"Sabahın dokuzu ve hala hayattayız. Bir mucize mi, yoksa sadece kahve mi?" – Dorothy Parker"

Yalnızlığı (Mı) Çoğaltıyordun...

...artık yoruldum sevgilim! Beni anlamalısın; her kapı açışımda yalnızlığının kokusunu içime çekmek; inan kahrolmak gibi...

yazı resim

—bugün hayata yarım bir yürekle başladım; toz-duman eşliğinde kalakaldım...
—bugün bütün yağmurlar damarlarımdan geçti... Anladım! Çünkü bir tek sende ıslanıyordum...

“ yalnızlığın felakette olsa; seni sevmenin tarifi cennette gizli... İnanıyorum sana “

...yıpranmalara boyun eğemezdim; yapamazdım... Seni severken; hayır sevgilim! Umutsuzluğu güzel hayalinle barıştıramazdım...

.../ bu yaşadığımız hakedilmiş bir hüzün tortusu değil; en ileri boyutta tutsak olduğumuz bir sevgi yanılsaması hiç değil... Biliyorsun sevmek koşabilmektir; yorulmak sıfatının hissedilmediği... Sevmek sadece sevmektir işte!

“ yüreğini kapatma! Ne olursun; kesilmesin sevgi pınarlarım, sensiz yaşayamam ki...”

...artık yoruldum sevgilim! Beni anlamalısın; her kapı açışımda yalnızlığının kokusunu içime çekmek; inan kahrolmak gibi...

Seni sevmek adına her türlü yokluğa gebe kaldım; batıp-çıkamadığım, çıkıp ta doğrulamadığım çaresizliklerde çareselliği aradım... Kendimi aldatıp, yabancı bakışlarda seni aramalarımdan belliydi; yalnızlığına direnemeyeceğim. Sesini duyumsayıp yitirmek ve kuşlara yem atmayı kesmek gibi bir şey, çaresizliğin... Varlığına hasret çaresellik gibi...

“ amansız bulup-yitirmek... Ve şarkılarda seni üretmek; nasıl da zavallıyım, sensizlikte...”

.../ yalnızlığı(mı) çoğaltıyordun! Seni sevmek böyle bir çelişkide savaşmaktı; varlığınla dirilmek, yokluğunla bedeni toprağa emanet etmek gibiydi... Yalancı düşleri ezberletiyordum beynime, ama inanmıyordum... Zorlu bir savaştı ve kalbim yenilmeyi sevmemek ilan ediyordu; yalan değildi! Sevmek meydan okumaktı...

...pencerem gökyüzü olunca / yakamoz oluyorsun.
Yemyeşil vadiler içerisinde gizemli bir çiçek gibi…
Gülüyorsun, güldükçe açıyorsun… Sen de biliyorsun.
…pencerem gökyüzü olunca / yakamoz oluyorsun.

Sevgilim! Seni sevmek diyorum, işte orada kalıyorum… Yıkıntılar içerisinde söylediğim sözler geliyor aklıma, susuyorum. Biliyorum! Aslında sustukça söylenmemiş sözleri söylüyorum…

…/ sevgilim! Halen bıraktığın yerdeyim, sendeyim… Yalanım yok! Seni yarından daha fazla seveceğim; sen de biliyorsun değil mi?

Unutma ki bugün yaşıyorsam; senin içindir nefes alış-verişlerim… Bunu bil yeter!

( yürek burkulmalarında ki tozlu yazılar–7 )

Emre onbey

KİTAP İZLERİ

Kaplanın Sırtında: İstibdat ve Hürriyet

Zülfü Livaneli

Kaplanın Gözünden İktidar: Livaneli’den II. Abdülhamid’e Cesur Bir Bakış Türk edebiyatının ve düşünce dünyasının usta kalemi Zülfü Livaneli, son romanı "Kaplanın Sırtında: İstibdat ve Hürriyet"
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön