..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Hala çevrende bulabileceğin güzellikleri bir düşün ve mutlu ol. -Anne Frank
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Bayram Kaya




22 Temmuz 2020
Toplum 1 - 2  
Bayram Kaya
İnsan çevresinin ürünüdür. Yani hayat doğal ve organik oluşumlu özne sistemin ürünüdür. İnsan organik bir özne nesnellik, kolektif bir özne sosyallik ve üstel çarpanla kolektif bir özne toplumsaldı. Bana göre insanın insanlığı önce tüm diğer sosyal hayatlar gibi sosyal zekâyla belirimdi. Sonra da kolektif ile üreten toplumsal zekâydı. Zaten insan insanlığını üreten, ittifak eden kolektif zekâ içinde elde etmişti. Değilse ben insanım diye peyda olmamıştı.


:CB:
Şartlanmış ve sınırlanmış bir mantık kalıbı ile algılayıp yargılamaktayız. Bu nedenle blokajlayan, zorluk çıkaran bir öğrenme koşulu içindeyiz. Bir iki bölüm sonra zorlanan bir anlama ve anlatma olacağını sandığım bölümler nedeniyle bu seriyi birer Word sayfası olukla yayınlayacağım.

İnsan çevresinin ürünüdür. Yani hayat doğal ve organik oluşumlu özne sistemin ürünüdür. İnsan organik bir özne nesnellik, kolektif bir özne sosyallik ve üstel çarpanla kolektif bir özne toplumsaldı.

Bana göre insanın insanlığı önce tüm diğer sosyal hayatlar gibi sosyal zekâyla belirimdi. Sonra da kolektif ile üreten toplumsal zekâydı. Zaten insan insanlığını üreten, ittifak eden kolektif zekâ içinde elde etmişti. Değilse ben insanım diye peyda olmamıştı.

İnsan neden sonra sağlatan ilişkilerle totem yapı içinde oldu. Sonra üreten ve sağlatan ilişkiyle, toplum içinde olduğuna göre şimdiki insan " tarihseldi. Ve sosyo-toplum denen sosyo toplumsa sentezli bir sistemin" ürünüdür.

İnsanın zekâ yaşı içinde olunan topluma bağlı olarak; kullandığı kolektif birim zamanlı bilgi ile ve bu bilgiyi işleyen, kategorize eden kişisi kapasite ile bağıntılıdır.

Toplum; fizik, kimya, biyoloji ve sosyoloji yasalarıyla anlaşılır ve bilinir. Fakat toplumu açıklama işi fizikle, biyolojiyle, kimyayla, sosyolojiyle olanaklı değildir. Toplum ancak üreten ilişkilerle açıklanır.

Üreten ilişkiler insan odaklı veya insan merkezli fizik kimya ve sosyoloji olmakla çevreye doğrudur. Ama üreten ilişkinin kendisi ne fiziktir. Ne kimyadır. Ne sosyolojidir.

Başlı başına asla kişilerle olmayan kişilerin ortaklaşan kolektif yapısıyla, kişi dışında oluşmakla kişilere imajı yansıyan üstel çarpanla kolektif anlak alırdır (zekâdır). Kişisi beyin toplacı olmanın ötesindedir.

Bir çapayla, bir tırmıkla, bir kazmayla insanı bir arada giriştiren özne nesnel güç; üreten kolektif ilişkili güçtür. "Alet işler el övünür” dedirten anlam özne nesnel girişmeyle yine üreten kolektif ilişkili güçtür.

Anlam ilişkisi olarak kolektif anlak alırda (zekâda) ve kolektife ait deneyde, olanlarla; atom ve atom üstü durumlarla dünyamızda olanlar vardı. İnsan dışındaki organiklerin ne zekâsında ne düşüncesinde ne de deneysel gerçekliklerinde kuantum dünya yoktur.

Zaten insandaki kuantum dünya da kişisi deneyli, kişisi anlak alırla bir dünya olmayıp; kolektif zekâlı kolektif anlak alırla, kişisi kapasite kullanımıydı. Kuantum dünyada frekansa, spine ve spin yönüne bağlı belirmelerle bir renk yükü vardı. Bunlar üssü durumlu kuantum düzey ve düzlem ilişkileridir.

İyon atom düzeyli parçacık yük devinmesiydi. İyon devinmesi moleküler devinmeye dönüşmekle türlü nesne ve organiklerin düzey düzlem ilişkilerine olanak durumlar ortaya çıktılar. Yani başlangıçta ne organikler olasıdır. Ne moleküler organiğin “ben diyen özne bilinci” vardı.
2
Yine kuantum başlangıçta özne bilinci de yoktu. Kuantum süreç her şeyin parçalandığı simetrinin dağıldığı süreçti. Dahası şimdiki gibi özne bilincimiz, kolektifi sağlayan durumun içindeki sosyo toplumsal eylemle vardı.

Başlangıçta atom ve organikler olmadığı için kişideki özne bilincini ortaya koyan kolektif yapı içinde üreten ilişkileriyle olamama vardı. Bu nedenle kişi özne bilinci bileşenleri içinden olan ve dışta özneler dünyasını ele veren toplum ruhu ve toplumun ruh dünyası da başlangıcın oluşması içinde yoktu.

Neden? Çünkü başlangıcı ele veren kuantum dünya içinde, genel simetriye göre kesikli sürekli özel simetrileri verecek olan atom denen sentezden oluşan dünyanın düzey ve düzlemi içine gelene kadar ortamda ne organik moleküller vardır. Ne de organik moleküllere göre olan bir şey vardı.

Ruh organik yapılarla olasıdır. Organikler tekrarlı inşa düzeni ile korunum bilinciydi. İnşa düzeni dışta enerji girdisi yapan birçok eylemlerleydi.

Organikler dışta içe göre, içte dışa göre sınırlamaları içinde eyleme yönelen yalıtım, bilinciydi. Dışarıda enerji ithalini yapabilmek için birçok tutum girişmeleri içindeydi. Bu tutum girişmeleri dışta da belli sıralı eylemlerle ortaya konan tekrarlardan oluşan koşullu öğrenmeydi.

Dışarıda belli tekrarlarla ve belli sırayla ortaya konmakla içe doğru yönelen koşullu etkiler, zihin içinde de yansıma veren çevrimli düşüncelerdi. Zihin içi koşullu yansıma olan imgeler de zihin içi çevrim düzenlemeleri sonrası tekrar dış dünyaya yansır. İşte bu, dış dünyada yeni bir etki ortaya koyan diyalektik yetili, zekâyı oluşur.

Ruhu bir davranış biçimi etki ve etkilenme olarak belirtirsek dıştan özne bilincine veya eylemden düşünceye yansıyan etki ile zihinsel çevrimli eylemden dış dünyayı etkileyip değiştiren eylemdeki tutum da o organiğe özgü ruhtular. Şimdiki bu ruhlar kişi imajıyla birlikte sosyal ve kolektif imajlar girişenle kolektif anlak alırdır (zekâdır). Güdüler zekâ değildir.

Zekâ; kişi özneli zekâ ve ruh, sosyal özneli zekâ ve ruh, kolektif özneli zekâ ve ruh olmakla şimdilik üç aşamalı bir gerçekleşmedirler. Beyin zekâ için aracı bir durumdur. Zekâ eylem içinde ruhsal düşünme ve ruhsal duyuşla kendisini ortaya koyar. Bunlar birbiri olan birbirine dönüşen ansal süreçlerdir.

Moleküler yalıtımlı organikler kuantum düzlem içinde olmayan tarz ile kendi başlarına yeni bir açı momentumu ile yeni bir devim biçimiydiler. Beden denen özel ve özgün bir yalıtım kesikli sürekliliği içinde biçimlenişti. Beden denen kişi ruhlu yapı dışta kendi gibi organiklerle ortaklaşış ortaya korlar.

Her bir organik dünyanın kendisi istese de istemese de her bir çevreye göre uyum ile o çevreyi kendisine yaşam alanı edinen biçimlenmedir. Hem de kendisi bir çevre ve yaşam alanı olup başka organizmaları kendisine göre biçimlendirmedir.

Organizmaların kendileri hem bir organizma için yaşam çevresi olup; hem de organizmayı kendisine yaşam çevresi edinen girişmedirler. Organizmalar böylesi bir çevre içinde rekabetle ve eksiğini tamamlama bağlamında ortaklaşmaya tutunan hisseli yaşama doğru yönelirler.

Yani burada rekabetle ve ortaklaşma içinde olmak bir alan yönü seçilmesine tabii olmaktır. İşte bu organiklerdeki bu türlü türlü tutum kimi organikler üzerinde ve gelecekte; üreten toplumsal ilişkileri ortaya koyan toplumsal molekülerdi bağ oluculardır.

Kısaca üreten sağlasan kolektif organizasyona göre düşünürsek kişi dıştan bağ enerjili sosyo toplumsa bağ yapıcı kolektif molekül tavırlıdır. Kişi, kişisi zekâ, kişisi ruh vs. kolektif molekülün geri düzlemidir. Kolektif molekülün kendisini tekrar eden bir kolektif zekâsı, kolektif enerjisi kolektif yeteneği vardı.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 5
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 1
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 2
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 3
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 4
Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 2
Toplum 5
Toplum 4
Hukuk [ortaklık - Paydaşlık - Kolektifi İlik] Nedir?
Toplum 3

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Küsmem Gam Elinde [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Emekli eğitimci. 1950 Mucur / Kırşehir doğumlu.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Bayram Kaya, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.