"Yazmak, varoluşun o lanet olası boşluğunu doldurma çabasıdır, ta ki bir sonraki kahve molasına kadar." - Albert Camus"

Açıldı Perde

yazı resim

Sahne:
Eski bir masa. Masada dolunay. Kadehlerde dalga sesleri. Fanusta iki kırmızı kalp yanmaya hazır. İki yüzlü ortası sırlı bir ayna. Aynanın karşısında bir kadınla bir adam. Yüzleri birbirine dönük bakışları aynada.
Açıldı perde.
Adam:
—Kaç yıl oldu çiğ kokusu duymayalı.
Kaç yıl oldu bir çınar yaprağı görmeyeli.
Kuruduk ağaçlardan sonra biz’
Kadın:
—Martıların gözyaşıdır yağan ilkbaharda
Nasıl doğar güneş unuttum
Batışını bilirim kadehlerde

—Neredeydin dedi kadın
—Neredeydin dedi adam.
Bulutlara çıktı kadınla adam, aynada
Yağmur olup indiler sonra.
Yakamozlardı_ yıldız tozları yani_
vücutlarından dökülen, ter yerine.

Ayna:
—İçinde boşluk olan
bir kadınla bir adam
kandırmıyorsa birbirini
kandırır kendini’

Buydu sırrı aynanın.
Dökülmeye başladı.

‘O değil’ dedi adam.
‘O değil’ dedi kadın.
Çift taraflı gereksinim
Eksik imgelem.

‘Küçük bir çocuktum.
Elinden düşürüp kalbimi
kırdı babam’
dedi kadın.

‘Ellerimde papatya petalleri
Benziyor benzemiyor fallarında
Başka eksik çiçeklerdi annemin elleri
Ya dikenler yaktı canımı
Ya yaseminler ağladı’
dedi adam.

Kan sızıyordu eski çatlaktan.

Bir kadınla bir adam,
Ellerinde kendi kalpleri
Terk ettiler sahneyi.

KİTAP İZLERİ

Sessizin Payı

Nurdan Gürbilek

Edebiyatın Vicdanı: Nurdan Gürbilek "Sessizin Payı"nda Adaletin Peşinde Siyasal kutuplaşmaların ve susturulmuş tarihin zeminini çatırdatttığı bir coğrafyada yazar nerede durur? Adalet arayışında edebiyatın sunduğu imkân
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön