"Ben yazmaya başladığımda saat ikiyi gösteriyordu. Bitirdiğimde ise hayatım." - Franz Kafka"

Ey Sevgili Yana Yana Kül Olacağız

Önce seni, sonra beni, en sonra da evi yakacağım. Bacasından hiç duman tütmeyecek evin. Ne senin bana yandığını ne benim sana yandığımı kimse bilmeyecek. Bir yangın ki alevi sade yürekleri yakacak. Duygular harlanacak. Ne polisler cesedimizi tanıyacak ne de itfaiye bu yangını söndürebilecek.

yazı resim

Önce seni, sonra beni, en sonra da evi yakacağım. Bacasından hiç duman tütmeyecek evin. Ne senin bana yandığını ne benim sana yandığımı kimse bilmeyecek. Bir yangın ki alevi sade yürekleri yakacak. Duygular harlanacak. Ne polisler cesedimizi tanıyacak ne de itfaiye bu yangını söndürebilecek.
Seninle öyle sevişeceğim ki yatağın önce etekleri tutuşacak. Yorgan ve yastıklar çam ormanı olacak. Tavşanlar hatta kaplumbağalar hızla uzaklaşacak, yorgan ve yastıkların motiflerinden. Sen kaçamayacaksın benden. Ellerim cehennem anahtarı olacak. Ellerime tuttukça parmakların yanacak. Ey sevgili yana yana kül olacağız. Külümüzden çocuk doğacak. Adını alev koyacağız.
Su içinde bir mağma, volkan ağzında alev nehri, deniz yüzeyinde bir yangın olacağız. Çıradan gemiler yüzdüreceğiz masmavi sularda. Sonra alev kırmızısı ile mavi renk mora dönüşecek. Çıplak bedenine mor elbiseler giydireceğim. Tenini kuşatacağım böylelikle. Hiç üşümeyeceksin.
Seninle öyle sevişeceğim ki ahşap bir ev gibi çatırdayacak bedenin. İçin dışın ateşten bir tablo olacak. Her fırça darbesinde, dudakların daha kırmızıya boyanacak. Ellerini ve ayaklarını öyle bir çizeceğim ki her damarında yüzün parlayacak. Tenine her dokunuşumda yüzünde alev kırmızısı güller açacak.
Sımsıcak yeraltı suları gibi damarlarında kanın akacak. Ve ben taş atacağım derinliğine. Yüreğinin ve bedeninin en kuytu kuyularındaki sular çalkalanacak. Damarların çatlayacak. Çatlak bulmuş kaplıca suları gibi için dışına çıkacak. Fışkıracak içindeki coşkular. Ruhunu bedenindeki sıcaklık saracak. Buhar altında tutulmuşsun gibi bedenin yumuşayacak.
Sımsıcak suların, bir buzulun içine sokulması gibi içini eriteceğim. Sen damlayacaksın, ben kaynayacağım. Son eridikçe ben çoğalacağım. Sonra ikimiz bir dere olup aynı yataktan akacağız. Öyle bir çağlayacağız ki dağlar ve tepeler kıskançlıklarından kaskatı kalacaklar. Bizim gibi eriyip kaynaşamadıkları için boylarından, poslarından utanacaklar. Biz ise içini bile göstermekten utanmayan dereler gibi dupduru olacağız. İçimizde mutluluk çakıl taşları gibi oynayacak. Sular seller gibi coşacağız.

KİTAP İZLERİ

Ayaşlı ile Kiracıları

Memduh Şevket Esendal

Ankara'da Bir Apartman Dairesi: Cumhuriyet'in Mikrokozmosu Memduh Şevket Esendal'ın ilk olarak 1934'te yayımlanan ve adeta bir edebi zaman kapsülü niteliği taşıyan romanı Ayaşlı ile Kiracıları,
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön