..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Usun ve deneyimin aksaçlılarınki gibi, ama yüreğin masum çocuklarınki gibi olsun." -Schiller
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Yazar Portresi - Hakan Yozcu
Hakan Yozcu - Kendi Dünyam
Site İçi Arama:


Öykü
  Son Dua (Hakan Yozcu) 2 Mayıs 2011 Anı 

Artık kapılar açıldığı için Rum tarafına rahatça geçebiliyorlardı. Aslında gitmeyi çok sevmiyordu; ama nedense içinden de hep gitmek isteği geliyordu. Sanki oralarda yıllar önce kaybettiği bir şeyleri bulacak gibi hisse kapılıyordu. Bir umut taşıyordu içinde. Ne olduğunu bilmediği, görmediği bir şey tasarlıyordu hayalinde. Bazen gözlerinin önüne birini getiriyor ama kim olduğunu kendisi de kestiremiyordu. Puslu, sisli bir görüntü içinde iri yarı, dev gibi birini görüyordu sanki…

  Küçük Bir Kaza Yaşadık (Hakan Yozcu) 30 Ocak 2014 Anı 

Biraz sonra, Allah'tan mı desem bilmiyorum, araba kendiliğinden duruyor. Tabii ben öyle sanıyorum... Meğer arkada koskocaman bir jip var. Araba sanki onu görmüş ve onun heybetli görüntüsünden korkudan duruyor

  4. Türkoloji Buluşması Kktc Gezisi (Hakan Yozcu) 21 Mayıs 2014 Anı 

KKTC Gezi programımız bu gün resmen başladı. Programda önce Sayın Cumhurbaşkanımıza yapılacak ziyaret vardı. Son güne kadar programda adımız vardı. Fakat Uluslararası görüşmelerin başlaması nedeniyle Cumartesi günü yapılacak olan tüm randevuların iptal edildiğini öğrendik. Tabii bu tüm arkadaşlarımızda bir hayalkırıklığı ve bir üzüntü yarattı. Çünkü hepsi de o anı, Sayın Cumhurbaşkanımızı görmek, kendilerinin elini sıkabilmek ve kendileriyle sohbet etmek düşüncesini taşıyorlardı. Bu, tek hayalleriydi. Olmadı. “Nasip değilmiş” dedik ve saygıyla karşıladık...

  Topuk Dikeniyle Yaşamak (Hakan Yozcu) 22 Ağustos 2014 Anı 

aat 10.00'a kadar gelen giden olmadı. 10.00'u biraz geçe kapıda görevli bir genç belirdi. "1 Numara!" diye bağırdı. Ve "Benim" diyen kişiyi kapının önünde beklemeye aldı. 5-10 dakika sonra doktor geldi. Saat tam 10.15. Sakin bir şekilde sıramızın gelmesini bekledik.

  Ferhat Gibi (Hakan Yozcu) 9 Eylül 2014 Halk Öyküleri 

Manjhi, öyle bir köyde yaşıyordu ki, hastaneye ulaşacak bir yol yoktu. Arada bizim Beşparmakdağları’na benzer bir dağ vardı. Ve en az 71 km bu dağı tırmanıp aşması gerekiyordu. Manjhi, bu dağı bir türlü aşamadı.

  Beyaz Melekler (Hakan Yozcu) 10 Mart 2015 Anı 

Ve hastanedeyim. Ben, arabadan hemen aşağıya iniyorum. İki büklüm, ellerim kucaklarımda birbirleriyle kenetlenmiş... Hastanedeki görevliler beni o halde görünce hemen koşuyorlar. Tabii tanıyanlar da var aralarında beni... İlgi oldukça büyük... Tüm kapılar sonuna kadar açılıyor adeta... Hemşireler koşuyor, "Donuyorum, beni ısıtın diyorum..." Fakat, kat kat giyinmişim... Kazak, ceket, palto ve bir battaniye...

  Ulu Çınar (Hakan Yozcu) 10 Mart 2015 Anı 

Yol uzundu. Nedense hiç bitmiyordu. Kırk dakika bana saatler gibi gelmişti. Yüzüm gülmüyordu. Her zaman olduğu gibi şimdi şen, şakrak, mutlu değildim. Etrafımda gördüğüm her şey ve hiç kimse, pek hoş, pek güzel gelmiyordu bu sefer bana. Bir umutsuzluk, bir acı bekleyiş vardı yüreğimde. Sanki önümü göremiyordum. Bir saat sonrasının neler getireceğini bilemiyordum. Önsezi yetimi kaybetmiştim sanki. Sadece bekliyordum.

  Ritsa Gölü Efsanesi (Hakan Yozcu) 20 Ağustos 2015 Aşk ve Romantizm 

“Bir zamanlar Ritsa Gölü’nün yerinde bir vadi ve onun içinden akan bir ırmak varmış. Bu vadinin masalsı yamaçlarındaki meralarda, dünyalar güzeli bir kız yaşarmış. Adı Ritsa olan bu kızın Agepsta, Atsetuk ve Psegishi adında üç erkek kardeşi varmış. Erkek kardeşleri gündüz ormanda avlanır, akşam olunca da kulübede toplanırlarmış. Ritsa onlara yemekler hazırlar ve şarkılar söylermiş.

  İran’dan Acı Bir Aşk Hikâyesi (Hakan Yozcu) 25 Aralık 2015 Başkaldırı 

Bu hikâyede de farklı bir tat, farklı bir duygu, farklı bir düşünce bulacağınıza inanıyorum. Sayın Şirin Bal’a teşekkür ediyorum: “İran'daki devrim yasalarına göre "fuhuş'un cezası idam'dır.” Bir erkekle birlikte görülen kadın, erkeğin eşi ya da birinci derecede akrabası olduğunu ispat edemediği takdirde fuhuş sayılarak cezalandırılır.

  Nasılsın? (Hakan Yozcu) 19 Ocak 2016 Didaktik 

- Ama, "O" dedin. – “O” mu dedim? -Evet , ben, O'nu sormadım ki. Seni sordum.

  Bağdat Hurması (Hakan Yozcu) 25 Ocak 2016 Gülmece (Mizah) 

Biraz sonra gözüm şoförün ön kısmında bulunan dikiz aynasının üzerine asılmış bir kâğıda takılıyor. Kağıdın üzerinde eski yazılarla "Bağdat Hurması" yazıyordu. Tabii Osmanlıca okumayı bildiğim için bu yazıyı da kolayca okuyorum. Sanıyorum Arap ülkelerinden birinden alınarak getirilen Hurma paketlerinin üzerindeki etiketlerden biri. Şoföre "Hurma mı satıyorsun?" dedim.

  Aksilikler (Hakan Yozcu) 12 Şubat 2016 Beklenmedik 

Sabah erkenden ustalardan bir telefon geldi. “Ağabey, tutkallar yok” dedi. “Hemen geliyorum” dedim. Arkadaşa gittim. Arkadaş, dükkânda yok. Dükkâna bakan genç bir çalışan var. Soruyorum. “Ustan nerede?” Cevaplıyor: “Ağabey, ustam dışarıda. Öğleden sonra ancak gelir.”

  Sevgisiz Sevgi (Hakan Yozcu) 4 Nisan 2016 Başkaldırı 

Peki sevgisiz sevgi olur mu? Sevmeden sevmek. Veya sevmediği halde sever gibi görünmek. Veya sevdiği halde, sevmemek. Adını varın siz koyun. Dedik ya ailelerde sevgi önemlidir. Bir baba düşünün. Gözünü para hırsı bürümüş. Varsa yoksa para. Başka bir şey düşünmemiş. Çocuklarının her bir ihtiyacını karşılamış. Bir dediklerini iki etmemiş. Onlar ne istemişse, on katı fazlasını almış. Çünkü maddi yönden hiçbir sıkıntı çekmemiş. Ve çocuklarına da çektirmemiş. Ama gelin görün ki, ömrü boyunca o çocuklarıyla bir gün dahi oturup oynamamış.

  Emanet (Hakan Yozcu) 30 Eylül 2016 Toplumcu 

Ali Ağa ayağa kalktı. Şaşkınlığını hala üzerinden atamamıştı. Çünkü evine ilk defa bir Rum geliyordu. Ne yapacağını şaşırdı. Kısa bir süre sonra şaşkınlığını üzerinden attı. Yüzü içtenlikle gülmeğe başladı. Rumlara dönerek: -Vay benim gardaşım! Velcome, velcome. Hoş geldiniz, hoş geldiniz, dedi. Onları samimi bir şekilde karşıladı. Buyurun oturun. Bir çayımızı, gahvemizi için. Ali Ağa’nın bu samimiyeti Rumlara da bir güven vermişti. İçlerindeki tereddütler de tamamen ortadan kalkmıştı. Ne de olsa nasıl karşılanacaklarını bilmiyorlardı. Çünkü bu insanlar hakkında olmadık hikayeler dinlemişlerdi yıllarca. Oturdular. Yarı İngilizce, yarı Türkçe, daha çok Rumca dertlerini anlatmaya çalıştılar.

  Gulit (Hakan Yozcu) 30 Eylül 2016 Toplumcu 

Köyde çocukların da maskotu haline gelmişti Gulit. Yoldan geçen çocuklar, ona bakmadan edemiyor, ona dokunmadan, okşamadan, sevmeden yapamıyorlardı. Her çocuğun ağzında: - Gulit gel! Gulit gel! Gulit! Gulit! Gulit!... gidiyordu. Gulit arada sırada koyun gütmeye de giderdi. Burhan’ın koyunları vardı. Her koyuna gittiğinde Gulit’i de götürürdü. Gulit de sahibiyle birlikte giderdi. Üstelik de çok mutlu olurdu. Gulit olduğu zamanlar, Burhan pek fazla yorulmazdı. Çünkü verilen bütün komutları Gulit yerine getirirdi: “Gulit koş!” Gulit koşardı. “Gulit, koyunları çevir!” Gulit çevirirdi. “Gulit otur” Gulir otururdu.

  Düşen İlk Yağmur (Hakan Yozcu) 21 Kasım 2016 Anı 

Ben, çok severdim ilk düşen yağmurdan sonra etrafa yayılan toprak kokusunu… Başka bir kokusu olurdu. Beni alır, farklı dünyalara götürürdü hep… Mis gibi gelirdi bana… “Toprak kokuyor” derdim hep. Dışarı çıkar bu kokuyu sonuna kadar teneffüs ederdim.

  "Kuzucuk Köyü"nde Sabah Kahvesi (Hakan Yozcu) 21 Kasım 2016 Anı 

Küçük, temiz ve şirin bir yer “Barış’ın Yeri.” Burasını, belediye açmış. Hakan, “Ben çalıştırıyorum burasını” diyor. “ Genelde hafta sonları hizmet veriyorum. Sabah erkenden gelip açıyorum. Erkenci müşterilerim var. Gelip kahve içerler. Döner veya kebap yerler. Öğleye doğru da kapatırım” diyor…

  Güle Güle Omarım (Hakan Yozcu) 14 Ekim 2017 Halk Öyküleri 

O dönemde Kesikkeli Köyü’nde yaşayan Çerkez Kerim Ağa vardı. Yaşadığı konağı, tam bu Ceyhan Nehri’nin kenarındaydı. Yaşı ilerleyen Kerim Ağa felç geçirerek hasta olmuştu. Tekerlekli sandalyede yaşamını sürdürüyordu. Yanında da işçi olarak çalışan, halk arasında tutma veya yanaşma denilen işçi Ömer vardı. Ömer’e halk ağzıyla ona Omar deniliyordu.

  Davetsiz Misafirler (Hakan Yozcu) 1 Aralık 2017 Anı 

Kimdi bu kişiler? Nasıl insanlardı? İyi insanlar mı? Kötü insanlar mı? Ne amaçla evime gelmişlerdi? Gerçekten satıcı mıydı bunlar? Güvenli mi idiler? Güvenli olduklarına ne kadar emin olmalıydım? Çünkü bu tür dolandırıcıların, geçmişte kapılara kadar gelip yalan söyleyip aldatarak vatandaşları soydukları, dolandırdıkları biliniyor.

  Sevginin Adı Başka (Hakan Yozcu) 3 Nisan 2018 Sevgi ve Arkadaşlık 

Kadın: - Execuse me, (Affedersiniz) dedi. Muhtara dönüp: - Kadın İngilizce konuşuyor. Yabancı sanırım, dedim. Karanlıktan ve uzak mesafeden göremediğimiz için kadının kucağındaki minicik köpeği ancak o zaman fark ettik.

 

 



...



 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Hakan Yozcu, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

 

Bu dosyanın son güncelleme tarihi: 24.06.2018 13:35:05