Tartışmak güzeldir. (Kirlenmekten bile güzeldir bazen). Kuşku duyarız, sorgularız, zaman zaman eleştiririz. Nasıl ki sizler sitenin yönetim şeklini eleştirebiliyorsanız, bizler de yaptığınız eleştirileri zaman zaman eleştirebilmeliyiz. Doğrusu da budur; bazen iki taraf, bile bile, farklı uçları savunur, tek bir nedenden ötürü: olasılıkları zorlayabilmek için. Sonunda varacakları yer, üç aşağı beş yukarı aynı olsa bile, bunu yaparlar, çünkü en değerli ve zor ulaşılan bilgiler bazen uçlarda saklıdır. Son günlerde yapılan eleştirilerde bir yerden sonra yaratılan atmosferden hoşnut olmamaya başladım; ve adımı bu bağlamda bir taraf olarak görmek konusunda çekincelerim olduğunu belirttim. Toplantıdan vazgeçilmesi gerektiğine dair en ufak bir şey söylemedim, tersine kendi adıma bunu destekledim ve İzEdebiyat olarak gerekli duyuruyu yapacağımızı söyledim. Mesajımdaki içerikle toplantının bağdaştırılmasına şaşırdım.
Yenilikler....
Blog ekledik, geliştireceğiz. Adını "Bir Yazarın Günlüğü" olarak değiştiriyoruz, çünkü amaç bir "yastık altı" günlüğü oluşturmak değil, bir edebiyatçının kafasını kurcalayanları, edebi kaygılardan uzak durarak, dile getirebilmesi. Yakında daha fazla yerden bloglara erişilebilmesini sağlayacağız. Uzun zamandır aklımızdaydı, yapılan bütün tartışmaların sonunda "hadi daha fazla geciktirmeyelim şunu" dedik. Editörlük sistemindeki sorunları bazıları çok güzel dile getirdi; orada da temelli bir değişikliğe doğru gidiyoruz. Bir "Gönüllü editörler ordusu" kurmayı kararlaştırdık. İzEdebiyat artık üç beş tane (kimi zaman daha az) editörün çabasıyla yürüyecek bir site olmaktan çıktı. Gönüllü editörler ordusunun çalışma şekli üzerinde hâlâ çalışıyoruz, ama çok yakında bu sistem hayata geçecek. Bu arada, bu tartışmayı izleyenler, İzEdebiyat editörü olarak görmek istedikleri kişileri bize belirtebilirlerse, (forum aracılığıyla, çünkü açıkça tartışılması gereken bir nokta) bu bilgiyi seve seve değerlendiririz. Çok sesliliğimizi koruma açısından da doğru olan bu diye düşünüyorum.
İsa Kantarcı, verdiğin bilgi ilgimizi çekti ve hoşumuza gitti. Teşekkür ederiz.
Bütün tartışma boyunca herkesin İzEdebiyat'ın iyiliği için bunca vakit harcadığı ve kafa patlattığı açık. Bu açıdan böyle bir konuşmanın olmasına sevindik. Savaş ulusları dinç tutar, der Hegel. Bunlar da iyisiyle kötüsüyle, bizi dinç tutuyor. Mesele karmaşık ve birden çok doğru yol, (ve ondan da fazla yanlış yol) olduğu için anlaşmazlıkların çıkması belki de kaçınılmaz. Blog, editörlük, arkasından çok özel bir dergi sistemi... İzEdebiyat ilerliyor; sevgili Kâmuran hanım, umutsuzluğa kapılmayın. Yakında büyük bir kitap alışveriş sitesinde tanıtım yapmaya başlayacağız, o zaman tekrar sayısal bir ivmelenme de yaşanacaktır.
Sevgiler,
Diren Yardımlı
NOT: Geçen mesajımda yeterince üzerinde duramadığı nokta, edebiyat konusuydu. Toplantılar, forum tartışmaları, dahası teknik yenilikler... hepsi elbette İzEdebiyat'ı ilgilendiriyor, ama İzEdebiyat'ı geliştirmekten öte, edebiyatımızı geliştirmeye yönelik olmalı bu tür şeyler. Bu yüzden odağımızı şaşırdık dedim. Nasıl daha güzel yazabiliriz, edebiyatta eğilmemiz gereken gerçek konular neler, kitlelere ulaşacak yeni bir şiir anlayışı olabilir mi, gibi soruların olmadığı bir edebiyat sitesi, teknik olarak ne kadar iddialı olursa olsun, kan kaybetmeye mahkumdur. İzEdebiyat'ın odağında her zaman "edebiyat" olmalı, "iz" olmamalı. Bunu dikkatleri üzerimizden çekmek için söylemiyorum, ama birilerini de çıkıp "eyvallah, imla kılavuzu koydunuz, ama bir de eş-anlamlılar sözlüğü koysanız bir tane, ne iyi olur!" demesi için söylüyorum.
Genel Tartışma
139 görüntülenme · 670 ileti
Merhaba,
Diren Yardımlı'nın editörlerimiz seçelim başlıklı yazısını okuduğum anda aklıma tek bir isim geldi. Sayın Yakup Suphi Yel.
Belki Yakup Bey bana kızacaktır. Ancak Diren Yardımlı'nın bu konunun forumda tartışılmasına yönelik teklifini mantıklı bulduğum için ilk elden fikrimi söylemek istedim.
Gönüllü Editörler Ordusu yakında gerçekleştidiğinde, sanırım zaman ve hız konusundaki şikayetlerde azalma olacaktır.
Bu arada usule aykırı olup olmadığını bilmemekle birlikte, Kamuran Esen'in "İzedebiyattan Bazı Yorumlar"(ismi yanlış yazdıysam beni bağışlayın) adlı yazısını okuduğumdan beri biraz canım sıkkın. Buna bir de son dönemde forumda "toplantı yapmak" fikrini bambaşka şekilde tanımlayan arkadaşların etkisini de ekleyin.
Bana düşer mi bunları söylemek bilemem ama, bir nebze dikkat etmekten kimseye bir zarar gelmez, diyeceğim.
Sevgili İsa, "[[IMG SRC="Bu kitap, iz üyelerinin kaçında var acaba.
ben eminim ki tek kişi bile bu kitabı alıp okumadı.
çünkü okumak derdinde değiller, şiire benzeyen vs... yazılar yayınlatmak derdindeler, bazıları hariç elbette.............." ALT="" BORDER=0]]" demişsin. Ben edindim o kitabı. Hayli kapsamlı ve doyurucu, bir başucu kitabı olmuş.
Altay Öktem'in yazısının hemen akabinde yer alan Özcan Erdoğan'ın "2005'te İnternette Edebiyat" başlıklı yazısında da İzEdebiyattan bahsedilmiş; [[IMG SRC=""Kenan Şahin editörlüğünde yayın yapan İzEdebiyat; Şiir, Öykü, Roman, Deneme, Eleştiri, İnceleme ve Bilimsel bölümlerinde izler/okur/yazarlarının aktif katılımıyla yayınını sürdürmektedir. Bu arada, İzEdebiyat kendi yayınevini kurmaya da çalışmaktadır. Bunun ilk ürünü de Eylül 2003'te yayınlanan [[I]]İzEdebiyat e-edebiyat Yıllığı[[/I]] olmuştur." ALT="" BORDER=0]] şeklinde...
İzEdebiyat'ın kendi yayınevini kurma konusunda dile getirilenler ne derece doğru bilmiyorum ama, böyle bir girişimin olduğunu duymak bile sevindirici bir duyum...
Sevgili İsa,
"[[B]]Bu kitap, iz üyelerinin kaçında var acaba.
ben eminim ki tek kişi bile bu kitabı alıp okumadı.
çünkü okumak derdinde değiller, şiire benzeyen vs... yazılar yayınlatmak derdindeler, bazıları hariç elbette.............." [[/B]]
demişsin. Ben edindim o kitabı. Hayli kapsamlı ve doyurucu, bir başucu kitabı olmuş.
[[B]]Altay Öktem[[/B]]''in yazısının hemen akabinde yer alan [[B]]Özcan Erdoğan''[[/B]]ın [[B]]"2005''te İnternette Edebiyat"[[/B]] başlıklı yazısında da İzEdebiyattan bahsedilmiş;
"[[B]]Kenan Şahin editörlüğünde yayın yapan İzEdebiyat; Şiir, Öykü, Roman, Deneme, Eleştiri, İnceleme ve Bilimsel bölümlerinde izler/okur/yazarlarının aktif katılımıyla yayınını sürdürmektedir. Bu arada, İzEdebiyat kendi yayınevini kurmaya da çalışmaktadır. Bunun ilk ürünü de Eylül 2003''te yayınlanan "[[I]]İzEdebiyat e-edebiyat Yıllığı"[[/I]] olmuştur."[[/B]]şeklinde...
İzEdebiyat''ın kendi yayınevini kurma konusunda dile getirilenler ne derece doğru bilmiyorum ama, böyle bir girişimin olduğunu duymak bile sevindirici bir duyum...
Editör önermekten lütfen çekinmeyin. Kimilerine alışılmadık bir yol gibi gelebilir bu, ama sürecin açık bir platformda ilerlemesi bize daha doğru geldi. Önerilen adlar, sadece "önerilmiş" olacaklar; biz de genel yaklaşımlar doğrultusunda bu kişilere teklif götüreceğiz. Elbette böyle bir iş vakit ve sabır isteyecektir. Ancak şu an editörlerce seçilen adlar, aslında İzEdebiyat'ın geleceğini en etkin bir şekilde belirleyecek kişiler olacaktır. Bu editörler daha sonra istedikleri zaman yeni editörler katabilecekler aralarına. Başka bir deyişle, oluşturmayı istediğimiz şey çekirdek bir editör kadrosu. Daha sonra bu editörler aralarında anlaşarak yeni editörlere de teklif götürebilecekler ve elbette ki istediklerinde de bu görevden ayrılabilecekler. Ba sayede hiyerarşik tabloyu da bir nebze olsun kırmış olacağız diye umuyoruz.
Ufak bir düzeltme... Bunu keşke Kenan Şahin kendisi yazsaydı, ama şu aralar internetin olmadığı bir ortamda çeviri ve yazma çalışmalarına devam ettiğinden ben yazıyorum. Kendisi uzunca bir süre İzEdebiyat şiir editörü olarak görev yaptı. 2003 yılında basılan İzEdebiyat Yıllığının da editör kadrosunda görev aldı ve büyük bir işin altından kalkılmasında paha biçilmez bir katkıda bulundu. Ancak İzEdebiyat onun editörlüğünde yayın yapmıyor. Kaldı ki, bu tabir çok yanıltıcı çünkü İzEdebiyat hiçbir zaman tek bir kişinin editörlüğünde yayın yapmadı. Arkasında her zaman için adların sık sık değiştiği bir programcı-tasarımcı-editörler ekibi oldu. Sayın Altay Öktem bu bilgiye nerede rastladı bilmiyorum, ama keşke daha derin bir araştırma yaptıktan sonra bu bilgiyi okurlarıyla paylaşsaydı.
Saygılarımla,
Diren Yardımlı
Sevgili Diren, Şiir Defteri adlı çalışmada sadece İzEdebiyat konusunda yapılan yanlış yer almıyor.
Bizim Lacivert isimli dergimiz, hiç alakamız olmayan Lacivert Sanat olarak yer almış...
Bu tür yanlışların yinelenmemesi için, Lacivert'i artık düzenli olarak Cenk Gündoğdu ve Şeref Bilsel'e ulaştırma kararı aldık...
Yürümeye üşenir, son vagonuna binerim trenin. Yol boyunca ileriye doğru atacağım adımların telaşı sarar benliğimi. Düşünürüm her makas değişiminde, başım cama hızlı değdiğinde. Üşenirken mi yürümeliydim, yürürken mi üşenmeliydim...
Gökyüzünün yıldızlara cömert davrandığı bir akşamdı. Rüzgar olmamasına rağmen sivrisineklerden eser yoktu. İkisi kiraz ağacanın tepesinde, üçümüz dut ağacının altında diğer ikisi de gererken çarşafları biz yedi arkadaş sabah anladık karadut lekesini.
Yürümeme değdi, neredeyse denize ulaşacaktı raylar. Beni karşılayan martılar, sabah simidinin kokusunu, size taşıyan rüzgar... İstanbul değilmiş ki yanlızlık. İskelede poşetler, lodostan melteme kayan bir hava oltasında balıkçının iki kıraça, selamlaştık.
Adımladıkca küçüldü avlu. Saydıkca zeytin taneli tesbihi, tenim kavruldu, mevsim değişti, aynı avlu, aynı havlu. Biz yedi arkadaştık...
Tasarımcı Avni... Avni lafı geçtiğinde hep aklıma Deve Dilaver gelir. Avni bana benzer, piknik tüp tipi. Nezaman baksanız iki elinde, iki bardak. Sorsanız, Orhan Veli der çıkar işin içinden.
Sekiz taş, dama... Neresinden hangi taşı kımıldatırsan kımıldat, esaret. Çin daması versiyonu, işkence diyelim de kurtulalım.
Avni! Avni'ye uzaylılar görücüye geldiğinde biz şahsen bearaber içiyorduk. Günahını almayayım ama sırf ona görünmüşler. Salı günü sizi götüreceğiz demişler ama bu siz lafı beni bağlamaz, ona kibarlık olsun diye, siz demişler. Hem korktuğumdan değil, benim uydularım ta tepelerde. Yıkılırsa dünya, yerim hazır oltada can çekişen kıraça hani bana Haydarpaşa da göz kırpmıştı ya, o bizim iletişim tekniğimizdi. O, balık haliyle son vagondan vapura yetişmeye koşan benken, ben zokayı yutmuş, mevsim balığı olarak oydum.
Dün kızartma çıktı karavanada, yoğurt vardı yanında. Yanında çatalın kaşık. Parmaklığın gölgesi vardı avluda ama avluda kilit kayıp.
Yıllar önce kaleme aldığım ve bir günah gibi herkesten gizlediğim şiirimi ilk defa siz... değerli üyeleri ile paylaşmaya karar verdim.Takdir edersiniz ki çok heyecanlıyım . Sözü uzatmadan sizi o güzel şiirimle baş başa bırakıyorum.
BAHÇELERDE
Bahçelerde domates
Gel bize bazı bazı
Madem yüzme bilmiyorsun
Neden çıktın ağaca?
Yaşasın cumhuriyet!
Tavuklar çiçek açtı
Ellerinde poğaça
Alakaya maydonoz
Bu ne biçim lacivert
Eveeet çok beğendiniz dimi.! by serden gecti
..............................................................................
bahcelerde tere
yanima gel hele
sana zeytin topladim
sepet sepet sele sele
bahceler belledikce yeserir
gozler elledikce yasarir
mendil kurutmayi basarir
gozyasimi sile sile
bahcelerde sebze taami besini
sair nerden aldin sen bu ilhami esini
lutfen ya sus ya kes sesini
gozu acik gidecegim kahrimdan ole ole
acemi gibi davranirsin
bostan yere kivranirsin
yol yordami ogrenirsin
vara vara gele gele
bahcelere postu serdin
bilmem ne senin derdin
renklerden morumu gordun
arayipta bula bula
sairligi hayal etme
cehaletin beyan etme
yogurdunu ziyan etme
gole maya cala cala
bahcelerden kaldirma beni
yilisip guldurme beni
al eline dondurmani
sapur supur yala yala
bahcelerde tere marul
ne kus buna nede daril
siir isi haril haril
petege bal sala sala
simdi yaa gercektende 15. 19. yuzyil halk edebiyatimiza goz attigimizda konar gocer yapilanma sonrasi mulkiyete gecisle birlikte mevcut tarim yontemi ile bol bol kabak pirasa maydanoz baklagiller yetisen bahcelerimize yazilan dizelerde siklikla rastladigimiz su tur ifadeler goruruz...
bahcelerde pazi
kucuk yasta aldim elime sazi
calarim bazi bazi dertli dertli vururum tele
tavuk zannettim kazi onunda tuyleri kirmizi ala bele ... gibi
bahcemin karpuzunu olmus mu diye yokladim
salataligimi uc uca ekledim kavunumu kokladim
sabirla ilham perisini bekledim bir basima kala kala ..gibi
bahcede pirasam hanide benim kel kafali deri kanatli yarasam
ciksam karsi dagda arasam
done done bakinipta saga sola... gibi bol bol capalanmis organik gubrelenmis bilumum zevaatin yetistigi bahceler.. bahcelerimize atifta bulunan siirlere tepki niteliginde yukarida en basta ornegini verdigim asik bostani ile atismaya giren asik hiyarinin taslamasindanda anlasilacagi gibi bir donem asiklarimiz doga yigitlik kahramanlik guzellik uzre yeterince siir yazildigini atilan okun en uc nokta menzile eristigini bu icin artik yere dusecegi bu alanda ileri gidilemeyecegi kaygusuyla cesit.. cesni bakimindan halil ibrahim bereketli bahcelerimize yonlenmiz taze fasulyeliklerimize dalmis ordan bol bol asmam cardaktan lahanami kiydim koydum sahanima cikarmis .. domatesimin cekirdegi kirmizi sen ey gavur papazinin bahcivaninin kizi karpuz kestim kirmiziya baliklama atlamis..o bahcelerden salkim sacak bol bol bahceye ektim sogan elde etmis maydanozla harman etmislerdir... gercektende o donem kaf dagi ardinda bir turlu ulasamadiklari kirpigi ok kasi yay yanagi elma bedeninde agit yakmadik en ufak nokta birakmadiklari hepsinin ayni zulfu siyaha asik oldugu peri padisahi kizi yerine bunyede daha fazla organ barindiran bahceler onlara hint kumasi olmus bol kepce malzeme cikmis.. bugun bile siir soframizda bahcelerde samirsak sarim sarim sarilsaktan bahceye girdim uzume cubuk deydi gozume bahcemde borulce menekse lalaye dek genis yelpazede zenginligimiz artik kabak tadi vermekte olup bu zerzevat enflasyonuna alternatif gunluk hayatta siradanda olsa diger konulara gecilmeli az bir sokaga cikilip tirafik sorunu hava kirliligi betonlasma issizlik zengin fakir arasi ucurum dile getirilmeli bu alanda eser vermeli .. bu gun ayin ondordu belediye bu kaldirimi niye soktu yeniden niye ordu birisi geldi saati sordu aptal aptal budala budala gibi siire yonlenmeli menu genisletilip cesit cesni tur cogaltilmali.. rasgele sokakta ayakkabi boyacisi berber ele alinmali isportaci uzerine siir getirilmeli yanlizca bahcede bagli kalinmamali bahce ustu guzellik kesfedilmeli tepedeki gunese buluta yildirima gurul gurul yanan sobaya aksam vakti dogan aya yildiza cuvalimizi diktigimiz cuvaldiza hulaasa birbiri ile benzerligi en kucuk yapi tasinda ayrisan degisik elementlere yonlenmeli oksijene helyum hidrojene oluye diriye siir yazilmali adam olmus gitmis diye gecistirilmemeli niye olmus vadesiylemi vakitsizmi irdelenmeli ruyasindami gormus icinemi dogmus sorgulanmali ince dert sahibimiymis kara sevdalimiymis arastirilmali geride kalanlara dunyalik bir sey birakabilmismi sorup sorusturulup ondan sonra agit mersiye yazilmali...daracik cerceveye hapsolmamali dil zenginligimiz gereksiz yere carcur edilmeden olabildigince bol keseden harcanmali.. siire baslamadan evvel agiz yikanilip disler fircalanmali sesin acilmasi icin cig yumurta icip incir yenilmeli dil badem yagi ile yaglanmali .. ses akustigini bozacak curuk dis var ise cekilmeli ses ekosunu olumsuz etkileyecek silikonlu dudak ile siir okunmamali dogallik dustur edinmeli.. dolandigi yerlerde dile aci biber surulmeli tutuldugunda bas isaret parmagi ile geri cekilmeli ninni kivaminda icten duygu yuklu ezgi elde etmeli.. dinleyenin icte yagi erimeli safra kesesindeki taslar dokulmeli yerinden oynamali... okura birsey verebilmeli.. siir siir olmali beri gelmeli.. ilkokukul musamerelerindeki doktor bey kalkiver nabzina bakiver boyum erismedi su ampulu duya takiver sonra lambayi yakiver saklabanligindan kacinilmali ucuz etten yahni cikmayacagi sonu dan dan dan la kafiye baglayip belescilikle iyi kumas cikmayacagi goz onunde bulundurulmali.. bahceden disari hava almaya cikmis sair ornek alinmali has bahcanin nar agaci kimi tatli kimi aci gonul derdinin ilaci ya bulunur ya bulunmaz dan sonra deryalarda yuzer behri doldurda ver icem zehri sunam gurbet elin kahri ya cekilir ya cekilmez demeli yoruldugunda ata binip arap olur bizim atimiz yardan atlatir zaatimiz gurbet elde kiymatimiz ya bilinir ya bilinmez dile getirilmeli bahcayla alaka tumden kesilmemeli gidecegim gurbet ele ya gelinir ya gelinmez her guzele gonul verme ya sevilir ya sevilmezde dikkati nazara alinmali bence .. o senin dedigin asma kabagi her yerde yetismez diyenin ses telleri operasyonla alinmali.. sebeb .. neden .. gerekce .. esenyelde...dostum esen yelde... ESEN YELLEEER ESEEEEN YEEELLEEER SEVDIGIMDEEEN MENEEE HEEEBEEEER GULUMUN CIIICEGI SOLDUUYgozum yaaasla yaslaa dolduuuy yaaaadima sen dusendeeeee
gozuuum yaaasla dolmasinmi ... dolmasinmiiii yaaaaar..
nesri bilmezsin nazimi bilmezsin redif uyak kafiye vezin hakgetire dizeyi beyiti bilmezsin.. be adam susmayidami bilmezsin.. bari ben susuyum yuiksek musadenizle susalim susalim tip..
bahcelerde taze nane
yesil yesil tane tane
bakir bir ibrik ver bana
abdest bozdum gule gule
goremezsiniz ormani denizi bahceden disari cikmadikca
gol olur kalirdi adi nehir bas asagi akmadikca
oyle ise bu tutsaklik esaret niye niye hapis olmak daracik bahceye
bu gercegi gore gore bu gercegi bile bile
derya icre balik olma mumkunsede
sen okyanus umman olmayi dile
siir orum zenaati iplik iplik cile cile
saki! oykun inleyen cirpinan seyda bulbule
kanatlan uc kon bagli kalma tek yaban gulune
var yanina yanas dok icini lale menekse sumbule... eeeeg yaaagni.. teminki sayilmaz yeni bastan bir ki uc tip...
sevgili diren beyfendi .. ben burda kazakya karagandada aliskin oldugum kilavye olmadigi gibi ekran cubuguna sayta ismi yazacagim zaman bile ana saytada ru kz en alttada en ile karsilasip kirilce yazmama icin eni tiklayip ingiliz gavurcasina gecen bir sahsiyet olmus olup ilari i yapmak icin kopyalama yapistirma metodunu bilmekle beraber buna ne vakti ne zamani nede o denli uzun net kafede kalip harcayacak guc bela aldigi avansdan feda edecek imkani olan sahsiyetim o icin turkce karekter kullan demen ben icin cok sey ifade etmiyor.. sayet bura enverustayi bitirmis entel aristokrat imla kural kaide bilip yazan bir kitleye zumreye acikda biz gibi kalayli insaat ameleliginden cimento kagitina kirec torbasina yazip evde temize ceken cahil kaba saba iken okuldan cikali 25 sene olup dort islemle ilkokul mantigi aritmatik cozen az cat pat yabanci dil bilgisiyle disardan kiredili sistem orta mektep lise bitirene dek gobegi catlamis cahil guruha kapali ise daha acik konusup seni burda gorme istemiyorum bura soylu insanlarin mekani deyinde biz de basimiz caresine bakalim.. karaman oglu mehmeti yayinlayan turk dili dil bilgisi dersi maveraun nehir nereye akar vatandas turkce konusu yayinlayan benin her daim turkceyi savunan benin her halde turkce katili oldugunu iddia etme gibi fikriniz yok umut ederim saygilar.. :0((
Sevgili Pan Tu(ü)rk,
Söylediklerinin ancak bir kısmını anlayabildim. İletinden de anlaşılacağı gibi, sorun sadece Türkçe karakter kullanmaman değil; tek bir tane bile noktalama işareti bile kullanmamışsın. Sen de kabul edersin ki, 4000 kilometre uzakta olmak internet ölçeklerinde pek birşey ifade etmiyor. Eski bir Windows kullanıyorsa Türkçe karakter setini www.microsoft.com sitesinden bulup indirebilirsin. Yeni bir Windows kullanıyorsan zaten Türkçe karakter desteği sisteme dahildir, onu etkinleştirmen gerekir. Türkçe harfler Doğu Avrupa Karakter Setinde bulunmaktadır. Linux içinse, Türkçe karakter sorunun nasıl çözüleceğine dair onlarca sayfa var. Hepsine de Google'dan kolaylıkla ulaşabilirsin. Bütün bu ayarları Çin'de de yapabilirsin, Kongo Cumhuriyeti'nde de. Yapmazsan Türkiye'de Türkçe karakter kullanamamayı başarabilirsin. Noktalama işaretleri içinse, klavyendeki . (nokta) ve , (virgül) tuşlarını kullanman yeterli. Yazarlıkla ve edebiyatla ilgilenen biri olarak, bu durumu (çözümü ne kadra zor görünürse görünsün) kabullenmiş olman acı; ama bana niçin Türkçe karakterler kullanmadığını açıklamaya çalışıyor olman, işin doğrusu, daha da acı. Bu benim sorunum değil; senin sorunun çünkü. Yazdıkları anlaşılmayan kişi sensin. Ve daha da önemlisi, bu durumun hiçbir geçerli açıklaması olamaz. Bu açıklamaya ayırdığın vakitte "bu sorunu nasıl çözebilirim acaba..." diye düşünseydin, hiç kuşkum yok, bir sonuca varabilirdin. İnan ki zor bir şey değil; insanlar Türkçe harf basabilen daktilolar üretilmesi için ne savaşlar verdiler bilseydin, ufak bir "download" işlemini niçin yapamadığını açıklamaya kalkışmazdın.
Bu konudaki ısrarıma bir anlam vermeyebilirsin; ama ben kendi alfabesindeki harfleri kullanmaktan aciz bir toplumda yaşadığımıza inanmıyorum. Hele de bu sorunun Türkçe bir edebiyat sitesinde bile devam ettiğini görmek, inan ki, beni çok üzüyor. Uyarımın kişisel olduğunu düşünme; bana Türkçe karakter kullanmadan gönderilen iletileri de aynı şekilde geri gönderiyorum ve Türkçe harflerle birlikte tekrar gönderilmesini rica ediyorum.
İzEdebiyat'ın kapıları, başka herkese olduğu gibi, sana da her zaman açık. "İzEdebiyat'ta istenmiyorsam..." gibi bir bakış açısı olamaz. Ama İzEdebiyat'ta, edebiyat, dil ve anlatım gibi konularda ufak da olsa bir duyarlılık göstermeni beklemek, burada bulunan herkesin en doğal hakkı.
Sagyılarımla,
Diren Yardımlı
sevgili diren bey nazik aciklamaniz icin tesekkur ederken turkiyede gecmisde yazdigim her yazida turkce karekter kullandigimi yanlizca imlaya dikkat etmedigimi bu icin yeterli bilgim olmadigini ama turkce i u yumusak ge s c kullandigimi ve kullanmamazlik etme gibi luksum olmadigini parmagimin otomatikmen refleksle oraya gittigini belirtirim.. ancak yakinda geceyarisi ekspiresi iki diye yazi yazacagim goreceksiniz surda yasadiklarimi her yanindan ilkellik akan bu ulkede az once son care almaatadaki turk konsolosluguna magduriyetim giderilmesi baslikli yazi gonderdim.. ulkeme onbes gundur donemiyorum ucaga kadar yuklenen valizim indirilip elimde biletimle ucak kalkip gidene kadar alikonuldum sonra tahkikatlar.. neyse konu o degil ilkellik akan bu yerde bilgisayarin basina gelmeden hangi noya oturacagini sifreni yazdiklari kagidi verip ne sureyle oturacagini sorup ona gore actiklari yere oturup oncede soyledigim gibi her ne hikmetse acilis saytasina on dakkada baglanabilen ekranlarina ingilizceyi secip adresi yazdiktan sonra yine ne hikmetse bizim sitelere erismesi bazen yirmi dakikayi bulabiliyor .. o dediyiniz seyleri izah edip i s yukletsem bile kiril alafbetasi ile ingiliz kilavyesi kirmasi bu kilavyede tek bir i tusu var shifte ayni an bastigin zaman I olan bu harfin i verecegini kabul edelim i yazacagin zaman ne olacak.. ofis binasinda goruyorum onlard turkce kilavye var rahatca yazabiliyorlar.. bilmiyorum lutuf buyurup yazdiginiz yazida adi gecen linuks minuks cart curt porogramlarin ne olduguna ne ise yaradigina kitap getirin el basayim kafam basmiyor .. sizin beni anliyamadiginiz gibi bende sizi anlayabilemiyorum.. inanin boyle olmasini istemem turkiyeye donuyum goreceksiniz hep turkce karekter yazarim benim eski taniyandan yokmu burda allah rizasi icin sahitlik etsin niida filan nerde desin ciksin pan turkce karekter kullanir asiri turkculugunden bi ara sepetlendi sonra sahte evrak vizeyle felan kapagi atti gine buraya simdi kimsenin tavuga kis ite hos demeden kendi capinda sacma sapan biseyler dokturuyo desin bak iste bu lazim bunlar cok guzel seyler... gercektende ozturklerde alternatiflerde ekolaylar eminler bilisim tenkolonolojisi yeralti dunyasi cwlerde hic bir organizasyon icre olmamakla birlikte yarbay rutbesine getirilmis sepetlenmeden istifa etmeyi basarabildigi yere yenile gine kafa esip donmus otaglarda turan infolarda ermeni hayestanlarda ruschat russia com china uygurlar turan infolarda yazdigi ocherki v rassiya panislamizma i panturkizma s lubofyu iz turtsia kak raz na aborot armianin turtsiyu zakololi gibi eserlerle adini duyurmus yakinda tc ye varinca derleyecegi belge rus gn tverbekhlebofun gozyasi ile yazdigi bir takim olaylarin bile onune gectigi gozleme dayali orjinal el yazisi ni turk diline cevirip banada ver o balciktan birlikte sivayalim gunesiyi yazmayi pilanlayan sayilari binlerle ifade edilen hayran kitlesinin sazan gibi zipladigi panturk1@hotmail.com u acmaya korktugu icin fidaydadaangaralimfidayda@hotmail gibi az daha uzun olup kitlenin gozunu korkutmayi amaclayan ben gercektende beni kimsenin anlamadigini bu kadar anlamsiz nasil yazdigimi anliyamiyorum anlayabilemiyorum bwen kendim kendimlemi konusutyorum bilmiyorum bilemiyorum saygi kelimesini literaturumden atmis sevgi kullaniyordum bir suredir bu gun daha once tanisma firsatimiz olmadigi ince kisiliginizi sevgiye acik yonunuzu bilmedigim icin aman bana bulasmasin yetkili idareci birine benziyor korkusuyla giravayt takip ceket onumu ilikledigim sahsinizi dayatmaya dayali saygiyla anmistim simdi ise sevgilerle diye uguirluyorum guzel insan karaganda nurken abdirovadan kucak dolusu ey halkim ey milletim yakinda turkiyedeyim umud ederim selam sepet hepinize..
Değerli Arkadaşlar,
herkesten çok, ama çok özür dilerim. Dört beş haftadır (hastlıkla ilgili) özel hayatımda ciddi sorunlar yaşadım, hala yaşıyorum (kendim değil, Babamla ilgili). Bu arada, site içindeki editörlük olsun, sitenin daha verimli ve işlevsel hale gelmesi ile olsun, çeşitli açı ve yerlerde adım geçmiş; öncelikle beni düşünmeniz ve aranızda görme eğilimi göstermeniz, inanın, beni çok etkiledi ve onurlandırdı. Birkaç yanlış anlamayı düzeltme gereği duyuyorum; fakat şu an pek müsait değilim; en önemli yanlışlardan biri, benim editör olmamla ilgili konudur. Değerli Kamuran hanım beni veya yazımı yanlış yorumlamış, ben editörüm demedim o yazıda; aksine değerli Kenan'ın kendi işlerine de artık biraz zaman ayırabilmesi adına kendisine destek oldum, yardımcı oldum ve elimden geldiği kadar sitenin ilkelerini gözeterek okuma işini üstlendim. Sonra çeşitli sorunlar nedeniyle (bunların arasında özel hayatımda sorunlar da vardı), Kenan'ı "yüz üstü bırakmak" gibi kötü bir seçenek seçtim. Ben kendimden utandım diyemeyeceğim, ama çok da kendimle gurur duyabileceğim bir şey yaptığımı da söyleyemeyceğim, maalesef.
Sitenin durumu ile ilgili genel düşüncelerimi Kamuran hanıma aktarırken, işin köklü ve katılımcı bir anlayışla çözümlenebileceğine dair inancımı dile getirmiştim. Bir (veya birkaç) editör yerine (niye illa da bir isimlendirmeye sıkıştıralım) belli ilkeler doğrultusunda toplanan dinamik bir çalışma grubu oluşsa, daha makul olur diye düşünüyorum. Kasılmalardan uzak, emek vermeye kesin -her kötü tepki de dahi- kararlı, iyi niyetli ve zamanı nispeten bol olan arkadaşlar mutlaka katkılarını genel foruma sunmalıdır. Bu anlamda en "huysuz" arkadaşların (dahi)eleştirilerini de alınganlık vesilesi yapmadan, hep söylenen veya söylenmek istenen ve dile gelen talepleri açıkça içine sindirmeli, gerektiğinde dinamik yapı gereği yeni düzenlemelere açık olmalıdır. Ben bu bakımdan böyle bir grubun içinde yer almaktan onur duyarım. Yeter ki; açık ve ağır tartışmalar sonunda ilkeler demeti konusunda bir ortak kabuller ve olurlar zinciri ortaya çıkmış olsun; aksi takdirde yine herkes kişisel kaygılarını (ki bunlar da önemlidir kuşkusuz) genel işleyişin önüne koymaya başlayabilecektir. Ben şimdi akşama kadar bu konuda son zamanlarda neler tartışıldı gözden geçireceğim. Bir aydan fazladır bu siteye giremedim, son kez Kamuran Hanıma yazdığım ileti için girmiştim. Bundan sonra daha etkin bir şekilde (ama herhangi bir isim altında değil, sadece katlımıcı etkin, çalışan bir üye olarak) sitede olurum.
Şimdilik hepinize saygılar sevgiler.
Suyel
İzedebiyatı çok kısa bir süredir takip ediyorum. Önceden sık kitap okur, kendi çapımda öyküler yazardım. Altı ay önce eşimi kaybettim. İzedebiyatla rasgele tanıştım. Bir çok değerli eser ve yazarla tanışma fırsatı buldum. Bahsedeceğim öykü, Mamıd. Yazarı Semih Süren. Öyküyü 'tombala' sütünunda gördüm, ismi ilgimi çekti. Belirsiz bir zamanda, sanırım Samsun'un bir köyünde geçiyor. Günümüzde olağanüstü sayılabilecek olay içeriğine bakılırsa, öykünün zamanı bir yetmiş sene öncesi olması lazım. Ne bileyim bana usta bir yapıt gibi geldi. Bir kaç alıntı yapacağım:
Yazar, öykünün tanımında şöyle bir söz kullanmış, "Epik biryel esse kilimi yaldızlanır Anadolu'nun..."
Şahsen, İstanbul tarzı ve batı üslubundan sıkıldım. Anadolu'ma ait bir şeyler okumak, Anadolu'mu tadığ koklamak istiyorum.
Seçtiklerim:
"Atlar dönüyor dönüyor, kişnikleri ay ışığında parlayıp sönüyor. Ağı gibi bir korku sinmiş köylüye. Herkes yorganı çekmiş başına kurşunları dinliyor, bu boran gecenin bitmesini bekliyor. Yavrusu olan analar, yavrularını ılık memelerine bastırıyor, kurşunları duymasın fukaralar diye inceden nennileniyor. Nennilerine bile zift gibi karanlık korku sinmiş.
Taze bir gece yeli alıyor, koyağı, tepeyi, çalılıkları, pıtır pıtır dökülen dut ağaçlarını titretiyor. İncirler yeli yeyince yağmur yağarmış gibi bir ses çıkarıyor. Köylü saatlerdir ilk olarak sevince kesiyor, deli kurşunlar yağmıyor artık. Aydınlık varmasa da gecelerinin üzerine pul pul ışıklar yağıyor. Başlar yorganların altından çıkıyor. İncir yaprakları yağmur olup yağıyor. Köy, bu yalancı yağmura sığınıyor, dal budayan acı kurşunları duymaz oluyor..."
Üslubu beni şaşırttı doğrusu. At kişnemelerinin ay ışığında parlayıp sönmesi falan...
"Tüfek ay ışığının parıltısında yalımlanıyor, etrafına kızıl, turuncu, yeşil haleler saçıyordu."
"Cemil, adamın adı buydu, boyuna avurdlarını şişirip ofluyordu. Oflaması sıcaktan değil, başlarına çöken acı halden dolayıydı. Hamzanın karısı bir testi ayran getirdi, gerisin geri eve döndü. Sıcak durulacak gibi değildi. "
Burada ne zamandır üzerinde köpüğü bir ayran içmediğimi düşünmüştüm. Semih Süren bence kendisi bir Anadolu...
"Sinekler uğunuyordu. Herkesin kulağının dibinden bızt bızt sinekler şimşek misali çakıp, ıhlamura yukarı uçuyorlardı. Yemyeşil, çelik yeşili bir sinek bulutu ağıyordu tepelerinde. Baş parmak iriliğinde binlerce bok sineği inip inip kalkıyorlardı sonsuz bir gürültüyle. Köylü hissiz, hiç kıpırdamadan, korktukları başlarına gelmiş, ıhlamurun yüksek dallarına bakıyorlardı. "
Bunlardan başka bir kör maral hikayesi var öykünün içinde. İnsanın zalimliğine göndermeler var.
Bize gelen, eşimin bir arkadaşına öyküyü okuttuğumda, 'Mamıd' isminin, öykünün odak kişisi, dişleri olmayan bir yaşlı kadının 'Mahmud' deme çabası olduğunu ileri sürdü. Semih Süren'e mail attım, henüz cevaplamadı bu konuyu.
Şimdilik bu kadar İzedebiyat. Sevgilerimle...
Azra H. Ergen
Azra Halatli Ergen,
ya siz de öykü okumadınız hiç be ya,
yani şaşıracak ne var ki,
ilginç bir şeymiş gibi yazdınız,
bence siz öykü kitapları edinin, ne müthiş öyküler var,
açın gözünüzü,
boşver siteyi miteyi, kitap alın be ya!!!!!!!!
en son ne aldın, kitapçının yolunu biliyor musun,
bi de endamlı mendamlı yazıp -sanki çok iş ettin de- altına da özenle ismini iliştirdin,
gülmeyip ne edeyim, neyse, yine de okumakla iyi ediyorsunuz, aferin size.
bana da.
lütfen alkışlayın bu arkadaşımızı, zeynep gün gibi, tek ve anlaşılmaz bir laf etmedi diye.
Sizi alkışlamadan önce "tek ve anlaşılmaz bir laf"ımı açıklamak isterim:
Sn. Ergen'in sözünü ettiği yazarın ne bulunmaz bir nimet olduğuyla ilgili, bu forumda çeşitli "okuyucuların" övgülerine defalarca tanık olduk. Uzun bir aradan sonra bir yenisiyle karşılaşınca, lafı uzatmak istemedim. "Biz bu filmi daha önce görmüştük" klişesi, bu niyetin sonucudur.
Umarım yeterince "anlaşılır" olmuştur..
Büyük heyecanla yazmaya başladığım ve her yeni çıkan yazıyı takip ettiğim izedebiyattan ayrılma kararı aldım..
Bu karara etki eden sitenin işlerliğinin kalmaması değil..
Sessizce yazmanın dışında, sessiz bir okuyucu olarak 2 yıldır çeşitli sorunlara rağmen buradaydım. Ancak, her yeni çıkan yazının ilham vermesi ve ondan feyz almanın dışında gerçekleşen durumlar beni oldukça üzdü.
Beni tanıyan-tanımayan herkese başarılar diliyorum...
Kimbilir, belki bir gün bir yerlerde.....Teşekkürler..Saygılarımla...
BAŞBUĞ ATATÜRK'ÜN SÖYLEV VE DEMEÇLERİ, ATATÜRKÇÜLÜĞÜN ÖZÜDÜR
"Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk'ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela, korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Tanrı nasip eder, ömrüm vefa ederse; Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selanik de dahil Batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım" Türkçü Başbuğ Atatürk
"İstanbul'da çıkan bir gazeteyi Kaşgar'da ki Türk de anlayacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türkiye Türklerindir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Kanını taşıyandan başkasına inanma!" Türkçü Başbuğ Atatürk
"Dünya yüzünde, Türk'ten daha büyük,ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Bir gün, ressamlar Türk'ün simasını kaybederlerse, yıldırımı alsınlar, yapıversinler." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avı olacaklardır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türk'lerin yaşadıkları her yer misak-ı milli hudutları içindedir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Hayattaki yegane üstünlüğüm, Türk doğmaktır! Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i asli'yi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Eğer bende bazı fevkaladelikler görüyor, buluyorsanız bunları sadece ve yanlız Türk olmama, Türklüğüme bağlayınız." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Ülkeniz sizindir, Türklerindir. Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, herşeyden evvel Türkiye'nin istikbaline, kendi benliğine, millî an'anelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türk aydınlarının kendi kendisini bilmemesinden ve başka milletlerde şu veya bu sebeple üstünlük olduğunu sanarak, kendini onlardan aşağı görmesinden doğmaktadır. Bu yanlış görüşe son vermek için Türklüğümüzü bütün asaleti ve tarihi ile tanımak ve tanıtmak şarttır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türkiye bir maymun değildir ve hiç bir milleti de taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlaşacak, ne de Batılılaşacaktır; o sadece özleşecektir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Taş kırılır, Tunç erir, ama Türklük ebedidir" Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türk aleminin en büyük düşmanı komünizmdir. Her görüldüğü yerde ezilmelidir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Millet sevgisi kadar büyük sevgi yoktur. Kurtuluş Savaşı'nda benim de milletime ettiğim birtakım hizmetler olmuştur zannederim. Fakat, bunlardan, hiçbirini kendime maletmedim. Yapılanın hepsi milletin eseridir dedim. Aranacak olursa doğrusu da budur. Mazide sayısız medeniyet kurmuş bir ırkın ve milletin çocukları olduğumuzu ispat etmek için, yapmamız lazım gelen şeylerin hepsini yaptığımızı ileri süremeyiz. Bugüne ve yarına bırakılmış daha birçok büyük işlerimiz vardır. İlmi araştırmalar da bunlar arasındadır. Benim arkadaşlarıma tavsiyem şudur: Şahsınız için değil fakat mensup olduğumuz millet için elbirliği ile çalışalım. Çalışmaların en büyüğü budur." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Büyük devletler kuran ecdadımız, büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni özelliği ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Yeni Türk yazısı, Türk'ün yaradılıştan gelen zeka ve kabiliyetini geliştirebileceğinden yeni yazımızı tarlalarında çalışan çiftçilerimize, sürüleri başında dağlarda dolasan çobanlarımıza kadar en az bir zamanda yaymaya çalışmak hepimizin vicdan ve milli haysiyet borcudur." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Kanını taşıyandan başkasına inanma!" Türkçü Başbuğ Atatürk
"Milletleri yükselten bu hususa bir amil daha ilave edelim; Milletlerin kalbinde intikam hissi olmalı. Bu alelade bir intikam değil, hayatına, istikbaline, refahına düşman olanların zararlarını dermeyi hedef tutan bir intikamdır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Bütün dünya bilmeli ki; karşımızda böyle bir düşman oldukça onu affetmek elimizden gelmez ve gelmeyecektir. Düşmana merhamet, aciz ve zaaftır; bu insaniyet göstermek değil, insanlık hassasının yok olduğunu ilan eylemektir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türk Milletinin karakteri yüksektir, Türk Milleti çalışkandır, Türk Milleti zekidir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Şu anda, büyük Türk Milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın, en derin sevinci ve heyacanı içindeyim." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türk, Türk olduğu için asildir. çoğumuz, büyük babamızın babasını hatırlamayız. Bütün soy gururumuzu, Türk olmanın içinde buluruz." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır" Türkçü Başbuğ Atatürk
"Mensup olduğum Türk milletinin şan ve şerefi varsa, benim de bir ferdi olmak sıfatıyla şanım ve şerefim vardır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türk Milleti yüzyıllardan beri hür ve müstakil yaşamış ve istiklâli yaşamak için şart saymış bir kavmin kahraman evlatlarından ibarettir. Bu millet istiklalsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Az zamanda çok büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan, Türkiye Cumhuriyetidir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkârane yürümesine borçluyuz." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Bana, insanlar üstünde bir doğuş yüklemeye kalkışmayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük, Türk olarak dünyaya gelmemdir." Başbuğ Atatürk
"Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Ulusal varlığımıza düşman olanlarla dost olmayalım. Böylelerine karşı...'Türk'üm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi!' diyelim." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Evvela, millete tarihini, asil bir millete mensup bulunduğunu, bütün medeniyetlerin anası olan ileri bir milletin çocukları olduğunu göstermeliyiz." Türkçü Başbuğ Atatürk
"TÜRK çetin işler başarmak için yaratılmıştır!" Türkçü Başbuğ Atatürk
"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki ASİL kanda mevcuttur!" Türkçü Başbuğ Atatürk
"Bir Türk, cihana bedeldir!" Türkçü Başbuğ Atatürk
"Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz" Türkçü Başbuğ Atatürk
"Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz" Türkçü Başbuğ Atatürk
"Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin , namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar. " Türkçü Başbuğ Atatürk
"Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir. " Türkçü Başbuğ Atatürk
"Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Yeni nesil, Cumhuriyetin fedakâr öğretmenleri ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır. " Türkçü Başbuğ Atatürk
"Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türkiye'nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Ancak kendilerinden sonrakileri düşünebilenler milletlerini yaşamak ve ilerlemek imkanlarına kavuştururlar." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Milletin sevgisi kadar büyük mükafat yoktur." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Bu ulusu ben değil içimizdeki ruh, damarımızdaki kan kurtarmıştır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini ilelebet korumak ve müdafaa etmektir.Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur" Türkçü Başbuğ Atatürk
"Biz uygarlıktan,ilimden ve fenden kuvvet alıyor ve ona göre yürüyoruz." Türkçü Başbuğ Atatürk
" Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir , fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Çocuk sevgisi insan için bir ihtiyaçtır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Dünyada ne görüyorsak KADIN'IN eseridir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Korku üzerine egemenlik kurulamaz." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Bu millet bağımsızlıktan yoksun yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Tam bağımsızlık, bizim bugün üzerimize aldığımız vazifenin temelidir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Tam bağımsızlık denildiği zaman, tabii, siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, vs. her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik kasdolunmaktadır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Tarihimiz en mutlu dönemi, hükümdarlarımızın halife olmadıkları zamandır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Milletin saltanat ve hakimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisidir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Hükümetlerin icraatı menfi olup da millet itiraz etmez ve iktidarı düşürmezse bütün kusur ve kabahatlere katılmış demektir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Bütün zorba hükümdarlar hep dini alet edindiler; Hakiki ulema, dini bütün alimler hiçbir vakit bu zorba hükümdarlara boyun eğmediler. Fakat gerçekte alim olmamakla beraber, sırf o kılıkta bulundukları için alim sanılan, çıkarına düşkün haris ve imansız bir takım hocalar da vardır. Hükümdarlar işte bunları ele aldılar ve işte bunlar dine uygundur diye fetva verdiler. Gerektikçe yanlış hadisler uydurmaktan çekinmediler. Gerçek ve imanlı ulema her vakit her devirde bunların kinine hedef oldu." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Efendiler biz hayat ve istiklal isteyen bir milletiz. Ve yalnız ve ancak bunun için hayatimizi yok etmeyi göze alırız." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Sayın öğretmenler, hiç bir zaman düşüncelerinizden çıkmasın ki cumhuriyet sizden "fikri hur, vicdani hür, irfanı hür" nesiller ister." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Öğretmenler, yeni kuşak sizin eseriniz olacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Milletin kaynağı toplum hayatinin esasi olan kadın ancak faziletli olursa görevini yerine getirebilir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Kadınlarımız erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha çok bilgili olmak zorunluluğundadır. Gerçekten ulusun anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Ben toprak büyütme meraklısı değilim. Barış bozma alışkanlığım yoktur. Ancak sözleşmeye dayanan hakkımızın isteğicisiyim. Onu almazsam edemem. Büyük meclisin kürsüsünden milletime söz verdim. Hatay'ı alacağım. Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem milletimin huzuruna çıkamam. Yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, Yenilmem. Yenilirsem bir dakika yaşayamam." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Hayatta tam mutluluk ve esenlik ancak gelecek kuşakların şerefi, varlığı, esenliği için çalışmakta bulunabilir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Millete efendilik yoktur. Ona hizmet etmek vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Beni görmek demek ille yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız bu yeter." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Benim naciz vücudum bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyyen payidar kalacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Büyüklük odur ki kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burda direneceksin. Önünde sonsuz engeller yığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, araçsız hiç telakki edecek, kimseden yardim gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacak, ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyetinin temeli burada atıldı. Bu meydanda akan Türk kanları, bu gökte dolaşan şehit ruhları, devlet ve cumhuriyetimizin sonsuz bekçileridir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Ey yükselen yeni kuşak, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizsiniz." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müsbet ilimdir. Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan zekasını, bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu, her zaman ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besliyerek geliştirmek milli ülkümüzdür." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni özelliği ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" Türkçü Başbuğ Atatürk
"Bir takım şeyhlerin, dedelerin, seyyitlerin, çelebilerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen ve falcılara, büyücülere, üfürükçülere, muskacılara talih ve hayatlarını emanet eden insanlardan mürekkep bir kütleye, medeni bir bir millet nazariyle bakılabilir mi?" Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Tekkeler de behemahal kapatılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti her şubede irsatlarda bulunacak kudreti haizdir. Hiçbirimiz tekkelerin irsadina muhtaç değiliz. Biz medeniyet, ilim ve fenden kuvvet alıyoruz. Başka bir şey tanımıyoruz." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkan yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını "Ben Anadolu kadınının daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim" diyemez." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Kimse inkar edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin hayat kabiliyetini tutan hep kadınlarımızdır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Onun için, hepimiz büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle ebediyen taziz ve takdis edelim." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Türk kadını dünyanın en aydın ve faziletli ve en ağır kadını olmalıdır." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Benim Türk Milletine, Türk Cumhuriyetine ve Türklüğün istikbaline ait görevlerim bitmemiştir. Sizler, onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Her Türk ferdinin son nefesi, Türk Milletinin nefesinin sönmeyeceğini, onun ebedi olduğunu göstermelidir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Zafer "zafer benimdir" diyebilenin, muvaffakiyet, "muvaffak olacağım" diye başlayanın ve "muvaffak oldum" diyebilenindir." Türkçü Başbuğ Atatürk
"Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir." Türkçü Başbuğ Atatürk
Derleme: Türk İntikam Birliği Teşkilatı
KAYNAK ALINTI: www.basbugataturk.tr.cx
++ALINTIDIR++