"Gelecek, şimdiki zamandan çok da farklı değildir; sadece daha pahalıdır." - George Orwell"

Yaratıcı Yazarlık

Esin Perisi

14 görüntülenme · 148 ileti
??? #141
Dün seni düşündüm. Sonbahar yaprakları gibi rengarenk saçın gözlerimin önünde uçuşup durdu. Özlemin koyu bir kahve aroması gibi burnumun direğini sızlatıp geçiverdi. İçimde kırılan cam parçaları soğuğunu kalbime bıçak gibi saplarken, ususl usul kanadım kendimden geçene dek. Seni özlemenin buruk tadını aklımın her köşesine işledim gün boyu. Karlı bir Ankara akşamında senin karabasanların doluştu akşamıma. Dün seni düşünürken gece boyunca. Dün seni düşündüm. Sevmenin karanlık ucundaydın. İhenetin ve kabusun pususunda sevdikçe ortak olduğum bir yalandın. Her fırsatta yatağına sokulduğum çekici bir yalandın. Biz aldatmanın sıcak yorganına sarılarak sabahlara dek seviştik. Kendimizi kanatırcasına seviştik. Yaşamanın ve ölmenin kıyısında gidip geldikçe,uçurumlar kapandı,yollar kısaldı gece sabaha döndü. Sen ayıplarını örtündün... Ben çırılçıplaktım günahlarımla.. Kar soğuğunu içime bırakıp...çekip gitti. Güneş resim defterleindeki bir figürdü sadece..sıcağını kaybetmişti çoktan. Mevsim kıştı. Kıyamet henüz kopmamıştı. Herkes kendi kıyametini taşır dedim içimden. Kendi işlediğim günahların kefaretini öder gibi.. herkes kendi cehenneminde yaşar eğer cennet çıkmamışsa yoluna... Dün seni düşündüm. Düşünmek ihanete davet değil midir dedi arkadaşım. Düşünmek ihanet değildir dedim cevaben. Eğer düşünmeye yasak koyarsan ihenet edersin dedim doğruya. Çünkü insan düşünmenin ürünüdür bir yerde. Eğer özgür bırakmazsan düşünü, tercihlerinde doğruyu nasıl bulacaksın. Yanlışa meyletmeden nesıl vazgeçersin dedim yanlıştan. Sustuk... Dün seni düşündüm. bir salkım üzüm gibi çekti canım seni. Bir yudum şarap gibi.. kendimden korktum. Seni sevmenin ve özlemenin korkutucu olabilceğini hiç düşünmemiştim oysa. İnsan yüksekten,alçaktan,karanlıktan korkarda,sevmekten korkar mı? Korktum. Hem de içim titreyerek. Yalnızlığın gayya kuyusunda yolumu kaybetmek üzere kapattım kapıları. Yitik sevda mezarlığında gezinirken,adını okudum mezar taşında. Dün bu yüzden seni çok düşündüm.
??? #142
Ne garip bir anlam dizgesinde yol alıyoruz. Kaç gündür aklımı kurcalayor bu. İhanet,liyakat,sadakat... dostluklarımızı ve düşmanlıklarımızı belirleyen bu kavramların bizimle ilgisi ne kadar ve nereden diye. İhanet. Yazın dünyasının en meşhur ve ilgi çekici konularından. Ahde vefasızlık edilince ortaya çıkan bir düşünce ve eylem biçimi. Yol ve yoldaşa ters düşen tutumlar benimsemek. Gizli filmler çevirmek. Aynı inanışta olduğunu söyleyenlerin,sözbirliği ederek yol alırlarken birden birisinin yoldan çıkıvermesi ve yolun aleyhine işler çevirmesi ihanet olarak algılanır. Oysa yol üstünde o kadar ince yollar vardır ki; kimse sorgulamaz. Genel erkekler dünyasına ait bir kavrammış gibi görünür bu bana. Davaya ihanet,eşine ihanet. Kadın erkek arasındaki ihanet kadına özgüdür genel itibariyle. Çünkü erkeğinki ihanet olarak söylenmez. Aldatma,kandırmaca gibi bir çerçevede ele alınır ve bir özre ihtiyaç duyar bağışlanması için. Ama kadınınki.. dünyayı özür olarak getirseniz de affı mümkün kılamaz. Kadınınki ihanettir. Cezayı gerektirir. Erkeği,aileyi ve toplumu yaralar. Kimse affetmez bu davranışı. Affedenin yeri de kadının yanındadır. Erkeği kadına çevirmek aşağılanmanın en aşağısıdır zaten. Vs.vs. Liyakat. Olana,varolana eşit ve eşdeğer olmak.ödüllü bir ilişki biçimidir liyakat. Madalyaları bile yapılmıştır kimi zaman. Ama layık olanın kalıcı olarak bunu sürdürmesi mümkün müdür? Tartışılır. Liyakat madalyası verilenlerin sonraki yaşantıları incelenmelidir. Liyakat sadık olana özgüdür. Sadakatin arkadaşıdır diyebiliriz bir yerde. Sadakat. Bütün iyiliklerin yanıbaşında yeralan ahde vefa içeren soylu bir davranış biçimidir. Sadık kullar,sadık yarlar söylenir. Herkes sadık arar kendine. Ama sadıklar arasından çıkar sadık olmayan. Ve ihanetin buram buram kokusunu taşır sadakat. Sadakat,ihanet ocağıdır aslında. İhanet bütün gücünü sadakatten ve sadakat beklentisinden alır. İhanet sadakatin güçsüz yanıdır. Sadakat bütün algıların kapanmasıdır. Kendini veriştir. Tam teslim oluştur. Ve bu olduğu ölçüde sadıklar ihanetlerinde masumdurlar. Ölçüsünü ve kendisi olmayı bırakmış kişinin hatasından günah oluşmaz. Sadakat uyanıklığın bütün silahlarını almıştır elinden. Sadakat sonsuz bir uyku halinde sonucu beklemektir. Sadakat tekdüze bir hayattan ne beklediğini bilmektir. Oysa yaşam tekdüzeliği kaldırmaz. Sıkıntı çıkagelir bir yerlerden ve her şeyi alt üst eder. Renkli ve cıvıl cıvıl bir hayat sadakatin düşmanıdır. İhanet ,liyakat ve sadakat. Kendimize ait kavramlar değildirler aslında. Verilmiş olan kurallardır bunlar. Bize layık görülendirler. Bizi birileri hain,birileri layık ve birileri sadık görürler. Kimse kendine sadık,kendine layık,kendine hain görülmez. Ve ne acıdır ki tüm yaşantımız başkalarının değerlerine göre geçip gitmektedir. Sevmenin ve sevilmenin bile başkalarından ölçülenmesi bizim en büyük acımızdır. Karşılıksız sevmenin ve kendisi olmayı becermenin çok uzağındayız. Bir şeyi kendi halinde sevmeyi beceremediğimiz ölçüde başkalarının ölçülerinde ölçülmeğe devam edeceğiz ne yazık ki...
??? #143
HOŞÇA KAL Bugün çocuklar ile ilgili bir şey yazmak istedim. Can DÜNDAR’IN duyarlılık dolu satırlarını okurken burkuldu durdu içim. Çocukluğumun kırmızı bisikletine binip geçmişe doğru yol almaya başladım birden. Bütün sarı sayfalar canlı yayın ekibini oluşturmuş,üzerime üzerime gelmeye başladı. Çocukluğum; minnet ve hasretle andığım zaman. Benim çocukluğumun en büyük kahramanı ince çizgi bıyıklı bir adamdı. İleriye keskin bir biçimde bakan kahve gözleri,hedefini net bir biçimde gösteren düz çıkık burnu ve gerekti-ğince gülen yüzüyle,uzun boyuyla herkesin çekindiğini sandığım uysal adam. Onu bütün sevgi ve saygımıza karşın yeterince konuşup,paylaşamadan bir kalp kriziyle kaybedişin derin üzüntüsünü ölümünün onuncu yılında bile unutamadım. Her gün keşke bir yerlerden beni gözlüyor olsaydı,yaptıklarımla gurur duyabilseydi diyorum. Hayatla nasıl başa çıktığımı,nasıl akıllı bir oğlu olduğunu,geçmişteki fevriliklerimin yerini nasıl kendisi gibi uysal ve sevecen birisine bıraktığını bir görebilseydi diyorum. Eşimi ve çocuğumu tanıyabilseydi,bunca uğraşın kendisinin bana verdikleriyle olduğunun bilincinde olduğumu,bana sevgi adına ne çok şey aşılamış olduğunu bir görseydi,bir söyleyebilseydim diyorum. Ve bütün bunları bana yeterince sarılamadan vermeyi nasıl başardığını öğretmesini isterdim. Bu gün bütün kitaplar nasıl çocuk yetiştirileceğini yazmasına karşın sevgisiz ve ilgisiz çocukların dramını izleyip dururken,kitabın ve televizyonun olmadığı bir dünyada bunun en güzelini nasıl başardığını bilmek ve çocuğuma göstermek istiyorum. Babacığım seni hala ilk günkü kadar çok özlüyorum. Seni elektro şok aletinin altında cansız yatarkenki halin gözümü önünden hiç gitmedi. Hırçınlıklarımı ve öfkelerimi yatıştırırken ki alçaktan alışların şimdi üstümde büyük bir dağ gibi yüksekte duruyor. Sen bana sevgini açıkça söyleyememeyi öğrettin,ben de bunu şimdi geç söyleyerek gösteriyorum. On yıl çok geç değildir umarım. Dünyanın en büyük,en güçlü adamını bir şok aletinin altında yenik görmenin derin acısı yüreğimi hala burkuyor. Ben unutamadığıma göre,babasını benden daha elim ölümlere verenlerin acısı nasıl onulur bunu düşünemiyorum bile. Senin varlığınla örnek olan ailemiz,şimdi senin yokluğunla nasıl dağınık bir görsen. Ve ben ailemizin mutluluğunun da seninle beraber uçup gittiğine kanaat getirdim. Annem aklını yitiriyor her geçen gün. Aile, bağlarını. Senden aldığım terbiyeyi yaşatacak ocak sönüyor. Benim ocağımda tütecek olanda seni yaşatabilmeyi çok isterim babacığım. Umarım benim ailem senin ailenin daha güzel bir örneği olur da sana özlemim güzel bir şeye dönüşerek yarına ulaşır. Özlemimde hiç olmazsa sana teşekkürler edebilmiş olurum. Şimdi yeni torununun gelişiyle beraber sana gerçekten hoşça kal demek istiyorum. Hoşça kal babacığım. Huzur içinde uyu.
??? #144
[[I]]Yazı yazmak da harika harika ama ben şiirden daha çok zevk alıyorum.Hem yazmaktan hem de okumaktan...Şiir bence çok başka bir dünya demek...[[/I]] Saygılar.
??? #145
[[I]]Yazı yazmak da harika harika ama ben şiirden daha çok zevk alıyorum.Hem yazmaktan hem de okumaktan...Şiir bence çok başka bir dünya demek...[[/I]] Saygılar.
??? #146
şiirle düz yazının nerede buluşup nerede ayrıldıkları, gereği kadar önemsenmeyen bir sorun sanırım. ayrıdırlar, deyip geçiştiririz çoğu kez. ya da düz yazıyı şiire öykündüğü oranda itibarlı sayarız da, şiir düz yazıya benzediğinde burun kıvırırız. bu durum, şiirin sanatların en hası olmasından mı kaynaklanır acaba? uyak, ölçü vb teknik zorlukları aşmanın, değilse imaj yaratabilmenin zorluğundan mı? ancak ben öykü yazmasam ölürmüşüm gibi geliyor. çok muhalif bir görüş olacak ama, anlatmak istediğim, şiirin kalıplarında nefes alamazmış zannediyorum. engin bir deniz, dahası bir okyanus: öykü. [[/B]]
??? #147
Siir çok güzel birsey ve sihirli ifadeleri icinde barındırmakla insanı kendine ceker fakat unutmayalım ki hicbir zaman yazının buldugu okuyucu sayısına ulasamamıs. Diyebilirsiniz ki sanat baskaları icin yapılmaz, ama bir yapıtı ortaya koyan icin baskaları tarafından begenilmesi olmazsa olmaz bir sarttır. Simdi diyebilir misiniz ben sadece kendim icin yazıyorum. Bence siir yazan biri düz yazıyı da denemelidir ve duygularını ve fikirlerini o yolla da iletmelidir okuyan insana... hem bence siir yazan insan icin daha kolaydır ifadelerini düzgün cümlelere dökmek... Tabi karakteri devrik degilse!....
??? #148
şu ana kadar hiç 'ah oturupta şöyle bir şiir yazayım' dediğim olmadı. yazcağım ana ve konuya hiç kendim karar vermedim. herşey kalemimin ucuna bir anda geliverdi ve işte geldiği anda da yazdım. bu insan için olağanüstü bir duygudur ve bunu eminimki yalnızca yazarlar anlarlar. özellikle de yazdıklarınızı aradan geçen bir müddet sonra tekrardan okursanız bambaşka bir lezzet alırsınız..[[B]][[I]][[/I]][[/B]]
Başa Dön