..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Düşgücü güzelliği, adaleti, mutluluğu yaratır. -Pascal
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Toplumcu > Mehmet Atılgan




23 Ağustos 2005
Ptt Ne İş Yapar?  
PTT'de öylesine bir gün işte...

Mehmet Atılgan


PTT’de öylesine bir gün işte… PTT, ne iş yapar diye sorarsanız. Mektup taşır. Telgrafınızı ulaştırır.


:EJCJ:
PTT’de öylesine bir gün işte…
PTT, ne iş yapar diye sorarsanız.
Mektup taşır.
Telgrafınızı ulaştırır.
Faks çekilir.
Para gönderirsiniz.
Koliniz en emin biçimde alıcıya ulaştırılır.
Kıymetli evraklarınız, iadeli taahhütlü veya APS ile güvenli ve çabuk gider.
Döviz bozdurursunuz.
Gazete, dergi, kitap, en seri biçimde okuyucuyla buluşur (!)
İşte orda biraz dur.
Ben de öyle bilirdim. Öyle bildiğim için de 23 Ağustos Salı günü 380 kültürel bir dergiyi okuyuculara göndermek istedik. Haberleşme özgürlüğü, Anayasa’yla da güvence altına alınmış, en kutsal ve en önemli özgürlük… Bir kişinin mektubu, telgrafı, gazetesi, kişiye özel gönderisi, en değerli hakkı ve özgürlüğüdür diyerek, 380 derginin hepsini poşetleyip, üzerlerine adres etiketlerini yapıştırdık.
Böylesi bir kamu hizmetinin posta ücretinin bu denli pahalılığı ayrı bir konu. Şehiriçi ve yurtiçinin 900 bin; yurt dışının gemiyle 1.5 milyon, uçakla 3.5 milyon olması zaten başlı başına bir dert de… Bir de, 380 derginin postaya hazırlanması var ya; insanı tümden kahrediyor.
Poşetlerin üzerine bir de boş etiket yapıştırmamız söylendi. Üzerine pul yapıştırılmak içinmiş…
Onu da tek tek yapıştırıp hazırladık.
Bu poşetler, makineden geçmezmiş!
Her biri için 900 bin liralık pul yapışacakmış.
380 şehiriçi ve yurtiçi dergi için toplam 342 milyon liralık pulu da aldık.
Pulu da biz yapıştıracakmışız. Öyle dedi, görevli.
Bir 700 binlik, 2 yüz binlik… Etti mi 900 bin? Sür diline, vur beyaz etiketin üstüne, sür diline, vur beyaz etiketin üstüne. Daha 5’inci de oldu mu dil, 42 numara kösele gibi…
Baktık olacak gibi değil. Marketten iyi cinsinden bir bulaşık süngeri alıp, Kütahya yapımı bir porselenin içine koyduk. Şişeyle suyu doldurup, süngerin üstüne biraz biraz döktük. Bir 700 binlik pul, bas süngerin üstüne, yapıştır beyaz etiketin üstüne… 2 yüz binlik pul, bas süngerin üstüne, yapıştır beyaz etiketin üstüne… Vesselam, dili kurtardık da; 700, sünger, etiket; 200, sünger, etiket, demekten kına geldi.
Valla yazıp, çizip, resimleyip, dizayn edip, bastırdıktan sonra, poşetleyip, adres etiketini yapıştırdıktan sonra, her birine de 900 bin lira verip, boş beyaz etiketi, 1 adet 700 binlik, 2 adet 100 binlik pulları da yapıştırıp, bu kadar derginin sırtlanıp PTT’ye götürülmesi de kamu hizmeti sayılmazsa, hangi iş sayılır bilemem.
Bitmez sandığımız poşetleme, etiketleme, pullama işleri valla bitti sonunda. Bu işler bitti de, çile bitti mi? Nerdeeee… Öyle kolay mı, dergi hazırlayıp, yazıp, çizip, vatandaşa “al oku” demek. Uzatmayalım; gittik PTT’ye “Ağbi buyur, alladık, pulladık, getirdik. N’olur sen de gayri gönder şunları üzerindeki adreslere” der bâbından benzer bir şeyler söylemeye kalktık ki; “Bunlar böyle gider mi… Cık, cık, cık…. Hani damgası. Bunların hepsi damgalanacak” denmesin mi? İyi, doğru da, bizde hâl mi kaldı hemşerim. Öldük, bittik, mahvolduk. Dünden beri 3-4 kişi bunları, poşetlemeyle, etiketlemeyle, pullamayla uğraştık” diyecek olduk ki; “Valla siz bilirsiniz, benim şimdi çok işim var. Burada yalnızım. İşim ne zaman biterse, o zaman damgalar, göndeririz” cevabını alınca, “Yahu madem yetişemiyorsun, şefine, müdürüne söyle sana yardımcı versin” demeye kalmadı, “O benim sorunum değil, siz gidip söyleyin” cevabını aldık. Bunca zahmetten sonra bir de gidip, şef, müdürü laf anlatıp, bir de onların “yok personel yetişmiyor da, yok makine kâfi gelmiyor da” şikayetlerini dinleyeceğimize, aldık mührü elimize… Tuuu… Bir ıstampaya, iki pula, bir ıstampaya, iki pula…Yer misin, yemez misin? Poşetlemenin, etiketlemenin, pullamanın ne kadar hıncı varsa, puldan çıkardık. O zavallı pullar, ne çekti elimizden… Pul, pul olalı, böyle zulüm görmemiştir.
İnanmayacaksınız ama, mühürleme işi de bitti sonunda… Biz de bittik tabi. Mühürleme biter, biz biteriz, ömür biter de… Dergi gönderme işi biter mi? I-ıh, bitmez. Valla da bitmez, billa da bitmez.
“Bitti” deyip, görevliye biraz tebessüm eder gibi olduk. “Şimdi bunları, karşı koridordaki soldan ikinci odaya götürün” dedi. O öyle dedi de, bizde ne ayakta duracak, ne karşı odaya gidecek hâl kalmadı. Kalsa kalsa edecek 2 çift laf kaldı, onu da söylemesem, çatlar ölürdüm. “Tüm bunları biz yaptık da, siz ne iş yaparsınız burada Allah aşkına?”… Cevap hazır: “Size iyilik de yaramaz. Size o kadar yardımcı oldum. Pul verdim, mühür verdim. Damgalamak için boş masa gösterdim. Ama yine de yaranamadım”.
Aslında doğru söylüyor adamcağız. Biz insanlar, bazen çok nankör oluyoruz. Adam bizim için neler yapmış, biz hâlâ kıymetini bilmiyoruz… İyi, güzel, hoş da sevgili kardeşim, Bu kadar işi ben yapacaksam, sen ne işe yararsın ki? Ya da, bu kadar zaman harcayacağıma o dergileri adreslere tek tek dağıtır (Zaten çoğu şehiriçi) o 342 milyon lira da cebimde kalırdı.
Gayri dayanacak hâl kalmadığından, “Koridorun soldan ikinci odasına siz götürün, bizden umut yok artık” dememizle birlikte, “Siz yine dergi getirirsiniz nasıl olsa” cevabını anında aldık.
Karşılıklı inatlaşıp, gelecek ayki derginin dağıtımında buluşmak üzere randevulaşıp (!) ayrıldık. Artık, şefi, o görevliye bir yardımcı mı verir; başmüdür bunca işi yaptığımız için karınca kararınca bize bir mesai mi yazar; yoksa o işleri yine biz mi yapıp, aynı ızdırabı çeker miyiz, gelecek ayki dergi dağıtımında buluşmayı bekleyip göreceğiz.


.Eleştiriler & Yorumlar

:: rüyalar ve
Gönderen: Murat M. UĞURLU / İstanbul/Türkiye
27 Ağustos 2005
Rüyalar ve gündelik yaşamımız çarpıcı öykülere gebedirler. Ptt olayından çıkan ders, "bir memurun yapacağı işi beş memur" yapıyor safsatasını yalanlıyor bir. Memurla akşama kadar oturuyor palavrasını boşa çıkarıyor iki. Siz bir günlüğüne ve kendinize ait işi yapmakta zorlanırken sizin gibi koli getiren onlarca kişiyi düşündüğümüzde ptt memurlarını ne kadar ağır işler yaptıklarını anlıyoruz üç. Memurların bağırış çağırışlarına kulaklarımızın tıkalı olduğunu anlıyoruz beş. uzatmak olası ya yeter sanırım.

:: kolay gelsin
Gönderen: Murat M. UĞURLU / İstanbul/Türkiye
27 Ağustos 2005
Rüyalarımızda ve ayık da yaşadıklarımızdan çarpıcı öyküler çıkar. Ptt olayından sizin çıkardığınız dersi pek anyamadım ama; bana sorulursa, "bir memurun yapacağını beş memur yapıyor




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplumcu kümesinde bulunan diğer yazıları...
Bu Senenin Modası Sizce Ne?
"Sigarayı Bırak!"
Şeytandan Medet Umuyoruz
Beyin Defilesi

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Abdallar ve Kırşehir'e Üniversite
Yaşanmış Kırşehir Esprileri
Kendini "Ti"ye Almak Erdemdir
Rakı Ucuz Olsa Da, Çoluk - Çocuğa da İçirsek!..
Bu Ne Türkü Âh!..
Zevkler ve Renkler Tartışılmaz mı?
Öğretmen Nasıl Ağlatılır?
Konuşa Konuşa mı, Koklaşa Koklaşa mı?
Domuz Turizmi
Allah Düşmanlarıma Zeval Vermesin!..

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Beceremedim İşte [Şiir]
Mönüsüz Aşk [Şiir]
Hayatın Acımasızlığı [Deneme]
Yazlık Yüreğim [Deneme]
Dost Değil Bu Amerika!.. [Deneme]
Eleştiri Özgürlüğü ve Hoşgörü [Eleştiri]
Türkiye'de Demokrat Olmak Zor! [Eleştiri]
"Gonül"lerde Neşet Ertaş... [İnceleme]


Mehmet Atılgan kimdir?

20 yıldır yazıyorum. Daha çok güncel olayları, sorunları, çelişkileri makale olarak yazmaya çalışıyorum. Takıntılar, çelişkiler, aksaklıklar, aykırılıklar dikkatimi çeker. Şirin Kırşehir; Kaman ve Ceviz:; Çukurova'dan Kaman'a Dadaloğlu adlarında 3 kitabım yayınlandı.

Etkilendiği Yazarlar:
Yaşar Kemal, Gorki, Aziz Nesin, Zülfü Livaneli, Uğur Mumcu, Üstün Dökmen gibi yazarlarla; Hasan Pulur, Selahattin Duman, Deniz Som, Melih Aşık gibi gazetecileri beğeniyle okurum.


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Mehmet Atılgan, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.