"Öyleyse, tanrım, bize daha çok, bize yepyeni, bize tamamen farklı bir tür felaket ver." - Samuel Beckett"

Dünyayı Sırtlayan Adam

Günün dibi delindi kevgir gibi. Ayakkabının altı zaten delikti. Şöyle çıtır çıtır bir simit olsa idi. Bir bardak da tavşan kanı çay. Tabi bütün bunlar hayaldi .

yazı resim

Günün dibi delindi kevgir gibi.
Ayakkabının altı zaten delikti.
Şöyle çıtır çıtır bir simit olsa idi.
Bir bardak da tavşan kanı çay.

Tabi bütün bunlar hayaldi .

Son ümidini de yolcu etti batan günle.
Elleri, delik cebinde tesbihinde.
Yanık bir türkü yüreğinde.
Boş hamal boş hamal sözü dilinde.

O günde benzer günlerden biri bitti.

Ne urgan konuştu elleriyle.
Ne sırtındaki boş küfe.
Yutkundu yutamadı mihnet belasını.
Dillendiremedi küfrün alâsını.

Edebi kötü şeylere el vermezdi.

Yine eve hüzün götürdü küfesinde.
Bilmedi hâlini açlığını hiç kimse.
Şen kahkahalar yükseldi de.
Komşusu açken tok yatanlar hanesinde.

Hüzün vazgeçilmez yüküydü.

Hıfzeyledi yokluğun yok türküsünü.
Yoklukla terbiye edildiğini düşündü.
Çözüldü yüreğinde zamanın kördüğümü.
Bir sabah bir sala duyurdu öldüğünü.

Sonra;
".......... Er kişi niyetine buyrun......"
Denildi.
Artık günahıyla sevabıyla
Onu sırtlamıştı insanlar bir süreliğine...
Ankara,06.11.20007 İbrahim KİLİK

KİTAP İZLERİ

Cumhuriyet'in İlk Sabahı

Şermin Yaşar

Cumhuriyet'in Şafağında Bir Çocuğun Adımları Tarihin büyük anlatılarını, savaşların ve kuruluşların destansı öykülerini kişisel ve dokunaklı kılmak edebiyatın en zorlu görevlerinden biridir. Şermin Yaşar, "Cumhuriyet'in
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön