..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Dünyada birbirinin eşi ne iki görüş vardır, ne iki saç kılı, ne de iki tohum. -Montaigne
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > İtiraflar > ESRA BAYKAL




24 Mart 2004
Her Sabah Aynı Adamla Uyanmak...  
ESRA BAYKAL
“Her sabah aynı adamla uyanmak nasıl bir duygu? Tek düze mi? Keyifli mi? Yoksa güvenli mi? Tek düzelikten de keyif alınabilir mi? “


:EJBC:

“Her sabah aynı adamla uyanmak nasıl bir duygu? Tek düze mi? Keyifli mi? Yoksa güvenli mi? Tek düzelikten de keyif alınabilir mi? “

Evlilik aslında çok güzel bir kurum. Varolduğu için şikayet etmiyorum, gerçekten. Sonuçta bugüne kadar ulviliğini defalarca söyledim. Ama galiba dışardan davulun sesi pek hoş bir name gibi geliyordu. Sonra yaş gelip, yumurta kapıya dayandığında, hele de özgür bir hayata alışınca, bir adama aşık olmak evlilik için pek de yeterli bir neden olmuyor. Eskiden Ayşe Arman’a çok kızardım. Evlendiği adamla haftanın 4 günü aynı evde, 3 günü farklı evlerde yaşamayı savunduğu için. Ama tek yaşamaya alışan, o hayatın nimetlerinden dibine kadar faylanan insanlar için evlilik gerçekten büyük bir karar. Hatta evlilik çok korkutucu bile gelebiliyor. Her akşam eve geldiğinde aynı adamı görmek, kısıtlı bir çevre ile görüşmeye başlamak, evli çiftler topluluğu olarak yaşamak, yemek yapmak, çamaşır yıkamak, ütü yapmak, bunların sorumluluk olması, yapmadığında karşındakinin “Neden ki?” diye sorabilme ihtimali....Gece birlikte dışarı çıkmak zorunluluğu, hatta eve aynı adamla dönme zorunluluğu :) . ( Neler diyorum ben böyle...) Offfffffff! Ben evlilikten çok korkuyorum.

Aslında ben yemek yapmayı, sevgilimin çamaşırlarını yıkamayı, onları ütülemeyi, ( hatta ütülerken de “Aman da ne yakışıyor bu gömlek benim aşkıma” demeyi pek severim) evi birlikte temizlemeyi severim. Evde oturup onunla birlikte film seyretmekten, kitap okumaktan, hatta formula 1 izlemekten de zevk alırım. Her zaman kimin kazanacağını bilmem elbette ki formula 1 izlememizde büyük etken ama... Sonuçta bunlar bir zorunluluk haline geldiğinde pek de keyifli olmayacaktır diye de korkuyorum.

Sonra ben çapkın bir kadınım. Göz çapkını diyebiliriz. Güzel kadına da erkeğe de bakarım.(?) Ne bileyim işte, bana bakan bir kaç çift göz hiç de fena olmaz o gece içerisinde. Sevgili kankanızla bütün gece aynı adamı beğenerek, dans edip, saatlerce güldünüz mü hiç? Ve sonucunda asla kavga etmeden, eve paşa paşa en alkollü halinizle gülerek döndünüz mü? Dünyanın en güzel muhabbetidir bu. Ben hayatımda geçirdiğim en keyifli geceleri onunla yaşıyorum. Ve galiba bundan vazgeçmekte istemiyorum. Sonuçta kocanla bu muhabbeti yapamazsın; “Ay hayatım ne hoş adam değil mi? Hadi güzel oynada baksın adam” gibi birşey pekte kabul edilir bir durum olmasa gerek. Sonra dışarda benim tanımadığım ama bana belki de daha daha uygun, benimle Vatikan ve entrikaları hakkında konuşacak, Osmanlı tarihi hakkında benim kadar ahkam kesecek, benimle dans edecek bir adam varsa...Ya bir gün gelir de evli olduğum halde başka bir adama aşık olursam? Evlenmeden 3 gün önce aşık olursam? Ya yeterince aşık olmadıysam? Bir yaşam süreci boyunca kaç kez aşık olma hakkımız var? Misal ben 2 kere oldum, “Allahın hakkı 3’tür” mantığı ile bir hakkım daha varsa ne halt ederim? Veya aşık olmadan sıkılırsam evlilikten? Ya hiç bana göre değilse? Bir gün gelipte “Sevgilim ben galiba bu gece dışarı çıkıp, etrafa bir göz atmak istiyorum, insanlar nasıl eğleniyorlar bakmak isiyorum ama senin de gelmeni istemiyorum” dersem; sonra da kocacığım bunu kabul etmezse? Benim tersim pistir valla çıkarım ben o gece...Sonra muhtemelen adam o akşam bulduğu nöbetçi çilingire kilidi değiştirir.

Ya da evlendiğimizde bir gün gelir de birbirimize çok benzemeye başlarsak? Çok sıkıcı olmaz mı hayat? Geçen gün bir arkadaşım evlilikle ilgili şöyle dedi: “Kabul et hayatım, sadece evli insanlarla görüşeceğin, akşamları aynı adama döneceğin, yemek yapmak, çamaşır yıkamak gibi görevlerinin olacağı bir dönem geldi kapıya dayandı. Ve bundan kaçamazsın. Saklanabilirsin ama kaçamazsın!” Ay niye insanlar böyle üstüme üstüme geliyorlar benim evlilikten soğutmak için. Halbuki lisedeyken ilk benim evleneceğimi düşürdük, ben pek evliliksever bir insandım. “ Aman da ne hoş öyle mıncık mıncık “ derdim. Şimdi; “ İğğğğ, ben öyle mıncık mıncık ilişki sevmem, mümkünse 3 günde bir görüşelim hatta haftasonu bir günümde arkadaşlarımla eğlenmeye çıkayım, yok ben gelemem öyle onu giyme bunu takmalara” falan diyorum. Şirazem bozuldu demek ki benim de zaman içerisinde. Veya kendimi buldum, bu da bir yorum :)


Ama bir yandan da düşündüğümde bir gün bir bebeğim olmasını, onun büyümesini seyretmeyi, “Bunu sevdiğim adamla birlikte yaptık, ay pek de güzel yapmışız” demeyi de istiyorum. Bir an gelip bunaldığımda kaçıp sığınacak, huzur bulacak bir göğüs kafesi de istiyorum. Bazen sabah uyandığımda sevgilimi yanımda görmek, gece kollarında uyumak hoşuma da gidiyor. Olmadığında kafam karışıyor.
Milletin işi varsa evde tek başıma oturmaktan nefret ediyorum. “Sevgilim burda olsaydı, ne güzel bilmem ne yapardık...” diyorum. Hayır efendim, sevgilimi boş zaman değerlendiricisi olarak görmüyorum! Ama her boş zamanımı da onunla geçirmek de istemiyorum. Keşke birlikte yaşasak belki hayat daha kolay olurdu. Daha bir sahipsiz oluruz sanki. O imza var ya herkesin şirazesini bozuyor. Eline bir defter veriyorlar kontrat kılıklı, ondan sonra da uymanı bekliyorlar. Deftersiz olsa misal olay, her gün gözüne gözüne sokulacak bir obje olmasa mesela, belki o zaman daha mı rahat olurdu ne? Kimse diretmese mesela evlilik diye, ne bileyim... “Ciddi mi düşünüyorsunuz?” filan gibi salakça sorular sormasalar mesela. Ne demek ki o? Ben arada bir değişik bir hayat yaşamak istediğimde ciddiyetsiz mi oluyorum? Sevgim mi eksik algılanıyor evlenmeyince? Seviyorum işte! İlla imza atmam mı lazım yani adamın yanında uyanacağım diye?! “Allah belamı versin seviyorum, ekmek musaf çarpsın, ahan da imza atıyorum altına” bu mudur yani? Seviyorum, geçireceğim hayatımı birlikte, ama hala gencim güzelim ve dışarda yaşanacak bir hayat var kardeşim, her gün fasülye yemek de istemeyebilirim yani.
( Sinirlenmiş yazar burda :) ) Bak ama erkek muhabbetiyle şunu da derim, “Yok kardeşim o yapamaz bu dediklerimizi, ben yaparım, o evde oturacak!” . Bu kadar da bencilimdir ayrı!

Hani eskiden evlilik illa ki olacak birşeydi, şimdi zorunlu değil seçmeli yaşam tarzı ya ondan mı gevşedik biz? Kadınlar bile pek bir erkek oldu hani; “Amannnnn, nedir kardeşim takılırım kafama göre” demeye başladık.. Seçmeli dersler genelde kolay olur aslında ama bu zor geldi bana. Seçmesem mi acaba? Sonra çok pişman olabilirim bak; o ayrı... Ay bilmiyorum kasıldım işte ben, alışamadım hala evlilik fikrine. Bir gün aman ne ulvi bir olay deyip dizeler düzüyorum, öbür gün kabus gibi geliyor. Belki de ben hiç evlenecek bir model değilim, bu illa olacak diye bir şey yok değil mi? Gencim, güzelim ilerde belki şeederim. Adam da bekler mi, bak onu bilmiyorum. Ben de pek öyle beklenmeyecek hatun değilim ama, fazla da zorlamamak lazım galiba :) .

Amannnnn neyse; yaşayalım görelim değil mi şekerlerim. Olmadı boşanırım :) . Beni alacak başka adam mı yok :) . ( Bakar mısınız; sonucunda yine evlenecek...)

Kaçınılmaz son!!! Eh kaçamıyorsan, zevk alacaksın değil mi ?

Sevgiyle,
Esra






.Eleştiriler & Yorumlar

:: bir sonraki konu(bence)
Gönderen: Ayaz Şirin / , Azerbaycan
3 Aralık 2010
bazıları kendilerini gizlemek için sorular sorar, bazıları uzakalara bakar. ama geride brakılanlar nasıl ki insan ölüp de başka bir maddeye dönüşür, onlar da başka bir soruna(sorun gibi görünen) çevrilir. yorumları okuyamadım, yazıysa bana Anna Karenina`nı hatırlatdı: Kiti ve Levin. bence insan hali taşra köyü yoludur. nasıl, neyle gideceyini kestiremezsin, amma yanına en eski, sevdiyin, güvenli`lilerini alırsın. "tabiat boşluğu sevmez" var ya, insanlar da bir şeyi aynı ölçüde yaşamakdan yoksun, bu iyi bir şey olsa gerek. aşık oldunmu, yarın onu evirib-çevirib şurasında-burasında ne var diye yoklama fikri 1000 yıllık bir keçmişe sahip. boş ver ne yapmayı, ne istediyine bak. Bana göre böyle.

:: güzeldi...
Gönderen: medusa / , Türkiye
10 Kasım 2008
her sabah aynı adamla uyanmak ...aslında sıkıcı ve korkutucu geliyor kulağa...tıpkı yalnız yaşlanmak, anne yada baba olamamak ve ömrünün son demlerinde hep bu pişmanlıkla geçirmek gibi. kabul etmeliyim ki yazı gayet güzeldi :)

:: Merhaba...
Gönderen: Öznur Çetin / İzmir/Türkiye
6 Ekim 2005
Evlilikten son anda vazgeçmiş biri olarak bu yazıyı okumak beni hiç sıkmadı, aksine sevindirdi ne güzel, hala benim gibi düşünenler var... saygılarımla :)...

:: Evet
Gönderen: dilaver demirağ / İstanbul/Türkiye
3 Eylül 2004
Evet bu anlatılanlar evlilik denilen süreci yaşayan biri olarak benim de yaşadığım bir duygu.Uzun bir süre direndim ve sonra bir gün hayatımda bir istikrara gereksinim duyduğumu hissetim ve yaşantıma bu isitikrarı getirecek olan kişi ile de evlendim. Ve sonra hayatın monotonlaşamaya başldığını, hayır ben farklı kılacağım dediğim evliliğimin tıpkı diğer evlilikler gibi olduğunu görünce "kurumlar bizi aşar abi" diyerek, bu işin böyle gelmiş böyle gideceğini anladım. İstediğin kadar diren alışılan roller kolayca değişmiyor, hayatınız çorabın nereye soyulacağı, yahut o gün yemek yapılıp yapılmamış olması gibi dışrdan baktığınızda incir çekirdeğini doldurmaz konular ile tükenebiliyor. Tüm bunlara bir de hayatın yıpratıcı sorunları da eklendiğinde, en sağlam sevgiler bile gün gelip çözülebiliyor. En berbatı da anlamsız sorunlardan çıkan tartışmalar. Kısacasdı evlilik dendiğinde herhalde cilt cilt roman yazarım gibi geliyor bana. Ama size bir sır, bu iş tıpkı sünnet gibi ne kadar çabuk olursa dayanmak da o kadar kolay. Hani eskiden birlikte büyümek denilen şey. Ve ne kadar gecikirse de o denli sancılı. Çünkü kişilikler oturmuş oluyor, alışkanlıklar yerleşmiş bulunuyor.Ve bunlarda rahtlıkla çatışma ve uyuşmazlık nedeni olabilliyor. İkinci sır eğer gelenksel ilşkiler ise aradığınız, yaşamdan beklentileriniz büyük değil de "sıcak bir yuva" kollarınza sarılan bir çocuksa geç kalmadan evlenin. Aksi halde uğramayın bile. Kısacası Esranın dillendidikleri kadın ya da erkek ayrımı olmdan tüm eğitimli, entelektüel alışkanlıkları olan kadın ya da erkekler için geçerli kanımca.

:: Yok Kaamurananım yok
Gönderen: Kenan Kuli / Döner Koltuğun üzeri
1 Nisan 2004
Yani biraz hata yok mu Kamuran Esen? Esraanım birlikte uyanışın ki bu uyanışı aydınlanış olarak kavrarsak, (bu durumda tamamen duygusal bi söylem söz konusu), bi süre sonra ne olur diye yorumlamış.. Siz kahvaltı sigara filan diyince yani hiç kahvaltıyla duygusal dirilişe geçen olmuş mudur merak ettim şimde...O dedikleriniz fiziksel gereklilikler olmasın sakın.... Ama kahvaltıda saçici olmaktan söz etmiyor mu bu yazı.. yani Her sabah yapılan kahvaltıda Böğürtlen Reçeli yemek nasıl bi duygudur diyo bence.. İllaa Kahvaltı olacaksa açılım.. ya da hep kısa kemıl mı içmeli bi tiryaki hiç kısa samsun içmesin mi var biraz da.. değil mi Kamuran Esen ?..di mi kız Esra

:: ZOR OLMALI
Gönderen: Zeki Kumova / İzmir
30 Mart 2004
Aşka inanmamak, sevginin her ne sebepten olursa olsun birgün biteceğini bilmek ama bunu atıp bilincin derinliklerine seslendirememek; oturup böyle bir yazı yazmak ihtiyacının adlandırılmamış sebepleri olsa gerek. Herşey yaşama dahil, insana dair olsa da; ihtimal hesaplarıyla açılan yüreğin, yatağın ve yaşamın yaşadığı tedirginliklikler, telaşlar paragraf başı gibi duruyor her satırda. Elbette ki; özgür geçinip, kendi coğrafyasında kaybolan bayan okuyucuları, bunları okuyup küfreden ya da tersi; "ya tutarsa" diye mesaj atan baylerın okuma güdüsünü tahrik etme çabasını da göz ardı edemiyorum. Yazma eğer duygusal bir masturbasyonsa, okunma da onun orgazmı olsa gerek, yazacak kadar cesur, itiraf edemeyecek kadar korkak olanlar için.... son söz; bazıları yaşadığı gibi yazar, bazıları yazdığı gibi yaşar..... Z.

:: Nassssı yani??
Gönderen: Didem SEVİNÇ / İstanbul
30 Mart 2004
Sevgili Esra,birazdan 12 haziranda evleneceğim nişanlımı arayıp herşeyin bittiğini söyliycem..O kadar gaza geldim sayende..:> düşünüyorumda biz böylemi olcaz cidden diye??Yok yahu,benim sevgilim acayip çılgın,ne zaman ne yapacağımı belli olmayan,benide deli gibi seven adamın tekidir,yani sen şimdi akşam çamaşır yıkamaktan bahsettin ya,,hani belki ondan yırtabilirmiyim diye düşünüyorum...yemek yapmaktan büyük keyif alan adam çamaşırda yıkar herhalde..?bulaşığada bir el atsa hiç fena olmaz..yemin ederimki çamaşır makinası nasıl çalıştırılır onu dahi bilmem o kadar vasat durumdayım yani..hazıra konmaktan..:> neyse dedimya,,çok feci gaza gelmiş durumdayım..Benim derhal nişanlımı aramam lazım,,şimdilik 12 haziranda evleniyorum,,ancak 'sayende' bir değişiklik olursa haber veririm...:> Sevgilerimle,Didem.

:: Ben sana söyley'im.
Gönderen: Kâmuran Esen / Mudurnu
30 Mart 2004
Merhaba Sevgili Esra; Yazını bir solukta okudum.Okumadım da sanki, etrafı ağaçlarla süslenmiş bir yolda koştum.Ama sonunda yorulmadım, aksine nefesimin açıldığını hissettim.....O kadar akıcıydı ki.Güzel anlatımın için kutlarım önce. Her sabah aynı adamla uyanmak nasıl mı? Ben de sana bir soru sorayım:Her sabah kahvaltı etmek nasıl bir duygu? Veya her gece uyumak nasıl bir duygu? Yani demek istiyorum ki, sürekli yaptığımız bazı şeyler, her seferinde bize zevk verir.Yokluğunda, onun eksikliğini duyarız...........Yıllarca her sabah yanında uyandığın adam bir gece yanında olmadığında, uyuyamazsın.Hatta, yatağın ona ait bölünmüne bile geçemezsin........Her sabah aynı adamla uyanmak; bir sigara tiryakisinin, her sigara yakışta keyifle sigarasını içmesi gibidir.Her gece mutlaka uyuması gibidir.......Her sabah aynı adamla uyanmayı tavsiye ediyorum.Ben otuz yıldır, her sabah aynı adamla uyanıyorum.Ve o adamı çok seviyorum........Sevgiler...........Başarılı çalışmalarının devamını dilerim...Sevgiler....... Kâmuran ESEN




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın İtiraflar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Size Aşık Olabilir Miyim?
Bugün Seni Her Zamankinden Çok Özledim
Yine Geç Kaldım...
Bana Ait
Ben Evlenirken
Sana Bir Özür Borçluyum
Elma Şekeri
Amacım Gidişimi Anlamlandırmak
Satıyorum. Satıyorum... Satt... Tımm
Bir Lanet Edilesi Kitap Daha!

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Nefesimi keseceksin biliyorum!
Korkak Erkeklerden Sıkıldım
Aşk, askerlik, erkekler...
Kadın Olmanın En Güzel Tarafı Erkeklerdir
Korkak Erkeklerden Sıkıldım - 2
Red Kid
Bir gün size ahlak-sız bir teklifle geleceğim...
Sizin hiç sıfır kilometre sevdanız oldu mu?
Hatun Kaçmış Sen Hala…
benimle

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Gelme Bu Gece [Şiir]
Nehir, Deniz, Sen vs. [Şiir]
Aşkı Küstürdük! [Şiir]
Bir Islık [Şiir]
Aşktan Korkan Adam [Roman]
Kurtlar Vadisi [Eleştiri]
İlk Gece Birlikte Olmayacak Hatun Aranıyor [Eleştiri]
Sevmedende Olur Diyorlar! [Eleştiri]
Benim Kocam Ab"ye Karşı [Eleştiri]
Reklamcılar ve Topluma Ettikleri [Eleştiri]


ESRA BAYKAL kimdir?

Arıza hallerin dışa vurumu

Etkilendiği Yazarlar:
Ahmet Altan,Murathan Mungan, Sait Faik, Alain De Paton


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © ESRA BAYKAL, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.