..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Dengeli bir rejimde yemeğin yeri çok önemli. -Fran Lebowitz
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Toplumbilim > Cemal Zöngür




14 Ocak 2019
Feodalizm ve Türkiye  
Yaşamsal Kültürel Kaynaklar Doğru ve Gerçek Şekilde Analiz Edilmeden, İyi Niyetle de Olsa Yapılan Her Faaliyet, Yalan ve Zaman Öldürmektir.

Cemal Zöngür


Bilgi ve teknolojik çağda insanlar hâlâ en ufak işlerini arkadaş, tanıdık, hemşehri, partili, dindaş ve de rüşvet vererek yaptırıyorsa, o devlet feodalist değilse, mafyanın elinde demektir.


:AAF:
     
Feodalizm; din ve ırk üstünlüğüne dayanan aşiretsel yerel derebeylik yönetimler demektir. Orta Çağ yaşam düşüncesi olan bu mantık, Türkiye Anayasasında resmi olarak hâlâ geçerliliğini sürdürüyor. Tüm uygulama ve politikalar belirtilen çerçevede yürütüldüğü için, Türkiye'nin feodalizmden henüz çıkmadığını rahatlıkla ifade edebiliriz. Devletin temeli Orta Çağ düşüncesine bağlıyken, Türkiye'nin modern çağdaş olduğunu savunmak, felsefe ve tarihten bir şey anlamamaktır. Mevcut yapıyı oluşturan siyasi düşüncenin altında şu mantık bulunmaktadır.

Feodalizm; Fransızca'dan Türkçeye geçmiş bir kelimedir. Buna üzülecek veya kızacak bir durum kalmadı. Çünkü Türkçe'ye on binlerce yabancı kelime girmiştir. Devlete hakim Türk İslam Milliyetçileri bundan rahatsızlık duyup rencide olmaları yerine, tam tersine hiçbir sorun yokmuş gibi mutlu toplum profili çizmeleri, cahilliklerini gizlemeye yetmiyor. Türkçe içerisinde en az % 85 yabancı kelime mevcut olup, kavranması zor ifadelerin varlığı, toplumun kültürsüz kalmasındaki en büyük olumsuzluklardan sadece birisidir.

Kim nasıl düşürse düşünsün yapmış olduğum araştırma ve incelemelerde, Cumhuriyetin kurucu ve de sözde “Dil Bilimcileri”, Osmanlı'dan kalma devşirme ve toplama mantığı, Türkçe üzerinde bilinçli olarak hakim kılmışlardır. Bundaki esas amaç; İslam'dan kopma korkusudur. Eğer İslam ve Arapça kelimelerden uzaklaşıp, bunun yerine daha sade Türkçe ya da Anadolu' halklarının dil ve edebiyatı hedeflenseydi, İslam'ın gerici çoğu kural ve kavramları tamamen unutulacaktı. Aynı zamanda Balkan kökenli devşirilmiş yaklaşık 10 milyon insanı, İslam'ın dışında Anadolu'da bir arada tutamama korkusu da büyük bir etken olmuştur. Bu yüzden her zaman diyoruz ki, Cumhuriyet kravat takmanın dışında, Osmanlı'yı bir adım ileri geçmedi. Bir ülke ve toplumun “Dil (Lingustik) ve Kültür (Filoloji) gibi temel bilimsel yapıları, öz değerlerden uzak yabancı dillerden toplama ve devşirme olursa, toplumun karakteri de aynı şekilde anlamsız, değersiz, basit ve içgüdüsel şekillenir.

Şu temel belirleme kesinlikle unutulmamalı. Birey ve toplumu insan yapan temel değer öz anadilidir. Türkiye'de resmi dil her ne kadar Türkçe olarak geçse de, bu tamamen toplumu uyutmaktır. Türkçe adına Arapça vb. yabancı kelimeler, Türkçe olanları hızla etkisizleştirmekte. Böyle bir dil, kültür ve yönetime sahip devletin tek ifade şekli vardır oda feodalizmdir. Kendi halklarının dili ve kültürü yerine, Arap İslam din ve diline sahiplenip her koşulda bunu yücelten etnik ırkçılık feodalizmin çukurudur.

Dünya toplumları ilk önce milletleşebilmek için Derebeylikler (Yerel Aşiretler) şeklinde dini ve etnik siyasi diktatörlüklere dayanarak günümüzdeki konumlarına geldiler. Söz konusu derebeylikler genelde daha büyük imparatorluklara bağlı olarak ayakta kalmaya çalışmışlardır. Bu bakımdan kendi dil ve kültür değerlerini korumak adına, başkalarının saldırı ve hegemonyasına karşı olan feodal yapılanmalar, kısa süreli olumluluk taşımış olsa da, demokratik bir gelecek asla vaat etmez. Çünkü temeli din ve ırk üstünlüğüne dayandığı için, her zaman diğer halklar üzerinde faşizanlık uygulamak demektir. Osmanlı ve Türkiye'nin, Arap İslam din kültürüne sahip çıkıp onun borazanlığını yapması, dünyanın en anormal feodalist faşist devleti olduğunu kanıtlıyor.

Feodalizmin din ve ırkçı düşüncesinden rahatsız olup utanç duyan toplumlar, Yeni Çağla birlikte demokratik yönetim sistemlerine geçerek, insanlık dışı feodal yaşamdan ancak kurtulabildiler. Türkiye ise; teknolojik ve bilgi çağında hiçbir geçerliliği söz konusu olmayan Türkik İslam Arap ırkçılığında ısrar etmesi yüzünden, her türlü çatışma ve huzursuzlukta dünya rekoru kırıyor. Eğer Türkiye demokrasiye inanıp küçük adımlar atmış olsa, sıralanan olumsuzluklar çok kısa sürede son bulacaktır. Ancak Türkiye'nin demokrasiye geçme gibi derdi olmadığını, yere göğe sığdıramadığı dinci ve ırkçı anayasayı korumasından biliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, İslam dini ve sahte Türk ırkçılığına dayandığından, diğer bütün maddeler buna uygun olacak şekilde anlam kazanıp uygulamaya geçirilmekte.

Her devletin karakter, kültür, idare ve yönetim biçimini, anayasanın temel maddeleri belirlemektedir. Türkiye Anayasası İslam dini ve sahte Türk etnik ırkçılığına dayanması, demokrasi vb. söylemlerin hepsi yalandan ibarettir. Toplumun büyük çoğunluğu bunu bir türlü kavramış değil. Türkiye'de bahsedilen demokrasi, laiklik ve de sosyal devlet anlayışı, din ve ırkçı mantıkla şekillenmesi yüzünden, hepsi gerçek anlamını yitirip sahte ve göz boyacılıktır. Devlet ve toplum adına ortaya çıkıp misyon üstlenen kişiler, her türlü faaliyetlerinde İslami etnik ırkçılığı temel almak zorundadırlar. Eğer ki, İslami etnik ırkçılık temel alınmadan demokrasi ve laiklikten bahsedilse, Kürt, Sosyalist, Ermeni, LGBT gibi farklı kültür ve düşüncelere yapılan katliamlar, resmi misyon sahiplerine de uygulamakta hiçbir sakınca görmezler.

Dikkat edilirse Cumhuriyet var olduğu günden bu zamana kadar, Osmanlı'da olduğu gibi insanlar en ufak özel ya da resmi işlerini yaptırmak için mutlaka bir aracı kullanırlar. Bu aracılar herhangi bir din, siyasi kurum ya da tanıdık kişilerden oluşur. Adamı olmayan hiçbir insan işini zamanında halledemez. Aracı kullanılmadan yürüyen iş sayısı yok denecek kadar az olduğunu herkes biliyor. Bilgi ve teknolojik çağda insanlar hâlâ en ufak işlerini arkadaş, tanıdık, hemşehri, partili, dindaş ve de rüşvet vererek yaptırıyorsa, o devlet feodalist değilse, mafyanın elinde demektir.

Feodalizmden kurtulmuş gerçek demokratik ve laik ülkelerde, istisnaların dışında küçük ya da büyük işlerin hepsi, mevcut kanunlar çerçevesinde halledilir. Şayet bir kişi rüşvet ya da tanıdık devreye sokarak iş yaptırmışsa, bu fark edildiği anda, o devlet önce sistemini sorgulamaya alıp, nerede bir yanlışlık ya da açık olduğunu arar. Daha sonra olayın muhatapları yargılanır. Türkiye'de bırakalım adam kayırma ve yolsuzluklarının sorgulanmasını, söz konusu adaletsizlikleri yapanların büyüğünden küçüğüne hepsi, devlet ve toplum tarafından itibarlı insanlar olarak değer görüyor.

Yaşanan anormallik ve yolsuzluklar Osmanlı'dan başlayıp Cumhuriyet'te hızından bir şey kaybetmeden katmerlenerek devam ediyor. Böyle bir ülkenin feodalsit değilde, laik ve halk yönetimi olduğunu ileri sürmek, bilerek topluma ihanet emektir. Çünkü dil, kültür, insanlık, namus, ahlak, demokrasi gibi tüm yaşam değerleri, devşirme mantıkla tamamen dejenerasyona uğratılarak yok olma noktasına gelmiş bulunuyor. Herkes vicdanını yoklayarak Türkiye'nin ne derecede çukur bir feodalist ya da sahta çağdaş, laik olduğunu yaşanan gerçeklere göre değerlendirip tavır almalıdır. Yaşamsal kültürel kaynaklar doğru ve gerçek şekilde analiz edilmeden, iyi niyetle de olsa yapılan diğer her faaliyet, yalan ve zaman öldürmekten başka bir işe yaramaz.


Cemal Zöngür




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplumbilim kümesinde bulunan diğer yazıları...
Avrupa'daki Türklerin Yaşamı ve Dünyaya Bakışları
Hacı Bektaşı Veli Kimdir?
Lider Kimdir; Bir Lidere Sonsuza Kadar Nasıl Güvenilir?
Kadın Cinayetleri ve Trafik Kazaları Neden Önlenemiyor?
Halep'in Düşmesi ve Türkiye'nin Geleceği
Devlet Yönetimleri Varken, Siyasi Partilere Neden İhtiyaç Duyulur? (5)
Devlet Yönetimleri Varken, Siyasi Partilere Neden İhtiyaç Duyulur? (3)
Devlet Yönetimleri Varken, Siyasi Partilere Neden İhtiyaç Duyulur? (4)
Devlet Yönetimleri Varken, Siyasi Partilere Neden İhtiyaç Duyulur? (2)
Devlet Yönetimleri Varken, Siyasi Partilere Neden İhtiyaç Duyulur? (1)

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Türkler Şamanist mi Kalsaydı?
Şii Fars ve Araplara Neden Alevi Denilmektedir?
Türkiye Siyasetini Tıkayan Etkenker (Araştırma Yazısı)
15 Temmuz 2016 Darbesinin Esas Planlayıcısı Kimdir?
Müslüman Türklerin Kurtuluş Savaşı Hikayesi ve Temelsizliği
Türkiye Sosyalistleri ve Burjuvazi Artık Konuşmasın (1)
Gelin Siyasal İslam'ı Birlikte Tartışalım
Türkiye'nin Temelsiz Siyaseti ve Carablus Çıkmazı
Akp Neden Hep Kaznır ve Kazanacak?
İslam'a Göre Kadın Camiye Gidebilir mi?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Tbmm'de Yedi Maddelik Anayasa Değişikliği Neyi Çözer? [Deneme]
Lider mi Toplumu Şekillendirir; Toplum Mu Lideri? [Deneme]
Hz. Ali ve Ehlibeyt Alevi Midir? [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (3) [Deneme]
İşte Türkiye'nin Yaşam Kalitesi ve Mutluluk Karnesi..! [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (1) [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (2) [Deneme]
İslamiyet Yeniliğe Açık Bir Din Midir? [Deneme]
"Türkleri Yeniden Tanımak" Araştırma Kitabımı Yazma Nedenim : [Deneme]
Bir Toplum Hak Ettiği Şekilde Yönetilir [Eleştiri]


Cemal Zöngür kimdir?

Ben Cemal Zöngür, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Sosyoloji, Tarih ve Siyaset üzerine araştırmalar yapmaktayım. Yayınlanmış bir kitabımın dışında çeşitli gazetelerde yüzden fazla makalelerimde yayınlanmıştır. Ve iki kitap dosyam yayına hazır durumdadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Tam bağımsız Tarih ve Siyaset üzerine yazan her Yazar


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Cemal Zöngür, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.