..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Gerçek sanat, gizlenmesini bilen sanattır. -Anatole France
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Yazarlar ve Yapıtlar > M.NİHAT MALKOÇ




4 Haziran 2018
Tanıkların Gözüyle Ümmet Coğrafyası  
M.NİHAT MALKOÇ
İslâm ülkelerinin ve İslâm topluluklarının çektiği sıkıntılar her dönemin meselesi olmuştur. Bu coğrafyaya güneş bir türlü doğmamıştır. Fakat son yıllarda bu sıkıntıların derecesi daha da artmıştır. Artan sıkıntılar Müslümanların hareket alanını iyice daraltmıştır.


:ABF:
M. NİHAT MALKOÇ

     İslâm ülkelerinin ve İslâm topluluklarının çektiği sıkıntılar her dönemin meselesi olmuştur. Bu coğrafyaya güneş bir türlü doğmamıştır. Fakat son yıllarda bu sıkıntıların derecesi daha da artmıştır. Artan sıkıntılar Müslümanların hareket alanını iyice daraltmıştır.

     Batı dünyası, ABD ve onların izinden giden ülkeler dün olduğu gibi bugün de Müslümanlara dünyayı zindan etmişlerdir. Öyle ki bu Haçlı zihniyetine mensup olanlar Müslüman ülkelerin aralarındaki bağları koparmışlar, onları mezheplere ve kabilelere bölmüşlerdir. Neticede ümmet kardeşliği paydasında birleşmesi gereken Müslümanlar bu çizgiden saparak kavimciliğe yönelmişlerdir. Bencil bir bakış açısıyla İslâm kardeşliğinin yerini kavim sevgisi almıştır. Bu da kendi kavminden olmayan Müslümanları dışlamayı beraberinde getirmiştir. Tabir caizse önce zihinler, daha sonra da topraklar işgal edilmiştir. Zihinlerin işgali İslâm ülkelerinin işgalini hem kolaylaştırmış hem de hızlandırmıştır.

     Batı menşeli ülkeler ve onlarla aynı çizgide olan ABD, Müslüman ülkelerin topraklarını işgal etmişlerdir. Ellerinde kalan toprakların sınırlarını da adeta cetvelle çizmişlerdir. İslâm kardeşliğinin ihyasını engellemek gayesiyle yapay kimlikler icat edip Müslüman ülkeleri ulus devletlere ayırmışlardır. Her biri için de sahte kahramanlarla dolu uyduruk tarihler yazdırmışlardır. O devletlerin başlarına da özünden uzaklaşmış kişileri yönetici yapmışlar, böylece onları sömürüye hazır hâle getirmişlerdir. Emperyalistler belki zamanla İslâm topraklarından çekilmişler; ama çekilirken arkalarında yerli işbirlikçilerini bırakmışlardır. Bu da çirkin işgalin aslında bir şekilde devamını sağlamıştır. Yani uyanık emperyalistler ateşi elleriyle tutmak yerine maşayla tutmayı tercih etmişlerdir.

     Ümmetin dertleriyle dertlenmeyi Müslümanlığın gereği kabul eden gazeteci yazar Adem Özköse gerçek bir Müslüman duyarlılığıyla İslâm coğrafyasını adım adım dolaşmış, orada yaşayan Müslüman toplulukların çektiği sıkıntıları "İslâm Coğrafyası" adlı eserinde dile getirmiştir. 248 sayfadan meydana gelen söz konusu kitap Pınar Yayınları arasında okurla buluşturulmuştur. Kitabın kapağında ümmetin yoğun olarak yaşadığı coğrafyanın haritası yeşil bir zeminle gösterilmiş, tarih boyunca ses getirmiş İslâm öncülerinin adları kapakta verilmiştir. Yani kapağa baktığımızda muhtevayla ilgili birçok şeyi tahmin edebiliyoruz.

     Duyarlı bir gazeteci olan Adem Özköse, Ümmet Coğrafyası'nda bizzat gidip gezdiği ve gördüğü İslâm topluluklarını gözümüzün önüne getiriyor. Kitabın başında yazarın hayatı anlatılıyor. Kitap Yetkin Özcan'a ithaf edilmiş. Kitabın devamında "İçindekiler" bölümü yer alıyor. "Önsöz" de İslâm dünyasının dünü, bugünü ve yarınına dair çok değerli bilgiler var. Kitabın arka kapağında eserin muhtevasıyla ilgili şu bilgilere yer veriliyor:

     "Ümmet Coğrafyası kitabı, farklı ülkelere yapılan seyahatler esnasında gerçekleştirilen birbirinden önemli görüşmelerin bir araya getirilmesiyle oluştu. Kitapta Filistin’den Fas’a, Moro’dan Suriye’ye, Libya’dan Makedonya’ya, Kosova’dan Suud’a, Tunus’dan Yemen’e, İran’dan Patani’ye, Nepal’den Malezya’ya, Cezayir’den Pakistan’a, Latin Amerika’dan Arakan’a kadar uzanan güzergâhta nelerin olup bittiği, Müslümanların neler yaşadıkları, tecrübeleri, hangi imkân ve zaaflara sahip oldukları, Müslüman toplulukların umutları, beklentileri, gelecek perspektifleri, Türkiye’ye nasıl baktıkları konu ediliyor. Kitap bu yönüyle ümmetten haberler getiren bir çalışma olma özelliği taşıyor. Kitabın amaçlarından bir diğeri de Arap isyanlarıyla başlayan süreçle ilgili okuyucuya bizzat kaynağından, bu sürecin önemli aktörlerinden doğru bilgiler aktarmak. İslâm dünyasının nerelerden geldiğini, hangi acıları çektiğini, hangi bedelleri ödediğini hatırlatarak içinden geçtiğimiz günlerin daha da iyi anlaşılmasını sağlamak. Hasan el Benna, Seyyid Kutup, Erbakan Hoca, Şeyh Ahmet Yasin, Malcom X, Rantisi, Abdulhamid Han, Ömer Muhtar, Ali Şeriati, Aliya İzzetbegoviç ve Mevdudi’den arda kalan düşünsel ve mücadele mirasının izleri de kitabın bir başka konusu."

     Ümmet Coğrafyası kitabında anlatılanlar kurgudan ibaret değil, aksine hakikatin ta kendisi. Tanıkların beyanlarını okuduğunuzda sanki o elim hadiseleri sizler de yaşamış gibi oluyorsunuz. Yaşananların beyanı olan ifadeler karşısında tüyleriniz diken diken oluyor. Satırlarda gezinirken gözleriniz yaşarıyor; "Bu kadar da olur mu?" diyorsunuz. Bunun yanında birçok hakikati de birinci kişilerin ağzından duyarak bilinçleniyorsunuz.

     Ümmet Coğrafyası kitabında anlatılanlar sohbet kıvamında... Fakat anlatılanların içeriği insanın kanını donduracak cinsten. Bunları okuyunca "eşref-i mahlûkat olan insanın iman cevherinden yoksun kalınca nasıl da esfele sâfilîn seviyes(izliğ)ine düştüğünü hayretle görüyorsunuz. Bu esnada "İman, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder" sözü dökülüyor dudaklarınızdan. Akabinde de Müslüman bir coğrafyada Müslüman bir anne babadan doğduğunuza şükrediyorsunuz. Haçlı zihniyetinin çirkefliğine şahit oluyorsunuz. Bu noktada kitabın ilk mülâkatında adı Ebu Garip Cezaevi'yle özdeşleşen Hacı Ali Kaysi'nin şu sözleri beyninizi zonklatıyor: "İşgalden önce Şiilerle Sünniler arasında herhangi bir ayrışma yoktu. Şiiler Sünnilerden, Sünniler Şiilerden kız alıp veriyorlar, birbirimize her konuda yardımcı oluyorduk. Hepimiz Şii veya Sünni değil; Iraklı ve Müslüman’dık. Fakat ABD uyguladığı sinsi politikalarla Şiileri Sünni düşmanı, Sünnileri de Şii düşmanı yaptı.”

     Ümmet Coğrafyası kitabının ikinci mülâkatında Gazze'de şehit edilen Şeyh Ahmet Yasin'in ardından Hamas'ın başına geçen ve 2004'te İsrail savaş uçaklarından atılan bombalarla şehit edilen Dr. Abdülaziz Rantisi'yi, oğlu Ahmet Rantisi'nin gözünden öğreniyoruz. Oğul Rantisi şehadet mertebesine erişen babasını şöyle anlatıyor:

     “Şehit babam Dr. Rantisi toplam on seneden fazla cezaevinde kaldı. Aslında babamın cezaevi hayatı daha da uzayacaktı. Fakat Gazzeliler bunu engellediler. Filistin özerk yönetimine bağlı askerler babamı tekrar tutuklamak için eve geldiler. Arafat’a bağlı iki yüzden fazla asker evimizin etrafını sardı ve babamın dışarı çıkmasını istediler. Babam askerlere, ‘Asla evden çıkıp size teslim olmayacağım. Bu evden ancak tabutum çıkar’ dedi. Askerler evimizin kapısını kırmak için hamlede bulundukları an Gazze’deki mescidlerden tekbirler eşliğinde, ‘Dr. Rantisi’nin evi askerler tarafından sarıldı. Ey Müslümanlar, kardeşiniz Rantisi’yi koruyun’ şeklinde çağrılar yapılmaya başlandı, Binlerce Gazzeli evimize girmeye çalışan askerlerin etrafında toplandı. Arafat’a bağlı askerler kısa bir zaman sonra daha da kalabalık bir şekilde geri döndüler. Fakat babamı seven Gazzelilerin dik ve kararlı duruşları nedeniyle askerler evimize yaklaşmaya cesaret edemedi. O gün binlerce insan sabah namazına kadar babamı korumak için evimizin önünden ayrılmadı. Babamın tutuklanmasını engellemek için oluşturulan kalabalığın en önünde yoksul Gazzeliler vardı. Babam bu yoksul insanlara yıllarca sevgi ve nezaketle yaklaşmış, onların yardımına koşmuştu.”

     Gazeteci Adem Özköse İslâm davasını sırtlamış kişilerle yaptığı röportajlardan oluşan "Ümmet Coğrafyası" kitabında, ne acıdır ki gündemimizde önemli bir yer teşkil etmeyen, İslâm ümmetinden yürek yaralayıcı haberler getiriyor bize. Bu söyleşilerde anlatılanlar bu ümmetin bir ferdi olan bizleri fazlasıyla rahatsız ediyor. Onların onca rahatsızlıklara muhatap olduğu yerde bizim de, şayet vicdanımız körelmediyse, rahatsız olmamız gayet tabiidir. Birçok zulüm ve işkencenin anlatıldığı satırlarda gözyaşı dökmüyorsak insanlığımızı yitirmişiz demektir. Kalplerimiz taşlaşmamışsa bu anlatılanlar karşısında duyarsız kalamayız.

     Kitapta anlatılanlar da şunu gösteriyor ki İslâm ümmeti bugün ne yazık ki başsızdır. Osmanlı Devleti tarih sahnesinden çekileli beri ümmet yetim ve öksüzdür. Bunu bu coğrafyanın mazlumları, kendileriyle yapılan söyleşilerde de açık açık itiraf ediyorlar.

     Ümmet Coğrafyası kitabında anlatılanlar ümmetin hâlâ tek umudunun Osmanlı'nın devamı olan Türkiye olduğunu gösteriyor. Zaten Haçlı saldırılarının asıl sebebi de budur.

     Adem Özköse tarafından yazılan "Ümmet Coğrafyası" adlı bu kıymetli kitabı okuduğumuzda İslâm ümmetinin çektiği sıkıntılar karşısında hüzünlere gark oluyoruz. İslâm dünyasının içinde bulunduğu sıkıntıları birinci şahısların gözünden öğrenmek isteyenlerin Adem Özköse'nin kaleme aldığı Ümmet Coğrafyası'nı mutlaka okumaları gerekir.

.Eleştiriler & Yorumlar

:: Teşekkürler
Gönderen: Mehmet Aluç / , Türkiye
5 Haziran 2018
Kardeşim bu gayret ve çaba ile yapmış olduğunuz eserinizi zevkle okudum,gerçekten çok güzel olmuş,kitabı en kısa zamanda alıp okumak gerekir diye düşünüyorum,katkılarınızdan dolayı teşekkürler ediyorum,selamlarımla.




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yazarlar ve yapıtlar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Cemil Meriç"in Akıl Defteri
Gerçek Hayaller Dükkânı
Zigana'nın Gür Sesi: Herfene Dergisi
"Güneşli Bayır" ve Serkan Türk
M. Nihat Malkoç"a Malatya"dan 6 Çeyrek Altın…
Çanakkale Zaferi’nin 100. Yılında Birincilikle Taçlandırılan Skandal Bir Çanakkale Şiiri
Trabzon Liseli Simalar ve Trabzon Lisesi'nden Hatıralar
Yusuf Ziya Ortaç'ın Nüktedanlığı
Tokat"tan Gür Bir Ses: Kümbet Dergisi
Hoşgörünün Kanatları Yahut Mevlâna

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Tevfik Serdar Anadolu Lisesi"nin Semender Dergisi
Hocaların Hocası: Ahmet Hilmi İmamoğlu
Trabzon"un İkinci Özel Hastanesi: İmperial
Köprübaşı - Beşköy Dostluğu ve Kardeşliği
Mersin Yenice 4. Barış ve Kültür Festivali
M. Nihat Malkoç Kerbela Şiir Yarışmasında Türkiye Birincisi Oldu
Fethin 562. Yılında Ayasofya'yı Açmaya Var Mıısnız?
Gümüşhaneli Hacı Hüsrev Doğan
Deli Dumrul"da Dede Korkut Hafifliği
Göç Veren Trabzon

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Tutumlu Ol Çocuğum [Şiir]
Halep'e Kelepçe [Şiir]
Yerli Malı Kullanın [Şiir]
İfrit İle Karınca (Manzum Masal) [Şiir]
Çanakkale Geçilmez [Şiir]
Sevgi Çınarı [Şiir]
Madur Dağı Güzellemesi [Şiir]
Başöğretmen Atatürk [Şiir]
Atatürk Öldüğünde… [Şiir]
Sevgi Köprüleri [Şiir]


M.NİHAT MALKOÇ kimdir?

NİHAT MALKOÇ’UN BİYOGRAFİSİ Beş çocuklu bir ailenin en küçük ferdi olarak 1970 senesinin 1 Haziran’ında Trabzon’un Köprübaşı ilçesine bağlı Gündoğan Köyü’nde hayata “Merhaba” dedi. İlkokulu komşu köy olan Güneşli Köyü’nde okudu. Orta ve lise öğrenimini Köprübaşı Lisesi’nde tamamladı. En büyük emeli iyi bir hukukçu olmaktı. Lise son sınıfta girdiği üniversite imtihanında KTÜ/Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nü kazandı. Dersaneye gitme imkânı ve zaman kaybına tahammülü olmadığı için kazandığı fakülteyle yetindi. 1992 yılında okulu bitirdi. İlk göz ağrısı olarak nitelediği Gümüşhane’de beş yıla yakın öğretmenlik yaptı. Her geçen gün öğretmenliği daha çok sevdi. Artık öğretmenliği bir tutku olarak görüyor. Vatan borcunu İstanbul’da Kara Kuvvetleri Lisan Okulu’nda Yedek Subay Öğretmen olarak onurla yerine getirdi. Bu peygamber ocağında yüzlerce yabancı subaya güzel Türkçe’mizi öğretti. Ankara’da girdiği sınavı kazanarak Akçaabat Anadolu İmam-Hatip Lisesi’ne Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak atandı. Burada iki yıl görev yaptı. Daha sonra girdiği yazılı ve sözlü imtihanı kazanarak Türkî Cumhuriyetlerden Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’a,üç yıl görev yapmak üzere, öğretmen olarak gönderildi. Burada Mahdumkulu Türkmen Devlet Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde ve İlâhiyat Lisesi’nde Türk Dili öğretmeni olarak çalıştı. Yine Aşkabat’ta Türkçe Öğretim Merkezi’nde(TÖMER) bir yıl boyunca değişik milletlerden kişilere Türkçe’yi sevdirerek öğretti. Şu anda Akçaabat’a bağlı Derecik İlköğretim Okulu’nda görev yapmaktadır. Bugüne kadar,en büyüğünden en küçüğüne kadar onlarca dergi ve gazetede fikrî,edebî,felsefî ve kültürel konularda yüzlerce yazı ve şiir yazdı. Bu yayın organlarından Türk Edebiyatı,Türk Dili,Bizim Çocuk,Çınar,Bizim Azerbaycan,Anadolunun Sesi,Üniversitelinin Sesi,Türkiye,Bizim Okul,Şenliğin Sesi,İnsanlığa Çağrı,Yeni Sesleniş,Gençliğin Sesi gibi dergilerde;Türksesi,Demokrat Gümüşhane,Kuşakkaya,Ortadoğu,Yeni Mesaj,Hergün,Candaş,Edebiyat,Bolu Üçtepe,Akçaabat Yeni Haber,Karadeniz Olay,Hizmet gibi gazetelerde yıllardan beri deneme,makale,fıkra ve şiirler yazmaktadır. “Bizim Okul” isimli kültür,sanat ve edebiyat dergisinin Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yaptı. Kültürel organizasyonların çoğunda aktif olarak görev aldı. Sevgi,Dostluk ve Kardeşlik konulu şiir yarışmasında birincilik,Trabzon Belediyesi’nin düzenlediği Çevre ile ilgili yarışmada birincilik,yine aynı belediyenin düzenlediği “İki binli Yıllara Doğru Trabzon” konulu makale yarışmasında mansiyon,Akçaabat Belediyesi’nin değişik zamanlarda organize ettiği şiir yarışmalarında birincilik,ikincilik,üçüncülük ödülleri kazandı. Karadeniz Yazarlar Birliği kurucularındandır. Halen bu birliğin üyesidir. Bunların yanında elinin altındaki öğrencilere rehberlik ederek ve bizzat örnek olarak,onların da pek çok kültürel yarışmada ödüller almasına zemin hazırlamıştır. İkisi kız,biri erkek olmak üzere üç çocuk babasıdır.

Etkilendiği Yazarlar:
Necip Fazıl Kısakürek,Mehmet Akif Ersoy,Yahya Kemal Beyatlı


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © M.NİHAT MALKOÇ, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.