..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Kitabının bir kopyasını gönderdiğin için sağol. Onu okumakla hiç zaman yitirmeyeceğim. -Moses Hadas
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Bayram Kaya




18 Nisan 2020
Boşluk Enerjisi 4  
Bayram Kaya
Sosyal depo enerjisi, doğada sağlama yapan ilişkilerin organizesidir. Sosyal depolu enerji; nüfus ile çevre kaynaklarıyla, 24 saatlik günlük etkinlikle sınırlı sonlu birikimdir. Nüfus ta bir bölge merkezinin, çevreye açılan salınımları kadar genlik içinde günlük haberleşmeyi olanaklı kılan genleşme salınımlarıyla ve çevrenin besin, saklanma, gizlenme, barınma kaynaklarıyla; sınırlı sonludur.


:AJE:
4

Sosyal depo enerjisi, doğada sağlama yapan ilişkilerin organizesidir. Sosyal depolu enerji; nüfus ile çevre kaynaklarıyla, 24 saatlik günlük etkinlikle sınırlı sonlu birikimdir.

Nüfus ta bir bölge merkezinin, çevreye açılan salınımları kadar genlik içinde günlük haberleşmeyi olanaklı kılan genleşme salınımlarıyla ve çevrenin besin, saklanma, gizlenme, barınma kaynaklarıyla; sınırlı sonludur.

Her hangi bir sosyal alanın bir tane boşluk enerji seviye alanı vardır. Totemi alan ya da sosyal alan DOĞADA SAĞLATMA YAPAN ALANDIR. Sağlatma kabaca ve bir fikir vermesi bağlamında şöyle bir işlemdir.50 üssü 1+1=51= 1

Burada 50 totem nüfusun sayı değeri. Üssü 1 olan sayı da 50 tabanının çarpanı. Yani sosyal alanın enerji kazanç değeridir. +1 de nüfusa yetenden fazla olan artık enerjidir. Sistemin kendisine, sistemin ön görülen, sistemin ön görülmeyenlerine harcanan artık değerli enerji.

50 üssü 1 ve +1 = 1 denklemi eşitlik sonrasında gelen 1 ise hem nüfusun hem sistemin, hem öngörülen hem de öngörülemeyen enerji harcamalarının toplam olarak birim değeridir.

Yani 1 birim; nüfusa ait enerji harcaması ile artık değerli enerji harcamasını içermektedir. Bu anlam ile kritik sayı değeri içinde olan 50 örneğimde 1 birim değerin içindeki açılımı; 80 parça olarak gösterildi.

80 parçadaki açınımın 50 parçası nüfusla denkleşen, nüfusun tükettiği kısımdır. 30 parça enerji de ön görülen veya ön görülemeyen süreçlere, sistemin kendisine kendi potansiyelini ve çevrim sürekliliğini ortaya koymaya; araç gereç amortisman harcanmasına tüketimdir.

Kolektif oluştaki genelliğe ve kendi dışımızda olmakla bizden ve bilincimizden bağımsız olan özelliğe bir parantez açayım. Sosyal alanın içinde olası oldukça 1 birim sağlatma enerjisi üretilir. Sağlatma enerjisi; beslenmedir, savunmadır, barınmadır, korunma vs. olukla türlü enerji tüketim karşılamasıdır.

Unutmayın ki anlaşılma kolay olsun diye örneklemeler içinde kırpmalar, ayıklamalar, yalınlaştırmalar yapılan alan içi eşletmelerdir.

50 kişilik nüfus 50 parça iş üretmekle kişi bir iş ya da enerji üretmiştir. Kişi 50 de 1 olan eylemle hep aynı işi üretmiştir. Örnekleyelim. Çok absürt ama anlaşılır olsun diye böyle örnekledim.

Sosyal alanın üreteceği 1 birim enerjiye ayakkabı diyelim. Şu halde ayakkabı nüfus kadar 50 parça iş olup elli kişiye göredir. Bir ayakkabı enerjisi ortaya konduğunda sosyal alanın beslenmesi, savunması, yavru bakımı, korunması, sistemin çevrimi için enerji karşılanmış ortaya konuyor demektir.

Kişimiz ayakkabı bağı yapıyor olsun. Kişimiz 50 de 1 birim zaman içinde 50+1 tane tek tip ayakkabı bağı yapacaktır. Görüyorsunuz ki kişimizin yaptığı bu iş ayakkabının (yaşamı sağlayacak olanların) kendisi değil.

Kişi de 50 ayakkabı bağını tüketecek değil. Kişi bir ayakkabı bağını kendi tüketecektir. Geriye kalan 49 ayakkabı bağını, herkesin olabilen sosyal alan içinde toplanır. Sosyal alan içinde ayakkabıya dair 50 parça başka ürünler vardır.

Kişi sosyal alan içine koyduğu 49 parça ayakkabı bağına karşı 35 tane ayakkabıya ait pençe, çivi, tutkal, taban, kösele, bağcığın geçeceği göze pulu, zımba gibi karşılık o işte donmuş olan emeği alır.

Tabii ava giden kişi ya da kişilerimizin ayakkabı bağı yapmakta kastı sosyal alana koydukları besin olduğunu dikkatli bir okur anlamıştır. Sosyal alan içinde aldıkları da çocuk bakımı, geride kalanların güvenliği. Kendi korunmaları vs. olmaktadır.

Kişi ortaya 49 birim iş koyuyor 35 birim alıyor. Bunda şaşacak bir şey yok. Ne demiştik sosyal alanın bizim isteğimiz dışında, bizim bilincimiz dışında, bizden bağımsız nedenler vardır. Bu zorunlu nedenler hastalar güçsüz yaşlılar çocuk ve sakatlardır. Bu nedenle sağlatan sosyal alanda keyfi davranamayız.

Keyfi davranamadığımız için zorunlu davranırız. Genele göre davranırız. Genel yarara göre davranırız. Bu nedenle 49 parça üretip 35 parça alıp tüketiriz. Bunların nedeni aşağıda anlatılacaktır.

Bu ilke üretim hayatının da temeli olacaktır. Kolektif yapı içinde bir birim işin belli parçasını biz yaparız. Yaptığımız iş bir başkasına tamamlayıcı enerji tüketimi olarak bize buğday ürettirir. Et ürettirir. Yün dokuma vs. ürettirir.

Yani geriye kalan 49 parça iş başkasına bizim için 49 tane farklı kullanım ve tüketim olan eşya yiyecek veya kullanım ürettirir. Ürettiğimiz 49 parça aynı tür başkaları içindir. Diğer sosyal eşlerimiz içindir. 49 parça emeğimiz, et yumurta marul olarak karşı üründe billurlaşmış veya donmuş emek olarak bize geri döner.

49 parça üretilen (yükseltgenen-potansiyel kazanan) aynı tür emek kritik sosyal rezonans içinde sosyal eşlerimize başka kullanım ve tüketimleri ürettirmekle bizim günlük temel ihtiyaçlarımız tamamlatılıyordu.

1 birim iş 50 parçaydı. Tümü 50 parça olan işten 50 de birini biz eksiltip üretirken; ürettiğimiz karşı tarafta 49 kişinin günlük sağlanması gereken ihtiyaçlarının 50 de birini karşılıyordu. Yine teorik olarak karşıdan her bir kişiden de bize 50 de bir parça gelmekle, bize gelen 50 parça iş 1 birim günlük temel ihtiyaçların kullanım ve tüketimi oluyordu.

İşte sosyal alan bu entegrasyonu düzenliyordu. Kişinin günlük sağlamaları bir birimse 50 kişininki 50 birim oluyordu. Biz 50 kişiye ait olan 50 birim işin 50 de birini örneğin 50 de birini çocuk bakımı olarak yapıyorduk. Bunu iki kişi de yapıyor olabiliriz. Önemli olan karşılığını ürettiren karşılığını ortaya koyduran bir yük yüklenmektir.

50 bir tek düze bir iş yüklenme, genel yükten yük eksiltmedir. Yüklendiğiniz tek düze 49 parça yük geri alan içinde alacağınız başka tür 49 parça iş size günlük geçiminiz olan şeyleri tamamlayıcı olarak geri dönecektir. Kısaca sosyal alana bir şekilde sunduğunuzu başka şekilde alıyordunuz. Tamamlama ve eksiltmenin bir potansiyel olduğunu artık biliyoruz.

Kolektif alan içinde 50 de bir iş üslenmek organizasyondu. 50 kişinin 50 parça işi sosyal alana getirmesi entegrasyondu. Sisteme bıraktığınız 49 parça iş kadar başka başka kullanım tüketim olan kullanım ve tüketimi herkesin yeteneğine ve herkesin ihtiyacına göre 49 parça işi geri almayla tamamlayıcı bir paylaşım yapıyordunuz.

49 parça üretip 35 parça aldığımızda demek ki sistemde çalışamayan çocuk yaşlı vs. 14 kişi vardır. Bu 14 parça emeğin karşılığı size çocukların ileride sürece katılmasıyla, sakatın hastanın iyileşip sisteme dönmesiyle; neslin devamı olarak, hayat aidiyet bağı olarak geri dönen bir kazançtır.

49 parça işin karşılığı bize çocuk bakımı, geride kalanların gözlenmesi, yaşlı hastaların enerji telafisi, gözcü koruyucu gibi karşılık hizmetlerle tamamlandığı dikkatli bir okur anlamış olacaktır.

Kolektif yapı olmasa kişi 49 parça aynı iş yapmakla temel ihtiyaçlarını karşılayacak. Sabahtan akşama ayakkabı bağı yapan kişi ne çocuğa bakabilir. Ne kumaş dokur. Ne kendisine vaki saldırıyı önleyebilir. Ne tenceresi kaynar. Ne de tencerede kaynayacak olan bulgur tencereye düşer.

Kişi 49 birin tek düze işi ancak ve ancak kolektif alan etkisi nedeniyle yapabilir. Tek düze iş yapmakla tek tek günlük temel ihtiyaçlarına harcayacağı enerjiyi, temel sağlamalardan eksiltmiş olur. Temel sağlamalara harcayacağı enerjinin hepsini tek düze işe aktarmış olur.

Kişimiz, kolektif sistemden pay alırken verdiği emek ürünü kadardan başka türlü 49 parça enerji alır. Böylece temel karşılanmalardan eksilttiği enerjiyi yumurta, süt, korunma, yavru bakımı gibi emek ürünleri ile geri alarak eksiğini tamamlar.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
Toplum 5
Toplum 1 - 2
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 5
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 1
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 2
Toplum 3
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 3
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 6
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 4
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 2

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Küsmem Gam Elinde [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Emekli eğitimci. 1950 Mucur / Kırşehir doğumlu.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Bayram Kaya, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.