..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsanların arasında yaşadığımız sürece, onları sevelim. -Andre Gide
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > David Durak ARSLAN




18 Eylül 2011
Alevi...  
David Durak ARSLAN
« Aşk harmanında savruldum Hem elendim hem yoğruldum, Kazana girdim kavruldum, Meydana yenmeye geldim »


:DDBE:


« Biz Alevilerde İnsan-ı Kâmil olmanın bir tek yolu, bin ayrı süreği var » derdi büyüklerimiz.
Biz çocuksu dünyamızda, algılamaya çalışırdık bunun ne anlama geldiğini.
Geniş, inişli çıkışlı ve çıplak ayakla yaya yürünen bir yol gelirdi gözlerimizin önüne.
Yanyana çizgileri olan bin şeritli ve her insanın kendince yürüdüğü bir yol, düşlerdik.
« Bu yolda dört kapı kırk makam çıkar önümüze » denilirdi, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin ağzından.
Her kapıya vardığımızda içeri girmenin bir adabından ve her kapının arkasında bizi bekleyen on ayrı basamağından sözedilirdi.
Hangi şeritten yürünürse yürünsün, bu kapılardan geçip, bu basamaklardan çıkıp varılmak istenen hedef « İnsan-ı Kâmil » olma evresi. Damlanın derya’ya karışıp bütünleştiği, ben’liğin buharlaşıp hiçleştiği o nûrlaşma Hak ile Hak olma , Varlık içinde eriyip yok olma , « fenafillah » mertebesi.
Köy damlarında jandarma korkusuyla gizli yapılan Cemlerde, ulu ozanların deyiş ve nefesleriyle bülbül gibi şakırken Zakirleri dinlerdik. Biz kopardık manaların anlamını sonuna kadar takip edemeden. Bacadan köyün karanlığına sızan bir müzikalin yarattığı büyülü gecelerde, akranlarımızla yıldızları seyrederek çorak dam üstünde üzerimize kilimleri çekerek uykuya dalardık.
« İlk kapıda, benimki benim seninki senindir, manevi zenginliğe erişme, zahiri yükünü sırtına yüklenme evresidir ; Şeriat
İkinci kapıdaysa, seninki senin benimki de senindir, vazgeçmek, karşılıksız verebilmektir ; Tarikat
Üçüncü kapıda ise, ne seninki ne benimki, ben vazgeçtim, sen de vazgeçebilirsin demektir ; Marifet
Son kapıdaysa, ne sen ne ben, ikilikten kurtuldum, hak ile hak, en el hak oldum demektir : Sırr-ı Hakikat » diyen ak sakallı Dede’ler, kır saçlı Ana’lar girerdi düşlerimize.
« Aşk harmanında savruldum
Hem elendim hem yoğruldum,
Kazana girdim kavruldum,
Meydana yenmeye geldim » diyen Hatayi’nin nefesi üflenirdi ruhumuza, sabaha karşı esen serin yel ile.
« Bütün canlıları ve doğayı sevmektir bu yolun ana kuralı » derdi, Semah ibadetimiz.
« İncinsen de incitme » düsturuyla, şiddetten bizi alıkoyan Hünkar’ın, « Okunacak en büyük kitap insandır » öğretisiyle, tüm cihanın bir kütüphane olduğunu öğrenme şansına böyle erdik.
Yetmiş iki millete aynı nâzar ile bakmayı sazın, deyişlerin ve semahın ortak diliyle belledik.
İşte böyle büyüdük.
Biz, Kızılbaş çocukları, Alevi-Bektaşi kızları ve oğulları, başımız açık göğe, ayağımız yalın toprağa gönülden bağlandık.
Kul hakkına saygıyı, rızalığı, eline, beline, diline sahip olmayı, dar’a durmayı ibadet edindik.
Biz ki, Hümanızmanın Anadolu’da atan şah damarında bir damla kan olduk.
Can olduk.
Anamızdan Alevi doğmadık, ne olduysak biz seçerek ve gönülden olduk.
Hiç bir doğmatik din sınırları içine sığmadık ve sığamadık.
Hiç bir ideolojinin gemisinde uzun süre taşınmadık ve taşınamadık.
Hiç bir ırk, renk ve cinsiyet himayesine hapsolmadık ve olamadık.
Kabuğunu kıramayan, filizlenip tabiata karışamayan hiç bir tohumun içinde yaşam bulamadık.
Rızalık şehrinde gülü gül ile tartmak, gül almak gül satmaktır en güçlü rüyamız bizim.
İnsan-ı Kâmil olma yolculuğumuzda, evvel de bizden, ahir de bizdendir.
Tüm kâinata mihman olan evliyalar, embiyalar, börtü böcek, kurt kuş, gül ve bülbül, yer gök bütün hepsi aynı öz-dendir ve bizdendir.
Vahdet-i vücuttur.
Bir yerine dokunsanız, öbür yanı da sarsılır.
Bir tarafına görünseniz, öbür tarafı da hisseder.
Bir parçasını acıtsanız, diğer yanlarından da kan akar.
Şekil ve öz bir bütündür bizde.
Dışsal olan içsel ile, içsel olan da dışsal ile tamamlanır.
Bir zerresi tebessüm işitse, bir bütünü gülümser, güller açar.
« Her kim ki böyle hisseder ve yaşarsa, bizde Alevi O’dur » derdi büyüklerimiz.
O’dur bizde Alevi.
Durak Arslan
Strasbourg, 18.09.2011

.Eleştiriler & Yorumlar

:: Şekilcilik
Gönderen: ALİ YERLİ / , Türkiye
3 Aralık 2012
Ben yazınızı çok ilginç buldum. Bu anlattıklarınız tasavvufla nerede ayrışıyor tam çıkaramadım. Bir de "Hiç bir doğmatik din sınırları içine sığmadık ve sığamadık." diyorsunuz. Din inanç, inanışlar demektir ve neticede doğmatiktir. Doğmatik din sınırlarından kastınız sanırım şekilciliğe gömülmüş, şekli öne çıkaran dini yorumlarve anlayışlar diye anladım. Sevgi ve saygılar. Yerli

:: ...
Gönderen: Nihat Kaçoğlu / , Türkiye
30 Mayıs 2012
Ben de Alevi kökenliyim.Alevilik, Bektaşilik aslında bir deryadır.Dünyevi istekleri bir yana iterek fenafillaha erip insan-ı kamil olarak Hakk'ı bulmaktır Anadolu Aleviliği-Bektaşiliği.İnsanda cemal-i Hakk'ı görmek, insanı sevmek, tüm canlıları sevmek, hoş görmek, kusurları örtmektir Alevilik.Gönülden pası, öfkeyi, kibri atmaktır.Yalnız tabii bazı kardeşlerimiz Aleviliğin namaz, hac gibi ibadetlerin şekilsel kısımlarına uymayıp bunları batıni manada yorumladığını düşünüyor.Bunlar tartışılır tabii.




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ker - Bela...
Yeni...
Rüya
Giz

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yüzleşmek…
Ödül...
Turnalar...
Bir Hayal...

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Fransa"da Şiir Gecesinden Esíntíler… [Şiir]
Sen Varya [Şiir]
Unutmayı Unuttum [Şiir]
Güvercini Vurdular. [Şiir]
sevgilim [Şiir]
Seveceksin [Şiir]
Küsme [Şiir]
Aşk [Şiir]
mektup [Şiir]
Kadınlar... [Şiir]


David Durak ARSLAN kimdir?

Şiirlerim; Benim, su yüzünde görünen yedi'de bir'imdir, kalan altı'm denizin dibinde.

Etkilendiği Yazarlar:
Sen... yani dünya !


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © David Durak ARSLAN, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.