..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Bilmezlik ile ne hoştum; hayalimde ne güzellik, ne de aşk vardı." -Fuzuli, Leyla ile Mecnun
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Anı > adnan karakuş




27 Haziran 2006
Hayat Dersi...  
adnan karakuş
İntihara kalkışıp, kendini ve ailesini perişan eden gence , doktorun verdiği hayat dersinin öyküsü ...


:AHGG:
Piyasaya yeni çıkacak bir ilacın araştırmasını yapmak için Acil servisteydim.
Her büyük hastanenin acil servisinde olduğu gibi,
burada da nöbet hareketli geçiyordu.doktorlarla müsait olduklarında görüşeceğim için Tecrübeli uzman hekimlerin yanında, Ben sadece olup bitenleri dikkatlice izliyordum.

Saat gecenin bir buçuğuydu. iki bayan, kollarından tuttukları , 16-17 yaşlarında ,esmer, topluca bir delikanlıyı
hastaneye getiriyordu. Delikanlının babası olduğu anlaşılan bir bey arkalarından soluk soluğa geliyor ,
bir yandan da şöyle sesleniyordu :

- Kurtarın yavrumu,kurtarın çocuğumu !

Nöbetçi doktor , gecenin yorgunluğuyla gömüldüğü koltuğundan doğruldu. Bu arada hemşireler yeni gelenleri karşılıyordu.

Ben doktorun yanında ayakta bekliyordum. Adam konuşmaya devam ediyordu ;

- Doktor Bey , oğlum intihar niyetiyle ilaç içmiş. Annesi fark edince, hemen getirdik.

- Aldığı ilaçlar yanınızda mı ?

Adam , ceketinin ceplerinden hap kutularını çıkarıp doktora gösterdi.

- Şu haptan on beş - yirmi tane , şundan on kadar , şundan da üç-beş tane içmiş.

- Ne zaman içtiğini biliyor musunuz ?

- İki saat kadar olmuş.

Doktor hap kutularını uzun uzun inceledikten sonra , bir delikanlıya , bir de kutulara baktı.
Ardından kafasını sağa sola sallayıp yüzünü buruşturarak

-Hımm ! Yazık , çok yazık !

Aile endişe ve merak içinde , doktorun bir şeyler söylemesini bekliyor , ama doktordan ses çıkmıyordu.
Bense , gencin midesini yıkayacaklarını düşünüyordum. Kısa süren bir sessizlik, babanın sorusuyla bozuldu:

- Ne yapacağız doktor bey ?

Doktorun yüzü gerginleşti . Bakışlarını ümitsizce kaldırdı. Dudaklarını ısırdı. Başını çaresizce sağa sola salladı .
Elleriyle de çaresizlik işareti yaptı. Ağzından dökülen son sözler , hasta ve yakınları için kurşun gibiydi.

- Üzgünüm! Yapılıcak bir şey yok . Hem bu ilaçlar ... Üstelik de geç kalmışsınız.

Ben göz ucuyla aileye baktım. Hepsinin gözleri fal taşı gibi açılmış , beti benzi atmıştı. Delikanlının yüzü korkuyla gerilmişti.
Annesi ve kız kardeşinin desteğiyle ayatkta zor duran delikanlı, birden doğrulup pür dikkat doktora baktı.

Doktorun ifadelerindeki kesinliği ve yüzündeki ciddiyeti görünce sarsıldı. Dizlerinin bağı çözülmüşcesine kendini yere bıraktı. Aile fertlerinin ayakta duracak mecalleri kalmamış olacak ki herbiri bir kenara çöktü. Baba ve anne birşeyler mırıldanıyorlardı. Uzun süren bir suskunluk ve şaşkınlıktan sonra : Ne olacak doktor bey ! Hiçbir şey yapamaz mısınız ?

- Artık çok geç. Bu durumda maalesef bir şey yapamayız. Yapsak da yararı olmaz herhalde bir saate kadar hastayı kaybederiz. Gene de hastayı müşahede altında tutalım.

Ben de en az aile kadar şaşırmıştım . Delikanlının yüzüne bakıyordum. Ölüm endişesi ve ümitsizlik, iliklerine kadar işlemiş gibiydi. Kendimce neler hissettiğimi düşündüm. Ölüme bu kadar yaklaşmak gerçekten zor bir durum olmalıydı. Hem insanın bir saat sonra öleceğini bilse neler düşünür neler hisseder, neler yapardı ?

Aslında her birimizin , ölüme bir saat yaklaşacağı an gelmeyecek miydi ? Hayatın karmaşa ve med -cezirleri arasında ölüm gerçeğini nasıl da atlıyor ve kendimize uzak görüyorduk. Şimdi bu delikanlı geçmişini, arkadaşlarını , ailesini düşünüyor olmalıydı.
veya ölümden sonraki hayatı ; yani bir saat sonrası belki de arkasından neler düşünülüceğini konuşulucağını...
Halbuki ne kadar çok planı vardı. Şimdi ise , o planları düşünmek bir yana son saatini nasıl geçiriceğine dair doğru düşünme melekesini bile kaybetmiş gibiydi. Diğer taraftan , hayat devam ediyordu. İçeride yatmakta olan bir hastanın yakınları doktora
bir şeyler sorarken , sedye ile bir hasta daha getiriliyordu. O ara başka bir doktor kapıdan içeri giriyordu. Biliyorum , sohbet için geliyor . Az ötede , hemşirelerin küçük teybinden, bir arabeks parça yükseliyor : Batsın bu dünya hayatla ölümün iç içeliği
galiba diyorum kendi kendime ... Baba toparlandı. Yalvaran bir eda ile sorusunu tekrarladı :

- Hiçbir şey yapamaz mısınız doktor bey ? Hiç mi ümit yok ?

İçeri yeni giren doktor , kaş göz işaretiyle ne olduğunu sordu. Doktor ayağa kalkıp kesin bir ifade ile cevap verdi. :

- İntihar girişimi doktor bey . Geç kalmışlar maalesef. Durum da ciddi yapılıcak bir şey kalmamış .
Sonra raporunu düzenleriz.

Söylenenleri dikkatle dinleyen delikanlıyı ölüm gerçeği ile yüzleşmek ürkmüştü. Pişmanlık duygusu içersinde ve titrek bir sesle doktora " Kurtulmak için ne yapmak gerekiyorsa yapmaya hazırım. Ne olur doktor ! Beni kurtarın , ölmek istemiyorum . dedi .

Doktor oralı bile olmadı.
içeri giren diğer doktor,
- Ölüme bu kadar yakın bir kimseyi daha önce hiç görmemiştim. Üstelik çokda gençti. Morga gidip , gencin otopsisini düşünüyorum.

- Demek , karşımda duran bu diri beden birazdan ölecek , otopsi için açılıcak ve biz bir rapor düzenleyip bırakacağız !

Hayat ve ölüm...

Yaşamak ve ölmek ..

Genç olmak , yaşlı olmak , hayatı anlamak , ölümü benimsemek ....

Hayatı ölüme bir girizgah olarak değerlendirebilmek ...

Ölüme her an hazır olmak ..Veya kendini hazır hissetmek ...

Kısacası ölüme kuşanmak ....

Hayata ve ölüme anlam kazandırmak ....

Bir sürü düşünce beynime doluşuyor. Doktor oradan uzaklaştı. Ben de peşinden gittim. Biraz korkak bir tavırla sordum :

- Doktor bey ! o çocuk gerçekten ölecekmi, Doktor dönüp , gözlerimin içine baktı : Kardeşim görüyorsun , burada ayakta zor duran yaşlılar bile biraz daha hayatta
kalmak için mücadele ederken , bu delikanlı dana on yedi yaşında ve intihara kalkışıyor . Ölmek istiyorsa , neden mani olalım?
Biraz isteği ile baş başa kalsın bakalım. Ölüm ne imiş , hayat ne imiş düşünsün ! Yaşamanın değerini, ailesine ne kadar
acı çektirdiğini fark etsin ! Dahası Allah'ı hatırlasın ; kul olmayı... Ölümü ve sonrasını da tabii ki ...Arkasından , beni bir kez daha şaşırtan bir kahkaha atıp şöyle dedi :

- Yoksa , sende mi inandın öleceğine ?

- Ne yani , delikanlı ölmeyecek mi ? Gülerek , ilaç kutularını gösterdi. Elindekiler vitamin hapı , öksürük ilacı ve balgam sökücülerdi.



Mutlu ve sağlıklı kalın ...

.Eleştiriler & Yorumlar

:: tebrikler
Gönderen: mehtapKarakaşlı / İzmir/Türkiye
19 Mart 2007
her zamanki gibi nefis bir öykü öykülerinin müdavimi oldum antojojiden takip ettiğim beyendiğim yazar ve şair adnan beyi tebrik ederim öyle güzel ve akıcıki düşündürüyorda

:: tebrikler
Gönderen: mehtapKarakaşlı / İzmir/Türkiye
19 Mart 2007
her zamanki gibi nefis bir öykü öykülerinin müdavimi oldum antojojiden takip ettiğim beyendiğim yazar ve şair adnan beyi tebrik ederim öyle güzel ve akıcıki düşündürüyorda

:: tebrik ederim oncelikle askim
Gönderen: elmas / Eskişehir/Fransa
28 Eylül 2006
oykunu basta okurken cok uzuldum inan agladim da,sonunu okuyunca cok mutlu oldum bu oykunde hem aci var hem mutluluk yuregine ellerine saglik yazilarinin devamini bekliyorum

:: Ellerine sağlık
Gönderen: yusuf yıldız / İstanbul/Türkiye
29 Haziran 2006
İlk önce okurken aklıma gelen soru ? neden intihar'a kalkışmış diye geldi sebep ne olursa olsun bence yaşamak güzel ama sonu korktuğum gibi olmadı :) bu arada gerçekten herkesin yaşayamayacağı bir durumla karşılaşmışsın.. paylaşımların için teşekkür ederim dostum




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın anı kümesinde bulunan diğer yazıları...
Bir Aşk Hikayesi

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Dostluk Budur İşte,,
**yaşama İsteği...
En Güzel Çiçek Yarışması:
Basit Bir Tercih
Yaşlı Kadın İle Meşe Ağacı
Rus Çarı ve İşçi
Küçük Itfaiyeci
'' Işık ''

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Yokluğuna Dayanmak [Şiir]
Beni de Çağır [Şiir]
Ask Yağmurda Islanmaya Benzer [Şiir]
Ben Acılar Denizinde Boğulmuşum [Şiir]
Yağmur ve Sen [Şiir]
Elemli Aşk [Şiir]
Bir Ardıç Kuşuyum Ben [Şiir]
****yalnızlığımı Sevmeye Başladım... [Şiir]
Duyarsın Diye [Şiir]
Bir Daha Ölemem [Şiir]


adnan karakuş kimdir?

umutlara ve mutluluklara yolcuyum. . .

Etkilendiği Yazarlar:
sadece sevdiğime


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © adnan karakuş, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.