..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
En güzel özgürlük düşü, hapishanede görülür. -Schiller
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Ruhbilim > Ahmet Odabaş




16 Mart 2017
Ms ile Söyleşi  
Ahmet Odabaş
Sevgili dostum, Yazdığım tüm yazıların, tüm şiirlerin, mektuba dahil olduğunu biliyorsun… Her şeyi sorguluyor, mutluluk, üzüntü, korku, özlem… ve aklına gelen ve gelmeyen bir çok konuda yazıyorum. Kafanı karıştırmak istemiyorum aslında… seviyorum, özlüyorum… belki de özeti bu, anlattıklarımın


:FDA:
MS İLE SÖYLEŞİ

Sayfa planı
1.     Sevgili dostum
2.     Psikolojik travma
3.     İstihbarata karşı koyma
4.     Olmaz olmaz
5.     Sinyal bozucu
6.     İnançlarımız ve sağlık
7.     Öğrenilmiş çaresizlik ve genel sağlık sorunları
8.     Bardağı taşıran son damla
9.     Öğrenilmiş çaresizlik
10.     Beynimin oyunlarından biri MS
11.     MS ye farklı bir bakış
12.     Öğretilmiş çaresizlik
13.     Gerginlik
14.     MS sarmalı
15.     Travmanın babişkosu
16.     

1.Sevgili dostum,
Yazdığım tüm yazıların, tüm şiirlerin, mektuba dahil olduğunu biliyorsun… Her şeyi sorguluyor, mutluluk, üzüntü, korku, özlem… ve aklına gelen ve gelmeyen bir çok konuda yazıyorum.
Kafanı karıştırmak istemiyorum aslında… seviyorum, özlüyorum… belki de özeti bu, anlattıklarımın.
MS nin nasıl bir garabet olduğunu biliyorsun…Onunla yatıp, onunla kalkıyorum. Ve galiba şifresini çözdüm… depresyonun farklı görünümlerinden biri…
¾ oranında, bayanlarda, 25-45 yaş aralığında görülmesi, üniversitelileri seçmesi bazı ip uçlarını içeriyor. Sorunun cinsel sağlıkla ilgili olduğu , psikolojik kökenli olduğu gibi bir gözlemim var.
Sorun psikolojik… psikolojik sorunun nedeni ise çoğunlukla cinsel kökenli…
Çözüm var mı… var… Tapudaki geldi kaydını bulur gibi, hastalığın geldi kaydı bulunmalı. Çözüm oradan başlatılmalı… yoksa sakinleştirici, kas gevşetici, şu ve bununla bir yere varılamaz.
Migreni de MS nin farklı bir görünümü olarak çözümleyelim… yani depresyon…
Her olumsuz mesaj cinselliğe bağlanır mı… Dalga geçmek için “adam cinsel organı ile düşünüyor sanki” deriz de, insanın zayıf noktalarından birisi cinsellik. Abartılı mı bilemem ama, kuşku, güvensizlik, endişe… arkasında cinsellik olabilir.
Sarı öküz sendromu, buraya yapıştırılabilir.
Saymaya gerek duymadığım MS veya depresyon ya da migren ağrısının arkasında cinsel sorunlar olabilir.
Bakkaldan alacağınız basit bir bilgi değil bu…
Adam, yürüyemediği için, tekerlekli sandalyede… teşhis MS… sakın cinsel sorunlar olmasın…
Herhangi bir rahatsızlık veya herhangi bir nedenle cinsel performans sorunu yaşanıyor… veya yaşandığı sanılıyor… adamımız yavaş yavaş tekerleklide…
Yoğun bir bilgi kirliliği, … tedavi için, hayır hastalığın ilerlemesinin durdurulması için, falan ot ve çöpler… filanca ilaçlar… yeni denemeler…gramı 200 $ olan ilaç denemesi….
İyileşme yok… hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılması… durma bile değil…
İlaç veya ot ve çöp ticareti yapanın umrunda mı, hastalığın tedavisi… teşhis kesin değil… nedeni bilinmiyor… adama boyunun ölçüsünü gösteriyor…
Şiddetli baş ağrısı nedeniyle beyin anjiyosu kararı verilen arkadaşım, tedavi görünümlü denemeye karşı koyduğu için, dipdiri ayakta… Sorun psikolojik…
Sonra söyleyeceğim şeyi başta söyledim… adamın/kadının cinsel sorunları var veya sorunu yok ama o var olduğunu sanıyor… Yere düşüp, başını gözünü kırana kadar direnebilir… tekerlekli sandalye ile yaşamını sürdürebilir.... olmayan cinsel sorunları yaşayabilir…
İnce nokta burada… cinsel sorun vardır veya var sanılabilir. Öğrenilmiş çaresizlik veya aynı anlamda bilinçaltı çatışma…
Hadi canım, bu kadar kolay olsa, Amerikalısı, Avrupalısı, bilim adamları çoktan bulurdu sanma hakkınız var…
Bir defa, bu kadar basit değil, bu kadar karmaşık…
Böyle bir yorum bile öğrenilmiş çaresizlik içerir… şaşırmak yok…
Metni okuyan hukukçu arkadaş varsa, tapu kaydının tüm geldi kayıtlarını çıkarmak gerek…
29 Eylül 2013 Pazar

2.Psikolojik Travma
Kişiyi korku, çaresizlik, dehşet içinde bırakan, kendisi ya da bir başkasının fizik bütünlüğüne tehdit yaratan olaylara psikolojik travma diyoruz.
Yoldan ayrılmayın…MS durağından geçeceksiniz… Beyin hoşafı olmanız, bu duyguyu yaşamanız an meselesi… İşin dönüp dolanıp buraya geleceği akla gelmezdi. Açıklayamıyorsun tabi… bardağı taşıran son damlayı da eklemek gerekecek. Sorunlar birleşebiliyor. İşin özü bu…
Bir neden değil bir çok neden… Ama sonuçta böyle bir problemi çözmenin zevki her şeye değer.
25 yılda bir…fıkra gibi…



3.İstihbarata karşı koymak ….
On dakikalık nutuk, senin için saçımı süpürge ettimden, benim için ne yaptına ve hep kendin için istiyorsuna kadar değişik gündemler ile, kapıda bekletilen adam, sessiz sedasız , görüşme yapmadan ayrılmak zorunda kalabilir.
Kafa o denli karışmıştır ki, oraya neden geldiği, ne yapacağı, nasıl yapacağı konusunda donup kalmıştır. Bu donuş, edebi bir anlatımdan öte, fiziki bir donma belki de felç halidir. Belki de psikolojide farklı bir tanımı vardır.
Bunu söyleyen kişi, bir yerde de, kendin için bir şey istemiyorsun, hep başkaları için diyorsa,… anlatılan başka şey olabilir,

4.Olmaz olmaz
Senin sevdiğin her şeyden nefret ediyorum.. Hayranı olduğun her şeyden sıkılıyorum.
O davalarından, dilekçelerinden, yazılarından, şiirlerinden sıkılıyorum.
Problem çözmen, sorunlara çözüm bulman, araştırma yapmandan nefret ediyorum…..
Sen gerilim yapıyorsun…
Ben bu işi sevmiyorum…işin özü bu…
Sevmemek, sevene kızmak, mutlu olamayıp mutlu olana kızmak… gizli mi açık mı bilinmez ama… depresyon işte… Demek ki, sarılıp öpmek, sevişmek de nefretten payını alıyor.
Karşı tarafa yöneltilen iç çatışma gibi görünüyor… aşk iki kişilik ya…. Eşinin mutluluğundan nefret etmek, kendisi mutlu olamamak…
Sorun psikolojik mi… organik mi… Organik kökenli psikolojik bir sorun…
Çözümü var mı… var…tedaviyi istemek ve doğru hamle…
Sevmeyi ve güvenmeyi öğrenmek…
Jinekologdan başlayıp, üroloji ve psikiatri ile yola devam… psikologla da söyleşi yap…

Üstte değişik tarihlere yazılı iki yazı var. Biri istihbarata karşı koymak, ikincisi olmaz olmaz… Tarihler önemli, aynı zamanda değil en azından.

Üçüncü yazıyı da eklemeli ve psikolojik travmayı yazmalıydım. O yazı en başta var zaten.
Dördüncü yazı da MS ile ilgili yazdığım tüm yazılar. Özet olarak sevgili dostum diye başlayan yazı. Bu yazıyı ilk yazının yerine koyalım.


5.Sinyal bozucu

Selam… bu kadar olur… gülünür mü ağlanır mı bilinmez… Sinyal bozucunun seni allak bullak etmesindeki mantığı görüyorsun… selam sana sıçrama rekortmeni pire, film yıldızı köpek balığı.. diren yemiş iki kulak… eşek yani. Fillerin eğitilmesini unutma. Ha pire ha fil….
Yük taşıyan, yük çeken öküze kötü davranılınca, el kol hareketinizden irkiliyor. Korkuyor. Pavlov Amcanın şartlı refleksi belki. Şiddete uğrayacağını sanıyor. Sanmaktan öte, biliyor.

Olsa da öyle, olmasa da… eziyet öncesi bağırılıyor… bağırmadan korkmayı öğreniyor, çünkü sonrasını biliyor. Bağırarak komut verme ile kibar kibar verilen komut arasındaki ilgi konusunda bir yazı okumuştun. Kaynak veremiyorsun. Unuttun. Zamanında not almaya gerek duymamıştın.
Söz ile uyarmanın, uzaktan sinyal ile durumu idare etmenin ilkel örneği belki.
Sinyal bozucu, nasıl sinyal bozuyor… satrançtaki gibi , sonraki adımları takip ediyorsun. Yapılacak hamleleri biliyorsun.
İnsanın, diğer kobaylardan farkı bu belki. Ya da bu ayrıntıyı bilemiyoruz. Yeterli deney ve gözlem yok. Yeterli bilgi birikimi var mı… bilemiyoruz.
Virüsler yenileniyor veya mikroplar bağışıklık kazanıyor… alın size öğrenme. Vücut mikroplarla savaşı öğreniyor… yani aşı vurulmak gibi. Alın size öğrenmek.
Psikolojik rahatsızlıkla bağlantı görüyoruz. Engellenmeyi, saldırıyı ve savunmayı görüyoruz.
Sinyal bozucu, duygu sömürüsü cenahından saldırıyor. Sonraki tüm ilişkileri etkiliyor. Kendi çapında kontrol altına alıyor.
Sinyal bozucu kendi arızası nedeniyle düzenli olarak, yanlış sinyal veriyor. Yanlış sinyali doğru okumaya çalışıyorsun. Hastalık burada ortaya çıkıyor.
Saldırı olmadığı halde kırmızı alarm sinyali almak, sisteminiz i bozuyor.
Çözüm var mı, var.İki yönlü var. Sinyal bozucu bakıma girecek.
İkinci olarak da bakım olsa da olmasa da, sen koruma tedbirlerini alacaksın.
19 Mart 2015 Perşembe


6.İnançlarımız ve Sağlık
Sağlık sorunlarını nasıl görürüz… Konu bir sağlık sorunu ise, şu veya bu mantık şu veya bu açıdan bakarak çözüm aranmaz. Gerçeğe nasıl ulaşılacaksa öyle…
Uzun zamandır MS ye taktım…Daha doğrusu o bana taktı.
Şu anda tekerlekli sandalye aşamasında yaşam devam ediyor. Bana öyle geliyor ki bu rahatsızlık nörolojik değil, psikolojik. Peki çözümü psikiatri mi bulacak…. Komik olan aşama burası… Rahatsızlık nerde ise o branşın doktoru ve psikiatrist…
Çoğu MS vakalarının arkasında, cinsel sorunları göreceğiz…. E tabi şaşırıp kalacağız….
Bilirkişi raporunda, bu dava falan yerde görüldü… kesin hüküm var diyor… Bu bir hukuk davası… Değil arkadaş değil, o başka şey bu başka…. Sana böyle bir şey sorulmadı ki…
Şekersiz çay olayı, çözümün ilk adımı… Şeker poşeti ile bir süre mücadele ettikten sonra, aslında çaya şeker koymadığım aklıma geliyor… olur mu…. Oldu bile. Öğrenilmiş engelin (çaresizliğin) bir görünümü…
Eğer, MS denilen şey gerçekten depresyon ise, pek çok değişik rahatsızlığın suç ortağı veya kışkırtıcısı olabilir… Gerçekten bozuk moral, pek çok rahatsızlığın gereksiz yere ağır seyretmesi olabileceği gibi, iyileşme sürecini her türlü zora sokabilir.
Basit rahatsızlıklar ciddi görünümlü bir hal alabilir.
Bunun psikolojik bir rahatsızlık olduğunu söylerken, tekerlekli sandalye ve üçüncü sınıf bir yaşama rıza göstermek, açıklanması zor bir durum… Konu sakinleştirici ilaç kadar basit değil… Kökteki basit olabilecek sorunu çözmek gerek…
Negatif etki olur mu…. Ne demişti doktor arkadaş, öleceğine inanan bir hastayı yaşatmanız çok zor…
Buradan Einstein’e geliyoruz… İnsanı dik tutan, kemik ve kas sistemi değil, inançlarıdır… Adam hasta olmayı kafaya koymuşsa, yapacak fazla bir şey yok… Ölmeyi kafaya koymuşsa…engellemek zor…
Depresyon, olaylara bakışınızı yönlendirir…
İyileşmeyeceğine inanan depresyonlu ne yapar…Dik durmakta zorlanır… Her gün daha kötüye gideceğine inanmak, maça 3-0 yenik başlamak gibi bir şey… yenilgiyi peşin olarak kabul etmek…
Böyle gelmiş böyle gider diye inanan, kendi inancının kölesi olur…
Cinsel sorunlar depresyona neden olabilir demiştik… Peki kanserde ne olur… Cinsel sorunlar kanseri azdırır.. Kanser nedeniyle öleceğine inanan insan, belki de sırf bu yanlış inanç, bu saplantı yüzünden ölür…
Gerçekte insan vücudu ciddi bir kaledir… Mikroplara karşı, virüslere karşı, kanserli hücrelere karşı ciddi bir savunma yapar… Bu savaşta hep kazanan taraf olur…
Savaşı kazandığı halde, yenileceğine inanan, inancına yenilir… Ahmak politikacı böyledir… Hep kendini kullananların gücüne inanır… Kendisini kullananlar ile çatışamaz… Bir günah keçisi bulur ve ona saldırır… Sahip olduğu gücü anlayamaz… Varsa yoksa sahip… ilaç ne yapsın…13 Nisan 2014 Pazar

7.Öğrenilmiş çaresizlik ve genel sağlık sorunları
Öğrenilmiş çaresizlik ile depresyon aynı şeyi mi anlatır…bunda uzlaşalım…
Engellemenin, engellenen davranış yani pirenin sıçramasının engellenmesi, köpek balığının diğer balıkları yemesinin önlenmesi, fil yavrusunun hareketi engellenerek eğitilmesi…gibi, engellenen insanda, engellenen davranış dışında, başka davranışlara da etki eder mi…
Sınav ve not tehdidi, sınıfta bırakma ve okuldan atma tehdidi, depresyon nedeni olur mu…
Böyle bir baskı, sinirlilik, denge kaybı, konsantrasyon bozukluğu , toplumsal ilişkilerin bozulması, güvensizlik gibi sonuçlara neden olur mu…
Herkese ve her şeye kuşku ile bakmak, kendini kalabalıklar içinde yalnız hissetme sonucunda etkili olur mu…
Sorunun yanıtı tartışmaya açık….
Öğrenilmiş çaresizlik veya aynı anlamda depresyon, diğer hastalıklara ne gibi etkide bulunur..
Örneğin cinsel sorunların kanser üzerinde etkisi olur mu… Orgazm olamayan ve bu nedenle serotonin hormonu oluşumu baskılanan , morali bozuk ve güvensiz, kendini yaşam karşısında kürek mahkumu gibi hisseden, kişinin, kanser ile mücadelesi nasıl olur…
Engellenme ve sonuç itibarı ile güvensizlik, kanser tedavisini olumsuz etkiler mi… İnsan vücudu güçlü bir savunma sistemine sahiptir. Savunma sisteminin kırılması, yerli işbirlikçiler ile mümkün olabilir. Öğrenilmiş çaresizlik yerli işbirlikçi olarak karşımıza çıkar.
Demek ki, değişik hastalık mikropları ve virüslerine karşı güçlü bir savunma sistemimiz var.
Öğrenilmiş çaresizlik ya da diğer adı ile depresyon, yerli işbirlikçi olarak vücut direncini kıracak, kendini savunamaz hale getirecektir.
Aslında tedavisi son derece kolay olan bir cinsel sorunun, kanser üzerinde, yerli işbirlikçi olarak yıkıma yardımcı olabileceğini düşünmek abartılı olmaz.
Peki MS nerde duruyor… bana göre MS depresyonun kendisidir… yani yerli işbirlikçi...
O zaman, MS li bir hasta olarak, hastalıklara karşı savunma sistemimin, yerli işbirlikçi olan depresyon tarafından (MS tarafından) baskılandığını düşünebilirim.
Basit bir nezle olayı, basit bir grip olayı, basit bir enfeksiyon olayı, ciddi bir seyir izleyebilir. Basit bir cinsel sorunun, değişik engellemelerin, pek çok kişinin ciddiye bile almayacağı engellemelerin, basit sorunları, ciddi sorunlar olarak karşımıza çıkarabileceği sizi şaşırtmasın.
Peki çözüm var mı… yukarıda değinmiştim… kolayca çözümlenebilecek sorunları öncelikle çözelim… Kolay sorularda yanlış yapmamak bir sınav tekniğidir… İnsan vücudu kendini savunacak güçlü bir savunma sistemine sahiptir. Bizim görevimiz yerli işbirlikçileri engellemek…


8.Bardağı taşıran son damla
Hep kendinden söz etmek, klasik hasta psikolojisi mi… başka bir şey yokmuş gibi…
Toplumsal bir sorunun, genel sağlık sorununun çözümü, güzel olur. Bu sorun sizin sorununuzla çakışıyor ise, kendini deneyde kullanılan pire veya köpekbalığı ile ortak davranan bir kobay gibi düşünürsen, bunun açıklaması zor.
Daha karmaşık bir canlının, daha akıllı ve zeki bir canlının davranışını açıklamak daha zor.
Kobayların deney ve engele şartlanma süreleri ile insanı kıyaslamak çok daha karmaşık. Bazı öyküleri anlatmak zor ve saçma gelebilir.
Geleceği görme yeteneği olan, satrançta hangi taşların oynanacağını hesaplayan adam, bir pire vs ile karşılaştırılamaz. İnce noktalardan biri bu ayrıntı… Zeka düzeyinin öğrenilmiş çaresizlikle ilgisi böyle açıklanabilir.
Bir emrin ikinci defa tekrarlanması disiplinsizlik örneğidir diyen komutan, bir defada anla ve konuya yoğunlaş diyor… sıçramasının bir defa engellenmesi, cam engele bir defa çarpmak köpekbalığı için öğretici olmayabilir.
Pavlov’un şartlı refleksi kaç denemenin sonucu olabilir.
Kanserli bir hasta, olumlu veya olumsuz kaç senaryo yazar…
Buna inanır
MS li hasta neye inanır… bu inanç ile hastalığının seyri etkilenir mi…
Hastanın, hastalığının ilerleyeceğine, ancak bu ilerlemenin biraz yavaşlatılabileceğine inanması, yanlış seçenektir ve olumsuz sonuca yönlendirir.
Bu hastalığın aslında depresyonun bir görüntüsü olduğu ve kök sorun çözüldükte düzeleceğine inanmak, zor ama gerçek.
Kök sorun, basit veya kolayca çözülecek bir sorunu olabilir. MS tedavisi amacıyla kullanılan ilaçların hiçbir olumlu etkisi olmayabilir. Doğal iyileşme sürecini ilaca bağlama hatası ile sık karşılaşılır.
Tekerlekli sandalyedeyim… bu durumun psikolojik kökenli olduğuna inanıyorum… Olayı bir nedene bağlamak yanıltıcı olabılır. O bulduğunu sandığın bardağı taşıran son damla olabilir. Yaşam şartlarını , kişiliğini zekanı yoklaman gerekebiilr ki gençliğinde seni etkileyen damla şimdi sıradan ve hatta komik gelebilir.
Kritik çizgi şuydu… görünen rahatsızlığın nedeni psikolojik olabilir mi…
Evet, olabilir. Sen bardağı taşıran damla ile yüzgöz ol.
Yürüme çalışmalarına başlaman gerek…sen bile şaşırabilirsin.
07 Şubat 2015 Cumartesi

9.MS ye farklı bir bakış
Doğanın bir parçası olan insan, fizik dünyanın da bir parçasıdır; kaçınılmaz olarak. Ancak fazlası da vardır… tüm canlılık davranışlarına da sahiptir. Diğer canlılardan farklı olarak, psikolojik bir dünyası vardır.
Korku tüm canlıların savunma refleksidir
Şartlı refleks akıllı hayvanlara özgü gibi görünür.
Öğrenilmiş engel, veya çaresizlik süreci, öğrenme ile ilgilidir.
Akıllı canlı olmak yeterli…
Tavuklara yaklaşınca, bir horozun saldırısına uğrayacağını bilen horoz, açık davranışlardan kaçınacaktır. İki baskı altındadır bu horoz… Doğal yapısı gereği, tavuklara yaklaşmak istemektedir. Yaklaşma girişimi olursa, diğer horozun saldırısına uğrayacaktır.
Bu durumu önlemek için, ilacın faydası olur mu . Saldırıya uğrayan horoza cesaret ve kendini savunma sı için doping verilebilir mi, bilemeyeceğim. Cinsel gücü de düşürülebilir kimyasal yoldan. Onu da bilemeyeceğim.

Bir diğer seçenek cinselliği baskılamak… ya testisleri alınacak yada cinsel isteği engellenecek… Nasıl olacağını ilgililer düşünsün…

Bunu boğalarda gözlemledik. Dişiler, testisleri alınmış boğalara yüz vermiyor. Bunun bir anlamı da yok… Önceden güçlü erkeğe yaklaşan dişi, cinsel gücünü kaybettikten sonra, fizik olarak daha zayıf ancak cinsel yönüyle güçlü olan boğaya yanaşıyor.

Doğanın kuralı… canlılığı devam ettirmek üzerine kurulu…

MS nin görülme sıklığı, cinsel olarak güçlü olunan yaş dönemine denk geliyor olabilir mi..

Güçlü olmak ve engellenmek… cinsel yaşamın bir şekilde çekilmez hale gelmesi, Horoz saldırısı beklemiyoruz doğal olarak… Kaynağı ne olursa olsun, cinsel sorunlar, engel görevi yapaabilir. Kadın doğum uzmanı, üroloji uzmanı, psikiatrist ve psikolog.ı… Buyrun buradan yakın…

Hay Allah… ilaç tavsiyesi yok….ot tavsiyesi, çöp tavsiyesi yok…

İlk defa milli maça çıkacak delikanlıyı ı düşünün… Kadın veya erkek olması fark eder mi… sanmam. … istatistikler ne diyor… yüksek öğrenim görmüş, çoğunlukla kadınlarda, 20-45 yaş arasında görülür…
MS ve depresyon istatistikleri çakışıyor…

10.Gerginlik (öğrenilmiş çaresizlik)
Engelli olmam nedeniyle, vergi dairesine başvurdum ve vergi indiriminden yararlanmak istediğimi belirttim.

Vergi indiriminden yararlanabilmek, engellilere emekli olmakta bazı avantajlar sağlamaktadır. Engelliliğin % 40, % 60 ve % 80 ve üzeri olmasının süre açısından tanıdığı kolaylıklar var.

Bu ayrıntı üzerinde durmayacağım...

Hastaneden, verilen heyet raporu %90 işgücü kaybı... Raporu alıp vergi dairesine verdim. Raporun, onay alınmak üzere Ankara’ya gönderileceğini belirttiler...

Sanki Ankara’ya giden rapor için bir aracı bulmam, torpil aramam gerektiği gibi garip bir gerginlik hissettim.

Herhangi bir torpil veya ayrıcalık isteğine gerek yok... böyle bir istekte hiçbir zaman ve hiçbir yerde bulunmadım... kendi kendime “böyle bir şeyi düşünemezsin” dedim....kişi olarak böyle bir istemim olmayacağı gibi, bir avukatın böyle saçma bir düşünceye nasıl kapılacağını düşündüm.

Somut olayda, % 40 işgücü kaybı benim açımdan emeklilik demekti... % 90 işgücü kaybı, % 95 olarak düzeltilerek geri geldi...

Düşünülmesi gereken... torpil veya ayrıcalık isteği öğrenilmiş çaresizlik olarak düşünülebilir....
Nasıl davranmak ve ne yapmak gerektiği konusunda, bilinçli, bilinçaltı karmaşalar yaşanabilir... yaşanıyor...


11.Beynimizin oyunlarından biri MS
Beynimizin oyunlarından biri MS… Basit bilmece ve bulmaca nasıl kolayca çözülmez… aslında zor ve karmaşık değil belki de… karşında seninle oynayan MSS var… beyniniz sizinle oynuyor…

Aşkını da, gelmişini de, geçmişini de, işini, gücünü aynı kutuya koy.
Eyleme dönüşen bir çok bilmeceyi gel açıkla. Belki de MS denilen şey, günah keçisi. Bu tanım tamamen yerli. Gelişmiş ülkelerin elinde böyle bir keçi cinsi yok.

MS denilen oyun, yerli değil…Gelişmiş, gelişmemiş bir çok ülkede var. Günah keçisi tanımı bize ait.

Bu yazı dahi bilmece gibi… Olsun… Yaşam garip sürprizlerle doludur…ve bunlar tuzu biberi olur beklentilerimizin… yarın ne olacağını bilemeyiz ama mutlaka bir şeyler olacaktır… Ne demiş şair… güzel günler göreceğiz çocuklar… 30 Ağustos 2014 Cumartesi
    

12. Öğretilmiş çaresizlik
Teorinin aslı öğrenilmiş çaresizlik. Burada çaresizliği öğrenenden çok, sen çaresizsin, bu yolu ancak ve ancak şunlar, bunlar ve onlar bilir sananların gerçeküstü hayalleri vardır.
İlk manyetik görüntülemede, MS aranıyordu ama, kronik sinüzit de tespit edildi.
Klimanın karşısında serseme dönmenin ipucu… Yok sen MS sin.
Sinüzit ne olacak.
O bizim işimiz değil, MS kadar önemli de değil.
Bacaklardaki ve diğer kaslardaki kasılmanın, sertliğin MS değil bir çeviri hatası olduğunu öğrendim doktorumdan. Bugüne kadar kullandığım kas gevşeticiler aslında olaya uygun değil. Hatta zararını da gördük.
Kadın doğum veya üroloji, sizin sorununuz MS ise biz karışamayız diyor ve topu taca atıyor.
Öğretilmiş çaresizlik bu işte.
Bir bahane var ya… topu taca atmaya devam.
MS nin cinsel yaşam üzerinde olumsuz etkilerini ileri süren arkadaşlar, cinsel yaşamın MS nin sebeplerinden biri olabileceği gerçeğini düşünmüyor.
Halep ordaysa arşın burada da… olan hastaya oluyor
11 Ağustos 2015 Salı

Bana göre şımarık veya nazlı olan çocukların, benimle aynı yaşta oldukLarını düşünmek ve benim o zaman daha ilkokula başlamamış olmam şimdi ise 50 yaşımı geçmiş olmam azıcık gülümsetiyor. Hey çocuklar, papucu yarım, çık dışarı oynayalım.
Şiirlerin yolu unutmamak için atılan pirinç taneleri veya her ne ise olduğunu düşünmek de sizi gülümsetebilir.
Yıllar önce özel gizleme ve gizlenme yöntemi olarak uyguladığını düşünmek de, bir başka gülümseme nedeni.
O kadar çok gülümseme üstüne depresyon ne ki.
Zihin kaydı demiştin ya…olumlu veya olumsuz kayıt.
Olumsuz kayıtlar siliniyor mu. Sen öyle san. Karşına güvensizlik, engellenme ve çatışma olarak, çıkıyor. Bu yazıda da topu taca atma gayreti var.
Olumsuz mesajların silinmememsi, sürekli karşına çıkması, yazılımın yenilenmesi ile ilgili olabilir. Hastalık olarak karşına çıkarsa, sakın şaşırma.14 Ağustos 2015 Cuma

13. MS sarmalı
Bu kuşku ile askere git… Geleceğin sakat kalma riski öngörülmesi üzerine hesap yap. Nişanlı olduğum arkadaşına, hakim olma seçeneğini kullan diye, üstü kapalı ve açık mesaj gönder.
Gelecek riskli görünüyor ama duygu sömürüsü yok. Bunu kendine sakla.
Bu arada asker arkadaşınla buluş. Ona her iki durumdan da söz etme. Nişandan da MS den de. Zaman en iyi ilaç diye gülümse.
İki arada kalmak böyle bir şey. İki güzel arasında…
Susmanın olumlu olacağı düşüncesi ile, en az zararla maçı bitirmek gibi bir süreç.
Sonuç çok çok sevdiğin arkadaşına, susarak yalan söylemiş oldun.
Nişanlına açıkça kendi ayakların üstüne durman lazım diye söyleyemedin.
Sonuçta iki gol yemiş kadar oldun.
Kime ne açıklarsın ki.
Ya da gerek var mı bu açıklamaya.
Susmak bir savunma yolu. Sustukça batıyorsun. Korumak istedin, yalancı oldun.
Ben şimdi bu hastalığın nasıl canına okumam.
Bugün vardığın sonuç, hastalık sanal. Öyle sanmışım. Öyle söylemişler.
Öğrenilmiş çaresizlik, depresyon yani.
Kendini hasta ve sakat kalacak sanma çaresizliği.
Garip bir öykü. Ama gerçek.
El netice, kendine anlatırken bile gülümsüyorsun.
11 Ağustos 2015 Salı

14.Travmanın babişkosu
Negatif bir insan 7 gün 24 saat, radyasyon yayabilir. Bildiğimiz radyasyon değil ama aynı etkiyi yapar İlk zaman az hissedilse de zamanla hoşaf olma nedeni olabilir. MS dir, alzaymırdır, bunamadır, alkol, sigara bağımlılığı, dolaylı olarak damar, böbrek, vs rahatsızlıkları, kanser vs rahatsızlıkları hep aynı babanın çocukları. Akıntıdan kurtulan, karaya çıkmalı. Sorun, tahribatlara, organ kaybına, güçsüzlüğüne neden olabilir. Ölmüşlerine kavuşmayanın şanslı olduğu düşünülebilir. Ölmez belki ama sürünür. Gardını alıp, dövüşmen ve evine dönmen gerek.01 Nisan 2016 Cuma

15.NEREDE KALMIŞTIK
Nerde kalmıştık. Engellenme. Kişisel psikoloji, engellemenin ağırlığında etkili. Hassas kişiler , kendini başkasının yerine koymada aşırıya kaçanlar, bu arada engelin sürekliliği, sonuç üzerinde etkili.
Baskıya direnmekte, insanın gücü sınırsız değildir. Bir noktada havlu atılır.
Sanırım çoğu psikolojik kökenli rahatsızlıkların arkasındaki gerçek.
Çözüm engelin kalkması. Yeterli değil tabi. Gerekli sağlık desteği alınmalı.
04 Nisan 2016 Pazartesi





Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın ruhbilim kümesinde bulunan diğer yazıları...
Doğa Düzeni ve İnsan
Kendini Başkasının Yerine Koymak
Kaygı ve Zihin Kaydı
Başkasına Kocasını Dövdüren Kadın
Artık Yapacak Bir Şeyi Kalmadığı İnancı
Kanser ve Psikolojik Rahatsızlıklar
Bardağı Taşıran Damla
Alış Veriş Hastalığı
Ben Neyim
Söyleşi

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Neymiş Biliyor Musun
Türkiye ve Komşuluk
Başkanlık Sistemi
Madem ki Biliyorsun, Neden Öğretmiyorsun
Seçim Barajı
Özelleştirme Neden Yapılır
Atatürk ve Türkiye
Ülkemizi ve Kentimizi Seviyoruz…
1982 Anayasası ve Tutukluluğun Devamı Kararı
Çok Partili Yaşam

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
1001 Gece Masalları [Şiir]
Kuklacı Amca [Şiir]
Bilim Tarihi [Şiir]
Biraz Daha Fazlası [Şiir]
Odabaş Tüm Şiirler [Şiir]
Sevgili Ortak [Şiir]
Biliyorum [Şiir]
Güneş"in Oğlu [Şiir]
Konsolos Teyze [Şiir]
Odabaş Tüm Şiirler 2 [Şiir]


Ahmet Odabaş kimdir?

1963 Çarşamba/Samsun doğumluyum. Serbest avukat olarak çalışıyorum. (İzmir'de)

Etkilendiği Yazarlar:
Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal, Hayyam, O Veli, Aziz Nesin,


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Ahmet Odabaş, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.