bir süredir izedebiyat ailesine katılmış bazı şeylerin olabileceğine inanmıştım.
dökülen yapraklar karşısında sessiz kalamayacağım. dile getirmek istediğim şeyler var elbet ama her kelimemin ardında öyle büyük nefretler yatıyor ki, düşüncelrin birleştiği bu temiz ortamı da kirletmeye çalışanlara takdir edersiniz ki davul zurna az gelir. bu konuyla alakalı zaman zaman okuyup kendimi sorguladığım bir karalama mahiyetindeki yazımı sizlerle paylaşmak istedim. Link verip çok okulanlar listesinde filan yer alması gibi bence saçma bir düşünce aklınıza gelmemesi için buraya ekliyorum. sevgilerle
NE KADARSINIZ?
Bana “ben” diye bilirim, anlat desen o kadar çok şeyler anlatırım ki hakkımda sayfalarca dökerim önüne ne istersen. Ne kadarı tatmin eder ki seni. “ben” ile başlayan cümlelerin karşıdaki insanın üzerinde bıraktığı etki fazla olmasa gerek. Söz her zaman çare değildir anlatmaya her şeyi. Kaleminiz ne kadar kuvvetli olursa olsun, yaşadıklarınızı, hissettiklerinizi tam anlamıyla aktarmanız imkansızdır. Sancılarınızı hissettirebilirsiniz belki, ama bir ölçüde, asla onu siz yapamazsınız. Herkes kedisinin yükünü taşır ancak. Dostluk boyutunda yaşanan bir arkadaşlıkta da dostunuzun her şeyini bilirsiniz, onun yaşantısının her karesini izlemişsinizdir ama yine aynı noktada takılırsınız;
Asla o olamazsınız.
Siz sadece kendinizi kaldırabilirsiniz.
Hiç düşündünüz mü siz kaça satardınız arkadaşlarınızı? Bütün tanıdıklarınızın bir fiyatı sizde saklamayın bunu. Hepsinin üzerinde bir fiyat, verip almışsınız onu, o da sizi almış tabi, peki kaça çıkartırdınız elinizden.
Gerçeklerden kaçmayın!
Benim ne kadar fiyatım var diye düşünün bir kere arkadaşlarınızın gözünde. Ne kadar ederim. Öz eleştiri sadece size has bu, çekin kendini tenhalarınıza,
Ne kadar?
Tartının diğer ucuna bakın sizden neler neler var;
Bencilliğiniz, sakladığınız gülücükleriniz...
Yoksa hiç ağırlınız yok mu?
Gözlerinizi ufuklardaki dalgalardan çekin oradakilerin zararı ne ki, siz kıyınıza vuranlara bakın bir kere.
Düşüncesizce savurduğunuz sözler, hareketleriniz sizin için normal ve doğal. Zaten bunları yapan sizsiniz. Taksanıza arkadaşlarınızın gözlüklerini, gördükleriniz sizin yaptıklarınız, sakın şaşırtmasın izledikleriniz, İşte onlar doğal davranışlarınız.
Kaçmayın kendinizden, değişmeyecek bir şey var o da doğmuşuz bir kere, hani geri gidebiliyor muyuz? Yaşam olumsuzluklara ayak uydurma sanatıdır dostum bütün solukların bir fırça vuruşu, resmini çizersin kendinin ve sonra alır başını kaçarsın. Çizdiklerine bakar insanlar, kimisine kitaplar yazılır nesillere anlatılır. “o böyle çizdi” diye. Kimileri de vardır ki onlara “kimisi” diyemem çünkü “kim” bile olamazlar, sayısızlardır.
Hayatınızın karşısına geçip hiç gülmeyi denediniz mi?
Deneme-yanılma oyunu mu bütün bir ömür?
Ciğerlerinizdeki nefesiniz ispatlıyor bir ölçüde yaşadığınızı. En azından yer kaplıyorsunuz şu evrende. “yaşamak” bu mu?
Her nefes alan yaşar mı?
İnsan ki maddi imkanları veya imkansızlıkları ne olursa olsa olsun,
İnsan ki evrenin hangi karesinde olursa, bu kara toprağın altıda olur bir anne karnı da,
Eğer seviliyorsa başka bir nefes alan tarafından,
İşte o yaşıyordur. Ölümsüzdür, boyutların farklılığı sevgiye engel değil, yaşamaya mani değildir asla. Kalbim sadece kan pompalayan bir organ olsaydı, beynim sadece ihtiyaçlarımı karşılamama yardım eden bir parça olsaydı bende, ne yazardı bunları ellerim ne de her yazdığını yaşardı düşlerim.
Siz ne kadar yaşıyorsunuz?
Yoksa tartınız mı bozuk çıktı(?)
Saçma değil mi yazdıklarım çünkü size uyan kelimeler değil bunlar, itici cümleler canım edebiyattır yaptıklarım. Olmak için olduğunu sanmak, basamağın önünde geçmek isteyip sadece hayal etmek gibi. Hayaller ülkesinde gezegenleri dolaşsanız da ayağınızı bir adım ileri alamazsınız, çünkü adım atabilmeniz sarf edeceğiniz güce bağlıdır. Aklınıza gelebilecek her şeyin bir fiyatı vardır. İşte merdivenleri tırmanmanın da ücreti harekettir. Ama hayaller adım atmanın öncesinde gelir, işte nirengi noktası, herkesin başaramadığı da bu ya. Hayaller ulaşılmazdır ama unutmayın;
İnsanda imkansızlıkları yaşayabilme özelliğine sahip bir canlıdır.
Tozlu raflardan çıkartın şu düşüncelerinizi, düşünmeden parazit gibi yaşamdan ne verebildiniz kendinize.
Sadece karın tokluğu yeter mi?
Etrafınızdakiler ne kadar fiyat biçmiş size,
Kaça sizin kilonuz dostum?
Yoksa ihraç fazlası kaldırım tezgahları mı yeriniz?
“Zembil” derler büyükler.
Yoksa siz Zembille inenlerden misiniz?
Hint kumaşısınız ya metreniz ne kadar sizin,
Taklit misiniz yoksa. İlk yıkamada solan cinsten.
Aklınızdan çıkmasın sizin; sadece iki tane ayağınız ve bunu yürütecek bir tane beyniniz var. Başkasının ayaklarıyla koşmak isterseniz onun yorulduğu yerde yorulursunuz. Ve ilk atılan siz olursunuz kenara.
Sen, sana yetecek kadar sadıktır her zaman,
Sen, sana asla ihanet etmez, sen ihanet ettirirsin.
Sen, seni tam olarak anlayan tek insandır unutma.
Seni sana şikayet etsen,dinlesen kendini biraz,
Belki sana fısıldayacağı bir şeyler vardır, ne dersin?
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Bir kişi daha kaybetmeyelim...
En azından bir süre daha durun dostlar...Fırsat vermeyin kem göze , şom ağıza...
Lütfen dostlar...
Sanırım bugünlerde menü domates soslu makarna üzerine çeşitlemeler oldu. Makarna bu, sevilmez mi? En yoksulundan en zenginine her sofrada kendine yer bulur. Ama biraz da çeşit gerekmez mi arada sırada. Yani daha besleyici, değişik tatlara sıra gelmiş gibi görünüyor artık. Hele de zaman zaman biberi biraz fazla kaçan şu domates sosu artık yerini güzel bir bahar salatasına bıraksa bence hiç fena olmayacak.
İşte bir yaprak daha düştü!.....Yazılarını beğenerek okuduğum bir yazarın gidiyor olmasına gerçekten üzüldüm.........Güle güle Sayın Peremeci.........Sevgiyle kalın.
Sevgili dostlar son birkaç günde gördük ki şizofrenik bir insan kaç akıllı kişiye emek sarf ettiriyor.Ben merkezli , akli yoksunluğunun doruğunda bir zat kaç kişiyi oyalıyor…
Daha önce ki yaptığım çağrıyı tekrarlıyorum ve o kişi hakkında yazı yazmamaya davet ediyorum.
Hatta bu emeği daha faydalı bir şekilde kullanma önerisini sunuyorum.
Geri kalan muameleyi Sayın DİREN YARDIMLI yapacaktır artık.Site yazarları ve okuyucularının ruh hali için…
Bayrağımızdan bahsetmek istiyorum.
O Ay Yıldız ’lı nazlı gelinimizden , atalarımızın kanından renk almış geleceğimizden , onurumuzdan , gururumuzdan…
Yaşanan olaylar kanımı dondurdu Türkiye Cumhuriyeti ’ nde TÜRK BAYRAĞI ‘ nı yere atma cüreti gösterilir oldu.Olay iki küçük çocuğa mal edildi.Tabii ki çocukları kullanacaklar haysiyetsiz , basiretsiz , şerefsiz varlıklar.Onların zihniyeti değil mi çocukları dilendirmek , kapkaç yaptırmak , suç üstlendirmek.
Milli öfkemizi ve heyecanımızı bu konuda yoğunlaştırmak istiyorum.
Hala BAYRAĞIMIZI ’ zı evine , işyerine , arabasına vs. asmayan varsa hemen asmaya davet ediyorum…
Sevgi , saygı ve dostlukla….
Usulcacık aranıza sığınmıştım. Şimdi de usulcacık gidiyorum işte. Zar zor amatörce yazmaya çalıştığım tüm yazılarımı çekiyorum. Hoşçakalın. İzedebiyat yöneticilerine çok teşekkürler. Kimbilir, ileride belki yine görüşürüz.
Saygılarımla
Hilmi PEREMECİ / 24.03.2005
Neden bazısı başaramaz?
Tam da fitneci lafı geçmişken... sanki o söz söylenince bu şahsiyetin aklına birden bu konuda üzerine düşeni yapmadığı geldi. Sitenin en iyi şairlerinden ikisini birbirine düşürmeyi başarırsam, beni unutur bunlar diye düşündü. Ya da kim bilir daha başka ne komplo teorileri geçti aklından!
İsa bey, vaktiniz doldu. Bizimki de doldu.
Saygıyla,
M. Doğan
Sessizce iliştim, sessizce çekiliyorum....
Tüm dostlara başarılar diler, saygılar sunarım...
İKİ ÖRNEK. BAKINIZ. HANGİSİ ŞİİR??????????????????????????????????
ŞAİR : KAMURAN ESEN/ E POSTA:
esenbel@superonline.com
HER YAĞMURDA
Yağan her yağmurda
Soyunurum geçmişimi ,
Takınıp özlemini her damlada,
İçime dolan toprak kokusunu
Nefesindir diye solurum.
Yeniden çimlenir
İçimde bir tohum.
Yırtılır kabuğu,
Başka bir bahçede
Adını bilmediğim çiçek olurum.
Yağmurda yıkanan sokaklar gibi
Temizlenir içim
Her damlada.
Çöker tortusu acıların,
Yokluğunu unuturum.
İnce bir keman teli
Titrer içimde
Her yağmurda
Ve sevginle.
Nağmesinde,
Son durağım gözlerini,
Tenimde çiçekler açtıran
Ellerini bulurum.
Her yağmurda
Aşık olurum yeni baştan
Yine sana.
Senden sana gider gelir,
Yalnız sende dururum.
Mecburiyetim olursun
Yağan her yağmurda,
İstese de
Başka yüzler göstermez
Yelkovanım,
Pili biter saatimin,
Durur zamanlar,
Baştan ayağa “ sen ” olurum.
Hızlanır
İçimdeki değirmenlerin çarkı,
Başım döner,
Silkelenir bedenim,
Adını bilmediğim rüzgârlarda savrulurum.
Dinmesin herşeye rağmen
Karanlık akşamları yıkayan yağmur!
Çünkü ben
Her yağmurda ,
Sıcak vücuduna
Islak ellerimle dokunurum.
ŞAİR: NİDA KARAÇİZMELİ
IRAK NİNNİSİ
Kerpiç duvarlı evin küçük çiçeği
Bir avuç toprak yeter sana
Oyuncaksız günlerin harfsiz geleceği
Bir avuç umut yeter sana
Sessiz çığlıkların yankı duvarı
Camsız pencerenin titrek perdesi
Baba kokusu, anne sinesi
Bir tutam sevgi yeter sana
Ne ormanlar ne de göller
Gönlünde yeşillikler
Yedi renkli düşler
Bir gıdım hayal yeter sana
Eeee bebeğim eee
Gülen gelincikler eee
Faytonlar ve bayram yerleri
İki palyaço yeter sana
Kapat gözlerini
Kendince mutlu kal
Ninniler söyle gözlerine
Uyur gibi yap iki yemin ekle yüreğine
Eeee bebeğim eee
1;
2; ...
Ad:İSA KANTARCI | E-Posta:romanci55@hotmail.com | Yer:Samsun/Angola | Tarih:21.03.2005 16:24:38
Başlık:İÇ DÖKME
Yorum: İÇ DÖKMEDİR BU. EDEBİYAT VE ŞİİR DEĞİL.... YÜZLERCE İNSAN SİZİN GİBİ YAZABİLİR. BU MUDUR ŞAİRLİK, BU MUDUR YARATICILIK, BİR NUMARADA BOŞUNA DURUYORSUNUZ. SEVGİLİ KAMURAN. ÜZGÜNÜM. GERÇEKLER BÖYLE. DİLERİM FARKEDERSİNİZ KENDİNİZİ... İSA KANTARCI
Susuyorum..........................Herkese sevgiler.........
Konuşmayı sevmediğim ve dahası da beceremediğim tek şey “külah”tır. Gerçekten beceremem. Ama nedense bazen insanlar, “sen git de onu külahıma anlat” diyerek beni onunla konuşmaya zorlarlar. Ben külahça bilmem ki, nasıl konuşurum, anlaşırım onunla!.. Dahası da, külahın sahibi beni anlamamışsa, külah nasıl anlayacak!..
Zaten bu külahlarla konuşmaya ilişkin öneriyi yapan kişiden de gıcık kapıyorum. Adam, beni yalancılıkla itham ediyor utanmadan. Herkesi aynada gördüğün kişi zannetme. Asıl yalancı sensin be külahsız olamamış insan!..
Sessizlik çağrısına katılıyorum...
İsa Bey,
Ben sizi göndermeyeyim, siz kendiniz gidin. Bu forumlarda ve bu sitede parazitlik yapan ne ilk, ne son kişisiniz. Ama diğerlerine göre ufak bir erdem belirtisi gösterip giderseniz sizi diğerlerinden bir nebze olsun daha fazla saygıyla anacağız. Size doğrusunu söyleyeyim, kimseyi siteden uzaklaştırmak istemiyorum. Sizi de uzaklaştırmak istemiyorum. Siz de illa kalmak istiyorum diyorsanız, o zaman bazı konularda kendinizi bir gözden geçirmelisiniz. Forumların geçmişine bakın, gönderilen yazılara bakın, sitenin yayın ilkelerine bakın ve kuruluş amacına bakın. Fark etmenizi dilerdim ama edemediniz bir türlü, yazdığınız her satırla, yaptığınız her saldırıyla karşınızdakini değil, kendinizi küçülttünüz.
Kaydınızı silmeyeceğim. Yine de şu kadarını bilmenizi istiyorum, bu sitenin yayın ilkeleri dışında bir de her forumun bir takım gizli ilkeleri vardır. Bunlar söylenmeyecek kadar açıktır, insanlara uyarı olarak belirtilmeyecek kadar kabadır. Sürekli kavga eden, provokatörlük yapan, fitnecilik yapan, iftira atan, özel yaşama açık/kapalı saldıran, küfür etmese de hakaret eden er geç forumlardan atılır. Sizden ricam bu duruma gelmeden, şu durumu siz toparlayın. Saldırdığınız kişilere bir dost eli uzatın. Sizi hemen affetmeseler de pes etmeyin. Özür dileyin. Dost kazanmaya bakın. Bu siteden bulunmaktan nasıl keyif alırım diye düşünün, o yönde adımlar atın.
Bunu yapamayacaksınız da mert davranın, aradan çekilin.
Saygılarımla,
Diren Yardımlı
günlerdir bölümü sessiz çığlıklar atarak takip ediyorum...
daha fazla susmanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum.
syn kantarcı neden insanları kırıyorsunuz bunu anlamıyorum.bu site saygı çerçevesinde bu günlere gelmedi mi?
üzülüyorum açıkçası...ve de ayıplıyorum yazarlarımıza sarfettiğiniz kelimeler hiçte nazikçe değil.
tartışma bile bir saygı çerçevesi içerisinde olmalı.
sanırım artık bu atışmalara bir son verseniz iyi olacak.
birde anlamıyorum bana bu kadar tepki gelse kimseye sataşmadan çeker giderdim siteden siz hala neden tartışmaya ortam sağlıyorsunuz...
dil Cem ' in dediği gibi yalnızca yatakta değil sayfada da önemli tabi
....bir adam bir insanlar topluluguna..... gösteriYOR. petrol prensesini...bilmemne
gazeteci petrolden .... zırvalarını adama uzatıYOR ...
ama iceri adam petrolden.... prensese...gir Dİ
yor - yor - di
cok manalııı çoooook
ben şimdi sizlere bu uslup ve gramerr ve zeka pırıltısı karşısında atlarımız koşmaya çıkmadan evvel kendi hazırladığım bir parçayı seslendirmek istiyorum
sayın kantarcı ' ya hitaaaaaben
" RİNNAAA RİNNNNAAA RİNANAAAAY !"
Bu ne bicim tel be , toplumda nerede bir kekeme görülsün acımasız çocuklar tarafından taklidi yapılır , nerede bir tiki olan bulunsun gidip orası burası o tike şahit olmak için zorlanır
siz siz olun sizleri bu özürlerin tik zorlayanı haline dönüştürmelerine izin vermeyin
ortada bir özür ve az anlama durumu oldugu cogunluk onayı ile tasdikli
bırakınız gecsinler
bırakınız sussunlar
aksi takdirde acımasızlaşıp içimde ayaklanan günahı İSA beye kusmama sebep olacaklar !
smashing pumpkings