"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Açık Büfe

İzEdebiyat

139 görüntülenme · 526 ileti
??? #301
Zeynep, üstü kapalı ya da yarı şaka yarı ciddi bir düello çıktı ağzından. Kavga arayışındaki yüksek değer, çok ama çok bilgili, denizler kadar üstün ben, Sana diyorum ki: Yahu, senin bir sorunsalın var, sevgili naile, nedir bu, bir anlatsana, öküz möküz diyorsun, Anlaşılan çok kaptırdın kendini, Şimdi bu didişmeyi bir kenara koy, Yahu bir kabus oldu naile sana, Neden, Naile güzel biri, Sen de biraz hasta olabilirsin, zaten herkes hasta, Bu edebiyat sitesine sıkışmış, çaresiz, hayatları sorunlu, üzgün insanlarız, sen de onlardansın galiba, İYİ DE SEN KİMSİN ZEYNEP GÜN, SENİN YAZDIĞIN METİNLER NERDE, Ne yazdın, Kaç senedir yazıyorsun, Sen millete hava mı basıyorsun, Zenci misin beyaz mı cüce mi nesin, Bak bu senin dilin, kullandığım dili sanırım anlarsın, HADİ ZEYNEP, DİNLİYORUM SENİ…. Zeynep gün, sen bizi kandırıyor musun, Sen yazar mısın nesin, ŞU YAZDIKLARIN NERDE, edebi şekerler, söyle de bir bkayım ölçüp tartayım, kaç gramsın?
??? #302
Yapanların ellerine , yazanların yüreklerine zeval vermesin Yaradan... Gerçekten çok güzelleşmiş... Sitemizin yazar adaylarından biri olarak ben kendi adıma çok teşekkür ederim...
??? #303
zaten epeydir gerekiyordu izedebiyata yeni bir yüz yapanların ellerine yazanların yüreğine sağlık... bende kendi adıma teşekkür ediyorum. sağlıcakla...
??? #304
Güzel sözler için teşekkür ederiz. Ufak bir iki açıklama da yapmak gerekebilir. Okurun Seçimi bölümünde yer alan yazarlar, İzEdebiyat'a okur üyeliğinden katılan dostlarımızın Yazar Dizinlerine dahil ettikleri adlardan oluşuyor. Sizin de daha fazla öne çıkması gerektiğini düşündüğünüz yazarlar varsa, okur üyeliğinden onlara bir iyilik yapabilirsiniz. :) Tombala adını verdiğimiz bölümde ise siteden tamamen rastgele yazılar çıkıyor. En önemli yeniliği ise Yeni Düzyazılar ve Yeni Şiirler bölümünde yaptık. Daha önceki sistemde her iki alanda da bir defada on yazı gösterilebiliyordu. 15-20 yeni yazının geldiği günlerde ise birikme oluyordu. Bu birikmeler sonucu yazıların onaylanması son zamanlarda 4-5 güne kadar uzamıştı. Yeni düzenlemede son gelen 100 yazı orada rastgele açılmaktadır. Bu hem yeni gelen yazıların daha uzun süreler orada kalmasını, hem de daha fazla yazının anasayfadan yer bulmasını sağlamaktadır. Anasayfanın büyük bir farkla sitenin en çok açılan yeri olduğu düşünülecek olursa, bu listelerde daha önceden en tepede görünen yazının okunma oranarında bir miktar düşüş olacaksa bile, artık tüm yazılara eşit şans verildiğini düşünüyoruz. Önerileriniz ve uyarılarınız için teşekkür ederiz. Sevgi ve saygıyla, Diren Yardımlı İzEdebiyat
??? #305
1-Bu edebiyat sitesinin diğer sitelerden farkı olmalı. 2-Bu fark, sadece amatör yazılar ve yazarlara yer vermek olmamalı. 3-Yazar arkadaşların forum alanını kullanma tarzı ve konusu da fark yaratmalı. 4-Chat yapmak isteyenler başka başka sitelere gidebilir. 5-Forum alanına biraz daha içi dolu şeyler yazmak gerek. 6-Madde madde yazmaktan vazgeçebileceğim, yani ne yazıldığını gerçekten okuyan yazarlar forum alanını kullanmalı. 7-Ya da bir çok yazarın yaptığı gibi forum alanını kullanmamalı. 8-Size bir kaç örnek; -Kimse üstüne alınmasın lütfen- 'Sen millete hava mı basıyorsun, Zenci misin beyaz mı cüce mi nesin' 'Gecenin bir yarısı tımarhane kaçkınlarıyla uğraşamam. Yarın alırsın cevabını'. 9-Eğer forum alanında bunlar yazacaksa 7. maddeyi işleme sokmalı. 10-Kimseye cevap verilmeyecektir. 11- Sevgiler...
??? #306
1) Sevgili Diren; siteye sonunda vakit ayırdığınız ve bir adım daha öteye götürdüğünüz için teşekkürler. 2) Mümkünse, yazılarımın tekrar yüklenmesini rica ediyorum. 3) Sevgili Zeynep; çeviriniz için teşekkürler. Ama Allah tüm insanların Müslüman olmasını isteseydi gökyüzüne yıldızlarla “Allah bir” yazardı. O zaman imtihan sırrı ortadan kalkardı. 4) Sevgili İsa; derdin öykü yazmak mı yoksa kavga çıkarmak mı? Kalemi olanlar zaten yazıyor. Sizi Avukat mı tayin ettiler (naile). Dişli bir tartışma ortamı yaratmak istiyorsan, konunla gel. Can sıkıntın olduğunun farkındayım, ilgisizliktir seni hırçınlaştıran. Gerçi bu site senin ulvi düşümlerine hafif gelir. Size bir tartışma konusu önereceğim; Türkiye’nin düğmesine kim basıyor. Buyurun. 5) Sevgili İmdat; siz bu sitenin editörlerinden misiniz? Yok değilseniz, size fahri editörlük unvanı verilmeli. Editörlerin cevap yazmaya tenezzül etmemek mi desem, yoğunluk mu vardır bir sebebi siz imdada yetişiyorsunuz. Dikkate alınmama duygusundan kurtarıyorsunuz, insanları. 6) Sevgili Naile; yazılarınızı yeniden yükletin. Eserlerinizi okumadan sizi forumlarda yazdıklarınızla tanımak zor. Sizin de 23 Nisanınız kutlu olsun. (Bu düşüm bir cevap hakkı içermemektedir). Biraz daha sessizlik. 7) Sevgili Necat; cevap yazmayacağını belirtmiş olmandan ötürü görüşümü belirtmiyorum.
??? #307
Anlayışınız için teşekkür ederim. "Çeviri" başlıklı mesajın ne olduğunu çözebilen bir tek siz oldunuz:) Sanırım ben de buna güvenerek yazdım o mesajı. Zeynep..
??? #308
hemen hemen tüm yazıları takip etmeye çalışıyorum.sizi forum sayfalarında görüyorum.yazılarınızı okumak istiyorum fakat hangi isimle sayfanız açılıyor bilmiyorum.e-posta adresinizi de bilmediğim için tüm yazar arkadaşları bilgilendirmeye yönelik olan forum sayfasını işgal ettim.bu nedenle tüm arkadaşlardan da özür diliyorum
??? #309
Zeliha Hn. Açıkçası forum içinde yazmış olduğum çoğu yazı, geçmiş tarihlerde ve cevap olarak verilme ihtiyacı hissedilen mesajların gölgesinde kaldı. Ben de onları derleyip bir araya getirmek niyetindeyim. İnsanlarda oluşturulun yanlış intibayı bir nebze olsun gidermek adına. Yazar/şair sayfamdan bahsediyorsanız, yazı ve şiirlerimi silmiştim.Belki pasif olduğu için ulaşamıyorsunuzdur. Tekrar göndermeye başlıyorum yazı ve şiirlerimi, baya bir temizlik yaptım. Sanırım aktif olur. İlginizin ne yönde olduğunu tam anlayamadım ancak iyi yada kötü teşekkür ederim. Eğer bunların dışında bir mevzu ise lütfen aşağıdaki mail adresinden benimle irtibata geçin. bedirge@hotmail.com http://www.izedebiyat.com/yazar.asp?id=402 Görüşmek dileğiyle... Sevgiyle kalın... Naile.
??? #310
Bu yazıyı kim niçin yazdı ve kim neden kaldırdı. "PROVA-KASYON" Başlığın cazibesinden yazarını okuyamadım. Bir ve birden çok cevap hazırlığı içindeydim, bir daha okumak istedim, silinmiş. Halo! Yaşın kaç? Sen Maraş’ta kapılara çarpı konduğunu, hatırlıyor musun? Senin hiç köyün yandı mı? Diye, devam edecektim…
??? #311
SAYIN DANTE DEMİŞ Kİ: 4) Sevgili İsa; derdin öykü yazmak mı yoksa kavga çıkarmak mı? Kalemi olanlar zaten yazıyor. Sizi Avukat mı tayin ettiler (naile). Dişli bir tartışma ortamı yaratmak istiyorsan, konunla gel. Can sıkıntın olduğunun farkındayım, ilgisizliktir seni hırçınlaştıran. Gerçi bu site senin ulvi düşümlerine hafif gelir. Size bir tartışma konusu önereceğim; Türkiye’nin düğmesine kim basıyor. Buyurun. Dante kimdir, adı soyadı nedir, bi söylesin önce, dante ölmüş biri, yoksa yeryüzünde bir hayaleti mi kaldı, Sayın dante, o yazıyı şaka cinsinden yazdım, gülmeniz lazım dı, Kısaca bu, diğer yazdıklarınız da beni gaza getirmedi, yani.
??? #312
Prova - kasyon adlı bir yazı var bana ait...Eğer bahsettiğiniz yazı o ise yazar sayfamda mevcut...
??? #313
Dante sen miydin? Bir cevabım var okudun mu? Prova - kasyon ile ilgili...
??? #314
Evet, okudum arkadaşım. Sitenin yeni düzenini tam kavrayamadığımdan olsa gerek, son eklenenlerde en üste okudum yazını. Daha sonra siteye tekrar girdiğimde göremedim. Meğer son eklenenler hanesi, değişken olmuş. Siteye ben de bu konuyu içeren bir yazı gönderdim. Aynı görüşü savunuyorum, sizinle. Lakin biraz farklı. Okuduğunuzda tekrar irdeleriz. Saygılar.
??? #315
Bir dünya düşünün; giren-çıkan...giden-gelen olmasın. Bir dünya düşünün; gülen-ağlayan...ölen-kalan olmasın. Kanımca böyle bir dünya, hiç bir şeyin farkına varılmayan, hiç bir şeyin adının olmadığı bir dünya olurdu. Her şeyin standarda oturduğu yaşamlar da öyledir, birliktelikler de. Ayrılıklar, acıdır, acıtır... Ama o da, gerektiği için olmuştur, olacaktır. Şimdilerde, siteden küskün ve kırgın ayrılanları düşünüyorum. Böyle olmasına gerek var mıydı? Bir şey bitecekse, kırıp-dökmeden, yakıp-yıkmadan bitirilemiyor mu? Bitirilemeyecek mi? Neden, dünya kadar emek vermiş, bir şeyler yazmış ve bunu da bizlerle paylaşma olgunluğunu göstermiş insanların emeklerine saygı gösterme yerine, onların noktasıyla, virgülüyle uğraşıyoruz? "Okunanları" kaçırarak, "okunur" olmayı mı hayal ediyoruz?.. Çok saygı duyduğum bir yazarın, "tasını-tarağını toplayacak ölçüde" kaçar gibi çekip gitmesine yol açanlar ve buna meydan verenler, yarın bir gün tek kale maç yapıyor konumuna düşeceklerini ve bunun neticesinde de, hep kendi kalelerine gol atıyor olacaklarını unutmasınlar. Kaybedilmiş bir "yazar", kazanılmış bin "bozar"dan daha değerlidir. bazı şeyler, sadece sayısal çoğunlukla ölçülmez. Kalite de gerekir. "Acıtıyorsa, O da gerektiğindendir"..."Acı ise gidene değil, kalanadır" Saygılarımla... Orkun
??? #316
Merhabalar; Bu site seçme yazılardan oluşan bir kitap yayımladı. Ne kadar başarılı oldu bilemiyorum, duyumlarıma göre gelirler ve giderler neredeyse denkmiş. Ben asıl olarak dergi konusunda izedebiyat yöneticilerinin ne düşündüğünü merak ediyorum. Açıkçası böyle bir dergi - örneğin iki ya da üç aylık 128 sayfalık bir dergi - olanağı üzerine ciddi olarak tartışılması taraftarıyım. Böyle bir dergi büyük bir motivasyon aracı olabileceği gibi izedebiyatın site içerisinde sürdürdüğü amatör ve profosyonel yazım faaliyeti dergiyle birlikte daha üst noktalara tırmanacaktır. Yöneticileri böyle bir düşüncesinin olduğundan neredeyse eminim, şartların oluşmasını bekliyor olabilirler ama onların bizlere söylecekleri üzerine-düşündükleri şeyleri merak ediyorum. Ve ben kendi adıma bir felsefeci olarak böyle bir şeyin oluşması için gerekli desteği veririm. Saygılar
??? #317
1-Dergiyle beraber Türk Edebiyatına etki edebilme ihtimali artar. 2-Dergiyle beraber seslenilen insan sayısı artabilir. 3-Dergiyle beraber sonsuzluk sağlanabilir. Eserler gerçekten 'eser' olur. 4-Yalnız editör ve yayınlanacak yazıların çok iyi seçilmesi lazım. 5-Bu seçim işinde de sitedeki çok okunanlar tercih edilirse, dergi amacına ulaşamaz. 6-İki yol var; ya dergi bir yayın yönü belirler ve o yönde devam eder. Ya da yön sonradan açığa çıkar. Sanırım en uygunu ikinci şık. Burada da editör seçimi önemli. 7-Bence yine de denemeye değer, kaybedecek ne var ki? 8-Ticari zorluklar yazar arkadaşların dergiye abone yapılması ile çözülebilir. 9-Abone olmayan yazarların yazılarına kısıtlama getirilebilir. 10-Her türlü yardıma hazırım. Saygılar.
??? #318
Dergi çıkarmak zordur, ve büyük emek ister, emeği sadece ürünü ortaya koyarken değil, kaliteyi ararken doğru uygulamalarla da verebilmek gerekir. İnternet sitelerinde yazanların çıkardığı dergiler şiir istifi şeklinde çıkmaktadır. Ve cidden dergicilikte bir eksiği kapatmacaksa şiir dergisi ya da edebiyat dergisi çıkarmanın gereği yoktur. İsimler zaten dergilere yazı gönderebilir, adlarını duyurabilir, edebiyatla amatörlükten öte ilgilenebilir. Piyasada çok sayı da dergi var, ve maalesef dergi okuyucusu da oldukça kısıtlı. Ben bütün bu sıkıntıları yaşayan biri olarak bunları söylüyorum, dergiciyim ve kişisel görüşüm, toplumda bir açığı karşılamayacaksa dergi çıkarmamaktır. İzedebiyat'ın nitel değerleri olduğu aşikârdır, ancak sitenin büyük çoğunluğu edebiyat amacı ile değil, içini dökmek amacı ile burada, ben bile şiir yayımlamayı kendi adıma durdurdum, düşünce yazılarıma yer veriyorum. İzedebiyatta yazanlar yeni bir hareketlenme içerisinde yer alacaksa bu çok dikkatli düşünüldükten sonra yapılmalıdır. Denemekle ne kaybedileceğini de şu şekilde özetleyebiliriz, dergi piyasasında her çıkan derginin birbiri ile aynı konseptte olduğunu varsayarsak, kötü ve hazırlıksız çıkan bir dergi sadece kirliliğe yol açacaktır. Kendini geliştirmemiş (yazarlık anlamında) kişilerin dergiciliğe atılması son derece dikkat isteyen bir iştir (ve bence risklidir) Tüm bu sözlerim Türk edebiyatı adına, bir dergici olarak nacizane bunları diyebilirim... Saygılar...
??? #319
Bir hevesin içine, bir tas su dökmek,,, değil. Dizkapağı kıyılarda boğulmak da var. Tahtırevan misali. Önce önünde ki lokmayı niçin yemedin, diye kızmazlar mı adama… Kuş doğumlarının mevsimini biliriz, tüysüz kuşlar düşer asfalta, üzülürüz. Başı, iki gözü ve gagası çarpar gözlere. Düzenli olarak çıkan kaç edebiyat dergisini alıyorsunuz, alıyoruz? Sanalı daha paylaşamamışken, mürekkep kokusunda hiç mi başınız (başım) dönmez? Önce elimizdeki kumaşı biçelim. Gerçi kumaş da elaleme sakız olmakla biçilmez. Gerçi Hoca âleme ibret için kesmiş gibi, yaptı dalı. Uyanık adam vesselam, keser de ne dal düşer yere, ne de Hoca. Uzaktan bakıldığında güzel, görünüyor.
??? #320
Sayın Aylin' in söylediklerine saygı duymakla beraber cümlelerin altında yatan çekincelere - olmaz bu iş demeye getirmeye - katılmadığımı belirtmek istiyorum. Bence başka dergilerin yarattığı eksikliğin ya da boşluğun İzedebiyat üzerine düşürülmesi yanlıştır. Kaldı ki şeylerin yarattığı eksiklik ancak varken ya da onlar yok olduktan sonra hissedilebilir. Şeylerin boşlukları onlar varken ortadaysa örneğin varolan birçok dergi konusunda söyleyebiliriz ki bunlar beyaz kağıt üzerine siyahla çizilmiş boşluk resimleridir ve bu yazıların karanlıkları o kadar yüksektir ki kendi ışıklarını yok eder, okuyucuyu da karanlığa boğarlar. Ve ortaya kara bir boşluk çıkar, eksikliğin yaratıldığı. Söylenmesi gereken hiçbir yeni derginin bu eksikleri ya da boşlukları doldurmak ereğiyle ortaya çıkmaması gerektiğidir, başkalarının başarısızlıkları izedebiyatın çıkaracağı dergi için ölçüt değildir. Çıkacak olan öyle bir dergi olmalıdır ki beyaz ışık içerisinde olsun, Tanrısal olanı sanatın güzelini okuyucuya yansıtsın onu beyaz ışığa boğsun. Öyle bir dergi olmalı ki etki bıraksın, ve ancak yok olduğunda boşluğu hissedilsin, büyük dergiler bunu erek alırlar kendilerine : arkalarında kendilerine duyulan sonsuz bir özlem bırakmak. Sanatın ve sanatçının ereği bu değil midir ? Sayın Aylin' in tespitini her yerde söylerler, artık iyice alıştık bunlara. Kulağa hoş gelir bu söylem : bir eksikliği kapatacaksa.... Bu ilkel bir erektir, önemli olan sondur, sonsuza açılan odur. Önemli olan yok olurken arkada bir eksiklik hissettirmektir, başkalarının eksiklerini doğrudan kapatmak ereğiyle yola çıkmak değil ama yolda giderken onlara örnek olmaktır. Bu zaten iyi çıkan bir derginin eksiklik yaratan diğerlerine, yarattıkları boşlukları örtmesi için göstereceği bir zorunluluktur. Bu anlamda daha niyet ve düşünce halinde olan bir şeyi, kaba bir heykele bakarak bu heykel olmamış, bundan sanat eseri olmaz, bunu asla piyasaya çıkarmayın, böyle olsa olsa ancak kirlilik yaratır diyerek, hazırlıksız bir dergi oluşumu dercesine, yargıya varmak tam anlamıyla haksızlıktır. Daha sanatçı, ki bu durumda bu izedebiyat olmaktadır, o heykeli şekillendirecek, imgeleminin onu devindirdiği sulardan geçirecek eliyle inceden inceye ölçüp biçecektir, düşünecektir, hissedecektir. Ve bunu ancak o heykeli yaparken anlayabilecektir, kafasındaki şeyin yapımı bittiğinde : dergi çıktığında. Sayın Aylin de bu son söylediklerime katılacaktır eminim. O anlamda bekleyip ortaya çıkacakları görmek en sağlıklıdır, baştan yargıya varmak ya da varıyor görünmektir asıl tehlikeli ve riskli olan. Şunu da söylemeliyim ki her ne kadar bu sitede amatör bir ruh egemense de kaliteli arkadaşlarımızın, bilgi birikimi ve sanatı iyi olan arkadaşlarımızın sayısı da azınmayacak orandadır. Sadece bu amatör tinin varlığından biraz ürkmüşlerdir ve açığa çıkmaları, çıkarılmaları gerekmektedir. Saygılar Volkan Çelebi
Başa Dön