Ertelenmekten toz tutmuştu duygularım
çıkardım ruhumu, silkeledim
kocaman elleriyle bana sahip olmaya çalışan
ne kadar süslersem süsleyeyim
çok çirkin bir duygu yalnızlık
ayak izleri hala sıcak
çok olmadı geçip gideli
herşey okunduğu gibi yazılsa keşke
hayallerimin üzerine karanfiller atmış
mumlar yakıp matemini tutuyordum
her hüzün arifesi bir cenaze töreni
sükût-u ses makamında yükselen ilahiler
tırmalarken kulakları
siz düştünüz canımın orta yerine
gözlerimde dolan hüznü siliyordunuz
gölgemin yanına serilivermişti ya gölgeniz
sırf bunun için sevebilirdim sizi bayım
daha ne kadar muhafaza edebilirdim
aklımın tavan arasına sakladığım gerçekleri
umutsuzluğun kıyısına bağdaş kurup oturmuş
gün be gün uzayıp çoğalan soru işaretlerimi
kesip atacak bir ustura dileniyordum
bilincimin altında ezilen düşüncelerin kalabalığında
bir adım atacak kadar düş yoktu
gece kimden peydahlamıştı onca yıldızı
ayın karanlık yüzü örterken bu günahı
bir sırra bekçilik yapıyordu sessizlik
siz aşktan bahsediyordunuz, umuttan
şarkıları maviye boyamaktan
ölü toprağı soğukluğundaki bakışlarımı ısıtmıştı ya sözleriniz
sırf bunun için sevebilirdim sizi bayım
aklıma takılıp kalp odacıklarıma düşmüş
müstehcen korkularıma vurduğum kilitleri açtım
gökyüzü pürüzlü ve çirkindi günden güne
ve yoktu hiçbir krem yaşlılığını geciktirecek
ya da kendine saklıyor olmalıydı Tanrı
sokağa çıkma yasağı koymuştum nefesime
bedenim tahliyesini istiyorken ruhumun
şiddetli geçimsizlik yaşadığım benliğimi
yerin yedi kat dibine sürmüştüm içimden
hiç konuşmayıp küstürdüğüm çiçeklere takılıyordu bazen gözlerim
oysa gözyaşlarımla sulayıp can verebilirdim yeniden
tırnaklarımı geçirip yırttığım hayalleri
dikmekten bahsediyordunuz siz
yalanlarla da olsa yapıştırmıştınız ya kırılan umudumu
sırf bunun için sevebilirdim sizi bayım
mutsuzluk her yanıma bulaşmış
rutubet kokuyordu hislerim
her köşe başında bir züppe öldürdü
inadına sevişip doğurduğum umutları
her hali görmüştüm
kalmadı başka hal görecek halim
yaşamak kolaydı ölmeyi başarmak zor
bir acıyı ancak bir başka acı unutturabiliyordu
ve bir kaç kez ölmeden hayat değildi yaşanan
ayın etrafında el ele tutuşmuş
şarkı söyleyen yıldızları gösteriyordunuz siz
oysa benim için yıldızlar bir günahın çocuklarıydı
masallara inanmazdım
vakt-i zamanında yenmişti elmalardan biri
gökten düşecek üç elmayı beklerken
beraber ölelim demiştiniz ya
sırf bunun için sevebilirdim sizi bayım
yazılmayı beklemekten küf tutmuştu bu şiir
söylemek istediklerim aslında bunlar değildi
korktum; düşerseniz zamansızlığımdan
kırılırdı sevinciniz, umudunuz incinir
yazmayacağım ama olur da yazarsam bir gün
bilin ki
sırf bunun için sevebilirdim sizi bayım
söylemek istediklerim hiç söyleyemediklerim...
Dilek Akın
Sayıklamalar / İmgesel kayboluşlar