"Yazmak, beynindeki tüm dertleri kağıda kusmak gibidir; tek fark, kimsenin o kusmuğu yememesidir." – Charles Bukowski"

nuran yurtsever

Her Hangi Bir Gün

Haftanın hangi gününün hangi saatinde olduğumu bilemiyordum, önemi de yoktu zaten bunun. Duvarda asılı kalmış bir takvim yaprağının Pazartesi yüzü, hep pazartesiymiş hissini veriyordu bana –ki Salı veya çarşambanın bir belirlenmişliği yokken yaşamımda böylesi bir hisse neden kapıldığımı anlayamıyordum.

Aynı Mekan

Odada ilk göze çarpan, gelişigüzel alınmış eşyaların kahverengi tonlarının uyumuydu. Sanki gercekte tek bir rengin yaşanmışlıklarla oluşan tonlarının uyumu. Her dokunulan yeri bu rengin bir tonunu almış ve sanki her yerine dokunulmuş odanın.

Kapılar

Bir düş başlıyor. Kapıları sayamıyorum. Bana ait olmayan
kahramanların, bana ait yanlarını alıp,tek tek giriyorum kapılardan içeriye.

Gündüz Düşü

Yarım kalan bir gündüz düşü ile gece yalnızlığının hüzünlü
öyküsünü yazmaya başlamış, bir düş, bir yalnızlık
şarkısını söyleyen küçük kadın.

Düş Kadını Gördü

Eski siyah-beyaz bir fotoğrafın ardına gizlediği küçük çocuk hüznünü aradı, bir yanıyla eski, bir yanıyla yeni ışıklı gece şehrinin içinde. Uykusuzluğu yola çıktı ilkin bu arayışta.

KİTAP İZLERİ

Sessizin Payı

Nurdan Gürbilek

Edebiyatın Vicdanı: Nurdan Gürbilek "Sessizin Payı"nda Adaletin Peşinde Siyasal kutuplaşmaların ve susturulmuş tarihin zeminini çatırdatttığı bir coğrafyada yazar nerede durur? Adalet arayışında edebiyatın sunduğu imkân
İncelemeyi Oku
Başa Dön