..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Fırtınalar insanın denizi sevmesine engel olamaz. -Maurois
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Didaktik > Ahmet Zeytinci




4 Haziran 2018
Serbest Meslek  
Ahmet Zeytinci
Sabaha erkenden açarız dükkanımızı, anahtarla değil, diye bir cümle kurduğum zaman, hemen aklınıza takılmıştır, herkes anahtarla açıyor da bunlar acaba ne ile açıyorlar uzaktan kumandaları mı var yoksa? Yok efendim yok, anahtarla açıyoruz illaki de ondan önce besmele ile açıyoruz, anahtar sonra ki iş a benim canlarım...


:EJG:
Bizim mesleğimiz her ne kadar ayakkabıcılık olsa da ilk önce o cümleyi kuruyoruz sordular mı mesleğin ne diye... ''Serbest Meslek'' efendim... Yani muzur ve işgüzar birisi de tutup size ''Ne kadar serbest bu sizin meslek?'' diye size takılırsa hiç aldırış etmeyin... Ayakkabıcılık iş kolunda faaliyet gösteren mütevazi bir güççücük işletme işte bizimkisi...

Sabaha erkenden açarız dükkanımızı, anahtarla değil, diye bir cümle kurduğum zaman, hemen aklınıza takılmıştır, herkes anahtarla açıyor da bunlar acaba ne ile açıyorlar uzaktan kumandaları mı var yoksa? Yok efendim yok, anahtarla açıyoruz illaki de ondan önce besmele ile açıyoruz, anahtar sonra ki iş a benim canlarım...

Her meslekte olduğu gibi bizim meslekte de sevilen tipler olduğu gibi sevilmeyen tiplerde var haliyle... Bir çok işletme iki üç kişi ortağı ile faaliyette... Haliyle istedikleri zaman ortaklarına bırakıp da bir yerlere gidebiliyorlar arkadaşlar... Biz de öyleyiz, iki ortak, iki kardeş...

- Ne iş yapıyorsunuz?
- Serbest meslek
- Anladık da ne üzerine?
- Kimsenin üzerine gitmiyoruz sadece ayakkabı üretiyor malzemelerini de pazarlıyoruz...
- Ne güzel...
- Dost başa düşman ayağa bakar deseler de biz ayaklara rahat ettirmek için bakıyoruz...

Başların ayak, ayakların da baş olduğu yerlerde bizim mesleği sürdürmek hakikaten zordur. Allah'dan bizim ülkemizde böyle bir durum yok. Ayaklar ayak, başlar baş...

Makinelerin gürültüsü zaman zaman sakinliğe ne kadar ihtiyacımız olduğunu bize anımsatsa da o gürültüler olmadığı zamanda aç kalırız billahi... Mesleğe yeni giren kimse yok. Sekiz yıllık ve sonrasında on iki yıllık mecburi eğitim her iş koluna olduğu gibi bize de sekte vurdu... Meslek Liselerinin bir an önce çoğalması lazım, her meslekte olduğu gibi bizde de...

- Nasıl yapılıyor bu ayakkabı?
- Çok da kolay değil aslında önce çıraklıktan başlıyorsunuz, sonra kalfa, sonra da usta oluyorsunuz... Çok da değişik dalları var.
- Sayacılık, kesimcilik, hepsi ayrı uzmanlık istiyor.
- Anlatın biraz.
- Malzemenin en iyisini kullanmak lazım her zaman için. Deri, dış yüzey derisi çok kaliteli olmak zorunda oğlak derisi ya da büyük baş dana, inek gibi hayvanlardan oluyor. İç astar da genelde yine keçi derisinden oluyor...
- Hmmm! İlginç.
- Çıraklıktan kalfalığa geçiş bile iki üç yılınızı alır bazen. Alırdı diyelim, şimdilerde el işçiliği yavaş yavaş kayboluyor, makineleşiyor artık ayakkabıcılar...
- Sanırım ihraçta ediyoruz bir çok yere ayakkabılarımızı...
- Tabi tabi İtalya kadar olmasa da Avrupa'da söz sahibi sayılırız biz de ayakkabı konusunda... Onlar bu işe bizden çok önce başlamışlar haliyle...
- Anlatacaktınız ayakkabının nasıl yapıldığını...
- Ayakkabı M.Ö 3500 civarlarında Mısırlılar tarafından bulunduğu varsayılıyor. Ayakkabının tasarım aşaması, diğer tüm aşamaları etkilediği için oldukça önemli. Tasarım aşaması ülkemizde ünlü yabancı markaların ayakkabıları satın alınarak başlıyor. Satın alınan ayakkabılar özenle 'yarılıyor', jargonu o. Yarılan ayakkabılar, kalıpları kopyalanmak üzere kalıpçılara yollanıyor. Kalıplar, balmumuna benzer bir maddeden yapılıyor.
- Değişikmiş. Devam edelim.
- Kalıplar geldikten sonra, tasarımcılar çalışmaya başlıyor. Milim milim ölçüm yaparak üzerine 'ıstampa' denilen, ayakkabının silüeti çiziliyor. Istampa daha sonra parçalanarak, lazerli deri kesim makinesinin bilgisayarına scan ediliyor. Istampa parçaları derinin üzerine bir projektör ile yansıtılıyor ve kesim bıçağı bu parçaların üzerinden geçiyor. Kesimi tamamlanan deri parçaları, 'saya' haline getirilmek üzere sayacılara gönderiliyor. Saya, ayakkabının kalıba sokulmadan önceki halini aldığı evre. Sayacılar deri parçalarını dikmeye başlıyorlar. Deriler dikildikten sonra burun kısmına 'bombe', top kısmına 'fort' yerleştiriliyor. Fort ve bombe ayakkabının kalıptan çıktıktan sonra dik durmasını sağlıyor.
- Çok ilginç biz de neler öğreniyoruz.
- Sayalar dikildikten sonra, kalıplanmak üzere üretim bandına alınıyor. Sayanın önce burun, daha sonra topuk kısmı kalıba monte ediliyor. Ön ve arka monte tamamlandıktan sonra kalıp sıcak fırına veriliyor ve deri iyice kalıbın şeklini alıyor. Kalıbın taban kısmı, tabana yapıştırılmadan önce iyice zımparalanıyor. Zımparalanan ayakkabılar, tabanların yapıştırılma işlemi olan 'üste' bölümüne geçirilmeden önce finisaj işleminin ilk evresini görüyor. Finisaj işlemi ayakkabının modeline göre değişiklik gösteriyor. Deriyi karartma, yakma, mumlama ve buhara tutma gibi aşamalardan geçebiliyor. Finisajın ilk evresinden çıkan sayalar, üsteye gönderilip tabanları atılıyor. Tabanlar ilaçlanıp kalıba yapıştırıldıktan sonra ayakkabılar tekrar fırına ve hemen sonra soğuk şoklayıcıya sokuluyor.
- Vay vay vay ne aşamalardan geçiyor da biz onu sadece bir ayakkabı olarak görüyoruz değil mi?
- Aynen öyle
- Anlat anlat daha
- Donan ayakkabılar makineden çıktıktan 10 dakika sonra kalıbından ayırılıyor. Kalıptan ayrılan ayakkabılar bağcıklarının takılması, mostralarının(tabandaki deri kısım) yapıştırılması ve kutulanmaları için ikinci finisaj bölümüne getiriliyor. Bu finisaj evresinde süet ayakkabılar tüylenmemesi için tekrar yakılıyor, deri ayakkabılar son defa mumlanıyor ve etiketleri yapıştırılıyor.
- Peki ayakkabı seçerken nelere dikkat edeceğiz söylemişken onu da söyle bari...
- Ayakkabı satın alırken önce iç astarının deri olup olmadığına bakın. Özellikle dana derisinden yapılan astar, ayak kokusunu büyük ölçüde önler. İkinci olarak dikkat etmeniz gereken nokta tabanı. Ayakkabı tabanları EVA adı verilen süngerimsi bir madde, kauçuk, kösele veya neolit adı verilen suni köseleden yapılmaktadır. Bu aralar kauçuk ve EVA ayakkabılar çok popüler. Kösele, deriden yapıldığı için diğer taban çeşitlerine göre oldukça pahalı kaldığından fazla satılmıyor. Kösele diye elinize aldığınız ayakkabıların yüzde 90'ı neolit tabanlıdır. Ayakkabıların üzerinde deri olduğunu belirten simgelerin olup olmadığını mutlaka kontrol edin. Bu simge, dünyanın her yerinde gerçek derinin simgesidir. Ayakkabınızı seçtikten sonra mutlaka kalıbın ayağınıza göre olduğunu kontrol edin. Bazı kalıplarda 40 bazı kalıplarda 41 giyiyor olabilirsiniz. Ayakkabı denenmeden kesinlikle satın alınmamalıdır.
- Eyvallah daha dikkatli oluruz bundan sonra ayakkabı alırken...



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Oğlum Ne Yaşarsak Kar
Ayıcı
Kalemim ile Sohbet
Ayak Baş Parmağımın Marifetleri
Nerelere Takılıyor Bu Zibidi
Türk'üz Türkü Çağırırız Ya
Bayılıyorum Bu Takılmalara
Kim Bir Milyon Psikopat Arasına Girmek İster
Kulak Memesi Kıvamının Gayrı Resmi Tarihi
Kaşınıyorum da Gelir mi ki

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Daha da Aydınlık Olacaktı Oysa [Şiir]
Kuzeyliyiz Biz [Şiir]
Doların Kirli Elleri [Şiir]
Ülkesi İçin Yaşıyorsa Bir Şair [Şiir]
Bir Kardeşi Olmalı İnsanın [Şiir]
Çoğu Zaman Bir Şairin Beyninde Kopan Fırtınadan Doğar Şiirler [Şiir]
Bir Anda Pırr Sesi [Şiir]
Sabah Bu Şehri [Şiir]
Sen Yine de Ses Çıkarma Giderken [Şiir]
Oysa Bizim [Şiir]


Ahmet Zeytinci kimdir?

1961 Ankara'da başlayıp devam eden bir hayat. İlk ortaokul, lise ve iki yıllık bir üniversite deneyimi, ticaret hayatı Ankara'da iki tane aslan gibi evlat biri dişi biri erkek aslan olmak üzere hayat mutlu bir şekilde akıp gidiyor. Biraz şiir, biraz öykü ve denemelerin sıcaklığında. . .

Etkilendiği Yazarlar:
Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Erich Fromm


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Ahmet Zeytinci, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.