"Yazmak, beynindeki tüm dertleri kağıda kusmak gibidir; tek fark, kimsenin o kusmuğu yememesidir." – Charles Bukowski"

Günden geceye ağıt

Yeni bir gün doğumunun sancısını çekerken İstanbul /

yazı resim

Zil zurna sarhoş,
adsız çıkmazında işedi burıya işyen ibnedir !*? yazılı apartmanın duvarına.
Eceli gelen köpek, Cihangir'de bir cami duvarına eceli geldiğinden olsa?
Her şeyden bi haber uyurken, kırık dökük yatağında çingene gözlü çocuk.
Kulağını hem üfledi, hem dişledi fare.
Sırf o çocuğun kulakları kendininkinden daha kepçe diye.
Gece konmuş kondunun- tahta tuvaletini mesken tutmuş iki salyangoz-
en sehvetli sevişmelerinde yeni bir gece yarısı, salya sümük içinde.
Boya sarısı saçlı fahişe, dişler kankırmızı rujlu dudaklarını,
demir karyolanın gıcırtı senfonisi ve üstündeki adamın çoktan saymayı bıraktığı geliş gidişleri eşliğinde.
Bir tinerci arnavut kaldırımlı sokak arasında ölürken,
bir bebek rüyasında meleklerin çizdiği mutluluğun en güzel resmini görür.
Yeni bir gün doğumunun sancısını çekerken İstanbul
Taze mezarında bir adam ağlar kendi ölümüne

KİTAP İZLERİ

Mai ve Siyah

Halid Ziya Uşaklıgil

Bir Neslin Gözyaşı: Halit Ziya'dan "Mai ve Siyah" Bir klasiği, üzerinden geçen bir asırdan fazla zamana rağmen canlı kılan nedir? Sadece türünün ilk örneği olması
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön