Ekonomide Altın ve Döviz Fiyatları: Uzman Mı, Psikolog Mü?
Televizyonlarda, YouTube kanallarında ve sosyal medyada her gün yüzlerce "ekonomist" altın ve döviz fiyatları hakkında tahminler sunuyor. Ancak bir soruyu sormak gerekir: Eğer bu tahminler gerçekten doğru olsaydı, neden bu insanlar televizyon ekranında reklam yapıyor da zenginleşmiyor? Ekonomide altın ve döviz fiyatlarında kesin bir uzmanlık söz konusu değildir. Bir ekonomist, altın fiyatlarının yarın yüzde kaç yükseleceğini kesin olarak bilseydi, bunu medyaya değil, yatırım portfoyüne aktarırdı. Yükseleceği tarihte satın alır, düşeceği tarihte elden çıkarırdı, böylece dünya tarihinin en zengin insanları arasında yer alırdı. Ama gerçekte olan şey bunun tam tersidir: milyonlarca insan aynı tahmine inanır ve aynı yönde hareket eder. Herkes aynı anda alırsa fiyat yükselir. Herkes aynı anda satarsa fiyat düşer. Tahmin, piyasayı oluşturan insanları yönlendirir; piyasa ise bu yönlendirmeyi bozar. Piyasada yönü tayin eden unsurlar arasında enflasyon, para arzı ve jeopolitik gerginlikler sayılabilir. Savaş ihtimali ortaya çıktığında altın yükselir. Satın alma talebi canlandığında döviz harekete geçer. Enflasyon düşmeden fiyatlar geçici olarak düşse dahi kısa sürede tekrardan yükselme kaçınılmazdır. Bu noktada şu soru ortaya çıkar: peki neden tahmin yapılıyor? Cevap basittir. Ekonomide anlatılan şey bilgi değil, davranış psikolojisinin ve kitle yönlendirmesinin kendisidir. Hiç kimse kesinlikle ne olacağını bilemez.
2. Tercih Danışmanlığında: Herkes Aynı Yeri Yazarsa...
Üniversite tercih sürecinde danışman rolünü üstlenen isimler her yıl yüz binlerce öğrenci için tercih listeleri oluşturur. Ancak bu alandaki temel paradoks şudur: Bir tercih danışmanı gerçekten bilgili ve dürüst olsaydı, kendi çocuğunun veya kardeşinin tercih listesini başka bir danışmana yazdırır mıydı? Cevap açıktır: Yazdırmazdı. Çünkü tercih danışmanlığında bilinen bir dinamik vardır. Herkesin aynı yeri tercih etmesi, o yeri popüler yapar ve bu da son derece ters bir sonuç doğurur. Bu dinamiğin en çarpıcı örneği şudur: önceki yıl en düşük sıralamayla kapatan bölümler, yeni tercih döneminde adeta "fırlama" yaşar. Bunun nedeni son derece akıllıca bir insan davranışıdır. İkinci üniversite arayışında olan, sınavsız açıköğretim kaydı yaptırmak isteyen öğrenciler bu bölümleri tercih eder. Kimse farkına varmaz ve herkes bu bölümlerin yine düşük kapatacağını düşünürken, düşük sıralamayla kapatmış öğrencilerin yoğun ilgi odağı haline gelen bu bölümler beklenmedik biçimde çok yükselir. Tercih danışmanlığında gerçek uzmanlık durumu söz konusu değildir.
3. Deprem Tarihi
Jeofizik mühendisleri ve jeologlar, fay hatları üzerinde kesintisiz çalışma yürütür. Bu çalışmaların sonucu, tarihsel periyot analizi, zemin tipi ve sismik veri okumalarından oluşan son derece kapsamlı bir tablo ortaya koyar. Ancak şu gerçek değişmez: Deprem tarihi kesin olarak bilinmez. Eğer bilinseydı ne olurdu? Depremden önce herkesi uyarırlar, bölgeyi boşaltırlardı ve hiçbiri bu trajedi olmaksızın hayatını sürdürürdü. Ama böyle bir şey olmadığı için her deprem bir şok olarak yaşanır. Bununla birlikte, depremden önce pek çok işaret gözlemlenebilir. Jeolojilerde bilinen bir kavram vardır: fay hatlarında aktif hareketlilik başladığında önce küçük titremeler, yani hazırlık devresi depremleri yaşanır. Bu titremeler, ana deprem için bir ön haber niteliği taşır. Ancak bu titremelerin ne kadar süreceği, ana depremin ne zaman geleceği ve şiddetinin ne olacağı, hiçbir teknoloji tarafından kesin olarak belirlenemez. Deprem alanında yapılabilecek tek şey tedbir almaktır. Zemin çalışmaları, yapı denetimi, tahliye planları ve toplumsal farkındalık kampanyaları, insanın elindeki en güçlü silahlar arasında yer alır. Bunlar kesinlik sağlamaz ama zarar azalır.
4. İklim Krizi ve Kıtlık: Yarın Ne Zaman?
İklim bilimcileri dünyanın ısındığını, buzulların eridiğini ve iklim dengesinin bozulduğunu kanıtlayan yüzlerce çalışma yayımlar. Bu bulgular kesindir. Ancak "kıtlık ne zaman başlayacak" sorusuna kesin bir yanıt vermek mümkün değildir. Yağış miktarları azaldığında, küresel ısınma hız kazandığında, gıda üretim zincirinde ciddi aksaklıklar baş gösterdiğinde kıtlık kapıya dayanır. Ne zaman eşiğin aşılacağı ise kimse tarafından kesin olarak öngörülemez. Burada özellikle dikkat çeken bir döngü vardır. Küresel ısınmayı inkâr eden bireyler veya gruplar, önerilen çevre koruma tedbirlerine karşı çıkar. Ancak bu karşı çıkış, zararlı gaz salınımlarının devamına yol açar ve iklim krizinin fiilen derinleşmesine yardımcı olur. Yani küresel ısınmayı reddeden kesimler, bizzat krizin baş mimarları arasında yer alır. Bu trajik bir döngüdür: inkâr eden kriz oluşturur, kriz derinleştikçe inkâr ısrarı artar.
5. Hava Durumu: En Doğru Tahmin, Ama Yine de Kesin Değil
Dört alan arasında en "güvenilir" olana gelince: meteoroloji. Hava durumu tahminleri bugün son derece gelişmiş bilgisayar modelleri ve uydu verileriyle desteklenir. Ancak sınırları vardır. Üç günlük tahminler yüzde doksan'ın üzerinde doğrudur. Yedi günlük tahminler yüzde seksen civarında kalır. On gün ve üstünde ise tahmin olmaktan çıkar ve istatistiksel benzerlik ya da güvenilirliği oldukça düşük bir öngöri haline gelir. Burada da aynı insan dinamiği devreye girer. Eğer bir meteorolog bir bölgeye dolu yağacağını kesin olarak, saati ve dakikasıyla bilseydi, bunu televizyonda "Felaket geliyor!" başlığıyla duyurmak yerine, o bölgedeki araç sigorta şirketlerinden veya tarım borsasından çok büyük kazanç sağlardı. Ancak meteorologlar da yalnızca ihtimal satarlar. Televizyon ekranlarında bu ihtimali dramatik bir üslupla sunarlar çünkü reyting, tıklanma ve izleyici ilgisi bu dramatik sunum sayesinde elde edilir.
6. Kelebeğin Kanadi: Kaos Teorisi ve İnsan Kaderinin Kesişimi
Ekonomideki "insan psikolojisi" kavramı ile atmosferdeki "başlangıç koşullarına hassas bağlılık" arasında derin bir benzerlik vardır. Bu benzerlik kaos teorisiyle ifade edilir. Amazonlar'daki bir kelebeğin kanat çırpması, teorik olarak Avrupa'da bir fırtınaya yol açabilir. Ne kadar güçlü bilgisayarlar kullanılırsa kullansın, atmosferdeki her hava molekülünün hareketi ölçülemez ve buradan kesin bir sonuca ulaşılamaz. Aynı şey ekonomi için de geçerlidir. Piyasa, milyonlarca insanın korku ve açgözlülüğünün toplamıdır. Bu toplamı önceden hesaplamak mümkün değildir. Çünkü her insan bireysel olarak karar verir ve bu kararlar birbirini etkiler, sıçrar, çarpışır. Sonuç öngörülemezdir.
7. Gayb ve İşaretler: Kur'anî Yaklaşım
Bu dört alandaki ortak noktayı en temiz ve net biçimde Kur'an ifade eder. En'am Suresi'nin 59. ayetinde Allah şöyle buyurur: "Gayb anahtarları yalnızca O'nun yanındadır. Onları O'ndan başka kimse bilmez." Bu ayet, insanın yapabileceği her türlü tahmin veya öngörünün temelden sınırlı olduğunun kesin ilanıdır. Burada dikkat edilmesi gereken kritik ayrım şudur: gayb bilinmez ama gayba giden süreçlerin işaretleri vardır. Bu işaretler ise kesinlik amacıyla okunmaz; tedbir amacıyla okunur. Ekonomide enflasyon, para arzı ve jeopolitik dengelerin değişimi işaretlerdir. Bunları okumak gerekir ama sonucu kesin olarak bilmek için bunlar yeterli olmaz. Tercih danışmanlığında ideal olan 7—10 yıl olmakla birlikte en az 3—4 yılın tablo verileri işaretlerdir. Bu verileri yorumlamak gerekir ama gelecekte ne olacağını kesin olarak söylemek mümkün olmaz. Deprem konusunda hazırlık devresi depremleri ve fay hareketleri işaretlerdir. Bu işaretler okunur, tedbir alınır, ama tarih bilinmez. İklimde yağış azalması, ısı artışı ve gaz salınımı işaretlerdir. Bu işaretlere dayanarak hazırlık yapılır, ama kıtlığın tam olarak ne zaman geleceği bilinmez. Veri analizi dahi her ne kadar bu konuda ehil olan yoktur denilse de bu iddia gerçekte doğru değildir. Veri analizi dahi gerçekte hile üstüne kuruludur.
8. İnsan Ne Yapabilir? Dört Yol
Kur'anî çizgi burada son derece net bir çerçeve çizer. İnsan üç şey yapabilir: okumak, tedbir almak ve tevekkül etmek.
Okumak, mevcut işaretleri analiz etmek, verileri incelemek ve elindeki bilgilerden en sağlıklı sonucu çıkarmak anlamına gelir. Bu aşamada insan akıllı bir varlık olabilir.
Tedbir almak, okuma sonucunda çıkan sonuçlara göre pratik adımlar atmak anlamına gelir. Ekonomide portfoyü dengelemek, tercihlerde alternatifler oluşturmak, deprem için hazırlık yapmak, iklimde sürdürülebilir yaşam kurmak bunların hepsi tedbir kapsamında değerlendirilebilir.
Tevekkül ise sonucu Allah'a bırakmak anlamına gelir. İnsan her türlü tedbiri aldıktan sonra, sonucun kendisinin kontrolünde olmadığını kabul eder ve yalnızca Allah'a dayanır.
Uzman Yoktur, Ama Akıllı Insan Vardır
Sonuç olarak şu söylenir: ekonomide altın ve döviz fiyatları, tercih danışmanlığında sonuçlar, depremde tarihler ve iklimde kıtlık başlangıç noktaları hakkında hiçbir insan uzman değildir. Çünkü bu alanların hepsinde sonuç, insanın önceden bilemeyeceği bir sayısız değişken ağı içinde şekillenir. Ancak insan akıllı bir varlıktır. İşaretleri okuyabilir. Tedbirleri alabilir. Ve sonucu Allah'a havale edebilir. Asıl tehlike ise kesinlik iddiasında bulunmaktır. "Ben biliyorum, bana göre hareket edin" diyen her ses bir yanıltıcı sestir. "Ben işaretleri okudum, tedbirimi aldım, gerisi Allah'a kaldı" dediğinde insan hem akıllı hem de tevekkül sahibi bir varlık olur. Gayb bilinmez. Ama işaretler okunabilir. Bu ayrım, her türlü analiz yapmanın hem yolunu hem de sınırını çizer. Ve bu sınırın farkında olmak, gerçek anlamda bilgili olmaktır.