapma, yoksa karmam” diye birka kez ikaz ettiysem de durmuyordu. Kalkp dvecektim, ama babamdan korkuyordum, nk o da beni dverdi. Babama ikayet ettiim halde ona engel olmam, bu beni iyice fkelendirmiti. imden; “Bir daha yapsn, ben ona sorarm”, demi, kesin tavrla bekliyordum. Nitekim vurup kayordu ki, kamay ektiim gibi sa baldrna sallamtm. hsan bir lk atarak yere yklrken, ben yerimden frlayp, darya kayordum. ans vard ki, kama kaln etine deil, bacan yan ksmnda uyluk kemiine demi, orada kk bir delik ap, durmutu. Ayn eyi bir gn Murat da bana yapyordu. Onunla ky iindeki bahelere su balamak yznden itiiyorduk. Anszn cebinde tad eski ba ekip, bana kafadan atmasn m? Hemen kamaa balamt. Kafam yaraladn dnerek ok kzm, annda iri bir ta iki elle yerden kapp, var gcmle ardndan frlatmtm. Ar ta Murad tam belinin stnden yakalayp, onu yz st yere ykmt. Hemen yanna varp, ba ucunda dikilmitim. Sonra elle vurmadan nce yn rmesi fesi bamdan ekip, elimle yokladmda ok armtm. nk hi ac duymadm gibi, bamda hibir yara da yoktu. Artk ona vurmaktan vazgeip, serbest brakyordum...
Kyde, en sevdiim oyun, akamlar karanlk veya ay nda oynadmz “Sinme” oyunu idi. Kyde balar, giderek yazlara taard. Sinmee giden grup, genelde aalara trmanr, dallar arasnda saklanrd. Sonra saklanan gruptan biri, baka bir noktaya giderek slk alar ve ebe grup aramaa balard. Gerek aranan ve gerekse arayan grup bu arada byk heyecanlar yaard. nk heyecan iin gerekli btn malzeme vard. Youn ay na hedef olmayan kuytu keler karanlkt. Karanln iinde barndrd baka elemanlar da var ve bunlar kurt, ay, domuz, ylan ve cinlerdi. Btn bunlara ramen karanlklarda dolamak heyecann ahikasn duyururdu. Kzl olanl btn ky ocuklar, hasat zamanlar harmanlara ylan buday, arpa, yonca, fi beklerinin iinde oynamak, dven srmenin tadna doyamazdk. Her trl yna bir yanndan girip, kstebek becerisi ile te yanndan dar kardm. Bunu kn kar ynlarnda dener, olur ya, bir gn altnda kalacak olursam, kendimi kurtarmak iin neler yapmak gerektiini renirdim.

On be yama girdiim yaz, amca olu smail’le ava gitmee balamtk. Onikilik kalibre, tekli av tfei ve fiek dolu armay ben, sigara, kibrit ve tuzu o tayordu. Ky iinde alenen sigara imediimiz iin, biraz uzaklanca;
-Emmolu, hele bir sigara ver! Dediim halde, o buna kulak asmayp;
- Biraz ilerde yakarz. Diye geitirmiti.
Derken, rakm gittike ykselen Tagan yolunu izleyerek, kara tepenin bat yamalarna trmanmaa balamtk. Buras ok engebeliydi. Palamut kmeleri, amlar ve gevenler arasnda ilerliyorduk. smail bir trl sigara vermiyor ve hep bir sonraki noktay hedef gsteriyordu. Ama sznde durmuyor, tkenmek zere olan sabrm zorluyordu. En son dedii yere bir an nce varmak iin hzla yamac trmanyordum. O iki adm arkamdan geliyordu. Sabrm bittii iin dnp, onu ikaz etme gerei duyarak;
- Emmolu, bak bu defa da verme, vallahi zorla alrm, ona gre. Demitim.
Arkamdan, hi ses karmadan geliyordu. Dedii yer yamacn dzletii tepede ki bir amn altyd. Ulamamza iki- adm kala, birden geri dnp, bayr aa komaa balamasn m!? Cin tepeme kp, onu durdurmak iin tetie basmaktan baka yol grmemitim...

Fakat, Tanr’nn mutlak ltfu, mermi patlamamt. Bu an itibaren zaten piman olduum iin seviniyor, olana inanamyor, dndke rperiyor; “Ya birde patlasayd?!” diyordum. Hemen peinden koturacam sanyor olmalyd ki, bunu yapmadm fark edince, hemen durmu, geri dnyordu. Yanma geldiinde elimde krma, hala akn duruyordum. Sonra tetii tekrar kurup, namluyu ayaklarndan iki adm beride, yere dorultup, tetie tekrar basyordum. Demin patlamadna gre, ayn mermi herhalde patlamaz sanyordum. Fakat birden “Kt!” Diye bir ses duyulup, ta paralar, toz, toprak zerine doru salrken, smail irkilerek geri sryor;
-Ne yapyorsun lan emmolu, beni vuracaksn yav! Diye kzyordu…
O byle konuurken, benim dilim tutulup, azm kurumutu. nk demin olann gerek bir mucize olduunu dnyor, iimden Tanrya dualar ediyordum.
Gerek bir faciaya ramak kala kurtulmutuk. Tanr her eye ramen beni seviyor olmalyd. nk smail’i vurmu olsam kendimi asla affetmez, bir kurunda kendime skardm. Geri fiekler ku avlamak iin sama doluydu. Ama ate alacak olsa, tam srtndan yaralanaca iin kan kaybndan lmesi kanlmazd. Bunu dnmeden nasl basmtm tetie, inanamyordum. Bundan sonra asla byle bir hata yapmamaa sz vermi, sigaralar yaktktan sonra btn da dolatmz halde bir gvercin dahi avlayamadan kye dnmtk.
Bu olaydan iki yl sonra, babamn Almanya’dan getirdii ift krma tfek ve Fransz onlusu tabancay alarak ormana, szde yine avlanmaa gitmitim. Bir mddet dolatktan sonra yorulmu, dan eteinde amlarn altna oturmutum. Manzara ok gzeldi. Karda ykselen engebeli, mor nansl dalarda yer yer kar vard. Etrafta sadece ku sesleri duyuluyordu. Alttaki kuru dallarndan birine tfei asp, gvdesine yaslandm amn altnda etraf seyrediyordum. Bir sre sonra sklp, belimde ki klfndan kardm 7,65 lik, MAB tabancay manevra yaptrmaa, arjr boaltp, yeniden doldurmaa balamtm. Nitekim bundan da sklp, tabancay klfna koymutum. Fakat birden aklma tabanca tetiinin dmedii gelmi, onu tekrar karm,. tetiine basmadan nce “eytan beraberdir” dedikleri iin, kar dalara doru ynelterek, tetie basmtm. Haznede mermi olmadndan emindim. Beklediim bir “t” sesi iken, kan sesle tekrar ok oluyordum. nk duyduum ses, elimde bomba patlam gibi tesir etmi, arp kalmtm. “Silahn eytan daima beraberdir” diyenler meer ne kadar hakllarm. Bu durumun bir kaza ile sonulanma ihtimali ok byk iken, tekrar kurtulmutum. Aksi halde ve bu gidile, bir gn, ya kaza ile kendimi veya anszn fkelenip, bir bakasn vuracam kesindi. Bu durumda yaplacak en iyi i silahlara veda olup, ben de yle yapacaktm...

Bir gn bizim Hsamla kasaban dnyorduk. Bir noktaya gelince, durup bana;
-Hadi demriye paharna gidelim, diyordu.
     Buna sebep, yznde, halk dilinde “Demriye” denen beyaz lekeler olumu olmasyd. Ad geen pnardan kan suyla ykannca bunlarn kaybolduu syleniyordu. Zaten pnar uzak deildi. Yolun sanda ve biraz ilerideydi. Nitekim suyun bana varm ve yzn ykarken, ona;
-     -Bence bir abdest alp, drt rekat namaz klarsan demriyelerin gitmesi kesinleir, ne dersin? Diyordum.
mam Hatipte okuyordum ya, bundan tr olsa gerek, Hsam bunu hemen kabul edip, bana:
-Tabii, iyi olur ama namazda hangi surenin ne zaman okunacan bilmiyorum, eer beraber sen de klar ve sureleri biraz sesli okursan, klardm...
Baka zaman olsa, Hsam bunu kesinlikle itiraf etmez ve bildii gibi yapard. Benden bir ya bykt ama okula zamannda balamad iin, bir yl snf atlatlanlar arasnda olmasna ramen, henz ilkokul son snftayd. Derken ab destten sonra imenler zerinde yan yana namaza duruyorduk. lk rekat klm, sonra kyamda dururken hafif esen rzgar aklma bir eytanlk getiriyordu. nce surelere sesli balarken, imdi giderek sesimi ksyordum. Bu durumda ne okunacan iitemeyen Hsam, nce yanmda dik dururken, kulan bana yaklatrmak gerei onu saa doru bklmek zorunda brakyordu. Gz ucuyla izliyor ve glmemek iin kendimi zor tutuyordum. Birden sesimi ykseltince hangi sureyi okuduumu anlayp, tekrar doruluyordu. Bu byle nc rekata kadar srm, lakin bir an dayanamayp makaralar koyuvermitim. Ben glmekten katlarak yere yklrken, namaz bozulduu iin demriyelerin gideceinden kuku duyan Hsam, bana fena kzyordu...
Bir gn evde yalnz otururken, aklma bo deftere izgi roman yazmak geliyor ve btn kahramanlar bizimkilerden seiyordum. Hsam, Seyfi, Murat, Aydn, Kemal, Emrah, Hseyin. Hepsine uygun roller veriyor ve resimlerle konuturuyordum. Asl maksadm Hsam ve hi tahamml edemedii Seyfiyi kaptrmakt. Gerekte aksi iken, izgi romanda Seyfi Hsam dvp, hatta burnunu kryordu. On sayfalk bir blm izdikten sonra hazr bekliyordum. Sklkla yaptklar gibi, gene bizim evin yannda toplanmlard. Hemen izgi roman alp, yanlarna geliyordum. Merakla bama birikmilerdi. Okumaa balaynca, suratn ekiten Hsam, Seyfiyi kmseyerek ona bakarken;
-     Bu mu benim burnumu kracak? Diyordu.
Seyfi ayn tarz mimikle ona cevaben;
-Yok, sen mi benimkini kracaktn?
Bylece tartma srp, tekiler glerken, olay kavgaya varmadan araya tekrar girip, onlar yattryordum. Yaz geceleri darda uygun bir yere yn yataklar serip, saman yolunu, kayan yldzlar seyrederek uykuya dalmann keyfi baka olurdu. Yatlarmzn ou yatan darda, uygun bir yere serer, gece yarlarna kadar sren oyunlar oynardk. Sonra sra, bize katlmayp, erken yatm olanlara oyun yapmaya gelirdi. Kimini, uyanmasna frsat vermeden, emenin yanna kadar tar, sonra ii souk su dolu kuruna basardk. Kimini, yan banda bararak uyarr, etrafna iri talar konmu yataktan kma abasn seyrederdik. Kimini yatak serip, zerinde yatt kanyla kyn ortasna brakr, sabah uyandnda halini seyrederdik...
Sonbahar akamlar genellikle yazya gider, msr tarlalarn yaban domuzlar ve aylara kar beklerken, heyecan dolu oyunlarmz srdrrdk. Korkak olanlara ay oyunu yaparak karr, sonra bekledii tarlann msrlarn koparp, orackta yaktmz atete kzartrdk. Gz sonunda tarlalarda sadece lahana toplar ve gzden kam havu kkleri kalrd. ounluk yaptmz gibi, drt kii yine kyden km, yazya inmitik. Bir lahana tarlasnn bana gelip durmutuk. Tarla sahibi, aksi gibi kyden karken bizi grm olan Hakk emmi idi. Yetikin lahana toplarn azmz sulanarak szyor, saldrmamak iin kendimizi zor tutuyor, lakin bir trl yapamyorduk. Her eye ramen byle seyredemezdik. Hemen bir plan gelitirmeli ve yarn soranlara cevap vermeliydik. Biraz dndkten sonra bulmutum aresini. ki kii tarlaya girerken, lahana toplarna asla el srmemi, dier iki kii onlarn omuzlarndan eilip, toplar yerinden skerek dar alm ve afiyetle mideye indirmitik. Devresi gn hesap sormak isteyen Hakk emi karsnda, herkes kendi durumuna uygun yemini tnmadan etmi ve masumiyetimiz kantlanmt. Tarlaya ayak basanlar; senin tarlanda ki toplara el srdysem yemin olsun, diyor, tekiler ise; onun tarlasna ayak basmadna dair her trl yemin iiyordu...

Yaz tatili bitmi, yeni retim yl iin naklimi bu kez Ankara’ya aldrmtm. Orada polis memuru amcam byle istemiti. nderde oturuyor, minibs veya belediye otobsleriyle okula gidiyordum. Gazi mahallesinde ki okul yeni ve konforluydu. Ankara’ya kyasla bizim vilayet kasabadan farkszd. Aradm her ey vard burada. En bata, iki film birden ve devaml oynatan bir ok sinema vard. En ok karate filmlerini seviyor ve baz gnler sinemaya birden gittiim oluyordu. Sinema nlerinde satlan, okunmu resimli romanlar ok ucuza almak mmknd. Genlik Park bal bana bir atraksiyon olup, Lunapark egzotik elence yerleriyle doluydu...
Bu okula baladm gnlerde kara yaz, tknaz bir ocuun tutumu beni ileden karmaa balamt. Laz olduumu iddia ediyor ve bunu kantlamak iin, ikide bir;
- de bakalm? Diyordu.
Ben sabrla:
-     ! Desem de, o pikinlikle srdryordu iddiasn;
-     U, dedin! Diyor ve alayla glyordu.
Bir kez bunu snftaki kzlarn nnde yapm, canm iyice skmasna ramen, bir ey yapmadan uzaklamtm. Ama artk her eyin bir snr olduunu ona retmee kararlydm. nallah tekrar etmekten kanrd. Derken bir gn yine teneffs zili alm, hoca snftan henz kmt. Solda, en arkada, pencerenin nnde oturuyordum. Baheye kmak iin yaramaz arkadam Ali Durmaz’n yanndan geiyordum. O, beklediim gibi yine dalgasn gemek zere, ayn noktada bekliyordu. Nitekim ayn eyleri sormu, her eye ramen yantlam, ne yapacan bekliyordum. Tam glmee balyordu ki, enesine anszn yedii yumrukla kzlarn oturduu srann altna girmi, glmesi bu kez kursanda kalmt. Batan ayaa toza bulanmt. Kalkp kar saldrya gemesini bekliyordum, ama o byle yapmayp, ikayet etmek iin idareye doru komutu. Vazgeirmek iin uratm ama durmuyordu. Derken zemin katta ki mdr muavininin odasnn nne gelmitik. Eli kap zembereinde, girmek iin tklatmak zere bekliyordu. Baktm geri gelmiyor, srtna bir itme vurup, o alan kapdan grltyle ieriye dalarken, ben oktan svmtm. Bundan tr bir sopa da mdr yardmcsndan yiyen Ali, adm vermeyi dahi beceremeden dar atlmt. Bu olay ders olmu ve artk yakam tamamen brakmt. Bundan sonra kalaba snftaki itibarm iyice artm, daha bykler bile benimle bilek grei yapmak istiyordu. Byk dediklerimin kimi on sekiz yan, kimi yirmisini aknd. Onlar hari, yatlarmn hemen hepsini bilek greinde yeniyor, o sra hayli geerli dal sayld iin, kendimi “Boksr” olarak lanse ediyordum. Ta ki, bir gn leden sonra sra arkadalarmdan Ankaral Zeki ile spor salonuna ininceye kadar. O gn Beden eitimi dersimiz var, ama dersin hocas yine gelmemi, eofmanlar srtmzda, spor salonuna inmitik. Salonda grdm manzara bana ok garip grnmt. nk ilerde, salonun ortasnda don, gmlek duran drt kii, srayla bir takm garip hareketler yapyorlard. stlerindeki giysiler tpk bizim oralardaki yal adamlarn giydii i amarlarna benziyordu. Bu duruma ben alayla glerken, arkadamn tavr tam aksineydi. Sonra ciddice:
-Bu yaptklarna Karate denir ve iyi bir karateci birka boksre eittir.
Bu szler karsnda nce:
-Haydi canm sende!
Dediim halde, biraz sonra Zekinin iddias bana da olas gelmee balamt. Giydikleri beyaz giysilere “Kimono” deniyordu. Bellerinde krmz ve siyah renkli kuaklar balyd. Hareketleri bana nce ok yava, kat ve duraan gelmiti. Ama bacaklar hayli alml olup, ayaklarn el gibi kvrak kullanmalar ilginti. Yukar kaldrdklar ayaklar rakibin kafas hizasna rahata ulap, sonra denge bozmadan geri alnabiliyordu. nce ata biner gibi diz krarak, durup, sonra ileri admla beraber attklar yumruklar da ok garipsemitim. Rakibi aldatma hz olmayan bu yumruklar ne ie yarar, diyordum. Sorduumda, bunun sadece idman hareketleri olduunu, yoksa msabaka esnasnda ok daha hzl ve pratik olduklarn renmitim. Takriben onbe dakika onlar izledikten sonra, yaklap bu ii renmenin artn sormutum. Cevap; aylk on lira aidat demekti. Bunu kabul edip, hemen idmana katlmtm. Fakat artk neredeyse yl sonu gelmi ve okulun kapanmasna bir aydan az kalmt. Varsn olsundu. Bu bile bana yeterdi. nk bende olan renme istemi bir tutkuydu. Herkesten daha ok alp, bu ite mutlaka ilerlemek istiyordum. Derken okulu asp, haftann drt gn idmana katlyordum. Okulu bilerek asyordum, zira snfta kalmaa oktan karar vermitim. O yl hkmetin kard bir yasa mam Hatiplerin orta ksmlarn kaldryordu. Snf geenler ayn okula devam edecek, kalanlar normal Ortaokula dneceklerdi. Yaz tatili balam, kye gitmitim. Snfta kaldm kimseye sylemiyordum ama, , sylesem de zaten inanmazlard. O yaz sevdiim kz tatil iin kye gelmemi, bu durumdan haberi henz yoktu. Haber versem belki bana inanmaz, kim bilir, belki kmseyerek sevmekten vaz geerdi. Bunlar dndke umutsuzlam, bana yazd mektuplar yakmtm. Tatil boyunca kyde spor yapm ve yeni retim yl iin vilayete gitmitim. Akrabadan ve sanat okulunda okuyan Osmanla beraber kalacaktk. Bunun iin karanlk bir bodrum kiralamtk. Benim gibiler iin ve ayn eski okulun ats altnda alan “I5 ubat Ortaokulu”na yazlmtm. Buray bitirdikten sonra normal liseye gitmei kuruyordum. mam Hatibe zg dersler ktktan sonra, ortaokul bana ok basit geliyordu. Artk hi ders almasam bile snf geebilirdim. Bylece btn zamanlarm spora ayrabilecektim. Bu arada, iki haftalk harlm vererek bir de Karate kitab satn alm, bundan yararlanarak alyor, rendiklerimi arkadalarmda deniyor, onlara da retiyordum.
Takip eden retim yl iin ehre bu kez annem ve iki kardeimle dnmtm. ki taraf yksek dalarla evrili, Harit ay vadisinde kurulu ilimizin nl bayr mahallelerinden birinde iki odal bir ev kiralamtk. Ayn okulda, ben ikinci snfa, kardeim hsan bire gidiyorduk. Hocalarmzn ounu nceki yldan tanyordum. Artk yatl deildim ya, zgrlk bakmndan keyfim yerindeydi. Bana ok komik gelen bir durum, nceleri Kuran ve Akait derslerimize gelen Gzlk hocann imdi resim dersimize geliyor olmasyd. Bran resim olan retmenimiz yoktu. teden beri resim kabiliyetim olduu iin, notum daima on oluyordu. Resimde baarl olmamn bir baka sebebi severek okuduum resimli romanlar olabilirdi. On aldm ikinci ders beden eitimi idi. Zira ne de olsa yldr youn olarak spor yapyordum.
Ankaral snf arkadam Zeki, sonra adnn bana “Timuin” ekleyecekti, ii imento harcyla doldurulmu olan iki helva kutusu ve ortalarndan geen bir demir borudan ibaret olan halteri, bilek grelerinde iime yarar diye bana vermiti. Onlar Ankara’da brakm, kyde toprak damlar taptamak iin kullanlan lo tan ortadan ikiye blerek yaptm halterle alyordum. Bu arada hem bir hayli boy atm, hem de kaslarm glenmiti. in filmlerinin temel konusu Karate sanatyd. Onlar dikkatle izler ve grdm her hareketi uygulamaa giriirdim. ok ar, mecazi eyleri dahi gerek sandm zamanlarda, komplekse kaplr, onlarn aynsn yapabilmek iin kendimi paralardm. plak elle tula, kiremit, odun ne bulduysam krmaa balamtm. Artk kendime daha ok gveniyor, boksr deil “Karateci” olduuma inanyordum. Bacaklarm dv hareketlerinde henz yeterince kullanl deildi. Bunlar uygun vaziyete getirmek iin bir hayli uramam gerekmiti. Derken o yl snf ikmalsiz geip, yaz tatili iin kye dnmtk. Harmanda, yanma toplanan ocuklara spor yaptrrken, bir de ne greyim, ortanca kardeim Kurtulu alayarak yazdan kye dnyordu. Yannda olmas gereken medek de (Dii manda) yoktu. Ne, oldu diye seslenerek sorduumda, o alamaktan konuamam, yanndaki ocuklar mandann huysuzlaarak kam olduunu sylemilerdi. Nitekim iaret ettikleri noktaya baknca, onu kyn nndeki tarlalarn iine doru, Karaky arazisi istikametinde koarken grmtm. Kaybedecek vakit yoktu. Hemen seirtmi, yolun altndaki buday tarlasnda nn kesecek kadar ona yaklamtm. Fakat ok dikkatli ve dsturlu davranmalydm. Sanki onunla hi ilgilenmiyormu gibi, o tarafa bakmadan ilerliyordum. Derken aramzdaki mesafe be adm kadar kalm ve iyice yavalam olan hayvan, nmden geerek yryordu. Ard sra srnen ipi koup yakalarsam belki durdurabilirdim. Yapacam baka ey yoktu zaten. Anszn depara kalkm ve manda hzlanamadan ipi yakalam, bundan tutunarak ba hizasna kadar gelmitim. Ancak geri aslmakla onu durduramyor, drtnal koan mandayla srgit yaramayacam anlyordum. Onu brakmaktan baka are grnmyordu. Lakin, bana bunca zahmetinden sonra ona bir ceza vermeden brakamazdm. Bunun iin Japon Karate profesr Yoshuma Toju’nun kitabnda ok vd dirsek vuruunu deneyecektim. Nitekim hzla koarken, bir anda havaya zplyor ve olanca arlm verdiim dirsei mandann beline indiriyordum. Bu darbe vld kadar tesirli olduunu annda gsteriyor ve drtnala koan manda znk, diye duruyordu. Bir an, aman sakn lp, mlmesin diye korkup, srtna masaj yapyordum. Bereket versin bir ey olmamt. Fakat nne dp eksem gelmiyordu. lla onu bir arkadan sren olmalyd. Bunun aresini az sonra kefetmitim. Arkasnda bir sren varm gibi sol ayam geri atarak ona topukla vuruyor ve bylece getirip, ahra sokuyordum.
Bundan bir ay kadar sonra bir karate kursuna gitmek gayesiyle Ankara’ya gidiyordum. Devresi gn merkezde dolarken, reklamlarn grdm, Ankara’da tek isim, diye tanmlanan .Iraz’n Maltepe’de bulunan okulunu buluyordum. Tabelada Karate ve Taekwon-do yazlyd. Kapy alp, kayt aidatn yatrdktan iki saat sonra ilk idmana katlarak eve dnyordum. Gene amcalarmda kalyordum. Bu kez iki amcamn aileleri, kat eklenerek geniletilmi evde birlikte oturuyorlard. Babam bir sre sonra Hasan amcam da Almanya’ya gtrm, ailesi Ankara’da oturuyordu. Spor yapmadm zamanlar, Hasan amcamn henz be-alt yalarndaki olu Selahat’ yanma alp, btn gn bir sinemadan dierine dolayorduk. Karate diye baladm kursta esasen Taekwon-do retiliyordu. Iraz Hoca her zaman ders vermiyordu. Orada yetimi Antrenrlerden birine tabelada yazld gibi, neden burada Karate retilmediini sorduumda, ayn ey olduunu sylyor, ama ben buna itiraz ediyordum. nk ayaklarm henz o denli iyi olmasa da, ellerim ok iyi idi. Ayak hareketlerinin gerek kavga ortamnda el kadar kullanll olmadn izlediim in filmlerinden de biliyordum. , drt yldr devam eden kursiyerleri msabakada izliyor, ama tamamen spora ynelik hareketlerini tatminkar bulmuyordum. Seri ve alma dayanan ayak hareketleri yapyor, hi temas etmiyorlard. Birka gn "Hyong" ad verilen kalp hareketleri talim etmitik ki, beni birine kar, szde msabakaya armlard. Karmdaki mavi kuakl, ben beyazdaydm henz. Selamlamadan sonra sra gard almaya gelmiti. Aldm dv gard bile karmdakini rktmee yetiyordu. Nitekim antrenr Nuri, imdadna yetiip, beni kast ederek; “Arkada galiba in filmlerine ok gidiyor” derken, beni msabakadan ekiyordu. Toplu hyong almalarndan sonra, yarm saate yakn mola verilir ve sonra harekette serbest olurduk. Bu srada herkesi denemeden geirdiimden, antrenrler bilmese de, kursiyerler aramzdaki fark renmilerdi. Aramzdaki fiziki kaviyet fark “pelit” ve “st” aalar benzeriydi. Bu molalar esnasnda, siyah kuakllarn kr denemelerinde, gsteri iin kullandklar iki santim kalnlnda kare eklinde, ortadan ikiye yarlm tahta paralarn atldklar yerden alp, bunlarn her birini tek vuruta ikier paraya daha ayra biliyordum. Bir gn hepimizden uzun boylu ve hatta uzun sakall bir beyaz kuakl daha gelmiti. Sanrm oradaki nc haftamd. Gene moladaydk. Bir ara bizim arkadalar bana gelerek, yeni gelenin herkese meydan okuduunu sylemilerdi. Onun karsna kmam isteniyordu. Fakat burada ciddi vurularak msabaka yapmak yasakt. Ama hocann yokluundan istifade edebilirdik belki. Nitekim karsna getiim yeni gelene, nasl, ciddi vuracak myz, diye sormutum. O, kendisi iin hi fark etmeyeceini sylyordu. O halde ciddi vurulacak demekti. Karmdakinin uzun boyu, bana burada enikonu gelitirdiimi dndm, ama hi deneme frsat bulamadm bir ayak hareketini yapma frsat verebilirdi. Dner tekmeyi deneyebilirdim. Nitekim, nce elimle vuruyormu gibi bir hareket yapm, sonra dnerek kalkan sa ayamn tabanyla adamn suratn bulmutum. O, grltyle tahta demeye serilirken, arkamzdan Iraz Hocann grleyen sesi duyuluyordu:
     -Durun lan, ne yapyorsunuz? Size kim izin verdi msabaka iin? Diye sorguluyordu.
Meer sessizce gelmi ve ne yapacamz izliyormu. Derken bulunduu yerden yanmza inerek, dende nemli bir hasar olmadn grnce rahatlyordu. Ama gene de ikazlarn yineliyordu. Aslnda bir bakma haklyd. Ama buras da nihayet bir dv okuluydu. Biraz rizikoyu gze almayann burada ne ii vard. Bunlar benim ahsi grlerimdi. Zaten bu yzden buradaki idmanlardan tatmin olamyordum. nk ahsen, rakibe hi temas etmeden gerek dvn renilemeyeceine inanyordum. Kald ki ahsi amacm sadece spor yapmak olmayp, gerek dve dair sanatn tekmilini renmekti. O nedenle burada daha fazla devam etme niyetim yoktu. Zaten okullar da almak zereydi. Hocayla konuarak buradan ayrlacam sylediimde buna ok zldn sylyor, dediine gre, bu gidile ok iyi geliecek ve ilerde Trkiye ampiyonu bile olacaktm. Bu bir yana, Iraz Hocann hepimize syledii bir sz: ”Bu sporu hakkyla yapan bir adamn, hayatta baaramayaca i yoktur” Diyordu. Bunda hakl olmasn dilerdim, nk bana hitap eden bu sz ok tutmutum.
Orta te yalnzdm. Annemler bu kez birlikte gelmemi, rencilerin kald bir evde bir oda kiralamtm. Babam ara sra para gnderiyordu. Ama bu para ilk zamanlar dorudan okula, babamn tand Harun isimli mdr muavinine geliyor, gerektike ondan alyordum. Bu bir dnem byle srdyse de, daha sonra param bir banka hesabna geliyordu. nk Harun hocadan para istemee utanyor, ou zaman parasz kalyordum. Evde yemek yapmyor, okula yakn, orta halli bir lokantada yiyor, hesab aydan aya dyordum. Okul k arkadalarla pipirik ve tavla oynamak iin kahvehanelere gidiyorduk. ou zaman olduu gibi gene snf bakanydm. Benim bulunduum snflar nedense okullarn en haar rencileri ile doluyordu. Hele bir de “Ha babam snf”n seyrettikten sonra onlar biraz olsun disiplinde tutmak iin hocalarn tercihli bakan ben olurdum. Bu biraz da hrsz kasaya beki yapmak gibiydi, ama gene de idare ediyorduk. nk bir bakasnn bu ii yapmas imkansz oluyordu. ou yetikin olan renciler, deil bakan iplemek, hocalar bile zor dinliyorlard. Onlara kendimi kabul ettirmek iin ara sra bir gsteri yapar, sobada yakmak iin kullandmz kol kalnlndaki odunlar elle krardm. Buna ek olarak, bir dzineyi bulan jileti bir atta kontra plak tavana dzenli bir biimde yan yana saplar, karlarna geince frlatacak biimde tuttuum jileti elime alr, grlt yapann burnunu bununla nasl uuracam sylerdim. Bu geri olanaksz bir eydi, ama onlar caydrmak iin hayli etkiliydi.
Bu arada artk mdr muavinliine terfi etmi olan Gzlk hoca, snfa ulaan bir habere gre, btn snflar dolamaa balam sa kesiyormu. Nihayet gayet ciddi bir suratla elde makas snfa girmi, hemen ilk sralardan balamt. Sa biraz uzam olanlar kelletirip, bylece kestirmee zorluyordu. Derken sra bana gelip, hoca hnla bama el atyordu. Snfa uyum salamak adna, esasen hi msaade etmei dnmediim eyi yaparak, ensemi dnp, kesmesine rza gsteriyordum. Fakat o tutmu tam da Cneyt tipi taradm kakllerimi kesmee kalkyordu. Derhal elini tutmu, enseme ekmek istiyordum, ama srarlyd. Olacak gibi deil, adam tepemi attrmt. ki elini birden bileklerinden yakaladm gibi bamdan aa ekerken makas elinden frlam, ayn anda midesine okkal bir yumruk atmak zere gerilmitim. Bu srada karnna geleceini sand yumrua fal ta gibi ak gzlerle bakan hocann nefesi kesilmi gibiydi. Arkadalarn kaygyla; “Dur, yapma, ne yapyorsun” demeleri ile son anda vurmaktan vazgeip, snf terk ediyordum. Doruca en yakn berbere gidip, biraz sonra sam sfr numara kesilmi olarak okul bahesindeydim. Bir ara ban mdr muavini odasnn ak penceresinden uzatan Gzlk hocay grmtm. Bana seslenerek, yukar gelmemi istiyordu. Sam kestirdiimi gsterdimse de srarlyd. Yukar kp, kapy alarak ieri girdiimde, birinci muavin Veysel Beyde oradayd. Gzlk hoca beni ona ikayet etmiti. Veysel Bey glerek, durumu hayretle karladn ve hocaya adm tekrarlayarak, bunu yapmayacam, zira ok efendi bir renci olduumu sylyor, sonra olay benden dinlemek istiyordu. Durumu ksaca aklam ve salt onun hatr iin ve kendisi tarafndan uygulanmak artyla makul bir cezay kabul edeceimi sylemitim. Gzlk buna hi raz olmuyordu, beni kendi eliyle cezalandrmak istiyordu, ama bunu kesinlikle ret ediyordum. nceki yllarda yaptyla yetinmeliydi. Sonuta masadaki bir cetvelle elime vurmas iin uzatm ve her birine ikier tane vurulduktan sonra, Gzlk hocann itirazlarna ramen, odadan kyordum. Veysel hoca Judocuydu, o nedenle ok iyi anlayorduk. Ayn zamanda ngilizce dersimize geliyor ve ngilizcim snfn en iyisiydi. Daima iyi olan dier derslerim Fizik,Tarih, Corafya ve Edebiyatt. Geri kalanlar ortalama dahilindeydi. Btn okullarda futbol en yaygn spor, voleybol ve basket ikinci sradayd. Ben hepsinde ortalamaydm. En az futbol oynuyordum. nk bu oyunda fizik kontak yznden genellikle fauller nedeniyle kavga kard. Arkadalarmla bu yzden bozumak istemiyordum. Paydostan bir sre sonra okul bahesine tekrar geldiimde arkadalar futbol oynuyorlard. Adama ihtiya varm, oynamam iin srar etmilerdi. Bir ara top bahe duvarndan ap, Pazar yerine umu, nereye gitti, diye hepimiz o yne komutuk. Bahe duvarnn dibinden itibaren geni Pazar yeri balyordu. lerde bir minibs ve yannda birka kii duruyordu. lerinden biri, yanlarna gelmi olan topu alm, gya baheye geri utlayacakt. Ama kt vurmu, top sa tarafa doru umu, oradan ana yola aa yuvarlanmt, ki bu onun patlamasna yol aabilirdi. Onu bu beceriksiz vuruundan tr knarken, glerek, ters ayana kfretmitim. Fakat orada bir minibsn banda bulunan alt kii koro halinde bana cevap veriyorlard. lk sven ben olduum iin bunu ciddiye almamtm. Bizim arkadalardan futbol fanatii ve krosu olan Zarif bu duruma bozulmu ve yksek duvardan aa, Pazar yerine inmee davranmt. Bahe tarafnda bir metreyi bulan istinat duvar, te tarafta metreye yaknd. O nedenle buradan hemen atlamayp, ilerdeki duvara yasl telefon direine tutunarak aa inmiti. O inerken, yaklam ve sakn bir ey yapma, bo ver demitim. Zarif geri dediim gibi yaparak, onlarn yanna gitmemi, topun tekrar salimen sahaya dnmesiyle bahe kapsna gitmek iin onlarn nnden yryordu. Onun biraz klhani yryne dikkat eden bir velet, hemen laf atarak,
-Forsun kime lan o....ocuu!?” Demesin mi.
Zarif hemen sola dnm ve zerlerine doru yrmt. Ben kavga beklemezken, kardakilerden biri hemen palto ve atksn karm, yanndakine uzatrken:
-Tut hele bakaym u ne diyor”. Derken kavgaya hazrlanyordu.
Esasen buna cret edeceklerini sanmyordum. nk biz bahede daha kalabalktk. Fakat aksi olmu, iki kii hemen Zarifin yana ak duran kollarn yakalarken, kavgaya hazrlanan ilk yumruu sallyor, sonra hep birlikte ullanyorlard. Artk durulacak zaman deildi. Derhal duvardan atlayp, komutum. lk anda onlara vurmak istemiyordum, nk birini vurup ldrmekten korkuyordum. O nedenle, nce ayrmaa yeltenmi ve birini omzundan geri ekmitim. Fakat o dner dnmez kanma bir yumruk atm ve tepemi attrrken, yznn ald ekil grlmee deerdi. nk daha sert darbelere alkn olduum iin bundan hi etkileyiim karmdakini oka uratmt. Buna karlk olarak suratna yedii bir yumrukla dengeyi kaybederek geri doru uarken, azndan akan kanla beraber dilerini de tkryordu. Bylece balayan kavga ok srmeden bitmi, btn itirakiler hak ettikleri pay almlard. Sayca kalabala kar bu ilk pratik deneyimimdi. Dayak yiyen gurup merkeze yakn kydendi. O yzden az sonra pazar yeri gerek Pazar gibi insanla doluvermiti. Duyan gelmiti. Kalabal yararak bulunduum yere doru gelen birine yol aldn fark etmi, tetikte bekliyordum. Gelen orta boylu, bykl gen bir adamd. nsanlar iki yana alarak bir koridor oluturmu, bir ucunda ben, dierinde o duruyorduk. Olanlar duyunca tehlikeli biri olacam dnm olmalyd ki, stme yrmeden nce beline el atmt. Ben refleks olarak gard alm, belinden ne karacana gre davranacaktm. Baktan korkmuyordum, ama tabanca ise onun da aresi vard. Durup kurun yiyecek halim yoktu. Etrafm evirmi olanlardan birini derhal siper edip, yaklamasn bekleyecektim. Bu halimi grnce beline davranmaktan vazgemi, drd ses tonuyla yanma yaklarken: “Yazk deil mi o ocuun dileri krlm...” diyordu. Bylece iyice yaklamak ve muhtemelen kafa atmak niyetindeydi. Bu hali houma gitmemi ve iki adm tede iken: “Yerinde dur, uzaktan konu” diye ikaz ediyordum. Konumasna bir an daha sabretmi sonra: ”Hakl olabilirsin ama iim vard artk” Diyerek, nce okul bahesine kp, oradaki kitaplarm aldktan sonra da eve doru yollanyordum. Tam bahe kapsndan karken bu kez ikinci katn camndan dar seslenen okul mdrmz lhan Gm oluyor ve kavgaya katlanlar ieri aryordu. Bu olay nedeniyle hayatmn ilk polis karakolu ziyareti ve iki saat yirmi dakikalk nezarethanesini deniyor, mahkeme karsna kmaktan kl pay kurtuluyordum.
Ertesi gnn akam saatlerinde ehrin orta yerinde sinema afilerine bakyordum. Yanma gelen Behsat isimli Bayburtlu bir okul arkadam, kavgadan tr bir gurubun beni aradn, bir an nce ortadan kaybolmamn iyi olacan sylyordu. Beni kimlerin aradn, onlar tanyp tanmadn sorduumda. Grrse beni dvmek isteyenin kavgada dileri krlm olan ocuun gya Karateci olan amca olu Cokun ve dier akrabalar olduunu sylyordu. Bayburtluyu iyi tanmyordum, o nedenle nce bu szlerini kzgnlkla karlam ve ona;
-Sen beni uyaracana git onlara syle, erkeklerse gelsinler, ite buradaym ve akam da sinemaya gideceim. Galiba Pazar yerinde yedikleri sopa az geldi. lerinden birinin karate biliyor olmasna da sevindim. nk tekiler zaten ok hafif gelmilerdi. Diyordum.
Bu pervasz tavrm karsnda nce biraz bozulan Behsat, sonra kendisinin de benden yana olduunu, ama tedbirli olmann daha iyi olacan sylyordu. Biz onunla byle konuurken, kar kaldrmda duran bir gurubun kaamak baklarna o denli nem vermemitim. Oradan sinema ynnde uzaklatktan sonra Behsat’a onlarn u an nerede olabileceklerini sormutum. Meer o kaldrmdakiler onlarm. Bunu duyunca Behsat’n neden yle kaygl olduunu anlamtm. Neyse ki onun bu hali bana sirayet etmemi ve aksi tutumum bizi uzaktan izlemeyi yeleyenleri caydrm olmalyd. Zaten daha nce byle bir kayglar olmam olsa, beni grr grmez saldrrlard. Onu bana gndermelerinin sebebini anlyordum; saldrma cesareti bulamadklar iin, belki bir yarar olur ve hi olmazsa gzlerinin nnde dolamama katlanmak zorunda kalmazlard.
Bu olaydan sonra evredeki nm birden artm, okulun elitleri arasna girmitim. Daha nceleri bana hi dikkat etmeyip, gptayla izlediklerimin ak iltifatlarna mazhar oluyordum. Bu hadisenin neden bu kadar dikkat ekmi olduuna dair asl sebebi daha sonra renecektim. lk olarak davet edildiim lk Ocanda, kavga ettiim o kiilerin merkezin komnistleriyle tannm kynden olduklarn sylyorlard. Meer ben nelerden habersizmiim. Bizim okulda dahi lkcler ve Aknclar diye iki tr siyasal gruplamalar varm. Ne bunlar, ne de aradaki fark biliyordum. Ama lk Ocanda asl tarihi portreler, Bozkurt ve Ergenekon tasvirlerine nceden ainaydm. nk tarihi macera romanlar Tarkan, Karaolan, Bahadr, Tolga severek okuduum eserlerdi. Burada o zamana kadar grp, bilmediim bir tekilat hiyerarisi, disiplin ve sayg fark etmitim. Daha nceleri duyduum “Dev Gen” kelimesinin komnist, lkc kartlar olarak gemesini hayretle karlyordum. nk ben onlar vcut gelitiren halterciler sanyordum. O nedenle, Ankara’da okurken, bizim ufak tefek yapl fizik hocas kast edilerek “Bu Dev genmi” dediklerinde, buna ok arm, ama kimseye sormamtm. Bizim snfn en hzl lkcs, sra arkadam, kitap kurdu Bilal idi. Derslerde geri orta halliydi, ama ders d, sosyo-politik konular alnca, hocalarla en ok laf eden o idi. Konumalarnda ska geen bir kelime ok dikkatimi ekiyordu “Anti parantez”. Parantezi biliyordum, matematikte geen bir terimdi, ama baka konularda bununla ne kast edildiini anlamyordum. Bilal, gncel dil harici bir ok kelime sarf ederek konuurken, hayli dikkat ekiyordu. Beni Ocaa ilk davet eden o idi. Daima gzlk takar ve biraz da saralyd. Bir gn snfta sakin sakin otururken, birden yzkoyun srann zerine kapaklanmasn m. O an ne olduunu anlayamam, ok armtk. enesi kilitlenmi, az kprmee balamt. Arkadalardan biri, nedense, cebinden kard ayakkab ekecei ile onun dilerini aralamaya alyordu. Bundan tr myd bilmem, ama biraz sonra gene kendine geliyordu. Srada kii oturuyorduk. teki arkadamz Bayburtlu, ar sklet greisi Cevat idi. Gerek ya olarak, gerekse bnye olarak hepimizden bykt. Ona aabey diyorduk. Geen yl da birlikte oturuyorduk. Ara sra akadan bilek grei yapar ve onda gcmz denerdik. Onu yenebilmek iin daha bir frn etmek yememiz gerekiyordu. Gerekten bize gre ok glyd. yle ki, kol veya baldrmz iri penesiyle kavrayp, sknca ierdeki kemiimiz krlacak gibi arrd. Fakat o, ara sra gre idman yaparken, ben gece gndz demeden alyordum. Bizim malum kavgadan sonra onun tavrnda bile deime grlyordu bana kar. Adeta inanamyordu duyduklarna. Geri beni severdi, ama imdi duyduklar sevgiden ziyade, insanlar sayg gstermee de zorluyor olmalyd. O nedenle, ilk zamanlar geitirse de, bir gn beni deneme ihtiyac duyuyordu. nce el skmaktan balam, sonra bilek greine gemitik. nceleri elimi sknca kracak gibi olup, beni bartan Cevat, bu kez az kalsn kendi baracakt. Sonra bilek greine sra gelmiti. Tutar tutmaz saniyede beni indiren Cevat, biraz daha bastrsam gidiyordu. Bunu hissedince hemen brakp; “Tamam, sen yenersin abi” diyordum. Ona gre, byle ksa zamanda bu kadar glenebilmek inanlr gibi deildi. Ama bende onun inanamayaca birka aama daha vard. Bir gn, ok duymu ve gene inanamam olacakt ki, snfta karnma vuru yapmak istediini sylyordu. Kurnazlk edip, ona ak el ve parmaklarnn ucuyla vurmas artn koymutum. Olur, demi ve karma vuru iin getiinde, hemen yeni art eklemitim;
-Ama yava deil, ok hzl vuracaksn, tamam m?
Bu onu hepten artyordu. nk o aksini isteyeceimi sanyordu. Nitekim inanamayarak da olsa, tamam, demi ve vuruunu yapmt. Bir greinin, karateye zel bir vuru olan pikede ne kadar etkili olabileceini, daha dorusu, baarl olamayacan biliyordum. Vuru esnasnda ok basit ama seri iki karn hareketi yaptm iin az kalsn parmaklar krlyordu. Parmaklarnn ilk temasnda nispeten yumuak tuttuum karn kaslarm, bir an sonra gerilip, sertleince bu sonu oluuyordu. Bu olaydan sonra Cevat benden emin ve tavrlar tam anlamyla respekt ieriyordu. Btn bunlar snfta olduu iin, varn teki arkadalarn durum ve tutumunu siz dnn. En ksa zamanda idman iin bir yer bulunup, bu ii kendilerine de retmemi istiyorlard. Nitekim Milli Trk Talebe Birlii bunu organize edebilecei teklifinde bulunuyordu. Bakan Yakup, bizim okuldan bir renci ve Cevatn hemerisiydi. Beni de ilk yatl okuduum yl pansiyondan tanyordu. Derken, nce valiye mracaat edilmi, sonra Beden Terbiye Blge Spor Salonunda idmanlara balamtk. Hemen her okuldan gelen rencilerle ilk bir hafta doksan kiiyle balayan idman, daha sonra bu iin o kadar da kolay olmadn gren baz heveslilerin eksilmesiyle yetmie dyordu. Bunlar arasnda iki de hocamz vard. Lakin on gn sonra rencileri ile ayn seviyede olmay onurlarna yediremeyerek, artk idmana gelemeyeceklerini sylemilerdi. Devaml gelenlerle ok iyi alyor, onlara retirken kendim daha ok tekaml ediyordum. lk yarm saat snma ve kltr fizik hareketleri, sonra bir o kadar da kalplarn bizzat dzenlediim Kata hareketlerini ve bir buuk saati ise hepsine kar, tek tek ve oul olarak msabakaya ayryor, du alp, salondan kyorduk. Bu kurs bedava olmayp, alnan elli lira aidatn %25’i M.T.T.B derneine, gerisi bana veriliyordu. zleyen 19 Mays Genlik ve Spor Bayramnda Blge karatecilerinin gsteri yapaca anonsu akabinde ilk defa ve son ekip olarak sahaya biz kyorduk. Yaptmz kata gsterisine ek olarak, tam temas dvn karlnda, en ok alkn yannda, bir de Hrriyet Gazetesi vastasyla Trkiye ve hatta Avrupa’ya kadar ulaan bir habere konu olma erefine eriiyorduk...
O yl ortaokuldan mezun olmu, ama diplomam asla gremeyecektim. nk babamn Almanya’dan verdii talimat zerine, bana hi sorulmadan kaydm yine mam Hatip Lisesi’ne yaplmt. renim giderlerini karlayan, paray gnderen babamn tercihi karsnda yapacak bir ey yoktu. Bu konuyu bir gn babamla tarttmzda, “Ya dediim okulda okursun veya gider gurbette, benim yaptm gibi inaatlarda amelelik yaparsn...” diyordu. Nitekim izleyen yl gene yalnz bama tuttuum bir evde ayn ekilde itigallerle geirmi ve mam Hatip Lisesi ikinci snfa gemitim. Mezuniyetime yl vard, nk buras drt yllkt. Mezun olunca niversiteye girme ok zordu. nk okulun daima iftiharla snf geen mezunlarnn dahi niversite snavnda gerekli puan tutturamam olduklarn iitiyordum. Bunlar ya cami maml veya Kuran Kursu hocal yapyorlard. Bu meslekte almay hi dnmyor, ne olursa olsun yksek tahsil yapmak istiyordum. Bunun en zorlayc sebebi askerlik grevi sreci idi. nk askere gidip gelmi olanlarn anlarn dinlemi ve bu tr muameleye maruz kalmamann tek yolunun niversite mezunu olmak, olduu renmitim. Aksi halde askerlik sresi olan 18ay bitirememe ihtimalim bykt. Bu rizikoya kar vakit varken nlem almalydm.
kinci snfa balayal iki ay olmutu. Bir gn snf arkadam Bahri, ile ilk defa Ticaret Lisesi alacan ve kendisinin oraya geeceini sylerken, birlikte gelmeyi neriyordu. Byle bir imkan hi dnmemi, tereddtlydm. nk babamn arzusu hilafna davranmak istemiyordum. Fakat Bahri yakam brakmyor, bu okulun Kz Sanat Okulu ile ayn bina iinde renim salayacan ve dolaysyla her bakmdan ok avantajl olacan sylyordu. Bizim snftan birka kii, daha imdiden nakil yaptracaklarn sylyorlard. En sonunda nakil yaptrmaa karar vermi ve bu yzden okul mdr ile bozumutuk. Mdr kesinlikle, bize nakil vermek istemiyordu. nk btn okulun gzde rencilerinden saylyorduk. Mdr, bizim ayrlmamzla okulunun cazibe kaybedecei kansndayd. Ricalarmz dinlemiyordu. Milli Eitim Mdrne ikayet son areydi. Nitekim Metin Bey bizim mdr telefonla araynca, tamam, gelsinler, diyordu.
Mdr muavini Ergun Bey, nakil iin gereken tasdiknameyi oktan hazrlamt. nk o da bir lkcyd. Onu ikna etmek iin yeni alan okula gitmemizin ok iyi olacan, aksi halde buray solcularn ele geirebilecekleri tezini ne srm ve hemen ikna etmitik. Derken ben ve Erdoan Ticaret Liseli olmu, ama Bahrinin hevesi kursanda kalmt. nk byk abisi duruma mdahale etmi ve onu engellemiti. Geri bir snf aadan balamamz gerekmiti, ama bizden stte kimse olmayacak ve Liseyi ayn zaman zarfnda, yani ylda bitirecektik...
Yeni okulun ilk gnnde, tamam dier okullardan tanma renci topluluu bahede toplanm, hatra resmi ektirdikten sonra, Kz Sanat okulu ile ortaklaa kullanacamz byk salona gemitik. Burada al merasimi yaplacakt. Okul mdrmz Yusuf Bey, renciler adna al konumas bana yaptrm, yeni snflarmza heyecanla girmitik. Artk bir spor salonumuz var ve faaliyetlerimize burada devam edebilirdik. Dier okullarda sa-sol ayrm giderek keskinleir, hatta kavgalar vuku bulurken, bizim okulda barl hava hakimdi. Okul sonras benimle idman yapmak isteyenler arasnda sac-solcu ayrm yapmyor, herkese eit davranarak, bu ortamn olumasna katk salyordum.
Yeni bir yl ba daha gelmiti. Kimi renciler gibi, ayn oday paylatmz Kemal de kye gitmek istiyordu. Bo ver, gitmeyelim, diyorsam da bunda srarlyd. Sende gel, diyordu. Yalnz kalnca canmn sklacan dnp, hi istemeyerek de olsa kye gitmek durumunda kalyordum. l merkezinde havalar scak, Sonbahar gnleri yaanrken, meer bizim oralarda diz boyu kar ve bol souk varm. Kasabaya indiimizde akam olmu ve ky yolu karla kaplyd. Ayamzda spor ayakkablar, omuzda antalar yola dmtk. Hava ok souk deil, ama kar kapl yolda ilerlemek gt. Tam neky’n nlerinde, arkadan bir cipin gelmekte olduunu grm ve iimden “Bizi de al, almazsan yolda kal” diye geirmitim. Ama Cip durmayp, gitmiti. Bir sre sonra imdi Karaky’n altndaydk ve az ilerde arampole batm Jip duruyordu. Biz durup yardm edecek olsak orada kabilirdi, ama bu kez de biz onun yapt yapp, hzla ve hi duraksamadan geip, gitmitik. Onbe dakika sonra biz kye varmtk, lakin Cip halen ayn yerinde ve batt yerden kmak iin urayordu.
Drt kilometrelik yryten sonra eve varmtm. Annem beni grnce her zamanki gibi seviniyordu. Scak sobann banda akam yemei yemi, yatacaktm ki;
-     -Meliha ve babas gelmiler. Diyordu.
Onunla, Ankara’da okuduum yldan beri hi haberleememitik onunla.. Aslnda bir ok kez yazdm halde, arann uzamasna ilaveten snfta kaldm anlayp, beni kmseyecei endiesinden, bunlar postaya vermemitim. Fakat, henz birka gn nce, satr aralarnda serzeni bulunan bir yeni yl kart gndermitim ona. Ola ki artk beni unutmu ve onu hala unutamayma glmesinden ekiniyordum. Ona yazmamn nedeni amcasnn olu Kemaldi. “yazamazsn” diyerek, beni kkrtmam olsa, yazsam bile yine gndermeyecektim. Acaba imdilerde nasl grnyor, gnderdiim kart eline geti mi, grrsek bana kar nasl davranr? Bu gibi sorular ve byk merakm beynimi kurcalyor, bir trl uyku tutmuyordu gzm. Sabah kalkp, onlarn mahalleden geerek kasabaya gitmi, ama onu grememitim oralarda.. Akam, muhakkak bulunaca halamlara gidip, adet olduu zere, kardeimle nianlanm olan gelinimizi grecek ve annemin hazrlad hediyeyi verecektim. Meer onlar da henz kye gelmeyip, ilk gn kasabada ki akrabalarnn yannda geirmilerdi. Nitekim akam olmu, kye dnerek halamlara gitmitim. imdeki duygular kayg ve heyecan karkt. Eve girdiimde odada sadece babas vard. Beni grmeyeli hayli zaman gemi, hemen tanyamamt. Kendimi ona, gene bir yolculukta mola restorannda birlikte yemek yemi olduumuzu syleyerek, hatrlatabilmitim. Biraz sonra ilk gz arm ka gelmiti. lk intibam; grmeyeli beri fazla boy atmam, ama hala eskisi kadar gzel ve sevecen olduuydu. Ama onun bana kar duygularn tam bilmediim iin, bu hislerimi belli etmemee, hatta kaytsz davranmaa bakyordum. yle sradan bir “Ho geldiniz” demi ve babasyla olan sohbetimize dnmtm. Arada onu kesiyordum. Derken eski gnlerden falan sz alm, antasndan resim albmn karmt. Oturmakta olduu peykede yanna yaklam, bunlara bakyorduk. Ona daha nceleri gnderdiim onca mektup, kart ve resimlerden saklad var m, diye bakyordum. lk anda bana dair hi bir hatraya rastlamaynca, iimden onu vefaszlkla suluyordum. Derken, ak antasnda bir an defteri gzme iliiyordu. Daha dorusu bu defterin kalpli kapak penceresi arkasnda duran tebrik kart bana hayli tandk geliyordu. Onu alp, bakabileceimi sorduumda, msaade etmi, elime alarak incelemee balamtm. Bu resimde imenler iinde bir aa ve aacn altnda, ba baa oturan iki sevgili tasviri vard. Derken onu yerinden karp, arkasna baktmda yazlarn mrekkeple boyanm ve okunamaz duruma getirildiini grmtm. Kart, benim gnderdiklerimden biri olmalyd. Bu, beni unutmam olduunun bir delili saylabilirdi. Fakat ekince ve koullarm henz tam anlamyla salanm deildi. nk, her ne kadar beni unutmam olsa da, acaba bir bakasna ilgi duymam m idi? Bu soru benim iin nemli idi. lk frsatta bunu soracaktm. Ama yapamyordum. Halamlarda, sobann banda otururken, evde bizden baka kimse kalmad halde konuamyordum onunla. O benden ben ondan bekliyorduk bu giriimi. Nitekim bu frsat, son anda, kyden ayrlacam gnn akamnda kmt. Bu konuya dair ilk grmemizi amcasnn olu ile evli, halasnn kz Sevgi balatmt. Onlarda, akrabadan birka kii ile oturuyorduk. nce uygun sorularyla zemin yoklayan Sevgi, sz sonra bize brakm ve vastasz olarak konumaya balamtk...
Evet, bir birimizi hala seviyor ve unutmamtk. Ama evlenmemiz sz konusu olacaksa, bu onun bir bakasna kar asla gnl ba kurmam olmas artna balyd. Zira bence buna hi mahal olamazd, nk onu kk yanda ve herkesten nce tanmtm. Byle bir ey olduysa bunu ihanet sayacak ve derhal ondan kopacaktm. Buna dair soruma yapt aklama beklediim gibi ve asla bir bakasna ilgi duymad eklinde olmutu. Zaman ve konumum evlilik karar iin msait olmasa da, onunla ilerde evlenmee karar veriyordum. nk bu bence nemli bir ilke ve bylesini bir daha asla bulamayacam dnyordum. Bu kararmz izleyecek olan admlarn seyrini kararlatrp, ayrlyorduk. Sabah ben okula, onlarsa bir hafta sonra Zonguldak’a dnyorlard...
Aradan bir hafta gemeden ilk mektubumla bir resmimi ona gnderiyor, ondan yant bekliyordum. Fakat inanlmaz bir hayal krkl yayor, yazdm bir ok mektuba ramen, ondan tek satrlk bir cevap gelmiyordu. Buna hi anlam veremiyor, bunalmlara giriyordum. nsan olumlu veya olumsuz, ama mutlaka bir yant yazard seviyorsa. Brak sevmesini, insaniyet namna bunu yapard. Ama o yapmyor, gururumu ezip geiyordu. Bazen lokantaya girip, bir bardak duble votka kola iiyor ve birilerine atarak, fkemi bir ekilde karmaya bahane aryordum. Bu durum yaz tatiline kadar bylece srd ve ilk grtmzde artk resmen nianlydk. nk daha nce annesi gelmi ve ilikimizi soruturduktan sonra aile arasnda bu karar alnmt. Bu arada amcasnn vurularak ani lm zerine babasyla birlikte o da gelmi ve iki hafta sonra dnmlerdi. Neden bana hi yazmadn sorduumda, bahanesi annesinin engel olduu ynndeydi. Bana Ankara’da iken yazarken annesi bir ey demiyordu ama, nedense imdi buna kar kyordu. Diyelim ki o istemiyor, ama seni gece gndz her saat gz altnda tutmuyordu her halde, insan iki satrlk bir kart olsun yazmaz m. Hatta hi yazmadan , sadece resim bulunan bir kart bile yeterdi. Ama hayr, bunu yapmyor, hayatm adeta cehenneme evirip, intikam yeminleri ettiriyordu. Onca fke ve krgnlma ramen geri onu affetmi, ama hafzamdan geleceimizi etkileme ihtimali byk olan baz izleri silmem kolay olmayacakt. Kim bilir, belki de ok nceleri yazd bir mektubunda yer alan u dizelerinde dedii gibi;
“... Samda bir demet iek,
samda bir demet iek,
mrm seni sevmekle geecek
bir gn gelecek;
Ay, gne hepsi snecek,
Benim sana olan akm asla snmeyecek... ”
Muhtemel, onu yllar boyu koca yolu bekletecektim.

Nitekim tatil bitmi kayn validemle birlikte Zonguldaa gitmitim. Artk orada okuyacaktm. Nianlmn kendisinden kk kardei daha vard. Engin ve Mustafa olan kardeleri kk kz kardeleri de Melahat idi. Engin ilkokula gidiyordu. Kayn peder uzun yllardan beri E.K. iletmelerinde almaktayd. Kayn validem, yalnz bama okuduumu duyunca, trl nedenlerden tr buna raz olmam ve birlikte gitmemizi istemiti. Derken bu yamurlu kentin en gzel semtlerinden biri olan Fener’de bulunan Ticaret Lisesine nakil yaptrmtm. lk dncemiz, ayn semtte bana bir oda kiralamakt. Ama sonra ayn evde, evleninceye kadar birlikte kalmay yeleyecektik. Bu iki yl sre iinde, iki ac olay hari, ksa hayatmn belki en mutlu zamanlar olacakt. lk ac olay, nianlmn cahilliinin sebep olduu gereksiz bir itirafndan kaynaklanmt. Bu, salt onunla evlenmek isteyen, aabeyi sayd amca olunu kendisinden uzaklatrmaa ynelik izledii bir tutumla alakalyd. Ayn semtte oturan baka bir ocua ilgi duyuyormu gibi yaptn ve hatta bir keresinde ona mektup yazdn sylemiti. Bu aklamas, her eye ramen beni ok yaralamt. Keke bunu o zaman, ilk ciddi konutuumuzda sylese veya hi sylemeseydi. Bu yzden onu terk edip, buradan gitmei dahi dnm, ancak babasnn hatr iin bundan vazgemitim. nk henz nianl olduumuz halde, evine kabul edebilecek kadar bana gven gstermi bir babaya bunu yapamazdm. O gnden sonra, ocukluk akmn gereklemi olmasndan doan inanlmaz mutluluum hrpalanm, kt bir nakizaya uramt. “Her eyin fazlas zararldr” veya “Hibir ey tam ve mkemmel deildir” szleri bu ekilde bir kez daha kantlanm oluyordu.
Okulun balad ilk gnlerdi, normalde takm elbise giyer, kravat takarak okula giderken, o gn sabah kalktmda hem havann souk olmas ve hem de esen rzgarla beraber yamur yamas, bu kez farkl giyinmemi gerektirmiti. zerime yakas krkl ve gizli kukuletas olan kahverengi anorak ve altna pantolon paalarm iine koyduum uzun konlu turuncu izmeler giymitim. Birinci ders henz bitmi, teneffs balamt. Kara tahtaya bir eyler yazyordum. Snfta her kafadan kan seslerin oluturduu youn bir grlt vard. Bunlara daha yksek bir ses eklenmi ve arkamda barp duruyordu.
     -Buras bingonun ahrm ulan, bu klk kyafetle nasl gelirsin okula?
Bu da kim ve kime barp duruyor byle, diyerek geri dndmde bir de ne greyim. Takm elbiseli, kravatl, ablak ehreli tknaz bir adam, anlalan bu szleriyle beni kast ediyordu.
     -Ne baryorsun be adam, burada sar m var?
     -Tabii ki sana ulan, bu klk kyafet nedir, kot ve montla snfa girilir mi, hemen k git stn dei, yoksa ben atacam seni dar.
     -Deme ya, bunu yapabileceini sanyorsan hi durma, grelim ne kadar gcn varm?
     -!
     -Bu kyafet normal olmayabilir, ama yasak olduunu da bana kimse sylemedi. Hava muhalefeti nedeniyle tolerans tannacan sanyordum. Ne olursa olsun, bu size bana kar byle kaba hitap etme hakkn vermez …
Bu kuru grlt ve blfle disiplin salamaa kalkan adam, lakabna “Deli“ denen bir retmenmi meer. Bir an durup, dnm ve sonra tek laf etmeden, kollar yanda, klhani yryyle snf terk etmiti. Halk dilinde “Deli deliyi grnce oman saklarm” diye bir sz vardr ya, bu adeta onun bir teyidi olmutu. Bu hadiseden sonra bir ok snf arkadam ona haddini bildirdiim iin beni tebrik etmiti. Nadir de olsa, milli eitim camiasndan birileri kp, resmi statsnden gelen bir saygnl, ahsi komplekslerini tatmin iin bir ara gibi kullanmaa kalkabiliyordu. Halbuki, ayn okulun retmenlerinden Ragp Hoca, ayn zamanda mdr muaviniydi ve gerek bir retmene yakan tarzyla, beni kez kravatsz gelmekten geri evirmi, kravat takmadan da ieri almamt. Mecburi olduu iin olsa gerek, kravat takmaktan hi holanmyordum. Baktm olacak gibi deil, cebimde kancal kravat tamaa balamtm. Ragp Hoca grnd m, hemen bunu cebimden karp, takardm. Bir keresinde beni okul kapsndan evirmi, eve gidip geleceimi sanyordu. Gz nnden bir an kaybolduktan sonra kravatl olarak getiimi grnce, hayretle glmsemi, ama bunu nereden aldm asla sormamt. Bir sre sonra okuldaki siyasal yaplanmadan haberdar olmu, sa ve sol olarak renciler arasnda bir denge olduunu renmitim. Sra arkadam Fahri aslen Giresunluydu. Daha ilk gnlerde tanp, dost olmutuk. Fahrinin saa sola ilgisi yoktu. Onun derdi bir an nce bu okuldan mezun olmak ve snav kazanrsa yksek tahsil yapmak, olmazsa hemen bir ie balamakt. Geri benim arzum ondan farkl deildi, ama gene de siyasetin nabzn tutmak isterdim. Bu nedenle hemen kimlerin lkc, kimlerin solcu olduklarn renmitim. Tabii yapm itibaryla, kendimi zayf ve baskya maruz kalan taraflara yakn bulurdum. Burada ilk edindiim intiba lkclerin daha sessiz ve aznlkta olduu idi. Fahrinin bir hemerisi olan Mehmet Ali, ikinci snfta ve boksrm. Buna bir de lkc olduu eklenince tanmtk. Bir sre sonra da, Ocakla irtibat salayan Cevat’ tanmtm. Ancak onlar lenci olduklar iin nadir gryorduk. Sabahlar organize edip, dzenli Ocak toplantlar yapmamz isteniyorsa da, bunda pek devamllk olumuyordu. nk ne kendim bu tip sk faaliyetleri sever, ne de bakasn itirake zorlardm. Gnlllk taraftarydm oldum olal. Bir yere canm ne zaman ekerse o zaman giderdim. Bir sre sonra okul mdryle konuup, akamlar okulun spor salonunda antrenman yapma izni almtk. nce olur demi ve krk kii idmana balamtk. Fakat bir ay sonra bu almalar bir grup retmen izlemi, onlar knca Seyfullah koarak kapy rtmee gitmiti. Meer youn yamur damlalar szp, tam kap nne birikmiti. Seyfullah oraya gelince, en son kan Deli hocann haline ok glmtk. nk Seyfullahn aya suda kaym ve caml kapya hzla arpp, byk grltyle kapatmt. Bu patrt, almamz zaten rkntyle izlemi olan Deli hocann yreini azna getirmi olmalyd ki, birden klhani gidii deiip, saldrya uram gibi neredeyse kaacak olmutu. Bu olaydan birka gn sonra, antrenman bitirmi, karken yanmza gelen mdr, almalar kesmemizi rica ederken, gerekesi yle idi;
     -ocuklar, “Ticaret Lisesinde komando eitimi yaplyor” diye, ehirde bir ayia var, o nedenle sizden ricam, bu almalarnz hemen kesmenizdir.
Fakat ben buna derhal itiraz ederek, bir ayiann bizi hi alakadar etmeyeceini, bu okulun rencileri olarak, iimizde hem sac hem de solcu olan renciler bulunduunu ve bu salondan bizi kimsenin karma hakk olmadn sylemitim. Arkadalar da bunu tasdik edince nce bir ey syleyemeden giden mdr, daha sonra, koltuunu kaybetme korkusuyla olacak, beni tekrar arp, bu almay durdurma konusunda adeta yalvarm, bu yetmemi, Beden Terbiyesi Blge Spor Salonundan zel alma seans alaca szn vermiti. Ancak, bunu tutmam veya tutamamt. te zamann Trkiyesindeki brokratlarn zihniyeti bu idi. renciler devletin tahsis ettii okullarnda spor yapmasnlar da, varsn kahvehanelere, meyhanelere, veya trl siyasal rgtleri gitsinler di. Nitekim ok srmyor, okullar okunamayacak duruma gelip, anari btn lkeye yaylyordu.
Bir gn idman imkan var m, diye bakmak iin, Blge Spor Salonuna gitmitim. Yetkili memurla grm, birlikte dar kyorduk. Bu srada kardan gelen uzun boylu, geni omuzlu sarn bir adam yanmza varnca memura hitaben, ama beni kast ederek;
-Ne diyor bu delikanl, spor mu yapmak istiyor yoksa?
-Evet, ama o Taekwon-do veya Karate yapmak istiyor hocam!
Byle derken o anda elini uzatnca, karlk verdiim elimi kavrayan bu babam yandaki adamn niyeti tokalamak deil, meer baka imi. Derken kaln, iri yar eline kuvvet veriyor ve elimi skmaa balyordu. Bunu fark edince elime kuvvet verip, sadece mukavemetle yetiniyordum. Fakat o brakmak istemiyor, skmaa devam ediyordu. Nitekim ben de skmaa balamtm. Az sonra karmdakinin sa gz krplmaa, nce glen ablak yanaklar arplp, ekillenmee balyordu. Barmas an meselesi haline gelmiti ki, birden elini iyice gevetince brakmtm. Bu srada memur hayretini artk gizlemeyerek;
-lk defa akir abinin bartamad bir adam kt. Vallahi bravo yani!
Derken, sonra Blge Boks antrenr olduu anlalan Muzaffer Bey, bu kez elini yumruk yapm, gsme hafife vururken de;
     -Brak onlar da boks yap olum boks! ok salam bir bnyen var, gel seni Trkiye ampiyonu yapym.
     -Yok hocam, benden boksr olmaz, denedim, biliyorum. nk unutup, ayakla vuruyorum rakibime.
-Olsun, sen gene de gel, sonra alrsn naslsa.
     -Hi antrenman yapmamaktan iyidir, gelsem de kltr fizik yaparm bir kenarda. dmanlarnz ne zaman?
-Haftann gn, Pazartesi akam altdan sonra gel.
-Tamam, grmek zere hocam.
Bylece ayrlm, bilahare iki idmanlarna gitmitim. Fakat dndm gibi, boks bana gre deildi. Bu arada Ankara’da Iraz Hocann okulunda tandm Erdoan isimli arkadama rastlamtm. Meer onlar ara sra burada idman yapyorlarm. Erdoan o sralar ou Zonguldakllar gibi Eceviti olduunu sylyordu. Burada tesadfler bizi gene karlatrm, bu karlamadan memnun olmutuk. Bundan birka gn sonra bana gene M.T.T.B’ inden hocalk teklifi gelmi ve kabul etmitim. Ara sra Erdoan’la gryorduk. Bir gn bana,”Gel bir de bizim dernee gidilim” deye nermi, kabul ederek ieri girmitik. Burann tabelasnda “Karadeniz Dev Gen” yazlyd. Geip bir masaya oturmutuk. Zaten ierde drt masa var ve birinde alt kii oturmasna mukabil, dierleri botu. Alt kiinin oturduu masadaki grnt ilk anda dikkat ekiciydi. Zira Kara Deniz Dev Gen’te toplanm bu kiilerin tamamnn Gneydou meneli olmalaryd. Konu, kronik Krtlk davas ve Krdistan meselesiydi. Yadrgadm ey, konutuklar deil, bunlarn aka Trkiye ve dolaysyla Trklerden sz ederken “Dman” demelerine karn, aralarnda Trklerin de bulunmu olmasyd. Geri lk Ocaklarnda da Krt aslllar vard. Anlalan, bylece bir denge salanm oluyordu. Benim iin bu tartmaya itirak zemini grnmyordu. Oysa lk Ocaklarnda Krtlerden dman taraf, diye kesinlikle sz edilmedii gibi yabanc millet de saylmazlard. Kendini Krt olarak bilen insanlarn meneine sayg duyulurken, bunun inkar durumunda “Asln inkar eden haramzadedir”, deniyordu. Bunlar, belki bilmeyerek, bu tavrlaryla memleketin tamamnn smrlmesine zemin hazrlarken, yle bir yer varm gibi de, “Krdistan smrlyor” diyor ve bunu bir ayrlma bahanesi sayyorlard. Oysa vatan blmek bir zm olamayaca gibi imkanszd da. Daha fazla dayanamyor ve arkadaa:
-Bunlar duyuyorsun, o halde bir Trk olarak, benim iim yok burada. Diyor ve ayaa kalkarak, dierlerine hitaben; Hadi bana eyvallah, sizinle sava alannda grrz! Diyip, dar kyordum.
Onlar arkamdan arm ve hayretle, “Bunu kim buraya getirdi, diye soruyorlard.” Kayn pederimin devresi yl geirdii trafik kazasnda hayatn kaybetmi olmas yaadm ikinci ac olayd. Asfaltta, kardan karya geerken bir kamyon arpmt merhuma.. Srcy o an bulsam ldrebilirdim. Soruturmann selameti dolaysyla tutukland iin kurtulmutu. Yce Yaratann takdiri, insan olu fani ve her eye ramen hayat devam edecekti. Merhum kayn pederimin emekliliine zaten az bir sre kalmt. Mesai saatlerinde ve ayn irketin bir arac tarafndan kazaya kurban gittii iin bu olay “ Kazas” saylp, emekli ayl ailesine verilecekti. Nitekim okul bitmi, babam gelerek, dnmz orada yapp, tatil iin memlekete geri dnmtk. Bu arada niversite snavna girmi ve okumak istediim okula “Ankara 19 Mays Genlik ve Spor Akademisi” kayt iin yeterli puan almtm. Fakat, henz kayt koullarn bakmak iin gittiim okulun nnde, burada okumaktan vazgeecektim. nk yksek okullarda anari iyice keskinlemi, normal artlarda okumak artk olanaksz hale gelmiti. Buna mukabil Almanya’da bulunan babamn yapt aratrma, orada okuyabileceim ynndeydi. Kayt iin okula gittiim esnada, buraya girecek olursam gelecekte beni nasl bir perspektifin beklediini grmtm; ”Ya hapishane yahut mezar”. Gnn scana ramen, srtnda askeri parka bulunan iki kii yanma yaklarken, dier ikisi uzaktan takip ediyorlard. Biri yanma gelerek dorudan;
     -Kayt iin mi geldin?
     -Evet.
     -Nereli ve necisin?
     -Siz kimsiniz, size ne bundan?
     -Uzatma da syle bakalm necisin?
     -Bak arkada, bu okul bir Spor, deil mi, o halde ben bir sporcuyum. Tamam m?
      -Ya! Peki hangi sporu yapyorsun?
     te beklediim soru gelip, cevabm ilk raundu kapmadan kazandracak nitelikteydi:
     -Sporun her trn. Ama bilhassa dv sporlar; Karate, Judo, ve Taekwon-do.
     -Deme ya, peki nerede rendin btn bunlar?
Bunu da geerli ismi vererek yantlaynca, tavrlar o an iin deimi, ama gene de;
     -yi, hadi sen kayt yaptr, nasl olsa sonra gene greceiz.
      Diyerek yanmdan ayrlmlard. Bu olaydan sonra kayt yaptrmaktan vazgemi, Almanya’ya gitme niyetim kesinlemiti. Burada kalrsam ister istemez rakip taraflardan birine katlacaktm. Tarafsz kalma ansm yoktu. Aka, dost ve dman ayrm yapmakla yz yze kalacak, imdiye kadar olduu gibi, bana buyruk, zgr biri olarak deil, grup kurallaryla davranmam gerekecekti. Bu gibi durumda, nyarglarn bulunmad bir yabanc lke bana daya uygun okuma yeri gibi geliyordu.
Yurt dna k iin gerekli pasaportum henz yoktu. Bunu edinmek iin, iki yl aradan sonra, gene l merkezine gidecektim. Fakat oradan son zamanlarda gelen haberler pek i ac olmayp, bilakis kayg verici idi. Eski durumlarn deiip, vilayetimize baka yrelerden nakledilen yksek okul rencileri yerletirilmi, bu militan gruplar, nfusu zaten az olan merkezi adeta igal etmiler, diye, duyuyorduk. Yl 1978, bizim ilede genel seimler nedeniyle yaplan bir parti mitingi esnasnda kan kimi olaylar, solcularca buradan giden herkesin “Faist” diye nitelenip, saldrlmalarna yetiyordu. Gn gemiyordu ki, trl yerlerinden yaralananlar gelmesindi. Artk normal saylacak trde kavga dnemleri de bitmi, silahlar kullanma gemiti. Giderken yanma silah almay dndmse de, bundan vazgemitim. Kimseye yapmadm bir eyin bana yaplmasna raz olamayacama gre, yeni duruma uyacak bir silah tr bulmalydm. Bu bir Tabanca olamazd. nk onun zerimde bulunmas bile her eyin alt st olmasna yetebilirdi. Bu durumda Zonguldak’tan getirdiim vin gbek bilyelerini yanma alacaktm. Gerek parmak idman, gerekse zor durumda rahata kullanabileceim bilye cebimde olmak zere minibsten il merkezine inmitim. Hemen yaknda bulunan, eskiden solcu arkadalarn devam ettii iek Palas adl kahveye gitmitim. erde bildiim manzara vard. Giri kapsnn hemen sanda kurulu masada maa kz oynayan grubun tamam eski tandklard. Beni iki yldr grmedikleri halde, kapda grr grmez tanm ve aya buyur etmilerdi. Ama gerek yzlerinde grdm laubali ifade, ve gerekse kullandklar mstehzi ifade tarz hemen ieri girmek yerine, u yasak caddede bir volta attktan sonra gelmemi icap ettiriyordu. Bunu yapacak cesareti tekrar gstermeden gerek saygy hak etmeyecektim anlalan. Bunu uygun lisanla onlara aklayp, kapdan geri dnmtm. Beni aya davet edenler; “Eski devirler artk mazide kald” der gibiydiler nk. Olduka kalaba, ana cadde boyunca, elimde evirdike “akrt, akrt, akrt” diye ses karan, gmi prltl elik bilyelerim, dikkat ekici deil sadece, resmen provokatif bir tarzla yryordum. Kafam bozulmu, varsn nereden inceyse oradan krlsn diyordum. Bu, kimilerince zapt edilmi, ok tehlikeli saylan blge boyunca ilerlemi, PTT binasnn nnde duraksamtm. Bir ara arkadan bir elin omzuma dokunduunu hissetmi ve yavaa geri dnmtm. Bu bir polis memuruydu. Elimdeki bilyeleri iaret ederek;
-O elinizdekilere bakabilir miyim? Diyordu.
-Tabii, buyurun.
Dedikten sonra, onlar ak, bana uzanan eline brakvermitim. Bunlar, eviri hzmdan yanlarak, baya hafif eyler sanyor olmalyd ki, elini gevek tutmu ve bilyenin teki parman eerek asfalta yuvarlanmt. Biraz bozularak ve hayretle eilip, onu yerden alrken;
     -Bunlarla ne yapyorsunuz? Diye, sormutu.
     -Hi, el ve kol idman iin kullanyorum. Yasak m?
     -Hayr, ama sadece bu dediiniz amalar iin kullanlacan pek sanmyorum bunlarn.
     Diyen memurun kukusuna bir anlamda hak vererek, tebessmle yle demitim.
     -E, tabii, bu durumlara gre (Ortam kast ederek) gerekirse ok ynl kullanmak da mmkn olmal, deil mi?
Bu diyalogdan sonra teekkr ederek bilyelerimi veren memur ayrlm, ben de bir lokantaya, yemek iin girmitim. Baradan ktktan sonra, ortaokul dneminden samimi arkadam, Torullu Ercan’a rastlamtm. O dnemden, Ercan adl iki arkadam olup, bunlarn her ikisi de solcuydu. Ama aramzdaki konumalar asla fikri tartma dozunu amaz, bir birimizi sever, sayardk. O gece ona misafir olmu, eskilerde olduu gibi, gene sinemaya gitmi, ge vakitlere kadar eskisi gibi tartmtk. Hemen yannda ki daha byk odada bulunan renci grubu da Torullu ve ayn grte kiilerdi. Bunlar, istisnai olarak, saclara ait blgede oturmaktaydlar. nk asl solcu militanlar geilerin kontrolde tutulduu ana cadde zerinde yer alan renci yurtlarnda kalyorlard. Oradaki iimin ilk ksm ikinci gn bitmi, artk geri dnecektim. Ercan da kyne dnecekti. Fakat benim minibs leden sonra, onunki sabah dokuzda kalkmt. Hareket saatimi beklerken biraz daha dolam ve mehur yurdun tam karsnda bulunan, camlar krlm olduundan, pencereleri sala kapal lk Ocana uram, eskilerden kimler var diye bakmtm. Burada biraz oturmu, gelenlerin ounda yaralanmalar nedeniyle sarglar tadklarn grmtm. Bir ok yeni yzler olsa da, eski tandklar da vard aralarnda. O gn geri dneceimi sylediimde, ilerinden birisi glerek; “Hemen gitme, bir dayak da sen ye de yle git” diyordu. O nedenle deil ama, yakndaki sinema afiinde, yeni gelen bir filmi grmeden gitmek istemiyor, dn yarna erteliyordum. Caddelerde dolarken dikkatimi bir ey de, celeri sac geinip, engel byk brakan esnafn, imdilerde Stalin tipi, posbyk brakm olduklaryd. Derken vakit gelmi ve sinemaya gitmitim. Film bitince bizim evre kylerden gelen rencilerden drt kii ile beraber kmtk. Sinemaya, gerek sahiplerinin sac olmas ve gerekse saclarn kesiminde kalmas nedeniyle, ounluk saclar geliyordu. kta bir araya toplanp, yasak ana caddeyi toplu halde geiyorlard. nk bylesi daha gvenceli oluyordu. Elli kiilik bu gurup nden, biz drt kii yirmi adm geriden yryorduk. Onlarla gitmemi bizimkiler rica etmi, kendi otellerinde belki bana yer de bulunacan sylemilerdi. Yoksa, yalnz gitmem, onlarla yrmemden daha gvenceli olabilirdi.Byk gurup nde biz arkada olmak zere tehlikeli blgeye girdiimizde, bu an kollayan militanlar er beerli takmlar halinde kaldrmlar doldurmu, saldr iin elverili ortam kolluyorlard. Bu srada bizimkiler byle durumlarda sknca kullanmak zere yanlarnda tadklar bak ve tornavidalar avularna alarak, ceket yenlerinde gizliyorlard. Ne olur ne olmaz, diyerek, ben de bilyelerimi karmtm. Etrafta dolaanlar kpeklere slk alarm gibi, yaparak gurubu taciz etmee alyor, ara sra saldrya geiyorlarm gibi ani hareketler yapp, rakipleri korkutmay deniyorlard. Fakat byk gurup bunlara alk olduundan, bir birine kenetlenmi bir ekilde, istifini bozmadan ilerliyordu. Bir ara sa tarafmzdaki kaldrmda, arkadan koar adm gelirken “Vurun faistlere!” diyerek yaklaan eli sopal kii, bir metre arkamza kadar sokulmu, saa dnerek onlara baktmda ani frene basp, sola ark etmilerdi. En nde gelen eski arkadalarmdan solcu Hseyin’in kk kardeiydi. Tabii o da tanmt beni hemen. Bylece ilk saldr denemesi savuturulmu, bu arada Atalay otelin nne ulamtk. Bizimkiler orada kalyorlard. Birlikte yukar kp, benim iin yatak sormutuk. Maalesef bo yokmu. Ayn yolu bu kez tek bama geri dnm, yol stndeki otellere sorarak, gene Garajn yanndaki ilk uradm kahveye girmitim. Ola ki klk kyafetim, uzun salarm, omuz ve srtmda dikkat eken yumruk ile uar tekme amblemlerim gerektiinden ziyade dikkat ekip, otelciler bana yatak vermek istemiyordu. Bu durumda bana yardm edecek kiiyi olsa olsa gene o kahvedekiler arasnda bulabilirdim. Gerekten, ierde eski dostlarmdan Hakan’ grmtm. Uzun sarn salar, minyon tipiyle, sola daha yakn duran, zarif bir genti Hakan. Beni grnce hemen yanma gelmi ve birlikte dar kmtk. Yol boyu eskilerden bahsederek gezerken, rastladmz otellere bo yer soruyor, sonra gene devam ediyorduk. Hakan dahil, dier solcu arkadalar beni gerek kavgada hi grmemi, her zaman nasl dvtm merak ediyorlard. Ama salt onlara gsteri olsun diye de kavga balatamazdm. Mutlaka bir saldrya uramak gerekirdi. Bu kendim olabileceim gibi, iyi bir dostum veya savunmasz bir bakas da olabilirdi. Solcularn nceleri bazen dayak yedikleri zamanlarda, benimle gezenlere bundan muaf olur, hi kimse laf dahi sylemezdi onlara. O gnleri imdi unutanlar olduu gibi, baka duygular iinde olanlar da olabilirdi. Biz dolaa dururken vakit ilerlemi, sokaklar iyice sszlamt. Derken sa kaldrmdan gelerek, saldrgan militanlarn barnd yurdun hizasndan geecektik. Dkkan eiklerine erli, drderli oturmu, gelip geenleri izleyen bu militanlar bizi otuz metrede fark ettiklerinde, aralarnda geen bir fslt telefonu dikkatimi ekmiti. O ana kadar Blucin montumun cebinde duran bilyeleri yeniden elime alyor ve sanki hibir ey olmam gibi, konuarak yrmee devam ediyordum. Geri beladan olabildiince kanyor, ama gene de ou baka illerden gelmi olan bu militanlarn kendi memleketimde estirmekte olduklar terr havasn kolay hazmedemiyordum. Hemen her yerde olduu gibi, burada da nfus iki guruba ayrlyor, i sava iin gerekli ortam hzla hazrlanyordu. Rastladm ou solcu arkadam, uygulanan baskdan tr, benden baka hibir eski tandk lkcyle konumadklarn sylyorlard. Derken tam hizalarna gelmi, geiyorduk ki, birden alldk slklar balamt. Bunu kulak ard edip, kanksayp, stmze alnmadan devam etmek niyetindeydik. ki gndr bu caddelerde dolatm halde ilk defa bu gn, hem de bir solcu ile beraberken, bana da iittirme yapyorlard. Bunda henz bilmediim bir bit yenii vard, ama ne. Dikkat eken bir ey, ayet saldrmay gze alacak olsalard tam karlarnda ve firar ans en az iken bunu yapacak olmalaryd. Ancak bunu yapmamlard. Bunun iki anlam vard, ya saldrmak istemiyor veya bundan ekiniyor olmalydlar. Biraz daha ilerlediimizde kama ans yzde yz hale gelmiti. Bu durumda artk bir saldr beklenemezken eik timleri aksini yaparak, oturduklar yerden frlyor ve “hcum, lm faistlere” naralaryla ataa geiyorlard. Bu srada gayelerini kesin olarak anlam ve onlara bir oyun oynaa karar vermitim. Sandklar gibi kamayacak, epeydir ala geldikleri eyi yapmalarna izin vermeyecektim. Bunu yaparken mevcut nefesimin sadece yarsn kullanacak, kalan ksmn kendimi emniyete almak iin sarf edecektim. Ben hareket planm hazr beklerken, militanlar, ellerindeki sopa ve hortuma sokulmu demir ubuklar, talarla saldrya geerken, ben Hakandan birka adm ayrlarak geriye doru yrm ve asfaltn ortasnda durmutum. Btn hmyla zerime gelen zorba srsn souk kanl bir hesapla beklerken, elimde frlatmaa hazrladm elik bilye sa elimde, dier ikisi sol elide bulunuyordu. Hesabm, ellerinde sopalar en nde atlanlar ilk etapta avlamak, sonra sray yumruklara geirmekti. Derken aramzdaki mesafe en uygun zamana gelince ilk bilyeyi frlatm ve nde gelen iki kiiden nce birine, hemen sonra tekine kafadan tam isabet kaydetmitim. Bunu “Ah kafam ve ah anam!” nidalar izlemiti. nc bilyeyi son anda kullanmak zere avucumda tutarken, sra makineli gibi ileyen yumruklara gelmiti. ndekilerin saf d edilmesiyle bir anda ok yaknlatm rakiplerin yumruklarmdan korunma ans hi yoktu. Dzenli olarak saa ve sola dnlerle salladm yumruklar her defasnda bir hedefi buluyorlard. Bu yumruklar, tr olarak kertici olmaktan ziyade, hz ve sertlii ile ok edici tesir zelliini haizdiler. Bu vuruma bir ka dakika ancak srmt ki, ksk gzlerimi aralayarak duraksadmda karmdaki manzara grlmee deerdi. Etrafm bir yarm ay gibi evrelemi olan saldrganlar, ellerindeki sopalar birer kalkan gibi yzleri hizasna tutmu, ben kyasya saa sola yumruk rrken, onlar ylece kprtsz bekliyorlard. Benim bir anlk duralamamla adeta bulunduklar uyuuk halden dirilerek, yeniden saldrya geiyorlard. Onlarn arkasnda duranlar ise bu duruma glme itirak ediyorlard. Karmda en azndan alt sopa yukar kalkm ve bam hedef semilerdi. Benim istediim bundan bakas deildi. Hesabm, son salisede yer deitirip, yaplan ataklar bir an iin boa karrken, en solumda, bir buuk adm temde hi saldr beklemeyen bir bakasn daha avlamak ve bylece ikinci aamaya gemekti. Bu aama, vuruarak ekilme ve olay merkezinden uzaklamaktan ibaret olacakt. Fakat hesapta olmayan bir ey zuhur edip, arkamdan sokulan birinin beni omuzlarm hizasndan yakalamt. Bu tutu beni bir an duraksatsa da, bu sadece soldaki hedeften vazgememe yol amaktan te gidememi, yer deitirmemek iin dn yapmama engel olamamt. Bylece az nce bulunduum noktaya geldii iin de, inmek zere olan darbelere hedef olmu ve bu defa beni tamamen brakmak zorunda kalmt. Bu durumda yaydan frlam ok misali ilerine dalm, aralarndan mahir futbolculara zg almlarla yol alyordum. Bir ara yanndan gemekte olduum birinin topuz vari bir nesneyle belime indirdii bir darbe, durup son bilyeyi bunun iin kullanma fikrine gelmeme yol asa da, durumun kritik olmas devam etmei ehven klmt. Nitekim kalabalktan bakaca darbe almadan syrlm, nce sol kaldrma yakn duran adrl kamyonu ardmdan atlan talara kar siper etmi, sonra tekrar asfaltn ortasna ynelerek, drt adm sonra duralamtm. Geri dnp baktmda ne takibe yeltenen, ne de ta atan vard. Az sonra kardan gelen drt polis yanmda duraksayarak, orada ne olduunu sorduklarnda, sanki olayla hi alakam olmam gibi davranarak;
-Bilmiyorum, galiba gene birine saldrdlar.
Diye geitirip, slk alarak yrmee devam etmitim. Ancak tam bu srada Hakan gelmiti aklma. Acaba ona ne olmutu? Bunu aratracak durumda deildim. Temennim, uygun zamanda oradan uzaklamay akl etmi olmasyd. Saat hayli ilerlemiti. Bam sokacak bir barnak bulmalydm. Aklma biraz ilerdeki Gl Palas gelmiti. Sahipleri tandkt. Hatta bir zamanlar ocak bakanl yapm olan Cevatlara aitti. Ne var ki o srada otelde babas bulunuyordu. Durumun aciliyetini akladm halde bo yatak olmadn sylyordu. Aklma biraz aada bulunan Ercan’n komu ve arkadalar gelmiti. Giderek kaplarn almtm. Hemen kap alm ve beni karsnda gren gen biraz akn, samimiyetle glmserken, sonra biraz sitemle yle diyordu;
-Ya abi, bu gn sizinkilerin saldrsna uradk. Belki buralardasndr diye gzlerimiz seni arad ama yoktu.
     -Deme ya, ama neyse demi olduk yleyse, nk az nce de sizinkiler bana saldrd. Bu szlerim birden havay enlendirmiti.
     -Yok ya, ciddi misin sahiden?
     -nann ki, ciddiyim. Belime bir ta yedim ki, valla hala mthi aryor.
Esasen sabah dokuz sularnda Ercan’ yolculadktan sonra gelip Gl Palasta oturmu ve bir arkadala tavla oynuyorduk. Tam bu srada ierden birisi, darda birilerine saldrlacan sylemi, bunun zerine az sonra kalkarak da karak etrafa gz gezdirmi, ama kimseyi gremeyerek geri dnmtm. nk ilk aklma gelen bunlar olmutu. Meer ilerdeki ara sokaa geldiklerinde birka kii saldracak olmu, ilerinden birinin baa davranmas sayesinde yara almadan kurtulmularm. O geceyi her eye ramen rahat geirmemi, sabah erken kalkarak dar kmtm. lk uram olay mahalli olmu, etraf sprmekte olana plere, elimde kalan son bilyeyi gstererek, bunun benzerlerini yerde grp grmediklerini sormutum. Gren, bulan olmamt. Sonra dnp pastanede kahvalt etmi ve oradan berbere gemitim. Berberde salarm ksalttrp, biraz ekal deitirmei dnyordum. Meer berber kalfas akamki “ Faist Karateci Devrimcilere saldrd” eklinde yaylan ayiay duymu ve tariflere uyan kiinin ben olup olmadm soruyordu. nkar ettiysem de inanmamt. Berberden kp, hemen kk terminaldeki bir ofisten dn bileti almtm. Sonra Hakan akam aldm kahveye girmitim. Hakan henz gelmemiti. Onu eni konu merak ettiimden, buray ileten arkadaa onu sormutum. Hakan akam nasl grdn yle anlatmt:
-Elimde ay tablas, ocaktan yeni km, kapnn yakndaki masalara ay getiriyordum. Bir baktm pat diye kap ardna kadar alp, salar yukar dikilmi, surat allak bullak birisi hzla ieri dalmt. Arkam dndmde gzden kaybolmutu. Ocaa geldiimde Hakan etraf kartrrken bulmutum. Beni grnce hemen benim makineyi (silah) vermemi istemiti. Dur hele, ne oldu, ne yapacaksn onu, diye sorunca yurdun nnde saldrya uradnz, gidip hepsini vurmak istediini sylyordu. Neyse ki zor bela teskin edip ve yolladm.
Biraz sonra da Hakan kagelmi ve kendi yaadklarn anlatmt:
- Sen geri dnnce ben kaldrmda hala durmu, bekliyordum. Yakna geldiklerinde sizin kapma balam, sen vuruurken, ben ylece seyrediyordum. Sonra guruptan biri ayrlp bana doru geldi ve elindeki sopay alp, bana kafadan atmaa kalkt. Fakat ben hala put gibi duruyordum. Bu halim adam artp, sopay aa indirmiti. Sonra ne dndyse bilmiyorum, ikinci defa hamle yapnca, bu kez ben elimi kaldrrken srtm dnm ve sopa srtma inmiti. te o anda kahveye koup, Fahrinin tabancay istedim, ama vermedi. Verse ..mna koyacaktm ibnelerin. Derken biraz oturup, ay itikten sonra ii kan Hakan gitmiti. Gerek geceyi birlikte geirdiimiz arkadalarn sondalamalarndan ve gerekse dier eski solcu tandklarn verdikleri bilgilerden hakkmdaki gelime ve gidiata dair malumat ediniyor, ona gre tavr alyordum. Denildiine gre, beni vurmas iin birini grev verilmi, ama onun kim olduunu bilen yoktu. Kahveden kp, garaj meydannda, yazhanenin nnde gezeliyordum. Gn ilerledike ortalk kalabalayordu. Tam karda TBDER. Binas vard. Eskiden olsa bir ok tandk olurdu, ama imdi kimseyi gremiyordum. Fakat orann balkonundan beni grp, tanyanlar, yanndakilere aktrmadan beni gsteriyorlard. Gezinerek gelen guruplardan beni tanyanlar kp, arkam dnk iken parmakla bilmeyenlere beni iaret ediyor, birden dndmde baklar yn deitiriyordu. Akamki olayn kitleyi nasl etkilemi olduunu gryordum. Aslnda beni bir gzel pataklamak istiyor, ama ilk darbeyi kimse gze almak istemediinden olacak, buna bir trl kalkamyorlar, aksine, tanmazlktan gelmei yeliyorlard. Yerli solcular beni tanyor olduklarndan, bu ayiaya gizlice seviniyor, konutuklaryla lehte propagandaya yol ayorlard. Benden bahsederken, demokratik, bar ve zgrlk bir kii olduumu ve kimsenin fikrine mdahale etmediimi sylerken aslnda doruyu sylyorlard. Tabii aksi tutumda olanlara kar da yle ok tehlikeli olduumu ekliyorlard. Saldranlarn dediklerine gre, bana bamdan tam alt darbe indirmiler, lakin hibir ey olmamt. Bu durumda her halde demir gibi, deil, tamamen demirden bir kafam olmalyd. lene doru gelen bilgileri topladmda durumun tamamen lehime dntn reniyordum. Bir saat sonra minibsm kalkacakt. Son bir volta daha atmak zere yasak uzun caddeye yeniden ynelmitim. Yurt binasnn biraz aasnda bir otelin nden geiyordum. Bu srada ierden km, melerek ayakkabsn balayan birini fark etmitim. O da beni grm, naslsa tanm olmal ki, dikkatle bakyordu. Tam nnden geerken glmseyerek ona” Merhaba!” demi ve devam etmitim. O ayn ekilde “Merhaba” demi olmasna ramen dorulup, arkama taklmt. Biraz sonra sa elinde bir ey gizlediini ve bunun muhtemelen bir bak olduunu anlamtm. Yrrken onu daima gz altnda tutuyor, apraz vitrin camlarndan aramzdaki mesafeyi lyordum. ok yaklap, tehlikeli olmaa baladnda ise kar kaldrma geiyordum. Byle bir iki zikzak yaptktan sonra, hala takibimde olan bu kiiyle hesaplama zaman iin elverile yer saydm PTT’nin nnde durmutum. O, bu srada biraz geride, kar kaldrmdan asfalta inmi, gya aktrmadan yaklamaktayd. Tam karmda ise eski solcu okul arkadalarmdan biri olan Bahaddin’lere ait lokanta bulunuyordu. Takipime gerekli karlamay yapmak zereydim ki, bir an Bahaddin ve yannda bir iki kiinin glmseyerek el salladklarn grm, karya geerek yanlarna gitmitim. lk defa grtmz iin samimiyetle kucaklatktan sonra;
-Gemi olsun ya, akama saldrya uradn duyduk. Kafana vurmu olduklarn sylyorlard, ama grnen o ki sana bir ey olmam. Zaten inanmamtk.
-Sa olun. Grdnz gibi, kr bir ey olmad. Ucuz atlattk.
Ben byle derken takipim de oraya gelmiti. Grdklerine adeta inanamayarak, bana hitaben;
     -Durun hele ya, sen faist deil miydin?
     -Nerede faist varsa...Diye kfr bastktan sonra. Sen unun ne ie yaradn biliyor musun? Diyerek iki parmam arasnda tuttuum son elik bilyeyi ona gsteriyordum. Sonra szlerime devamla; Dua et ki bunlara rastladk. Yoksa az sonra senin iini bitirecektim.
     -Amma tehlikeli adammsn be!
Diyerek oradan ayrlyordu. Bu arada bizi gren bamza toplanyor, inanamayan baklar zerimde odaklayordu. Akamki olaya katlan var m aranzda diye sorduumda, buna nce hi kimse ses karmazken, belime vurulan tatan bahsedince, hemen biri bunu stleniyordu.
     -Peki nasl yaptn bunu ya?
     -kinci katn balkonundan attm.
     -Deme ya, bravo valla. lerinde en uyan demek senmisin.
     -Peki baka kimse yok mu akamkilerden, tekiler nerede? Bir gemi olsun demek istiyorum. nk biliyorsunuz bir yanllk oldu. Beni faist sanp, onun iin saldrmlard.
     -Evet. Ben tekilerin yerini biliyorum. Seni onlarn yanna gtrebilirim.
     -Buna memnun olurum.
     -yi, haydi gidelim yle ise.
Derken Bahaddinlerden ayrlm, yurt binasna doru ynelmitik. Biraz aadayd. Derken ak kapdan ieri girmitik. Yerler, merdivenler inanlmaz bir haldeydi. Ortalk, her an ele gelebilecek ekilde serpitirilmi olan ta, tula, krk briket ve kiremit paralaryla doluydu. Merdivenin altna kurulmu olan bir ay oca vard. Nbet tutarken burada oturup, skldka ay iiyor olmalydlar. Merdivene ynelince herkes sana soluna saklad sopasn karyordu. Bunlardan birini elime alm ve bir sopann nasl daha iyi kullanlabileceini anlatyordum. Esasen, ne olur ne olmaz, elimde bir sopa bulunsun diye dnyordum. kinci kata ktmzda kapnn nnde durmutuk. Kapy aan uzun boylu refakatim ieri girmiti. Ben tam eikte durmu, ieri bakyordum. Orta byklkte bu odada tane ift katl ranza ve bunlarda kah yatan, kah oturan kiiler vard. ounun banda gznde sarglar, burunlarda tamponlar vard. Yzleri tannamayacak halde imi olan iki kii yatyorlard. Refakatim;
     -Bakn size kimi getirdim? Dedikten sonra hususi bir ton ykleyerek; Akamki! Diye, beni takdim ediyordu.
erdekilerin tavr tam bir inanmazlkt. Ne akamkinin ben olabileceime, ne de ben olsam bile buraya kadar gelebileceime ihtimal veriyor olmalydlar. Fakat benim;
     -Anlalan siz henz inanmyorsunuz , ama dn Akam on buuk sularnda, bir arkadamla bu yurdun nnden geiyorduk. Sonra bir gurup hcuma geerek bize saldrd. Kendimi korumak zorunda kaldm. Arkada onlarn burada olduklarn syleyince, urayp, bir gemi olsun demek istedim.
Yaptm aklama yeterli olup, akamki olduuma inanmlard. Fakat gemi olsun dileime, sa ol, diyemiyorlard. Zira halleri gerekten harapt. Ama bunu hak etmilerdi. Frsat bulsalar, beni daha beter edecekleri kukusuzdu. Dardan bizimle gelenlerden biri, Faist olmadma inanmalar iin ispat istiyor, ayn eyi saclara da yapmam neriyordu. Fakat cevabm ounluk makul bulup, kendilerine karate retmemi yeterli buluyorlard. Bylece oradan ayrlp, iki saat sonra da kye dnmek zere hareket etmitim. Bir ay sonra, bir gnlne oraya tekrar geldiimde, ayn caddede bir arkadamla yryorduk. Bu srada, kardan gelip, yanmzdan geen drt kiiden biri dierlerine yle diyordu:
     -Bu ocuk gene geldi yav!?...
*** ***

ERDE LK GECE

Ancak devresi gnn akam sularnda tevkif hakimi iin Tbingen’e ve sonra saat gecenin onunda nl olduu kadar da korkulan Stammheim cezaevine gtrlmtm. nn, orada tutsakken balarna kurun sklarak, ldrlen Alman Kzl Ordu tekilat (Bader Meinhof ) ekibini barndrm olmas ve yap tarzndan alyordu. Kimileri oray hi tanmazken, kimi yz metre tesinden geerken bile dehete kaplp, titriyordu. Bu gerekten meum binay planlayan ba mimarn dahi buraya dp, hayatna kendi eliyle son verdii syleniyordu… .
lk geceyi bir Yugoslav (Srp) vatandayla ayn hcrede geirecektik. eri ayn saatte girmi, banyo yapp, battaniye, havlu ve nevresim alarak, bodrum katta ift yatakl bir odaya kapatlmtk. lk iimiz hazr bulunan snger yataklara nevresim, araf geirmek olmutu. Yugo Trk olduumu renince yzn buruturmutu. Meer onu yakalayp, polise teslim eden Trklermi. Suu ise onlara ait olan mekanda bulunan oyun otomatlarn soymaa kalkmak. Grlty duyup gelmiler, kamak istediyse de koup yakalam, sonra polis armlar. Bir biri stne yaktmz sigaralarla biraz daha konuarak yatmtk. Ama uyumak o kadar kolay deildi. Uykunun en tatl yerinde sabah olmu, kapmz alarak kahvalt almamz istenmiti. Biraz sonra hazrlanp yukar kacaktk. Kucamda battaniye, nevresim ve sair eya olmak zere, nc katta demir kapl bir odann nnde durmutuk. Gardiyan kapy aarak nce kendi girmi ve ierden birine seslenerek “Vatandan geldi” demiti. Karda oturduu masann bandan kalkp, bana ho geldin, diyen orta boylu esmer gen bir Zonguldakl ve adm Nevzat diyordu. teki kii ise Almand. lk gn Nevzat’a rastladma sevinmitim. Cezas toplam 36 ay ve bu durumda tahliyesine bir buuk yl vard. O akam kolay unutamayacaktm. Gece ilerledii halde giysilerimi karp, yataa yatmyor, burada geceleyeceime inanamyordum. Dary kafamdan silmem gerekiyordu. Bunu baaramadka ac ekeceimi biliyordum. En ok Trkiye’de yolumu bekleyen eim iin zlyordum. Bu durumu rendiinde acaba ne yapacakt. Kukusuz ok zlecekti. Ama olan olmutu artk. Ona bir mektup yazp, durumu aklayacak ve bundan sonra ki hayatnda serbest karar verebilecei ve isterse kendisine yeni bir yol izeceini syleyecektim. Nitekim dndm gibi bir mektup yazp, nce savcla gitmek zere, zel postaya vermitim. Bu mektup da, btn mektuplarm gibi ancak iki hafta sonra postaya verilecekti. Hapishanede yaamak zorunda kalmdan ziyade, u prosedrlerden nefret ediyordum. Suumu sylemitim ite, daha saklayacak ne vard ki mektuplarm denetlenmek isteniyordu. Bir an nce bu i bitip, cezamn kesinlemesini istiyordum. nk ona gre davranacak, adaletsiz bir karar karsa firar edecektim. Emniyetten hapishaneye gelinceye kadar buna frsat kmam olmas, hep byle olacan gstermiyordu. Biraz soruturduumda, ilerde bunun mmkn olabileceini renmitim. Ziyaretime ilk gelen babam ve annem olmutu. Bana avukat tutacan sylyorlard. Buna hi lzum olmadn, nk sonucun deimeyeceini sylediysem de srarlydlar. Babam, sonra piman oluruz diyordu. Ben onun kadar korkulacak bir ey grmyordum. nk naslsa idam cezas yok ve beni sonuna kadar tutabileceklerine ihtimal vermiyordum. Dardan gelecek kk bir yardmla firar baarabilirdim. lk yapacam i, kendimi dardan soyutlayp, buradaki gnleri verimli geirebilmenin yolunu bulmakt. Evdeki kitaplarmn gnderilmesini sylemitim. Babamn, yeterli Almanca bilmedii ne srlerek, ziyaretlerde paral tercman getirmesi isteniyordu. Her ziyaretimden sonra mahkumluum adeta yeni batan balyor, ilk gnn acsn yayor, bu nedenle hi ziyaret edilmek istemiyordum.
dareden verilen yemekler kalite olarak iyi, ancak miktar olarak snrl kalyor, ek olarak bir eyler yeme ihtiyac duyuluyordu. Sabah ve akam birer marapa ay-kahve veriliyordu. Ttn kendimiz edinmeliydik. Nevzat takriben bir buuk ay sonra hkml ceza evi olan, Heilbronn’a gidecekti. Dediklerine gre, oralardaki koullar ok daha iyi imi. Ben gelinceye kadar can sklan Nevzat, geliime ok sevinmiti. Sabahlar birlikte byk avluya iniyor, hava msaitse bir saat boyunca sekizyz metrelik bir daire etrafnca tur atyorduk. Burann en kt taraf yirmi saate yakn ierde kalnrken, gece on iki olunca elektriin kesilip, klarn sndrlmesi kuralyd. Zira henz uykumuz gelmiyor ve karanlkta ylece kalyorduk. Bu durum karsnda idare lambas yapma fikri yeni deildi. imizden biri, yemek iin verilen margarini ii azna yakn su ile dolu eski bir neskafe iesine uygun ekilde koyarak, buna havlu kenarndan bir fitil yapp, kibriti aknca zm bulmutu. Ben bu clz kta kitap okurken, Nevzat dinliyordu. Ancak bu zm ekli yasak ve biz avluda iken odaya gelen gardiyan onu bulup, gtryordu. Tabii biz tekrar yapyorduk. Gndz akama kadar kitap okuyor, hem Trke’mi, hem Almancam gelitirmek istiyordum.
Hazr sigaraya alkn olduumdan, ttn sarmasn pek bilmiyordum. Zaten ilk girite aldm drt paket ttn bitmek zereydi. Burada, hesabnzda para varsa, her iki haftada bir alveri edip, sigara vs. almanz mmknd. Zamanla sarmay da renecektim. Sohbet ederken kahve ve ay iebilmek ancak elektrikle alan bir termoplonjr vastasyla mmknd. Kaak yaplanlar yasakt. Bu olmazsa ay imemiz zorlayordu. Kendi yaptklarmzn ay suyu kalitesiz oluyordu. Bir hafta sonra ie gitmee balayan Nevzat, artk akam olunca geliyordu. iin mracaat edeyim dedim, ama bana ierde bile alma izni yoktu, ne alakas varsa, savclk izin vermiyordu. Btn gn boyu okuyor veya ierde arkadalarla satran, dama ve kat oyunlaryla vakit geiriyorduk. Derken Nevzat gitmi, onun yerine srasyla, Mersinli Memed Ali, arambal Sabahattin ve Yozgatl Ali Osman gelmilerdi. Bylece aradan be ay gemi, adli bir muayene iin Tbingen’e gitmem gerekmiti. Giderken yanmda Memed Ali vard. Odadan knca dayanamayp, krk iki yana ramen alamaa balamt. Oysa siyaset tartrken veya dama oynarken, bazen neredeyse yaka yakaya gelecek kadar birbirimize kzdmz olurdu. Memed Ali, hi denecek kadar az Almanca bildiinden, her trl dil sorununda yardmc oluyordum. Hatta mahkemede verecei, bakla adam yaralama konusundaki ifadesi eksik ve dolaysyla eliki yaratan hususlar tespit edip, bunu akla manta uygun bir vaziyete getirerek, daha az ceza almasna yardm etmitim. Mahkemeden dndmde birka gn daha birlikte kalm ve toplam yllk cezasnn infaz iin Mannheim’a gnderilmiti. Baktm gelen gidiyor ve canm daha ok sklyor, bunun bir aresini bulmaa, gerekirse tek kiilik odaya gemee karar vermitim. Ama iin dorusu, bundan baya ekiniyor, yalnzla dayanamayp, ldrmaktan korkuyordum. Zira byle uzun sreli bir deneyimim hi olmamt. Derken bir gn koridorda ak duran bir kapdan ieri baknca, orada kara kalem resimler yapan Franko adl bir talyan’a rastlam ve tek kii kalmann nasl olduunu, buna nasl tahamml edebildiini sormutum. Daha sonra, o bunu baaryorsa, bende baarabilirim, diyerek, tek kiilik odaya gemitim. Aldm yksek cezaya ramen umut, cesaret ve moralimde bir knt olmamas ounu hayrete drrken, bu halim yksek ceza bekleyenlere cesaret veriyordu. Tek kii kalmann esasen o denli zor olmayp, hatta bir ok bakmdan daha iyi olduunu anlyordum. Zira bylece btn zamanlarm eitsel ilere ve mektuplara hasrede biliyordum. Bu arada Elke ile de yazyorduk. Ziyaretime gelmesine savclk ancak iki hafta sonra izin vermiti. Bundan sonra artk gelmemesini rica etmitim. Ama yazabilirdik. Bir mektubunda, Trke’ye evirdiim u iir yazlyd.


     KARANLIK SAATLER
Ah! imdi,
almalyd birisi,
almalyd bir hafif,
Ta uzaklardan esen bir rzgar gibi
Serin, irin eski bir melodi.
Belki o zaman benim,
Tm ile sende kaybolan ruhum
Bulurdu yeniden kaplarn
Yeni balayan bir yaamn...

Artk alma yasam kalkm, ayakkab atlyesinde ie balamtm. yurtlarnda almakta olan bir ok Trk vard. nceleri, zel nedenler, rnein, konsolosluktan gelenler ile grmek iin veya ayda bir Trk filmi izlemek zere sekizinci katta bulunan byk salonda toplanrken, artk ou ile i sonras her gn byk avluda grebiliyorduk. Atlyeye ilk gittiim gn, akam ge yatp, sabah erken kalktm iin, a duyarl gzlerime uygun dinlendirici gzlklerimi takmtm. Yanmda atlye Ustaba, atlyeden ieri ilk adm attmda beni gren orta boylu, kvrck, kaba sakall, kara gzl, inci dili birisi, hemen tanyarak, yanma gelip, kendi tezgahna davet etmi, onunla asansrde konutuumu hatrlaynca, memnuniyetle kabul etmitim. Ama tekiler bana kar belli belirsiz tavr alyor, adet olduu zere, ieri girdiime dair sorularna, gerei syleyerek cevap verdiim halde, kimisi inanmadn ima ederken, kimi ispiyonlara dikkat ekip, bunu kimseye aklama, diye tembihe kalkyordu. Konumayanlar hakknda herkes istedii yorumu yapabilecekti ya, konumam istenmiyordu.
Beni yanna davet edenin ad Mustafa’yd. Ama onun, ad ok geen Mustafa olduunu daha sonra renecektim. nk ondan bahsedenler ok olmu ve nedense ou eletireldi. Bir ekilde herkese taklp, niza, bela aryor olduunu sylemilerdi. Oysa ben ayn izlenimi edinmemitim. Bana kar, gerek bir vatandaa yakr ekilde samimi davranyor, ay, kahve yaparak ikram ediyordu. Mustafa, ieri giriine yol aan olay sorduumda, nce zarif, beyaz ve muntazam dizili dilerini gstererek;
-Cinayet garda, kiiyi ldrdm, erefsizin biri kamasa drt olacakt leim... Diyordu.
-Hangi millettendiler peki?
-Trk.
-!
Bu yabanc diyarda Trkler olarak, kendi aramzda iin bu raddeye ulamasn tasvip etmiyor, hatta bunu yadrgyordum. Acaba ona ne yaptlar da byle kt bir ey yapt, diye sorarken. Yine iimden ”Vay anasn be, bu durumda kim bilir ne ceza alacak ve gene de keyfi yerinde, hayret” diyordum. Birka gn sonra, drdnc kattan Hasan Mlazm olu adl Karapnarl bir arkada bana bir Hrriyet gazetesi getirmiti. Bunda benimle ilgili bir haber vard. Haberin ierii artcyd. Haber metninde ak bir eliki vard. lgisiz olduu grlmesine ramen, sanki ik de Trk ldrmm imas yaplyordu. Hasan, peki bu neyin nesi, diye kukuyla baknca, bir yanllk, matbaa hatas olmal, demitim, zaten baka trl de olamazd....
sonras avluya ktmzda, yaz gnleri daima kltr fizik yapar, teki atlye takmlarnn oynadklar “Yumruk topu” oyununa katlmazdm. Ama Mustafa ok srar ediyor, birlikte yeni bir takm kuralm diyordu. nk teki takmda oynayanlar onu dlyor, o girerse oyundan kyorlard. Bu tutumlar ayrca dikkat ekiciydi. nk hepsiyle ayn i yerinde yan yana alyor olduumuzdan, aralarnda geen btn polemikleri gryordum. Mustafa bir ekilde hepsini rktmt. Ya kar tarafn bir tutumunu bahane eder, veya kendisi bir tane icat ederek, elinde falata, veya biz, ayaa frlar, onlar kast ederek;
-Ben adam dost tutunurum ulan ibneler...!
Diye, sayar dker, ama kar kan olmazd. Onun bu szlerine ses karmayanlar, en basit lafma alnganlk gstererek tepemi attryorlar, ama sabrediyordum. Bir kez, kazara, akranm olan bir tanesine “Lan Ltf” diyecek oldum “Ayp olmuyor mu ama?” Diyerek, onur krlganlna kar zr bekliyordu. Bu ifte standart hi houma gitmese de, ahsi terbiyem icab “Tamam, kusura bakma arkada” diyor, ama bunu da kayda geiyordum.
Btn atlyelerde tek takm, bizde ift. Bir gn yine, nce biz oynayacak, yenilirsek tekiler sahaya girecekti. Mustafa nde, a saylan ipin yannda atakta, ben arka savunmada oynuyorduk. Bizimkiler, arkamzdaki imenlie oturmu, oyunun tmnden ziyade beni izliyor, kafalarna gre; ” Bunu kurtaramaz, dt, dt, dt... aya tkezleyecek vs. szlerle sesleniyor, ne mantksa, bana taklyorlard. Gene byle bir anda, kim bilir kanc kritik topu, beklentilerinin aksine kurtarm ve bu kez onlara dnp, malum el iaretiyle; “Aldnz m, naber?” diyerek glp, oyuna devam etmek zere sahaya yryordum. Bu arada suratlarnn ald ekil grlmee deerdi. Bense iimden glyordum.
Nitekim Antepli Ltf arkamdan seslenerek;
-Ayp oluyor ama, hadi zr dile, zr dile! Diyordu.
zrlerime fena alm olmalyd. Ama bu gn durum farklyd. zr dilemek istemiyordum, zira buna hi gerek yoktu.. Nitekim bir an geri dnerek;
-Bundan sonra zr, mzr yok. Yerse de bu yemese de!
Diyordum. Hemen arkamda, ayaklarn imenler zerine uzatm, ylece oturan yedi kiinin suratlar limon sklm gibi ekimiti. Bana en uzakta oturan, ya bizden on ya byk olduu iin Abi dediimiz biri lafa kararak;
-Amma da byk ..ran varm oul, o ..rak herkeste var! Demez mi.
Onun lafa katlmasna canm sklmt. nk tekilerle akran saylrdk. ayet alnacaksa, durumu grp, tepki gstereceimi hesaba katmalyd. Ama yok, insan gibi, nezaketle davranyor, yeri gelince zr dahi dilemei biliyoruz ya, o halde daha ok ezilmeliydik. te byk saydklarmzn ariflik ve kltr dzeyi, delikanllk anlay bu kadard. Ama yama yoktu. Bilmedikleri ne varsa reneceklerdi. Hapishanede byle, asker ocanda byle, meyhanede byle!... Trke davran bu olamazd!... O nedenle, bam ksaca dndrp, ona ters bir bak atmtm. Bu ona, scak havada imenlere uzatt yaln ayana aniden kz ve ine demi gibi tesir edip, kesinlikle yapmamas gerek hatay yaparak, ayaa frlamt. Bu benim anlayma gre ak bir meydan okumayd ve derhal karlk gerekirdi. Dner dnmez zerlerine kopmutum. Ayaklarmda terlik olmasa bir uar tekmenin tam yeri ve srasyd. Bir anda yan balarna varmtm. Yannda oturan zmirli, hemen nne atlm, ama ilk sam aln ortasnda patlamt. Tknaz, kvrck sal ve Taekvondocu olmas, hemen baylp, yere dmeyecek kadar salam olduunu gsterse de, sersemleyip, yz allak bullak olmutu. Annda izleyen sol yumruum tekinin sa yananda mor ilek iriliinde tepecik yaratrken, ilk yumruu yiyene hitaben:
-     Sana arkada diyoruz, sakn karma. Diyordum.
Karacak ne hali, ne mecali vard zaten. Hi deilse, geri ekiliine bir teselli sebebi olsun istemitim. Fakat bu szm tekinin ok zoruna giderek;
-O arkada da biz neyiz? Diyor ve o sinir esnasnda beni adeta gldryordu. Tanrm, meer kimlerle karlamm, diyordum.
Bunlar ne dvmee, ne sevimee geliyorlard. Bu arada tekiler, oturduklar yerden bir an kalkma niyeti aklndan geenlere kzgn bir bak atp, yerlerine mhlarken:
- Sizinle dv bile yaplmaz be!...
Diyerek oradan ayrlyordum. Bir anda patlayan boran, frtna anszn durulmu, ortalk stliman olmu gibiydi. Mustafa durumdan az sonra haberdar olarak, arrken, onlar beni onun kkrttn sylyor, dil sayyorlard kendisine. O yemin ediyor, asla byle bir ey sz konusu olmadn sylyor, ama dinleyen yoktu. nk bildikleri kurallara gre, Trklerde bu i byle olurdu. lla bir kkrtan veya icazet veren olmalyd. Avluda en azndan be yz kii vard, ama kavgay gren ok olmamt. Bizimkiler yerlerinde duramyor bir oyana, bir buyana gidip geliyorlard. Her nedense, yananda gl biten arkada fikir deitirmi, zerime doru gelirken:
-     “Seninle bu kez teke tek dveceim” Diyordu.
-     !?
Bir an aryor ve sonra bu hale bam sallayarak glyordum. Ola ki, mahut bakmdan celallenerek ayaa frlarken, gurubun desteini hesaba katm olan arkada, bu destein gelememesi karsnda duruma dmt. Kanmca dncesi yleydi: Byle grup halinde trslacana, keke tek bana olup, vara dayak yiyeydim ondan. Zira bu her halde daha onurlu bir davran olurdu.
Artk vakit dolmu, ieri giri zili alnyordu. Durup onunla uraacak ne vaktim, ne de keyfim vard. Bu nedenle bir yandan giri kapsna doru yrrken, te yandan gelmekte olana “Tamam, tamam sen dversin” diyordum. Fakat o halen bana doru gelmee devam ediyor, daha fena dayak yemesini isterler gibi, kimse de tutmuyordu. Giri kapsnn nnde durmu, yanma gelmesini bekliyordum. Mustafa kalabaln arasndan sesleniyor, bana vurabileceini dnp, dikkat etmemi sylyordu. Bu beni iyice ileden karp, yanma gelmi olana vurmas iin yanam uzatarak:
- te yanam, hadi vur, gebertmeyenin ... mna ...yum. Diyordum.
Bu tarza yabanc olduu iin olacak, gene akn, dnp, ieri giriyordu.
” ”Bana arkadan syle, sana kim olduunu sylerim” Diyenler, bu sze gerektiinden ok mu itibar etmilerdi acaba?. Sakn beni Mustafa’ya benzetmee kalkm olmasnlard!?
Ltf ile ikide bir tartan Mustafa, kendisine diklenen Ltf’ye fena halde kzarak, nce elinden eksik etmedii akmak ve ttn paketini verecek adam arar, (Bu bendim ounlukla ve bu arada onu tutar, brakmazdm) sonra onun stne Ama bu yle hrs ve hml bir atl olurdu ki, sanrsnz, imdi tutup, paralayacak elin garibini. Mustafa karsnda Ltf’nn sergiledii mthi souk kanlla daha ok aar, hayret ederdim. Fakat iin asln renmem ok srmedi. Bizim kavgadan bir ka gn sonra atlye tuvaletinde sigara ierken Ltf bana sr, diye bu durumu aklam, glmekten krlmtm Meer bunlar tamamen dankl dv olup, aralarnda anlarken, Mustafa ona; “Hi korkma Ltf, ne kadar kzgn gelirsem geleyim, sana vurmam, bundan emin ol”. Demimi. Ltf bu srr bana atnda, iin baka vehesi olabilecein ona sylememitim. Zira bu tam aksini yapmak isteyenin plan da olabilirdi. Tabii ki bundan byle Mustafa’nn sigara ve akman alp, onu tutmaa yeltenmemi ama, bu olayn asln bildiimi de saklamtm. Mustafa ile Ltfnn hapishane avlusunda dikkat ekme yntemleri buymu meer.
sonralar, her gn, avludan dndmde postay bakar, mektup gelmise ok sevinirdim. Gelen mektuplara karlk yazmak benim iin hem bir zevk, hem de alkanlk olmutu. O kii yan bamda olsa bu sohbeti yapamaz, kapm kapanr kapanmaz mektup yazmaa balardm. Mektup yazarak balamadm akamlar skc olur, baka uralarma bir trl geemezdim. Ayn gnlerde eime yazdm bir mektuba u iki iiri eklemitim.



BLR MSN
ki satr da olsa bir mektup
Nasl sevindirir insan hapishanede?
Bilir misin?
akrtyla kapanan demir kapnn sesi
Nasl azap verir gerisinde kalan tutsaa?
Bilir misin tecrit hanede ki lmcl yalnzl?
Sabahn olmayacan,
Gnein domayacan,
Dnmei bilir misin?!

Yayor mu, l m?
Ryada m, uyank m?
Ne halde olduunu bilemeden,
Yaamay bilir misin?

ldrp ldrmadn bilememeyi,
En kahrl anda bile alayamamay,
Katlarla, kalemlerle
Fralarla, tuvallerle
Dertlemeyi bilir misin?

Bilemezsin sanrm
nk ben de bilmezdim hrken
nsan bambaka bir insandr zgrken,
zgrken, zgrken!!!
Mannheim 3.4.84


ANILARDA
Sen ve ben vardk onlarda,
Sevdamz delicesine
Sevi alyordu ruhlarmzda
Kaderi hilercesine

Sen ve ben yokuz artk
Saadet hicran oldu gnlde
Sabah bize olmayacak artk
Elemi tadacaz yalnz gecelerde

Byyor her gn, byyor kinim
u kahpe dnyann bozuk arkna
Dndke maziyi szlyor iim
Sitem ediyorum kara bahtma
Stammheim 1.1.1982


Geri ayr ve yalnzdk yllardr. Ama devaml gelip giden mektuplarmz olurdu. O, ben yazmay sevmiyorum, senin gibi yazamyorum ama sen sk yaz, seni lnceye dek sevecek olan karn.... Diye bitiriyordu mektuplarn. Ben, brak beni, kendine yeni bir hayat kur, dedimse de bunu yapmad, byle yazdm iin de bana ok darldn yazd. Fakat ben bunun doru ve gerekli olduundan emindim. Aksi halde bekleme olaslnn daha az olacan dnyordum. Ne de olsa; “Gnl kaan kovalar” denirdi. Bir eyin zerine ne kadar der, onu kaybetmekten korkarsan, bil ki onu istesen de tutamaz ve bir gn muhakkak kaybedersin, diye biliyordum hayat... Onun iin, yeri ve zaman geldiinde, ondan bile feragat edebileceimi hem kendime, hem ona gstermeliydim. Bunu salt gstermelik olarak deil, gerekten kabul edebilmeliydim hem. Geri bizim hatun, sa olsun, zira o denli iimi kolaylatrmt ki, snrsz sevgimi bir anda silip, lmcl kinlere, intikam yeminlerine dntrebilmi, ama yine de ondan vazgememiimdir.
Bir gn bilgilii tutup da bana “Karn bile olsa gvenme” Diye uyarmaa kalkmasn m, bir mektubunda? Bu uyar nce bir toplu ine gdklamas iken, zamanla bir kasatura gibi batmaa, iime ac vermee balamt. Bundan daha kt hangi hale decektim birine gvenipte? Bu tavsiyeyi bana eim hari, herkes yapabilir ve asla gcenmezdim. eri giriimin ikinci ylnda onu bu nedenle sessizce silmitim gnl defterimden. Bunun ok kt bir yanl olduunu bilmeliydi. nk bu sz serseri bir bombaya benziyordu ierdeki olann beyninde. En iyisi onu tutup pencereden dar frlatmakt. Bunu neden yazdn, diye sormaya gururum msaade etmedi ve ne olursa olsun, sebep sormamay setim. Varsn, o da beni aldatsnd aldatacaksa. O uyarsn bu niyetine yormu ve ona teekkr borluydum. Ya durup durup da anszn byle bir ey yapsa, bakasn bana tercih etmee karar verdiini yazsayd ne yapardm? imdi, hi deilse uyarlm ve hazr bekliyordum. Bu durum bylece yl srmt. Btn mektuplarnn satr aralarn didik didik ediyor, bir emare, bir iz aryor, ama bulamyordum…
. Nitekim ilk grmemiz, ieri giriimin beinci yl ve Manheimda olmu, bunu saklayamayp, btn fke ve nefretimle yzne haykrmtm. “Sonra bana kallelik yaptn deme!” Diye de, uyarmtm. Fakat tepkisi son derece tabii idi. Yani hi tepki gstermeyip, hata yaptn kabul etmiti. Bu durumun, o terk edemedii, tipik mnasebetsizliinin bir eseri olduunu anlamtm. Her ne kadar onu yreimden silmi, drt yl boyunca sahte sevi mektup ve iirleri yazdm dnyor idiysem de, o szleri aklma her geldiinde uykudaysam uyanm, uyumak istiyorsam uyank kalmtm hep. Ha, bu arada bunun hi mi faydas olmamt? Kukusuz, baka mektup arkadalarm olmutu, ki onlar olmasa znt ve kahrdan, heyecanszlktan bu hayattan gp giderdim herhal. Her neyse, mhim olan insann her yer ve ortamda ayakta kalbilmesiydi. Hayatta insanolunun bana her ey gelebilirdi. Beterin her zaman beteri vard. Dmez kalkmaz bir Allah’tr, denmesi bo deildi. Radyodan duyduum ac haberler ve onlar yaayanlarn yerinde olmadma krettiim ok olmutu. Hapishane olmazsa hastahane veya tmarhane ya da insan ihtiyarlar, sevenleri terk eder ve bimarhane olabilirdi. Hayatta aclar olmazsa mutluluu anlamak mmkn olmazd…
. Bir hikaye vard, annemin, biz kkken anlatt; avc Hseyin.
erde bazan bu gelirdi aklma. Avc Hseyin, dada bayrda dolap, av ararken, kulana gaipten bir ses gelir, ona yle nida edermi;
” Avc Hseyin, avc Hseyin, bana bir gada bela gelecek, genlikte mi gelsin, kocalkta m?”
Avc Hseyin bu sesi iitince rperir, korkudan hi cevap veremez olurmu. nk yeni evli ve iki ocuk babas imi. Sonunda dayanamayp, konuyu karsna am. Kars daha cesur olmalym ki, o sesi tekrar iitecek olursa, ne gelirse genlikte gelsin, demesini tembih etmi. O da yle yapm. Ama ondan sonra bana ok ac eyler gelip, ayr dt ailesine ancak yllar srecek zlem ve aclarndan sonra tekrar kavuabilmiti…
Bana en ok teselli ve g veren, okurken bitmesinden korktuum iki ciltlik “Monte Kristo Kontu” adl mehur roman olmutu. Ona ieri girdiimin ikinci senesinin balarnda rastlam ve kendi kendime “O adam gerek bir zindan, bir kalebentte ondrt yl yaayabilmise, ben o koullara kyasla, lks otel odas gibi saylan bu artlarda her halde iki kat cezaya dayanabilirim” demitim. Buna ramen ilk drt ylda yaadm aclar unutamam. Onlar, aada geen iirlerde, abartl da olsa, zetlerken, bu arada aclara kar baklk kazandm hissediyordum…


GEERKEN ZAMAN
Aciz der usum, dilim, kalemim,
Anlatamam iimde kor olan zlemleri.
Geldike aklma anam, bacm ve yarim,
Ara fkrr ruhumun hasret volkanlar.

Geerken zaman eze eze mrmden,
Kopar yreimde zlem frtnalar
Uyandka hsranla o yalan hayallerden,
Coar nidalar intizarmn yrtarak semalar.

Umut dnyam gurbette inhidam buldu
Seheri grmeden ah gn akam oldu.
Kader ile kahpe dzen ittifak kurdu;
Bu yalan dnya artk ah bir makber oldu.

Aylar oldu bir mektubum gelmez sladan,
Bir kuru selam bile ok grr dostlar,
Bu zulm duvar kalkp bir gn aradan,
Gurbet mahkumlar da hr olmaz m dostlar?
Stammheim' 1982.

SILAYA HASRET
zlyorum toprak kokan o yamurlu kym,
amurlu yollarn yaln ayak kotuumuz.
Hayal ediyorum yeniden dnmlm,
Bu kahreden hasretin sonunu bulduumuz.

Silinmez hafzamdan hayali yaz akamlarnn,
Cokunca, ocuka oynatmz.
Ruhumu saryor zlemi duru mehtaplarnn,
lk sevgiyi, ilk ak kalplerde tattmz.

Ah bir grsem o gzel Karatepeyi,
Ruhumla arklarn dinlesem blbllerinin.
lesiye kosam amak iin yeil zirveyi
Yaam rayihasn koklasam kr ieklerinin.

Duysam yeniden altsn deremizin
Serin glgelerinde snse iimdeki hasret atei
Yrtsa dikenleri her yanm brtlenlerin
Yeniden tatsam hayat iksirini, gnei..
Stammheim 10.9.1982

Benden bir sre sonra ayakkab atlyesinde ie balayan arkadalardan Darendeli Battal’ nispeten kendime yakn buluyordum. nk cezalarmz ayn ve ilgi sahalarmz yaknd. Okumay, iir, mzik ve edebiyat seviyorduk. Battal geri ilkokul mezunuydu, ama ilgileri dolaysyla ouna gre edebiyata yatknd. iir kabiliyeti vard. Yazyor, bunlar getirip bana gsteriyor, eletirmemi istiyordu. Battal da cinayetle sulanyordu. Fakat o, bir yakn kylsnn oyununa geldiini, esasen masum olduunu sylyordu. Bo vakitlerimizde gazete ve dergilerde kan bulmacalar dolduruyor, bunlar hafif gelmee balaynca, daha zorlarn kendimiz hazrlyor, bir birimize veriyorduk. Bunlarn dnda, bilhassa tek odaya geeli, sklatrdm kara kalem almalar yapyor, resimde her geen gn biraz daha mesafe kayd ediyordum. leride, muhakkak okumak ve iyi bir ressam olmak istiyordum. Lise mezunu olmama ramen, gerekirse nce Alman Real Schule’sini “Lise” bitirecek, sonra Fern Studium “Ak renim” yapacaktm.


MANNHEM
Almanyada, artl taammt ile adam ldrmenin cezai sonucu, tpk arta urta bakmadan, srf keyfi yle istedii iin birini zmbalayann ki ile ayn idi. Yoksa salt yabanc olduum iin deildi bu ar ceza. nk Almanlar, hele de Hitler zamanndan kalma yal hakimler, yabanclar bilhassa severlerdi. Kanunda yeri byle olmasa, “Hayatm korumak zorunda kalrsam ate de ederim” eklinde bir art ileri srdm diye, (Bunu polis beyler zel bir cmbzla ifademden ekmilerdi) hi byle yksek ceza verirler miydi bana. Mahkemede gene de u soruyu sormadan edememitim:
-Ona daha nce hi dokunmadm halde, beni bamdan ar yaralayan adamn hi suu yokmuydu lmnde Hakim Bey?
Diye sorduumda, altmndaki mahkeme reisi Hakim Prinzing;
-Vard elbet, derken, bir an duraksam, o esanada aklndan “Seni vurup ldremedii iin lm hak etmiti zaten teres” geirdiine kalbm basardm. Nitekim szn tamamlayarak;
- Ama, o da bunu hayatyla dedi. diyordu.
Hayatta kalmamn bedeli olan mebbet hapis cezasn elbette ki seve seve kabul edecektim, nk hi kukusuz, eer idam cezas kaldrlmam olsa bunu vermekte tereddt etmeyecekti bu mahkeme heyeti. Ama gene de, gnn birinde, “Neden yapmadn?” demesinler diye, bu karar haksz bulup, temyiz edeceimi peinen sylemi, yapmtm…
Giriten itibaren, tutmakta olduum gnlk muntazam ve her gne ait olmayp, anlarm gelii gzel yazyordum. Gnlerin nemi yoktu artk. Yllar bitiyor ama cezam sanki hi azalmyordu. Ne zaman kacama ilikin belli bir tarih yok ve ka yl yatacam mehuld. En azndan on be yl yazyordu kanun kitaplar. Bunu sylerken yzme bakanlarn yzlerindeki anlam tpk lme terk edilenlere baka benziyordu. Bu beni ierden kamlyor ve iimden; “Sadece kendimi ispat ettiime kani olana ve sabrm tkeninceye dein burada kalacak, sonra l veya diri, ama mutlaka buradan kacam…” diyordum. Neden bilmem, belki de bu kararm daha da glendirmek iin, memlekette daha kk bir ocukken braktm kardelerimden Selahat’a bir mektupta yle yazyordum;
“ Selahat, oul, kara tepeye trman, tam brndeki amlardan birine k ve oradan sesinin btn gcyle yle seslen;
-Ey Karatepe haberin olsun, er ya da ge, ama bir gn mutlaka Abim tekrar sana geri gelecektir! “ Ac ve strapla dolu ilk drt yl geride brakrken, sabrmn tkenmemesi iin yce Tanrya yakaryor bu arada, yalnzlm sevdiklerimle paylamak iin iir yazmaa devam edip, bunlar mektuplarla gnderiyordum.

BULAMIYORUM
Aalar iek ap trlanyor
Can buluyor tabiat yeni batan
Her gnm kalbime bir yara neterliyor
Solacak nk gller ben koklayamadan.


Bilmiyorum, gne mi soluk,
Yoksa benim fersiz gzlerim mi gamdan
Gryor dnyay salt karanlk?
Maveray zlyorum hayata doyamadan

Silik hatralarnda imdi mazinin
Teselli aryor, bulamyorum
Karanlklar sarm gnelerimi
Bir aydnlk yol bulamyorum.
13.3.1983

BEN
Devran arar iken hsran bulan
Kaderin elinde bir oyuncak olan
Gurbet eli diyar diyar dolanan
Bahtna yenilmi bir malubum ben.

Hicran ota kurdu gnlmde
Mektuplar avuncum oldu benim.
Gen mrm tkenir hcrelerde
Hapishane mekanm oldu benim.

ANAMA
Ah anam, sevgili anam!
Neden dourdun, deyip sana kzamam
Alnma kazlm bu ile silip atamam
Mahkumum hcrelere seni artk duyamam...


HER ANIM GECE
Yine oldu bir sabah,
Kahr dolu bir gecenin ardndan
Yine balad bir gn,
Mahkum ruha zgr gne almadan
Akam olacak yine ben gn yaamadan
Balayacak bitmez bir gece
Dnp duracam yatamda uyumadan
Duyulacak en ac perdesinden
ntizarm hece hece.

Tbingen 12.12.82

DNRKEN
Kabarp ruhumun gam dalgalar
Tayor stnden drt duvarn
Yrtyor haykrm lo semalar
Dndke kn umut dnyamn

Tahamml kalmad u mustarip kalbimin
Slada mahzun kalan yarin hasretine
Pnarlar kurudu artk gzlerimin
Aladka kan akar sineme ya yerine.

Sard ruhumu artk kollar yalnzln
Kapand zerime kaps tutsakln
Olurmu hi ey Tanrm bylesi bahtszln
Tkenmiyor gurbette ilesi mahpuslarn.


BU AKAM
Tutsak akamlarmdan birisi daha
Yine sensiz, yine hasretim sana
Buluyor ruhum sonsuz lde bir vaha
Uzanrken ellerim hayal de olsa sana

imde kopuyor tufanlar elemin
Bir baka kahrl gnlm bu akam.
Dar hcresi tmden skt hapishanenin
Alamam hi, alamazsam bu akam...
Stammheim

ANILARA
Size sesleniyorum ey,
Mazinin makberine gmdm ac anlar.
Muhayyilemde kokuan a kurtlar,
Kemiremezsiniz ruhumu artk ey!

Hala inadnz bilmem ki niye
Yok artk dnyamda en ufak anlamnz
Neden hortluyorsunuz mazinin mezarndan
Bitti artk, tkendi o kahreden etkiniz.

Sizi gemie gmdm
Bir daha kmamacasna bahtma.
Sizden arta kalan ileli mrm,
Varacak atinin nurlu sabahlarna.

Duyun ey, duyun andn,
Sizi tekrar anmayacak olan dilimin.
Duyun ey, duyun haykrn,
Sizi tmden unutan dimamn.


AIYORUM
Tanyamyorum kendimi
ki ruhlu benliimi ben
Dnrken bazen lmekliimi;
umutsuzluun penesinde inlerken
Bakyorum ki birden
Bir baka ben olmuum ben;
Elemi, ileyi, zlemi sinesinde kl eden
Kadere, felee, dzene meydan okurcasna;
glen yeniden.
ayorum kendime ben,
Bu nasl kalptir bilmem
Daha demin iin iin alarken,
lme bile u an buyun emem.
Mannheim..........


BLR MSN
ki satr bile olsa bir mektup
Nasl sevindirir insan hapishanede?
Bilir misin?
akrtyla kapanan demir kapnn sesi
Nasl azap verir arkasnda kalan tutsaa?
Bilir misin tecrithanede ki o yalnzl,
Sabahn olmayacan,
Gnein domayacan,
O ann bitmeyeceini,
Dnmei bilir misin?!

Yayor mu, l m?
Ryada m, uyank m?
Ne halde olduunu bilemeden,
Yaamay bilir misin?

ldrp ldrmadn bilememeyi,
En kahrl anda bile alayamamay,
Katlarla, kalemlerle
Dertlemeyi bilir misin?
Bilmezsin deil mi?
nk ben de bilmezdim hrken
nsan bambaka bir insandr zgrken ...

Mannheim 3.4.84


NE GZEL

Uzaklardan, ok uzaklardan da olsa.
Sevmek ne gzel
Hayal etmek ne gzel
Kalpten kalbe ak szdran
Kenetlenmi elleri
Birleen dudaklar
Sevdal baklar...
Tasvir etmek ne gzel
Yamurda el ele,
Gnl gnle gezen
Srlsklam aklar....
Dlemek ne gzel!
Senle geen anlar...


BUNLU BR SABAHTA BEN

Gurbet mahpushanesinin
Bir bunlu sabahnda yine
Havam buldum, havam!
Kanyor iimde bin hicran yaram
Alamakta zgrlk tutkularm
Havam buldum, havam!
Yllardr dkn olduum...

Saldrrken yorgun yreime
Yekun silahlaryla amansz zlemlerim
Fkryor kalemimden
lavlaan gz yalarm...
Havam buldum, havam!!!
Yllardr tutsa olduum....
Mannheim 28.6.84




DOAYLA BZ
Dem olur;
Tomurcuklar olgunlar umutlarmn,
Aarlar gencecik iekler gibi baharlarda;
Yeisler, elemler uzuk olur benden;
Dost oluruz doayla biz!

Dem olup;
Ufuklar sonsuzlar afak hayal dnyamn;
zlemlerimin vuslatn yaarm ryalarda
Nee alar ruhum le akan rmak misali
Seviiriz doayla biz!

An olur;
Bir frtna gecesinde bunlanr gnlm
Yrtar sinemi amansz bir ah aresizliin
Birleerek asi imeklerle arz titreten
Dertleiriz doayla biz...

Ve gn olur;
Bir yanda yedi renkli alkm
Billur nlaryla tayflarken gnein,
Boaltr ykn nemli sirruslar gklerin,
Ilgt lgt bir yamur balar
Bir asudeliktir tutar dnyay...
Pnarlar kabarr mahzun gzlerin,
Dolar, dolukurum ama,
Alayamam,
Boalamam hi;
Bozuuruz doayla biz .
Bruchsal 7 Temmuz 1986

PENCERESNDE TUTSAKLIIN
Penceresindeyim bu akam yine
Buram buram bir zlem
Derin, ili bir ah ile
fadeleirken suskun dilimde...
Gzlerim usul usul iseleyen yamurun
Puslayp, hznledii gkleri dalp,
Dalmakta zgrlk tutkulu baklarm
Buulu ufuklarnda hrriyetin...

Bu akam ok doluyum;
ok dolu, kara bulutlarndan bile yamurun
Onlar sicim sicim katralerini boaltp,
Bir eit vuslat yayor, hafifliyorlar
Oysa ben?
Giderek daha ok doluyor,
Depo oluyorum tkenmez elemlere
imi dkecek vefal bir kalpten yoksun
Kskanyorum yamuru bile,
Buakam
elik kafesli penceresinde tutsakln.


Bu arada insan, tabiat ve Tanr konusunda tasavvufi, felsefi eserleri okuyor, zerinde gnler, geceler boyu dnyordum. lerin evdeki hesaba ters dmesi, yetkili mahkeme Trkiye’ye karar vermesine ramen, (Hani hukuk devletiydi Almanya?) iademin rafa kaldrlmas ve umduumun ok tesinde bir cezaya mahkum edilmemden tr, kacam gnn mehul olmas, frsat kt anda, firar denemei dayatyordu. Ayrca, bu denememem halinde, bu cezaya kendimi vicdanen mstehak bulduum anlamna da gelebilirdi. Henz bilmiyor, ama bunun baka olumlu sonular da olabileceini dnyordum. Nitekim, bu frsat belki de ok yaknda kacakt. nk hapishane doktoru beni dardaki bir klinie masaj iin havale etmi ve bunun iin tam on bir kez gtrlme plan yaplmt. Bu arada ranl bir mahkum olan Rza'dan bir de kelepe anahtar almtm. ki yldr tantm Rza bir Trk kadn ile evli ve dokuz yllk cezas vard…
ki yl nce, mahkeme nedeniyle Tbingen’de bulunan kk cezaevinde bulunuyordum. O gnlerde bir akam, radyodan duyduum haberler arasnda biri yle idi: “Eroin diye, polise un satan iki kiinin tutukland.” Nitekim devresi gn, bu olaya karan, brahim adl Trk’ yanma getirmilerdi. Meer o haberde geenlerden biri de bu Rza imi. Her naslsa elde ettii bu anahtar, (bir gardiyandan iki yz Mark’a aldn sylyordu), karsyla yazmalarnda yardmc olduum iin bana vermiti. Ayrca, darya telefon etme ve yardm isteme imkanm da vard. Mutlaka bir gn kacan tahmin ettiim frsat, ite saatine kadar planlanacak ekilde zuhur ediyordu. Dardan gelecek kk bir katkyla bu i gerekleebilirdi. Her ne kadar, bana bu yardm salama borcu ve vaadi olan biri varsa da, bunu yapacana gvenim yoktu…
FRAR
Nihayet o gn gelmiti, ama dardan hi bir yardm yaplmayacan da artk biliyordum. Ne Makal Kamarat ne de Malatyal Muso vaatlerinde sadk kalyorlard. Biri buna gerekeymi gibi,(Bana kfr etse ancak bu kadar zoruma giderdi) korktuundan bahsederken, dieri arta balayarak, ancak kendi mekanna gelirsem yardm edebileceini sylyordu. Oysa o gn yle demiyor, yaparm diyordu her ikis de. nsan olu byle namert ve bivefa olabiliyordu ne yazk ki. Zor durumda kalnca her trl sz verir, sonra bu durumdan kurtulunca unuturlard. Bu durumda bir firarn baar ans az olmasna ramen deneyecektim. nk bu mahkumluu byle srdrmem artk mmkn deildi. inde yaadm cemiyet gerek yzm grp, gerek kimliimi tanmalyd artk. Ne demiler “Ya olduun gibi grn, veya grndn gibi ol”. Aksi halde istesem de olamyordum. imdiye kadar ki imajm bu tanm tam olarak karlamyor, bu da bana yarardan ziyade zarar veriyordu. Byle sradan biri olarak hi yaamam, yeterince sabretmitim. Artk tabiatma uymam bir zaruret halini almt. Bu i adamn hayatna mal olabilir veya btn mahkumiyet hayat cehenneme dnebilirdi. Ama kendin olmak istiyorsan bu yle ucuza olacak i deildi. “Konsequent” diyordu bylesine Almanlar. Yani istediin bir eye karlk deyecein bir bedel vard ve sen bunu gze alrsan sayg ve kabule layk olabilirdin, aksi hi mmkn deildi. O halde ok ince bir hesap yapp, asla yanl yapmamalydm. Yakn vadedeki amacm, btn mevcudiyetimi ortaya koymak pahasna, her trl keyfi dayatma ve muamelere kar korunma ve gvence salamakt. Nihai amacm; her trl pratik ve nazari bilgiyi edinmek ve bununla temayz ederek, kendimi bir de bu yolla kantlamakt. Tanr, kukusuz yardmcm alacakt.
1985 yl Aralk aynn ilk Perenbe gnyd. Sabah erken kalkm, son hazrlklarm gzden geiriyordum. Burada en deerli eyam an defterlerimdi. ayet firarm gerekleirse anlarma tekrar kavumak istiyordum. Lakin mhim bir karar vermem gerekiyor, bunda ise tereddt ediyordum. Firar esnasnda yanma, zel olarak yaptm, T tipi elik ii alsa mydm almasa m? Refakatlarm, beni takip etmekten caydrmann en asli kural, her an kullanma hazr, somut bir silahm olduunu onlara gstermekti. Aksi halde onlarla kapmam knlmaz olur ve silah kullanmasam dahi canlarn fena halde yakabilirdim. Oysa bu etapta ok gerekmedike bundan kanmak istiyorum. nk darda hayatn bana adam, tekrar dnnceye dein beni bekleyecek olan biri vard. Bama her ey gelebilirdi, yeterki hayatta kalaydm. Bu firar baarma ansm yzde doksanlara kadar artrmak elimdeydi, ama anlan sebepten tr bunu yapamyordum.
Oysa ki, hayatta byle ileri baarmann ba koulu bamsz ve her eyi gze alacak ekilde kararl olmakt. Bu durumda firar baarmam tamamen ansa balyd. nk olay mahallinden beni alp, bir an gzden kaybolmam salayacak her hangi bir ara yoktu. Yardma ihtiya duyduumu haber verdiim kiiler, kendi yapmyorsa bile, birine elli mark verip, belli adrese, belli saatte gndermei akl edemiyor veya etmek istemiyordu. Madem yle, ben de snrl bir plan uygulamal ve olumlu, olumsuz artlar gze almalydm.
eri ilk girdiim gnlerden beri, kmasn istediim firar frsat iin, gerek zaruri ve gerekse maksatl olarak yatrm yapyor, bel arlarmdan tr sk sk revire gidiyordum. Bylece aradan drt yl gemi ve iste altnc bel masaj seans iin darda, bir zel klinie altnc kez gtrlecektim. Firarm, bu kliniin avlusunda balayacakt. Kazara, olay yerinden tamamen kendi imkanlarmla ve defansiv olarak (Kimseye saldrmadan), uzaklap, gzden kaybolmay baarabilirsem, ierde iken tandm Malatyal bir arkadan verdii adrese gidecektim. Orada kk bir klk kyafet deiikliklii yapacak ve sonra slk alarak kp gidecektim. Kahvaltdan sonra an yazlarmn bulunduu defterleri Kayserili Mustafa’ya vermi, beni transport minibsnne gtrecek olan gardiyan bekliyordum. Bu srada dahi ii ayamn altna, orabn iine alp, almamak konusunda tereddtteydim. Fakat son anda bundan vazgemitim, nk yanmda silah olmas durumunda bunu kullanmakta abuk karar verdiimi biliyordum. Saat dokuza doru gardiyan gelmiti. Kara bykl, sa nden hafif dkk, ortann biraz zerinde salam yapl ve ilk etapta bir Trke benzeyen Helmut adl gardiyanla aracn yanna gitmitik. Benden baka mahkum daha vard. Kimi diiye, kimi gz doktoruna gidiyorlard. Minibse binmeden, bilekler st ste gelecek ekilde herkese kelepe taklm, anahtarla kilitlemiti. Mahkum transportlar iin zel olan, pencereleri elik kafesle tahkim edilmi bir VW Minibste bulunan teki mahkumlarn ikisi Alman biri Yuguslavd. ofr ve iki gardiyan hemen nmdeki kafesle blnm ofr mahalline oturmulard. Kaplar dardan kilitlenmi olan ara gerekli formalitelerin ibrazndan sonra alan byk, rayl ana kapdan dar kp, ehir trafiine katlmtk. Umduumun aksine hava son derece gnelik ve scakt. lk uranlacak hastahaneye be dakikada varmdk. Orada Yugoslav mahkum inmi ve kendisini bekleyen bir gardiyanla ieri girmilerdi. Ben sondurakta inecektim. Hi hesapta yokken, yolda bir de diiye uranmt. Oraya nceden gitmi olan bir mahkumla bir gardiyan araca binmilerdi. Durulan kalaba pazar yeri firar iin esasen ok daha uygun olabilirdi. Lakin buraya uranlacandan habersiz, oturduum pencere kenar ksa sra alp, kanan kapya uzakt. Oray seme nedenim, kelepeyi zmek iin daha uygun olmasyd. Hareketten az sonra bunu yapmtm. Trl bahanelerle yaratarak pantolon kemerine saklayp, bir yara bandna sardm anahtar karp, kilidi am kamufle etmi, kolumdan kmasn diye kelepeyi artk elimle tutuyordum. Bir ara, hem firar daha elenceli klmak, hem de kendi ansm artrmak iin dier mahkumlara arasnda sondaj yapm, kamak isteyen olursa kelepesini zecektim, lakin yazk ki firar frsat arayan kimse kmamt. Derken ara tekrar yola koyulmu ve sonduraa varmtk. nden inen gardiyanlardan imanca olan kapy am ve nihayet inme sras bana gelmiti. Heyecanlydm. nk hayatmda ilk kez bir firar deneyecektim. Bu tarz bana ok ters geliyordu, ama baka arem yoktu. Aratan yere inmi, her zamanki gibi nden yryen iki gardiyann ardndan iki adm atmtm ki, birden durup, sol kolumdaki kelepeyi bir ekite am ve bileimden sarkan dier ucunu sa avcuma alp, hurra! diye haykrmtm. Sessizce svmam mmkn iken, bunu kallelik saydm iin, niyetimi duyurmay yelemitim. Nitekim hemen sola dnm, aracn yannda, askn bir ekilde beni izeleyen gardiyann nnden geiyordum. Yirmi adm ilerde olay gren bir yaya hemen nm kesmek ve yakalamak iin kollarn yana am, yaklamam bekliyordu. Fakat kararl bir ekilde ve sratle zerine gelmem karsnda bu fikrinden arkedip, bana yol vermek zorunda kalyordu. Bu sekilde son srat ilerlerken bam evirip, bir an geri baktmda Blatter adl gardiyann koar adm takibe baladn gryor ve ona seslenerek:
-Verfolge mir bloss nicht, sonst?! “Sakn takibe yeltenme, yoksa karmam” Diyordum.
Fakat gardiyan ardmdan inatla komaa devam ediyordu. Yollar hayli sakin, trafik hareketsizdi. Kaldrmda koarken ok kark duygular iindeydim. Yetikin olal ilk kez birinin nnden kayordum. eytan bir anda geri dnp, bu mendebura cezasn vermemi istiyordu. Fakat bunun henz zaman deildi. Firar planma gre, doruya giderek gardan geip, biraz nce gelmi olduum Marktplatz'a (Pazar yeri) ulamalydm. Hemen yaknda bir yerde hazr polis kuvvetlerinin binas olduunu da biliyordum. Oraya ularsam yardm sz vermi olan Malatyal Mustafa'nn Gasthaus'una girecek ve uzun zamandr kesmediim sakalm tra edip, kyafet deitirerek dar kacaktm. Fakat takip eden biri olduu srece bu imkanszd. O nedenle yolu karya gemem gerekirken, sola dnerek bulunduum kaldrmda komay srdryordum. Sol dizim voleybolda sakatlanm, mensks emaresi, dizim imee balamt. O gn bir de bunun rontgeni ekilecekti. Ar hissedince bir vites geri takmtm. Ayn eyi gardiyann da yaptn ayak seslerinden anlyordum. Giydiim yarm konlu, yksek topuklu izmeler uzun sre komay gletiriyordu. Start alal alt yz metre komu, baldrlarm esneme imkan vermeyen topuklar dolaysyla iyice katlap, uyumulard. Nereye gideceim belirsiz bir halde uzun kaldrm boyunca kouyordum. Bu arada takipime iyice kzmaa balamtm. Hemen sadan drt eritli geni bir asfalt geiyordu. Lakin yol bombotu. Solda binalar ykseliyordu. Bu binalarn bittii keden te enorm geni bir drtyol vard. Birden doksan derece sola dnle takipcimin gznden kaybolmutum. Solumda bir kilise duruyordu. Oraya girmem, sivil bir yere girmemden daha ehven olsa da, bunu yapmay onuruma yediremeyip, kilisenin altndan dolaarak, tekrar ayn yola kacaktm. Fakat aksilik bu ya, yukar karan bir gei imkan yoktu. Takipi ile aramzda krk elli adm ancak vard. Bir ara nefes tazelemek iin durup ne yapacam dndm. Sonra dnm olduum, bu geldiim yola paralel caddenin kar kaldrmna yrdm. Evlerin arasnda bulunan bir geitten ieri girmitim. nme yksek demir parmaklkl bir it kmt. Onun arkasnda futbol sahas kadar geni bir i avlu ve arkada ykselen kocaman, ok katl bir blok site vard. Demir parmakltl, kilitli kap sahaya geii nlyordu. Bu yksek kapy trmanmak gerekiyordu. Fakat bu hareketim yzlerce pencereden muhakkak birileri tarafndan grlecekti. Bulunduum tarafta, giriin sa ve solunda kalan ikier katl zel konutlarda kimsecikler yok gibiydi. Zemin katlardan birinde bir pencere ak braklmt. Buradan ieri girmek mmknd. Fakat ahsi mcadelemde, hi alakas olmayan baka insanlar taciz etmek istemiyor ve ylece beklemee karar veriyordum. st ste giydiim kazak ve eofman dolaysyla ok terlemitim. Hemen eofman stn ve sonra kelepeyi karp bir kenara braktm. Artk takipilerimi bekliyordum. Bundan sonra nelerin olabileceini dnrken, zgrln bu dsel kapsndan geri dnme ihtimali iimi yaralyordu.
Drt yl sonra ilk defa hrriyete bu kadar yaklap, bitii mehul bir mahkumiyete geri dndrlme olaslm iimi isyanla dolduruyor, beni yakalayacak olanlar piman etmek istiyordum. Nitekim on admda geilen d giriin nnde ac bir fren sesi duyuluyordu. Arayanlar izimi bulmu olmalydlar. Gelecekleri varsa grecekleri de vard. Derken az sonra iki gardiyan koar adm karda belirmi ve hzlarn kesmeden bana doru komulard. Onlara bu pervaszln bedelini detmek zere hemen vuru vaziyeti almtm. Her birine bir yumruk isabet ettirebilirsem firara devam edebilirdim. Ya da bu duru karsnda frene basacak olan gardiyanlar, benimle pazarla girieceklerdi. Akllar varsa zaten byle yaparlard. Nasl olsa ahsi dmanlm da yoktu. Uygun davranarak bu badireden syrlmalar mmkn olailirdi. Ancak bunu yapmak yerine, gz krmz bayrak grm arena boalar gibi hzla stme geliyorlard. H. Denner adl nde gelen ilk yumrua hedef olup, ilk etapta kaburgas atlasa da scayla henz ac duymuyordu. Aslnda ok anslyd. nk esasen ilk darbeyi daha gl olan sa yumrukla yapacaktm. Gard alm karsnda bir an duraklayacaklarn dndm halde, dorudan stme gelmeleri sol yumruu kullandrmt. Gvdesinin ortasna deil, sol brn syran yumruk, koltuk altndan girip, te yanndan km, ikinci darbeyi hemen indirmem gerekmiti. Bunu imdilik kaydyla erteleyince, can havliyle koluma sarlmt. Polise oktan alarm verilmi olacandan her an gelmelerini bekliyordum. Bu tereddtmden yararlanan Blatter iki elle sa koluma sarlyordu. Beni geri yakalam ama bir trl zapt edemiyor, yere ykmaa alyor, lakin kollarm bir an dahi brakamadklar iin bunu baaramyorlard. Kollarm kaptrm olmama ramen, teknik bir tutula onlarn birer bileklerini tersten kvrm, actacak ekilde bastryordum. Bir ara duralayp:
-Tamam, tamam brakyorum artk!
Diyerek reaksiyonlarn deniyor, deime grmeyince bileklerini burmay srdryordum. Dakikalar geiyor, ama nedense polis grnmyordu ortalkta. Bir ara gardiyanlara hitaben;
- Cezamn mebbet olduunu ve bu durumda kim olsa kamay deneyeceini neden anlamak istemiyorsunuz. Tamam kamayacam diyorum size.
Diyerek bu teebbsmn makul gerekesinden bahsetmek istemitim. Fakat onlardan yumuama yerine, daha sk sarlma ve “Seni vahi domuz seni “ dediklerini duyuyordum. Bu ise kin ve fkemi arttryordu. Bu mcadelede anlalan herkes kendi roln hakkyla oynamak zorunda ve merhamete yer yoktu. te Denner, iki koluyla tuttuu tek kolumu, cebinden kard anahtar zinciri ile kskaca almaa ve zinciri kyasya bkmee balyordu. Bu tr bir bahaneyi zaten bekliyordum, ama gene de son kez uyararak:
-Denner, bak canm yakyorsun, yapma, yoksa karmam!?
- Bana vurdun, seni vahi domuz seni!
Uyarma aldr etmedii gibi, ilk darbemi de unutmad anlalyordu. Yznde hakir gren bakyla bana, istesen de artk bir ey yapamazsn, diyordu. Oysa ok yanldn imdi anlayacakt. nk ilk darbenin artk karambole kararak unutulacan dndnden g kullanmay biraz da bunun iin kesmitim. Zira nasl olsa yakalanp, btn bunlarn hesab verme ihtimali bykt. Ne kadar az hasar olursa o denli lehte olur sanyordum. Fakat o ilk yumruu bir hata edip, unutmadn azndan karnca dncem tamamen deiiyordu. Nasl olsa olan olmu, nacak krlmt. Bari btn hncm alaym da, varsn istedikleri cezay bana ondan sonra versinlerdi. Nitekim bir anda onu kendime doru ekerken, suratna var gcmle kafay patlatyordum. Ardndan hi duraksamadan bamla bir kavis yapp, nk savunmasz kalan yzme darbe geleceini bekliyordum, sadan gelen Blattere ait yumruktan syrlyor ve bu kez kafam onun kulak zerinde patlyordu. Arka arkaya duyulan iki toklamadan sonra halleri yaman oluyor, kollarm brakp, bana girimek isteyeceklerini umarken, can havliyle kollarma sarlyordu. Biri sola, dieri sa yana sarkm, ylece duruyorlard. Bu arada ald darbenin iddetiyle ka tamamen yarlm olan Hemutun yznden boalan kan iri damlalar halinde yere salyor, azlarndan bouk sesler dklyordu. Onlarn bu pasif, srnak hali beni sinirlendiriyor, fkem gazaba dnyordu. Beni tutan ellerden kurtulmak iin nce sadakinin kuluna bir di basmak istemi, ama sentetik kumata tutunamayarak kaymtm. Bunu bir kez daha denedikten sonra samla sol dizine, ayamn yanyla tekme sallam, fakat bunu erken sezinledii iin ayan ekerek kurtulmutu. Ayn darbe ikinci kez gene sonusuz kalyordu. Sol ayam, dizimde bir haftadr balam olan i menisks zedelenmesi nedeniyle faal deildi. imdi nc darbeyi deneyecektim. Ama bunun hedefi farkl olacakt. Zira daha nce yaptm iki darbe bu vuruun hedefi bulmas iin verilmi bir dn olup, bu kez onu aldatacaktm. Gene aadan darbe bekleyen Blatter, bu defa karn hizasndan balayarak, gsne ve sonra da enesine kadar ulaan dizi vuruunu yiyordu. Bu darbe onu bitirmi, bo bir uval gibi yere ylvermiti. Bir anda serbest kalan sa kolumla solumdaki Denere sadece bir itme vurmam, onu da ayn vaziyete getirmek iin yetecekti ki, nihayet alt kiilik silahli polis timi karda belirmiti. Oradaki manzaray grnce, aksini istedikleri halde beni yakalamakta ll davaranmak zorunda kalmlard. nk silah kullanmakszn bana bir ey yapamayacaklarn koluma kelepe vurmaya alrken anlam, baaramaynca bunun iin :
-Kurallara gre sizi byle kelepesiz gtremeyiz, ltfen biraz anlayl olun.
Diye adeta yalvarmlard. Keke buna ramen kabul etmeseydim. nk teslim olunca, kelepe demiri bilek kemiime oturuncaya kadar skmlard. Bu arada kendilerinden gemi olan gardiyanlar birer sedye ile acil servise, ben kelepelerin verdii acdan kvranarak hapishaneye doru yola karlmtk...
Firar teebbsm ve sonular hapishaneye oktan ulam, mahkumlar glerken, gardiyanlar fkeli ve arkadalarnn akbetleri konusunda meraktalard. Drdnc kanattan sorumlu olan mdr muavini Bay Hahn (Horoz) bir sre sonra beni artm ve drt gardiyan refakatinde yanna gitmitim. Hahn beni grnce aknlk ve fkeden nce ne diyeceini armt. Daha nceki bir karlamamzda ona yapm olduum bir role kt kanm, beni pasif ve halim, selim biri sanyordu. Nitekim ilk szleri:
-     Ah ben olmalydm orada ki. Diyordu. Fakat artk onun tand kii ben deildim ve olmamalydm. Nitekim fkeli bir tebessmle ona cevaben:
-     Bay Hahn, siz olsaydnz kendimi size kar savunamaz mydm, sanyorsunuz yoksa?
Bu szler beklediim tesiri yaratmt.
- Bay Hralp, koyun postuna brnm bir kurtmusunuz siz meer. Her neyse, brakn imdi bunu da, olay nasl oldu, ellerinizi nasl zdnz, onu anlatn?
- Nasl olacakt, elbette ki bir kelepe anahtaryla zdm ellerimi.
- Ya? Peki anahtar nereden buldunuz?
- Gkten anahtar dmediine gre, elbette ki onu sizin gibi birinden, yani bir memurdan satn almtm!
Bu szlerin etrafta nasl bir etki yaratacan tahmin ediyordum. Nitekim gardiyanlar hayret ve kaygyla birbirlerine bakarken, Bay Hahn adeta dehete kaplarak:
- Siz ne konutuunuzun farknda msnz?
- Elbette, fakat o kiinin adn vermem sz konusu dahi olamaz.
Bu aklama geerli bir koz ve ok yerinde kullandm grmtm. Gardiyanlarn ounlukta olduu hakim takm, kimi olas yanl tutumlardan ark etmee zorlamann ikinci yntemi buydu. Bu ekilde onlar en hassas yerlerinden yakalayp, arkadalarnn cn alma fikrinden uzaklatryordum. Oysa biraz nce ellerinden gelse beni bir kak suda bomak istedikleri gzlerinden okunuyordu. Zira bu olay, gardiyanlarn yaral ve halen acil serviste yatmalarna ek, mahkumlar nezdinde ki caydrclklarnn tahrip olmasna da yol amt.
Bay Hahn’n disiplin karar; “ bir aylk hcre cezas” olmutu. lk akam revirde geirmi, devresi gn doktor kontrolnden sonra hcreye gidecektim. Yal, uzun boylu bir adam olan Doktor da bana kzgnd. Yoksa dizimdeki rahatszla ramen hcreye gitmeme onay vermez, bunu imdilik erteletebilirdi. Dizim halen dahi aryor ve giderek daha ok iiyordu. Drt yldr ilk defa hcre cazas alyordum. Hcre dedikleri yer, esasen tipik llerde bir hapishane odasyd. Ben daha kt bir yer sanyordum. Meer hcre, bodrum katta, iki kapl, dardan yaklan, iinde bir ranza ile yataktan baka eya bulunmuyan bir yer Yazmak iin kalem ve kada, okumak iin yalnzca dinsel kitaplara msaade vard.
Bana, odamda yerini tarif ettiim bir kitap getirilmiti. Bu kitab Kuran- kerim sanyorlard. Oysa bu, zel yaplm deri cildinde iki tane demir testere zula edilmi bir Trk Ceza nfaz Yasas kitabyd. Yaldzl kapak yazlar ve deri kabndan tr gardiyan onun din kitab olabileceine hkmedip, kimseye sormadan bana getirmiti. Bundan sonra baka bir gardiyan da, henz tam okuyamadm slam lmihali kitabn getirecekti.
Akam yemeinin verilmesinde refakat eden gardiyanlar beni grnce fkeleniyor, olayn nasl olduunu renmek istiyorlard. Bunu kendi arkadalarna sormalar gerektiini sylyor, aklama yapmyordum. Kapm kapandnda hemen idmana balyor, hcreye alan iki demir kapya tekmelerle giriiyordum.
Mahkum arkadalar nerede yattm biliyor, avlu saatinde, yzlerimizi sineklikten gremez isek de, durduklar penceremin nnde kunuuyorduk. Bir gn sonra akam karanl bast halde n yanmadn grp, bunu sylemek iin ierdeki ar dmesine basmtm. Biraz sonra genten iki gardiyan ka gelmiti. Demir kapy am, ieri girmeyerek, kap nnde duruyorlard. Ksa boylu olan, ki bu mahkumlar arasnada karateci, diye biliniyor ve bu bakmdan meslekta saylyorduk, yzmdeki sakin ifadeden cesaret alarak olay soracak olmu, ben de istisnai olarak, izah edecek olmutum. Fakat olayn szle anlatlmas hem zor, hem de uzun srecek blmlerini, fiili olarak zerinde gstermek isteyince, adam birden helecanlanarak, gard alp geri sramasn m. Bu vaziyet gardiyan takmnn benden artk ne kadar rkp, nefret edenler bulunduunu gsteriyordu. Bu hale ok fkelenmi ve ayn ekilde vuru durumu alarak;
-     imdi sana bir akta sinek gibi u duvara yaptrmadan hemen defol! Diye haykrm, sonra da benzi solan adamlara; sakn m yakmay da unutmayn ha?! Diye skladmda ise;
-     Tama, tamam, olur! Diyerek kapy ekip, gitmilerdi.
Bizim karateci o tavryla, hem beni denemek, hem de arkadana poz yapmak istemi, fakat eline yzne bulatrmt. imdi o deilse bile, yanndaki gardiyan bu olay dier arkadalarna anlatm olmalyd. nk bundan sonra gelenler bana kar daha bir gler yzl ve yardm sever davranyor, bir ok yasak ey, dergi, gazete ve arkadalarn gnderdii zel demli aylar getiriyorlard.
Bu reaksiyonla gelecee ynelik kesin hatlar izdiimi biliyordum. Bir bakma, drt yldr biriken fkemi atm, bundan sonraki yllara yetecek bakl kazanmtm. Yataa uzanp, gn boyu kitap okuyor, an defterlerime not alyordum. Bir ka gn sonra T.C. Karlsruhe Konsolosu'nun cezaevine gelmi ve benimle grmek istediini sylemilerdi. Bunun zerine Burhanettin Muz, isimli Konsolos ile yarm saat kadar yalnz konuabilmitik. Olay ve hareket tarzmn gerekesine dair anlattklarm Konsolosun takdirine mazhar olup, beni alnmdan perek kutlamt. nk, ara sra birilerinin kp, Trk gibi davranarak, bu yabanc toplumda yaayan Trklerin de bir izzet-i nefis sahibi olduklarn hatrlatmas gerekiyordu. Bu olaydan bir ka gn nce bir gazete haberi kmt; “ Evinde her nedense grlt yapan bir Trk, rahatsz olan komusunun ard Alman polislerince gz altna alnmak istenirken, boularak ldrlmt..”.... Bu arada dayak yiyen gardiyanlarn halen hastanede ve acil serviste mahede altnda olduklarn da konsolostan renmitim. Bir hafta ne teneffse, ne dua gitmeme msaade edilmiti. Daha sonra gnde bir saat teneffse kyor ve sadece beni bekleyen iki gardiyanla sohbet edebiliyordum. Bu sohbetlerde gardiyanlar iyi kafalyordum. ou benden karate dersi almalar gerektiine inanyordu. lerinde yakkl ve babayiit bir memur var ve sadece o batan beri bana kar sempatiyle bakyor, davranma hak veriyordu.      Teneffslerimde nbeti olduklar zaman benimle konumak istemeyen iki gardiyan vard. eri girme vaktim geldiinde bana refaket edeceklerdi. Bunlara bir oyun oynamaa karar vermi, ne yapacaklarn deneyecektim. Nitekim:
- imdi siz yalnz banza benimle bodruma m ineceksiniz? Diye, buna inanamazm gibi, sorduumda, esasen bunu dnen gardiyanlar hemen vazgeip:
- Yo, yoo!?... Biraz daha takviye alacaz.
Derken, telsize sarlp, drt kii daha arma gerei duymulard. Gelenler benimle gayet iyi geinenlerdi. Onlara durumu glerek aklarken, bunlarla dalga gemek iin byle yaptm, bu nedenle, gelmelerine hi gerek olmadn sylediimde kahkahayla glerek, geri dnyorlard.
Hcrenin tek penceresi avlu zeminine bakyordu. Btn tandklar oraya ylp hal hatr ediyor, bunu yaptm iin beni kutluyorlard. nk gardiyan takmna ok di biliyor, ama bir ey yapamyorlard. Akamlar pencerelerinden bana sesleniyor, olan biteni haber ediyorlard. Burada kaldm sre iinde dizim iyice iip, doktor hastaneye havalem gerekmiti…


ASPERG HASTANES

Hapishane avlusunda, voleybol oynarken, bir sma esnasnda sol dizim iten incinmi, giderek imee balad iin, akim kalan firar denememe sebep olduu gibi, bunun sonucunda aldm bir aylk hcre cezasndan, dokuz gn sonra kurtulmama da yol am, tedavi iin, Asperg’e gnderilecektim. Hohen-Asperg Baden Wrttemberg eyaletinin mahkumlara zg olan tek hastanesi idi. Koyu yeil transport minibs bu defa sadece beni gtrmek zere avluda hazr bekliyordu. Binmeden nce kollarma arkadan kelepe vurmalar yetmemi, bir de ayaklarm zincire vurulmutu. Hatta bu dahi yetmemi, kendi gvenliim gya, emniyet kemeriyle koltua sabitlenmitim. kiilik gardiyan ekibi refakatinde doksan km'lik Asperg'e doru yollanmtk. Mannheim ehir trafiinden kp otobana girdikten sonra ara hzlanmt. Koltua bal oturmaktan sklnca, bir yolunu bulup emniyet kemerini zmtm. Sonra camla tecrit edilmi bulunan ofr mahallinde oturan gardiyanlara seslenerek, yolun ne kadar kaldn sormutum. Fakat onlar duymazdan geliyor, yant vermiyorlard bana. Bu duruma fkelenerek, daha yksek sesle ayn soruyu tekrarlyordum. Lakin yine cevap gelmiyordu. Onlardan nasl cevap alacam bir anda aklma gelerek:
-te, kelepeleri gene atm, aa indiimizde grrsnz! Demitim.
Bu tehdit hemen etkisini gstermi, ara sra geri dnerek beni kontrol eden sa tarafta oturan gardiyan yarm saat sonra oraya varacamz sylemiti. Nihayet Asperg’e varmtk. Asfalt ve parke deli yollardan geerek, rakm hayli yksek bir rampay trmanmaa balamtk. Buras nispeten kk ehrin damlarn ku bak grecek kadar yksek bir tepeydi. Esasen eski bir ortaa kalesi olan Asperg de, nl Alman airi Friedrich Schillerin dahi tutuklu kaldn burann tarihesini okurken renecektim. Byk demir rayl kap alarak ieri giren minibs, etraf imenlik, yer yer ss aalaryla kapl geni avluyu geip, yz metre ilerdeki katl uzun bir yapnn nnde durmutu. Aa inen gardiyan yanlarndaki telsizden darya, takviye gnderilmesini istiyor, uacakmm gibi, minibsn kapsn onlar gelmeden amaya korkuyorlard. Yolda yaptm tehdidi unutmamlard. Derken uzun binaya alan iki ayr kapdan aknlk iinde, kimi hastane personeli, kimi gardiyan, adamlar kmaa balamlard. Bu srada ben kahkaha ile glyordum.
Derken kap alm, ben kmaa davranrken, beyaz giysileriyle doktor olduu anlalan, siyah sal orta boylu, ksa kesilmi kara bykl adam yaklaarak, bana:
-Ne oldu, bir sorun mu var? Diyordu.

Ben glmseyerek:
-Hayr, hi bir sorun yok, bilmem neden buna gerek grd bu dlek tavanlar. Ama ola ki, kii, eli aya bal birinin, umursamazlklarna kzarak yapt bir sathi tehditten korkmu olacaklar, Doktor Bey. Aa inebilmem iin, syleyin de bari u prangay zsnler ayamdan.
Bunu iiten gardiyanlardan kapy aana bakan doktor, mimikleriyle gerekeni yapmasn ifade etmiti. Nitekim aratan indiimde kelepenin zlmesini de emretmi ve arkamzda iki hasta bakc, gardiyanlar aada brakarak, doktorla yan yana hastaneye kapsndan girmi, merdiveni trmanyorduk. kinci katta koridorun sonundaki kayt brosuna girmitik. Doktor kaytlardan ismimi grm ve Trk olduumu anlaynca bu kez Trke:
- Trk msnz?
Fakat ben Almanca cevap vererek, sadece:
-Evet. Demitim.
Doktor, muhtemelen Trkiyeli ama gerekten bir Trk olup olmadn henz bilmiyordum. Nitekim sakin bir ses tonuyla:
- Benimle Trke konuabilirsiniz.

- Buna gerek yok, Almancam yeterlidir.
- Siz bilirsiniz. Peki ne oldu, hastaneden firar etmi, memurlar, hasta bakclar fena halde hrpalamsnz, doru mu btn bunlar?
- Hastaneden deil, avlusundan firar ettim. Hrpalamaya gelince, bundan kendileri sorumludur. Beni mecbur etmemeliydiler. Kendimi savunmak zorunda kaldm.
- Ama dvdn adamlar, on gn oldu halen youn bakm dalarm. Zira siz karate ustasymsnz ve adamlara elleriniz zlnce saldrmsnz. Doru deil mi?
- Hayr. Size yanl aktarmlar. Ellerimi onlar zmedi, anahtarla kelepeleri kendim amtm. Ayrca doktor bey, anlalan siz de Trksnz, lakin bu bir eyi deitirmez, nihayet burada alan biri olarak, sizi dolu bir rnga ile bana yaklamamanz konusunda samimiyetle uyarmak isterim.
- O nedenmi peki?
- Bunu siz daha iyi bilirsiniz. ahsen buraya normal gelip, anormal geri dnen bir ok mahkuma rastladm. Bir ou yaayan bir l, bir robot gibi davranyordu. nk onlara beton inesi dedikleri bir ine burada yaplmt.
- Onlarn durumu baka, sizin ki baka. Siz salt hadise karmak iin byle davranmadnz ve firar denemek iin makul bir gerekeniz vard. yle deil mi?
- Kukusuz. Byle dndnze gre mesele yok demektir.
Bu ilk grmeden sonra gerekli kayt ilemleri yaplm ve Chirurgi blmnde drt kiilik bir koua gtrlmtm. Biraz sonra oradaki temizlik, yemek datm gibi ilere bakan mahkumlardan biri bana depodan yatak araf, i amar vs. getirmi, soyunarak ortopedik yataa yatmtm. ok srmeden ismi Aydn Erarslan olan, aslen Trabzonlu doktor, elinde iri bir enjektrle gelmi, dizime punktion yaparak, kaln bir ine ile rnga dolusu sar yeil aras berrak bir sv ekmiti. Bu mdahale dizimdeki ikinliin inmesini salam, acm dindirmiti. Lakin, Doktorun yazd iki tableti on gn boyunca alm ama dizimdeki ponksiyon gerektiren su toplanmas halen durmamt.
Nitekim son are olarak sol bacam ayak bileinden balayp, kalaya kadar uzanan bir alya alnmt. hafta sren bu ilemin en kt yan, duyduum iddetli kantnn verdii ikenceydi. Bu gnlerde, yeni tutuklanp, ieri getirilen bir alman gencinin ruh hali gerekten zc ve garip durumlara yol ayordu. Beraber yaad bayann hamile olmas onu kahrediyordu. Geirmekte olduu ruhsal buhrann tesiriyle, geceleri dilerini o denli gcrdatyordu ki, bu yzden iki kez parmakln, muhtemelen, benim tarafmdan, testereyle kesildiini sanan gardiyanlar, bizim koua baskn yapm, ama herkesi yatakta grnce armlard.
Bu durum aklma ikinci denemeyi, hem de gerek testereyle yapma fikrini getirmise de, bacamn alda iken buna hi imkan yoktu. Yoksa bu ocuun yakarmalarna dayanamayp, firar bir kez daha deneyebilirdim. Zira yanmdan ayrmadm, Trk Ceza nfaz Yasas kitap cildinde gizli ifte testere burada ie yarayabilirlerdi.
Bir ka gn sonra hastanenin ba hekimi de gelmiti. O da bir Trk ve soy ad ner di. Sabahlar kouu teftilerine geldiinde bana:
-Gnaydn Aa! Diyordu. stihza olarak aldm bu hitab artk brakmasn syleyecektim. Beni an defterlerime not alrken grnce; ” Ne o, yoksa romanc m olacaksn” diyordu. Baz Alman hastalarn onlarn Trk olmasna tahammlleri yoktu. Kimileri ama, onlarn ihtisas sahibi, baarl doktorlar olduklarn sylyor, bununla gizliden gizliye kvan duyuyordum. O gnlerde Hristiyanlarn Noel Bayram idi. Koular dolaan bir Papaz, herkese birer ncil cz ile bir hediye paketi brakp, sonra gene grmek zere kyordu. Brakt kitaba gz atyordum ki, bir paragrafta, numaral bir cmle; “Bizim Tanrmz dier btn Tanrlardan daha byk, daha kudretli ve merhamet sahibidir” diyordu. Bu, haliyle dikkatimi ekip, tekrar geldiinde Pastrle tartmak istiyordum bunu. Zira bildiime gre, Trkiye’de, Hristiyanlk-Yahudilik ve Mslmanlk tek Tanrl, semai dinler olarak saylyorlard. O halde bu cmlenin anlam neydi? Bizimkiler mi hsn kuruntu ediyordu, yoksa Alman Hristiyanlna zg bir ey miydi bu? nk bu cmlede, baka Tanrlarn da olduu ihsas edilip, tek fark, onlarn Tanrsn tekilerin hepsinden gl olduu iddias idi.




HAYAT NVERSTESNDE
Zaman geerken, Anadolu niversitesinin sunduu iktisadi konular ve genel kltre ynelik verilerle yetinmiyor, dardan kitaplar getirtiyor, geni cezaevi ktphanesini taryor, ilgi duyduum her eseri, gerektii kadar inceleme imkan buluyordum. Bu arada tarih kitaplarn, ansiklopedileri, dini kitaplar okuduktan sonra, ok nceleri sorduum btn sorulara cevap bulmutum.
En mhim sorular: Biz kimdik, Trk m, Mslman m? Trkler ve Mslmanlar kimlerdi?
u halde biz, orijinal bir ulus olan Trk nesillerinin devamydk. Mslmanlmza gelince, bu daha ziyade ahlaki ve sosyal davran ilkelerimizde kendini gsteriyordu. Ancak kkl milletlerden biri olarak, tabiyatyla, Trklerin de daha nceleri kendilerine has dini inan tarzlar varm. Bunlar slami kurallarla badatrp, kaynatrarak bugnk duruma gelmiiz. Trk inan tarz ile, slam akidelerini badatrrken, Trki unsurlarn ar bast topluluklara, tarih ncesi Trklerin inan ekliyle “Alevi” demilerdi. Ancak Alevilik de kendi iinde bir ok farkl kola ayrlm. Kimi, Hz. Peygamberin amcazadesi ve drt halifesinden biri olan H.z. Ali taraftar olarak kendini “Alevi” diye tanmlarken, kimi ise, insann alevden yaratld tezine dayanan ntrk inancndan tr bu ad kullanyordu.
slami unsurlarn ar bast mezheplerden drt tanesi genel kabul grm, bunlara Hanefilik, afiilik, Malikilik ve Hambelilik adlar verilmiti. u halde Trkler, kendilerine has kltrel ve rki zellikleri olan ve tarihte bir ok devlet ve imparatorluklar kurarak, bunu kantlam bir Ulustu. nl bir Arap gezgini olan bni Hatuta, Trklerin ana yurdu olan Ort Asyay gezerek, yazd hatralarnda slam ncesi Trk boylarnn sosyal hayatlarndan bahsederken son derece vg nitelemeleri kullanyordu. Demek ki, slam kabul edi ekillleri ve kltrlerin karma tarz-derecesine gre her ey yeniden boyutlanrla biliyordu. slam kurallaryla beraber, btn Arap rf-adetlerini de kabul etmi olan boy veya uluslar, kendilerine zg dilleri hari, rfi adetlerini de tamamen terk edip, bunun neticesi olarak, sadece eski dinlerini deil, ayn zamanda milliyetlerini de, terk edip, yitirmi oluyorlard. Kimin milletindensin? eklindeki ikinci sorunun karl olan, Hazreti brahim, meer Yahudilerin atas, srail Oullarnn bir peygamberi olup, onun inan tarz veya Dinine Haniflik, deniyormu.
Zamann Trkiyesinde, hangi milletten olduumuza dair sorunun kesin cevab resmen greceliydi. Zira Trkiye’nin ilk ve orta retim yaplan btn okullarnda; Sosyal Bilgiler dersinde Trk iken, Din Bilgileri dersinde Arap veya srail kkenli olduumuza dair ihsaslar vard.
Bunun grekesi ne idi?
Anadolu topraklarnda, rki bakmndan, ounluk Trk asll boylar hakim olmasna ramen, (Zira Seluklular ve Osmallar da birer Trk hanedan idiler) farkl kkenden gelen baka topluluklarn da yayor olmasyd. Birinci Dnya ve takip eden Kurtulu savalarndan sonra, Atatrkn nderliinde kurulan Cumhuriyet dzeni ve bunun temel ilkelerinin kinci Dnya sava sralarnda arptlp, andrlarak, Trkler aleyhine iler bir hale getirilmesi bunun birincil nedeni olmalyd. Buna gre, sadece yurttalk bana gvenilerek, eit hak ve makam sahibi klnan kiiler, kamusal alanda grev yaparken, asli kkeni veya vicdani kanaatlerine gre deil, gya ve bilakis, tarafsz davranacaklard. Bu ise, ce salam zemin ve temeller zerine ina edilen binann (Trk Devlet ynetimi), sonradan yaplan bir takm restorasyonlarla asli yapsnn deitirilmesine benziyordu.
Buna neden ve nasl cevaz verilmiti?
Kurtulu savan kazanp, milli adn tayan yeni devletini kuran Trkler’e, sonradan zaafiyet verecek bir takm yapsal deiikliklerin kabul ettirilmesi, silah zoruyla olmasa bile, bunun haricinde kalan btn yol ve yntemlerle mmkn olabilirdi. D kaynakl, ok ynl faaliyet kabiliyeti olan gruplarnn (Vakf, irket, dernek) marifetleri yadsnamamayp, bunlarn siyasi partiler ve dolaysyla iktidar hkmetleri zerindeki etkileri malumdur. Her grubun sahip ve mensup olduu farkl bak tarzna uygun davranmas, yukarda geen milli kimlik elikisini yaratm olsa gerek...
Devleti kuran Atatrk, farkl kkenden gelen topluluklar, aslndan sapmalarla z niteliini yitirmi olan Din zl bir imento ile bir arada tutmaya yetmeyeceini grm olduundan dolay, dini aidiyete ancak kiisel zgrlkler baznda nem verip, yz yllardr yok saylan milliyet ban tabii belirleyici sayp, devleti de milli deerlere dayal, laik bir yap iinde tekilatlandrmay yelemitir.. Milli ve dini kken bakmndan farkl olan aznlklara ise, dier dnya devletlerinde geerli olan insan hak ve zgrlklerini tanma teminatn vermiti.

Bir zamanlar, dnya siyasetinin ikinci kutbu saylan Sovyet mparatorluundan gelen k sinyalleri, yakn arkadalarm dahil, insanlk aleminin yarsnca yklmaz tabu saylan deerlerin inanlrlna artk sekte vurmaa balyordu. Her zaman olduu gibi, kulam arka planda almakta olan ksa dalga radyo yaynlarndayd. te yine yle bir anda, inanlmaz bir olayla karlamtm. Hep duyardk, biz Anadolu Trkleri, bir zamanlar ana yurdumuz olan Orta Asya’dan buralara, kuraklk ve lleme nedeniyle gelmiiz. Ancak halen orada yaayan soydalarmz var ve onlar Azeri, Trkmen, Kazak, Krgz, zbek, Uygur Trkleri olarak anardk. Onlarla, biraz lehe fark olsa da, ayn dili konuup, ayn hissi ve kltrel eleri paylatmz kansndaydk. Fakat btn bunlarn ne kadar gerek olduunu o sralar dinlediim radyo yaynlarndan renmi, bir rnekte ise hepten akna dnmtm. nk bir Kazak radyo istasyonun ald enstrmantal melodi, benim spontan bir ekilde, gitarla aldm melodinin tpksyd. Alman arkadalarmdan Robert’in armaan ettii gitar orijinal akordu ile alamadm iin, onu zel bir surette yeniden akort etmi ve sadece telini kullanarak kendimce melodiler almaya muvaffak olmutum...
Drt duvar arkasnda, radyo haberlerini son derece ilgi izlerken, tarihin deiimine canl tanklk etmenin byk heyecann duyuyordum. Derken nce Polonya, Dou Almanya ve dier Varova Pakt lkeleri birlikten kopmaa balyor ve nitekim S.S.C.B paralanp, yetmi yldr esamisi demir perde arkasnda kalm olan Trk cumhuriyetlerinin bamszlk ilanlar duyuluyordu. O gnlerde, bilimsel konularda yapt yaynlarla tannan bir Alman dergisi “PM” ilk olarak “Uyuyan Dev Uyanyor” baln atyor ve alt sayfasnda Trkler konu edilerek, dnya uygarlnda ivme kazandrc rollerinden vg ile bahsediliyordu...


Berlin duvarnn yklmasyla birleen Almanya’da bir bayram havas, bir coku balyordu. Bu tarihi ve inanlmaz bir ekilde zuhur eden olay, “Genel af” iin en uygun gereke olduu iin, bunu dile getiren birka medya organnn uyarsyla, lkenin btn hapishanelerinde af heyecan balamt. Fakat aradan zaman geip, bu gecikince bir ok cezaevinde isyanlar patlak veriyordu. Benzeri bir giriimi bizim hapishanede balatmak isteyen arkadalar bana gelmi, nderlik yapmam istiyorlard. Ancak teki hapishanelerde olanlar Tv’de izlemi, sonucun hi baarl ve memnun edici olmadn bildiim iin, bu tr giriimleri yararsz buluyor, desteklemek istemiyordum. O gnlerde avluda dolarken, sinema salonunda cezaevi mdr Bay Preusker’in sinema salonunda mahkumlarla toplu grme yapt haberi gelmi, yanmda iki arkadala oraya gitmitim. Mdr sahnede mikrofonsuz konuuyordu:
-Sayn Baylar, inann ki, ben de sizinle ve kacak bir genel aftan yanaym. Ancak, baz cezaevlerinde grld gibi, bunu bir takm naho eylemlerle zorlamaa kalkmann hem ahsi ve hem de muhtemel af karma giriiminin aleyhine olacana dikkatlerinizi ekmek isterim vs...”
Diye konuuyordu. in garibi, yannda bir tane bile gvenlik grevlisi yoktu. Kendisini teden beri kinleyip, alma frsat kollayanlardan bir mahkum yksek sesle;
-Arkadalar, yalnz bana karmza gemi, byle ne zrvalyor bu adam? Bize hi mi saygs yoktur bunun?
Diyince, onu destekleyen birka homurtu duyulmasn m? Bizim cesur mdrn yzndeki ani sararma, yapt byk hatann farkna varm olduunu gsteriyordu. Ama artk ok geti. Etrafn saran kindar mahkumlar tarafndan bir anda alaa edilmesi iin kk bir kvlcm yeterdi. Bu srada arka sralarda ve ayakta duruyordum. Mdr son bir manevra iin bizim tarafa imdat bekleyen gzlerle bakarak;
-Beyler, ben sizleri akl banda ve olgun kiiler olarak grdm iin bu konumay yapp, dncelerimi sizlerle paylamak zere buraya yalnz geldim. Eer amacm gz da vermek olsayd, bunu her halde teki cezaevi mdrleri gibi yapardm... Diyordu.
syann patlak vermesi an meselesi idi. Aslnda, nceki baz tutumlarndan tr ona de ok kzdm olmutu. Ama burada tek bana ve gerekten aciz durumda olmas karsnda dndmn aksini yaparak, yksek sesle;
-Doru! Adamn bizim lehimize konutuunu anlamyor musunuz. Bizim iyiliimizi dnmese hi yalnz gelir miydi buraya...?
Diye atlnca homurtular bir anda kesilmi, Mdr daha lml bir tonda konumasn srdrrken, bizim tarafa bakan gzlerinde minnet ifadesi okunuyordu. Onun hayatn mahvetmek iin susmam dahi yeterli iken, bunu yapmamtm. Zaten aksini yapmak da kimseyi kurtaracak deildi. Halbuki, bu tavrmzla, onun esasen pek de inanarak sylemedii szlerin doru olduunu gstermitik. Nitekim bundan sonraki mahkum temsilcileri ile yapt oturumlarda, nceleri ret ettii bir ok talebi onaylamt. O hatay ba yardmcs Wolfgang Dresel keke yapsayd. Bana kar yapt bir hatay, zr diledii halde affetmemitim. Cezaevi hayatmn en dehetli, en kt anlarn yaatmt bana. Aleyhte duyumdan baka, hibir kant olmad halde, firar edeceim kansyla bir gn beni apar topar Stammheim’a postalatm, gn cehennemi olmak zere, bir buuk ay orada kalmama sebep olmutu nk o. Ancak Preusker’e yazdm bir mektupla geri dnp, her eye ramen hazrlandm niversite snavlarna girebilmitim. Ona kalsa Freiburg’a nakledilecektim ki, bu btn dzenimi altst edecek ve muhtemelen, sonu hem Almanlara, hem bana felaket olacakt. O sralar yksek renime yeni balam ve bir ay sonra ilk snavlarm olacakt. Firar kukusuyla baka bir yere gnderilmem, ayn kukunun srmesine yol aacak ve zel gvenlik altna alnmam gerekecekti. Bu arada ise her ey olabilirdi. Neyse ki zamannda geri dnm ve bir ay sonra gelen sonular not ortalamamn yetmiin zerinde olduunu gsteriyordu. Bu grafik drt yl boyunca byle srm, son ylda Bilgisayar Programlama dersinden kasten kalmtm. Amacm, rencilik statmn devam etmesi sayesinde bilgisayarmn odama verilmesine ek olarak, bir yl daha renci ayl alabilmekti. Hem on yl doldurmakszn braklacam sanmyor, hem de alrken dahi bu kadar para alamayacam biliyordum. Ksaca, bir yl nce mezun olmamn bana yarar deil, zarar olacakt. Fakat bunu tahmin eden mdr, yine hinolu hinliini gsterecek ve bilgisayar odama verdirmeyecekti. Yl sonunda o dersi de geerek, “AF” Bat Avrupa Programlarnn ilk mezunlarndan biri olmutum. Bu vesile ile davet edildiim diploma treni iin Kln’e gnderilmemi onaylamam, darya km sadece resim sergisi ama artna balamt. Fakat resimlerimi satmak istemediim iin sergilemek de istemiyordum. Hapishanedeki Katolik Rahibin satlmayaca teminat ile sadece drt tanesini Heidelberg niversitesinde alan bir karma sergiye gndermitim.

Mezuniyet diplomam aldktan sonra, atlyelerde almam isteneceini bildiimden, daha nce davranp, kendim mracaat etmi ve buna gre i isteminde bulunmutum. Az bir olaslk, ama belki ktphanede almama izin verirlerdi. Fakat bunu da yapmadlar. nk ibirliki saylmadm gibi, ktphanecilii de ok iyi biliyordum. Bu durumda, hi deilse angarya bir ie zorlanamayacaktm. Dolaysyla gnlk prosedrn dnda bir konuk gibi ve bundan sonra da o hapishane hcresini zel amalarm iin kullanmaya devam edebilecektim...
Her yl olduu gibi, byk hapishane avlusunda (iinde futbol, voleybol sahalar ve yry parkuru bulunan) her yl olduu gibi, yine ak gr yaplyordu. Bu defa kimseyi davet etmemitim. Yemek ve oturmak iin kurulan adrda tantm Maria (Bruchsal mahkemesinde sekreter olarak alyordu) Ressam olduumu renince, bilhassa ilgilenmi, birka saat boyunca ay-kahve iip, tavla oynam, tekrar grmek zere ayrlmtk.
Bir hafta sonra ksa bir mektup yazan Maria, ziyaretime gelmek istediini bildiriyordu. Bundan sonra daha sk yazmaa balamtk. kinci ziyaretinde, eer istersem bana Betreuerlik yapabileceini, bylece daha sk ve rahat grme imkanmz olaca gibi, ayn zamanda bana tahliyem ve sair konularda yardmc olabileceini de sylyordu. Ne de olsa mahkeme mdrnn sekreteriydi. Bundan iyi ans olamazd. Kr talih nihayet glmee balyordu. Buna ilikin mracaat yapm, mdrmz Preusker de bunu hemen onaylanmt. Yasal bir stats olan Betreuerler iin zel odalar vard ve burada herhangi bir gzlem olmadan grebiliyorduk. Bir Almandan ziyade Yunanl kadnlara benzettiim Maria ilk andan itibaren benden ok holandn sylyordu. Einden resmen ayrlm ve yeni yaptrdklar evde, hayli yksek kredi borcunu kira dzeyinde taksitle demeyi stlenerek, yalnz yaamaktayd. Haftann iki gn drt saat sren ziyaretime geliyor, ayrca her gn sayfalar dolusu itinal mektuplar yazyordu. Ona yant yazarken hem alk olmadm konulara dair Almancam ilerletiyor, hem de bo vakitlerimi dolduruyordum. Bir gn “Die Natur, die sich liebt” (Sevien Doa) adl bir tabloyu ona hediye etmitim. ok sevinmi ve bunu i yerindekilere de gstermiti. Bu, iyi bir sanat severolan Mahkeme Mdrnn de ok houna gitmi, bana daima selam gnderiyordu. Odamda daha byle krkn zerinde resim olduunu duyduklarnda bir gn gelip, onlar da bakmak ve hatta sergilemek istediklerini sylyorlard. Satlmamak kaydyla buna msaade edebileceimi, ama sergiden sonra resimlerin darda kalma ihtimali olduu iin, buna da pek gnll olduum sylenemezdi. Btn duvarlarm kaplayan tablolarn ierde o vaziyette kalmalar esasen yasak ve bu yzden idare ok rahatszd. Ancak resimlerim ok bence ok nemliydi. Bir gn, onlar gerekirse zorla indirebileceklerini ima eden mdre: “ Nur ber meine Leiche” (Sadece cesedimi ineyerek) diye karlk verdiimde. “Herr zgr sie sind verrckt” (Siz lgnn birisiniz bay zgr) demi ve artk stme gelmekten vazgemilerdi.

Resim yapmann hayatmda oynadklar rol ok byk ve o denli ilevseldi. yle ki ; Resimlerim, zgrlm sadece sembolize etmekle kalmyor, onu byk oranda yaamam salyorlard. Darack bir oday fizik olarak daha geni gsterdikleri gibi, yatama uzanp, ruhen saatler sren uzun seyahatlere kmam salyorlard. kinci ilevi darya ynelikti. Bu yzden odamdan eksik olmayan ziyaretilerim, resimler dolaysyla konumaa balyor, bu, baka trl asla mmkn olmayan manevi bir moral dopingi yaratarak, ruhi mukavemetimi arttryordu. Burada, sanata kar olan umumi sayg bile bir ressam mr boyu kiilikli bir ekilde yaatabilecek iken, ek yetilerim dolaysyla bunun getirisini maksimum dzeye ulatrabiliyordum. zleyicilerimin en ok eletirdikleri konu, beendikleri resimlerimi deitiriyor olmamd. Buna pek mana veremiyor, hatta bu yzden bana kzyorlard. Oysa bu benim amdan bakla ok anlamlyd. nk deimek ve deitirmek insann doasnda olan bir ihtiyat. Byle bir g ve etkiye sahip olmayan insanlar bilemedikleri bir sknty ruhlarnda yaar ve kolay atamazlard. Bunun sebebi ite bu deime ve deitirememekte gizliydi. Resimlerimde yaptm bazen tamamen, bazen ksmi olan deiiklerle bu ihtiyacm giderebiliyor, ruhen inanlmaz bir tatmin salyordum. Ayrca, bylece izleyicilerin tepkilerini lp, kimden ne gibi bir tepki geldiine gre trl sonular karabiliyordum. Ayrca bir tablo zerinde deiiklik yaparken, nceki halinde grlen objelerin, dsal bir etki tatbiki ile nasl ve hangi ynde etkilendiklerini gzlemleyip, bunu hayatn baka alanlarna temil edebiliyordum. Ksaca resim, ressamn kabiliyetine gre deiebilen trl ilevlere cevaz ve imkan veren sihirli bir sanatt.
Hayat derinden kavrayan srlara ulamak iin geri en gzel alarm vakfetmitim, ama btn bunlar acaba sadece hapishanede ki bir insann zaman ve artlara kar direnebilmesine vasta olmaktan baka bir ie yaramayan eyler olarak m kalacakt? Bunu zaman gsterecekti. O alar, nasl yaanrsa yaansn, bir gn gemi olacak ve belki geriye bir ey kalmayacakt. O nedenle bu tecrbe yine de her eye deerdi...
Madem ki buradaydm ve farkl eyleri deneme imkanm vard, o halde bunu sonuna kadar kullanp, tecrbelerimi ulatrabileceim son noktaya ulatrmaya bakacaktm. Bu eree ulamak iin ok ynl ve konsequvent (sonular gze alan) davran stratejileri gelitirmitim. Bu ama iin genel geer anahtarlara sahiptim. Btn kilitli kaplar aabilirdim. Ancak her kapy amak istemediim gibi, alan her kapdan girmenin bir olumlu bir olumsuz olmak zere, bedelleri olabilirdi. O nedenle, bir kapdan girmeden bunlar bilmek gerekirdi.
Malumdur, btn toplumlarda ilk nce d grn ve davrana baklr. Bunda yeterli puan alamayan, gereinden az veya fazla dikkat eken dezavantajl duruma der. O halde ortalamann zerinde grnmek en uygun ilerleme ve baarma metodu olacakt. Mesela herkes formunda kalmak iin, devaml toplu spora giderek, bunu bilfiil gstermek zorunda kalp, ruh ve bedenen ypranrken, ben ylda bir toplu spora gider ama sanki her zaman spor yapyormu gibi formunda grnrdm. Bunu nasl baardm merak etmeyen yoktu, lakin sylemediim gibi, test etme ans da vermiyordum kimseye. akalar yar gerek saydm iin ok aka yapmaz, yaparsam lye dikkat ederdim. Kendim yalnz olduum gibi, bana kar da herkes tek banayd. Buna sebep, bir araya gelilerin balangc ve tanma ieriinde gsterdiim n hassasiyet ve hedefli tutumlard. Dostluklar ebedi olarak dnsem de, bunu daha ziyade artlarn belirlediini bilirdim. Zira, dostluklarn yaam boyu srdrebilenlerin ok gl olmalar gerekirken, o denli gllerin nadir olduu da malumdu. Dostluklarn bozulma balangcnn benden kaynaklanmamasna hayati ilke olarak dikkat ederdim. ncinmeden kimseyi incitmez, sahip olduum bir avantaj, buna fkem de dahil, yok yere harcamadm iin, daima birikimim olurdu. Zira hakl fke = G demekti. ahsi huzurumu muhafaza etmek iin ne kadar dikkatli ve muhataplarma kar ll olsam da, senede en az iki kez fizik gc kullanmak kanlmaz olurdu. nsanlar umumiyetle unutmaya meyilli ve kimsenin sorunsuz yaamasn hazmedemez, arada bir rahatsz etmeyi denerlerdi. O nedenle, arada bir, tercihen yumuak huylu atn pek tekmesini kullanrdm. Hakl olmann tek yolunun, gl olunduu halde, sabretmekten getiini unutmazdm.
Bu arada bizim kata yeni arkadalar gelmiti. Bir zamanlar Bayern (Mnih) eyaletinde restoran sahibi olan Adapazarl Hamdi nc kanattan gelmiti. ok iyi spagetti yapar, ilave hazrlktan sonra beni arrd. Ludwigsburg’da gazino altran Erzincanl Haydar ve Aslen Tokatl ama stanbul Karaburun’da oturan H. Kepenek day Stammheim’dan, Mardinli Memet Freiburg’dan gelmilerdi. beyaz satmaktan, Kepenek day ile Freiburg cezaevinde yatan olu cinayetten yarglanmlard. En ar cezal olan Hseyin day ve Mardinli Memet idiler. Kzn evlenme vaadiyle kandrp, uzun zamandr dost hayat yaad halde, ikaza ramen evlenmei reddettii iin bir Alman bakla ldrmekten mebbet yemilerdi. Memed’in hayat hikayesi ok daha dramatikti. Bir gn be sayfada yazp okumam iin bana vermiti. Trkiye’de zmir’de bir kuyumcuda almaa balamadan nce Lbnan’a giderek, orada ki bir kampta gerilla eitimi alm, arkadann ate ettii yere ate etmiti. Sonra kuyumcuda almaa balam ve ii baya da ilerletmiti. Bir gn tant bir Alman dilberin szne uyup, iini brakarak Freiburg’a gelmiti. Ancak kendisini iki hafta kadar barndran kadn, sonra kapy gstermiti. te bu aresizlik anlarnda birileri onun tam da aradklar kii olduunu renerek, ona o duruma dm olan hemen herkesin kabul edebilecei cazip teklifte bulunmular. Sizde, kzlaryla evlendirecek ve yeterince de para vereceklerdi. Ancak buna karlk istedikleri bir ey vard. O da oullarn daha nce ldrm olan birinden intikamlarn almas. Memet nce her ne kadar evet, demi ise de, sonra adam telefonla arayp, ikaz ederek “Buradan ka git, yoksa seni muhakkak vuracam” demi ise de, adam gitmemekte direnmi. Nitekim kanlmaz son vuku bulup, cadde ortasnda cinayet ilenmi.

Memet hari, bunlarn hepsi benden yal olduklar halde, onuncu yl doldurmam dolaysyla bana kar son derece ihtiram ve hogryle davranyor, kendi yaptklar Trk usul yemeklere davet ediyorlard. Ben de ara sra idare ile olan ilerinde yardmc oluyordum.
Bir gn Trakya kkenli bir arkada doruca benim odaya getirmilerdi. Ad Refik Korkmaz ve elli yandayd. Psikolojik sorunlar var bu ona yaplan bir ihanetten kaynaklanyordu. Dediine gre, dost diyerek yanna ald bir ilticac, daha sonra Alman kkenli karsna gz koymutu. Onlar ldrmee teebbs ve yaralamaktan ieri girmiti. Papaanlara kar ar bir duygusall vard. Kendisinin “Gogo”adn verdii bir papaan olduunu sylyor, onunla yaad anlar anlatyordu. Refiki getiren gardiyan, benden onu biraz sakinletirmemi rica etmiti. O konuurken dinliyor ve tanmaa alyordum. Saatlerce konuma imkanmz vard. Daha sonra yan tarafmdaki bo odaya yerleecekti. Konuurken bazen iyice asabileip, sinirden alyordu. Hapishanelerde mahkumlar genel olarak, cezay kendi kendilerine ektirirlerdi. O da bundan nasibini alm olmalyd ki, ara sra “Ben Boksrm, Kungfucuyum abi...vs.” diyerek olas tehlikelere kar bir caydrclk imaj vermek istiyordu. Soyadn tasdik ettirmek ister gibi, cesur davran rneklerinden bahsediyordu. Gnlk tra oluyordu, ama zaten kseydi ve tral yzyle daha gen grnyordu. Yall hi kabul etmese de, bunun emareleri belirgindi. Onun anlatlar karsnda sakin ve ftursuz durmam, hi alk olmad iin, tereddt etmesine yol ayor, beni nereye koyacan bilemiyordu. Refik, bir ok bakmdan inanlmaz denli ilgin tipti. Konuma sras naslsa bana da gelecekti. Onun iin hi araya girmiyor ve sadece kah gle, kah zle onu dinliyordum. Onu artan ey, anlatt konulara kendini kaptrp, ok korkun grnd anlarnda, sakince glmsyor olmamd. Deliliini srdrmek iin, beni bir ekilde tazyik altna almak istediinin farkndaydm. nk o an fkeyle kvlcmlaan mavi gzlerini bana dikiyor ve bende yarataca etkiyi lmek istiyordu. Boyu ortann zerinde ve kr salar ok az dklmt. Kendisini nl bir aktr kadar yakkl buluyor ve buna ramen onu terk eden Alman karsna kzyordu. Oysa uzun zamandr birlikte yayorlard ve kadn her eye ramen, yine de seviyordu. Duvarlardaki resimlerime baknca, ben de Maler meister’im diyordu. Almanca da bu, ben de ressam anlamna geliyor olsa da, Trke’si “Boyac” demekti. Nitekim sz sras bana gelmi ama ben onun gibi hemen hepsini sayp dkmemitim. Daha ziyade belli bir zamana yaymay yeleyecektim. Bu arada ona iki de resim yapmtm. Biri kendi portresi, dieri papaan. Devaml spor yapyor, kouyor, halter kaldryordu. Bir gn rahatszlanm, “Gsm aryor ” diyordu. O zaman ikaz etmi ve bu ii biraz abarttn, lml olmas gerektiini sylemitim. Fakat biraz iyileir iyilemez gene ayn tarz devam ediyordu. Birka gn sonra Mardinli Memet anszn benim odaya dalarak;
-     Refik lm, duydunuz mu? Diyordu.
Hepimiz oke olmu, neden, nasl diye soruyorduk, ki o srada revirde bulunan kimi mahkumlar, grevlilerin onu gerektiinden fazla oyalayarak, hastaneye gtrmekte geciktirmi olduklarn sylyorlard. Bunu iiten Memet fkeyle dar km ve az sonra elinde bir sandalye baca ile grnmt. Doruca kat gardiyanlarnn ofisine gidiyordu. Hemen arkasndan gitmitim, ama ona engel olmak iin fiili bir ey yapmyordum. Bu srada Memet, gzleri yal ve ldrm gibi saldryor;
-     Wo Refik, wo Refik!” (Refik nerede?)
Diyerek ortal bir birine katyor, etrafta krmadk eya brakmyor, gardiyanlar korkudan allak bullak oluyorlard. Nitekim Memedi sakinletirip, hemen diplomatik ataa geiyordum. nk ne de olsa halen Mahkum temsilcisiydim ve sessiz kalmak ilerde aleyhimize olabilirdi. Mdrle uygun tonla konuuyor ve o an grevli gardiyanlarn ifadelerini alyordum. Mdr bu bakmdan tam bir vicdan sahibi gibi hareket etmi ve bana her trl serbestiyi tanmt. Benim yaptm cayrt esasen katta yaratlan zarar rtmee ynelikti. nk aksi halde bunu Memede dettirmek isteyeceklerdi.

O gnlerde Macar Jani, bir anlamda tahliye saylan, Drogen Terapisi iin Berlinde bulunan bir slah merkezine gitmi, Halil snr d yoluyla Trkiye’ye gnderilmiti. Bu srada Refik’in kald odaya ksa boylu, ince yapl, hafiften sakal brakm, Sinan adl kara yaz bir Trk genci getirilmiti. Akam Umulusu iin benim odaya gelmi, konuuyorduk. Suu cinayet ve bir Yunanly ldrmekten mebbet hapse mahkum olmutu. Bana:
-     Abi ben seni ta Stammheim’a geldiim gnlerde duymu ve hep senin bulunduun yere gelmek istiyordum.. Diyordu.
Sinan, dilini bilmese de, aslen Krt olduunu sylyor ve Erzincanl idi. “Osmanlc” olma iddiasndayd. Bununla ne demek istediini yle izah ediyordu:
- Abi, Osmanl zamannda, geri herkes bir adamn kuluydu, yani Padiahn. imdi Cumhuriyet olarak, gya kulluktan kp, bana buyruk, zgr efendiler, beyler ve oy sahibi bireyler olduk. Ama bana sorarsan bu yanl. nk o zaman hi deilse bir adama kul idik, imdi padiahlarmzn says belli deil. Eline bir devlet mhr verilen herkes Paa. Her Memur sanki padiah olmu. Hangisi daha iyi?
Diyor ve ekliyordu;

- Hele u lkenin haline bak, devlet bykleri lke lke dolanp, elden bundan para dilenerek, vatandan milli kimlii olan pasaportunun itibarn sfra indiriyor. ou gmrk kapsndan hi geemezken, geri kalanlardan zorlukla aldmz resmi vizeyle, ama gene de kk gren nazarlara muhatap olarak snrdan geiyorlar. Osmanl zamannda bu byle mi idi?
Bu ithamlar karsnda bir Trk olarak, nce derin bir i geiriyor, sonra da;
-Sinan karde, bir anlamda belki haklsn, ama bunda sizin hi mi menfi katknz olmuyor. Baksana akn akn Avrupa’ya iltica eden Krtlere. Kimisi dalara km, Krt devleti kuracaz, diye “Eylem” adn verdikleri gayri insani, tavrlarla masum insanlara kan kusturuyor, kimi, sanki are imi gibi, yabanc lkelere giderek, orada snacam diye bizzat kendi kendini tahkir ederek, yabancya da bu yolda frsat veriyorlar. Yanl m bu sylediklerim?
-Ne yazk ki dorudur Abi. Ben de iltica ettim. Bavuru annda o baklar altnda ne kadar ezildim, ne kadar utandm anlatamam. Ama aksi halde daa kmak ve kendi yurttama kurun skmak zorunda kalacaktm. Yani ister o, ister teki olsun bu kanlmaz bir hale gelmiti. Tek bama bir eye engel olacak durumda olmadm gibi, bir iim gcmde yoktu. Buralarda belki bir yol bulur, biraz zaman kazanrm umuduyla gelmitim. Ama ne yazk ki eytana uyduk ve ite buradayz... Bir insann hayatna kast ettim, onu kendini savunma ans dahi vermeden vurup, ldrdm iin ok pimanm... Senin olay anlattlar, keke yle bir ey olsayd benim ki de, hi olmazsa vicdan azab ekmezdim...
-Anlyorum... Bu ile alnnn yazgsym demek Sinan. Pimanlk da bir erdemdir, ancak asl olan, buna gerek kalmayacak ekilde davranmay bilmektir. Zamanla bu azaptan kurtulacana inanmalsn. nk buras bir dnyevi cehennemdir. Cezalar byle durumlarda insan ruhu iin ifa etkisi yapar. Dzelir nallah... Senin yapacan, bu zaman hi deilse olabildiince iyi deerlendirebilmek, beyhude geirmemektir. Aksi halde buraya girmenin hi anlam olmayacaktr...
-Ben de okuyacam Abi. Ortaokul, Lise ve niversite, hepsini okumak istiyorum, eer mmkn olursa tabii.
- lkokul mezunu musun?
- Evet.
- O halde hemen bir dileke yazlp, okula mracaat etmen gerek.
- Bu mmkn m imdi?
- Her halde. Yaknda Haupschule hazrlk snf balayacak. Yani Ortaokul iin dil konusunda yeterlik kursu.
Derken gerekli dilekeyi kendim yazm, imza atp, idareye vermesini sylemitim. Birka gn sonra Sinan zgn bir ekilde gelip;
- Abi beni okula almyorlar, git nce al diyorlar.
- Nasl olur? Kim dedi bunu sana?
- retmen. Senin cezan uzun. Daha sonra yaparsn bunu, diyor.
- Anladm. Ben konuur hallederim. tekileri hadi neyse, ama Hauptschule’yi onaylamak zorundalar, yasa byle.
Hemen o gn retmenle konuup, gerekirse mdrle greceimi sylediimde, peki gelsin demi ve o ii halletmitik. Okula balayan Sinan’n keyfine diyecek yoktu artk. Sabah saat sekizde kalkp zemin kattaki okula gidiyor, renci deneinden her ay verilen parayla ihtiyalarn karlyordu. Bir gn byk air Yunus Emre’nin eserlerinin yer ald kaln kitab getirip, bundan bir iiri Almanca’ya evirmemi istemi, olur, demitim. Ama akam saatlerce uratm halde tek bir drtlk dahi evirmem mmkn olmuyordu. Her bir iirin aklamas yaplabilirdi, ama ben zn hi deitirmeden, sanki Yunus bizzat sylemi gibi evirmek istiyor, lakin bu dilde o tarz bir ifade bulamyordum. Baka bir gn gelen Sinan :
- Abi kk kz kardeimin bir resmini yapar msn, ziyaretime geliyor, hep elim bo gidiyorum, bu defa gelince hediye etmek istiyorum?
     Bir fotorafna bakarak, karlksz yaptm yal boya portreyi Sinana veriyorum, o da kz kardeine hediye ediyordu. Bir sre sonra bizim Sino’nun kafasn baka konular igal edip, baka azlar kullanmaa balyor ve derken konu Krt milliyetiliine dnerek; Biz Krtz, dilimiz neden yasaklanyor, neden gelitirmemize imkan verilmiyor, okullarda neden Krte retilmiyor, ben Trke biliyorum da sen niye Krte renmiyorsun?
     Bu ani deiime bir hayli arsam da, beklemiyor deildim. Nitekim glerek;
- Sino, bak imdi samalyorsun. Ltfen mantkl konu. Bir kere, Krte dediin mazbut bir dil bile yok, aksine Trkiye’de bir ok farkl lehe var ve serbeste konuulmaktadr, Ben, salt bu yzden ceza alm birini hi duymadm. Dilimiz diyorsun ama kendi bildiin birka kelime. Zaten topu 530 kkten ibaret imi krte dediin. Hadi yaz unlar bir kada, be dakikada ezberleyivereyim hatrn iin...
- Sonra, bu devletin adn neden “Trkiye Cumhuriyeti” koydunuz? Kurulmas iin birlikte savamad m atalarmz?
- Peki, ne olmalyd ad sence?
- Anadolu Cumhuriyeti!
- Yahu, Sino, gldrme adam. Bu ad o denli nemli mi, kald ki biz sizi de kendimizden sayyor, eit grp, eit haklar tanyoruz, yanl m, syle bakalm?
-Hayr, Krtler smrlyor, kasten geri braklyor ve gelimemiz iin hibir ey yaplmyor? Trk rkl yaplyor! Ne demek “Ne mutlu Trkm diyene” biz mecbur muyuz byle demee?
- Bak koum, sen gerekten henz ok cahilsin. nk ne konutuundan haberin yok. Biraz oku, kendini yetitir, bak buradayz, nmzde daha yllar var birlikte geireceimiz, o zaman her eyi konuuruz, olmaz m? Hem sana anlatmadm m durumlar, yle dediin gibi, Trkleri dnen bir devletimiz olsa, hi byle gvurun keyfine braklr mydk biz? Ayrca, siz geri kaldnz da biz ok mu ileri gittik? Git bak, ne yol, ne de su var bizim kyde. siz gsz bir sr de insan, zar zor hayatta kalma sava veriyorlar. Devletin adna gelince; bize ait olan yan sadece o kald, msaade edin de hi deilse ad kalsn, uruna ehit olan binlerce ecdadmzn nam hatrna.
- Peki ama bunda bizim ne suumuz var?
- Tanrm, bu kadar m cahil olunur Sinan. Olmayan eyi var saymak, olan eyi yok sayarak iftira etmekle ayn eydir. Hal byle iken, siz daha neden bunu yapyorsunuz peki?
- ftira m bu yani, Krt topraklarnn smrld?
- Krt topraklar dediin yer neresiymi, anlamadm, var m yle ayr bir yer, neden samalyorsun?
-Gneydou illeri bizimdir.
-Ya, ama sen Erzincanlsn?
- Erzincan da bir Krt topradr.
- Edirne’de ve Kars’da da Krt var ve arada kalan btn illerde. Desene ki hepsi sizin, ama bizim haberimiz yokmu bundan?
-Dalga geme ya Abi, seninle ciddi bir eyi tartyoruz.
- Bunu ciddi tartma m sanyorsun sen yoksa.
- Tabii ki.
- yi, yleyse sen kazandn. Haklsn, kapatalm artk bu konuyu , tamam.
- Ya hemen darlyorsun sen de Abi. Ne var yani, yle sohbet edelim biraz daha.
- Makul olmazsan konumann anlam yok. Sizin bu durumlardan hi su ve sorumluluunuz yok mu? Baksana haberlere, PPK ad verilen szde bir Krt rgt, Krdistan devleti kurmak iin silahl eylemlere balayacan aklam. Hem birlikte yaarken geri kalmlnzdan yaknyor, hem de devleti g durumda brakp, geri gtrecek ilere kalkyorsunuz. Daha nce kardnz isyanlarla neye eritiniz ki, blclk uruna gene tehditler yaplyor?
- Ben PPK’l deilim. Bunu daha nce de syledim. Ben dosta, demokratik yntemlerle bize zerklik verilmesini savunuyorum, o kadar.
- zerklik dediin neymi peki?
- Kendi admz tayan, kurumlarn kendimiz oluturduumuz, kendi bayramz gndere ektiimiz bir blge?
- Bu dediklerini siz Krtler olarak, cidden, hi yapmlnz var m? Ben tarihte hi Krt devletinden bahsedildiini duymadm da. Yani, daha nce neredeydiniz?
- Olur mu abi, Asurlular Krtt ama?
- Krtt de niye kendilerine Asurlu demiler peki. yle deil, ama hadi diyelim ki doru, peki bundan bize ne?
- Tarihte devletiniz yoktu diyorsun ya, ite onun iin sylyorum.
- Peki nerede kalm bu devlet, kim ykm Asurlular? Trkler mi, Araplar m, yoksa Persler mi?
- Persler.
- Bravo, bildin. O halde sorununuz ranllarla dr, bizimle deil. nk biz Perslerin deil, Ouz boylar olan Seluklu ve Osmanllarn devamyz, ve bu lkeyi de Dou Roma, yani Bizansllardan aldk, sizden deil. Anlatk m koum?
- Yok, nk biz de Alparslan’a Bizans’la savarken yardm etmiiz.
- Bunu kantla peki desem, yapamazsn ama, ben yine de ; olabilir. te biz de size bundan tr eit yurttalk ve kardelik muamelesi yapp, birlikte yayoruz bin yldr, nk bunun hukuk ve mantki karl bundan ibarettir, diyorum. Yanl m?

Bu tartmalar byle srp gidiyordu. Sinanda grlen bu ani deiimin, okulda bu konularn kanm olmasyla dorudan alakal olacan dnyordum. Her neden icap ediyor idiyse, zaten T.C. pasaportu tayan herkese Krt m, Trk m olduu soruluyordu. Bu sorunun ierdii iki trl maksattan habersiz olanlar hemen dyorlard tuzaa. Diyelim ki aslen Krt idiniz ve bunu akladnz. Bir mahkum olarak hap yuttunuz demekti Alman cezaevi ynetimi karsnda. nk o zaman bunu daima ba kaknc olarak kullanabileceklerdi size kar. Nerede mi? Tabii ki hapishane koullarndan ikayeti olduunuz her yerde. Size; ” Trkiye’deki cezaevleri ok daha kt iken buna nasl itiraz edebilirsiniz? Susun ve halinize kredin, diyeceklerdi”. Diyelim ki artlardan ikayetiniz yok ve her eyi makul ve katlanlabilir gryordunuz. O zaman da sizi teki Trklere kar kkrtmak iin ellerinden geleni yaparlard. yle ki; siz aslnda “Ari rkndansnz” (Gerekmi gibi) Trklerin lkenizi igal etmesine nasl raz oluyorsunuz?(Sanki kendileri onca yldr bamsz bir lke ve mttefik askerlerin burada sleri yokmu gibi). Kald ki nfus olarak, Trklerden aa bile deilsiniz, her yerde Krt varm Anadolu’da. Bamsz olup, daha mreffeh yaayabileceiniz yerde, Trklerin hegemonyasna katlanmay yeliyorsunuz, bu yakr m hi Arilere? Yarn bir gn silahl sava balayacak, ama siz kap buraya geldiniz, neden dnp PKK’ya katlmyorsunuz...?”
Sinan bu tr sorgulara muhatap olup, iin iin ileniyor, baka kimse ile konuamad iin de bana geliyordu. Bunlar yaam olanlar daha nce de anlatmt. Bir an iin Krdm desem bana da byle diyecekleri kesindi. Zaten baka trl gururumu krmann imkan olmadn biliyorlard. Bu arada PKK gerekten silahl tedhi eylemlerine girimi, Tuzlada onlarca kii lm ve yaralanmt. Artk bu iin tad kam, i tartlma safhasndan kmt.
Akamlar artk Umschulus yapmyor, kafam dinlemeyi tercih ediyordum. Yalnz can sklmasn diye acyp, arada bir yanma aryordum, ama yine kafa tlyor, konumaktan bktryordu. Bir sre sonra Sinan birinci kanatta bulunan baka bir hemerisinin yanna gemi, oraya tanmt. Ama bunun acsn karmak iin her avluya kmamda yanma gelip, gene ayn konuyu ayordu. Zaten konuabilecei yegane konu bu idi. Sinir bozucu slubuna sabrla cevaplar vermee alyorsam da vazgeecek gibi deildi. Onun bana sylediklerinin bir eyreini bile daha nce grup olsun, tek olsun, hi kimseden duymamtm. yle dayaa gelecek yan olsa hi bakmayp basacaktm tokat. Ama ok ufak tefekti. Sonra kzp, gcenik bir ekilde;
-Tamam. Kalbimi krdn Sinan. Demek Tuzlada yaplan o kallee saldry knayacana, memnun oldun. Artk tartma devri geride kald, bize resmen silah ektiniz. Sakn bir daha benimle konuma ve uzak dur! Diye baryordum.
Aradan ok gemeden, bir gn Sinan’n intihar ettiini duyuyordum. Mahkumiyetinin altnc ylnda artk dayanamyor, boynuna takt bir kablo ile kendini tuvalet perdesinin asksndan asarak, canna kyyordu...

Hapishanenin iki psikologundan bir olan Thomas ile iyi anlayorduk. Zaman zaman odama gelip, sohbet ediyorduk. Bir gn kat gardiyan beni ardn sylediinde gene resim yapyordum. Brosu zemin kattaki idare merkezindeydi. Aa indiimde uzun koridorun merkeze alan demir kapsnn nnde beni bekliyor, eliyle acele etmemi iaret ediyordu. Hzlanarak yanna vardmda, telefon, demiti. Maria beni aryor, mahkeme mdr de birlikte, yarn yanma gelmek istediklerini haber veriyordu. Durumu Thomas’a sylediimde ok hayret ediyordu. Bay Reus gibi birinin hcrede bir mahkumu ziyaret ettii grlmemitir. ki mahkemede yetkili Mdr ile Mariadan baka, Karlsruhede bir sanat vakf sahibi olan, eski nl Balerin Ursula Blickle devresi gn birlikte gelmilerdi. Odamdaki tablolar beendiklerini sylyor ve ilgiyle inceliyorlard. Satmak kouluyla hemen onlar alp, sergilemek istiyorlard. Satma konusuna scak bakmadm gerekesiyle aklaynca, srar etmiyorlard. Bay Reus, odam bir cezaevi hcresine hi benzetemedii iin ok aryordu. kinci arma nedeni de bu resimleri yapmak iin gerekli onca malzemeyi nasl temin ettiimdi. Bu ziyaretinden sonra bir kez daha gelecekti Bay Reus, nk bu ereften tr kadirinaslk olsun diye fotoraflarndan bakarak ei ile kendine birer portre yapp, hediye olarak gndermitim. O nedenle, ei de benimle tanmak istemi ve birlikte gelmilerdi. Bu defa bana yannda, posta iin kullanacam dnd 50 Marklk pul getirmi, ama aktan vermee kalkt iin, o srada yanmzda olup, bunu gren kat gardiyan yasal olmadn syleyince, Hakim Reus; ” Gryor musunuz Bay zgr, burada bana bile yasak var” diye yaknyordu. Daha sonra, srar etmesi nedeniyle, yaptm portrelere karlk, bana en iyisinden bir takm fra ve boya malzemesi gndermesini raz oluyordum...
Byle bir manzara geri tahayyllerimde yok deildi, ama bir gn gerekleecein inanmak ok zordu. Uzun gnler, geceler boyu dur durak bilmeden alrken, byle bir aamay hep amalamtm. Nitekim vuku bulmu, ve dardaki Almanlara, sandklar gibi, beni canl mezara gmememi olduklarn gsterebilmitim. Bunun daha tesi olduunu da yaknda reneceklerdi. Yanma geldiklerinde esasen ok doluydum, ama kendilerini nezaketle karlayp, sylemek istediklerimi uzunca bir mektuba saklamtm. Bay Reuse yazdm o mektupta, btn hikayemi zetlemi ve sonu olarak, “Bu benim sizin cemiyetinizden aldm ok zel bir intikammdr” diye balamtm. Hakimden gelen cevap anlayn tesinde, byk bir hayret ve hayranlk ifadeleri ieriyordu. Hakim Reus bu konuyu kendine saklamak istememi, bir gn sonra cezaevi mdr benimle grmek istiyordu. Meer Alman BNN (Baden Wrtemberg’in en yeni haberleri) gazetesine bal muhabirler benimle mlakat ve bir haber yapmak istiyorlarm, mdr itirazm var m diye soruyordu. Elbette ki yok ve ben de bunu bekliyordum zaten. Ancak grme bu kez kendi odamda deil, birka tabloyu tayp, duvarlarna astmz baka bir grme odas tahsis edilmiti. Derken biri bay, dieri bayan iki muhabir gelmi ve rportaj yapp gitmilerdi. Bir gn sonra da gazetenin kltr sayfasnda “Fra ve tuval ile darya kpr kurmak” bal altnda, yarm sayfa olarak yaynlanmt. Bu olaydan hemen sonra, biri Hrvat asll olan birka sanat menajeri beni aram ve gelerek grme yapmtk. ayet resimleri sergilemek ve satmak istersem, her trl katky yapacaklarn sylyorlard. Ancak resim satma konusundaki kararm deimiyordu. Bu haberi, krk dakikalk bir video belgesel ekimi izliyordu. Yllardr grtmz Hikmet Toprak’n birlikte getirecei bir amatr kameramanla odamda ekim yapabilmeleri iin mdrden izin alyordum. Onun gayesi bu ekimin kaydedilecei video kaseti oaltarak, ilgili yerlere gndermek ve bu vesile ile erken tahliyeme destek salamakt. Nitekim sekiz nsha yaplm ve bunlardan ikisi Trk Medyasndan Uur Dndar ve Bar Mano’ya olmak zere, ilgili bir ok makama gnderilmiti. Hemen syleyelim ki, sonu onun umduu gibi olmayp, bu giriimin salad yegane yarar bir daha tekerrr mmkn olmayan bir an ve bundan elde edilen bir kasetten bakas olmayacakt. Sonraki yllarda T.C. Karlsruhe Konsolosluu Hrriyetin ve Milliyet Gazetelerinin haberlerini duyup, sergi giriimde bulunmak iin grmlerdi. Zaten tahliyeme nispeten az bir sre kalmt ve nitekim ilk sergiyi Siemens irketine ait zel sergi salonlarnda amak mmkn olmu, ancak ben ahsen katlmak istememitim. nce bir haftalna gn vermi olmalarna karn, aradan ay gemi resimleri bir trl geri vermek istemiyordu Siemensiler. kide bir de satmam konusunda haber gnderiyorlard. Resimlerin dar km olmas cezaevi idaresini nce memnun etmi olsa da, ar balsz kalr m, hemen yenilerini yapp asmtm duvarlara. Artk kmalydm buradan ve ne kadar ok rahatsz edersem o denli erken karm, diyordum. Tbingen savclndaki yetkili savc ile telefonda grtmde, “Bay zgr, bana kalm olsa siz oktan km olacaktnz, fakat maalesef Eyalet Savcl buna onay vermedi ve ancak on be yl doldurduktan sonra kmanz mmkn olabilecek” diyordu. Mahut firar denemem nedeni ile ayrca yarglanmtm. nce ldrmee teebbs denilerek, sekiz yldan balayan ceza talep ve iddias sonra on sekiz ay ile noktalanm ve bunun yars, devam etmekte olan cezam durdurularak, tatbik olunmutu. Oysa ben toplam on be yl hesap ediyor ve sekiz ay iin ayrca giriimde bulunmamtm. On be yl tamamladktan sonra sekiz ayn ne ehemmiyeti olur, bunun iin de ayrca tutmazlar sanyordum. Ancak yle olmayp, bu olaydan tr yarglandm Mannheim savclna bavuruda bulunmam gerekiyordu. Nitekim, onaltnc yln yedinci aynda yazacam dilekeye, hemen uygulanabilir, yant gelecekti.
Bir gn, Maria’nn bahsetmesiyle, mektupla tantmz Frankfurtlu bayan nihayet ziyaretime gelmilerdi. Biri yirmi be, biri otuz be, dieri ellisine yaknd. Yal bayan Herta, ana tanra, en genci Erika, pozitif ve negatif enerji ler, teki Doris ise Medyumdu. Trans haline geip, ruhlarla konuuyor ve gemiten, gelecekten haber veriyorlard. Maria’ya dediine gre, gya bundan nce yaamnda, ki bu muhtemelen ortaa imi, o kocasn savata yitirmi bir kralie, bense onun ordu komutan imiim ve bir savata anszn saf deitirip, ona kar savamm. Bu hikayeyi teyit edebileceim hususunu soruyorlard, ama bu tabii ki mmkn deildi. Geri gerek kendi ruhi derinliklerimden gelen belli belirsiz sinyaller ve gerekse reenkarnasyon hakknda duyup, okuduklarm bu konuda az da olsa bir ihtimali var saymama vesile oluyordu. Ancak, yer, zaman, kiiler ve fonksiyonum gibi detaylar hakknda hibir kanaate sahip deil ve kukuluydum. Onlar halbuki, gayet emin konuuyorlard. Bu konular yz yze grmek iin, ay sonra ve ite nihayet gelmilerdi. Harta’da kristal enerji varm. Bana:
-     Ellerini uzat, sana kristal enerjimden vereceim.
Demiti. Bana uzatt ellerinin zerine avu avuca gelecek ekilde uzatmtm ellerimi. Sonra devamla:
-Gzlerini yum ve ne gryorsan syle. Demiti.
Gzlerimi yummu, ama henz olaand bir ey grmyordum. Onlar ve bir masann evresinde oturduumuz aynal ziyaret odasyd grdklerim. Yan taraftaki aynann arkas karanlk ve izleyici memurlar orada oturuyordu. Nitekim:
-Bir ey gremiyorum ki, ne syleyeyim? Diyordum. Ama o:
-Etrafna baksana, iyi bak, evrendeki altn ereveli evlerde camlar ak ve karanlkta bir kenara ekilmi olan, yarnlardan mitsiz, hedeflerini, hayatlarnn anlamlarn kaybetmi insanlar grmyor musun? Diyordu.
Bu tanmlamadan sonra istesem elbette bir eyler ilave edebilirdim. Ama bu gerei yanstmayacak, samimiyetten uzak olacakt. Bu yzden konumak istemiyordum. Ama o srarla:
-Onlar senin insanlarn, sana ihtiyalar var, onlara yol gstermen gerekiyor, bunun iin sen seildin. Diyordu.
Ben ise buna ironi ile kark;
-Neden yol gsterici ben olaym, madem altn pencereli evlerde oturuyorlar, o halde bir sorunlar olmasa gerek, belki size yle geliyordur, sessiz oturup, kafa dinlemei yelemilerdir
O yine srarla:
-Hayr, onlara sen yol gstermelisin, bunu ancak sen yapabilirsin” Diyordu.
Nitekim gzlerimi ap, ellerimi ekiyor ve bu komediye bir son vermek istiyordum. Ama onlar hala ciddiydi.
Herta;
-Sana bir koruyucu melek tahsis ettim, daima koruyacak seni. Diyordu. Buna tebessm ediyor ve;
- ok teekkrler, ama buna ihtiyacm olacan sanmyorum. imdiye kadar olduu gibi, gene kendi kendimi koruyabilirim nk. Diyordum.
Bu, onlara gre ok zel bir ltuf olup, geri evirmi olmam ar bir hakaret saylm olacak ki. nitekim birden hngr hngr alamaa balamlard. Baktm olacak gibi deil.
- Tamam, tamam, btn nerileri kabul ediyorum, ltfen susun artk.” Diyordum ve alamay kesiyorlard.
Oysa ki daha batan, ok zor inanan biri olduuma dikkatlerini ekmi, dolayl olarak uyarmak istemitim onlar. Buna ramen bunlar sylediklerine gre, ahsen inanyor olmalydlar. Veya kim bilir, belki de sylediklerine inanmalar benim onlara inanmama balyd. yle ise ileri zordu. nk aradklar adam bir bakas, kolayc ve biraz da kak olmalyd. Onlarla, yine yazmak zere vedalap, ayrldktan sonra doruca odama gelmi ve srt st uzanarak, bu garip olay yeni batan tahlile koyulmutum:
“Onlara daha batan inanmamakta hakl mydm? Yanlarna pein yargyla gitmem objektif bir tutum olmayp, bilimsellie aykr deil miydi? Dediklerinde hi mi doruluk pay olamazd? nsanlarn genelde inansz ve sadece gce taptklar konusunda artlanm olamaz mydm? Somut olgular harici konularda, dardan gelen telkinlere kolay inanmadm bir hakikatti. Zira insanlarn bazen, ok gereksiz yerlerde bile, yalana tenezzl edebildiklerini ok grmtm. Bu durumlar karsnda duyduum irentiler, bende salksz bir n eleme szgeci olumasna yol am olamaz myd? stisnasz, btn pein yarglarmn doru ve isabetli olacan var saymam ne derece doruydu?...
Bu sorulara kendi adma samimi karlklar verebilecek durumdaydm. nk kendimi kandrmak istemeyeceim gibi, buna ihtiyacm da yoktu. O halde, o ok emin olduum “Hayatta hibir tesir altnda kalmadm, Tanr’nn yaratt ne ise, onu koruduum, herkesten bamsz olduum” eklinde ki inancm, belki de bir yanlgyd. Farknda bile olmadan, genel kabul grm toplumsal yarglara, hem de ar baml olamaz mydm? Baka bir ifadeyle, bu, toplumsal vicdann bende yaamas ve bunun bir tezahr olamaz myd?...
Thomas’la bir gn avluda dolayorduk, dinler konusunda benden gr almak istiyordu;
- Sence en inanlr, en doru din hangisidir?
Ben bir an dnp;
-Toplumsal mutluluk iin slamiyet’tir, ama bireysel saadet iin belki Budistlik de ksmi rahatlk salayp, tercih edilebilir. Demitim.
Bunun zerine Thomas, sanki gizli bir ifre zm edasyla:
-Sen var ya sen, zel olarak eitilip, buraya da salt slam’ yaymak iin gnderilmisin! Diyordu.
Bu eda ve szler karsnda ok glmtm.
- Hah, hah haaa! Olacak i deil bu Tom.. Gerekten byle mi sanyorsun? Oysa ki,Oysa ki sana daha nce, bu konuda eitilmem iin zoraki baladm okulu bitirmeden ayrldm sylemitim ve bu doruydu…
Buna ramen Thomas dahi, btn Almanlar gibi, nispeten bireyci (Egoist) olduu iin, daha sonra din olarak Budizm’i tercih ettiini syleyecekti.
Geri dnecek olursak, bana kalrsa, son derece bireyseldim. Ama toplumun slam yoluyla daha gvenli ve mutlu olabileceine dair gl bir telkinle bydm de bir vaka idi. Zaman zaman, Kuran surelerinin olaanst tesirlerini, bilhassa ocukluk yllarmda, dte ve pratikte grp, yaamtm. Ryada, mahiyetini bilemediim varlklarla, bir kez Cinlerle karlanca, ok korkmu, ezberimde olan bir sureyi okuyarak, o durumdan annda kurtulmutum.
Pratik hayatta ise, on-ondrt yalarmda iken, sol dizime bir ey olmu, yrmekte zorlanyor, koarken anszn ierden saplanan bir acyla tepe taklak gidiyordum. Bunun zerine etraftan are sorduumda, kimdi unutmuum; Karaehy kynden Hseyin day halleder, Cuma gn git, yannda bir ile kullanlmam temiz iplik gtr” diye salk vermiti. Birka gn sonra oraya arkadam Aydnla birlikte ve topallayarak gitmitim. Anlan kiiyi camiden kan cemaatten sorarak bulmu, ayak st derdimi aarak, iplii ona uzatmtm. O ise iplik ilesini am ve zerine bir eyler okuyarak dm atmaa balam ve belli bir saydan sonra, bunu dizime balamak zer, kalan ksmyla birlikte bana vermiti. Dediini hemen yapp, dnerek yrmee balamtm. nce yava, sonra koarak dadan ap, kye geri dnmtm.
imdi btn bunlar yeniden inceliyor, neyin ne olduunu anlamak istiyordum. ahsen, Din mefhumunu, bencil amalar iin sarf edilemeyecek kadar deerli, insan ile Tanrs arasnda kalmas gereken, son derece zel bir konu olarak gryordum. Kanmca kii, toplumda ncelikle ve sadece genel geer ahlaki normlar dahilinde davranmakla ykml olup, bunun tesine kimseyi kartrmamalyd. ahsen, kendimi her ne kadar birey olarak, bamsz grsem ve byle grlmek istesem de, mensubu bulunduum toplumun genel kabul grm Din ve inanlarn darda savunmay vicdani bir grev olarak sayyordum. Bence, nerilen bir eye kar yeterli gereke gstermeksizin itimatszlk gstermek bile muhataba hakaret anlam gelirdi. Bu nedenle, karmda ki kimsenin inanmasnn gerekli olabileceini dndm, iddia anlam ieren szlere ok dikkat ederdim. Bu nedenle, slamiyet konusunda kendiliimden ona bir ey anlatmamay yelemitim. Sorduunda anlatabilirdim tabii, ama o zaman da, savunduum eyi kabul etmemek iin bunun daha iyisini ortaya koymasn, aksi halde kabul etmee mecbur olduunu sylemeliydim. Bunu gurur meselesi yapacan ta batan tahmin ettiim iin de ite, Budizm’i ne srmtm. Ancak her eye ramen emindim ki, ilk nerim kesinlikle aklnda kalacak ve onun yanl olduunu dnemeyecekti. nanlrl yksek olmayan, sbjektif zellikteki konulara dikkat ekip, bundan eminmi gibi sz edenleri kukuyla karlar, samimiyetsiz ve hatta mtecaviz sayar, bylesi kiilerle tartmamay yelerdim. nsanlarn karlkl gvene ekmek ve su gibi ihtiyalar olduu muhakkakt, bunu azaltc ve hatta tamamen yok edici tutumdaki bir tr hasta insanlarn artt bir toplum yklmann eiine gelmi demekti. Ancak, ne yazk ki gnmz toplumlarnn ou artk bu durumdadr. Bir ksm masum insan, bu kaos ortamnda neye ve kime inanacan arp, aresizlik iinde bir kurtarc beklerken, bir ksm kendince uyank, vicdansz da, bunlar suiistimal ederek, ksa sreli de olsa, kiisel yarar salamak peindedir.
Bu arada Hristiyan inancna gemesi salanarak, vaftiz edilen bir Trk gencinden bahsetmeden geemeyeceim. Ad Kenan olan gen, 26 yandayd. Teekkl halinde gasp suundan sekiz yla mahkum edilmi olan sekiz kiiden biriydi. Uzun boylu, iri yapl, kara yaz bir delikanlyd. Dardan baklnca hayli ceberrut grnen bu gen, gerekte nahiv, dsellie meyilli, her gen gibi hamasi olaylar severdi. lk tantmz gnlerde, kendini lkc olarak tanmlasa da, iki trl kiilik arasnda gidip, geliyordu. Kendini gl, zeki ve cesur grrken, ayn zamanda zt zellikler, zayf, cahil ve mtevaz davranlar sergiliyordu. Bu git gel esnasnda bir gn akayla kark bana meydan okumasn m. Ona, yant olarak:
- eri ge yleyse!
Dediimde, anszn ciddileip, nnde konutuumuz odama girmiti. Arkasndan ben ieri girip, bir adm atarak kafay patlatmtm suratna. Bylesi durumda en kestirme dzeltmenin ne olduunu yllardr biliyordum. Bir hayli birikmi thmeti olmasa elbette hemen ciddiye almayacaktm. Ama insan oluydu bunun buras, eytan ve melek bunda i ie yayordu. Onun iin asla ar geveklie gelmez, bunu hemen gerek bir zafiyet sayabilirdi. Bana son derece sayg ve sevgi duyduunu syledii halde, bir sz esnasnda, gya zekam verek “Du Hund du ” (Seni it seni) demi, hadi bunu getik, bu kez bakalarnn yannda, yllardr kurup, koruduumuz onur ve vakarm sarsc tutumda bulunurken “Yapma” dediim halde, pervaszca; “Yaptm bile” diyebilmiti... Sabretmi ve ite tam aradm trde bir bahane bulmutum. Byle bir eye cret (Ona gre bu cesaretten te bir eydi) edebileceimi hi sanmad iin, oke olmu, derhal yelkenleri indirivermiti. Esasen ieri girdiimde karmda gard almaa kalkmasa yine vurmayacak, fkelensem de yine sabredecektim. Ama bu durumda mutlaka ekindiimi dnecek ve sonu daha negatif olaylara davet karacakt. Benden illa ki, fiili bir ispat gereksinimi vard. Gemiim, anlatlanlar onu tatmine yetmiyor ve hatta belki biraz da tahrik olmasna yol ayordu. Nitekim ilk darbeden sonra dii azndan frlad sanp, hemen eilerek, niin lazmsa, onu yerde aramaa balarken, ben zaten durmutum. Sonra o denli kt olmadn grnce hemen barm, ama artk o denli birlikte olmuyorduk. Fakat bu arada uzaktan onu izliyor ve onda bir takm davran deiiklikleri, ruhsal dinginlik, uzayan sakaln kesmeme gibi izlenimler edinip, tekrar yanna gitmitim. Odasndan televizyonu da kaldrm, onu ihtiyac duyan bir bakasna verdiini sylyordu. Btn tavryla bizim dervilere benzediini dnyordum. Derken o akam Umschlus yazdrp, ona gitmitim. Daha nce de odasnda ncil ve sair kitaplar grmtm, ama bu kez durum farklyd. Youn olarak okuduu sayfa ayralarndan belliydi. Derken ay demlemi ve ierken meseleye girmiti. Geri hemen vaftiz olduunu sylememi, daha ziyade bu dine ilikin hissettiklerini ve onun manevi hazz ve doruluunu vs. bahsediyordu. Toleransla dinlediimi, hatta kimi noktalarda tasdik ettiimi grnce, bu konuda daha sk konumak istediini sylyordu. Meerse bizimkinin niyeti beni de o yola evirmekmi. Daha nceki konumalarmzda geri bu ynde bir temayl olduunu sezinlemitim. Ama iin gerekten bu raddeye geleceini yine de sanmyordum. Bana, milletimizin ne kadar yanl tutum izlediini ve ne sahte bir gurur sergilediini ve sair bir sr tenkit sayarken, ona, daha nce, bizden sayarak, yaptm yaknmalardan tr ne yazk ki karlk verecek durumda olmadm dnyordum. En son olarak; “te bu nedenle o kafa olayn affettim” demesi ile meselenin gerek boyutu ortaya kyordu. Yani Hristiyanln o mthi hogrs (!) olmasa, belki de hayatmdan olacakmm. Kald ki, daha nce bunun aksi olduunu biliyordum. Zira benzeri tutumlaryla kafam kzdrm olan Afyonlu Seydi ile Arl Cengiz ayn ekilde tezahr eden tepkimle karlatklarndan, bartmz halde, gizliden kinliyorlarm beni. Bir gn n bir araya gelip, dertleirken, ortak kinde bulumalar, bana duta saldrma fikrine gelmelerine yol am. Bu neri geri Arl Cengiz’den gelmi ama, buna sadece Afyonlu Seydi kar kp, gerekirse kendi iini tek bana yapacan sylemi. Bunlar da sonra bana bizzat itiraf etmiti. Bu durumda yeniden gcenmeme ramen, aklamayp, ilerde deiecei midiyle, tepkisiz olarak yanndan ayrlyordum. Onun ve daha bakalarnn bu dini retiye samimiyetle inanabilmelerinin benim tutumuma bal olduunu nceden biliyordum. nk burada grevli Kilise rahipleri beni daha iyi tanyor ve buna ilikin bir ok kez, inanlmaz tolerans ve vaatlerle giriimde bulunmular ama baaramayp, ii korkutma boyutuna bile tadklar bir vaka idi. Bunun iin, bir gn Seydi ve birka Trk arkadala oturduumuz srada, Hapishane Evangelist rahibi, bay Schmit benim serice kapy aralayarak;
-Duydunuz mu, Neo-Naziler nc kanatta yabanclara saldrm?! Diyordu.
Yzndeki ifade, panie kaplmadan okuma yetisini haiz olanlar iin her eyi aklyordu. “Hap yuttunuz, ite burada da banz dertte” demek istiyordu. Ancak verdiim yant, yzndeki sevinli hali tersine evirmee ve kapy kapatt gibi geri dnmesine yetiyordu.
-Olabilir Bay Schmit, daima ak olan bu kapdan elbette ieri girebilirler, ancak sa salim tekrar geri kabileceklerini, dorusu hi garanti edemem. Demitim.
Onun arkasndan, bizim, atnca mangallarda kl brakmayan nl Trk kabadaylarna dnp, zira o konuurken bir an gz ucuyla baktmda, benizlerinin solgunluumla az kalsn her eyi berbat edeceklerini grmtm;
-     -Bu ne hal be? Hani her dalda birinci, cesur Trkler diniz? O suratlarnz hali neydi papazn syledikleri karsnda? Byle yapacaksanz bir daha bu odadan ieri adm atmayn. nk hi olmayacak eylere davet karacaktnz az kalsn! Diyordum...
Tabii ki, ne demek istediimi ve yaptklarnn nasl bir hata olduunu anlamlard. Nitekim hemen kalkm ve hep beraber doruca nc kanada gitmitik. Geri bir tartma kmt mahkumlar arasnda, ama bu yabanclarla deil, Almanlar arasnda saylrd. nk tartma taraflarndan Atilla isimli gen, ana tarafndan Alman olduu gibi, resmen de bir Alman vatandayd. Durumla ilgilenmemiz Nazi geinen Almanlarn yreini oynatm, hemen gelerek, olayn yabanc dmanlyla falan deil, aksine zel bir al verile ilgili yanl anlamadan te bir ey olmad teminatn vermilerdi.
Kenan konusuna devamla, gya bizimki gerek anlamda ve tamamen deiip, peygamber gibi ho grl ve stn erdemlerle donanm olduu iin, artk kapya gelen adamn kim olduunu dahi sesini duymadan, ap grmeden tanyabilecek bir keramet ehli olmutu. Ama buras gnlk bir karlama yeri deildi ne yazk ki. O nedenle, sonunda foyann ortaya kmas kanlmazd. Aradan ok gemeyip, bir gn bizimki gayet fkeli, o kara gzlerini dondurarak gelip, az kalsn bir Alman keseceini sylyordu. Bunun benim szlmdeki anlam bakayd ya, kzarak, kendine hakim olmas ikazna ek olarak, byle eylerden el etek ektiini hatrlatmtm. Bu onu daha da kzdrp “Sen karma” diyerek, karken, ses tonu ak tehdit ieriyordu. Bu hali barda yine tarm ve tekrar ele almtm. Rast gele attm birka sille, tokada ramen karlk vermiyor, ama tehdide devam ediyordu. Bu beni daha da kzdrp “Tehdit etme!” derken daha sert vuruyordum. Sonunda dar kamaa alrken, mdriyete ikayet edeceini syleyince yakalayp, somyaya oturtuyor ve yeniden sakinletiriyordum. nceleri kadar spor yapmasa da, halen salam yapl ve dayankl olduu iin ald darbelerden fazla etkilenmemiti. Nitekim bu tutumumun nceki szyle de alakal olduunu, nk bylece yalan sylemi olduunun ortaya ktn yzne vuruyordum. Demek ki, g yetireceini bilse af maf dinlemeyecekti. Geri yanln anlam, ama vaftizden gene de caymyordu. Bu tutumuna, snr d edilme durumunda kilisenin yardmc olabileceini sanyor olmasnn rol olmalyd. Fakat sonunda cezas bitmi ve snr d edilmekten kurtulamamt. Trkiye’ye intikalinden bir sre sonra bana mektup yazarak, cann yakm olmama ramen, sevgileriyle, bir gn buradan kurtulmam ynnde ki samimi temennilerini bildiriyordu. Ben de onun iin yce Tanrya dua ediyor, vatanmzda kendisine uygun bir i verecek, iyi insanlarn hala bulunuyor olmasn diliyordum...

ki yl aradan sonra Thomas yeniden Bruchsal’a dnm ve tekrar karlatmzda barmtk. Stammheim’da ok uzun sre tecrit edilmi olmasna ramen buna dayana bilmiti. Dokuz gn ayn koullarda kaldm iin, tecritin ne demek olduunu biliyordum. Artk birinci kanatta kalyor ve sadece mesai saatinde grebiliyorduk. Cezas iyice azalm olduu iin, bu arada ta ileme sanat olan “Steinmetz” kursuna itirak etmi, birka ay sonra da artl tahliye ile salverilip, gn sonra, mdrn zel izniyle (Oysa ierden kanlar, aradan alt ay gemeden kimseyi ziyarete gelemezlerdi), ziyaretime gelmiti. Daha sonra, nce Prag ve Warova’dan bana tebrik kartlar yazan Thomasla epey bir sre haberleememitik. Geri her hangi bir ekilde ona ihtiyacm olursa (Buna firar da dahil) kendisini haberdar etmemin yeteceini sylyordu. Ama yle bir niyetim olmayp, bu durum, ben de kp, Trkiye’ye geldiimi bildirdiim gne kadar srecek, ama devresi gn uaa atlayan Thomas, Ankara’ya gelip, bir hafta misafirim olarak geri dnecekti...
Bu arada eim tekrar ziyaretime gelmek iin vize ba vurusunda bulunuyordu. Maria’dan kendisine bahsetmitim. kacam gn henz mehul olduu iin, onun benimle evlenme dncesinden de sz etmitim. Ancak byle bir ey olursa erken tahliyem konusunda etkili olabileceini sylyordu. On bir yl sonra verdiim ilk, snr d edilmek artna bal, tahliye dilekem Eyalet savclnca ret edilmi, en erken on be yl sonra bunun sz konusu olabilecei haberi gelmiti. Bu durumda katks olabilecei dncesiyle, formalite bir evlilik iin olsun rza gsterip gstermeyeceini sorduumda, eim buna asla raz olmak niyetinde olmadn sylyordu. Bunu, formalite icab bile olsa esasen ben de arzu etmiyordum, ama ne yazk ki koullar bunu sormam zorluyordu. Sonuta yanma gelmi ve sadece evli mahkumlarn yararlanabildii artlarda, ayda iki kez ve drder saat dayal, deli zel bir konteynerde grebiliyorduk. Bundan Mania’nn da haberi var ve anlayla karlyordu. Kah annem ve kardelerimle, kah kendi kardei ile kalan eim, alt ay sonra, oturma izni uzatlamayp, hamile olarak Zonguldaa dnmek zorunda kalyordu...


DNM

nanlmaz bir ey, yl sonra tahliye edileceim kesinlemiti. Ancak kesin tarih yabanclar Polisince belirlenecekti. Savcln onay geleli bir ay getii halde haber gelmiyor, kacam gn renemiyordum. Bu durum, bir ok kez bu nedenle hayal krklklar yaayan eimi bu kez gerekten ykm, bir gn buradan kabileceime ilikin btn inancn kaybetmesine yol amt. Alman devletini affetmee balamtm ki, yeniden kinlemee ve bunun hesabn sormay dnmee balamtm. Benimle aka yaplamayacan ok iyi biliyor olmalydlar. Yattm her yln bedeli olarak, salt Alman olduklar iin, on kii ldrecek ve bunu basn yolu ile btn Almanya’da duyuracak, gerek sorumlunun Alman polisi ve Adalet Bakanl olduunu btn nedenleriyle aklayacaktm. Neden hala renmek istemiyorlard her kiinin bir olmadn, anlamyordum. ok bunalmdaydm. Eime kesin tarihi veremiyordum onca yl gemesine ramen.
Bu arada Mannheim’da tantmz Malatyal Orhan anszn Bruchsal’a gelmiti. Firar esnasnda ve sonra ondan iyilik grmtm. Aradan yllar gemi (9yl) Onunla yeniden ve bu defa Bruchsal’da karlamtk. O, zamanlar krk yalarndayd. Artk epey ypranmt. Evet, gerek dostlar, nadiren de olsa, byle hi beklemediiniz anda kyorlard karnza. Mannheim’da yedi sene yatm, biz tantktan iki yl sonra kmt. Be yl sonra ayn sutan yeniden yakalandn duymutum. Heilbronn ve Mannheim ceza evlerinden geerek, kan baz Trk-Krt kavgalar nedeniyle, imdi buraya, benim kata gelmiti. Onun dostum olduunu ve ok nadir yaptm ekilde, kimsenin saygda kusur etmemesini tembih etmitim.
Orhan, ne de olsa eski bir hapishaneciydi, gelir gelmez oday annda toparlam, kitap rafna kadar dzenlemiti. Oturmu ay iip, sohbet ediyorduk ki, rafnda iki cilt “Kenzl Havas (Gizli ilimler hazinesi)” kitab gzme ilimiti, Hemen birini alp, biraz gz gezdirdikten sonra, birlikte gtrmee karar vermitim. nk her soruna cevap vard bunlarda. Beni ilgilendiren tek ey ne zaman kacamd. Bunu renmek istiyorsam “16641 defa Ya Melik, diye armal olduum yazyordu bu kitaplarn birinde. Bunu o akam uygulamak istiyordum. Nitekim denileni yapm, imdi oklar inanmayacak ama, devresi sabah saat onda kacam gn renmitim Bu tarih 10.10.1997 olacakt. u halde on gn sonra. 16641 kez ayn ekilde hareket etmek zorunda kalan dilim ok szlam ve neredeyse yaralanacak hale gelmiti. Bu tarih gvenlik gerekesiyle kimseye sylenmiyor, ounluk kaca gnn akam reniyordu bunu. Ben, akam yaptm da unutmu olarak, ok srar etmi ve ayr telefon numaras evirdikten, ve hatta tehdit ederek renmitim. Tabii hemen telefon edip, e ve dostuma bunu haber vermitim...
Bunca yl yaadm her ey inanlmaz bir d gibi geliyordu. kaca kesinleen mahkumlar, son gnler hi ekilmez oluyorlard. Ama bende uaa bineceim sabaha kadar hi istifimi bozmam, her zaman oludu gibi, resim yaparak geirmitim zaman. O sabah odamda ki btn eyay Orhan’a brakmtm. On iki yldr bulunduum 4. kanattan ayrlrken, benden honut olan memurlar gler yzle veda ederken, kmam hazmedemeyen rklar gidiimi grmemek iin ortalktan kaybolmulard. nk onlara dnp; “Size daima dediim gibi, gerek mahkumun kim olduunu grdnz m, hadi bana eyvallah!” diyeceimi biliyorlard…

     
HAYD BANA EYVALLAH

19 yl aradan sonra, Stuttgart hava limanna tekrar gitmi ve polis gzetimi altnda, bir THY uana binmitim. O srada snr d edilen bakalar da vard. Hepsi bundan rahatsz, tek ben sevinliydim. Hatta bu yzden uaa biniimizi izleyen askerlere taklm;
” Bu ne demek oluyor, Almanya snrna braksanz zaten ben kaacak iken, siz tutmu imdi kaacakmm gibi nlem alyorsunuz. Bu ok komik.” Diyordum.
Nihayet uan arka tarafnda ki koltuklara oturduumda, yanma iki gen yabanc polisi eleman erkek daha oturmulard. Bunlar drt kiilik bir timdi. Bir de bayan eleman vard yanlarnda. kiilik koltuk dizisinde iki erkek benim yanma, bayan da onlarn hemen soluna oturmulard. Bunlar hava alan bekleme salonunda iken grmtm. Ara sra bizi kesiyorlard. Yabanclar dairesi grevlileri olmalar gerektiini dnmtm. Anlalan, mutat olduu zere bize, stanbul’a kadar refakat edeceklerdi. Cezam bir ay on gn artran yabanclar dairesinde grevli bu ufak tefek tiplerin yanma oturmaa cesaret etmelerini hazmedemiyor, buna cesaret edilerini detecektim. Uak havalandktan biraz sonra yanmda oturana;
- Siz yabanclar dairesindensiniz, deil mi?
- Evet.
- Kime refakat edeceinizi biliyor olmalsnz?
- Ha, hayr. Neden?
- Hi.
-     !
-Onlara bir mektup, gndermi, biri Almanca, iki de gazete kupr eklemitim oysa ki. Demek bunlardan size hi bahseden olmad. Hayret?!
- O gazetelerde ne yazyordu peki?
     - Refakat edilecek kii hakknda, herkesin bilmesi gereken eyler tabii ki, bilhassa da sizlerin…
     - Ltfen, bize de aklar msnz, olay nedir. Anlayamadk da. Ltfen!      
- Size bunu mensubu olduunuz kurum bildirmeliydi, ben deil.
     - Ltfen... Bize de syler misiniz kim olduunuzu?
-     Adm istiyorsanz o kalay, ama bu deil bilmek istediiniz, deil mi?
-     Evet, o gazete haberleri ne yazyordu hakknzda, onu bilmek isterdik...
- Bu ok uzun bir hikaye. Dnerseniz, renirsiniz
     -Kendiniz anlatrsanz ok mteekkir oluruz, ltfen. Ne oldu, ne yaadnz Almanya’da, neden tutuklandnz?

Bana refakat iin hi hazr deilmi bunlar meer. Yeilky’e varncaya kadar onlara btn maceram anlatacaktm. Uak hava limanna indiinde yzlerindeki yaam izi silinmi, benizleri solmutu gariplerin. lkeleri aleyhine sylenilen her sz, tasdik etmi, esef bildirmilerdi inie kadar. Trk hostesler arada bir geerken konutuklarmz duyduka hallerine acyor, artk onlar rahat brakmam rica ediyorlard. Baka bir ey yapmay dnmyordum zaten. nceleri olsa, dne dair ok zel bir planm vard. Refakatilerim yere iner inmez benden daya yerken, dnm gazetelere fla haberi olsun istiyordum. Ama bundan vazgemitim. nk yolumu bekleyen, yana girmi, sadece resimlerinden tandm dnya tatls bir kzm vard. nceleri o yoktu tabi hesaplarda. kacam kimse bilmeyecek, ancak yaylan haberden sonra renecekti bunu herkes. Akam gnei Marmara denizinde k oyunlar yaparak batarken, uak limana inmi, pasaportlarmzn sresi dolup, yeniden temdit edilmedii gerekesiyle Polise gtrlmtk. Meer bizimkiler oktan orada ve uan inmesini bekliyorlarm. Bekleyenler arasnda nce bizim Selo ve Cemali fark etmitim. Halamn olu Cemal Polis memuru, Selahat retmen olarak alyordu. Onlarn yannda iki kii daha vard. Bunlar ise Selahat tantryordu;
-Abi bu arkadam Vedat. Senin talebelerden Kara Murat’n olu ve Polislik mesleinde Ba Komiser.
-yle mi, ok memnun oldum.
Nitekim Vedat;
- Vay be, demek o, adn hep duyup, resimleriyle hayalimizde yaattmz sendin he Abi?. Nihayet, ve ho geldin anayurduna!
Derken yakn kylmz olan dier arkada, Komiser Orhan’la grp, ilk defa olarak tanmtk. ( Bir yl sonra da bir helikopter kazasnda, Tansu illeri korurken ehit olmutu Orhan) Hakkmda yaplmas gereken rutin aratrma sonulanamad iin, her eye kefil olmalarna ramen, on alt saatten nce salverilmem mmkn olamamt. Bekleyen dier yaknlarmla karakol misafirhanesinde grm, Selahatla orada sabahlamakla kalmam, devresi gn saat on drtte savclka verilen “serbest brakma tutana”n alncaya kadar birlikte beklemitik.
O gece polis karakol misafirhanesinde ok ciddi eylerinde yannda, ok konik eylerde olmu, glmtk. Mesela; grevli komiser bana ahvalim hakknda soru ynelttiinde;
- Valla komiserim, on alt yl Alman cezaevlerinde yattm ve devlet grevlilerine kar kinli ve fkeliyim. Ama ne desem bilmiyorum ki. Bildiim tek ey, imdi Trkiye’nin bir padiah olsa, ilk alnndan vurmak isteyeceim kii olurdu. nk kullarna kar byle bigane kalan padiahlara bu yaplr ve btn millet kurtulmu olurdu bylesinden. Ama padiahl ykp, onun asli eref ve gururunu yetmi milyona blmz ve adam bana ancak yetmi milyonda bir dyor. imdi ben kimden, ne iin ve ne sfatla hesap soracam bilemiyorum. En iyisi, bana bir ey sormayn komiserim...
Oradan ayrlr ayrlmaz, Selo, Mahir ve Ali ile Zonguldaa doru yola kmtk. Devresi gn Selahat iran’a, arabasyla geldiimiz halamn olu Mahir stanbul’a dnmlerdi. Birka gn daha eim ve kzmla orada kalacaktm. Byk kayn biraderim Enginle her gn bir saunaya gidiyor, biraz rahatsz eden belimi kltr fizik yaparak tedavi ediyor, akamlar balkonda kurduumuz masada rak ierek, gemi gnleri anyorduk. Nihayet on ikinci gn bizimkileri alp, nce Ankara’ya, sonra memlekete gitmitim. Otobsle sabah erken kasabaya indiimizde, anlatmz gibi, Selahat arabasyla bizi Kye gtrmt. O srada retmen lojmanlarnda ei ve kzyla kalyorlard. Kye gittiimiz gn ho geldin iin gelen giden ok olduundan, o gn kara tepeye gidememitim. Ama devresi sabah erken kalkp, hazrlanarak daa kmtm. Yllar ncesinde adma verilmi olan bir sz yerine getirmek iin sabrszlanyordum. Nihayet tepeyi trmanp, ehitlerin mezar banda, nemli topraa diz kurup, aln koyarak, iki rekat kr namaz eda ederek yaptm o vaadi, hatta mthiin tesinde bir iddiay yerine getiriyordum. Duygularm dile getirilecek gibi deildi. Yllar ncesine gidip geliyor, inanlmaz dleri art arda gryordum. Ard aac hala yayordu, ama onun altndaki kk kulbe yklp gitmi, oralar hazine avclar yznden delik deik edilmiti. Tepenin zeri mee aalaryla daha sklam, nceki kadar meydanlk yoktu. Etraf dolayordum ki kulama traktr sesi gelir gibi olmutu. Meer bu bizim hsan’m. O sra dalarda terristler dolatklar iin, yannda resmi Kalenikofu, traktrle ardmdan gelmi, ama bana rastlayamadan dnmt. Bu trman bana sanki ifa vermi, belimdeki uyuukluk iyice azalmt. Sonra kasabaya, askerlik ubesine gitmi ve nihayet askere gitmek zere geldiimi haber vermitim. Nitekim gerekli belgelerin ibrazyla askerliime karar aldrmtm. Buna gre, muhtemelen be ay sonra, yedek subay aday aday olarak askere gidecektim. Bu ilemler dolaysyla salk raporu iin doktor muayenesine gittiimde, esasen rahatsz olduum halde, bunu belirtmemi, askerlik macerasndan yoksun kalmak istememitim...




Devam var…
Hsrev zel




Syleyeceklerim var!

Bu yazda yazanlara katlyor musunuz? Eklemek istediiniz bir ey var m? Katlmadnz, beenmediiniz ya da dzeltilmesi gerekiyor diye dndnz bilgiler mi ieriyor?

Yazlar yorumlayabilmek iin ye olmalsnz. Neden mi? nanyoruz ki, yreklerini ve dncelerini ekinmeden okurlarna aan yazarlarmz, yazlar hakknda fikir yrtenlerle istediklerinde diyaloa geebilmeliler.

Daha nceden kayt olduysanz, buray tklayn.


 


zEdebiyat yazar olarak seeceiniz yazlar kendi kiisel ktphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi ktphanenizi oluturmak iin buray tklayn.

Yazarn bakaldr kmesinde bulunan dier yazlar...
1.Blm: atal Yrek

Yazarn yk ana kmesinde bulunan dier yazlar...
Askerlik Maceras...
A ve Usta
Ademin Akbeti

Yazarn dier ana kmelerde yazm olduu yazlar...
Tanr Dal Akkartal 1. Blm [Roman]
Tanr Dal Akkartal 2. Blm [Roman]
Tanr Dal Akkartal 3. Blm [Roman]
Tanr Dal Akkartal 4. Blm [Roman]
[Eletiri]


Hsrev zel kimdir?

Yazma tutkusu olan herkes gibi, bu yolda bir ok cefay bedel olarak demi biriyim.

Etkilendii Yazarlar:
Bir ok iyi yazar var, lakin H.N.Atsz ve P.Safa'nn yeri bakadr nezdimde.


yazardan son gelenler

bu yaznn yer ald
ktphaneler


yazarn ktphaneleri



 

 

 




| iir | yk | Roman | Deneme | Eletiri | nceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babali Ktphanesi | Yazar Ktphaneleri | Yaratc Yazarlk

| Katlm | letiim | Yasallk | Sakllk & Gizlilik | Yayn lkeleri | zEdebiyat? | SSS | Knye | ye Girii |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

zEdebiyat bir zlenim Yapm sitesidir. zlenim Yapm, 2023 | Hsrev zel, 2023
zEdebiyat'da yaynlanan btn yazlar, telif haklar yasalarnca korunmaktadr. Tm yazarlarnn ya da telif hakk sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadr. Yazarlarn ya da telif hakk sahiplerinin izni olmakszn sitede yer alan metinlerin -ksa alnt ve tantmlar dnda- herhangi bir biimde baslmas/yaynlanmas kesinlikle yasaktr.
Ayrntl bilgi icin Yasallk blmne bkz.