"Yarın 11 Mayıs'ta bitiririm dediğim her sayfa, aslında 10 Mayıs'ın ışıltılı bir yalanıydı." **Kurt Vonnegut**"

Duvardaki Tuğlanın Sözleri

Yavaş yavaş ama acı çekmeden öleceğim, belli.

yazı resim

Bu yol nereye acaba...

Hep kötü, hep dolu hikayeler gördüm. Engelleyemedim gözlerim doldu.
Her birini kucaklamak sarılmak istedim. Biraz olsun avutmak.
Hiç olmadı bu. Ya ben dondum. Ya o korktu kaçtı.
Olmadı işte... Olmuyormuş meğer.

Benim hikayem olmadı hiçbiri. Hikayem* olmadı benim.
Kaderim görmekmiş meğer, yaşamak değil.

Yoruldum... Yorulmadım, soğudum.
Ya da unuttum belki... Ya da unutmak istedim ve böyle oldu.
Güvenmiyorum ne kendime ne başkasına.

Sustum şimdi. Açmıyorum ağzımı. Küstüm belki bilmiyorum.
Zaten en gerektiğinde hep saklandı doğru sözcük. Saklanacak da...
Hala açım ama istemiyorum yemek. Bir lokma almak ayıp sanki.
Bu yüzden hep boş kalacak içim.

Yavaş yavaş ama acı çekmeden öleceğim belli ki.
.
.
.
.
.

Ya da çatlayıp zırhım uyanacağım ansızın...
Birazdan?...
Bilmiyorum.

Belki bu duvar... Hep birlikte!

*-

KİTAP İZLERİ

Cumhuriyet'in İlk Yüzyılı

İlber Ortaylı

Cumhuriyet'in Mirası ve Geleceği Üzerine Bir Sohbet Milletlerin kurucu yüzyıllarıyla hesaplaşması, kopuş ve devamlılık arasındaki o hassas dengeyi sorgulaması, tarih yazımının en çetrefilli alanlarından biridir.
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön