..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yaşam ciddi, sanat neşelidir. -Schiller
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Gülmece (Mizah) > Aysel AKSÜMER




23 Mayıs 2011
Garip Bir Talep  
Aysel AKSÜMER
Bazı insanlar akıllıdır ama delilik kanında vardır. Kimisi de delidir ama akıllı geçinir. Müşteri velinimettir. Bakalım bizim öyküde de öyle mi?


:AGAC:
Vitrinin önünde bir süre durdurduktan sonra kapıyı iterek içeriye adımını attı. “Hoşgeldiniz” diyen dükkân sahibinin sesini duymamış gibiydi. Duvardaki resimleri uzun uzun inceledikten sonra parmağı ile renkli ve parlak kâğıda basılmış olanı işaret etti. “Ben de aynı bundan istiyorum” dedi kararlı bir şekilde.

Erdal, “Tamam amca” dedi ve karanlık odanın ışığını yaktı. Gözlerini yaşlı adama doğru çevirdi.

“Gelin böyle! Siz içerideki sandalyeye oturun. Ben hemen geliyorum. Elinizdeki poşeti de aynanın önüne koyabilirsiniz”.

Hasan amca aynaya doğru iyice yanaştı. Arka cebinden çıkardığı ince ve küçücük tarakla seyrek saçlarını yana doğru itinayla taradı. Gözündeki gözlüğü çıkarıp aynanın önüne bıraktı ve “Tamam. Ben hazırım” diye seslendi içeriye.

Erdal, Hasan amcanın yanına giderek omuzlarını biraz arkaya doğru itti. Başını da hafif yana doğru eğdi. Işığı kapatıp tekrar yerine geldi.

“Amcacığım hiç kıpırdama böyle kal. Çekiyorum” dedi ama birden amcanın elindeki pakete takıldı gözü. “Amcacığım ama sen elindeki şeyi bırakmamışsın. İyi ki fark ettim. Resmin bütün güzelliği kaybolacaktı”.

Hasan amcanın hiç bir tepkide bulunmaması Erdal’ın tuhafına gitmişti. Paketi almak üzere elini uzattı ama boşta kaldı. Yaşlılıktan dolayı işitmemiş olabileceğini düşünerek iyice eğildi ve kulağına aynı sözleri tekrarladı. Yine tepki yoktu.

“Amcacığım elindeki nevresim takımı mı? Herhalde yeni aldın ve çok beğendiğin için de bırakmak istemiyorsun. Korkma çalınmaz burada. Hadi ver de bir köşeye koyuvereyim.
Hasan Amca’nın beyaz gür kaşları çatılmıştı. Titreyen dizlerinin üzerine avuçlarını bastırarak “Sanane be oğlum. Parasıyla değil mi? Ben böyle poz vereceğim. Keyfimin kahyası mısın? Üstelik o nevresim falan değil. Benim kefenim! İstersem giyinir çektiririm! Hem bu benim son fotoğrafım olabilir. Beş tane çocuğum var. Bana o kadar çoğaltacaksın. Var mı itirazın! ”

Erdal geri geri çekilip lambayı yaktı ve odanın kapısını ardına kadar açtı. Vücudunun titrediğini hissedebiliyordu. Dili dolaşmış, boğazı kurumuştu. “Deli midir nedir!” diye düşündü sonra Hasan amca ile göz göze geldi. Hasan amca kıkır kıkır gülüyordu. Omuzları da bir yukarı bir aşağı inip çıkıyordu.

“Korkma! Deli değilim ben. Bizimkilere şaka yapacağım. Bu aralar hepsinin suratı beş karış. Onları eğlendirmek de benim işim. Rahmetli hanımına “Ölümlü dünya. Eğer önce ben gidersem en sevdiğim yemeği pişirip mezarımın başına koyacaksın.” diye söz almıştım. Ama o benden önce öldü. Şimdi çocuklara söylüyorum “makul ve mantıklı bir şey iste” diyorlar. İnsanın hanımın yeri bir başka evladım.”

Erdal kafasını dışarı doğru çıkardı ve eliyle yardımcısına “çabuk buraya gel” diye işaret etti. Sami, ustasının çağrısına elindeki işi bırakarak koştu. Hiç onu böyle panik halde görmemişti.

Sesi titreye titreye “Amca! Böyle bir hatıra fotoğrafı çektirmen bence hiç uygun değil! Şahsen benim babam böyle bir resim çektirip bana verse, hadi bir de ölse, vallahi ben korkumdan o resmi değil çerçeveletip duvarıma asmak, elimi bile süremezdim. Hortlak görmüş gibi olur insan. Ne bileyim. Ben derim ki gel adam akıllı bir resim çekeyim sana. Bırak şu kefenini”.

Hasan amca resim konusunda oldukça ısrarlıydı.

“Seksen iki yaşındayım. Aklım da gayet yerinde oğlum. Çek işte! Uzatma!

Erdal deklanşöre alelacele bastı. Hasan amcanın mutluluğuna diyecek yoktu. “Çektiysen hadi yardım et de sandalyeden kalkayım” dedi gülerek.
Birlikte odadan çıktılar. Erdal, kasaya doğru yöneldi. Hasan amca iç cebinden cüzdanını çıkarmaya çalışıyor bir yandan da seçtiği resme bakıyordu.

Erdal, Hasan amcanın uzattığı parayı alıp üstünü geri verirken “Amca merak etme. Aynı o beğendiğin resim kadar güzel çıkar. İki gün sonra da gelir alırsın ” dedi.

Hasan amca dükkândan çıkar çıkmaz Erdal pelte gibi olmuş bedenini deri koltuğuna bırakıverdi. Sami “Ağabey biz rüya falan görmedik değil mi?” dedi çakır gözlerini ustasına dikerek.

“Düğün, sünnet, kına, mezuniyet daha pek çok amaç için resim çektim ama vallahi kefenle ilk kez oluyor” sözleri dökülüverdi Erdal’ın dilinden.

Birden kapı tekrar açıldı ve gelen Hasan amcaydı.

“Merhabalar çocuklar. Demin söylemeyi unuttum da geri döndüm. Bu kefeni aldığım adam sordu bana “Beyamcacığım, rahmetli iri yapılı mıydı yoksa minyon muydu? Kefeni ona göre vereceğim de!”. Ben de “Kendim için alıyorum” demiştim. O satıcı da aynı sizin gibi şaşırmıştı. Hadi Allah’a emanet olun. İki gün sonra ölmez sağ kalırsam görüşmek üzere”.

Aysel AKSÜMER

.Eleştiriler & Yorumlar

:: teşekkürler
Gönderen: Aysel AKSÜMER / , Türkiye
23 Mayıs 2011
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Gerçekten o kadar enteresan olaylar var ki. Sizin bahsettiğiniz yaşlı teyze de bayağı cesurmuş. Beğenmenize çok sevindim. Sevgilerimi sunuyorum.

:: Hoş...
Gönderen: Vildan Sevil / , Türkiye
23 Mayıs 2011
Hoş bir öykü..Ben de ceviz ağacından tabutunu yaptırıp yıllarca evinde saklayan bir yaşlı teyze tanımıştım. İn-san:)) Sevgiler..




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Düşme Sanatı
Muamma
Keşke!
Depresyon - 2 (Son Bölüm)
Depresyon - 1
Yola Çıktık Bir Kere (1)
Küçük Anların Büyüklüğü
Kayıp Düşler
Yalnızlık Meskeni
Hayat Perdesi

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Gelişi Güzel [Şiir]
Global Yalnızlık [Şiir]
Deliksiz Suskunluk [Şiir]
Kırık Bir Aşk [Şiir]
Yürekten Dökülen Dostluk Tanesi [Şiir]
Doğaya Karışmak İstiyorum [Şiir]
İstanbul Düşü [Şiir]
Erik Ağaçları [Şiir]
Bohçadaki Sözler [Şiir]
Geceler [Şiir]


Aysel AKSÜMER kimdir?

Halkla İlişkiler mezunuyum. Devlet memuru emeklisiyim. 2 evlat sahibiyim. Ankara'da yasiyorum. Bir Oyku Kadar Kisa Bir Roman Kadar Derin Hayatlar isimli oyku kitabinin yazariyim.

Etkilendiği Yazarlar:
Orhan Veli KANIK, Reşat Nuri GÜLTEKİN, Anton Çehov


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Aysel AKSÜMER , 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.