"Sabahın dördü, ve ben hala uyanığım. Sanırım Tanrı, 'Daha fazla düşün!' diye bir emir verdi." – Woody Allen"

Ölümü Andırır Kış Sabahları

Kaybettim , ölümü bulamıyorum.

yazı resim

Kış sabahları üşürsün ,
Hani kalkarken yatağından
Buharı ile yürürsen beyaz sokakları
Kurşuni gökyüzü ... Bir kış günü ...
Ta ki ilk kar düşer ,
Duyguların yükseldiği tepeye
Sonra ağlarsın , düşmez gözyaşın
Eller soğuktur , yalnızsa ceplerde
Nefesini duyarsın insanların
Görürsün , yaşarsın onları
Ama düşündüğünde
Buzullar kadar soğuktur kalbin
Ve eller kadar yalnız
Güneş gibi beklersin ilk çiçeğe ulaşacağını
Zaman geçer , bakarsın kuşlar göçer
Zamanı gelmiştir çıkmanın ,
Uzanmanın yeşile
Uzanırsın mavi üstünde
Ki onları mutlu eder
Ama korku saplanır , hani ilk çiçek gibi
Yalnız eller gibi ... Göçen kuşlar gibi ...
Yalnız eller gibi ... Göçen kuşlar gibi ...
Bakarsın , baktıkça ürperir için
Öyle ki görürsün , bir yalnız sen varsın
Yapayalnız güneşe uzanmış...
Gece sanır , korkarsın
Ürperir için , korkarsın ,
Geçerken tebessüm suratlarında
Ve anlarsın , zamanı olmaz bir şeyin ...
Mevsimi yoktur sevginin

Ölüm... Çoğu zaman oda zamansızdır ,
ANLAMAZSIN!

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön