"Yazmak, varoluşun o lanet olası boşluğunu doldurma çabasıdır; çoğu zaman daha büyüğünü yaratırız." - Franz Kafka"

Öz

Kendimi boğuyordum ettiğim vedalarda. Başarılı olamıyordum, veda ettiğim yere yapışıp kalıyordum, veda ettiğim yerde can veriyordum.

yazı resim

Soğuk bir kolun bana uzanıp, tüm bedenimi taşa çevirmesinden ibaretti her şey. Belki anlatamazdım, tarif edemezdim bunları. Ama yaptım. Yalnızlık kuyusunda boğulurken yaptım. Biraz da başardım.
Yok muydu bunların bir getirisi? Olmayacak mıydı? Bu sorular kafamı kurcalıyordu, beni bir kelebeğe dönüştürüyordu. Çirkin kelebeği oynuyordum. Sonsuzluğa, kalıcılığa veda ediyordum.
Bazen de kurcalamıyordum, veda etmemesi daha kolay geliyordu. Kendimi boğuyordum ettiğim vedalarda. Başarılı olamıyordum, veda ettiğim yere yapışıp kalıyordum, veda ettiğim yerde can veriyordum.
Yine de veda etmekten vazgeçmiyordum...
Neredeydi bunun mantığı?
Aslında yoktu, olmayacaktı da. Anlamsızlıklar kuyusundan çıkma cümlelerdi bunlar, sadece benim dudaklarımda anlam bulan, her üflenen dumanda gökyüzüne ağıt yakarak çıkan...

KİTAP İZLERİ

Kapak Kızı

Ayfer Tunç

Ayfer Tunç’un "Kapak Kızı" Romanı: Çıplaklığın Katmanları ve Toplumsal Yüzleşme Ayfer Tunç’un ilk olarak 1992’de yayımlanan ve daha sonra "zemin aynı zemin, inşa aynı inşa"
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön