..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Sevginin ölçüsü ölçüsüz sevmektir. -Spinoza
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Yazar Portresi - Seval Deniz Karahaliloğlu
Seval Deniz Karahaliloğlu - Kendinden Menkul Yazılar
Site İçi Arama:


Ana Sayfa
  Franca Rame ve Dario Fo"dan "Kadın Oyunları" ve Zeynep Nutku (Seval Deniz Karahaliloğlu) 7 Mart 2015 Toplum ve Birey 

“Uyanış”, fabrikada çalışan işçi bir kadının sabahın erken bir saatinde kalkması ve uyku sersemi bebeğini kreşe götürmek için hazırlanmasıyla başlar. Ama evden bir türlü çıkamaz. Çünkü evin anahtarını bulamaz. O evin anahtarını nereye koyduğunu hatırlamaya çalışırken anlattığı kısa anlık öykülerle bize hayatı hakkında ipuçları verir. Nasıl deli gibi çalıştığını, kocasının ilgisizliğini hep bu anlık tepkilerden öğreniriz. O hazırlanmış, evden çıkmaya çalışırken yatakta uyuduğunu farz ettiğimiz kocasına dönerek, “ ben de senin gibi çalışıyorum. Tek istediğim benim sorunlarım olabileceğini anlaman” der. Anahtarını ararken biz de onunla birlikte her gün sabahın kör karanlığında yollara dökülen binlerce kadının traji komik hikayesini dinleriz. İşçi kadın anahtarı bulabilecek mi? İşe ve kreşe zamanında yetişebilecek mi?

  Üç Kadın, Üç Ressam, Üç Özgür Ruh (Seval Deniz Karahaliloğlu) 12 Aralık 2010 Sanat ve Sanatçılar 

Bakan ama görmeyen insanlardan farklı olarak, bu üç kadın dünyayı akıl ve gönül gözleriyle görüyorlar. Bu üç kadın, sokakta yürürken bu ağaçlar, bu evler nereye doğru gidiyor; görüyorlar. Gölgeler nereye doğru uzar; biliyorlar. Resmettikleri nesnelerin nereden ışık aldığını yüreklerinde hissediyorlar. Şimdi sokakta yürürken görerek, inceleyerek dolaşıyorlar. Hayatı resmin penceresinden yaşıyorlar.

  Tiyatro, Gabriel Garcia Marquez, Üç Silahşörler Balesi ve Annem (Seval Deniz Karahaliloğlu) 5 Haziran 2008 Anılar 

Onu son gördüğümde, elinde Gabriel Garcia Marquez’in “Yüzyıllık Yalnızlık ” kitabına dalmış okuyordu. Gözünde gözlükleri, baba koltuğuna gömülmüş keyifli bir havası vardı. Bana kocaman bir gülümseyiş ve havadan süzülüp yanağıma konan bir öpücük gönderdi. Sonra aynı ciddiyetle gömüldüğü kitabına geri döndü. Öyle hiç de ölecekmiş gibi gözükmüyordu. Ölüm mü? Ölümden kim bahsetti şimdi?

  22. Uluslar Arası İzmir Festivali Bu Yıl Öksüz Kaldı (Seval Deniz Karahaliloğlu) 18 Haziran 2008 Çağdaş Sanat 

Paha biçilemez tarihi ve kültürel mirasıyla Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve AKM’yi, yerine yeni bir bina koyamadan sudan sebeplerle yıkmaya kararlı olan zihniyetin bu tavrı akla tek bir seçeneği getiriyor. Her türlü kültürel ve sanatsal faaliyeti sanki destekliyormuş gibi görünerek, sanatı ve sanatçıyı içten içe baltalama girişiminin somut bir ifadesi olarak İzmir Uluslar arası Festivalinin değişmez bir simgesi haline gelen Efes Antik Tiyatro’yu her türlü sanat etkinliğine kapatarak çalışamaz hale getirmek! Efes Antik Tiyatro’yu “yıkamadığımız göre bari kapatalım” düşüncesiyle hareket edenler bilerek ya da bilmeyerek (!) 22 Temmuz 2008’de yapılacak olan efsane şef Zubin Mehta yönetimindeki, Musicale Fiorentino Orkestrası Festival Kapanış Konserini ve Festivali sabote etmiş oldular!

  "Farz Edelim ki Ben Schubert"im" (Seval Deniz Karahaliloğlu) 28 Haziran 2008 Sanat 

Zaten notalar nedir ki? Zamanın eriyerek anlara, anların notalara dönüşmesinden başka. Parmaklar tuşlar üzerinde uçarken saniyelerin dört bir yana saçılmasından başka ne olabilir ki? Bu kadar basit ve doğal. En basite indirgenen doğallık müziğin en saf hali değil mi? Öylesine kolay ki, ha notaları üst üste koyarak göğe yükselip yıldızları toplamışsın, ha tuşların üzerinde serseri aşıklar gibi dolaşmışsın. İşte bu basitlik. Neden nefes aldığı sorulur mu hiç insana, neden yağmur yağar, güneş açar, gökte yıldızlar parlar? Doğal işte.

  Sivas Pir Sultan Abdal"a Mezar Olacak! Cumhuriyet Sivas"ta Kuruldu, Sivas"ta Yıkılacak! (Seval Deniz Karahaliloğlu) 7 Temmuz 2008 Türkiye 

“Sivas 93” günümüz Türkiye’sinin geçmişte çekilen bir fotokopisi gibi duruyor. Bu nedenle, kamu vicdanında söyleyecek sözü olan herkesin, bu oyunu bir değil birkaç defa izlemesi gerekir. “Sivas 93” oyunu, sadece 2 Temmuz tarihinde Madımak Katliamının her yıl dönümünde, adet yerini bulsun diye anılacak sonra da rafa kaldırılacak bir oyun değildir. Bugünün, şimdinin, yaşadığımız şu anın Türkiye’sini yakından ilgilendirir. Gelecek kuşaklara ibret olması bakımından geniş kapsamda değerlendirildiğinde “tüm zamanların oyunudur”. Bu nedenle, günümüz Türkiye’sinde yaşanan olaylara kaynaklık ettiği dikkate alınarak, “akıl ve vicdan birlikteliği” içinde düşünülmelidir.

  "Cazca" Konuşmalar : Maffy Falay (Seval Deniz Karahaliloğlu) 6 Temmuz 2008 Sanat ve Sanatçılar 

İnceltilmiş beğeniler dediğimiz türden süslemelere sapmadan, ruhlar odasından gelirken cebine koyduğu bir parça “yeni doğan tazeliğini” orada unutmuş gibi çalıyor. Azar azar cebinden çıkardığı çocuk ruhların kahkahalarından kalan kırıntıları yavaş yavaş bize doğru üflüyor. Üzerimize bir temizlik hissi çöküyor, bir hafiflik hissi. Adını koyamadığımız bir iç huzuru. Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin kirletemeyeceğinden emin olduğumuz özel bir paylaşım sunuyor bize. Muhtemelen Peter Pan’ın “var olmayan ülkesinden” aşırdığı “peri tozunu” da kullanıyor olabilir. Belki hafiflik hissi bundandır.

  Paris"te "Art En Capital 2010" da Beş Türk Ressamı : Biz de Varız! (Seval Deniz Karahaliloğlu) 30 Ekim 2010 Sanat ve Sanatçılar 

Anayasanın değiştirilmesi, türban, laiklik derken Türkiye, ağır gündemi ve uluslar arası platformda her gün yaşadığı olumsuzluklarla tarihinin en hassas döneminden geçiyor. Böyle bir ortamda, maalesef bir çok kişiye göre sanat “düşünülecek en son şey”. Tepki vermek. Karşı çıkmak. Hayata karşı duruşunu göstermek. Sanatçı olarak, “ben de varım!” diyebilmek. Bunu, sanatın evrensel diliyle yapabilmek.

  İçindeki Ltimsahı Uyandır, Hiç Susmasın : Ali Poyrazoğu (Seval Deniz Karahaliloğlu) 22 Ocak 2010 Sanat ve Sanatçılar 

“Eskilerin dediği gibi akil adamlar, yani Aziz Nesin gibi akıllı adamlar “ben ne iş yapıyorum diye soruyor” Herkes kendine “ben ne iş yapıyorum?” diye sormalı. Niye öğrenciyim? Niye doktorum? Neden gazeteciyim? Neden oyuncuyum? Herkes yeniden her gün kendini tanımlamalı. Yaşadığımız bu küresel köy, teknolojik faşist bir dünyaya doğru dönüşüyor. Her insan, dünyadan geçiş biçimini iyi tanımlamalı. Değişen dünyayla birlikte, her birey, her gün “kendi duruşumu nasıl koruyacağım?” sorusunun derdine düşmeli.”

  İyi Günde, Kötü Günde, Sonsuza Dek Hep Birlikte : Ali Poyrazoğlu (Seval Deniz Karahaliloğlu) 6 Şubat 2010 Sanat ve Sanatçılar 

Bu bir oyun değildir. Bu bir pipo değildir. Bu bir elma değildir. Aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Aslını görmek için lütfen resmin arkasına bakınız. Sahnede kalın kartondan yapılmış bir kadın ve bir erkek maketi. Ama yüzleri yok. Hayal gücünüzü çalıştırın. Siz tasarlayın. Yani oyun öncesinde,aklımızı çalıştırıp beyin jimnastiği yapmanın hiç birimize zararı olmaz değil mi? Hem belki oyuna hazırlık süreci de oyunun bir parçasıdır. Kim bilebilir? Emin olmak için lütfen resmin arkasına bakınız.

  Geceler ve Gündüzler : Prof. Dr. Özdemir Nutku (Seval Deniz Karahaliloğlu) 9 Şubat 2010 Söyleşi 

İyilik ve kötülük. Siyah ve beyaz. Olumlu ve olumsuz. Sevinç ve keder. Dünya bu zıt kavramlar arasında bir yerde duruyor. Tıpkı “Geceler ve Gündüzler” de olduğu gibi. Hayat, bu iki zıt uçlar arasındaki savrulmaların bileşkesi. Böyle olunca kıssadan hisse ortaya “Geceler ve Gündüzler” çıkıyor. Bir an mutluluk, sonrasında keskin bir acı. Tıpkı yaşamda olduğu gibi. Küçük öyküler bunlar. Büyük oyunlardan küçük tablolar. Oyunun yazarı William Shakespeare olunca, büyük ustanın eserlerini dilimize en iyi uyarlayan başka büyük bir usta geliyor akla. Hocaların hocası Prof. Dr. Özdemir Nutku.

  Tiyatro Soluyanlardan "Koca Bir Aşk Çığlığı" (Seval Deniz Karahaliloğlu) 6 Mart 2010 Sanat ve Sanatçılar 

Çılgın, deli dolu Jiji Ortega.(Tilbe Saran). Neredeyse bütün sahneyi kucaklayan kocaman hareketleriyle şaşırtan, büyüleyen, hayat dolu, enerjik bir kadın. Sahneye çıkarken elini yere vurup öpmesiyle bizi tam kalbimizden vurur. Bir oyuncu. Oynamaya aç. Sahnelerden altı yıl uzak kalmış. Sanki asırlar gibi uzun. Oyunun bir yerinde eski partneri, sabık kocası Hugo Marsiyal’e “Sen, hiç saatlerce kahrolası telefonun başında bir rol gelmesi için bekledin mi? Günlerce bir rol gelsin diye beklemenin ne demek olduğunu bilir misin?” der. Ortama ayak bastığını hemen anlarsınız. Yüksek perdeden çıkan sesi, baskın karakteri, büyük hareketleri, sahnenin her santiminin hakkını vermesiyle gözünüzü ondan alamazsınız. Çığlık çığlığa yüreğimize seslenir .“Bir martıyım ben …” Onu duymamak ne mümkün. Bizlere de martıyı takip etmekten başka bir şey düşmez gayrı.

  "Uçan Eller Kukla Evi" Tiyatro Topluluğu (Seval Deniz Karahaliloğlu) 23 Mart 2010 Sanat ve Sanatçılar 

“Ülkeler ve insanlar oyuncaklarını kaybederse, özgürlüklerini de kaybederler” İşte, bu noktada bir dakika dur diyorsunuz. İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde, “Bak Ne Kadar Kolay” kukla oyununun sonunda, kukla sanatçısı Mesut Sarıoğlu çocuklara aynen böyle diyor. Bu kadar kolay mı yani? Bir ülkenin özgürlüğünü kaybetmesi ya da çocukların bunu anlama olasılığı. Ders 1 - Sakın çocukları hafife alma çünkü seni fena halde utandırabilirler. Ders 2 - Çocukların neyi ne kadar bildiklerini asla tahmin edemezsin. Görünüşe bakılırsa, ufaklıklar sözleri benden daha iyi kavramışlar. Yani, işte bu kadar kolay!

  Ferhan Şensoy"dan 2019 Türkiye Fotoğrafları (Seval Deniz Karahaliloğlu) 21 Nisan 2010 Türkiye 

Yıl 2019. Türkiye beş vakit namazda. Maaaşallah, maaaaşallah! Devlet kamyona, millet dincilere çarptı. Ferhan Şensoy’a da siyah çarşaf pek yaraştı. Size de yaraşır. Emin olun yaraşır! Rezervasyonunuzu yaptırmayı unutmayın. Beş yıl sonra lazım olacak.

  Söyleyecek Sözü Olan Oyunlar… (Seval Deniz Karahaliloğlu) 12 Mayıs 2010 Türkiye 

Bu yıl 28. si yapılan İzmir Tiyatro Günleri, söyleyecek sözü olan, duruşuyla, tavrıyla düşündüren, “cesur oyunları” bir araya getirdi. Bunlar arasında ilk akla gelenler “Bana William Deyin”, “Marx’ın Dönüşü”, “Kraliçe Lear”, “Yastık Adam” ve “2019” oldu. İnsana, insanca yaşama dair söyleyecek sözü olan bu oyunlar, sadece sıradan insana değil günümüz toplumuna da ışık tutması bakımından çok önemli. Bu noktada tiyatroya, “vicdan ve akıl birlikteliği” ile yapılan sanata ve sanatçılara büyük sorumluluklar düşüyor.

  Çocukluğunu Cebinde Taşıyan Adam : 60. Sanat Yılında Prof. Dr. Özdemir Nutku (Seval Deniz Karahaliloğlu) 29 Mayıs 2010 Anılar 

Tiyatroya adadığı 60 yıl, 109 kitap, sahneye koyduğu sayısız oyun, yetiştirdiği sayısız öğrenci. Çoğu bugünün büyük ustaları olmuş tiyatro sanatçıkları “canım hocam” deyip boynuna sarılıyor. Yüzler ışıl ışıl, gülüşler hep kalpten geliyor. Öylesine sıcak, öylesine samimi, öylesine içten bir ortam.

  Nurhilal Harsa : Ebruli Hanımlardan Renk Rüzgarları (Seval Deniz Karahaliloğlu) 27 Temmuz 2010 Sanat ve Sanatçılar 

Ebruli Hanımlara bir güzelleme bu. Rüzgarlar içinde eriyen, renk anaforlarında yeniden var olan kadınlara adanmış. Renk meltemleri usulca sarıveriyor Ebruli Hanımları. Kadınlar mutlu. Özgür ruhları bu hareketli rüzgarlarla uyumlu. Kıvrak kadın siluetleri zengin bir devinim içinde alıp götürüyor insanı. Kıvrılan, bükülen, yay gibi vücutlar, mutlu, devingen. Özgür ruhunu salıvermiş ortaya Ebruli Hanımlar. Üzerlerinde dolunayın nurları. Siyah zemin üzerinde parlıyorlar. Mavi, kavuniçi, sarı, yeşil tüller inmiş üzerlerine. Gökkuşağını elbise yerine sarınmışlar. Rengarenk ışık hareleri bunlar. Bir rüzgar, bir rüzgar, bir ferahlık hissi yayılıyor Ebruli Hanımlardan. “Adını Sen Koy” demiş ressam Nurhilal Harsa. Ebruli Hanımların ve resimlerin yaratıcısı.

  Franca Rame ve Dario Fo"dan Büyüklere Masallar : Japon Kuklası (Seval Deniz Karahaliloğlu) 2 Ağustos 2010 Toplum ve Birey 

“Japon Kuklası” iş, emek, kadın, sömürü, cinsel taciz, ezmek gibi kelimelerinin altını açan, satır aralarını okuyan bir oyun olmanın ötesinde, bir “farkında olma” eylemini, “biliyor” olma eylemini içini sindirmiş bir metin. Metnin yazarları Franca Rame ve Dairo Fo’da “fakında olma halinden” ve “bilmekten” muzdarip. “Farkındalığın” ve gerçekleri “bilmenin” getirdiği sorumluluğu, bütün hücrelerine ve sinirlerine kadar hissetmenin getirdiği dürtüyle yazdıkları “Japon Kuklası” basit bit oyun olmaktan öte insanın özüne “bak da gör” dediği bir haykırış.

  Karin Schafer, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası ve Bir Sergiden Tablolar (Seval Deniz Karahaliloğlu) 9 Mart 2011 Sanat ve Sanatçılar 

Karin Schafer Mussorgsk’nin müziğini dinlediğinde, müziğin ruhunu en iyi 20. y.y. sanatçılarının eserlerinin yansıtacağını düşünür ve Alberto Giacometti, Niki de Saint Phalle, Friedensreich Hundertwasser, David Hockney, Wassily Kandinsky, Marc Chagall, Andy Warhol, Pablo Picasso, Paul Klee, Georgia O’Keefe, Joan Miro, Martin Kippenberger, Christo und Jeanne Claude’un eserlerinden esinlenerek kuklaları tasarlar.

  Ali Poyrazoğlu : Ne İşimiz Var Tanımadığımız Adamlarla? (Seval Deniz Karahaliloğlu) 19 Aralık 2010 Toplumsal Olaylar 

Mitomani hastalığına yakalanmış bir toplumda, tanımadığımız adamların arasında sıkışıp kaldık. Başımızı suyun üzerinde tutabilmek için bir takım hikayeler yazıyoruz. Sonra kendi uydurduğumuz bu hikayelere, kendimiz inanıyoruz. Çünkü gerçeklerle yüzleşmek yerine, kendi hayatlarımızı, özümüzü ret ettiğimiz için “işimize öyle geliyor”.

 

 



‘Farkındalığın’ bilinciyle sorgulayarak, düşünenler ile cahil cesaretiyle dolu dizgin yaşayanların oluşturduğu ironiyi ele alırsak, günlük ekmeğinin kaygısına düşmüş sıradan insanın daha mutlu olduğunu düşünerek ‘farkındalığın’ iki defa daha acıtan sancılı bir süreç olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Bu durumda, basit insanın mutlu dünyasında, ‘Alice Harikalar Diyarında’ misali yaşamak varken, Dante'nin Cehennemi'nde dolanan biz 'farkındalar', bilincimiz ve aklımızla onların günahlarını da yüklenmiş neredeyse 'kendinden menkul azizler' misali yaşayıp gidiyoruz.

Korkarım bu gidişle, ya onları ‘Dante'nin Cehennemine’ çekeceğiz yada bizler ‘Alice Harikalar Diyarına’ terfi edeceğiz?

Yani her şey toz pembeymiş gibi yapacağız.



 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Seval Deniz Karahaliloğlu, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

 

Bu dosyanın son güncelleme tarihi: 19.07.2018 20:36:03