Forum alanı ile ilgili söylemek istediğim bir iki şey var. Forum alanları evet tartışmak içindir. İzedebiyat gibi sınırları olmayan bir sitenin forum alanı buna uygundur. Bana öyle geliyor ki genel bir yanlış anlaşılma söz konusu. Forum alanı da tıpkı İzedebiyat ana sitesindeki gibi gruplandırılmışken, alakasız konular alakasız başlıklar altında tartışılıyor. Bu bir anda oluşan bir şey sanki. Sanki forum alanına düşülen her not derhal tartışılacakmış gibi bir ön yargı var.
Forum dediğimiz şey, gerçek yaşamda güncel olanın toplu oturumlarda sözle tartışılmasıdır. Ancak bizim gibi sitelerde üyelerin kaynaşması için vardır. Zaten editörlerimiz başlıkların altına düştükleri notlar bunu belirtmektedir.
Deneme, Eleştiri, İnceleme ve Bilimsel gibi ana kümelerin bulunduğu bir edebiyat sitesinde hele o sitenin "yazarları"nın ısrarla forum alanını kullanmaları, daha somut ve gerçekçi sonuçlara ulaşmamızı zorlaştırmaktadır.
Peki bu yazılar nasıl olmalıdır? Söz konusu şiirse, sitede binlerce şiir bulunmaktadır. Yazarlarımız isim vererek, örneklerle kritik yapmaktan çekinmemelidirler. İsmail Bora Özcan, Ömer Akşahan, Volkan Çelebi ve benim günümüz şiirine dair yazıları bulunmakta istemizde. Kaç arkadaşımız karşı yazı yazdı bunlara? Yoksa forum alanında tartışan dostlarımız rastlamadılar mı o yazılara. Bu da olabilir tabii ki.
Bir örnek daha: Benim gözlerim çabuk yorulduğu için sitemizde yayınlanan öyküleri, romanları okuyamıyorum. İnanıyorum ki bizim şiirde geldiğimiz seviyeyi aşmış arkadaşlar var. Ama ne bir forum alanında, ne yukarıda saydığım dört ana kümede öykünün, romanın sorunlarına yönelik bir yazı var.
Herkese kolay gelsin...
İzEdebiyat
98 görüntülenme · 526 ileti
Forum!
Önce bir harita olmalı ve bir ayna. Çok karışık. Kime, ne cevapta bulunacağını, bulurken yazacağın cevabı, duman. Çok karışık çok. On testen geçmen lazım. On testiyi kırmadan, on kere sobelenmen. Kanımca, üfletiyorlar. Kanın oranına düşen alkol miktarını öğrenmek için. Yoksa niye labirentten oluşsun, bir katılım...
Bu gece promilmetre var cebimde, çabuk buldum. Yarına selamet.
sn yardımlı
yazı, hiç görünmüyor. Ne anasayfada, ne başka yerde...Sadece, yazarın herhangi bir yazısına girerseniz, "yazardan gelen son yazılar" bölümünde görebilirsiniz... Ama okuyucu onu bulup okuyamaz. Ya da tesadüfen görebilir...
kamuran ablamın bahsettiği sorun çok doğru
bu konuda bende dertliyim.
birde aylardır kütüphane sorunum sürüyor.kütüphanelere tıklıyorsunuz aman allahım 1 adet kütüphane çıkıyor eeee kalanı nerde yok...
umarım anlatabildim sorunun çözülmesini diliyorum.
Merhaba Yönetici Arkadaşlar;
Aynı sorunumu ikinci kez yazmak zorunda kaldığım için üzgünüm.Siteye eklediğim şiir, "yeni şiirler" de görünmüyor. Sadece "yazardan gelen son yazılar" da görünüyor.Orada da, herhangi bir yazımı, şiirimi okuyan birisi görebilir.Tabii ki dikkat ederse................Okunmadıktan sonra yazmanın anlamı ne!... "Mekke'ye gitmişsin, misk sürünmedikten sonra neye yarar!" hesabı......:).....Listede görünmediği için, bir şiirimi iki kez silmek zorunda kaldım....Bir şey daha: Eskiden yazar sayfalarında, yazarın tüm eserleri, belli gruplar altında görünürdü.Bu da biz okurlara kolaylık sağlıyordu, herhangi bir yazarın herhangi bir yazısına ulaşmada.....Şimdi ise yok.
Teşekkür ederim..........izedebiyat'ı seviyorum.....Herkese sevgiler........
Merhabalar Kâmuran Hanım,
Son gönderdiğiniz şiir "Sevgililer Günü Kim / Ben Kim!" ise şimdi baktım, görünmesi gereken tüm sayfalarda çıkıyor. Diğer yazılarınıza girildiğinde Yazardan Son Gelenler kutusunda çıkıyor, kişisel sayfanızda Son Eklenenler sekmesinin en tepesinde görünüyor, Küme sayfalarından Başkaldırı kümesinde sağ tarafta Son Eklenenler kutusunda görünüyor. Şiir ana kümesinde ise şu an görünmüyor, çünkü ondan sonra onu listeden çıkaracak miktarda yeni yazı gelmiş bulunuyor; ancak onlar gelene kadar orada da görünüyordu.
Eğer bahsettiğiniz yazı bunun dışında bir yazınızsa, yazının adını verirseniz sevinirim.
Sevgiler, saygılar
Diren Yardımlı
Sevgili Diren Yardımlı;
Sözünü ettiğiniz şiir değil listede .Başka bir şiirdi.Listede görünmediği için sildim iki kez.Sadece "son gelen yazılarım" da görünüyordu, o kadar...3.kez göndereceğim şimdi.....Yılmak yok!....Bu durumdan yalnız ben değil, başka arkadaşlar da şikâyetçi....Sevgiler......
Merhaba Sevgili Kenan Şahin;
Bazen, son gönderilen yazılar "yeni gelen yazılar" arasında görünmüyordu.Listede görünmeyen yazı, sadece "yazardan son gelenler" listesinde görünüyordu.Yani yazarın herhangi bir yazsına girmeyince, son yazı görünmüyordu.Bu olay, iki kez başıma geldi........Ama artık sorun giderilmiş görünüyor.Son gönderdiğim şiir "yeni gelen şiirler" arasında var.Oh!Nihayet!..........."Allah fakir kulunu sevindirmek isterse, eşeğini kaybedeer, üç gün sonra buldururmuş."...Bana öyle yaptı.Üç günden çok fazla sürdü ama, olsun..........:).........İlginize teşekkürler....Sevgiyle kalın.
merhaba kamuran ablanın sorunu bendede var hani şu görünmeyen yazılar.
ve kütüphane sorunum halen çözülmemiş defalarcada dile getirmiştim halbuki bu sorunu.
3 kütüphanem var ve bunlarım hepsi bir yerde görünmüyor.yazar sayfamdan kütüphanelerim diyorum sadece 1 tanesi görünüyor diğerleri yok.melekler şehri-ebruli kütüphanelerim yok.
sanırım ben sorunumu dile getiremiyorum.umarım siz anlamışsınızdır.ilgilenirseniz sevinirim.iyi çalışmalar
Sorun sizin 10 tane adı olmayan, içeriği boş olan kütüphane yaratmış olmanız. Sizin kütüphane listenizde onlar çıkıyor.
Ve bir kez daha tüm içtenliğimle rica ediyorum, teknik sorunlarınızı bize doğrudan yazarak iletin. Forum tüm siteye girenlere açık bir alan ve edebiyat tartışmaları için tasarlandı. Bildiğiniz gibi anasayfada da gönderilen son iletiler çıkmakta; o yüzden sadece sitenin programcılarıyla iletişim kurmak için bu alandan yararlanmamanızı rica ediyoruz. Bize teknik sorunları doğrudan e-mail yoluyla ulaştırırsanız onları çözmemiz de kolaylaşır.
Adresimiz:
yazisma@izedebiyat.com
Saygılarımla,
Diren Yardımlı
Merhaba Arkadaşlar;
Siteye sürekli yeni katılımlar olduğunu sevinerek görüyorum.Yeni yazarları okumak istediğimde ise, birçoğunun iki - üç yazıyla sınırlı kaldığını görüyorum üzülerek.Çünkü genellikle pek okunmamış(galiba) oluyorlar. Çünkü ne kütüphaneye alınmış yazıları, ne altına yorum yazılmış.Yazarlar da okunmadıklarını düşünerek belki, hevesleri kırılıp, izedebiyat'a bir daha yazı göndermemiş olabilirler diye düşünüyorum.
Çok genç yazarlar var sitede.Birçoğu da oldukça başarılı.Hatta bazıları çok iyi.Onlara neden destek vermiyorsunuz?Yazılarının altına neden hiç yorum yazmıyorsunuz?Okuduğumuz yazılara, şiirlere birkaç cümleyle yorum yazsak, yazarlara okunduklarını hissettirsek, onları teşvik etsek, olmaz mı?
Ben eleştirmen değilim ama, okuduğum yazıların birçoğuna yorum yazıyorum dilim döndüğünce.Kendilerini okuduğumun, kendilerini izlediğimin mesajını veriyorum böylece.Özellikle genç yazarlara.....Hatta bazılarına özel ileti gönderiyorum.Yardımcı olabileceğim konularda, yardım etmeye çalışıyorum.Bana göre ,eksiklerinin, yanlışlarının neler olduğunu söylüyorum.Siz sevgili yazar ve okurların da aynı şeyi yapması gerektiğini düşünüyorum.
Lütfen yazı ve şiirlere ses verin arkadaşlar!Bu ne sessizlik!Orda mısınız?
Sevgiyle kalın....
Bence de yorumlar yazılmadığı sürece sitenin varlığı anlamsızlaşıyor.Uzun uzun yorumlar yapmaya gerek yok.Yorum yapmak için ille uzman olmaya da gerek yok.Ayrıca olumlu yorumlar yapmak şart değil.Önemli olan yazarların bir geri dönüş almaları sadece.Yazılarıyla ilgili okurların neler düşündüğünü bilmek ister herkes.Okurlar yorum yapmadığı müddetçe zaten çoğu yazarın özünde olan yalnızlık hissi büyüyecektir.Buraya paylaşmak için geliyoruz hepimiz.Yazarlar kendilerine düşeni yapıyorlar; okurlar da bunu yaparsa karşılıklı paylaşım sağlanmış olur.
Her eklenen yazıya en azından editörlerin ya da site yöneticilerinin birkaç kelime de olsa bir yorumda bulunması gerekiyor bence.
Bugün internetteki edebiyat sitelerini gezerken dikkatimi çekti... şimdi de düşündüklerimi paylaşayım dedim. Hatırlıyorum internetteki tek edebiyat sitesinin İzedebiyat olduğu günler vardı. Uğramadan geçmediğimiz gün yoktu. O zamanlar bugünden farklı yazarlar vardı ortalıkta. Ne büyük kavgalar ve tartışmalar oluyordu bu forumlarda. Lakin entelektüel olarak fevkalade doyurucu oldukları gerçeğini göz artı etmemek lazım. O zamanki site 'sakinlerinden' bazıları gitti, bazıları duruyor ama ne hikmetse son zamanlarda sesleri çıkmaz oldu. Çok şey değişti. O arada neler oldu... İzedebiyat'ın başarısını gören, eli kalem tutan tutmayan herkes bir edebiyat sitesi açayım demiş olmalı. Standartlar o kadar düşmüş ki insanın o sitelerin arasında gezdikçe eline bir kitap alası ve şu kahrolası internet kablosunu sökesi geliyor! Uzun zamandır başka sitelere bakmıyordum. Uzun bir zaman bir daha bakmayacağım zannediyorsam.
Maksadım siteler arası bir savaş başlatmak değildir lakin antoloji.com denen siteden bahsetmem gerekecek. O siteye bakarken burada yazarların dil bilgisi eksikleriyle uğraşan editörler gözümün önüne geldi. Ben de kızmıştım onlara vaktiyle, kimsenin şevkini kırmaya hakları yok diye. Ama şimdi antoloji.com'u gördükçe... inanır mısınız o sitenin kurucuları dahi düzgün bir türkçeyle yazmayı beceremiyorlar. Telif hakları sayfasında yer alan en basit cümleler bile bozuk.
Geleceğe dair konuşmak istemiyorum ama sanıyorum İzedebiyat farklı bir rotada ilerliyor ve nihayetinde varacağı yer hepsinden farklı olacak. Yazı kalitesi bir dönem düşer gibi oldu ama şu aralar arka arkaya dikkate değer öyküler, şiirler incelemeler geliyor. Bunda editörlerin parmağı var mı yok mu bilemiyorum. Varsa iyi, yoksa daha da iyi diye düşünüyorum. Her durumda önemli bir husus. Diğer sitelerin neredeyse tamamı (belki de tamamı) şiire yönelmiş durumdalar. Çünü biliyorlar ki okuma yazması olan herkes bir iki şiir attırıyor. Şiir (şairler beni affetsin) internette olduğu zaman beleşe yapılan edebiyat. Edebiyat sitesi açtım diye önüne gelen her şiiri sitesine kabul eden site de beleşçi sitedir. Aynı sitede yanyana cep telefonu melodileri ve şiir bulabilmeniz yaklaşımlarının ve niyetlerinin başka bir göstergesi. Şahsen onlara edebiyat sitesi demekte zorlanıyorum. Lakin kimsenin duygularını küçümsemek istemem ve İzedebiyat'ta harikulade şairlerle tanışma fırsatım olduğunu da belirtmek isterim.
Bunları niye mi yazıyorum? Çünkü hem site yöneticilerinin hem burada bulunan yazarların bilmesi gerekiyor diye düşünüyorum. İnternette önemli olan nicelik değil niteliktir. Bu hakikat her gün, internet büyüdükçe geçerliliğini koruyor. arttırıyor. İzedebiyat bu açıdan artık en büyük, en popüler, en çok ziyaret edilen değil belki ama hala niteliğini ve seviyesini koruyan bataklığın içinde parlayan bir elmas olma karakteristiğini koruyor. Burada yazanlar bunun sorumluluğuyla yazmalılar diye düşünüyorum, site yöneticileri de diğer siteler gibi "en popüler biz olalım!" sevdasına kapılmadan bu işi yürütmeye devam etmeliler. Bunu yaptıkları sürece İzedebiyat sayısal olarak değilse bile Türk edebiyatında yeri açısından büyümeye ve önem kazanmaya devam edecektir.
Bu siteye gönlünü açmış, emeğini ortaya koymuş ve güvenini esirgememiş herkese içten bir teşekkür ediyorum.
Saygılarımla,
M. Doğan
Öncelikle; yazılara yorum yapmak yazarı ve yorum yapanı geliştirir. Yeni bağlar kurulmasını sağlar. Ama olumlu veya olumsuz eleştiriler mutlaka yayınlanmalı, bu yazarın namusudur. Özellikle yaptığım olumsuz birkaç eleştiriyi yayınlamayan veya yayınlasa bile daha sonra silen arkadaşlar var. Eleşitiriye düşünceyle karşılık vermek gerek, silerek değil. Ayrıca eleştiri yazıyı yüceltir. Yorumu yayınlamamayı ancak küfür varsa kabul edebilirim.
İzedebiyat farklı, evet. Ama Türkçe'ye biraz daha dikkat şart. 'Yada' yı 'ya da' yazamayan arkadaşlar var. Bu tür hatalar affedilemez. Yazar olma iddasındakiler bu tür yanlışlar yapmamalı.
Yazar olmak isteyen herkes silmeyi bilmeli. Yazdıklarını silmekten korkmamalı. Gereksiz kelimelerden kaçınmalı.
Şiir kalemle yazılır, klavye ile değil.
Geçenlerde bir tartışma yaşadım 'duyarlılık' kelimesi üzerine, cevabımı yazar arkadaş yayınlamadı-İsim hatırlamıyorum- Duyarlılık diye bir kelime Türkçe'de yok. TDK'nin sözlüğünde olabilir ama duyarlılık Türkçeye aykırı. Duyarlı olmak ve duyarlıklı var Türkçeye uyan. Örneğin 'gramer' de TDK'nın sözlüğünde var ama Türkçe değil. Değil mi Sayın Şanlı.
Editörlerin Türkçe yanlışı olan yazıları yayınlamaması şart.
Duygu şiirin orospusudur.
Saygılar.
Diren bey.
kütüphane sorunumun benden kaynaklandığını bilmiyordum.Ve sürekli sitem ediyordum size.sorunun benden kaynaklandığını bilgilendirdiğiniz için çok teşekkür ederim böylece sorunumu çözebildim.artık kütüphane sorunum yok
size sitemler ettiğim için özür dilerim.iyi çalışmalar diliyorum
Bu kadar katı görüşeler benimsemeyin.Hepimiz özellikle biz genç yazarlar (yazar - şair adayları) mutlaka hatalar yapabiliriz bu Türkçe noktasında da olabilir.Bunlar eğer affedilemeyecekse yazmayı bırakmak zorunda kalırız.
"yada" yı "ya da" olarak yazmayanlar olabilir bu yaptıyı hatayı düzeltemeyeseği anlamına gelmez.O nu affetmemek yerine yanlışını göstersek ya da gösterseniz daha olumlu olmaz mı?
İzedebiyatla tanışıklığımın aylarla sınırlı olması mazur görülecekse eğer, benim de söyleyeceklerim var… Öncelikle üye olduğum ilk günden bu yana forumlara akratılan her yeni iletiyi okuduğumu, ancak genellikle forum başlığı ile bağlantı kuramadığımı belirtmek isterim. Forum alanlarının daha çok teknik sorun iletileri ile dolduruluyor olması, yazarların bu konuda da birbirleri ve editörler ile paylaşımda bulunmaya ihtiyaç duyduklarını gösteriyor ki belki de bu iletiler için ayrı bir alan gerekiyor. Bunun dışında iletilerin tarihlerine göz atıldığında yoğun bir kullanım olmadığı rahatlıkla anlaşılıyor. Mesela “devran-I şairane” isimli forum alanında sadece 8 ileti var oysa bu sitede sadece “aşk ve romantizim” başlığı altındaki şiirler 220 sayfa civarında. Bunca şiirin sahipleri sadece kendilerince bir şiir tanımı yapmış olsalardı dahi ortaya oldukça renkli ve doyurucu bir tablo çıkardı doğrusu. (Bu tembellere ben de dahilim). Üstelik şiir konusunun şöyle evire çevire eleştirilip yontulmaya ihtiyacı olduğu da kesin.
Aynı atalet ve kısırlık benzer biçimde eser yorumlarında da dikkati çekiyor. İzedebiyatla münasebetleri eskiye uzanan arkadaşların bir çoğunun eski tarihli yazılarında yapılan yorumları gördüğümde gözlerim yaşarıyor doğrusu. Yazar ve eser sayısının artmasının ilgiyi bölüyor olması bir yere kadar anlaşılabilir elbette ama yeni izedebiyat zamanına gore uzun zaman çok okunanlar listesinde yer bulmuş bir eserin bile altında hiç yorum olmayışı ne demek oluyor ben anlamıyorum. Kamuran Hanım’ın özenli takibini saymazsak bu eleştiri benim için de geçerli. Onca okunmanın ardından hiç kimse bir şey hissetmemiş diye mi düşünmek gerekli acaba? En azından bir kişi bu okumanın kendisine bir şey vermediğini ifade etse, yazarını yazdıklarını yeniden gözden geçirmeye veya ortadan kaldırmaya itecektir ki bu bile benim için kimseye bir şey vermeyen satırları orada tutmaktan daha iyidir.
Hepimiz yazdıklarımızı bir yerlerde kayıt altında tuttuğumuza ve bu siteye arşivleme amacı ile göndermediğimize göre yapılan işler üzerine bir çift kelam etmeye mecburuz.
Not: Yukarıda yazılanlar temelde bir özeleştiridir ; Size ne ifade eder bilemiyorum ama en azından ben, artık daha çok şey söylemek durumundayımJ