"Öyleyse, tanrım, bize daha çok, bize yepyeni, bize tamamen farklı bir tür felaket ver." - Samuel Beckett"

Çayın Hâlleri

yazı resim

Dem alırken demlikte özlemi yumak yumak.
Bardağın sinesine bir şebnem gibi düşer.
Onun saf busesiyle şereflenir de dudak.
Busenin buğusunda hayra tebdil olur şer.

Elvan çiçekler açar has bahçede nazlanır.
Efsane gülüşlerde usaresi gizlidir.
Bir doyumsuz gamzedir ateşle palazlanır.
İpekten zamanlarda billurdan benizlidir.

İbrişimden bir yumak çözülür ağır ağır.
Suyun cümle hücresi onun meftunu olur.
Efsaneyi tatmayan hem kördür hem de sağır.
Esrarlı buğusunda ufunetler kaybolur.

Bir renk ki gök kuşağı taşıyamaz yükünü.
Işık huzmelerinin yedi kez yunmuş hâli.
Dudaklarda izi var deniz aşırı ünü.
Yudum yudum temizler içildikçe melali.

Semaver duadır ateşlerde hep bağrı.
Su gönüllü elçidir girmeye hâlden hâle.
Efsane güzeline daim yürekten çağrı.
Dem alan saf perinin gamzesinde naz hale…
Ankara,23.08.2011 İ.K

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön