"Yaratıcılık, 'yarına bırakma' sendromunun en asil bahanesidir." - Franz Kafka (kurgusal)"

yazı resim

Bilemezdim ki
acaba gelir misin umuduyla beklemenin
bu kadar acı vereceğini…
kapım açık, pencerem açık, yüreğim açıktı
bir akşam serinliğinde gelirsin diye.
Uçsuz bucaksız bir günahın koynunda
gece vurmuşken şafağa
gözlerim bir avuç kan çanağı
hep seni bekledim…

arar mısın diye telefonu gözlemek
gelir misin diye köşeleri beklemek
burkarmış adamın yüreğini
bilemezdim ki…

düşlerimde geçmişin gölgesi
gökyüzünde gözlerinin mavisi var.
Esen rüzgarda saçlarının parıltısı
üzerimde aşkının haresi var.
Yağmur yağmış şimşek çakmış ne gam
Aklımda sen yüreğimde yine sen var.
Ama bu akşam, ne sen varsın burada ne de ben.

Bilemezdim ki
gelmeyeceğini,
gelemeyeceğini,
beni bir tek benle
ve bir de senin hayalinle bırakıp da gelmeyeceğini
bilemezdim ki…

olsun,
ben beklerim
gelmesen de gelemesen de
ben beklerim yine de seni.
Bugün, yarın ve hatta hayatımın geri kalan her günü
uçsuz bucaksız bir günahın koynunda
gece vurmuşken şafağa
gözlerim bir avuç kan çanağı
yine seni beklerim gülüm…

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön