Ayrıldıktan sonra anılarla karşılaşmak, ayrılıktan daha zor. İnsan unuturda, anılarla karşılaşınca ayrılığın ilk günü canın ne kadar yanıyorsa o zaman da acır. Fakat bunun hiç çaresi yok. Anılardan kurtulmak için tek çare ölüm olabilir. Ölmeyi istersin, eskiden onun kollarında ölmek isterken şimdi onsuzlukla ölüyorsun. İçinden ''Beraber ölecektik'' dersin, gelsin istersin. Ama ne çare? O başkasının peşine, sen onun peşine.. Ayrılırken 'gitme' desen, gitmeyecekmiş gibi gelir insana. Söyleyemezsin o kelimeyi, gitme diyemezsin. Gittiği an, anılara gömer seni. O başkasıyla anılar yaparken, sen günler öncesinde yaşadığınız mutluluğun resmini canlandırırsın gözünde. İlk nefesin kesilir, zar zor kelimeler dökülür ağzından. Herkeste onu görürsün mesela. El ele geçtiğiniz sokaklardan tek başına geçerken sizi görürsünüz. Eski SİZ'i. Büyük saçmalık değil miydi? Hiç üzülmeyen biri için gecelerce ağlamamız? Hıçkıra hıçkıra ağlarken nefesimizi tutmaya çalışmamız? ne kadar acı...
KİTAP İZLERİ
Sırça Köşk
Sabahattin Ali
Sırça Köşk: Yıkılmaya Mahkûm Bir Düzenin Alegorisi Sabahattin Ali, son eseriyle sadece bir öykü kitabı değil, aynı zamanda cesur bir veda ve sarsılmaz bir ithamname
İncelemeyi Oku

