"Yarınki gazeteyi bugünden okumayı öğrenemedikten sonra, kütüphanedeki tüm kitapların ne anlamı var?" - Umberto Eco"

Süheylâ

yalnız seni öptüm / süheylâ /

yazı resim

yalnız seni öptüm
süheylâ

bu nasıl bir yangındır ki
tutuştu geçmişin kefenleri
her çukurda bir karınca
ve her göz bir çukur
bu nasıl bir yağmurdur ki
durmak bilmiyor ben ağlayınca

süheylâ
sen bilmezsin
sen bilmezsin kan kırmızı mendilleri
her mevsim yeniden yeşeren
yedi veren gönülleri
bir can gibi
bir canan gibi
soruyorum
bu nasıl bir membadır ki
coştukça coşuyor sen olmayınca

sübyan şehirlerden beridir
sürerim izini
hangi taş
hangi ağaç
soysuz baktı sana bilirim
salınsın karanfiller gök kubbeden içeri
hangi cellat kıyacaksa kıysın artık gözlerime
düşlerim âmâ ben de olayım
bu nasıl bir ayrılıktır ki
vurdukça vuruyor aklım başımdan ayrılınca

yalnız seni öptüm
süheylâ
ben ölmeliyim…

Fatih Karataş

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön