..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Sevgi dünyadaki yaşam ırmağıdır. -Henry Ward Beecher
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Çağdaş Sanat > Erdal GEÇER




18 Ekim 2009
Semah... (Bir Tablodan İzlenimler)  
Ressam Fatma özdil'in semah adlı tablosu üzerine izlenimler.

Erdal GEÇER


Alevi inancında semah'ın taşıdığı Felsefi ve tasavufi anlamlar üzerine kişisel bir deneme


:CGJJ:


SEMAH

    Başka türlü, ayin-i cem’de dönülen semahın tuval üzerine resmedilmiş kısacık bir anı; bu denli sonsuza kadar sürecekmiş gibi gözüken mistik bir dansa dönüşemezdi her halde. Bize bu duyguyu verense tabloyu yapan usta elin kullandığı fırça tekniğiyle oluşmuş dairesel ışık izlerinden başkası değil...

    Dikkatimi çeken ve beni tabloyla ilgili görüş bildirmeye yönelten ilk neden bu . Zira mistik dansı icra eden (semah dönen) kadın ve erkek figürlerinin etrafındaki dairesel ışık izleri tabloya bir canlılık kazandırmanın ötesinde; bu dansın, tablo var olduğu sürece devam edeceğini ve döngünün sonsuza dek süreceğini anlatıyor . Gerçekte de kadın ve erkek semah dönen canların her biri evrenin sonsuza dek aşkla sürüp gidecek olan döngüsüne dahil olma inancı nedeniyle dönmüyorlar mı semahlarını. Sonsuza kadar süreceğine inanılan bu döngüyü başlatan ve devam ettiren enerjiyse (arke) aşktan başka bir şey değil. Tabi ki bu tasavvufi manada bir aşk.İlahi aşk yani. Semah dönen tüm canların sırrı hakikat olarak nitelendirdikleri gerçek aşkın ta kendisi ...
   Tablonun bizlere anlatmak istediği bununla sınırlı değil elbette . Semah dönen kadın ve erkek figürlerini oluşturan küçük parçacıklar ve bu figürlerin etrafındaki belli-belirsiz çizilmiş diğer şekiller evrendeki canlı yada cansız tüm varlıkları simgeliyor. Bu açıdan tablo evreni sonsuza kadar sürecek olan bir cem ayini biçiminde tasvir ediyor diyebiliriz.Adeta bütün evren ayinin yapıldığı mekan (cem evi) olarak tasvir edilmiş. Evreni oluşturan tüm varlıklar ayin-i cem’e katılmış ve semahtaki döngüye dahil olmuş durumdalar..Tabi ki Fatma hanımın düş dünyasından tabloya yansıyan bu durum Alevilik öğretisiyle de uygunluk gösteriyor Fatma hanımın Alevilik inancı,semah ve cem törenlerindeki felsefi anlamlar konusunda sıradan bir alevinin ötesinde felsefi bilgiye sahip olduğunu tahmin ediyorum. Semah tablonun böylesi bir bilincin ürünü olduğunu düşünüyorum.
   Dikkat edilirse semah dönen kadın ve erkeğin bedenleri sadece birer görüntüden, yansımadan ibaret.Tablodaki kadın ile erkek figürleri evreni oluşturan parçacıkların sarmal döngüyle meydana getirdiği renk ve ışık birlikteliği aslında. Tabloda gerçek bir kadın ve erkek yok sadece .Bir araya gelip (cem olup) semah dönmekte olan her şeyin oluşturduğu bir kadın ve erkek görüntüsü var aslında.
    Tasavvuf inancı evreni (kainat) tanrının aynada yansıyan görüntüsü olarak açıklıyor. Bizler için bir nevi ayna görevi görmekte olan tablodaki kadın ve erkek figürleri de tanrının aynaya yansıyan görüntüsünü simgeliyor.Öyleyse aynaya (tabloya ) bakarken gördüğümüz görüntü gerçekte tanrının simgesel görüntüsünden başka bir şey değil.. Yani tablodaki tasavvufi bakış açısı tanrıyı yüz yüze (ru be ru ) semah dönmekte olan kadın ve erkek birlikteliği olarak tasvir ediyor diyebiliriz...

    Bu mistik bakış açısından hareketle parçacıklardan bütüne ulaştığımızda karşılaştığımız görüntü alevilikteki cem ayini ve semah dönme inancına da kaynaklık ediyor. Alevilik felsefesinde kainatı oluşturan her parçanın tanrısal bütünlüğe ait olduğunu , Tanrının parçalar olmaksızın bir anlam ifade etmeyeceğini biliyoruz .Bu açıdan Tanrıya evreni oluşturan unsurlar bütünü diyebiliriz..Zira kendi varlığını tanrısal bütünlüğün bir parçası olarak gördüğü için Enel-hak (Ben tanrısal gerçeğim) diyen Hallac-ı Mansur’un düşünce biçimini başka türlü anlayabilmemizde mümkün değil zaten.

    Maddenin oluşumu ve diğer maddelerle bir araya gelerek yeni maddelere dönüşüm süreçleriyle ilgili olarak bilim adamlarının ve felsefecilerin çok farklı görüşleri olduğunu biliyoruz. Materyalist bakış açısındaki tez-antitez-sentez süreci bu görüşlerden sadece birisi. Tabloda yansıtılan felsefi temayı bu açıdan irdelediğimizde karşıtların oluşturduğu ve sonsuza dek semah döngüsü (sarmal hareket) ile devam edecek olan birlikteliğe benzer bir ilişkiden söz edildiğini ifade edebiliriz.. Ama buradaki karşıtlar arası birlikteliği (erkeklik ve dişilik unsuru ) ve devinim sürecini oluşturan ilişkiyi yok edici bir savaş ilişkisinden ziyade yaratıcı bir aşk ilişkisi olarak görmeliyiz. .

    Tasavufi bakış açısında bu durum maddelerin birbirleriyle bütünleşme isteği,meyletme (temmayyül) olarak açıklanmıştır.Tıpkı çamuru oluşturan kuru toprağın ve suyun bir araya gelmelerinin savaş ilişkisi ve karşıtını yok etme,yenme isteğinden değil de isteyerek birbirlerine karışma ve bir araya gelme (aşık-maşuk ilişkisi) arzusundan kaynaklanması gibi..Bu nedenle sentezi oluşturan ilişki süreci aşk ilişkisi şeklinde tanımlanmaktadır.Söz konusu ilahi aşk ilişkisi yaratıcı ,doğurgan ve geliştiren bir ilişkidir.Evrendeki maddelerin birbirleriyle aşk ilişkisi içinde oldukları, kainatın bu nedenle bir bütün halinde bulunabildiği ve sürekli olarak yeni olanı yaratmaya doğru devinimini sürdürdüğü ve geliştiği kutsal bir evren tanımlamasıdır bu.. Evrenin eril ve dişil olmak üzere iki yönlü olduğu, her şeyin bu iki yönlülük ilişkisi üzerinde geliştiği de (yin ve yang ilişkisi) başka bir bakış açısı olarak tasavvuf felsefesine işlemiş durumdadır... Bu bakış açısına göre evrendeki eril ve dişil özellikler her maddeye erkek veya dişi özellikler olarak yansımıştır..Maddeleri bir araya gelmeye yönelten ve yeni maddeler oluşmasına neden olan süreç doğadaki eril ve dişil yönlerin birbirlerine karşı duydukları aşk (bütünleşme) isteği nedeniyledir...Tek başına erkek yada dişi yönün yeni bir şey var etmesi mümkün olamayacağına göre yaratıcı ortam (Tanrı) eril ve dişil yönlerin bir arada oldukları durum olarak tasvir edilmiştir. Tanrı burada somut bir varlıktan ziyada bir durum olarak algılanmalıdır.Evren sürekli olarak yeni şeylerin yaratıldığı mekan olması nedeniyle tanrının kendisiyle özdeşleşmiş durumdadır.(panteizm-doğa tanrıcılık)..Tablo bu açıdan kemale ermiş,ilahi aşkı ruhlarında hissedebilen kadın ile erkeğin semahla simgelenen aşk dolu kutsal birlikteliğinin görüntüsünü aktarmaktadır bizlere..

    Maddenin kendisi (cevher-töz) oluştuğu andan itibaren doğal olarak eril veya dişil özellikte olması sebebiyle kendi yetkinleşme (erginleşme-kamil olma) sürecini tamamladığı andan itibaren karşıtına yönelmeye hazır bir aşık olma ve yaratma potansiyeli taşımaktadır. Tasavvuftaki insanı kamil olma sürecide bu açıdan tarikat yoluna giren kişinin aşama aşama kendini tanıması, varlığındaki ilahi sırrı keşfetmesi, mükemmelleşmesi (tekamül etme-kemale erme) sürecidir.bir başka ifadeyle bu süreç aşık olabilme,bu yaratıcı hissin peşine düşerek kendini tanıma kanıtlama ve başka şeye dönüşme sürecidir.Alevilikte hakka yürümek olarak adlandırılan ölüm olayına da bu nedenle bir yitiş ve kaybolma durumundan çok yeni bir şeye dönüşüme ,oluşum sürecine dahil olma,başka bir sentezin tez veya antitezi olma manasıyla yaklaşılmaktadır.Aslında hakka erme,gerçeğe nail olma anlamıyla ölüm olayı bir nevi aşkla süregiden yaratıcı döngüye karışmak biçiminde tanımlanmaktadır..

    Tanrının aynadaki görüntüsünü yani evrensel güzelliği ve aşık olma halini simgeleyen tablodaki kadın ve erkek figürlerinin etrafındaki sarmal ışık ve renk döngüsü tarikat yolunun terbiye sürecinden geçerek insanı kamil olma mertebesine ulaşan kadın ve erkeğin sonsuza dek sürecek aşk dolu birlikteliğini simgelemektedir.Bu açıdan semah dönen kadın ve erkek evrensel aşkı, karşıtların uyumlu birlikteliğini ve tanrısal olma durumunu simgelemektedir.

    Tabloyla ilgili gözlemlerimi biraz felsefi bir pencereden aktarmak istedim.Tabi bunlar kişisel gözlemler nihayetinde.Bu açıdan başka gözlemcilerin kendilerine göre farklı yorumları olabilir.Tabi ki semah.cem ve alevilik öğretisiyle ilgili yukardaki düşüncelerime paralel yada zıt düşüncelerde olabilir.Ama ben insanların fikirlerini aktarabilmelerini önemsediğimi ifade etmek istiyorum.Bu açıdan Fatma hanımın gerçekten beğendiğim semah adlı tablosundan hareketle düşüncelerimi paylaşma fırsatı bulabildiğim içinde kendisine teşekkür ediyorum.


Erdal GEÇER
30 Temmuz 2008/Gelibolu






Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Hacıbektaş Tören İzlenimleri

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Dün Gece [Şiir]
Şehr-i Ben [Şiir]
Yitik Gemi [Şiir]
Nirvana [Şiir]
Hayyam'a [Şiir]
Altın Kadeh [Şiir]
Virüs [Şiir]
Beşinci Şiir [Şiir]
Diyalektik [Şiir]
İyi Kadın [Şiir]


Erdal GEÇER kimdir?

Yazmak kendimi yenilemek gibi bir şey. çeki düzen vermek üst başa. hazirlanmak geleceğe. .


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Erdal GEÇER, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.