"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Açık Büfe

İzEdebiyat

137 görüntülenme · 526 ileti
??? #261
Eleştirinin, karşısındakinin bilgisizliğini gösterme, yanlışlarını çıkarma, söylediklerini aşağılama işi olmadığını bugün bizlere tekrar hatırlattığın ve insanların kalbini kırmamıza engel olduğun için, sonsuz teşekkürler... (Bu defa sana laf gelecek kusura bakma, öbür tarafta ödeşirsin:))Affet beni Tanrım) Naile.
??? #262
Aman Tanrım Kendisini sana havale eden Naile hanımı, önerileri, fikirleri, düzeyli eleştirileri, göz yaşları, sitemleri, hassas yanları, özgün esprileri, tezleri, masal yazımındaki ustalığı, manilerdeki canlılığı, şiirlerdeki yaratısı, zekası, tasası, imlası, baharı, çiçeği ve daha saymaya gücümüzün yetemeyeceği bütün özellikleri ve bilhassa içtenliği ile, başımızdan eksik etme.. Amin:)
??? #263
"hayat dört şeyle kaimdir, derdi babam su ve ateş ve toprak ve rüzgar. ona kendimi sonradan ben ekledim pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu ham yüreğin pütürlerini geçtim gövdemi alemlere zerkederek varolduk kayrasıyla Varedenin eşref-i mahlukat nedir bildim." (İ.Ö.) ordan burdan alıntılar ben de yapabiliyorum gördüğünüz gibi. konuyla alakalı hem de. damdan düşer gibi değil. sevgi, saygı, muhabbet gibi konuları "ağlak" seviyelere çekmek kime ne kazandırıyor bilmiyorum. insanların düşüncelerini "ölesiye" savunuyorsunuz ama nedense her söylediğinize katılsınlar, poh pohlasınlar, peh pehlesinler istiyorsunuz. o kadar da hissiyatlı insanlarsınız ki aldığınız ilk eleştiriden sonra gösterdiğiniz alıngan tavırlar içimi burkuyor resmen. kimi son yazısını yazıyor, kimi anlamanın mümkün olmadığı sonuçlara varıyor. asıl konu kısa zamanda unutuluyor. mesela: 100 fırça darbesi.... naile hanımcığım bu kitabı beğendi mi beğenmedi mi, okuyalım mı okumayalım mı açıklığa kavuşturamıyor. (yazmadan önce 100 fırça darbesi... iyi bir tespitti. tebrik ederim.) bir alıntı daha: (...) şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin kaypak ilgilerin insanı, zarif ihanetlerin (...) şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin bozuk paraların insanı, sivilcelerin. (...) şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin pahalı zevklerin insanı, ucuz cesaretlerin. (İ.Ö.) not: İ.Ö.= İsadan Önce değil... İsmet Özel
??? #264
Diren bey, Naile hanımın verdiği ilahi ilham ile tez zamanda bir "dua odası" açmanızı, hayırlara vesile olması dileğiyle öneriyorum. Zeynep, tevekkül eden forum üyesi
??? #265
İzedebiyat; Forumların dizilişini garipsedim. Son gönderilen ileti en altta olmalı. Yani cevap üstte, soru altta kalmış, gibi..
??? #266
Üzerinden birkaç gün geçmiş ama... Ve bir eleştirim üzerine yazıların edebi olması konusunda hararetli ve faydalı tartışmalar açılmış olmasına karşın, bu konuda daha önce bir yorum yapmadım. Ama eleştirofobinin boyutlarının çığ gibi büyüdüğünü gözlemleyerek, görece kültürlü üyelerin eleştirilerle ilgili "çingene kendi maharetini gösterir" tarzı yorumlarını okuyarak ve son bomba (eleştirilmeme dualarını) antiasitlerle mideme indirerek beklemenin de bir sınırı olduğu kanaatine vardım. İz Edebiyata bu büyük eleştiri sorununun önüne geçebilmesi için bir kaç önerim olacak: 1. Sitedeki ana gruplardan olduğu gibi, edebiyattan da eleştiri akımını kaldıralım. 2. Sadece sitede fikrini dürüst ve açıkça belirtenleri değil, hayatını kitap, film eleştirisi gibi zararlı faaliyetlerle geçirenlerin topluca yakılmaları için kampanya başlatalım. 3. Sitede eleştirilmek istemeyen yazarlar için yazıların altına "Bu yazı mükemmel bir yazarın kaleminden çıkmıştır, eleştirilemez" ibaresini eklemelerine izin verelim. 4. Bu sayede "Seni sevmek seni sevmektir sevgilim.." (şu beş S ile elde edilen mükemmel atmosferden huşu duymamak mümkün müdür?) gibi son derece mükemmel satırları sürekli, sonsuza dek, yinelenen döngülerde yazmaya ve kumdan kalelerimizde sevgi, barış ve birbirine saygı takımadalarında yaşamaya devam edelim. Bu türden yazılara "yüreğine yakışmış" gibi analitik ve saygılı eleştiriler dışında hiçbir eleştiriye izin vermeyelim. 5. Bu yazdıklarımı da eleştirilemez zırhı altında edebi akımlardan "postmodern öykü" ana kümesi altına göndermeliyim ve İz edebiyatta bu yazılanların belkide postmodern bir öykü olduğu fikrine saygı göstermeli. Şaka bir yana, eleştrofobinin bu topraklarda yerleşik bir kültür olduğunun farkındayım. Çevrenize bakın, büyük adamlar ve şakşakçıları. Hangi Avrupa kralının Osmanlı Padişahı gibi şakşakçıbaşısı vardı? Bizi Orta Doğu'ya bağlayan gizemli bir bağ, bizi Arap kardeşlerimizin yanında yer almaya zorlayan bir bağ. Aramızda kalsın: Beni eleştiribilirsiniz: Kemiklerimi kırabilirsiniz, hakaretler yağdırabilirsiniz yazdıklarıma, okumuş olmak şartıyla. Bilgisizliğimi gösterin ki, bir şeyler öğreneyim. Yanlışlarımı çıkarın, düzelteyim. Söylediklerimi aşağılayın ki, içinden değersiz olanları ayıklayabileyim. Kalbim eleştirilmeye değil, ilgenilmemeye, okunmamaya kırılır daha çok. Üstelik, zaten kumanda benim elimde, yanlış bulursam siler unuturum, hakaretler varsa Elvis Presley'in dediği gibi "return to the sender", sahibine aynen iade. Ama yazılarıma aldığım bir kaç eleştirinin bana nasıl faydalı olduğunu ve mutlu ettiğini bilemezsiniz. Zaten kendi adıma yazılarımı bir bilgisayar köşesinde çürümek yerine İz edebiyata göndermemin temel sebebi bu. Size de bu bakış açısı hakkında düşünmeyi tavsiye ediyorum Naile Hanım. Saygılar, Var Samsa
??? #267
1-Forumlara yazılan yazılar için; maksadı aşan (kişisel saldırı, hakaret, alay vs) türde verilen yanıtlara ve bu yanıtlara taraflarca verilen yanıtlara ne zamandan beri "eleştiri" diyoruz? 2-Yazı ve şiirlerini silmeden önce, onca yazarın (bilmem ben kaçıncısıyım) onca şiir ve yazının hiç bir edebi hatasını bulup yazara iletmiyoruz ve eleştirmiyoruz, ama forum sayfalarında yazdığı bir yazının bilmem neresinde gözümüze takılan eklere takılıp, "bir deli bir kuyuya taş atmış kırk akıllı çıkaramamış" hesabı, arkamıza 3-5 kişiyi takıp yol almaya ne zamandan beri "eleştiri" diyoruz? 3-Yol alırken yapılan kişisel saldırılara ve hakaretlere rağmen, kişilerde psikolojik ve sosyolojik açıdan "ohh!bugün yine alt ettim" duygusunun yarattığı ego tatmini ve içsel hazzın tadını bozmamak adına edilen bir duayı, niçin gerçek anlamıyla anlamayı reddediyoruz ve ne zamandan beri bunun adı "eleştiriyi kabul etmemek" oluyor? 4-Tekrar okuyun ki bu defa anlaşılsın diye yazıyorum;Eleştirinin, karşısındakinin bilgisizliğini gösterme,yanlışlarını çıkarma, söylediklerini aşağılama işi olmadığını bugün bizlere tekrar hatırlattığın ve insanların kalbini kırmamıza engel olduğun için.....diye gidiyor. Eleştiriyi tanımlamanın ve insanlara eleştiriyi tanımlama yoluyla, yaptıklarının aslında eleştiri olmadığını ve onların yaptıkları şeyi yapmanın kalp kırmaya yol açacağını anlatmaya çalışmanın adı ne zamandan beri "eleştiriden anlamamak" oluyor? 5-Kitap okunur, kendinden bir şeyler bulur okuyucu, yaşadığı toplumdan, çevrede izlediklerinden, tanık olduğu yaşamlardan...Kendimizi bulmak için okuruz çoğunluk, ne zaman bulsak o yazarı o kitabı daha çok severiz...Aynı çizgiyi takip ettiğimiz için olsa gerek. Bir kitabın kişiye hissettirdiklerini yazması ve yazarken toplumla özdeşleştirip kişisel yorumu forum içinde paylaşmasının adı ne zamandan beri "kitap okuyup, okumadığınızı anlayamadım, gerçekten bu kitabı okudunuz mu" tarzı içi boş ve kof sorular sormamıza neden oluyor? Siz okudunuz mu ki benim okuyup okumadığımı eleştiriyor - hayır eleştirdiğinizi sanıyorsunuz? Okusa idiniz anlardınız ki, bizim toplumumuz kadınlarının hiç birinde böylesi bir günlük yoktur deyip, bestseller olduğu bilinen bir kitaba ne kadar alaycı yaklaştığımı (toplumumuz açısından) anlardınız. Ama erkek olduğunuz için size bunu anlatmak çok zor. Bir gün bir sex romanı yazıp en açığından darmadağın yayınlatırsam, ne olur ilk siz okuyun ve sonra da tükürün yüzüme "ahlaksız" diye oldu mu! Çünkü bunu yapacak kapasite de olduğunuz her halinizden belli. O yüzden aynı kitabı aynı isimle Ahmet Altan yazsa idi, dikkat edin bizim ülkemizde çok satardı dedim. Dünyanın çok okuyor olmasının bizim kültürümüzle ilgisi yok, ortak kültüre ve değer yargılarına sahip olduklarını gösteriyor.Biz ise onlar okuyor diye okuyoruz. Ne olduğunu anladığımız da ise tü-kaka diyoruz. Henüz AB'ye girmedik dikkatinizi çekerim. Siz girmişsiniz orası ayrı konu...Onu bilahare tartışırız. Sonuç; kitabı okudum, hem satın almadım ama okudum. Nasıl mı? Herkesin artık yaptığı gibi. Net üzerinden kitap paylaşım ağının içine girdim. Kim ne derse desin pek memnunum. Çünkü ulaşamadığım onlarca kitaba, makaleye, romana, basımı yapılmayanlar dahil ulaşmaya başladım. Bu vesile ile aradığınız ama ulaşamadığınız, okumak istediğiniz ama almak istemediğiniz kitaplar varsa (mesela son dönem metal fırtına bu tip bir kitaptı) ve amacınız sadece okumak ve okuduğunuz şeyin içeriğini anlamaksa bu ağdan yararlanabilirsiniz. Bunu ahlaksızlık olarak görmüyorum, burada gördüğüm kültür, edep, görgü, saygı dibe vurmalarından sora takdire şayan bir oluşum. Ne olur siz de okuyun! 6-Kusura bakmayın burada -de/-da kullanımı ile ilgili olarak bir açıklama yazacak değilim. Bu konuya takılan görgüsüz okuyucumun çocukluğuna veriyorum. Kaldı ki "kendi okuyucumu kendim seçme hakkına sahibim" diyerek, şahsından yazdığı yazıların altına bir daha asla "okuyucunuz" ibaresini eklememesini rica ediyorum. İsteseniz de olamazsınız zaten diyorum. Bu tavrımı saygısız bulma hakkınızı kullanabilirsiniz. Bu sizin sorununuz. Olayı nasıl başlattı iseniz öyle kapatınız. Kapatmayı bilmiyorsanız buyurun forum sizin. Şunu da söylemeliyim ki bayan olduğunuzdan şüpheliyim. Şiiri anlasa idiniz iş değişirdi. Ne yazıdan anlıyorsunuz, ne şiirden, ne laftan anlıyorsunuz ne de.... 7-Foruma sonradan gelip, son yazılanlara takılıp, yorum yapma hakkını kendinde bulan, forumun yeni katılıcımları...Zaten akıl işi değil ki son yazılan mesaja bakıp yorum yapmak. O son yorumun bir de öncesi var bilmem farkında mısınız? Gerçi son dönem baya karışıklık oldu. Eklemeler, çıkarmalar, oradan oraya almalar. Bu yüzden siz de haklısınız. Ama zahmet edip başlangıca bakar, gidişatı iyi yorumlayıp, sonuca o şekilde varırsanız, daha objektif yaklaşmış olacaksınız. Aksi halde yaptığınız tek şey, birisi yada birilerinin taraftarlığını yapmaktan öteye ve yeter ki ortam pislensin, yeter ki kalpler kırılsın, yeter ki forumun düzeyi düşsün gerisi boş, demekten öteye gitmeyecek. 8-Görülüyor ki hatalar, aksaklıklar, yanlışlar sadece sitenin yazar/şair kısımlarında değilmiş. Bütünün bir parçasıymış o kadar. İz ezberler var demiştik zamanında yanılmamışız. İz'in hakimiyetini ele geçirenler olarak değiştiriyorum. Buyurun sizindir. Tek dileğim İzedebiyat'ın ilk zamanlarına bir an önce dönmesi, kabuk değiştirmesi, kendini yenilemesi...İddialı bir şekilde yine söylüyorum, gittim ama giden ben olmamalıydım ya da benden önce gidenler...Asıl gitmesi gerekenler hala burayı kendi çöplükleri varsayıp borularını öttürüyorlar. 9-Beni eleştirin ama benim kişiliğimi değil. Çünkü beni tanımıyorsunuz, benimle karşılaşmadınız, benimle konuşmadınız. Sadece yazı ve şiirlerimi eleştirebilirsiniz. Bugüne kadar yazı ve şiirlerime eleştiri gelmedi (dil ve içerik açısından). Sadece İzedebiyat'la ilgili olan yazıma sırf İzedebiyat’la ilgili olduğu için olumsuz eleştiriler gelmişti. O da çok normaldi. Sessiz çoğunluğun sesi olmak her zaman dert açar insanın başına. Dolayısıyla şu an ne şiir ne de yazım var. Hatta yazar sayfam da yok. Ama ne işse eleştiri (-ki hala nasıl eleştiri olduğunu anlamış değilim edebiden çok kişisel) alıyorum. Hadi eleştiri alıyorum diyelim, bir de bu eleştiri ka'ale almadığım konusunda eleştiri alıyorum. Eee hadi ka'ale almadığımı varsayalım...Kuzum siz müneccim misiniz? Benim adıma nasıl karar verebiliyor sunuz? Anlamış değilim. 10- İşte insanlar yönetilmeyi ve en kötüsü güdülmeyi neden bu kadar çok istiyor sorusunun yanıtını net bir şekilde görüyoruz. Çünkü insanlar bireysel farkındalık içinde değildirler. İnsanların illaki bir örgüte, bir kuruma, bir partiye, bir takıma taraftar olmaya ihtiyaçları vardır. Bireysel olarak ne yapabilirim değil onlar için ne yapabilirim, onları ne kadar yalayabilirim, dalkavukluk sanatının incelikleri, beni pohpohlayanın bin yıl kölesi olurum, bana kötü laf deme canımı al, beni ihya et başım göğe ersin, açığımı bulma gebertirim, öyle şeyler yazayım ki şuna beni bir şey sansın tırssın şeklinde uzatılabilecek tür de söylemlere duyulan açlık... Kendi olamamışlık, yalıtılamamışlık, değersizlik ve hiçliğin yansıması... Beni eleştirin, ama benim kişiliğimi değil. Çünkü tanışmıyoruz. Tanışmak isterseniz memnuniyetle. İşyerime gelin bir çayımı için. Ondan sonra kişiliğimi eleştirin. Yazı ve şiirlerimi ise sildikten sonra eleştirmenizin tabi ki benim için bir anlamı yok. Zaten şimdi onlar da yok. Okumadığınız şeyleri nasıl eleştirebilir siniz? Forum içinde yazılmış başı sonu birbirine karışmış farklı konularla ilişkili yazılar üzerinden yorum yaparken, bari zahmet edip zincirin kopuk halkalarını takın ve geriye doğru gidin. Bunca sataşmadan sonra bu işi yaptım. Üşenmedim her bölümün en eski forum tartışmalarına uzandım. Çıkan sonuç şu (isim vermeyeceğim): *Belli tarihlerde bazı kişiler iyi niyetli bir şekilde foruma katılmışlar, düşüncelerini paylaşmışlar. Yine aynı kişilerce baltalanmışlar. Onlar içerde kalmış diğerleri bir daha uğramamış ya da gerekmedikçe. *Belli tarihlerde bazı kişiler bu gün konuşulanlara benzer şeyler yazmışlar. Yine aynı kişilerce yuhalanmışlar. Onlar içerde kalmış diğerleri bir daha uğramamış ya da gerekmedikçe. *Yine aynı kişilerce itelenmişler, saldırıya uğramışlar. Ben sanırım son kurban oldum ya da son oyuncak onlar için ellerine alıp evire çevire oynayacakları can sıkıntısından. Ne eleştiriden anlayan, ne yazıdan ne şiirden...Sırf yazmış olmak için yazan bu şahısların şiddetle forumdan tahliye edilmelerini de ben öneriyorum. Hiç bir forum böyle değildir. Hiç bir forum böyle katledilmemiştir bu güne değin. Hiç bir forumun yüreği, emeği, beyni, düşüncesi, duygusu her şeyden öte ruhu böyle hunharca baltalanmamıştır. Ellerinize sağlık ne diyeyim. Ellerinize sağlık. Şekildir, şeklinizi bozan. Size şekilsizlikler dilerim, kendiniz olabilin diye. Bu arada her şeyi sizlerin iyi bildiğini kabul ediyor ve önünüzde saygıyla eğiliyorum. Bağışlayın cahilliğimi... *Yukarıda yazılanlardan iyi okunursa "Forumda Varlık Sürdürme" konusunda tiyolar alınabilir. Hatta forum içinde bir ekip kurulsun FVS Timi. Forumda Varlık Sürdürenler Timi (Her yol mübahtır) Naile. bedirge@hotmail.com
??? #268
(....?.....!.....,.....!.......?......-........) başlıklı yazınız, "kifayetsiz muhteris" deyimine, kifayetli bir örnek olup, başlığınızdaki boşlukları doldurmuştur. Zeynep, takdir eden "okuyucunuz"
??? #269
Eee daha ne bekliyor sunuz? Atlasanıza trenimden. Boş fıçı çok langırdar ama sizin gibisini görmedim. Sevgiler, Naile.
??? #270
"nadumyas, toplam ileti:60" Bir göz atın, fikir sahibi olursunuz. Not: "bekliyor sunuz" değil, "bekliyorsunuz" Zeynep, sonraki maddelerinizi hasretle bekleyen "okuyucunuz" :)
??? #271
çok sevimlisiniz... nihayet aştınız... Sevgilerimle, Naile
??? #272
haddi kifayetsizliğinizle dilinize virt ettiğiniz adımı ağzınıza almayınız diye haddime, haddini bildirdim. Sevgilerimle, Naile.
??? #273
haddi kifayetsizliğinizle dilinize virt ettiğiniz adımı ağzınıza almayınız diye haddime, haddini bildirdim. Sevgilerimle, Naile.
??? #274
Sevgili Zeynep ve Nadumyas Söz düellonuzun hepimizi ilgilendirdiğini düşündüğünüz için olsa gerek e-mail adreslerinizi kullanma gereği duymuyorsunuz. Bu yüzden küçük bir uyarıda bulunursam beni bağışlayacağınızı umuyorum. Eminim ikiniz de yazılan bir yazının ne zaman ilgi çekeceğini, ne zaman okuyucuları bıktıracağını kendi deneyimlerinizden biliyorsunuzdur. Ben yalnızca bunu gözardı etmemenizi rica edecektim. Sevgilerimle
??? #275
Uyarınız için teşekkür ederim. Zeynep
??? #276
Bu sitenin daha oturaklı olduğunu savunmuştu, arkadaşım. Tartışılan konu ne? Neyin duası. Oturaksız!
??? #277
Sayın Güney(Yaşar); Arkadaşınız haklı.....izedebiyatın oturaklı olduğu konusunda yani.Forumlardan ziyade yazı ve şiirleri izleyin bence...Teşekkürler!..Sevgiyle kalın.
??? #278
Şahsım adına tüm izedebiyat dostlarından özürdilerim. Uzamasını istemezdim ama uzadı... Sevgiyle kalın. Naile.
??? #279
Çok mutluyum, çok... Bu mutluluğumu sizinle de paylaşmak istedim. Çünkü mutluluğumda sizlerinde payı var. İzedebiyat ile bir başlangıç yaptım. Dışa açıldım. Yazdıklarımı sizlerle paylaştım. Yazdıklarım okundukça, yorumlar geldikçe kendimi yetiştimek, güzel eserler çıkartmak için çalıştım. Evet bugün se çok çok mutluyum... Bu mutluluğumu kelimelerle anlatamam, yüreğimin çarpışını, vücudumun titremesini size gösteremem. Merak ettimiz değil mi? İşte söylüyorum; bugün, "İstanbul-Kırşehir Otobanı" isimli şiirim Kırşehir 'in Aşıkpaşa Gazetesi'nde yayınlandı. Güzel paylaşımlarda buluşmak dileği ile... Saygılarımla... Zeynep Küçük
??? #280
Tebrik ederim. Yolun açık, yüreğin ve kalemin kelime zengini olsun. Naile.
Başa Dön