"Sanat, hayatın kısa bir gülüşüdür, felsefe ise o gülüşün anatomisi." - Oscar Wilde (kurgusal olarak)"

Tanrı Fikri 4

Bu metin, evrensel yasaların manipülasyonu ve "El" adı verilen sistemin kolektif alandaki adaletsizliği üzerine felsefi bir düşünce sunuyor. Yazar, mülkiyet kavramının kolektif emeği nasıl sömürdüğünü ve insanları güçten yoksun bıraktığını eleştirel bir dille anlatıyor. Metin, toplumsal düzendeki tuzakları ve emek sömürüsünü sorgulayarak okuyucuyu düşündürmeye davet ediyor.

yazı resim

Evrensel yasaları yok edemezdiniz ama onun kimi kurallarını biraz geciktirmekle sürece yön verebilirdiniz. Örneğin, havada ağır bir nesneyi yere düşürmeden olgu ve olayları uçurabilmeniz böyle bir yön vermeydi.

İşte El de kolektif alana mülk sahibi gözü ile bakmanın ürünü olan Evrensel yasaları yok edemezdiniz. Ama evrensel yasaların kimi kurallarını enfeksiyonlu bir süreçti.

El kolektif yasaları şöyle eğip büküyordu. Mülksüzlere kolektif emeğinin karşılığı olan kolektif bir emeğe göre üretim yaptırmıyordu. Kolektif güçten yoksun kılınan kişilere emek gücüyle ürettiriyordu. El çalışana emeğin değil kölenin yarın yeniden iş başı yapacağı bir tedarikçi emeğin, karşılığını veriyordu!

Burada iki tane tuzak vardı. Birinci tuzak çoğu insanları kolektif üretim gücünden yoksun kılmakla mülksüz, ilişkinsiz bırakıyorlardı. Böylece mülksüz ve kolektif üretim gücünden ilişkinsiz kılınan insanları iş yapamaz ve iş muhtacı haline getiriyordu.

Böylece kolektif güç yoksunu mülksüzler üretim gücü ile girişmekten (iş yapmaktan) yoksun bırakıldılar. Mülksüzler; mülk sahibinin mülk envanteri içinde iş bulma, iş arama eksikliği ve ezikliğiyle köle veya kul yapıldılar.

İkinci tuzak ise mülksüzleri kolektif kapasiteden, kolektif emekten, kolektif dayanışma ve kolektif faydadan yoksun kılmakla mülksüz bırakılan kölelerin; karşılığı ödenmemiş iş güçlerine karşılık boğaz tokluğuna bir payın ödenmesi, tuzağıydı.

Böylece modern köle karşılığı ödenmeyen fazla emek gücü ile mal-mülk sahibi olan efendi El ‘ine artı değer üretiyordu. Güya El; kar yapma, anapara getirisi elde etme gibi söylemlerle sömürüyü meşru eden bir anlayışla anamalcının huzur hakkını sağlıyordu.

Enfeksiyon ve tuzak böylece kurulup; yeni süreç bu inanç üzerine dallanıp budaklanacaktı.

El, tuzak içinde tuzaktı. Enfeksiyon ve tuzak böylece kurulup; yeni süreç bu El inancı üzerine dallanıp budaklanacak ve biçimlenecekti. Yeni yeni kulluk formasyonları oluşturulacaktı.

Gidişat bugünkü enfeksiyonlu ve köleci bağlama doğru evrilecekti. İşte geleceğin ilk tanrı figürüne bu “mülk sahipliği anlayışı da motif olacaktı”. İlerleyen köleci sistem içinde ilk tanrı biçimleniş motifi de, El ‘dir.

Bugünkü enfeksiyonlu bağlama evrilecek "ilk tanrı" figürünü oluşacak olan motif; mülkün sahibi anlamıyla El motifidir. El kolektif alan gibi paydaşlı ortaklar olan ortam içinde, mülk sahibi inanç olarak ihdas edilmişti.

El in ilk ortaya çıkarılma işi ilahi dönemin çok gelişmiş durumla oluşan sıçrama dönemiydi. Veya El ‘in ilk oluşturulma işi İlahi dönemin nitelikli sıçrama arifesi içinde olma süreciydi.

El fikri sıçrama arifesindeki ilahi ittifakları inanç üzerinde enfekte etti. Enfeksiyonun mana dili El inançlı, El ‘e tabii El ahitleri idi (köleci El ittifaklarıydı).

KİTAP İZLERİ

Küçük İşler Büyük Özgürlükler

Mert Başaran

Finansal Özgürlük Arayanlara Bir Dost Tavsiyesi Mert Başaran'ın "Küçük İşler Büyük Özgürlükler" adlı eseri, kişisel finansı karmaşık tablolardan ve anlaşılmaz jargonlardan arındırarak hayatın içinden bir
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön