I. Moderato cantabile (http://www.youtube.com/watch?v=F85R6E_pPIA&feature=related)
Kırların kokusu
Uyuyor musun?
Kırların gülü
Uyuyor musun?
Bütün çocuklar
Uyuyor mu?
Tatlı bir uyuşma ve yorgunlukla
Her şeyden uyku damlıyor mu?
Kim gidecek maviliğin yurduna
Saçılan büyülü ışıklara
Ve kim söndürecek ezgileri
Kırların rengi solarken?
...
Sen mi sevgili
Sen mi gideceksin
Rüyaların sokağına?
Ki oraya inilir bir merdivenden
Piyano tuşları gibi sekerek
Düşen bir top gibi
Parıltısı yağmurun
Dökülmeden dallardan
Gelmeden gece
Hatıra kokan köşelere
Sönmeden ağaçlardaki turunculuk
Umudu kırılmadan
Bekleyen kızın
Siyah saçlı romantik kızın
Saçlarında hüzün rengi
Gözlerinde kanat çırpan ışığı
Batmakta olan bir güneşin
Donuk ve puslu bakışı
Kristalden damlara
Pırlanta renkli
Koyu lacivert akşama.
Menekşe kokulu eski evleri
Öpüverdi mor akşam
Gözyaşı gibi
Dökülüverdi
Rüyaların sokağına
Ki orada bir kız
Beklerken sevgisini
Kalbi uyanık ayak seslerine
Dünyanın ortasında duran
Gelecek sonsuz yoldan
Sanki bir beyaz gül
Süre duran bir rüya.
Lüle lüle
Birbirine karışan
Saçların gibi mor akşam
Gitmiştir maviliğin yurduna
Sevgi dolu akşam.
II Allegro ma non troppo
Hayal kırıklığı
Hayal kırıklığı
Uyuyorum
Uyanıyorum
Bakıyorum
Zaman geçmemiş
Zaman takılı kalmış
Hep aynı yaprakta.
Susuyor tınısı ezginin
Ve ben ölüyorum yavaşça
Kimsenin haberi olmuyor.
Gözlerim dünyaya küsüyor
Ve ben kendime küsüyorum.
Durduruyorum zamanı
Kağıttan evler yapmak için
İçinde kimsenin oturmadığı kağıttan evler
Sonra yıkıyorum onları
Ellerim iskambil kağıdı kokuyor
Bir çan vuruyor simsiyah
Hayal kırıklığı
Hayal kırıklığı
Yaşantımızı örten hayal kırıklığı
Kara ölüm veba gibi
Yapışıyor yüzümüze
Vıcık vıcık
Yumrularla
Hayal kırıklığı
Hayal kırıklığı
Hayatımızı yutan
Kendi kendine beslenen
Kanserli bir hücre gibi
Sevgimizi yutan
Karanlık
Karanlık
Karanlık
Acılarımızı dindir
Acılarımı dindir.
III. Allegro vivace
Bir gün
Yıllarca önce bir gün
İşte o gün geliyor ve biz ayrılıyoruz.
Ayrılıyoruz sevgilim, ayrılıyoruz
Ayrılıyoruz savaşlardan savaşlara
Koşuyor zamanın atlıları koşuyor
Koşuyor savaşlardan savaşlara!
Yıllar sonra
Bir gün
Kara büyü bozulur ve biz yeniden çocuk oluruz.
Yerin dört bir yanından gelen rüzgarların çıktığı tepeye koşarız hemen.
Kımıldayan doğa o son sözleri tekrarlar:
Rüya çiçeği
Rüya çiçeği
Bu karlı gece ışığında görülen
Gökteki büyük bir yıldız takımıdır.
Sayısız geometrik aydınlıkların
Ve kutsal güzelliğin doğduğu yerdir.
Artık sır çözülmüştür.
İki çocuk el ele verip oraya doğru yola çıkarlar.
Sen ve ben sevilmek için ebediyen.
IV. Adagio lamentoso
yeniden yalnız ve çaresiz
alıyor hayat beni karşısına
hiç beklenmedik bir anda
bir rüya bitiyor apansız.
ben bir iniltiyim sevgilim
ağlayan karanlığa
kırık aynasında zamanın
bilinmezi bilmeye
cam bir fanus içinde
yaşamın satranç tahtasında
sabahın havasız renginde
dökülen siyah-beyaz çiçekler
bir masmavi güne
bırakıp duyguları rüzgara
saman kokuşlu günleri
yaşamayı unutup
göremeden gelecek günleri
güneşli günleri
gidemeden maviliklere
ne de mor engine
koyu karanlığın ardından
bilinmeyenin son ucu
ıssız
ışıksız çöllerin
sessizliğin durgun kıyısı
ağan
ölüm ışığı
beşinci gün
altıncı gün
büyük yalnızlık
yalnızlık