..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Tanrı insanı yarattı, insan da sanat yapıtını. -Oscar Wilde
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Din > M.NİHAT MALKOÇ




29 Ocak 2005
Arif Nihat Asya'nın Doğumunun 100. Yılı  
M.NİHAT MALKOÇ
Bilindiği üzere Arif Nihat Asya, bundan tam yüz yıl önce 1904 senesinde dünyaya gelmişti.Şu anda 2004 yılını idrak ediyoruz.Yani bu yıl Arif Nihat’ın yüzüncü doğum yılı…


:ADHCA:
Bilindiği üzere Arif Nihat Asya, bundan tam yüz yıl önce 1904 senesinde dünyaya gelmişti.Şu anda 2004 yılını idrak ediyoruz.Yani bu yıl Arif Nihat’ın yüzüncü doğum yılı…Yüksek tahsilini İstanbul Edebiyat Fakültesi’nde tamamlayarak Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni oldu.Yurdun çeşitli yerlerinde öğretmenlik ve idarecilik görevlerinde bulundu.
     Geçen hafta(06 Mart 2004 Cumartesi ) Trabzon’da Hamamîzade İhsanbey Kültür Merkezi’nde T.C.Kültür Bakanlığı ve İlesam(İlim Eserleri Sahipleri Meslek Birliği) Trabzon Temsilciliği tarafından “Doğumunun Yüzüncü Yılında Bayrak Şâiri Arif Nihat Asya” konulu bir panel düzenlendi.Panel başlamadan evvel İlesam Trabzon Temsilcisi Araştırmacı –Yazar Jeoloji Yüksek Mühendisi Ahmet Musaoğlu açılış ve takdim konuşması yaptı.Onun ardından İlesam Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Oktay kürsüye gelerek gündemle ilgili kişisel duygularını dile getirdi.Oktay şöyle dedi: “Bu gibi kültürel toplantıları daha çok İstanbul,Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde yapıyorduk.Meğer yanılmışız.Bugün bu kalabalığı görünce bunu fark ettim.”
     Sayın Oktay’ın bu tespit ve samimi itirafını biz yıllarca dile getirdik.Türkiye’nin İstanbul’dan ibaret olmadığını, Anadolu’da kültürel açıdan büyük bir açlık, boşluk ve potansiyel bulunduğunu söyleyip durduk ama sesimizi işittiremedik.Trabzon gibi tarihî ve kültürel açıdan zengin bir şehirde her hafta böyle bir faaliyetin yapılması zorunludur.
     Ardından İlesam Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Kocaoğlu kürsüden dinleyicilere seslenerek şu çarpıcı açıklamalarda bulundu: “Bizim kadar kültürüne ve medeniyetine kayıtsız bir millet göstermek bilmem mümkün müdür?Geçtiğimiz yıllarda Batılı Ermeni lobileri “Ararat” isimli bir film çektiler.Bu filmde Türkler vahşi,katil ve canavar bir millet olarak gösterildi.Sanki bütün Ermeniler’i kılıçtan geçirerek kesip doğramışız.Filmde böyle bir tarihî yalan işleniyor.Bu film Batılı bir ülkenin aleyhine çekilseydi bütün dünyada yayınına izin vermezlerdi.En kısa zamanda yayından kaldırırlardı.Biz ne yaptık?Bu filmin dünyadaki gösterimini engellemeyi bir yana bırakın,Türkiye’de izlenmesine devlet olarak izin verdik.Neymiş efendim,demokrasi adına,hoşgörü adına!..Neyseki Türk vatandaşı bir kısım ehli insaf Ermeni, bu filmde anlatılanların tarihî gerçeklerle bağdaşmadığını söyleyerek yayından kaldırılmasına sebep oldular.”
     Bu kısa konuşmalardan sonra paneli yöneten Ahmet Musaoğlu,katılımcı konuşmacılardan KTÜ Rektörlük Türk Dili Bölüm Başkanı Doç.Dr.Osman Kemal Kayra,Gazeteci Yazar İbrahim Metin,Şair ve Yazar Yavuz Bülent Bakiler salondakileri selâmlayarak panele başladılar.İlk sözü alan Osman Kemal Kayra, öncelikle Arif Nihat Asya’dan evvelki dönemlerin sosyal, kültürel ve siyasî hayatını özetledi.Şair ve yazarları değerlendirirken yaşadıkları dönemin asla gözardı edilmemesini tembihledi.1850 ile 1918 arasındaki senelerin Türk’e kefen biçildiği yıllar olduğunu hatırlattı.
     Misafir katılımcılardan Konyalı İbrahim Metin,Arif Nihat Asya’yla ilgili pek çok hatırasının olduğunu, hatta Büyük Şair’in kiracısı olma bahtiyarlığını da yaşadığını belirtti.
     Onların ardından Türkiye’nin yaşayan Dede Korkut’u,Türkçe’nin ve Türkiye’nin sevdalısı çok kıymetli şair ve yazar Yavuz Bülent Bakiler,aziz dostu Arif Nihat Asya’yla ilgili şu enteresan değerlendirme ve tespitleri yaptı:
     “Arif Nihat Asya, bizim sulh zamanlarımızdaki kahramanlarımızdandır.Balzac milleti tarif ederken: “Millet edebiyatı olan topluluktur.” diyor.Ne kadar doğru!..Gençlerimiz Arif Nihat’ı yeterince tanıyıp bilmiyorlar.Onu bilmeyenler büyük bir kültürel çıkmazın ve karanlığın eşiğindedirler.Benim şahsiyetimin şekillenmesinde Arif Nihat Asya,Osman Yüksel Serdengeçti,Necip Fazıl Kısakürek ve Mehmet Akif Ersoy gibi isimlerin büyük tesiri vardır.
     1955 senesinde Hukuk Fakültesi’ni kazanıp Ankara’da okuluma kaydımı yaptırırken rahmetli babam bana: “Bak oğlum,beni iyi dinle!..Yeni arkadaş muhitini Türk Ocağı arasından seçeceksin.” diye uyarıda bulundu.Galip Erdem ve Arif Nihat gibi dev şahsiyetleri orada tanıdım.Asya’yla abi-kardeş münasebetimiz ,vefatına kadar devam etti.Ondan çok şey öğrendim.O şiirlerinde doğum ve ölümü çok müstesna bir tarzda ifade etmiştir.
     Arif, 05 Ocak 1975’te Ankara Numune Hastanesi’nde öldü.Onu yakınları maalesef ölümüne yakın günlerde terk ettiler.Eşi Servet Hanım’a: “Hanım şu telefon defterini getir bakalım.Bizim dostlarımız vardı bir zamanlar!..Ne oldular şimdi?”Ölümünden evvel onu en yakın dostları bile terk etmiştir.
     O büyük bir şair ve yazardır.Ömrü boyunca 23 şiir, 10 nesir kitabı yazmıştır.Ben de onun eş ve dostuna yazdığı 97 mektubunu derleyerek kitap hâline getirdim.
     Asya,sıradan bir insan değildi.Onun için de sıradanlığı sevmezdi.O yıllarda Ziya Gökalp’in kardeşi,abisiyle ilgili olarak bir anma programı düzenlemiş Diyarbakır’da.Arif’i de o anma programına çağırmışlar.Fakat o şu gerekçeleri ileri sürerek, fikirlerinden ilham aldığı ve çok sevdiği Gökalp’in anma programına katılmamış: “Şimdi orada Ziya Gökalp nerede doğdu,nerede öldü,neler yaptı gibi sıradan ve bildik şeyler anlatacaklar.Ben bu gibi abidevî şahsiyetlerin kuru kuruya anlatılmasına karşıyım.Basmakalıp ifadelerden hoşlanmam.Onun hususi hayatıdır mühim olan.İnsanlar böyle kuru malûmatlardan usandı artık.”
     Arif Nihat Asya’nın ne zaman, nerede doğduğu önemli değil.Onun düşünce dünyası ve hususi özellikleri önemlidir.O bir halk adamıydı.Bütün değerlerimize bağlı bir Türk milliyetçisiydi.Atatürk :“Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür” diyor.Kültür bu kadar önemli.Asya,Türk kültürünün bütün değerlerini yaşamış ve yaşatmıştır.Ziya Gökalp,milleti dil ve din birliğine sahip topluluk olarak tarif ediyor. Ne kadar isabetli bir tespit.
     Arif,Türkçe’nin inceliklerini eserlerinde işlemiştir.Bizlere düşen görev onun ışığını çocuklarımıza götürerek onları aydınlatmaktır.Onun o güzel Türkçe’sini,nesrini ve şiirlerini yeni nesilleri okutmalıyız. “Bayrak” şiirini ilâhî bir tecelliyle yazmıştır O.
     Bugünün tabiriyle medyadan çok şikâyetçiydi.O yıllarda TRT bir kez olsun onunla program yapmadı.Program yapmayı bir kenara bırakın ,kendisinden bir satır bile söz etmedi.Kıbrıs’ta öğretmenlik yaptığı 1960’lı yıllarda Kıbrıs Rum Televizyonu bile kendisiyle bir program yaptı ama bizimkiler böyle bir şeyi akıl etmedi.
     Bizim,kendini radikal diye topluma kabul ettiren sözde aydınlarımızın çoğu bütün millî değerlerimize karşıdır.Bunlardan biri olarak kabul edilen yazarlardan Özdemir İnce, bir Yunanlı dostunun davetine icabet ederek, evine gitmiş.Bir de bakmış ki adamın evinin bahçesinde büyük bir Yunan bayrağı asılıyor.İnce, buna pek şaşırmış.Türkiye’ye dönünce bunu bir yazısında dile getirmiş.Böyle bir şeyi gündeme getirmesine bile tahammül edemeyen aynı zihniyetteki diğer yazar arkadaşları Ona büyük tepki göstermişler.
     Arif Nihat’tan bahsedilirken onunla özdeşleşen “Bayrak” şiiri okunur da sözkonusu şiirin “Tarihim,şerefim,şiirim,her şeyim” bölümü okunmaz.Evrensellik adına buna bile tahammül edemezler.
     1940’lı yıllarda Adana’da bir gece, dostuna ziyarete gitmiş.Malûm dönüşte eve yürüyerek gitmek zorunda…Ötelerden bir köpek sesi duymuş.Sesin sahibi köpek, iyice yaklaşmış onlara.Kucağındaki çocuğu Fırat’ı ,eşine vermiş.Başlamış köpekle taktik savaşına.Köpek ne yapmışsa o da onu yapmış.Kendi tabiriyle köpekle hırlaşmış;köpeğe köpeğin diliyle cevap vermiş.15 dakika böyle bir hırlaşmadan sonra köpeği kaçırmış.Bunu aynen bana anlattıktan sonra şöyle devam etti: “Yavuz, biz köpekle köpekçe,insanla insanca konuşmasını biliriz.”
     Zamanın Millî Eğitim Bakanlarından Hasan Ali Yücel,Malatya’da okulları geziyor.O vakitler Arif Nihat Asya da Malatya’da bir lisede müdürlük yapıyor.Tabiki birbirini çok iyi tanıyorlar.Çünkü Yücel ,bakanlığının yanında yazar olarak da kendini kabul ettirmiş bir isim…Fakat ikisi de farklı düşüncelerin temsilcileri…Bakan, okulun durumunu beğenmiyor: “Bu ne biçim okul;okuldan çok hapishaneye benziyor.”diyor.Asya cevabı yapıştırıyor: “Efendim ben bu okul yapıldıktan sonra geldim.Yoksa siz beni buraya hapishane müdürü diye mi gönderdiniz.” Bakan Yücel kızar ama belli etmez.Arif Nihat’ı bırakmaya niyeti yoktur.Tahkire devam ederek eleştirilerini giyimine yöneltir: “Hoca o ne biçim kıyafet…Paçaların çamur içinde..”der.Asya kızar,hatta köpürür.Şu üstü kapalı ve kinayeli cevabı verir: “Sayın Bakan!..Paçalarımı ağzınıza almayın.” Daha sonra müdürlükten alınarak Türkçe ve Fransızca öğretmenliğine indirilir.
Arif Nihat,iyi bir müslümandı.Bir gün bana: “Yavuz sağ elini aç bakayım.Arapça rakamlarla kaç yazıyor ,oku!”..Açtım baktım Arap rakamlarıyla 81 yazıyordu. “Sol avucunu aç;onda ne yazıyor?” dedi.Açtım,onda da 18 yazıyordu. “81’le 18’i topla” dedi. Topladım…99… “Bu rakam sana neyi hatırlatıyor?” diye sordu. “Tabiki Allah’ın 99 sıfatı!..” diye cevapladım. “Peki 81’den 18’i çıkarınca kaç kalıyor?” Elbette 63.. “Peki bu sana neyi çağrıştırıyor?” diye sordu.Düşündüm!...Aklıma hemen Resulullah Efendimizin ölüm yaşı geldi.Peygamberimiz 63 yaşında ölmüştü.Bana dönerek: “Bak Yavuz! Allah milyarlarca insanın avucuna bu ilâhî mührü vurmuştur.Bu asla tesadüf olamaz.Tesadüf olsaydı birkaç insanın avucunda olurdu.”
Adanalı değildi ama orayı çok severdi.Öğretmen olarak görev yapmıştı burada…05 Ocak’ta meşhur “Bayrak” şiirini yazdı.Yine 05 Ocak’ta Ankara’da hayata gözlerini kapadı.Hakk’a yürüdü.Ben bu tarihleri de tesadüf olarak görmüyorum.
O yedi günlükken babasını kaybetti.Çok fakirdiler.Babasından üç şey kaldı ona…Yırtık bir yorgan,Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin Marifetnamesi ve tahtadan yapılma bir güneş saati!…Bütün bu fakirliğine rağmen hayatının hiçbir döneminde komünist olmadı.Bir gün kendisine: “Üstadım bu memlekette zengin çocukları bile komünist olurken, siz çektiğiniz bu fakirlik ve zorluklara rağmen niçin komünist olmadınız?” diye sordum.Keşke sormaz olaydım.Gözleri irileşti,adeta gürleyerek: “Sen benim Türk olduğumu bilmiyor musun? Bir Türk aç kalsa da asla komünist olmaz.”dedi.
Çok nüktedan bir insandı.Eşi Servet Hanım, Kimya öğretmeniydi.O zamanlar onlu not sistemi geçerliydi.Servet Hanım’ın öğrencileri, hocalarını Arif Nihat’a şikâyet etmişler.Bir ilâ beş arasında not verdiğini ,beşten yukarı not alamadıklarını,oysa kendisinin genelde beşten aşağı not vermediğini belirttiler.Bunun üzerine Asya şu nükteli cevabı verir: “Biz aile meclisi olarak karar aldık.Birden beşe kadar notlar eşimin,beşten yukarkiler de benim!..”
Aşırı makyaj yapıp soyunan kadınların bu davranışlarının ardındaki sebebin ne olabileceğine dair kendisine soru yönelten bir muhatabına şu cevabı vermiş: “Onlara sayın demişler ,soyun anlamışlar;bayan demişler,boyan anlamışlar!..”
Arif Nihat’la ilgili olarak konuşan Doç.Dr.Osman Kemal Kayra şu değerlendirmeleri yaptı: “Asya bazı yönlerden Yahya Kemal Beyatlı’ya ve Mehmet Akif Ersoy’a benzerdi.O bazı şiirlerinde Akif’in duygu ve düşünceleriyle örtüşür.Kıbrıs davasının yılmaz savunucularındandı.Kıbrıs’ta Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak görev yaptığı için bu ülke insanının yapısını çok iyi bilirdi.Rumlar’ın uzlaşmaz tutumlarıyla ilgili olarak: “Onlar lütfenden anlamaz ulandan anlar;onlar dilden anlamaz elden anlar;Onlar önsözden anlamaz sonsözden anlar.” derdi.
Kendisine Turan ülküsüyle ilgili olarak yöneltilen sorulara cesurca ve argo tabirle kıvırmadan açık ve net olarak şu cevabı vermiştir: “Her müslümanın Cennete girme ülküsü olduğu gibi,her Türk’ün de Turan ülküsü vardır,olmalıdır!..”
Türk’e ve Türk’ün bütün değerlerine gönül vermiş bu mümtaz şahsiyetli şairimize doğumunun 100.yılında Allah’tan rahmet diliyorum.Böyle faydalı toplantı ve faaliyetlerin artarak devam etmesini temenni ediyorum.Bu anma toplantısını tertip eden İLESAM Trabzon Temsilcisi kıymetli araştırmacı- yazar sayın Ahmet Musaoğlu’na,KTÜ Türk Dili Bölüm Başkanı sayın Doç.Dr.Osman Kemal Kayra’ya,ta uzaklardan teşrif edip gelen sayın İbrahim Metin’e ve yaşayan Dede Korkut’umuz mümtaz şahsiyet değerli şair ve yazar sayın Yavuz Bülent Bakiler’e en samimi duygularımla teşekkür ediyor, sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum.Çünkü böyle değerlere bugün, dünden daha çok ihtiyacımız vardır.
e-mektup: mnihatmalkoc@hotmail.com



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın din kümesinde bulunan diğer yazıları...
Vatan Sevgisi İmandandır
Sabrın Sonu Selâmet
Hicrî Yılbaşınız Kutlu Olsun
Şefaat Ya Resulullah!..
Tevbe İle Günahlardan Arınmak
Gönülden Güle Mektuplar…
Allah Sabredenlerle Beraberdir
Kırk Hadis Işığında
Kandiller Zincirinin İlk Halkası: Regaib Kandili
İsraf Ekonomisi

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Gevheri'nin Hayatı ve Şiirleri
Yusuf Has Hacip'in Şâirlere Bakışı
Trabzonlu Edebiyat Tarihçisi Nihat Sami Banarlı
Veremle Savaş
Okul ve Hapishane
Memleket Havası ve Köprübaşı Tv Sitesi
Bir On Kasım Sabahı
Yapraklar Dökülür Kasımlarda!..
İlköğretim Okulları ve 100 Temel Eser
Öğretmenler Günü

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Tutumlu Ol Çocuğum [Şiir]
Halep'e Kelepçe [Şiir]
Yerli Malı Kullanın [Şiir]
İfrit İle Karınca (Manzum Masal) [Şiir]
Çanakkale Geçilmez [Şiir]
Sevgi Çınarı [Şiir]
Madur Dağı Güzellemesi [Şiir]
Başöğretmen Atatürk [Şiir]
Atatürk Öldüğünde… [Şiir]
Sevgi Köprüleri [Şiir]


M.NİHAT MALKOÇ kimdir?

NİHAT MALKOÇ’UN BİYOGRAFİSİ Beş çocuklu bir ailenin en küçük ferdi olarak 1970 senesinin 1 Haziran’ında Trabzon’un Köprübaşı ilçesine bağlı Gündoğan Köyü’nde hayata “Merhaba” dedi. İlkokulu komşu köy olan Güneşli Köyü’nde okudu. Orta ve lise öğrenimini Köprübaşı Lisesi’nde tamamladı. En büyük emeli iyi bir hukukçu olmaktı. Lise son sınıfta girdiği üniversite imtihanında KTÜ/Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nü kazandı. Dersaneye gitme imkânı ve zaman kaybına tahammülü olmadığı için kazandığı fakülteyle yetindi. 1992 yılında okulu bitirdi. İlk göz ağrısı olarak nitelediği Gümüşhane’de beş yıla yakın öğretmenlik yaptı. Her geçen gün öğretmenliği daha çok sevdi. Artık öğretmenliği bir tutku olarak görüyor. Vatan borcunu İstanbul’da Kara Kuvvetleri Lisan Okulu’nda Yedek Subay Öğretmen olarak onurla yerine getirdi. Bu peygamber ocağında yüzlerce yabancı subaya güzel Türkçe’mizi öğretti. Ankara’da girdiği sınavı kazanarak Akçaabat Anadolu İmam-Hatip Lisesi’ne Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak atandı. Burada iki yıl görev yaptı. Daha sonra girdiği yazılı ve sözlü imtihanı kazanarak Türkî Cumhuriyetlerden Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’a,üç yıl görev yapmak üzere, öğretmen olarak gönderildi. Burada Mahdumkulu Türkmen Devlet Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde ve İlâhiyat Lisesi’nde Türk Dili öğretmeni olarak çalıştı. Yine Aşkabat’ta Türkçe Öğretim Merkezi’nde(TÖMER) bir yıl boyunca değişik milletlerden kişilere Türkçe’yi sevdirerek öğretti. Şu anda Akçaabat’a bağlı Derecik İlköğretim Okulu’nda görev yapmaktadır. Bugüne kadar,en büyüğünden en küçüğüne kadar onlarca dergi ve gazetede fikrî,edebî,felsefî ve kültürel konularda yüzlerce yazı ve şiir yazdı. Bu yayın organlarından Türk Edebiyatı,Türk Dili,Bizim Çocuk,Çınar,Bizim Azerbaycan,Anadolunun Sesi,Üniversitelinin Sesi,Türkiye,Bizim Okul,Şenliğin Sesi,İnsanlığa Çağrı,Yeni Sesleniş,Gençliğin Sesi gibi dergilerde;Türksesi,Demokrat Gümüşhane,Kuşakkaya,Ortadoğu,Yeni Mesaj,Hergün,Candaş,Edebiyat,Bolu Üçtepe,Akçaabat Yeni Haber,Karadeniz Olay,Hizmet gibi gazetelerde yıllardan beri deneme,makale,fıkra ve şiirler yazmaktadır. “Bizim Okul” isimli kültür,sanat ve edebiyat dergisinin Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yaptı. Kültürel organizasyonların çoğunda aktif olarak görev aldı. Sevgi,Dostluk ve Kardeşlik konulu şiir yarışmasında birincilik,Trabzon Belediyesi’nin düzenlediği Çevre ile ilgili yarışmada birincilik,yine aynı belediyenin düzenlediği “İki binli Yıllara Doğru Trabzon” konulu makale yarışmasında mansiyon,Akçaabat Belediyesi’nin değişik zamanlarda organize ettiği şiir yarışmalarında birincilik,ikincilik,üçüncülük ödülleri kazandı. Karadeniz Yazarlar Birliği kurucularındandır. Halen bu birliğin üyesidir. Bunların yanında elinin altındaki öğrencilere rehberlik ederek ve bizzat örnek olarak,onların da pek çok kültürel yarışmada ödüller almasına zemin hazırlamıştır. İkisi kız,biri erkek olmak üzere üç çocuk babasıdır.

Etkilendiği Yazarlar:
Necip Fazıl Kısakürek,Mehmet Akif Ersoy,Yahya Kemal Beyatlı


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © M.NİHAT MALKOÇ, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.