"Bugün 26 Nisan 2026. Ve ben hâlâ 'yarın' kelimesinin edebiyattaki en büyük yalan olduğuna inanıyorum." – Franz Kafka"

Ölüm Nedir?

Küçük bir kalpteki acının sessiz ferydıdır BU...

yazı resim

Altı yedi yaşlarında bir deli çocuktum, bir el beni motora bindirip gezdirirdi. O el o kadar sıcaktı ki sanki hiç sönmeyecek bir ateş gibi.
O günler geceye döndü, uyuduk uyandık.. Yine o el tuttu , öptü beni yanaklarımdan; hiç bırakmayacakmış gibi.Bir motor gürledi yine, sallanıp o el gitti. Birden geri döndü o motor, ben o ele sarılırken, öperken o teni; bir şey istedi sevidiğinden, öpüp gitti beni…
Ben oyunuma dönmüşken bir çığlık geldi kulağıma, “sanki birini öldürüyorlar” diye gülüyordum. “evet” birini öldürüyorlardı. Bir ruh ölüyordu o zaman. Bir kalabalık, bir araba, bir kutu ve o el, o öptüğüm yüz kutunun içinde. Öldü diyordu herkes, herkes ağlıyordu.Ben ise ağlamamıştım, içim bile yanmadı “N'olacak, nasılsa kalkacak “ diyordum. Sonra yine kalabalık, bana bakıp bakıp ağlaşanlar, anlamamıştım…
O gece bitmeseydi keşke, bitmeseydi de hiçbir şeyi anlamamış olsaydım yine…
Akşam sabaha döndü, ben dünyadan bir haber.Yine ağlayanlar, anlamını bilmediğim mırıltılar. Sonra “mezarlık” dedi birisi. Neydi O? Tuttular götürdüler beni bir toprak başına, “o burda” dediler; nefes alamadım birden, o el toprakta mıydı şimdi, ama üşürdü orada, yalnız korkmazmıydı ki, peki beni bir daha o sıcak el hiç tutmayacak mıydı?
Üşüdüm o an, demek ki ölüm insanı üşütürdü. Hasta olacaktım, öyle öğretmişlerdi bana, o elin sıcaklığını aradım …
Bulamıyordum, onun olduğu yer çok soğuktu.Birden ağlamaya başladım, kimseyle konuşmak istemiyordum, acımı kim anlayabilirdi ki, hangi acı paylaşılabilirdi? Evime gitmek istiyordum, belki de bir şakaydı bu, evde bir yere gizlenmişti, onu bulmamı bekliyordu. Aradım; ama yoktu, gelmedi bir daha. Küstüm ona..
Yıllar geçti, o eli o kadar çok aradım ki zamanla, onun resmi bile sıcak gelmeye başladı.
Şimdilerde de ararım onu geçmişte olduğu gibi bir umut... gelmesini beklerim.
Belki de bir tıp oyunudur bu. İsmini söylersem kaçar diye hiç anmadım adını ömrümce. İki hece o içimde, oyun uzadı haberi yok sadece, “çık artık ortaya” sessizce, “ceee” de korkut beni yine, İKİ HECE…

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön