Dantel Nefesler
Ben artık sen değilim.
Senin ben de olmadığın gibi.
Bir caz senfonisi gibi dağılıyorum gecemde,
sesin —
kıyıya vurmayan dalga,
Ve yok olmayan
tabağımdaki o istiridye...
Uzak bir nefes gibi
düşüyorum
turkuaz suların sığ boşluğuna,
kanaviçenin ortasına,
bir damla çay rengiyle
inatlaşarak
düşümden düşen
başkalaşan geceye
sökülüyorum.
Bir tren kıvrımında unutulmuş
eski bir rüyada gözlerim.
Yaren odasında bir guguklu saat kuru bir zamana...
Yalnız gibi değil —
yalnızlık adam boyu...
Lirik bir şiire dökülen
acı bir sudur ıslaklığı gözlerimin...
Ne sen geldin bana,
ne de sana benzeyenler.
Ben,
bana benzemediğin yerden sevdim sensizliği.
Ömrüm biraz aldatmaca
varlığı kaybolmuş su buharları
Cam yansıması,
Penceremde göz kamaşmaları,
-Buğusunda yalnızlığın...
Gecenin sofasında bir begonya kokusu;
sinsi,
telaşlı bir girdap,
siyah tüllerin ardında
büyüyen yalanların çoğalır...
Sen de bana gelmek istemiyorken
Omzuma dokunan yabancıya
uyanmalıyım artık.
Ama parmak uçlarımda
büyük bir sızı, sevilişsizliklerim...
----
Bir servi ağacına daldım —
uzak bir yolculuktu.
Uzun
ve yeşiller bağrında
limon kokusu
geçmiş zamanın.
Burkulur hayaller,
Ellerimde karanfil kokusu
umut,
Dipsizliğe gömülmüş küçük, renkli bir taş, solgun.
Bir deniz mavisine bükülür zamanım.
Zamanım o küçücük anı ömrümün.
Liman ilerde;
deniz susmuştu.
Okyanus deliydi belki.
Mercanlar bir zamanlar
renklerin canlı tarafıydı.
Şimdi turkuaz suların memleketi uzaklaşıyor benden
Burada herkes kendi hayatında yitik.
Şehir bir başkasının uykusunda uyanık;
mavi sularda kopuk bir rüya gibi yüzüyor dünya
Ben düşüyorum düşsel sabahlara.
Bir yanım kayıp
Bir yanım burdan
Kaçmak istiyor
Ve ben
o memleketin güneşinde
turkuaz sulara ait olmak için
bu dantelli şehri terk etmeliyim
Artık
Sana bir veda bile edemeden.
Tcpassenger_ierdogan
04.03.2018/Akbük-Muğla
