"Yazmak, aslında ölümü defnetme alıştırmasıdır; her kelime bir kürek, her paragraf bir avuç toprak." Jorge Luis Borges"

Göç

Uyuşukluk... Hırsız... Duman... S... Gel...(gelme)

yazı resim

Uyuşukluk... Hırsız... Duman... S... Gel... (gelme)

Ve gitarın telleri titreşirken eli değdi elime... Göç başladı ! Ordular ayaklandı birden. Durun; yok bişey ! Şaka yaptık! titremedi bile ellerimiz... Öyle bir minibüste arkadan para uzatan elin önde oturan ele değdiği an gibi... Kişilerin hiçbir yeri yok bu hikayede. Sadece eller... onlar da birbirlerinden yana bir kaygı içinde bile değiller. Sadece o dokunuş... o bir saniye... bir sonsuz saniye... İşte o var ortada var olan. Ben bile yok sayamam. O dokunuş! Hayatın bir sırrı varmış gibi, sır dolu. Kibirli, umursamaz, apaçık. Duruyor işte hayatın tam ortasında. Sanki bir hayatım yokmuş gibi onsuz...
Ve kapı açıldı. Uyur uyanık düşlerin içinden, doğruldu yatakta.

- Yemek hazır !
- ...
- Hadi uyan artık. Kendine gel ! En sevdiğin çorbayı yaptım sana...
- Geliyorum... (ve maskelerim nerde? )

Hangi göç benim? Göçen hangi benim?

KİTAP İZLERİ

Nasipse Adayız

Ercan Kesal

Ercan Kesal’ın Trajikomik İktidar Oyunu: "Nasipse Adayız" Her siyasi kampanya bir absürtlükler tiyatrosudur, ancak Ercan Kesal, "Nasipse Adayız" ile bu dramanın Türkiye'ye özgü sahnesinin perdesini
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön