..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yalnızca sevgiyi öğret, çünkü sen osun. -Anonim
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yüzleşme > Didem Duruöz




22 Kasım 2013
Herkes Acıdan Kendi Bildiği Yöntemle Kaçar ve Acıdan Kaçmak Suç Değildir!  
Sesim Kısa Sözüm Uzun

Didem Duruöz


Bu yazının ne anlatmak istediğini bu defa tanıtmayacağım. Bu gerçeği her an kelimelere dökebilseydim, bu yazı belki de oluşmayacaktı. Sadece şunu anlıyorum, bazı acıları insan kendini en iyi anlayacağını, kendine yardımı dokunacağını düşünenlere bile durduk yere gidip söyleyemiyor, kelimelere dökemiyormuş. Bu yüzden sevdiklerinizin sevdikleri ile ilgili kötü bir haberi, başkasından duyduğunuzda ona beni neden aramadın demek yerine sıkıca sarılın. Bu daha iyi gelecektir. Hatta o anda olay nasıl gerçekleşti bile diye sormayın, ona o acıyı tekrardan yaşatmayın. Bir arkadaşım, çok üzüldüm ve ne diyeceğimi bilemiyorum diyerek elimi tutmuştu, ve bu gerçekten bir nebze de olsa iyi gelmişti. Okuyan herkese çok teşekkür ederim. İlerleyememek canımı sıkıyor sadece sıkmıyor aynı zaman da yakıyor da! Mazeretler üretmek, cesaretsizliğimin suçunu hep başkalarına yüklemek, kendimi içine tıktığım sürüncemenin sürüp gitmesine, tıpkı bir kara delik gibi ruhumun emilip tüketilmesine, sadece bir kabuk, bir deri-kemik, et yığını parçası olarak yaşamama, gerçeklerden kaçmama, uykuya saklanmama, en mutlu halimde bile bir hüzün öbeğinin ortasında kalakalmama sebep oluyor. Yaşam yeni mazeretler üretmeme yardımcı oluyor. Kelimelere dökemediğim hasretlere, gözyaşımda saklayamadığım acılara, asla yaşamak istemediğim korkulara kapılmama neden oluyor. Kaçış yöntemlerim çoğaldı, düşünmekten, söylemekten, yazmaktan, dile getirmekten paylaşmaktan korkuyorum. Günlerce iyi haber verebilmek için bekledim. Oysa şimdi umutlarımın tükendiği yerdeyim. İçim acıyor, kanıyor kalbim, seni şimdiden çok özledim. Ben büyümeyi hiç istemedim Herkes acıdan kendi bildiği yöntemle kaçar ve acıdan kaçmak suç değildir!


:FGB:
İlerleyememek canımı sıkıyor sadece sıkmıyor aynı zaman da yakıyor da! Mazeretler üretmek, cesaretsizliğimin suçunu hep başkalarına yüklemek, kendimi içine tıktığım sürüncemenin sürüp gitmesine, tıpkı bir kara delik gibi ruhumun emilip tüketilmesine, sadece bir kabuk, bir deri-kemik, et yığını parçası olarak yaşamama, gerçeklerden kaçmama, uykuya saklanmama, en mutlu halimde bile bir hüzün öbeğinin ortasında kalakalmama sebep oluyor.


Yaşam yeni mazeretler üretmeme yardımcı oluyor. Kelimelere dökemediğim hasretlere, gözyaşımda saklayamadığım acılara, asla yaşamak istemediğim korkulara kapılmama neden oluyor. Kaçış yöntemlerim çoğaldı, düşünmekten, söylemekten, yazmaktan, dile getirmekten paylaşmaktan korkuyorum.


Yine göründü gözüme, zaman zaman önümde açılan kuyu, bu sefer bir de üstelik suyla doldu. Kuyu boyumu aşıyor, göremiyorum suyun dibini, gözlerimde ellerim gibi boşlukta yüzüyor sanki. Bakışlarım, kelimelerim, duygularım donuk, kalbim beynim, bedenim tutuk. Gözlerimden akmayan damlalar kalbimde, beynimde, benliğimin en derininde geziniyor. İki kelimeyi bir araya getiremiyorum, yaptığım hiçbir şeyi beğenmiyorum. Gerçeği dile getiremiyorum, anılar dolaşınca beynimin kıvrımlarında gözpınarlarım harekete geçiyor, boğazımdaki hiç geçmeyen yumru yine yeniden titriyor. Amaçsız, anlamsızım. Artık eşime sunduğum anlayışa, babacığım için bende muhtacım. Her yanım ağrıyor, kemiklerim çığlık çığlığa haykırıyor. Dilimle söyleyemediklerimi, bakışlarım, bedenim anlatıyor. Dilimi tuttuğum gibi onları da susturuyorum, seslerini kısıyor, onları amaçsız oyunlarla, dizilerle oyalıyorum. Her şey yüzeysel, sadece yapmış olmak için yapıyorum. Kendimle yalnız kaldığım anlarda bile üzerime yapıştırdığım duvarı kıramıyorum. Çatlaklardan sızan birkaç kelime, bir damla gözyaşı, ruhuma anlık da olsa huzur veriyor.


Bir yandan güzel anlara yetişme telaşındayım, en sevdiklerimin en kıymetlilerimin yaşama telaşında onların yanında olmanın mutluluğunu yaşamaktayım. Başucumdaki duru ile kucak kucağa fotoğrafına her akşam öpücük verip sana iyi geceler dilemekteyim. Kelimelerimin ortaya dökülmelerinden çok onları en derinimde bırakma, onları en karanlığımda boğma isteğindeyim.


Anlamlı, güzel, tutarlı, değerli değil kelimelerim, daha doğrusu sessiz çığlıklarım. Yaralarıma merhem olacaklarını bildiklerimden bile kaçmaktayım. Kendime doyasıya ağlama lüksünü bile yasaklamaktayım. Ruhum, benliğim, bakışlarım, kelimelerim hep gerçeği reddetmek istiyor, ancak gerçek saklanınca huzur ortadan yok oluyor.


Saklanmak en sevdiklerimden, acımı katmerliyor; mutsuzluğumu, bencilliğimi, düşüncesizliğimi, bazen birdenbire beliriveren ancak asla gerçekleştirmeye cesaret edemeyeceğimi bildiğim kendimi yok etme isteğimi. Gözlerime ulaşmayan yapay bir gülümseme ile “ Herşey normal, hayat devam ediyor, hatta bakın ne kadar mutluyum, hayatımda hiç mi hiç farklı birşey olmasını istemiyorum” diyen lakırdıların arkasında: Duru yapayalnız, karanlıkta bir başına, her zaman her şart ve koşulda yanında olan, uzaktayken bile elini tutan o çınar ağacının gölgesinin serinliğinde bile kalamadan. Bana kırgın, bana küskün, çığlık çığlığa ağlıyor, haykırıyor, kendini yerden yere atıyor. Ve kimsenin elinden tutup onu yerden kaldıracağını ummadan bu acıyı içinden söküp atmaya çalışırken, saçlarında bir tutam beyazlıyor. Sadece anne kokusunu içine çektiğinde, onun sıcaklığını yüreğinde hissettiğinde nefes alabiliyor. Bu sefer barışmamız çok zor olacak, yanına gitmeye, yanında olmaya yüzüm yok. Yaşamın yükü ağır geliyor bazen ruhuma. Sakladıklarımı ortaya sereceğini bile bile seslenemiyorum şu an ona. İkimizin de saçlarımızın okşanmasına, ruhumuzun sarılmasına ihtiyacı var.


Günlerce iyi haber verebilmek için bekledim. Oysa şimdi umutlarımın tükendiği yerdeyim. İçim acıyor, kanıyor kalbim, seni şimdiden çok özledim. Ben büyümeyi hiç istemedim


Herkes acıdan kendi bildiği yöntemle kaçar ve acıdan kaçmak suç değildir!

                        

.Eleştiriler & Yorumlar

:: içimden gelen özlem
Gönderen: Y. Aynur Öztürk / , Türkiye
15 Ağustos 2014
Acılar biz istemesek de kaderin çizgisinde.Yaşamın ikiz kardeşidir ölüm.Acıtır ,ama zaman ilacıdır.Büyümek derken insan babasını kaybettiğinde anlıyor.O an içinizdeki çocuk büyüyor.Sen bu yazınla tüm kalplere seslenmişsin. Teşekkürler (DURU)Didem Ölüm en yakınındakilerden birini vurmadığında soyut bir gerçek. Gerçek olduğunu acı olduğunu biliyorsun, hatta gidenlerin ardından gözyaşı da döküyorsun. Ancak asıl anlamını, insanın yüreğini nasıl kesip kanattığını onu yaşamadan anlamıyorsun.Acıdan da, kaderden kaçamıyorsun, kaçsan da yaşam seni yakalıyor, bir anda bir kova suyun içinde seni boğmaya kalkıyor. Ve sen suyun içinde nefes almanın yolunu bulmak zorunda kalıyorsun. Ciğerlerinde suyla yaşamanın yolunu. Artık sesin daha hırıltılı çıkıyor. Gülsen de, sevinsen de en mutlu olduğun anlarda bile bir hüzün bulutu gelip yerleşiyor gözbebeklerine. Bazen o bulutun yağmasına, ruhunu biraz rahatlatmasına izin veriyorsun. Bazen de yüce çınarım hep gülmemi ister, ben gülersem o da güler diyerek,bulutları yüreğinden ruhundan olmasa da en azından gözlerinden uzaklaştırıyorsun. Evet acılar, kayıplar diyecektim ki vazgeçtim, ben seni kaybetmedim, sana dokunamasam da, sesini kulaklarımla duyamasam da, sen benim ablamın gözleriyle bakıyorsun hayata, kulaklarımızla duyuyorsun, nefesimiz de , nefes alıyorsun. Ve sen bizim kollarımız aracılığıyla hayatının anlamına biricik torununa sarılıyor, bizim dudaklarımızla onun minicik ellerine öpücükler konuduruyorsun. Haklısın içimdeki çocuk biraz daha büyüdü. Hüzünle çaresizlikle tanıştı. Gerçekten üzüntü olmayan şeylerle bazen kendi canını kendinin sıktığını anladı. Hayatla zaten barışıktı. Şimdi ise gözü kara olmakla, tutkularının peşinden gitmekle de tanıştı. Anı yaşamayı bilse de, yaşamasına engel olunan anlarda engel olan kişilere kızmamayı öğrenmeyi de başardı. Aynur’um Can dostum, gül yüzlüm, bir tanem bu güzel, anlamlı, etkili, değerli yorumunla yine kalbime dokunmayı başardın. Yüreğimde suskun kalan bazı kelimelerime giden yolu açtın, iyi ki varsın. Duru Didem




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yüzleşme kümesinde bulunan diğer yazıları...
Duru Sohbetler 2
Sarmaşık Sakal Yansımaları
Korkuların; Engellerindir Yaşam Sevinçlerinin!
Gündüz Düşlerim 2
Canımın İçinde Cansın, İyi ki Varsın!
Öylesine
Kendimi Kaybettim, Hükümsüzdür!
Ölen Hangisi?
Sekiz Saniye Yansımalarım B
Siz=ben

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Cem Mumcu - Kendine Bakma Kitabı
Hayal Kafesi
Gözlem Yansımalarım2
Bir Aldanışın Ardından
Anlamlandırma Arayışı
Gündüz Düşleri 1
Gözlem Yansımaları
Kısalara Selam
Duru Sohbetler 1
Aynada Birleşmeyen Bakışlar

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Kırılmak [Şiir]
Yaşam yakında yakala [Şiir]
Haykırmak İstiyorum [Şiir]
Sanatla Soluklanmak [Şiir]
Anne Çocuk Eğitim Vakfı - Anne Destek Semineri [Öykü]
Gelen Gülüş [Öykü]


Didem Duruöz kimdir?

Kendini arayan, dünyayı ,hayatı anlamlandırmaya ve onun içinde etkin olarak var olmaya çalışan, suskunlar ordusundan ayrılmaya çabalayan biriyim. Yazılarımda bazen; aklımdan, yüreğimden, içimden geçenleri, bazende farklı kişilikleri deneyimleme örneklerimi görebilirsiniz.

Etkilendiği Yazarlar:
Doğan Cüceloğlu, Jülide Sevim, Üstün Dökmen, Louise Hay,Allice Miller,Leyla Navaro,Emre Kongar,Kemal Sayar, Milan Kundera, Engin Geçtan,Türkay Demir, Gabriel Garcia Marquez, J.R.R.Tolkien,


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Didem Duruöz, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.