..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bildiğim tek şey, ben bir Marksist değilim. -Karl Marx
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Politik Olaylar ve Görüşler > Yeter Özhal




17 Ağustos 2021
Taliban Neden Türkiye'nin Sorunu  
Yeter Özhal
Bütün dünya elini eteğini çekerken, Türkiye neden bu kadar Afganistan sorununun içine girdi?


:HF:
Biraz gündemimi irdeleyelim. Gündem Afganistan. Olaylar nasıl bu hale geldi, biraz hatırlayalım. Ondan sonra da Taliban sadece Türkiye’nin mi sorunu, bu soruya yanıt verelim. Bir soru sorayım ve bu sorunun cevabını yazımın sonunda hep beraber yanıtlayalım bakalım cevaplarımız ne olacak?

“Taliban neden Türkiye’nin sorunu?”

Bütün dünya elini eteğini çekerken, Türkiye neden bu kadar Afganistan sorununun içine girdi?

Öncelikle Taliban’ın ne demek olduğunu öğrenelim. Taliban, Arapça talib yani öğrenci kelimesinin çoğulu, öğrenciler demek. Taliban (öğrenciler) 1994 yılında 50 medrese öğrencisi tarafından kuruldu. O dönem ABD ve Sovyetler Birliği soğuk savaş halindeydi. İslamcıların Afganistan hükümetini devirmek için sürekli karmaşa çıkardığı dönem, 1979 yılında yönetim Sovyetler Birliğini ülkesine davet etti. Sovyetler Birliği komünist rejimi savunmak için Afganistan’a girdi ve 9 yıl boyunca buradaki şeriatçı kesime karşı savaştı. Bu sırada Sovyetlerin yenilmesi ve başarısızlığa uğraması için ABD hiç boş durmuyordu. Şeriatçı gruplara silah, mühimmat ve para yardımları yapılıyor ve militanlar eğitiliyordu. Sovyetler Birliği bir yandan ABD ile bir yandan da onun beslediği şeriatçı milislerle savaşmaktan artık yorgundu ve maddi olarak büyük zarar görmüştü. 1989 yılında Afganistan’dan çekilme kararı aldı. Sovyetler Birliği çekilince Afganistan’daki siyasi iktidar, şeriatçılar tarafından kanlı bir darbeyle yönetimden indirildi. 1992 yılında yönetim boşluğundan ve yönetime talip birden çok grup olduğundan iç savaş patlak verdi. İktidar savaşına tutuşan gruplardan biri de hiç kuşkusuz Taliban’dı. 1994 yılında Afganistan ve Pakistan’da muhafazakâr eğitim veren okullardan mezun olanlar Taliban’ın milisleri oldular. İç kargaşa sürerken bundan faydalanan Taliban milisleri ilk önce başkent Kabil’i ardından ikinci büyük şehir Kandahar’ı ele geçirdi.

Savaşlardan bıkmış usanmış halka “barışçıl” bir yönetim vadeden Taliban, yorgun halk tarafından maalesef ki “kurtarıcı” olarak görüldü. 1996 yılına gelindiğinde Taliban halkın desteğini aldıktan sonra Kabil’deki son komünist Başkan Necibullah Ahmedzai’yi Kabil meydanında asarak idam etti. Bu tarihten sonra Afganistan hızla lağımdan yapılmış bir bataklığın dibine doğru hızla sürüklenmeye başladı.

Afganistan İslam Emirliği olarak ilan edildi. Bu ilanı S.Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Pakistan hemen kabul etti. Buradan güç alan Taliban İslam hukukunun çok katı bir yorumunu halka dayatmaya başladı. Bu sırada yerel yönetimlerin yolsuzluklarıyla savaşacaklarına da söz verince halk nezdinde daha da popüler olmaya başladılar.

Ancak her ölümlü gibi gücü eline geçirince feleği şaşan Talibanlı milisler, zihinlerindeki çarpık yönetim şeklini ülkede uygulamaya koyuldular. Hemen kadınlara eğitim yasaklandı. Doktorlar hariç diğer meslek sahibi kadınların çalışması yasaklandı. Kadınlara çok ağır kurallar getirildi, uymayanlara en hafifi kırbaç cezası olmak kaydıyla ölüm cezasına kadar büyük cezalar uygulanmaya başlandı. Bu despot yönetimle insanlar susturulunca diğer yasaklar başladı. Müzik yasaklandı mesela, sinemalar ve tiyatrolar kapatıldı, televizyon izlemek yasaklandı. Sporcuların giydiği kıyafetler büyük sorun oluşturmaya başladı. Spor kıyafetlerine katı kurallar getirildi. Spor müsabakaları esnasında ezan okunduğu zaman ara verip namaz kılmak zorunluydu. Bu şekilde getirilen akla ziyan kurallar yüzünden spor faaliyetleri neredeyse durma noktasına geldi. 2001 yılında Bomiyan eyaletinde tarihi Buda heykellerini yok etme kararı aldıklarında bütün dünyadan tepkiler yağdı.

1999’da BM, Taliban’a El Kaide bağlantıları olduğu için yaptırımlar uygulamaya başladı. Sonunda takvimler 2001 yılının Eylül ayını gösterirken ABD’de çok büyük bir saldırı yaşandı. Bütün dünya canlı yayında ikiz kulelerin uçaklar tarafından yıkıldığını izledi. 2001 ikiz kulelerin düşüşü bir dönüm noktasıydı. O dönemin ABD Başkanı Bush El Kaide’ye yardım ve yataklık eden Taliban’a Usama bin Ladin’i teslim etmelerini söyledi. Bu talep karşılık bulmayınca ABD ve Nato kuvvetleri aylarca Afganistan’ı bombardımana tuttu. Bombardımana daha fazla dayanamayan Taliban yönetimden ayrılmak zorunda kaldı. Taliban yönetimden ayrılınca ABD Hamid Karzai’ye geçici hükümet kurması için yetki verdi.

Tarihler 2006’yı gösterdiğinde dağıldığı sanılan Taliban yeniden güç topladı. El Kaide’den arta kalan teröristler, İşid, Irak’tan kaçanlar, Pakistan’dan gelenler, Boka Haram ve değişik ülkelerden katılımlarla eski gücüne yeniden kavuşmuştu.

ABD 2001 yılında girdiği Afganistan’da tam 20 yıl kaldı. Bu 20 yıl boyunca 40 bin sivil insan çatışmalarda öldü. 64 bin Afgan, 3500 Nato ve ABD askeri öldü. Yüzbinlerce Afganlı ülkelerinden göç etti, yüzbinlerce ev yıkıldı, on binlerce insan sakat kaldı. Tıpkı Sovyetler’de olduğu gibi ABD de Afganistan’ın bataklığından kurtulabilmek için çırpınmaya başladı. Çünkü bu bataklıktan artık çıkış mümkün görünmüyordu. Ne kadar debelenirlerse o kadar yara alacaklarını anlamışlardı.

2011 yılında Obama yönetimi Talibanlı bazı yöneticiler için Katar’da oturma izni verilmesini EMRETTİ! Talibanlı yöneticiler oturma izni alınınca Katar’a geçti. Taliban yöneticileriyle alt düzey ABD yetkilileri diyalog kurmaya ve bazı anlaşmalar yapmaya başladı. 2018’de Trump döneminde düşük yetkili bazından çıkıp direkt yüksek rütbelilerin resmi olarak ve birebir yüz yüze görüşmeleri başlamış oldu.

Görüşmeler sonunda anlaşmalar yapıldı. Taliban istediği şeyi elde etmişti. Artık bir bayrakları bile vardı. Beyaz bayrak ve üzerine “Afganistan İslam Emirliği” yazan bir yazı. Bayrak işini hallettikten sonra 3 yıl boyunca ABD gözetiminde Afganistan’da gölge bir yönetim kurmaya başladılar. 34 ilde “PARALEL BİR DEVLET” kuruldu. Normal hükümet işlerine devam ederken Taliban konumlandığı illere gölge valiler atadı. Hâkim oldukları illerde iş ve finansa el koydular, sağlık ve eğitim yeniden Taliban’ın kontrolüne geçti, mahkemeleri Taliban milisleri ele geçirdi. Bu sırada maddi olarak ayakta kalabilmek için Afganistan’ın Afyon’unu dünyanın mafya örgütlerine pazarladılar. Maden ocakları Taliban’ın eline geçti, madenlere tek sözü geçen ve ticaretini yapan onlar oldu.

2021 yılına gelindiğinde Biden yönetimindeki ABD, artık Afganistan’dan çekileceğini tüm dünyaya ilan etti. Bunu yaparken tabi ki arkasında yüzbinlerce Afganlıyı bırakmayı göz önüne aldı. Çünkü 20 yıldır ABD’nin orada kalabilmesi için çabalayan, yardım eden, Taliban’la olan savaşında cepheden cepheye koşan, siyasi olarak ABD güdümüne giren yüzbinlerce insan vardı. Bunlar arkada bırakılacaktı. Bazılarına söz verildi, çünkü ileride ABD’nin işi düşünce yeniden kullanılacaklardı. İşte bunlar Türkiye’ye yollanacaktı. Türkiye yönetiminin zaafları, açıkları, hataları ve yaptığı bir sürü yanlışları ABD’nin şantaj kozu olarak kullanıldı ve sonunda Türkiye kayıtsız şartsız bütün güneydoğu sınırlarını mayından arındırarak Afganlılara açtı. Kayıtsız kuyutsuz, elini kolunu sallayan Türkiye’ye girdi ve girmeye de devam ediyor. Taliban Afganistan’ın yönetimini ele geçirdi. ABD’ye yardım eden erkekler kadınları ve çocukları arkalarında bırakarak tabanları yağladı. Bazı kadınlar Taliban yönetimine girmemek, onların zulümlerini yeniden yaşamamak için intihar etmeye başladı. Bazı şehirlerden kadınlar evlerini barklarını terk edip kendi ülkelerinde sığınmacı gibi kamplara sığındılar. Kadın yöneticiler öldürüleceklerini bildiği için kapılarına dayanacak Taliban Azrail’ini bekliyor.

Dünya’yı yöneten büyük ülkelerin başkanları ekranlara çıkıp Türkiye’ye para vereceklerini bu insanlara Türkiye’de bakmamızı EMREDİYOR!

SONUÇ:

Taliban’ın ortaya çıkması, Afganistan’daki yönetim boşluğundan, kargaşadan ve kaostan faydalanarak halka dağıttığı mavi boncuk ve verdiği sözler, halkın bunlara inanması ve desteklemesi, iktidara gelişleri, gelir gelmez baskıcı bir yönetimle insanları pişman etmeleri bir şeyler çağrıştırdı mı?

Çağrıştırmadı mı? Hadi devam edelim o zaman.

ABD ile anlaşma yapmaları, Sovyetlerle savaşmaları için silah ve mühimmat desteği almaları, ülkede yönetim varken kendi PARALEL yönetimlerini kurmaları, İslami medreselerden mezun olmaları, iş ve finans sektörüne el koymaları, başka ülkelerden devşirme adam toplamaları, Katar, peki bunlar size bir şeyler hatırlattı mı?

Yine mi hayır? O zaman devam edelim. Dünya çapında mafyalarla anlaşıp uyuşturucu satmaları, sattıkları uyuşturucu paralarıyla silah almaları adamlarına dağıtmaları, kadınları baskı altına almaları, kadınlara eğitimi ve çalışmayı yasaklamaları, müziği, sinemayı, tiyatroyu, televizyonu, gazeteleri, muhalefeti yasaklamaları peki bunlar size neyi hatırlatıyor?

O zaman bir de geçin arama motorunun karşısına ve aynen şunu yazın; “Hikmetyar diz çöktü.” Enter. Karşınıza çıkan ilk sayfaya tıklayın, ne gördüğünüzü gelin buraya yazın.

Şimdi gelelim sayfanın en başındaki soruya; “Taliban neden Türkiye’nin sorunu?” anladınız mı? Eğer anlamadıysanız, yazdıklarımı tekrar okuyun.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Aynı ile Vaki
Yusuf Halaçoğlu Röportajı - Ermeni Meselesi
İsrail'in Gizli Oyunları / Nazi Soykırımı
'Bap' Dünyanın Son Sayfası
Kitap Satma İşi

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Zamanın Boşlukları [Şiir]
Yokluğun [Şiir]
Kendime Mektup! [Şiir]
Git, Ama... [Şiir]
Hayır Desende [Şiir]
Unutamıyorum [Şiir]
Dar Sokaklar [Şiir]
Ahhhhhh,yalancı Yarim! [Şiir]
Unuttum [Şiir]
Sinsi Bir Kış [Şiir]


Yeter Özhal kimdir?

Yazmak yaşam biçimim, çizmek ise suskunluğumun çaresi.

Etkilendiği Yazarlar:
Etkilenmiyorum, sadece okuyorum.


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Yeter Özhal, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.