..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Ben bir kuşum; uçtum yuvadan... Artık ben nerede, eve dönme isteği nerede?.. -Leyla ve Mecnun, Fuzuli
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Anı > Necmettin Yalcinkaya




26 Mayıs 2015
Babam, Üç Amcam ve Halama  
ismet, babam,bahriyeli

Necmettin Yalcinkaya


İnsandı babam. Uzun boylu. Ela gözlü. Yakışıklı. Annem çok kıskanırdı onu. Rahat yüzü göstermezdi. Toprak Su’da sürveyandı. Gölet ve drenaj kanalları yapardı. Pazartesi işinin başında olur hafta sonları eve dönerdi. Özlerdik onu, özletirdi kendini. Mahallede herkes severdi onu.


:AAGE:
İnsandı babam. Uzun boylu. Ela gözlü. Yakışıklı. Annem çok kıskanırdı onu. Rahat yüzü göstermezdi. Toprak Su’da sürveyandı. Gölet ve drenaj kanalları yapardı. Pazartesi işinin başında olur hafta sonları eve dönerdi. Özlerdik onu, özletirdi kendini. Mahallede herkes severdi onu.

Kredisi bize de yansırdı. Yıllar sonra askerden bir izin dönüşü yitirdim babamı. Kalp krizi ayırmıştı onu sevdiklerinden. Yüzündeki gülümsemesi duruyordu, gözleri açık kalmıştı. En çok da o koydu bize. Torbalı Devlet Hastanesinde ölüm erken uğramıştı evimize. Cenazesi çok kalabalıktı. İzmir ağlıyor, gökyüzü ağlıyordu... Nenem gelip başında ağladı. “Keşke” dedi, “Hasan öleceğine, benim kızım öleydi!” Koskoca Galo Dedem gözyaşı döktü. Onu ağlarken hiç görmemiştim. Babam göçüp gitmişti bu dünyadan, ama kokusu ve sesi hep asılı kaldı evimizin bir köşesinde. Amcamlar yokluğunu hissettirmedi bize bir süre babamın. Hep yanı başımızda oldular, destek verdiler.

Mehmet amcam babamın bir büyüğü, güleç biriydi. Ceketinin iç cebinde çocuklar için hep çikolata ve şeker taşırdı. Küçük çocuklar onu görünce: “Koşun çocuklar Şeker Dedemiz geldi!” diye bağırırlardı neşeyle. Kısaydı boyu, gözleri ışıldar, eliyle sevgi dağıtırdı. Babamdan sonra onu yitirdik.

İskenderun’da bahriyeli asker olmuştum. Bir gün ismim anons edildi. Ziyaret yerine koştum. Gelen Hüseyin amcamdı. Elinde bir demlik çay vardı. Bir banka oturduk. Sevgiyle içtik. Cebinden bir mendil dolusu saat çıkardı. “Seç, beğen, al” dedi. Kurmalı saat yerine pilli olanı alıp taktım koluma. Birkaç ay sonra usta birliğime Ankara’ya gittim. Gitmez olaydım keşke! Kolumdaki saat, Ankara’nın soğuk, ayaz gecelerinde donarak çatladı. Yıllar sonra da Hüseyin amcam da yıldızlara gitti. Xızır’ın başka bir işi vardı, belki de ondan koruyamamıştı babamı ve amcamı.

Daha önce Fadime ve Selvi halamı toprağa vermiştik zaten. Fadime halam kısa boylu, güleç yüzlü biriydi. Çok sevecendi. Etrafına gülücük dağıtırdı... Selvi halamın varlığını ise ilk annemden duymuştum. "Oğul" demişti, "senin bir de Selvi halan var. Boyalı Köyü'ne gelin gitti, Gök İbrahim'le evlendi.-gözleri gök rengindeymiş- Sonra İzmit'e göç ettiler. Uzun yıllardır görmedim." Yıllar sonra kapımızın zili çaldı. Koşup ben açtığımda bir kadın ve elinden sıkıca tuttuğu küçük bir oğlan çocuğu karşımda duruyordu. kadın beni kendine doğru hızla çekti. "Ben sana kurban olurum" dedi. Babam kadının sesini duyunca yerinden fırladı. "Selvi bacım" diye bağırdı. Çocuk da kuzenim Yetkin'den başkası değildi. Bir yabancı gibi bakıştık önce, annemin "sarıl" komutuyla yakınlaştık birden...

Yusuf ve İsmet amcam kalmıştı hayatta. Bir de halalarım. İsmet amcam, karısı Saime’yi yitirdikten sonra bir yanı yarım kalmıştı. Kızlar da evlenince, kendine yeterince bakamaz olmuştu. Emekli olmuş, tüm yaşamı neredeyse evle kahve arasında geçiyor olmuştu. Kahve sığınılacak bir limandı onun için. Rahatsızlandı birden. Ameliyat oldu, çocuklar hastalığını sakladılar ondan. Bilmedi, nasılsa atlatırım sanıyordu. İkizi olan İpek halam yanındaydı hep. O da birkaç yıl önce kocasını kaybetmişti. Çocukları olmamıştı, yalnızlığını tek yumurta ikizi İsmet’le paylaşıyordu.
“İso,” dedi halam, “ben bir evime gideyim. Bahar temizliğimi yaptıktan sonra gelirim yine.” Gitti. Gidiş o gidiş. Birkaç gün haber alınamadı kendisinden. Çilingirle birlikte kapısı açılıp girildi evine. Soba borusu elinde, kalp krizi geçirip yıldızlara gitmişti o da.
İsmet amcam çok üzüldü canının bir yarısı İpek’e çok. Hastayken birkaç kez aradım İsmet amcamı.
“İyiyim” dedi, “çok yazmasın. Yazıktır sana!” diyerek sonlandırdı telefon konuşmasını. İnanmadım kuzenim Hülya’yı aradım:
“ Abi” dedi, “babam Mehmet, Hasan ve Hüseyin amcamı ve canının yarısı İpek halamı sayıklıyor hep. Uyanınca onlardan bahsediyor, çok özlemiş… Bir yanı özlem bir yanı tütün kokuyor hep. Yüzü solgun, ama gözleri ışıl ışıl parlıyor hâlâ.” Durumu ağırlaşınca Hülya alıp götürüyor onu doktora. Çünkü Tülin kocasının görevi yüzünden Erzurum’da... Kontrolleri yapıldıktan sonra doktor:
“Bizim yapabileceğimiz bir şey kalmadı” diyor, “bu saatten sonra ışın tedavisi de fayda etmez. İyisi mi eve götürün. Son günlerini evinde, sevdiklerinin yanında geçirsin.”
“Baba” diyor Hülya, içindeki acıyı saklayarak. “Doktor, ‘babanızın durumu çok iyi... Işın tedavisi bile gerekmez,’ dedi.”
İnanıyor hemen. Yüzüne bir sevinç gelip oturuyor. Gözleri etrafına sevgiyle bakıyor. Birkaç gün sonra bana ölüm haber ulaştı:
“ Amcamız, babamız yıldızlara koştu!”

Adana’dan Anos halam kızıyla gelmiş izmir'e. Tüm akrabalar ve komşular başucunda gözyaşı döküyor amcamın. En çok Anos halam ağlıyor. Kardeşsiz kalışına, yalnız kalışına... uzak şehirlerde ayrı ayrı yaşadıklarına hayıflanıyor.

Şimdilik bir amcam kaldı hayatta. Yusuf amcam diğerlerine benzemiyor. O cebinde çikolata, şeker taşımaz. Onun çok karısı oldu. Gözüne gözlük, koluna karılarını takıp gezmeyi sever o. Varsın olsun. Yeter ki hayatta olsun.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın anı kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kısa Bot
Toprak Kokusu
On Çocuktuk
Bir Ayrılık Şarkısı
Duvar Yazılaması
Kömürcü
Acı Esintiler
Acı Acı Güldük

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Anamdan İnciler/ Anamın Entarisi
Sahile Vuran Kelebek
Kömür Gözler
Balik ve Melisa
Yeni Bir Gün, Yeni Bir Umuttu Onun İçin…
Bir Gün Mutlaka!
Böcek
Anamdan İnciler/ Topal Fayansçı
Anamdan İnciler/ Azrail Sorarsa
Küçük Oğul

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Bir Yanım Eksik Kalır [Şiir]
Alıp Getirmeli Seni Bana [Şiir]
Göğü Kucaklamak [Şiir]
İnadım İnad İşte... [Şiir]
Susturamam [Şiir]
Sana Koşarken [Şiir]
Yapayalnız Bir Başıma [Şiir]
Resmine Baktıkça [Şiir]
Bu Gece... [Şiir]
Sırası Mıydı? [Şiir]


Necmettin Yalcinkaya kimdir?

1960Sarıkamış doğumlu. 1977-78 İzmir Namık Kemal Lisesi Edebiyat mezunu. Ozan Yayıncılıktan 12 Eylül’de Çok Güldük Netekim! Mendil Sen Kokuyordu ve Stres Bileziği ve On Çocuktuk Anı/Öykü. Çeşitli dergi ve sitelerde öykü, şiir yazarlığı. Ayrıca Edebiyatbahcesi. net sitesinin kurucu emekçisiyim. Yürüyüş, sinema, tiyatro ve olta balıkçılığı hobilerim var. Yazmayı ve okumayı seviyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
Tolstoy,Ahmed Arif, Nazim hikmet, Cengiz aymatov,


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Necmettin Yalcinkaya, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.