"Hayat, bir kitabın en sıkıcı bölümü gibidir; sonunu merak edersin ama bir türlü gelmez." - Mark Twain"

Sahih-i Buhari ve Hadis Literatürüne Eleştirel Bir Bakış

İslam'da hadis literatürünün tartışmalı konumu ve özellikle Buhari'nin eleştiri üstü görülmesi sorununa değinen bu metin, Nebimiz Muhammed döneminden itibaren hadis yazımı yasağının nedenlerini inceliyor. Yasağın temel amacı, Kur'an'ın beşeri sözlerle karıştırılmasını önlemek ve ilahi vahyin benzersiz konumunu korumaktı. Metin, İslam düşünce geleneğindeki bu kritik meseleyi tarihsel bağlamıyla ele alıyor.

yazı resim

İslam tarihinde hadis külliyatlarının konumu, başlangıcından itibaren tartışmalı olmuştur. Özellikle "Sahih-i Buhari" olarak bilinen el-Camiu's-Sahih'in kutsallık atfedilerek eleştiri üstü bir konuma yükseltilmesi, İslam düşünce tarihindeki en sorunlu gelişmelerden biridir.
Nebimiz Muhammed ve Halifelerin Hadis Yazımı Yasağı
Nebimiz Dönemindeki Yasak
İslam'ın ilk dönemlerinde hadis yazımının yasaklandığına dair güçlü rivayetler mevcuttur. Bu yasağın arkasında yatan temel endişe açıktır: Kur'an ile beşeri sözlerin karışması ve Kur'an'ın benzersiz konumunun zaedelenmesi korkusu.
Özellikle şu hususlar dikkat çekicidir:
Kur'an'ın Karışma Endişesi: Nebimiz Muhammed'in, sözlerinin Kur'an ayetleriyle karıştırılarak din adına kutsallaştırılmasından kaçındığı anlaşılmaktadır. Bu, dinin temel kaynağının netliğini koruma çabasıdır ki günümüzde hem Sünnilerin hem de Şiilerin içerisinde hadislere ayet diyen kişi sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.
Yazılı Belge Riski: Sözlü kültürün güçlü olduğu bir dönemde, yazılı belgeler mutlak otorite kazanma riski taşımaktaydı. Yazılanın "donmuş hakikat" haline gelmesi, İslam'ın dinamik yapısına aykırı görülmüş olabilir.
Kur'an'a Odaklanma: Tüm enerjinin Kur'an'ın yazılması, ezberlenmesi ve anlaşılmasına verilmesi istenmiştir. Başka metinler bu odaklanmayı dağıtabilirdi.
Putlaştırma Riski: İnsanlar hayattayken tanıdıkları bir kişi öldükten sonra onun hakkında kerametler, mucizeler uydururlar yıllar sonra putlaştırıp gaybı bilirdi. Yemeği sağ eliyle yerdi. Sol elle yemenin haram olduğunu söylerdi. Şu şu kerametleri, şu şu mucizeleri vardı diyerek kerametler ve mucizeler uydururlaruydururlar sözlerinde gizli anlamlar saklıydı derler.
Halifeler Dönemindeki Tutum
Özellikle Halife Ömer'in hadis yazımına şiddetle karşı çıktığı, hatta mevcut yazılı hadis metinlerini imha ettirdiği rivayet edilir. Bu tavır, ilk neslin din anlayışında hadislerin konumunu göstermesi açısından son derece önemlidir. Bu yasaklar bize şunu gösterir: İlk Müslümanlar, dini otoritenin tek kaynağının Kur'an olması gerektiği konusunda hemfikirdi.
Buhari ve Ebu Hanife Çatışması: Metodolojik Bir Kırılma
Ehl-i Hadis vs Ehl-i Rey Gerginliği
Buhari'nin Ebu Hanife hakkındaki sert beyanı ("ümmetin başına gelmiş en büyük musibettir") sadece kişisel bir düşmanlığın değil, İslam düşüncesindeki iki temel yaklaşımın çatışmasının ürünüdür:
Ehl-i Hadis (Nakilciler): Dini anlayışın temeline rivayet zincirlerini koyar. Bir hadisin "sahih" olması için isnad (rivayet zinciri) kriterleri yeterli görülür. Metin eleştirisi ikinci plandadır.
Ehl-i Rey (Akılcılar): Ebu Hanife'nin temsil ettiği bu yaklaşım, her rivayetin eleştirel süzgeçten geçirilmesini, akla, Kur'an'a ve temel İslami prensiplere uygunluğunun sorgulanmasını gerekli görür.
Ebu Hanife'nin Katı Hadis Kritiği
Ebu Hanife'nin hayatı boyunca "kesin sahih" olarak kabul ettiği hadis sayısının sadece 17 olması, onun ne kadar titiz bir metodolojiyi benimsediğini gösterir. Bu rakam bazılarınca küçümsense de, aslında entelektüel dürüstlüğün göstergesidir.
Ebu Hanife şu kriterleri arıyordu:
- Raviler gerçekten güvenilir mi?
- Rivayet mantıklı mı?
- Kur'an'a aykırı mı değil mi?
- Nebimiz Muhammed'e atfedilmesi makul mü?
Buhari'nin bu yaklaşıma "musibet" demesi, aslında hadis literatürünün nasıl oluştuğunu anlamamız için kritik bir ipucu verir: Buhari isnad zinciri sağlam olduğu sürece, metni ne kadar sorunlu olursa olsun kabul eden bir metodoloji benimsemiştir.
Bu yaklaşım tehlikelidir çünkü:

  1. Çelişkili hadislerin çoğalmasına yol açmıştır
  2. Akıl ve Kur'an kritiğini devre dışı bırakmıştır
  3. Uydurma rivayetlerin sisteme girmesini kolaylaştırmıştır.
  4. Bilimsel olarak zararlı olduğu ispatlanan konuları sahih kabul edip hadisleri derlemiştir.
    Sahih-i Buhari'nin Metin Tarihi Problemi
    Orijinal El Yazması Sorunu
    Modern filoloji ve metin biliminin temel prensibi açıktır: Bir metnin güvenilirliği, orijinal el yazmasına ne kadar yakın olduğumuzla ölçülür. Sahih-i Buhari'de bu temel şart yoktur:
    Müellif Nüshası Mevcut Değil: Buhari'nin kendi eliyle yazdığı orijinal metin elimizde değildir. Bu, modern akademik standartlara göre ciddi bir eksikliktir.
    Rivayet Zincirleri Üzerinden Aktarım: Kitabın kendisi bile rivayet zinciriyle günümüze ulaşmıştır. Yani hadislerin rivayet problemi, kitabın kendisi için de geçerlidir.
    Nüsha Farklılıkları: Farklı rivayet hatlarından gelen nüshalarda (Firabrî, Nesefi, Kushmeyhani vb.) önemli farklılıklar bulunduğu bilinmektedir. Bu farklılıklar "küçük" olarak gösterilmeye çalışılsa da, gerçekte hem kitabın kendisi değiştirilmiş hem de bu farklılıklar anlam değiştiren, hüküm değiştiren farklılıklardır.
    Ali b. Muhammed el-Yunini'nin Rolü
    El-Yunini'nin (ö. 1302) yaptığı iş, Buhari'nin vefatından yaklaşık 400 yıl sonra gerçekleşmiştir. Bu süreçte:
    - Birden fazla nüsha karşılaştırılmıştır.
    - "En güvenilir" kabul edileni seçilmiştir.
    - Bir "standart metin" oluşturulmuştur.
    Ancak bu süreç şu soruları gündeme getirir:
  5. Seçim kriteri ne idi. Hangi nüshanın "daha doğru" olduğuna kim, neye göre karar verdi?
  6. Kayıp nüshalar var mıydı. Yunini'nin görmediği, erişemediği nüshalar var olabilir miydi?
  7. İdeolojik müdahale olabilir miydi. 400 yıl içinde, belirli görüşleri desteklemek için metinler değiştirilmiş olabilir mi?
  8. Yunini teknolojinin gelişmediği bir dönemde dünyanın bir ucundan diğer ucuna bir nüsha taşındıysa ondan haberdar olabilir miydi?
    Modern Metin Bilimi Perspektifi
    Bugünkü filoloji standartlarına göre Sahih-i Buhari:
    - Kritik edisyon çalışması gerektirir (tüm nüshaların karşılaştırılması)
    - Varyantların görünür kılınması zorunludur
    - Müellif otografına ulaşılamadığı açıkça belirtilmelidir
    - Kesin bir metin iddiası yapılamaz
    Oysa Müslüman toplumda Sahih-i Buhari, sanki Buhari'nin kendi elinden çıkmış, hiç değişmemiş, hatasız bir metin gibi sunulmaktadır. Bu bilimsel dürüstlükle bağdaşmaz.
    "Sahih" Kavramının Problematiği
    İsnad Merkezli Güvenilirlik Yanılsaması
    Sahih-i Buhari'nin "sahih" kabul edilmesinin temel nedeni, isnad kriterlerine uymasıdır:
    - Raviler güvenilir kabul edilmiş
    - Zincir kopuksuz
    - Ravilerin çağdaş olduğu teyit edilmiş
    Ancak bu kriterler şunları garanti etmez:
    Metnin Doğruluğu: İyi niyetli insanlar bile yanılabilir, yanlış aktarabilir.
    Uydurma Olmaması: Profesyonel hadis uydurucular, isnad zinciri de uydurmada mahirdiler.
    Anlamsal Tutarlılık: Kur'an'la çelişen, Nebimiz Muhammed'in karakteriyle bağdaşmayan hadisler, isnad sahih olsa da kabul edilmiştir.
    Kur'an ile Çelişen Hadisler
    Sahih kabul edilen hadis külliyatlarında Kur'an'la açıkça çelişen hadisler vardır:
    - Kur'an'ın ruh, adalet, eşitlik anlayışına aykırı olanlar
    - Kur'an'ın açık hükmünü değiştiren veya daraltanlar
    - Kur'an'ın evrensel mesajını bölgesel, kültürel unsurlara boğanlar
    - Kadını değersiz gören, kadın karşıtı olanlar
    - Bilime aykırı olanlar.
    Bu çelişki şunu gösterir: "Sahih" kavramı, gerçekliği değil, teknik kriterlere uygunluğu ifade etmektedir.
    Hadislerin Din'deki Yeri Sorgusu
    Kur'an'ın Yeterlilik İddiası
    Kur'an'ın kendi ifadesiyle:
    - "Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık" (En'am 6:38)
    - "Ve teslim olanlara her şeyi açıklayan bu kitabı yol gösterici, rahmet ve müjde olarak sana indirdik."(Nahl 16:89)
    - Kur'an kendini "mübîn" (açık), "fürkan" (gerçeği batıldan ayıran) olarak tanımlar.
    Bu ayetler açıkça şunu söyler: Din için gerekli olan her şey Kur'an'dadır.
    Hadislerin Sonradan İnşa Edilmiş Otoritesi
    Eğer hadisler din için zorunlu olsaydı:
  9. Nebimiz zamanında yazılırdı.
  10. Kur'an'da hadislere uyma emri açıkça yer alırdı.
  11. Halifeler hadis yazımını yasaklamazdı.
  12. İlk asırlar boyunca hadis külliyatları olmazdı.
    Hadislerin dini otorite haline gelmesi, sonraki nesillerin siyasi, mezhepsel ve kültürel ihtiyaçlarının ürünüdür. Hiçbirisi de sahih değildir.
    Hadis Külliyatının Siyasi-Sosyolojik Temelleri
    İktidar ve Hadis Üretimi
    Hadislerin çoğalması ve yazıya dökülmesi sürecinde siyasi iktidarın büyük rolü vardır:
    - Emevi ve Abbasi hanedanları, meşruiyet için hadis üretmişlerdir.
    - Mezhep kurucuları, kendi yaklaşımlarını destekleyen hadislere ihtiyaç duymuştur.
    - Farklı coğrafyalar, kendi kültürel pratiklerini İslam'a dahil etmek için hadis aramıştır.
    Bu süreçte sahih olan hadisler hiçbir zaman olmamakla birlikte olduğunu varsaysak dahi "sahih" olanı tespit etmek neredeyse imkansız hale gelmiştir.
    Hadislerin Kültürel Katmanları
    Sahih kabul edilen hadislerin birçoğu, aslında 7-9. yüzyıl Arap toplumunun, İran'ın, Horasan'ın kültürel kodlarını taşır. Bunlar İslam değil, bölgesel siyasi menfaatler için uydurulan hadislerdir.
    Kur'an'a Dönüş Çağrısı
    Kur'an Merkezli Din Anlayışı
    İslam'ın özüne dönmek, şu prensipleri benimsemek demektir:
  13. Kur'an tek otorite kaynağıdır.
  14. Nebimiz Muhammed'in görevi Kur'an'ı tebliğdir, yeni hükümler koymak değil.
  15. Hadisler tarihsel/kültürel değere sahiptir, ama din için geçerli değildir.
  16. Akıl, vicdan ve Kur'an rehberimizdir.
  17. Sözlerin en güzeli Allah'ındır.
    Sahih-i Buhari'nin Yerine Konması
    Sahih-i Buhari dahil tüm hadis külliyatları:
    - Nebimiz Muhammed'in vefatından sonra uydurulan sözlerin derlenmesiyle yazılmıştır.
    - Eleştiriye açık insan ürünleridir
    - Kesinlikle doğru değildir
    - Kur'an'dan sonra gelmez. Din için geçerli kabul edilemez.
    - Kutsal metin statüsü verilemez
    Özgürleştirici Din Anlayışı
    Hadis otoritesinden kurtulmak, Müslümanları:
    - Doğrudan Kur'an ile buluşturur.
    - Mezhebi ve coğrafi sınırlamalardan kurtarır.
    - Akıl ve vicdanlarını kullanmaya teşvik eder.
    - Evrensel, insani bir İslam yaşamalarını sağlar.
    Nihai Değerlendirme
    Sahih-i Buhari'nin metinsel güvenilirliği, Buhari-Ebu Hanife çatışması ve Nebimiz Muhammed'in hadis yazımı yasağı birlikte şunu gösterir: Hadis literatürü beşeri bir inşadır ve dini otorite kaynağı olarak kullanılması hem tarihsel gerçeklikle hem Kur'an'a, hem de akla aykırıdır. Müslümanların kurtuluşu, Kur'an'a dönüşte, hadis otoritesini sorgulamakta ve Allah'ın indirdiği Kitab'ın yeterliğine iman etmekte yatmaktadır. Kur'an yeterlidir. Din tamamlanmıştır. Geriye kalan, insanların Kur'an'ı kendi vicdanlarıyla, akıllarıyla, çağlarının bilgisiyle anlamasıdır.

KİTAP İZLERİ

Dünyadan Aşağı

Gaye Boralıoğlu

Kendini Aklama Sanatı Üzerine Bir Roman Gaye Boralıoğlu’nun "Dünyadan Aşağı"sı, okuru modern bir anti-kahramanın çarpık zihin labirentlerinde dolaştırarak hakikat, hafıza ve riyakarlık üzerine cesur bir
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön