"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

İmparatorluk Mitolojisi: Siyasi Meşruiyet Aracı Olarak Uydurma Hadisler ve Tarihsel Çöküş Yasası

Bu metin, tarih boyunca siyasi iktidarların meşruiyet kazanmak için dini metinleri, özellikle hadisleri nasıl manipüle ettiklerini inceliyor. Özellikle "Şam merkezli melhame hadisleri" olarak bilinen rivayetlerin hadis geleneği açısından sorunları ve "sınırsız fetih" söyleminin tarihsel gerçeklikle çelişkileri ele alınıyor. Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi'nin Ramuz el-Ehadis eserindeki rivayetlerin güvenilirliği sorgulanarak, hadis kritiği yapılıyor.

yazı resim

Tarih boyunca siyasi iktidarlar, meşruiyetlerini pekiştirmek için dini metinleri araçsallaştırmışlardır. Bu süreçte en sık başvurulan yöntemlerden biri, hadis uydurup "kutsal" statüye yükseltmek olmuştur. İslam geleneğinde bu durum, özellikle hadis literatürünün sistemli bir disipline dönüşmediği erken dönemlerde yoğun biçimde yaşanmıştır. Burada "Şam merkezli melhame (büyük savaş) hadisleri" olarak bilinen rivayet grubunun hadis geleneği açısından taşıdığı sorunlar ele alınacak, ardından bu tür rivayetlerin dayandığı "sınırsız fetih" söyleminin tarihsel realiteyle çelişkisi, imparatorluk çöküş dinamikleri üzerinden incelenecektir.
Hadis Geleneği Açısından Rivayet Kritiği
Kaynak ve Otoriteye Dair Sorunlar
İncelenen rivayet, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi'nin (ö. 1893) Ramuz el-Ehadis adlı eserinden alınmıştır. Bu eserin hadis geleneği açısından taşıdığı temel problemler şunlardır:
Ramuz el-Ehadis'in Hadis Literatüründeki Konumu:
- Eser, sistematik bir hadis kitabı değil, geç dönem bir derlemedir
- Müellif muhaddis değil, tasavvufi eğilimli bir derleyicidir
- Kitap sened verme prensibine uymaz
- Rivayetlerin sıhhati tartışılmaz
- Sahih, zayıf, mevzu (uydurma) ayrımı yapılmaz
Hadis usulü perspektifinden: Ramuz el-Ehadis, delil kaynağı olarak kullanılamaz. İslam hukuku ve akaidinde temel prensip, sened zincirinin eksiksiz ve güvenilir olmasıdır.
"Ravi: Sahabelerin Bazılarından" İfadesinin Usul İhlali
Rivayette geçen "Sahabelerin bazılarından" ifadesi, hadis geleneğinin temel kurallarını ihlal eder:
Neden geçersizdir?
- Hadis senedinde her ravi tek tek isimlendirilmelidir.
- "Bazı sahabeler" ifadesi senedi koparır ve rivayeti meçhul (kimliği belirsiz) kılar
- İsnadsız (senetsiz) haber, hadis geleneğinde delil olamaz
İmam Abdullah b. Mübarek'in (ö. 181/797) ünlü sözü bu prensibi özetler:
> "İsnad dindendir. İsnad olmasaydı herkes istediğini söylerdi."
Bu ilke, İslam geleneğinde rivayetin doğruluğunu teyit etmenin tek yolunun kesintisiz ve güvenilir sened zinciri olduğunu gösterir. İsnadsız rivayet, tarihsel söylenti statüsünden öteye geçemez.
Erken Kaynaklarda Yokluk ve Geç Dönem İhdası
Söz konusu rivayet:
- Altı Sahih kitaplarda (Buhârî, Müslim, vb.) yer almaz
- Erken dönem hadis külliyatında bulunmaz
- Geç dönem derlemelerinde ortaya çıkar
- Siyasal-mesiyanik dille kaleme alınmıştır
Bu durum, rivayetin sonradan üretilmiş olma ihtimalini güçlendirir.
Tarihsel Bağlam - Emevi Dönemi ve Şam Merkezli Propaganda
Emevi Hilafeti ve Şam'ın Kutsallaştırılması
Emevi Devleti (661-750), hilafet merkezini Medine'den Şam'a (Dımaşk) taşıdıktan sonra yeni başkentine meşruiyet kazandırmak için sistematik bir propaganda yürütmüştür. Bu süreçte:
- Şam'ın faziletine dair rivayetler üretilmiştir
- Nebimiz Muhammed'e atfedilen, Şam'ı öven sözler çoğaltılmıştır
- "Melhame" (ahir zaman büyük savaşları) Şam'a lokalize edilmiştir
Hadis tenkitçileri tarafından tespit edilen gerçek: Birçok "Şam fazileti" rivayetinin Emevi dönemi siyasi ihtiyaçları doğrultusunda uydurulduğu veya zayıf rivayetlerin takviye edildiği bilinmektedir.
Politik Mit Olarak "Coğrafi Kader Merkezi"
Rivayette geçen:
- "Orası Melhamelerde Müslümanların toplandığı yerdir"
- "Onun kalbgâhı Ğûta olacaktır"
gibi ifadeler, coğrafi determinizm ve kutsal merkez fikrine dayanır. Bu anlatı:
- Belirli bir coğrafyayı (Şam) kutsal kılar
- Siyasi otoriteye dini meşruiyet kazandırır
- Taraftarları harekete geçiren mesiyanik bir vizyon sunar
Ancak bu tür anlatılar Kur'an'ın evrensel ve coğrafya-üstü mesajıyla çelişir. Kur'an'da İslam'ın herhangi bir şehir veya bölgeye özel olarak bağlandığına dair bir vurgu yoktur; aksine evrensel bir hidayet çağrısı vardır.
"Dünyayı Fethetme" Söyleminin Tarihsel Gerçeklikle Yüzleşmesi
İmparatorluk Genişlemesinin Yapısal Limiti
Tarih, hiçbir imparatorluğun sonsuza kadar genişleyemediğini göstermektedir. Sebep:
Aşırı Genişleme Sendromu (Imperial Overstretch):
- Sınırlar genişledikçe savunma maliyeti artar
- Merkezden uzak bölgeler kontrolden çıkar
- Lojistik ve yönetim karmaşıklaşır
- Mali kaynaklar tükenir
Paul Kennedy'nin The Rise and Fall of the Great Powers (1987) eserinde formüle ettiği bu dinamik, tüm büyük imparatorlukların çöküşünün ortak nedenidir.
Roma İmparatorluğu: Yavaş Çözülüş
Roma'nın Genişleme Zirvesi:
- MS 117'de Traianus döneminde maksimum sınırlara ulaştı
- Britanya'dan Mezopotamya'ya, Ren'den Nil'e uzandı
Çöküş Dinamikleri:
- Sınır savunması sürdürülemez hale geldi
- Barbar göçleri kontrol edilemedi
- Ekonomik kriz derinleşti
- MS 476'da Batı Roma çöktü
Edward Gibbon'ın Decline and Fall of the Roman Empire (1776-1788) eserinde belirttiği gibi: Roma fazla büyüdüğü için öldü.
Osmanlı İmparatorluğu: Uzun Agoni
Osmanlı'nın Zirve Dönemi:
- 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman döneminde doruk noktası
- Üç kıtaya yayılan geniş topraklar
Yapısal Çöküş Belirtileri:
- Uzak eyaletlerde otorite kaybı (Cezayir, Mısır)
- Mali iflas ve sürekli borçlanma
- Islahat girişimlerinin yetersizliği (Tanzimat, I. Meşrutiyet)
- 1922'de sona erdi
İbn Haldun'un (ö. 1406) Mukaddime'sinde formüle ettiği devlet teorisi, Osmanlı çöküşünü önceden görmüştür:
> "Devletlerin ömrü üç kuşak sürer. Birinci kuşak kurar, ikinci kuşak idame ettirir, üçüncü kuşak çökertir."
Britanya İmparatorluğu: Zarif Geri Çekilişin Anatomisi
"Güneş Batmayan İmparatorluk":
- 19. yüzyılda dünyanın dörtte birine hükmediyordu
- I. Dünya Savaşı sonrası zirvede görünüyordu
Çöküş Süreci:
- II. Dünya Savaşı mali kaynaklarını tüketti
- Hindistan'ın 1947'de bağımsızlığı sembolik çöküştü
- 1956 Süveyş Krizi hegemonyanın sonu oldu
- 1997'de Hong Kong'un devri imparatorluğun resmi bitişiydi
Fernand Braudel'in Civilization and Capitalism (1979) eserinde vurguladığı gibi: Ekonomik hegemonya, askeri güçten önce erir.
Amerika Birleşik Devletleri - Modern İmparatorluk Paradoksu
Aşırı Yayılmanın Güncel Tezahürü
ABD'nin Küresel Ayak İzi:
- 750'den fazla askeri üs (100'den fazla ülkede)
- Orta Doğu, Asya-Pasifik, Avrupa'da müdahale kabiliyeti
- NATO, AUKUS, çok taraflı ittifak ağı
Maliyet Hesabı:
- Savunma bütçesi yılda 800 milyar doları aşıyor
- Afganistan, Irak savaşları trilyonlarca dolar tüketti
- Ulusal borç 34 trilyon doları aştı (2024)
Geç Dönem Osmanlı ile Yapısal Benzerlikler

| Osmanlı (1800-1922) | ABD (1991-2026) |
|-------------------------|---------------------|
| Uzak eyaletlerde kontrol kaybı | Afganistan, Irak'ta başarısızlık |
| Mali iflas ve borçlanma | Sürdürülemez borç artışı |
| Islahat çabalarının yetersizliği | Yapısal reform eksikliği |
| Toplumsal kutuplaşma | Siyasi kutuplaşma ve güven erozyonu |
| Çok cepheli kriz yönetimi | Çin, Rusya, İran - çoklu tehdit |
İmparatorluk Çöküşünün Evrensel Yasası
Tüm imparatorlukların ortak kaderi:
- Genişleme sınırlarına ulaşma
- Mali kaynakların tükenmesi
- Toplumsal uyumun bozulması
- Rival güçlerin yükselişi
ABD'nin karşı karşıya olduğu yapısal sorunlar:
- Çin'in ekonomik yükselişi
- Rusya'nın jeopolitik direnişi
- İç siyasette derin kutuplaşma
- Altyapı ve eğitim sisteminde gerileme
Mitolojiden Realiteye
Hadis Geleneği Açısından Sonuç
İncelenen rivayet:

  1. Senedsizdir - Hadis usulüne göre delil olamaz
  2. Geç dönem ürünüdür - Erken kaynaklarda yoktur
  3. Siyasi arka plana sahiptir - Emevi propaganda aracıdır
  4. Coğrafi determinizmdir - Kur'an'ın evrensel mesajıyla çelişir
    Sonuç: Bu rivayet, hadis değil, politik mesiyanik söylemdir.
    Tarihsel Realite Açısından Sonuç
    "Dünyayı fethetme" söylemi:
    - Hiçbir ırk veya devlet dünyayı tamamen ele geçirememiştir
    - İmparatorluklar aşırı genişledikçe çökmüşlerdir
    - Roma, Osmanlı, Britanya, tüm büyük imparatorluklar bu yasaya tabi olmuştur
    - ABD de bugün aynı dinamiğin etkisindedir
    Sonuç: Sınırsız fetih miti, tarihsel gerçeklikle çelişir.

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön